İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Naif Bal Başvurusu (B. No: 2015/17982)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucuya

Başvuru No2015/17982Tarih20 Eylül 2018Okuma16 dk · 3.156 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Naif Bal Başvurusu

Karar tarihi
20 Eylül 2018
Başvuru Numarası
2015/17982
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.156 kelime·16 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucuya

gönderilen mektuba ve başvurucunun iletmek istediği fakslara el konulması

nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/10/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir. Bakanlık görüşüne

karşı başvurucu beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, devletin egemenliği altında bulunan topraklardan

bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak ve hakaret suçlarından hükümlü

olarak Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu)

bulunmaktadırlar.

A. 3/6/2015 ve 3/7/2015 Tarihlerine Ait Fakslar

Yönünden

9. Başvurucu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a farklı

tarihlerde iki adet faks iletmek istemiştir.

10. Benzer içerikli 23/6/2015 ve 3/7/2015 tarihlerine ait

faksların ilgili kısımları şöyledir:

"İşid çeteleri Suruçta...sivilleri katletmiştir...Şahsınızın Kürtleri hedefleştiren söylemi saldırılar için psikoljik

zemin hazırlıyor...kişisel egolarla siyaseti domine

etme tarzınız...saldırılardan şahsınızı sorumlu görüyoruz.bu

tuum ve çizgiden vazgeçilmemesi halinde olacaklardan

kaçınılmaz sorumluluk Cumhurbaşkanına ve AKP hükümetinin olacaktır...kadın ve

çocuk bedenleri yerdeyken nefret söylemlerinden geri durmamanız...gizli

zeminlerde DEAŞ ile ilişkiniz..katliamın sorumluluğu

Kürt halkına böyle saldırılara zemin sunanlardadır...asla

unutmayacağız..."

11. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının (Disiplin Kurulu)

3/7/2015 ve 24/7/2015 tarihlerinde sakıncalı mektup değerlendirme kararlarıyla,

başvurucunun iletmek istediği faksların alıkonulmasına karar verilmiştir.

Gerekçeleri aynı olan kararlarda, mektupta kişi ve kuruluşları paniğe

yöneltecek yalan yanlış beyan ve hakaret içeren ifadeler kullanıldığı

belirtilmiştir.

12. Başvurucu tarafından Disiplin Kurulu kararlarına karşı Bolu

İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yapılan itirazlar 14/7/2015 ve 4/8/2015

tarihli kararlar ile reddedilmiştir. Gerekçeleri aynı olan kararlarda, Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) haberleşme hürriyeti ile ilgili ikelerine atıf yapıldıktan sonra faksın amacı ve içeriği

nazara alınarak 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında belirtilenşartların gerçekleştiği vurgulanmış ve ilgilikararın hukuka uygun olduğu belirtilmiştir.

13. Başvurucu tarafından İnfaz Hâkimliğinin (İnfaz Hâkimliği)

kararına karşı Bolu Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itirazlar, 16/9/2015 ve

28/9/2015 tarihlerinde alınan kararlarla reddedilmiştir. Kararların

gerekçelerinde, İnfaz Hâkimliği kararının usule ve kanuna uygun olduğuna

ilişkin değerlendirmeye yer verilmiştir.

B. Mektup Yönünden

14. Başvurucuya, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği

(Dernek) tarafından 23/6/2015 tarihinde bir mektup gönderilmiştir. İki sayfalık

mektup muhataba yöneltilen sorular ile Amaçları,

İlkeleri ve Çalışma Metodları

başlıkları altında Derneği tanıtan bir yazıdan oluşmaktadır.

15. Derneğin başvurucuya gönderdiği mektubun ilgili kısımları

şöyledir:

"Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum

Derneği(CİSST) cezaevlerinde yaşanan her türlü sorunla ilgilenmeye çalışan

bağımsız bir dernektir..Hasta mapusların

sorunlarını, doktorlarla,..cezaevi çalışanları ile..tartışarak daha iyi tedavi edilmelerini sağlayacak

çözüm önerileri oluşturmaya çalışıyoruz..Hiçbir

soruyu cevaplamak zorunda değilsiniz..cevapları kitap

olarak,internette veya medyadan yayınlamak

istiyoruz...bilgileri paylaşmamızda bir sakınca olup olmadığını ayrıca belirtirseniz..yayınlanmasını istemediğiniz takdirde

bilgileriniz kimseyle paylaşılmayacaktır... Kendinizi tanıtır mısınız? (kendinizi istediğiniz gibi tanıtabilirsiniz...).. Ne zamandır

Cezaevindesiniz?..Hastalığınız var mı?.. Cezaevinde

revire çıkmakta, doktorla görüşmekte sıkıntınız oldu mu?..Cezaevinde

olduğunuz için hastalığınızın teşhisi ve tedavisinde herhangi bir aksama oldu mu?..Sağlık çalışanlarından olumsuz bir tavırla karşılaştınız

mı..Hasta haklarını biliyor

musunuz?..."

"AMAÇLARI...Türkiye'de hapishanelerin

şartlarını uluslararası standartlara ulaştırmak için sivil toplumun mobilize

edilmesi. Hapishanelerin şeffaflaştırılması... Mapusların

haklarının ve özgürlüklerinin korunması..Yazılı ve

görsel medya ile sosyal medyanın ve internetin etkin kullanımı yoluyla

hapishaneler konusunda farkındalık ve hassasiyet yaratılması... İLKELERİ...

Sözel, fiziksel ve psikolojik her türlü şiddeti reddeder..Tarafsızdır.Çalışma

alanı,risk altındaki grupların, ayrım yapmaksızın tüm

tutuklu, hükümlü ve tahliye sonrası desteğe ihtiyacı olan eski hümlülerin, ceza infaz kurumunda çalışan personelin hak,

sorun ve ihtiyacını kapsar... ÇALIŞMA METODLARI...Ceza İnfaz Sistemi

iyileştirme çalışmalarına sivil toplum desteğini güçlendirmek...kurumlara arası

koordinasyonu sağlamak...sivil toplum örgütleriiçin

Ceza ve Tevkif evleri Genel Müdürlüğü ile diyaloga öncülük etmek...Ceza İnfaz

Sistemi hakkında kamuoyunu bilgilendirmek ve biliçlendirmek.Kamuoyıuna

bülten ve başka yayınlar ile ceza infaz reformu,insan

hakları, uluslararası,ulıusal ve yerel kurum ve

derneklerin aktiviteleri hakkında tarafsız, doğru ve net bilgi iletmek..."

16. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının (Disiplin Kurulu)

23/6/2015 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararıyla,mektubun alıkonulmasına karar verilmiştir.

Karar gerekçesinde, mektubun 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı

fıkrasına göre sakıncalı olduğu belirtilmiştir.

17. Başvurucu tarafından Disiplin Kurulu kararına karşı İnfaz

Hâkimliğine yapılan itiraz 10/7/2015 tarihli kararla reddedilmiştir. Karar

gerekçesinde, hükümlü ve tutukluların hak

ihlalleri veya benzeri olumsuz bir durum ile karşılaştıkları takdirde şikâyet

ve başvuru mercilerinin kanunda düzenlendiği belirtilmiş ve Derneğin

hükümlülere ait kişiselbilgiler hakkında ve ceza

infaz kurumunda hak ihlali olup olmadığı hususunda bilgi isteme ve almış

oldukları bilgileri yayınlama yetkisinin bulunmadığına vurgu yapılmıştır.

18. Başvurucunun İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı Bolu Ağır

Ceza Mahkemesine yaptığı itiraz 16/9/2015 tarihli kararla reddedilmiştir. Karar

gerekçesinde, İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğuna ilişkin

değerlendirmeye yer verilmiştir.

19. Nihai kararlar 6/10/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucu 26/10/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında hükümlü ve

tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektupların denetlenmesine

dayanak oluşturan mevzuata yer vermiştir (Ahmet

Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 20/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

23. Başvurucu uzun süredir hükümlü olması nedeniyle bireysel

başvuru harç ve masraflarını karşılayacak geliri olmadığını beyan ederek adli

yardım talebinde bulunmuştur.

24. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Mektuba El Konulması

Nedeniyle Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

25. Başvurucu; Derneğin gönderdiği mektubun alıkonulmasına

yönelik iddialarında, ceza infaz kurumlarında meydana gelen ihlallerin

tespitine yönelik sorulardan ibaret mektubun sakıncalı bir içeriğe sahip

olmadığını, uygulamanın keyfî olduğunu belirterek haberleşme özgürlüğünün ve

ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

26. Bakanlık, Derneğin başvurucuya gönderdiği mektup ile ilgli görüşünde; İnfaz Hâkimliğinin kararına atıf yaparak

mektupların alıkonulması için ilgili ve yeterli gerekçe sunulduğunu, el koyma

kararının yasanın uygulaması niteliğinde olduğunu belirtilmiştir. Ayrıca

uygulamanın Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte

olmadığı veya açık bir keyfilik içermediği, demokratik bir toplumda gerekli veorantılı olduğu değerlendirmesi yapılmıştır.

27. Başvurucu, uygulamanın hukuki dayanaklarının olmadığını

vurgulayarak haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarını tekrarlamıştır.

2. Değerlendirme

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuruya konu iddiaların özü, başvurucuya

gelen mektubun ve başvurucunun iletmek istediği faksların Disiplin Kurulunca

sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin

engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında bu tür

başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201,

20/5/2015, § 22; Akif İpek, B.

No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; Ramazan

Vural, B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015,

§ 24). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek bir durum

bulunmamaktadır.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşılan, başvurucuya

gönderilen mektuba el konulması suretiyle haberleşme hürriyetinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel ilkeler

30. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Haberleşme hürriyeti" kenar

başlıklı 22. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.

Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz...

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir."

31. Haberleşme hürriyetine müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına

dayanmadığı ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine

getirmediği müddetçe Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu

nedenle sınırlamanın, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen kanun tarafından

öngörülme, meşru amaç taşıma, demokratik toplum gereklerine uygun olma ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir. (Ahmet Temiz,

§ 36).

32. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 37-46) kararında, somut olayda da uygulanan 5275 sayılı

Kanun'un 68. maddesinin, hükümlülerin ceza infaz kurumlarından yaptıkları

yazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının kanuni dayanağını oluşturduğu ve

düzenlemenin kanunilik ölçütünü karşıladığı tespitini yapmıştır. Öte yandan,

haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak

sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkün

olabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda

belirtilir." denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bu

kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkça

düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamda

ceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında

istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, B. No:

2013/6693, 16/4/2015, §§ 74-76).

33. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında "Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya

diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti

içeren mektup, faks ve telgrafların" hükümlüye verilmeyeceği,

hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Mektubun bu

kapsamda Disiplin Kurulunca denetlenmesinin kamu düzeninin korunması, suç

işlenmesinin önlenmesi ile ceza infaz kurumlarında asayiş ve güvenliğin

sağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşme hürriyetine

ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna

varılmıştır (Ahmet Temiz, §§ 51).

34. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 58-68) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya

kendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumlarının ilgili kurulları

tarafından yapılan müdahalelerde demokratik toplum gereklerine uygun olma ve

ölçülülük ilkesi yönünden genel ilkelere yer verilmiştir. Buna göre demokratik

toplum düzeninin gerekleri gözetilmeli, sınırlamada öngörülen meşru amaç ile

sınırlandırma aracı arasında orantısızlık bulunmamalı, sınırlandırmayla

ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlandırılan bireyin

kaybı arasında adil bir denge kurulmasına özen gösterilmelidir.

35. Ayrıca mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında

bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile bağlantısında en önemli

araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönünde

bulundurarak ceza infaz kurumu yetkilileri, dış dünya ile yeterli bir iletişim

sürdürmelerinde mahkûmlara yardım etmeli ve bunun için onlara uygun desteği

sunmalıdır (Musa Kaya (2), B. No:

2013/2351, 16/9/2015, § 66).

36. Ancak ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucu

olarak kamu düzeninin korunmasına ve suç işlenmesinin önlenmesine yönelik kabul

edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutukluların sahip

oldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bu

kapsamda mektubun tamamında ya da mektup içeriğinin bir kısmında yer alan

ifadelerin 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinde yer verilen sebeplerden en az

birini içermesi, özellikle ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından da

yeterli düzeyde gerekçelendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla somut olayda da

mektubun içeriğinde yer alanhangi sözlerin neden

sakıncalı olduğu gerekçede gösterilmek zorundadır.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

37. Disiplin Kurulu, mektubun sakıncalı olduğunu değerlendirerek

el konulmasına karar vermiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları

tarafından başvurucunun haberleşme hürriyetine bir müdahalede bulunulduğu

açıktır. Ancak bu müdahalenin yukarıda belirtilen ilkelere uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

38. Somut olayda mektubun Disiplin Kurulunca alıkonulma sebebi

ve gerekçeleri (bkz. § 16)

incelendiğinde, uygulamanın 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı

fıkrasına göre yapıldığı görülmektedir. Açıklanan ilkeler çerçevesinde

bakıldığında, başvurucunun haberleşme özgürlüğüne ilişkin sınırlamanın kanun

tarafından öngörülme ve meşru amaç taşıma şartlarını karşıladığı anlaşılmaktadır

(bkz. §§32, 33).

39. Bu durumda, başvurunun

demokratik toplum gereklerine uygun olma ve ölçülülük ilkesi yönünden

değerlendirilmesi gerekir (bkz. § 34).

40. Yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde somut olaya konu

mektup yönünden değerlendirme yapıldığında; iki sayfalık mektubun bir

sayfasının Derneğin amaçlarını, ilkelerini ve çalışma metodlarını

açıklayan metinden, diğer sayfasının ise Derneğin kısa bir tanıtımı ile

muhataba yöneltilen sorulardan ve bu sorulara ilişkin açıklamalardan oluştuğu

görülmektedir. Cevaplandırılması zorunlu tutulmayan soruların bir kısmının

mahpusun sağlık durumuna ilişkin kişisel bilgilere yönelik olduğu, bir kısmının

ise ceza infaz kurumunda sağlık nedenine bağlı varsa yaşanılan sorunlar ve

aksaklıklar ile hasta haklarına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca Dernek,

anket şeklindeki sorulara verilecek cevapların yayınlanması için muhatap

mahpustan izin talep etmekte ve izin verilmemesi hâlinde kişisel bilgilerin

paylaşılmayacağını da mektupta belirtmektedir (bkz. § 15).

41. Söz konusu mektupta Dernek, kendisini ceza infaz

kurumlarında yaşanan her türlü sorunla ilgilenmeye çalışan tarafsız, bağımsız

ve yasal bir kuruluş olarak tanımlamaktadır. Ayrıca Derneğin hapishanelerin

şeffaflaştırılması, şartlarının uluslararası standartlara ulaştırılması ve

mahpusların haklarının korunması gibi amaçlar çerçevesinde, yazılı ve görsel

medyayı da kullanarak ceza infaz sistemi ve burada yaşanan sorunlar hakkında

kamuoyunun bilgilendirmesine ve ceza infaz sisteminin iyileştirilmesine yönelik

çalışmalar yapmak üzere kurulduğu belirtilmektedir (bkz. § 15).

42. Mektubun alıkonulmasına yönelik Disiplin Kurulu kararında,

başvuruya konu mektup içeriği hakkında herhangi bir somut değerlendirme

yapılmamış sadece 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasına

göre sakıncalı olduğu belirtilmiştir. İnfaz Hâkimliği ise Derneğin hükümlülere

ait kişisel bilgiler hakkında ve İnfaz Kurumunda hak ihlali olup olmadığı

hususunda bilgi isteme ve almış oldukları bilgileri yayınlama yetkisinin

bulunmadığı gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Disiplin Kurulu ve derece

mahkemeleri mektup içeriğindeki hangi sözlerin muhatabına ulaştırılmasının ne

suretle sakıncalı olduğunu belirtmedikleri gibi Derneğin mahpuslardan kişiselbilgileri ve ceza infaz kurumunun şartları hakkında

bilgi isteme ve bu bilgileri yayınlama yetkisinin olmadığına dair gerekçenin

yasal dayanaklarına ilişkin de bir açıklama yapmamışlardır. Ayrıca mahpusların

kendilerine ya da ceza infaz kurumuna dair verdikleri bilgilerin

yayımlanmasının mahpusun iznine bağlı olduğu, mektubun göndericisinin

derneklerle ilgili mevzuata uygun olarak kurulmuş, ceza infaz sistemi alanında

faaliyet gösteren bir dernek olduğu ve Derneğe cevap olarak gönderilecek

mektupların ise ilgili mevzuat çerçevesinde denetlenebileceği hususları

birlikte değerlendirildiğinde, mektubun alıkonulmasına dair karar

gerekçelerinde mektupla ilişkili, somut bilgilere dayalı ve yeterli bir

gereklilik ortaya konulmadığı anlaşılmıştır.

43. Öte yandan gerek Disiplin Kurulu kararında gerekse derece

mahkemelerinin kararlarında, anılan mektubun alıkonulmasını gerektirecek

boyutta İnfaz Kurumunda düzeni ve güvenliği tehlikeye sokan, kişi ve

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgilerin aktarılmasını sağlayan

koşulların bulunduğuna dair herhangi bir gerekçeye de yer verilmemiştir. Bu

kapsamda başvuruya konu mektuba yönelik yapılan müdahalede, mektuba özgükabul edilebilir makul gerekliliklerin somut verilere

dayanılarak ortaya konulmadığı sonucuna varılmış; başvuruculara gelen mektuba

el konulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahaleninamaçlanan

hedefler açısından aşırı, dolayısıyla orantısız olduğu ve bu bağlamda

demokratik toplum gereklerine uygun olmave ölçülülük

ilkesine uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmı yönünden

başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. Fakslara El Konulması

Nedeniyle Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

45. Başvurucu, iletilmesini istediği faksların barışçıl süreçte

memleket meselelerine ilişkin beklentilerini ve eleştirilerini içerdiğini

belirtmiştir. Başvurucu ayrıca, fakslar ile muhatabına sorumluluklarını

hatırlatmak istediğini, kişileri paniğe sürükleyecek yalan ifadeler ya da

hakaret içermediğini vurgulayarak yapılan uygulamanın keyfî olduğunu iddia

etmiştir.

46. Bakanlık fakslar ile ilgili görüşünde; her iki faksta da

Cumhurbaşkanı'nın Kürt karşıtlığıyla, nefret söyleminde bulunmakla Kürtlere

düşmanca davranmakla itham edildiği, Suruç ve Kobani'de

yaşanan olaylardan bu tutumdan vazgeçilmezse kaçınılmaz sorumluluğun

Cumhurbaşkanı'na ve Hükûmete ait olduğu şeklinde gözdağı veren bir üslupla

yazıldığı belirtilmiştir. Bakanlık söz konusu ifadelerin şiddete teşvik

mahiyetinde nefret söylemi, kişi ve kuruluşları paniğe yöneltecek yalan yanlış

beyan ve hakaret kapsamında olduğu değerlendirilmesinde bulunmuştur.

47. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında; yazdığı

faksların eleştiri temelinde ele alınması gerektiğini, Cumhurbaşkanı'na olası

olumsuz gelişmelere ilişkin sorumluluğunu hatırlattığını, yüksek güvenlikli

ceza infaz kurumunda kaldığını ve gözdağı vermek gibi bir amacının olmadığı

gibi faksların kamuya açık olmadığının da dikkate alınmasını gerektiğini

belirtmiştir.

2. Değerlendirme

48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre Anayasa Mahkemesi açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez

olduğuna karar verebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı,

iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu,

temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu

açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular

açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir.

49. Disiplin Kurulunun başvurucuya gönderilen mektuba el

konulması kararı vermesi sonucu haberleşme hürriyetine bir müdahalede

bulunulduğu açıktır. Uygulamanın 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (3)

numaralı fıkrasına göre yapıldığı kanun tarafından öngörülme ve meşru amaç

taşıma şartlarını karşıladığı anlaşılmaktadır.

50. Yukarıda yapılan açıklamalar ve ilkeler kapsamında

başvurunun bu kısmının da demokratik toplum gereklerine uygun olma ve ölçülülük

ilkesi yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda benzer ifadelerden

oluşan fakslarda kullanılan üslup, faksların toplu imzalanarak sık sık biz ifadesi kullanılması ve terörörgütünün kamuya yansıyan görüşlerine paralel ifadeler

kullanılması birlikte gözetildiğinde, faksların yazılma amacının terör örgütüne

destek sağlamak, örgütsel dayanışmayı ve örgütsel kimliği canlı tutmakolduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca fakslarda mektup

muhatabının, bir terör örgütüne destek verdiği, Kürtleri hedef alan ve nefret

içeren söylemleri nedeniyle örgütün şiddet eylemlerinden sorumluluğu olduğu

yönündeki iddialar somut bilgilere dayandırılmadan vurgulanmaktadır. Faksları

imzalayan kişilerin, silahlı terör örgütüne üye olduklarının yargı kararlarıyla

tespit edildiği, örgüt ile dayanışma amaçlı hareket ettikleri ve mektubunmuhatabının konumu gözetildiğinde; fakslarda geçen "olacaklardan kaçınılmaz sorumluluk"

şeklindeki ifadelerin sakıncalı mektup değerlendirme kararlarında kişileri

hedef gösterme ve tehdit olarak kabul edilmesi makul görülebilir.

51. Buna göre silahlı terör örgütü ile dayanışma amacıyla

yazıldığı ve kişileri paniğe düşürecek yalan bilgiler olanmektubun

sakıncalı görülerek el konulması şeklindeki müdahalenin Anayasa'nın 22. maddesi

anlamında kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi için ihtiyaç

duyulan demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmadığı ve müdahalenin

ulaşılmak istenen amaçla ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda İnfaz

Hâkimliği kararının da ilgili ve yeterli gerekçeler içerdiği görülmektedir.

Sonuç olarak somut olayda haberleşme hürriyetine yönelik açık ve görünür bir

ihlal bulunmamaktadır.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

53. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

54. Başvurucu 2.500 TL maddi ve manevi tazminat verilmesine

karar verilmesini talep etmiştir.

55. Başvurucuya gönderilen mektubun alıkonulmasına karar

verilerek Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

56. Başvuruya konu mektubun yazıldığı tarihten itibaren aradan

uzunca bir süre geçtiği gözönüne alındığında yeniden

yargılama yapılmasında hukuki bir yarar bulunmamaktadır.

57. Başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına

alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğinin tespit edilmesi sebebiyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

net 2.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun adli yardım taleblerinin

KABULÜNE,

B. 1. Faksların alıkonulması sonucu haberleşme hürriyetinin

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mektubun alıkonulması sonucu haberleşme hürriyetinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme

hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvurucuya 2.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Bolu İnfaz Hâkimliğine

GÖNDERİLMESİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

G. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının giderilmesi için

Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 20/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Raportör : Ali KOZAN Başvurucu : Naif BAL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/17982, 20 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. 3/6/2015 ve 3/7/2015 Tarihlerine Ait Fakslar
  7. B. Mektup Yönünden
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Adli Yardım Talebi
  11. B. Mektuba El Konulması
  12. C. Fakslara El Konulması
  13. D. 6216 Sayılı Kanun'un
  14. VI. Hüküm
  15. A. Başvurucunun adli yardım taleblerinin
  16. B. 1. Faksların alıkonulması sonucu haberleşme hürriyetinin
  17. C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme
  18. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  19. Yıldırım
  20. Kömürcü
  21. Akıncı
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/17982
Tarih
20 Eylül 2018

İlgili Kararlar

  • Metin Fakıoğlu Başvurusu (B. No: 2014/16626)
  • Keyfo Başak ve Şeyhmus Musa Başvurusu (B. No: 2015/17258)
  • H.m. Başvurusu (B. No: 2015/9830)
  • Vechettin Tok Başvurusu (B. No: 2015/17131)
  • Güriş İnşaat ve Mühendislik A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/15048)
  • Fatma Bildik ve Hasan Bildik Başvurusu (B. No: 2014/14995)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.