İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Vechettin Tok Başvurusu (B. No: 2015/17131)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun

Başvuru No2015/17131Tarih20 Eylül 2018Okuma11 dk · 2.203 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Vechettin Tok Başvurusu

Karar tarihi
20 Eylül 2018
Başvuru Numarası
2015/17131
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.203 kelime·11 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun

göndermek istediği mektuba el konulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru5/11/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin görüş bildirilmesine

gerek görülmediğinibeyan etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, hükümlü olarak Ümraniye T TipiKapalı

Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.

9. Başvurucu, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneğine

(Dernek) 1/9/2015 tarihinde bir mektup göndermek istemiştir.

10. On üç sayfadan oluşan mektubun ilgili kısımları şöyledir:

"...Zindanlara atılma tarih boyunca

egemenlerin en temel cezalandırma ve iktidar araçlarından biri

olmuştur...Uygarlık tarihi boyunca farklı versiyonlarla uygullanagelen

bu sistem çağdan çağa...uygulamaların biçim ve yöntemi değişkenlik gösterse de

tasfiye etme, topluma yabancılaştırma, pasif düşünce, belleksizliğe mahkum

etme, vasıfsız bir durumda bırakma, söz ve eylem gücünden kopartılarak

etkisizleştirme vb. gibi olgular hep politikaların özünü oluşturmuştur...Sosyal

düzlemde bireyi toplumsal bağlarından koparan soyutlayıp yozlaştırmayı

amaçlayan bu mekanlarda insanın kendisi ile olan yargısı ve kavgası nasıl

yaşaması gerektiği noktasında, kendini arama ve anlama uğraşı içerisinde olmayı

zorunlu kılar...bana nasıl ulaştığınızı bilmiyorum ancak, toplumun cezaevlerine

duyarlı kılınması açısından...çalışmalarınaza

..yüksek değer biçtiğimi belirtmeliyim...Elimden geldiğince sorularınızı

cevaplayacağım...Önce kendimi tanıtmakla başlayayım...iyi halli bir ailenin

çocuğu olarak dünyaya geldim...Örgüt elemanı olduğum gerekçesiyle o dönemin

meşhur Gayrettepesinde tutuldum. Hayatımda ilk defa

her türlü kötü mıuamele, baskı, işkenceye orada maruz

kaldım, tanık oldum...Serbest kalınca sivil polislerin takibine maruz

kaldım...sürgün hayatı yaşadım...adalet duygumu hiçbir zaman

kaybetmedim...Geçmişte yaşadığım, tanık olduğum her türlü hukuksuzluk beni

güçlendirdi, blinç seviyemi yükseltti...zamanı iyi

şekilde değerlendirmeye çalışıyorum...10.5 yıldır

içerdeyim. Bu süre zarfında gerek kendim, gereksede

arkadaşlarım sayısız hak ihlallerine maruz kaldık... özellikle F tiplerinde

sistematik olarak haklarımız ihlal edildi...verilen disiplin cezalarına

itirazlarımız bile toplu itiraz yapıldığı gerekçesiyle ekstradan disiplin

cezaları verildi... Arkadaşlarımız hakaretvari

davranışlarla zorla hücrelere konuldu... Kimi zaman arkadaşlarımıza işkence

yaptıklarına da şahit olduk... toplatma kararı olmamasına rağmen sakıncalı

bulunarak içeriye verilmeyen kitaplarımız oldu...Gelen mektuplar aynı

uygulamaya tabi tutuldu... Revire çıktığımızda hepsi olmasa da kimi doktorların

olumsuz yaklaşımlarına maruz kaldık. Örneğin çoğu zaman hiç muayene edilmeden

bir şeyin yok tarzında söylemlerle azarlandık... Personel yetersizliği yer

olmaması vb. Gerekçelerle sosyal faaliyetlere çıkma hakkımız engellendi...

Yapılan tetkikler ve muayane sonuçları

bildirilmiyor... Hastaların sevkten tutalım, teşhis, tetkik ve tanının daha

erken konularak tedavilerine öncelik verilmesi yatırılan hastaların refakat

bulundurulmasının kolaylaştırılması... hapsetmeye alternatif onarıcı ve sosyal

entegrasyonun geliştirilmesi ve teşvik edilmesi. Tahliye sonrası maddi ve

manevi desteğin sunularak ayakta kalmasının sağlanması... Eğitimsel açıdan

imkanların arttırılarak kaynakların çeşitlendirilmesi... Herkes için eşit

normların uygulandığı, ekolojik dengenin korunarak tüm canlıların yaşam

bulduğu, bütün halkların kendi rengiyle barış içinde eşit ve özgürce yaşadığı

güzel bir ülke olması dileğiyle..."

11. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının (Disiplin Kurulu)

1/9/2015 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararıyla mektubun

alıkonulmasına karar verilmiştir.Anılan

kararda, mektubun içeriğinde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurum ve

kuruluşlarını karalayan yalan ve yanlış ifadeler olduğu gerekçesine yer

verilmiştir.

12. Başvurucu tarafından Disiplin Kurulu kararına karşı İstanbul

Anadolu 2. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yapılan itiraz 21/9/2015 tarihli

kararla reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, Disiplin kurulu kararının yasaya

uygun olduğu belirtilmiştir.

13. Başvurucu tarafından İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı

İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itiraz 6/10/2015 tarihli

kararla reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, İnfaz Hâkimliği kararının usul ve

yasaya uygun olduğuna ilişkin değerlendirmeye yer verilmiştir.

14. Nihai karar9/10/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 5/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında hükümlü ve

tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektupların denetlenmesine

dayanak oluşturan mevzuata yer vermiştir (Ahmet

Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 20/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu; mektubu sivil toplum örgütünün faaliyet alanı

çerçevesinde kendisine gönderdiği mektuba cevaben yazdığını, kurum ve

kuruluşları karalamak gibi bir amacının olmadığını belirtmiştir. Başvurucu

ayrıca, mektupta İnfaz Kurumunda kaldığı süre zarfında tanık olduğu veya bizzat

yaşadığı hak ihlalleri ile sağlık sorunlarını belirttiğini ve ceza infaz

kurumlarına dair sosyolojik açıdan değerlendirmeler yaparak ceza infaz

kurumlarının iyileştirilmesi yönündeki görüş ve önerilerini yazdığını ifade

etmiştir. Başvurucu, mektup içeriğinin sakıncalı olmadığını ve uygulamanın

keyfî olduğunu, yapmış olduğu itirazların haksız olarak reddedildiğini

belirterek ifade hürriyeti ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, göndermek

istediği mektubun Disiplin Kurulunca sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle

haberleşme hürriyetinin engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201,

20/5/2015, § 22; Akif İpek, B.

No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; Ramazan

Vural, B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015,

§ 24). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek bir durum

bulunmamaktadır.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

21. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Haberleşme hürriyeti" kenar

başlıklı 22. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.

Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.

...

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir."

22. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 28-34) kararında

hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara ceza

infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından yapılan müdahalelere ilişkin genel

ilkeler belirtilmiştir. Buna göre haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahale

öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını oluşturan

mevzuatın, ulaşılabilir,

yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir. İkinci

olarak söz konusu müdahale meşru bir amaca

dayanmalı, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmalıdır.

23. Disiplin Kurulu, başvurucunun gönderdiği mektubun sakıncalı

olduğunu değerlendirerek el konulmasına karar vermiştir. Dolayısıyla anılan

işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşme hürriyetine bir

müdahalede bulunulduğu açıktır.

24. Anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın,

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma,

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir. (Ahmet Temiz, § 36).

25. Somut olayda 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 68. maddesinin, hükümlülerin

ceza infaz kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi ve

sınırlandırılmasının kanuni dayanağını oluşturduğu anlaşılmaktadır (Ahmet Temiz, §§ 37-46). Öte yandan,

haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak

sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkün

olabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda

belirtilir." denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bu

kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkça

düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamda

ceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında

istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır. (Mehmet Koray Eryaşa, B. No:

2013/6693, 16/4/2015, §§ 74-76).

26. Somut olayda Disiplin Kurulunca mektubun alıkonulma sebebi

olarak mektubun içeriğinde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurum ve

kuruluşlarını karalayan yalan ve yanlış ifadeler olması gösterilmiştir. Bu

kapsamda başvurucuya gönderilen mektubun, Disiplin Kurulunca denetlenmesi

suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin, kamu düzeninin korunması,

suç işlenmesinin önlenmesi ile ceza infaz kurumlarında asayiş ve güvenliğin

sağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşme hürriyetine

ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna

varılmıştır (Ahmet Temiz, § 51).

27. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 58-68) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya

kendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumlarının ilgili kurulları

tarafından yapılan müdahalelerde demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygunluk ve ölçülülük ilkesi yönünden genel ilkelere yer verilmiştir. Buna göre

demokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilmeli, sınırlamada öngörülen meşru

amaç ile sınırlandırma aracı arasında orantısızlık bulunmamalı, sınırlandırmayla

ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlandırılan bireyin

kaybı arasında adil bir denge kurulmasına özen gösterilmelidir.

28. Ayrıca mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında

bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile bağlantısında en önemli

araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönünde

bulundurarak ceza infaz kurumu yetkilileri, dış dünya ile yeterli bir iletişim

sürdürmelerinde mâhkumlara yardım etmeli ve bunun

için onlara uygun desteği sunmalıdır (Musa

Kaya (2), B. No: 2013/2351, 16/9/2015, § 66).

29. Ancak ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucu

olarak kamu düzeninin korunmasına ve suç işlenmesinin önlenmesine yönelik kabul

edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutukluların sahip

oldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bu

kapsamda mektubun tamamında ya da mektup içeriğinin bir kısmında yer alan

ifadelerin 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinde yer verilen sebeplerden en az birini

içermesi, özellikle ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından da yeterli

düzeyde gerekçelendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla somut olayda da mektubun

içeriğindeki hangi sözlerin neden sakıncalı olduğu gerekçede gösterilmek

zorundadır.

30. Somut olaya konu mektubun, muhatabının ceza infaz sistemi

alanında çalışmalar yapan, ilgili mevzuata uygun olarak kurulmuş birdernek olduğu veDerneğin

faaliyetleri çerçevesinde başvurucuya gönderdiği mektuba cevaben yazıldığı anlaşılmaktadır.Başvurucunun mektupta, kendisini tanıttığı,

Derneğin ceza infaz sisteminde yaşanan sorunlara dair sorduğu sorulara cevap

verdiği, İnfaz Kurumunda bizzat yaşadığı veya tanık olduğunu iddia ettiği

birtakım olayları ve sorunları ileri sürdüğü ve ceza infaz sisteminin yapısı

ile bu sistemin iyileştirilmesine yönelik görüş ve önerilerini yazdığı

görülmektedir (bkz. § 10).

31. Mektubun alıkonulmasına yönelik Disiplin Kurulu kararında,

başvuruya konu on üç sayfalık mektup içeriğinde yer alan hangi sözlerin

muhatabına ulaştırılmasının ne suretle sakıncalı olduğu açıklanmadan, mektubun

içeriğinde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurum ve kuruluşlarını karalayan

yalan ve yanlış ifadeler olduğu belirtilmiştir. İnfaz Hâkimliği ise farklı veya

ilave bir gerekçe sunmadan Disiplin Kurulu kararının yasaya uygun olduğunu

vurgulamak ile yetinmiştir. Disiplin Kurulu ve derece mahkemeleri tarafından

karar gerekçelerinde, mektubun alıkonulmasına dair mektupla ilişkili, somut

bilgilere dayalı ve yeterli bir gerekçe ortaya konulmadığı anlaşılmıştır.

32. Ayrıca başvurucunun İnfaz Kurumunda yaşadığı veya tanık

olduğunu iddia ettiği uygulamalar ile sorunları ceza infaz sistemi alanında

çalışan ilgili mevzuata uygun kurulmuş Dernek aracılığı ile kamuoyunun

bilgisine sunmak istediği gözönünde bulundurulmalıdır.

Bu açıdan bakıldığında, başvurucunun iddialarının gerçeğe uygun olmadığı

değerlendirilse bile İnfaz Kurumu idaresinin bu iddiaların ceza infaz sistemi

alanında faaliyet gösteren sivil organizasyonlara ve kamu makamlarına

ulaştırılmasının engellemesinin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun

ve ölçülü olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyamadığı da görülmüştür.

33. Öte yandan gerek Disiplin Kurulu kararında gerekse derece

mahkemelerinin kararlarında, anılan mektubun alıkonulmasını gerektirecek

boyutta İnfaz Kurumunda düzeni ve güvenliği tehlikeye sokan, kişi ve

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgilerin aktarılmasını sağlayan

koşulların bulunduğuna dair herhangi bir gerekçeye de yer verilmemiştir. Bu

kapsamda başvuruya konu mektuba yönelik yapılan müdahalede, mektuba özgü,kabul edilebilir makul

gerekliliklerin somut verilere dayanılarak ortaya konulmadığı sonucuna

varılmış; başvurucuya gönderilen mektuba el konulması suretiyle haberleşme

hürriyetine yapılan müdahalenin amaçlanan hedefler açısından aşırı, dolayısıyla

orantısız olduğu ve bu bağlamda demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun

olma ve ölçülülük ilkesine uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.

34. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.

maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

36. Başvurucu 5.000 TL manevi tazminat verilmesine karar

verilmesini talep etmiştir.

37. Başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına

alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

38. Başvuruya konu mektubun yazıldığı tarihten itibaren aradan

uzunca bir süre geçtiği gözönüne alındığında yeniden

yargılama yapılmasında hukuki bir yarar bulunmamaktadır.

39. Başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına

alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğinin tespit edilmesi nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya takdiren net 2.500 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

40. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği

gözetilerek kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Bolu İnfaz Hâkimliğine

ve ihlalin sonuçlarının giderilmesi için Adalet Bakanlığına gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme

hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 2.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için Bolu İnfaz Hâkimliğine

GÖNDERİLMESİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

F. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının giderilmesi için

Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 20/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Raportör : Ali KOZAN Başvurucu : Vechettin TOK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/17131, 20 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. VI. Hüküm
  11. A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. B. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme
  13. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  14. Yıldırım
  15. Kömürcü
  16. Akıncı
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/17131
Tarih
20 Eylül 2018

İlgili Kararlar

  • Güriş İnşaat ve Mühendislik A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/15048)
  • Fatma Bildik ve Hasan Bildik Başvurusu (B. No: 2014/14995)
  • Mehmet Zeki Babat ve Servet Babat Başvurusu (B. No: 2014/4830)
  • Aksaray Tır Nakliyat San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/36736)
  • Eksen Bilimsel A.ş. ve Özel Yaprak A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/1341)
  • Aysel Bulut Başvurusu (B. No: 2015/465)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.