İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Taştan Başvurusu (B. No: 2014/1337)

1. Başvuru, yargılama sonucunu etkileyecek Avrupa İnsan Hakları

Başvuru No2014/1337Tarih19 Temmuz 2017Okuma14 dk · 2.746 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mustafa Taştan Başvurusu

Karar tarihi
19 Temmuz 2017
Başvuru Numarası
2014/1337
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.746 kelime·14 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yargılama sonucunu etkileyecek Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin ihlal kararı bulunmasına rağmen yargılamanın yenilenmesi talebinin

reddedilmesi ve bu talebi değerlendiren heyette önceki yargılamada görev yapan

iki hâkimin bulunması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. 1966 doğumlu olan başvurucu, Kandıra 1 No.lu F Tipi Yüksek

Güvenlikli Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmakta; bireysel

başvuruya konu yargılama dosyasından verilmiş müebbet hapis cezasının infazını

yerine getirmektedir.

10. Başvurucu, suç örgütü yöneticisi olmak ve ruhsatsız silah

taşımak şüphesiyle aranması nedeniyle 29/8/1999 tarihinde Ankara Cumhuriyet

savcısı huzuruna çıkarıldığını, ifadesinden sonra serbest bırakıldığını ancak

aynı gün bazı polis görevlilerinin kendisini tekrar emniyete götürdüklerini,

olayı avukatının Cumhuriyet savcısına bildirdiğini ve bir gün sonra serbest

bırakıldığını, salıverilme sonrası özel bir hastaneden aldığı raporunda darp ve

cebir izlerinin tespit edildiğini, polisler hakkında şikâyetçi olduğunu

belirtmektedir.

11. Başvurucunun suç duyurusu üzerine polisler hakkında

başlatılan soruşturma ve yargılama süreci, Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinde

kötü muamele suçu yönünden delil yetersizliğinden beraat, kişiyi hürriyetinden

yoksun bırakma suçu yönünden 10 ay hapis cezası ile 6/3/2006 tarihinde

sonuçlanmış, nihayet 20/3/2007 tarihinde Yargıtay tarafından zamanaşımı

nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmiştir.

12. Başvurucu, anılan olayla ilgili Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine (AİHM) başvurmuş ve AİHM, 26/6/2012 tarihli kararı ile anılan olay

ve yargılama süreci ile ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin

(Sözleşme) 3. maddesinin esas ve usul bakımından ihlal edildiğine karar

vermiştir.

13. Bu süreçte başvurucu hakkında 7/2/2000 tarihinde meydana

gelen öldürme olayı ile ilgili olarak soruşturma başlatılmış ve Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığının 6/4/2000 tarihli ve E.2000/86 sayılı iddianamesi ile

kasten öldürmeye azmettirme ve suç işlemek amaçlı örgüt yöneticisi olmak

suçlarından kamu davası açılmıştır.

14. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 27/10/2004

tarihli ve E.2004/78, K.2004/105 sayılı kararı ile başvurucunun kasten

öldürmeye azmettirme suçundan müebbet ağır hapis, çıkar amaçlı suç örgütü

yöneticisi olmak suçundan ise 3 yıl 8 ay ağır hapis cezası ile

cezalandırılmasına karar verilmiş; temyiz incelemesinden geçen dosya 31/5/2005

tarihli onama kararıyla kesinleşmiştir.

15. Daha sonrasında başvurucunun yeni yasa uyarlama ve temyiz

talepleri üzerine uyarlama yargılaması yapılmış ve karar, Yargıtay 1. Ceza

Dairesinin 15/5/2013 tarihli ve E.2013/1073, K.2013/3848 sayılı ilamı ile

onanmıştır.

16. Hükmün kesinleşmesinden ve polislerle ilgili yargılama dosyası

hakkındaki AİHM’in ihlal kararından sonra başvurucu

tarafından 26/11/2013 tarihli dilekçe ile yargılamanın yenilenmesi talebinde

bulunulmuştur. Mahkemenin 28/11/2013 tarihli ve 2013/799 Değişik İş sayılı

kararında, hükümlü hakkında AİHM tarafından verilen kararın Mahkeme

dosyasındaki yargılama ile ilgili olmadığı, soruşturma aşamasında işkence

yapıldığı iddiasına dayanan yargılamaya ilişkin olduğundan yargılanmanın

yenilenmesi şartlarını taşımadığı, benzer iddiaların yargılama aşamasında da

dile getirildiği ve Mahkemenin yargılama sürecinde değerlendirme yaparak

mahkûmiyet kararı verdiği gerekçeleriyle yargılamanın yenilenmesi talebinin

reddine karar verilmiştir.

17. Ret kararına yapılan itiraz üzerine Ankara 12. Ağır Ceza

Mahkemesinin 24/12/2013 tarihlive 2013/303 Değişik İş

sayılı kararı ile itiraz reddedilmiştir.

18. Nihai karar, başvurucuya 10/1/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

19. Başvurucu 3/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

23. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

“Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki

yargılamada görev yapan hâkim, aynı işte görev alamaz.”

21. 5271 sayılı Kanun’un 311. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(e) ve (f) bendi şöyledir:

“Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava,

aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla

tekrar görülür:

...

e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya

konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz

önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha

hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini

gerektirecek nitelikte olursa.

f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana

Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle

verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın

yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten

itibaren bir yıl içinde istenebilir…”

22. 5271 sayılı Kanun’un 319. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda

belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek

yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış

ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir.”

23. 5271 sayılı Kanun’un 321. maddesi şöyledir:

“(1) Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri

sürülen iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya 311 inci Maddenin birinci

fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314 üncü Maddesinin birinci fıkrasının (a)

bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunların önce verilmiş olan hükme

hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi esassız

olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilir.

(2) Aksi hâlde mahkeme, yargılamanın

yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verir.

(3) Bu Madde gereğince verilen kararlara karşı

itiraz yoluna gidilebilir.”

24. 4/11/2004 tarihli ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun

Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“(1) 1 Haziran 2005 tarihinden önce

kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak, Türk Ceza Kanununun lehe olan

hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar

verilebilir.”

B. Uluslararası Hukuk

25. Sözleşme'nin 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Adil yargılanma hakkı

1. Herkes, … cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının … görülmesini istemek hakkına sahiptir. …

…”

26. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesi bakımından bir mahkemenin

"bağımsız" olup olmadığı incelenirken üyelerinin atanma biçimi ve

görev süreleri, dıştan gelecek baskılara karşı mevcut güvencelerin olup

olmadığı ve bir bağımsızlık görüntüsü verip vermediğine bakılması gerektiğini

tekrarlamaktadır (Çıraklar/Türkiye,

B. No: 70/1997/854/1061, 28/10/1998, § 38). Yine aynı kapsamda AİHM, bir

mahkemenin "tarafsızlığı"nı tespit ederken

öznel bir sınamaya, belli bir olayda, belli bir yargıcın kişisel kanı ve

davranışları ile nesnel bir sınamaya yani hiçbir şüpheye mahal vermeksizin

yargıca yeterli güvence verilip verilmediğine bakılarak belirlenmesi

gerektiğini belirtmektedir (Şahiner/Türkiye, B. No: 29279/95, 25/9/2001, §§

35, 36).

27. Dolayısıyla AİHM “tarafsızlık” kavramının iki yönüne vurgu

yapmaktadır. Yargı yeri, kişisel ön yargı veya eğilimden sübjektif olarak

sıyrılmalı ve objektif bakış açısından bununla ilgili haklı kuşkuları ortadan

kaldıracak yeterli güvenceler sunmalıdır. Bu çerçevede bağımsızlık ile objektif

tarafsızlık arasında yakın bir bağ bulunmakta ve bunları birbirinden ayrı

tutarak değerlendirmek zorlaşmaktadır (Grieves/Birleşik Krallık [BD], B. No: 57067/00, 16/12/2003, § 69).

28. Sonuç olarak AİHM, yargı makamının bağımsızlık ve

tarafsızlığını belirlemede yargılanan kişinin görüşlerinin belirleyici

olmamakla birlikte önemli olduğunu ve sorunun çözümünün başvurucunun şüphesinin

objektif olarak haklı görülüp görülmeyeceği noktasında toplandığını ortaya

koymaktadır (Hauschildt/Danimarka, B. No: 10486/83, 24/5/1989, §

48).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 19/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tarafsız Mahkemede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

30. Başvurucu; yargılamanın yenilenmesi talebinin değerlendirilmesinde,

uyarlama yargılamasında görev yapan hâkimlerin görev alması nedeniyle

Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

31. Bakanlık; yargılamanın yenilenmesinin olağanüstü bir kanun

yolu olduğunu, şikâyet konusu asıl yargılamanın 15/5/2013 tarihli Yargıtay

onama kararı ile kesinleştiğini ve bireysel başvuru süresi geçtikten sonra

müracaat edildiğinden başvurunun kabul edilemez olduğunu belirtmiştir. Öte

yandan Bakanlık, başvurucunun iddialarını itiraz makamına yaptığı başvurusunda

dile getirmediğinden başvuru yollarını tüketmeden bireysel başvuruda

bulunduğuna vurgu yapmıştır.

32. Son olarak Bakanlık, yargılamanın yenilenmesi talebini

değerlendiren Mahkeme Heyetinin asıl yargılamayı yapan heyet olmadığını,

uyarlama yargılamasının davanın esasına ilişkin bir yargılama olmadığını ve

yeniden yargılama talebinin incelenmesinde tarafsızlık açısından bir sorun

oluşturmayacağını belirtmiştir.

33. Başvurucu, Bakanlık görüşlerine karşı önceki beyanları ile

uyumlu açıklamalar yapmış; AİHM ve Anayasa Mahkemesinin benzer konulardaki

uygulamalarına vurgu yaparak iddia ve taleplerini yinelemiştir.

2. Değerlendirme

34. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşrû

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

35. Anayasa’nın “Mahkemelerin

kuruluşu” kenar başlıklı 142. maddesi şöyledir:

“Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri,

işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.”

36. Sözleşme’nin 6. maddesinde adil yargılanma hakkının bir

unsuru olarak davanın tarafsız bir mahkemede görülmesini isteme hakkından

açıkça söz edilmiştir. Fakat Anayasa’nın 36. maddesinde mahkemelerin

tarafsızlığından açıkça bahsedilmemekle beraber -Anayasa Mahkemesi içtihadı

uyarınca- bu hak da adil yargılanma hakkının zımni bir unsuru olarak kabul

edilmektedir (AYM, E.2002/170, K.2004/54, 5/5/2004). Ayrıca mahkemelerin

tarafsızlığı ve bağımsızlığının birbirini tamamlayan iki unsur olduğu nazara

alındığında -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- Anayasa'nın 138., 139. ve

140. maddelerinin de tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulması

gerektiği açıktır (AYM, E.2005/55, K.2006/4, 5/1/2006; E.1992/39, K.1993/19,

29/4/1993).

37. Genel olarak tarafsızlık, davanın çözümünü etkileyecek bir

ön yargı, tarafgirlik ve menfaate sahip olunmaması, davanın tarafları karşısında

ve onların leh ve aleyhlerinde bir düşünce veya menfaate sahip olunmamasını

ifade eder (Tahir Gökatalay,

B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 61).

38. Birey olarak hâkimlerin yargılamayı yürüttükleri aynı olayla

ilgili olarak önceden verdikleri kararlar nedeniyle bir fikir veya

düşüncelerinin olmaması, o konuyla ilgili kanaatlerini açıklamamış olmamaları

tarafsız kalmanın bir unsuru olarak kendisini göstermektedir (Murat Ayna, B. No: 2014/15986, 25/6/2015,

§ 38).

39. Son olarak Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru

incelemelerinde Anayasa normunu uyguladığı ve bu kapsamda anayasal denetim

yaptığı, yerindelik denetiminin kanun yolu inceleme mercilerinin görevi olduğu

unutulmamalıdır. Kanuna aykırı uygulama veya kararlar, Anayasa ve Sözleşme

güvencesi altındaki temel hak ve özgürlüklerle ilgili olmadığı ve onları ihlal

etmediği sürece bireysel başvuru kapsamında incelenmediğinde tereddüt

bulunmamaktadır.

40. 5271 sayılı Kanun’un 23. maddesinin (3) numaralı fıkrası

gereğince, yargılamanın yenilenmesi hâlinde önceki yargılamada görev alan hâkim

aynı işte görev alamaz. Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup

olmadığına ilişkin kararın aynı mahkemece fakat asıl kararı veren başkan ve

üyeler dışındaki hâkimlerden oluşturulan heyetçe verilmesi gerekir. Keza aynı

hâkimlerin itirazı inceleyecek olan yargılama heyetinde de görev alamayacağı bu

kuralın doğal sonucudur (Murat Ayna,

§ 39).

41. Öte yandan uyarlama yargılaması, 5252 sayılı Kanun hükümleri

çerçevesinde ve aynı Kanun’un 9. maddesindeki usul takip edilerek yerine

getirilmektedir. Uyarlama yargılamasında, her zaman yeniden delil

değerlendirmesi veya uyuşmazlığın esasının incelenmesi söz konusu değildir.

Asıl yargılama sonucunda kesin yargı hâline gelmiş bir hükümde sonradan

yürürlüğe giren ve lehte hükümler içeren yasaya dayalı bulunan uyarlama

yargılaması, her iki yasanın ilgili tüm hükümleri önceki hükümde sabit kabul

edilen olaya uygulanmak suretiyle belirlenmesinden veya lehe bir değişiklik

olmadığı tespit edildiğinde eski hükmün aynen korunmasından ibarettir. Şayet

hükümlü lehine olduğu öngörülen yeni düzenleme, uyarlama yargılamasında derhâl

uygulanabilme özelliği taşıyor ve dosyada delil değerlendirmesini veya eylemin

nitelendirilmesini gerektirmiyorsa duruşma açılmadan lehe uygulama

yapılabileceği de öngörülmüştür. Dolayısıyla uyarlama yargılamasının somut

olaya göre değişiklik gösteren bir nitelik taşıdığı kabul edilmelidir.

42. Somut olayda başvurucu hakkındaki yargılamanın Mahkemenin

27/10/2004 tarihli kararıyla sona erdiği, kararın 31/5/2005 tarihinde

kesinleştiği ve kesin yargının oluştuğu ilgili kararda Başkan M.O.K., Üye R.Ç.

ve Üye H.Ş.nin imzalarının bulunduğu görülmektedir.

Daha sonra uyarlama incelemesinin de 27/9/2005 tarihli ek karar ile aynı Heyet

tarafından dosya üzerinden yapıldığı, kesinleşmiş hükümde yer alan kasten

öldürmeye azmettirme suçundan verilen “müebbet ağır hapis” cezasının “müebbet

hapis” cezasına dönüştürülmesine karar verildiği, başka sanıklar tarafından

yapılan temyiz başvurusu sonucunda kararın bozulduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay

bozma kararı sonrasında Mahkemenin 27/4/2010 tarihli kararı ile başvurucu

hakkında önceki kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi ve mükerrer karar

verilmesine neden olunmaması gerekçe gösterilerek herhangi bir karar

verilmediği fakat Yargıtayın 21/4/2011 tarihli bozma

ilamında, ilk uyarlama kararının resen temyize tabi olması nedeniyle

kesinleşmediği ve 27/4/2010 tarihli kararın başvurucu yönünden hukuksal

değerden yoksun olduğu belirtilerek kasten öldürmeye azmettirme suçundan

verilen ve “müebbet hapis cezası” olarak yeniden uyarlanan cezanın onanmasına,

diğer suçtan verilen ceza hakkında uyarlama yapılmaması gerekçesiyle

bozulmasına karar verdiği görülmüştür. Anılan bozma kararı sonrasında

Mahkemenin Başkan D.Ö., Üye H.O. ve Üye M.K.’dan

oluşan Heyetle 2/2/2012 tarihinde verdiği kararla sadece çıkar amaçlı suç

örgütü yöneticisi olmak suçundan verilen 3 yıl 8 ay ağır hapis cezasının 2 yıl

1 ay hapis cezasına dönüştürülmesine karar verildiği, yapılan temyiz başvurusu

sonucunda kararın 15/5/2013 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.

43. Başvurucunun yargılamanın yenilenmesi talebini inceleyen

Mahkeme Heyetinin Başkan D.Ö., Üye M.K. ve Üye S.M. tarafından oluşturulduğu ve

oyçokluğuna sahip üyelerin “çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi olmak” suçundan

verilen cezada lehe kanun uygulaması yapan 2/2/2012 tarihli karara katılmış

oldukları görülmektedir. Somut olaydaki uyarlama yargılamasında; başvurucu

hakkında kesin yargıya dönüşen suçlarla ilgili delil değerlendirmesi

yapılmadığı, nitelikleri değişmeyen suçlarla ilgili sadece lehe ceza miktarı

belirlenerek sonuç cezada değişiklik yapıldığı, ayrıca kasten öldürmeye

azmettirme suçu ile ilgili hem asıl hem de uyarlama yargılamasını farklı bir

heyetin yaptığına şüphe yoktur.

44. Bu durumda başvurucu hakkında yargılamanın yenilenmesi

talebinin reddi yönünde karar veren Heyette görev alan iki hâkim ile Mahkemenin

2/2/2012 tarihli ve “çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi olmak” suçu ile ilgili

cezada uyarlama kararını veren heyetteki iki hâkimin aynı kişiler olduğu

görülmekte ise de uyarlama kararının delil değerlendirmesi ve eylemin

nitelendirilmesi ile ilgili olmadığı anlaşılmaktadır. Yargılamanın yenilenmesi

talebinin reddine ilişkin kararın itiraz incelemesi, başkan ve üyeleri farklı

hâkimlerden oluşan farklı bir mahkeme tarafından yapılmıştır.

45. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tarafsız mahkemede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının bir hak ihlalinin

bulunmadığının açık olması nedeniyle diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Yargılamanın

Yenilenmesi Talebinin Reddedilmesinin Adil Yargılanma Hakkını İhlal Ettiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

46. Başvurucu, sonradan ortaya çıkan AİHM kararındaki ihlal

tespiti doğrultusunda yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesinin

Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini

ileri sürmüştür.

47. Bakanlık; başvurucunun ibraz ettiği AİHM kararının somut

olayla doğrudan ilgili olmadığını, kötü muamele iddiasına ilişkin usulsüz

gözaltı işleminin başvurucunun somut olayla ilgili soruşturma beyanından sonra

meydana geldiğinin anlaşıldığını, mahkemece taleplerin değerlendirilerek

dosyayla ilgisi olmadığının tespit edildiğini belirtmiştir.

2. Değerlendirme

48. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

50. Anılan Kanun hükmünde, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.

Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun

başvurular kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala

bağlanmıştır.

51. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde Ankara 11. Ağır Ceza

Mahkemesinin 27/10/2004 tarihli, K.2014/105 sayılı kararı ile başvurucunun

kasten öldürmeye azmettirme ve çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi olmak

suçlarını işlediği sabit görülerek mahkûmiyetine karar verildiği; bu hükümlerin

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 31/5/2005 tarihli kararıyla onandığı ve uyarlama

yargılamalarının yapılarak lehe kanun uygulaması ile cezaların belirlendiği

görülmektedir.

52. Başvurucu, şikâyet konusu davadan ayrı devam eden ve

kendisine yönelik kötü muamele ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma

suçlarından Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesine açılan davada kötü muamele suçu

yönünden beraat kararı verilmesinin AİHM tarafından yapılan incelemesinde

Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamında usul ve esastan ihlal kararı verildiğini, bu

kararın başvuru konusu dosyayı doğrudan ilgilendirdiğini, sonucunu

değiştirebileceğini ve yeniden yargılama nedeni yapılması gerektiğini ileri

sürerek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Mahkeme, AİHM tarafından

ihlal kararı verilen olayın başvuru konusu olayla ilgili olmadığı ve

yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yeni bir durum bulunmadığı gerekçesiyle

talebi reddetmiştir. Anılan karar, yapılan itirazın reddedilmesiyle 24/12/2013

tarihinde kesinleşmiştir.

53. Yargılamanın yenilenmesi taleplerinde bahsedilen hususun

yeni delil kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin veya talep

konusu dosya ile ilgili olup olmayacağının takdiri esasen derece mahkemelerine

aittir. Diğer bir anlatımla başvurucunun belirttiği AİHM kararının ve delilin

tek başına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirilmesinde

başvurucunun beraatını veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek

nitelikte “yeni” ve “önemli” olup olmadığının takdiri derece mahkemelerine

aittir. Çünkü AİHM kararının, başvuru konusu dosyanın doğrudan AİHM’e taşınması sonucu verilmiş bir karar olmadığı

anlaşılmaktadır.

54. Bunun istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya

açık bir keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince

esas yönünden incelenemez (Onur Gür,

B. No: 2012/828, 21/11/2013, § 21).

55. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi isteminin İlk Derece

Mahkemesince reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekte olup

iddiaların özü Mahkemenin hukuk kurallarını yorumlamada ve olayları

değerlendirmede isabet edemediğine ilişkindir. Dolayısıyla başvuru bu hâliyle

kanun yolu incelemesi talebi niteliğinde olup yargılamanın yenilenmesi

talebiyle ilgili anılan Mahkeme kararlarının açıkça hukuka aykırı olarak kabul

edilmesini gerektiren bir olgu ile bu kararlarda bariz takdir hatası veya açık

bir keyfîlik oluşturan bir durum da tespit

edilememiştir.

56. Açıklanan nedenlerle kanun yolu incelemesi talebi

niteliğinde olan başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

19/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Abuzer

YAZICIOĞLU

Başvurucu

:

Mustafa

TAŞTAN

Vekili

:

Av. Ersan

ŞEN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/1337, 19 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Tarafsız Mahkemede
  11. B. Yargılamanın
  12. A. Başvurunun açıkça
  13. Yazıcıoğlu
  14. Taştan
  15. Şen
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/1337
Tarih
19 Temmuz 2017

İlgili Kararlar

  • K. Ü. Başvurusu (B. No: 2015/7181)
  • Menduh Kıskanç Başvurusu (B. No: 2014/9776)
  • Özkan Kaya Başvurusu (B. No: 2014/10743)
  • Ayşe Torun Başvurusu (B. No: 2014/2150)
  • Cavit Özgürel Başvurusu (B. No: 2014/475)
  • Y. H. Başvurusu (B. No: 2017/10453)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.