İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Aysel Bulut Başvurusu (B. No: 2015/465)

1. Başvuru, hakem heyeti kararına yönelik temyiz isteğinin süre

Başvuru No2015/465Tarih12 Eylül 2018Okuma19 dk · 3.765 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Aysel Bulut Başvurusu

Karar tarihi
12 Eylül 2018
Başvuru Numarası
2015/465
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.765 kelime·19 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hakem heyeti kararına yönelik temyiz isteğinin süre

aşımından reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Sigortalı B.Ö. sevk ve idaresinde bulunan motorsikletle

3/5/2011 tarihinde başvurucuya çarparak yaralanmasına neden olmuştur. Mersin

Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 19/11/2012

tarihli rapora göre başvurucunun vücudunda %70 oranında kalıcı fonksiyon kaybı

oluşmuştur. Başvurucu kazaya karışan aracın zorunlu trafik sigortasını yapan

sigorta şirketine 1/3/2013 tarihinde müracaat ederek zararın tazmini isteğinde

bulunmuşsa da sigorta şirketi travma sonrası stres bozukluğunun kalıcı olmadığı

gerekçesiyle isteği reddetmiştir.

10. Talebinin şirket tarafından reddi üzerine başvurucu, Sigorta

Tahkim Komisyonu Hakem Heyetine (Hakem) fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak

kaydıyla 1.000 TL iş göremezlik tazminatının ödenmesi yönünde karar verilmek

üzere başvuruda bulunmuştur.

11. Hakem, iddia ve savunmaları ile bu yöndeki delillerini ibraz

etmeleri hususunda taraflara imkân vermiş ve başvurucunun uğramış olduğu iş

gücü kaybı ile bu kayıptan doğan maddi zarar hususunda bilirkişi incelemesi

yaptırmıştır.

12. Başvurucu iş gücü kaybından doğan maddi zarara ilişkin

bilirkişi raporundan sonra 21/11/2013 tarihli dilekçeyle talebini 97.416,41 TL

olarak artırmıştır. Hakem 14/1/2014 tarihli kararla kaza nedeniyle oluşan

zarardan sürücü ile birlikte işleten ve aracın sigortacısının da sorumlu

olduğunu ve kaza sonucunda başvurucunun toplam 97.416,41 TL tutarında maddi

zararının bulunduğunu saptamıştır. Hakem, kaza ile ilgili belgelerin

sigortacıya tesliminden itibaren sekiz gün içinde zararın ödenmesi gerekirken

başvurucuya herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek talebi kabul etmiştir.

13. Sigorta şirketi süresi içinde Hakem kararına karşı Sigorta

Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetine (Hakem Heyeti) itiraz etmiştir. Hakem

Heyeti 2/4/2014 tarihli kararla başvurucunun iki yıl önce geçirdiği başka bir

trafik kazası nedeniyle alınan raporunda başvurucuda %70 oranında iş gücü kaybı

bulunduğu yönünde bir tespit bulunmakla birlikte maluliyetin 3/5/2011 tarihinde

meydana gelen kazayla olan illiyet bağının açık ve tartışmasız olarak

kurulamadığını, başvurucunun talebi zorunlu trafik poliçesinden kaynaklanmasına

rağmen olayı trafik iş kazasına göre değerlendiren raporun usulüne uygun

olmadığını ve tahkim için verilen süre içinde usulüne uygun rapor alınma imkânı

bulunmadığı gerekçesiyle Hakem kararını bozarak başvurunun reddine temyiz yolu

açık olmak üzere karar vermiştir. Hakem Heyeti kararında ayrıca, gerçekleşen

kazayla başvurucuda meydana gelen iş gücü kaybı arasındaki illiyet bağının

tahkim süresi içinde belirlenmesi mümkün değilse de başvurucunun genel

hükümlere göre açacağı davada bu iddialarını ileri sürmekte muhtar olduğuna yer

vermiştir.

14. Hakem Heyetinin başvurunun reddine dair bu kararı 24/4/2014

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve 2/5/2014 tarihli üst yazı ile İstanbul

Anadolu 21. Asliye Ticaret Mahkemesine (Mahkeme) saklanmak üzere

gönderilmiştir. Mahkeme 6/5/2014 tarihinde kararın saklanmasına ve bir

örneğinin ilgililere tebliğine karar vermiştir. Saklama kararı 9/6/2014

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 7/5/2014 tarihinde posta yoluyla Yargıtaya gönderilmek üzere Sigorta Tahkim Komisyonuna

temyiz dilekçesi göndermiş, temyiz harç ve giderlerini 15/5/2014 tarihinde

yatırmıştır.

16. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi (Daire) 29/9/2014 tarihinde Hakem

Heyeti kararı 24/4/2014 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen harç on beş günlük

temyiz süresi geçtikten sonra 15/5/2014 tarihinde yatırıldığından temyiz

isteğinin süre nedeniyle reddine karar vermiştir.

17. Hüküm başvurucuya 17/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiş,

başvurucu 7/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun Hükümleri

18. 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun ''Sigortacılıkta tahkim'' kenar başlıklı

30. maddesinin (12) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"(12) ...Kırk bin Türk Lirasının

üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen kararlar için temyize

gidilebilir. (Değişik cümle: 13/6/2012-6327/58 md.)

Ancak, tahkim süresinin sona ermesinden sonra karar verilmiş olması, talep

edilmemiş bir şey hakkında karar verilmiş olması, hakemlerin yetkileri

dahilinde olmayan konularda karar vermesi ve hakemlerin, tarafların iddiaları

hakkında karar vermemesi durumlarında her hâlükarda

temyiz yolu açıktır. Temyize ilişkin usûl ve esaslar

hakkında Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu uygulanır.

...

(23) Bu

Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usûlü

Muhakemeleri Kanununun hükümleri, sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen

uygulanır.''

19. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun ''Hakem kararının şekli, içeriği

ve saklanması '' kenar başlıklı 436. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(3) Hakem kararı, hakem veya hakem

kurulu başkanı tarafından taraflara bildirilir; ayrıca kararın aslı dosya ile

birlikte mahkemeye gönderilir ve mahkemece saklanır."

20. 6100 sayılı Kanun'un ''

Tebligat '' kenar başlıklı 438. maddesi şöyledir:

''Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça

tebligat, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre

yapılır.''

21. 6100 sayılı Kanun'un ''Diğer

kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler'' kenar başlıklı

447. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''(2) Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan

18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan

yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan

maddelerine yapılmış sayılır."

22. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 18/6/1927 tarihli ve 1086

sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 432. maddesi şu şekildedir:

"Temyiz süresi on beş gündür. Temyiz

süreleri, ilâmın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlar.

Temyiz dilekçesi, kararı veren mahkemeye veya

başka bir yer mahkemesine verilebilir."

23. 3/4/2012 tarihli ve 28253 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin

(Yönetmelik) ''Hakem kararları saklama

kaydı" kenar başlıklı 34. maddesi şöyledir:

''(1) Hukuk Muhakemeleri Kanununun 436 ncı maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca mahkemece saklanacak hakem kararlarına ilişkin bilgilerin tutulduğu

kayıttır.

(2)

Hakem kararları saklama kaydı, sıra numarası, kararı veren hakem veya hakem

kurulu üyelerinin ad ve soyadları, tarafların, varsa kanunî temsilcileri ile vekillerin

ad ve soyadları, T.C. kimlik numarası, davanın konusu, nihai karar ve tarihi

ile düşünceler sütunlarını içerir.''

24. Yönetmelik'in ''Temyiz

kaydı'' kenar başlıklı 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''(1) Mahkemece veya ilgili hukuk dairesince

verilen hükümler aleyhine yapılan temyiz başvurularına ilişkin olarak tutulan

kayıttır.

(2)

Temyiz kaydı; sıra numarası, dosya esas sıra numarası, temyiz yoluna başvuranın

taraf sıfatı, adı ve soyadı, aleyhine temyiz yoluna başvurulanın taraf sıfatı,

adı ve soyadı, temyiz dilekçe tarihi, davanın nev’i, karar tarih ve numarası,

aleyhine temyiz olunana tebliğ tarihi, temyiz şartlarının yerine getirilip

getirilmediği, dosyanın Yargıtay’ın hangi dairesine gönderildiği, gönderilme

tarihi, dosyanın temyiz incelemesinden döndüğü tarih ve neticesi ile düşünceler

sütunlarını içerir."

2. Yargısal Kararlar

25. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 1/3/2018 tarihli ve

E.2015/7844, K.2018/1478 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"2-Temyize konu İtiraz Hakem Heyeti

Kararının davalı sigorta şirketi vekiline tebliğ edildiğine ilişkin herhangi

bir tebligat parçası dosya arasında bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; anılan

tarafa İtiraz Hakem Heyeti Kararının tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması,

tebliğ edilmiş ise tebligat parçasının dosya arasına konulması; tebliğ

edilmemiş ise, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca tebliğ

edilerek temyiz sürelerinin beklenilmesi, ondan sonra temyiz incelemesi

yapılmak üzere gönderilmesi için,

3-İtiraz Hakem Heyeti Kararını temyiz eden

davalı sigorta şirketinin temyiz ilam harcının 1/4'ünü peşin olarak yatırması

gerekmektedir (10.05.1965 gün ve 1/1 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).

Temyiz eden davalı sigorta şirketinin verdiği temyiz dilekçesinin temyiz

defterine kaydı yapılmış olmasına rağmen, peşin temyiz harcını yatırmadığı

anlaşılmaktadır. Bu durumda 25.01.1985 gün ve 5/1 sayılı İ.B.K. gözönünde tutularak, davalı sigorta şirketine harcı ikmal

etmesi için 6100 Sayılı HMK'nun geçici 3/2. maddesi

delaletiyle, 1086 Sayılı HUMK'nun 434. maddesi

gereğince süre verilmesi, süresi içerisinde harç yatırılmadığı takdirde aynı

madde gereğince işlem yapılması, süresi içerisinde harç yatırıldığı takdirde

temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderilmesi için, dosyanın yerel mahkemesine

geri çevrilmesine [karar verildi]."

26. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/6/2017 tarihli ve

E.2017/2075, K.2017/3686 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret

Mahkemesi’nin 27.02.2017 gün ve2017/854-2017/854 D.İş sayılı kararı ile saklanmasına karar verilen

Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nin 02.02.2017 gün 2017/İHK-393

sayılı kararının Yargıtayca incelenmesi davacı vekili

tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

Dosya üzerinde yapılan incelemede, itiraz

hakem heyeti kararının saklama mahkemesince davalı tarafa tebliğine ilişkin

evraka rastlanmamış olup, itiraz hakem heyeti kararının mahkemece davalıya

tebliğinin sağlanması, yasal temyiz süresinin beklenilmesi veher

halükarda davacı vekilinin temyiz itirazlarının

incelenmesi amacıyla gönderilmek üzere dosyanın mahalline iadesine karar vermek

gerekmiştir.''

B. Uluslararası Hukuk

1. İlgili Sözleşme

27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,...

bir mahkeme tarafından davasının ...görülmesini istemek hakkına

sahiptir..."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye erişim

hakkını hukukun üstünlüğü ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul

etmekte; mahkemeye erişim hakkının ve başvuru yapılabilmesi konusunda tutarlı

bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada

açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade

etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya da uygulamadaki belirsizliklerin

tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği durumlarda bu hakkın ihlal

edildiğine karar verilmektedir (Geffre/Fransa (k.k.), B. No: 51307/99, 23/1/200).

29. AİHM, dava hakkını süre sınırına bağlayan iç hukuk

hükümlerinin yorumlanmasının öncelikli olarak kamu otoritelerinin ve özellikle

mahkemelerin görevi olduğunu belirtmekte ve AİHM'in

rolünün bu yorumun etkilerinin Sözleşme ile uyumlu olup olmadığının tespitiyle

sınırlı olduğunu ifade etmektedir. Süre sınırı getiren kuralların uygun adalet

yönetiminin güvence altına alınması amacına dayandığına işaret eden AİHM, bu

kuralların veya bunların uygulanmasının ilgililerin ulaşılabilir başvuru

yollarına müracaatlarını engelleyecek mahiyette olmaması gerektiğini

değerlendirmektedir. AİHM, bu bağlamda her bir olayın somut başvuru yolunun

özellikleri ışığında ve Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının amaç ve

hedefleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmektedir (Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013,

§ 20).

30. AİHM'e göre mahkemeye ulaşmayı

aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren uygulamalar mahkemeye

erişim hakkının ihlaline yol açabilir. Ne var ki öngörülen süre koşullarının

açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle

kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerekir (Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§

36-40).

31. Mahkemeye erişim hakkı sadece ilk derece mahkemesine dava

açma hakkını değil eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun

yollarına başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma hakkını da

içerir (Bayar ve Gürbüz/Türkiye,

B. No: 37569/06, 27/11/2012, § 42).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 12/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

33. Başvurucu; Hakem Heyeti kararının temyiz yolu açık olarak verildiğini,

ancak kararda hangi kanun yoluna başvurulacağı, kanun yoluna başvurma süresi ve

yönteminin tereddüte mahal vermeyecek şekilde

belirtilmediğini, uygulamada da temyiz isteğinin hangi merciye

yapılacağı ve bunun süresi konusunda açıklık bulunmadığını iddia etmiştir.

Başvurucu ayrıca, Hakem Heyeti kararlarının saklanmak üzere ilgili mahkemesine

tevdi edildiğini ve temyiz harcının dosyanın ilgili mahkemeye tevdi

edilmesinden sonra mümkün olup Tahkim Komisyonu aşamasında harç yatırma imkânı

bulunmadığından saklama kararından sonra yapmış olduğu temyiz isteğinin

süresinde olduğunun kabulüyle esastan bir inceleme yapılarak karar verilmesi

gerekirken süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin adil yargılanma

hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

34. Bakanlık tarafından sunulan görüşte Hakem Heyeti kararında

verilen karara karşı kanun yolunun açık olduğunun ifade edildiği, avukat

tarafından temsil olunan başvurucunun açık, ulaşılabilir ve öngörülebilir olan

kanun hükümleri uyarınca Hakem Heyeti kararının tebliğinden sonra Yargıtayın ilgili mahkemesine gönderilmek üzere bulunduğu

yerdeki ilk derece mahkemesine temyiz başvurusunda bulunarak gerekli olan

giderleri yatırma imkânına sahip bulunduğu hususlarında takdirin Anayasa

Mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir.

B. Değerlendirme

35. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

36. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

37. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin

gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence

altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM,

Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını

içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§

34). Mahkemeye erişim hakkı, ilk derece mahkemesine dava açma hakkının yanı

sıra itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış

ise anılan yollara başvurma hakkını da içerir (Ali

Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 49).

38. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

39. Taraflar arasındaki uyuşmazlıkların yargı mercileri önüne

götürülmeden hakem tarafından çözümlenmesi mümkün olup 5684 sayılı Kanun

sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski

üstlenen sigortacı arasındaki uyuşmazlıkların hakem tarafından çözümlenebilmesi

imkânını içermektedir. Uyuşmazlığın çözümü için tahkime başvuran taraflar, adil

yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvencelerin tahkim aşamasında

uygulanmadığını ileri süremeyecek iseler de hakem kararına karşı kanun yolunun

açık olduğu durumlarda verilen karara karşı kanun yoluna başvuru imkânı

mevcuttur. 5684 sayılı Kanun 40.000 TL üzerindeki uyuşmazlıklara dair hakem

kararlarına karşı Yargıtay yolunun açık olduğu düzenlemesini içerdiğinden

temyiz isteğinin adil yargılanma hakkının sağladığı usuli

güvenceler kapsamında olduğunun kabulü gerekir.

40. Somut olayda Hakem Heyeti kararına karşı yapılan kanun yolu

başvurusunun süre aşımından reddedilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

41. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

42. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

43. Bu sebeple müdahalenin somut başvuruya ilişkin olarak

Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme, haklı

bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

44. Başvurucunun Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itirazın on

beş günlük temyiz süresinin geçirildiği gerekçesiyle reddedilmesine dair

Yargıtay kararı 1086 sayılı mülga Kanun'un 432. maddesine dayanmaktadır. Bu

kapsamda somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin

kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

45. Yargısal başvuruların bir süreye bağlanmasının meşru

amacının ne olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi

tarafından incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, kanun yolu

başvurularında süre koşulu öngörülmesinin en genel ifadesiyle hukuki güvenlik

ve istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacının bulunduğuna işaret etmiştir

(Benzer yöndeki karar için bkz. Ertuğrul Dalbaş, B. No: 2014/7805, 25/10/2017, § 59).

iii. Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

46. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13.

maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeye

erişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir.

Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veya fiilî sınırlamalar mahkemeye

erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen,

B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

47. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsızlaştırmadıkça -hukuki belirlilik

ilkesinin gereği olarak- mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ancak

mevzuatta öngörülen süre kurallarının hukuka açıkça aykırı olarak yanlış

uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava

açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunması

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., § 38).

48. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukuk

devleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumun

gerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.

Bireylerin hak ve özgürlüklerinin, somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla

sınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına

geleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014).

49. Ölçülülük ilkesi, öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen

amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, ulaşılmak istenen amaç bakımından

müdahalenin zorunlu olmasını ve bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak

istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade

etmektedir. Öngörülen tedbirin, kişiyi olağan dışı ve aşırı bir yük altına

sokması durumunda müdahalenin ölçülü olduğundan söz edilemez (AYM, E.2011/111,

K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012; E.2014/176,

K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015; E.2016/16, K.2016/37,

5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

Müdahalenin ölçülülüğü değerlendirilirken ilgili yasal düzenlemelerle birlikte

somut olayın koşulları ve başvurucunun tutumu da gözönünde

bulundurulmalıdır (Ahmet Ersoy ve diğerleri,

B. No: 2014/4212, 5/4/2017, § 50).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

50. Başvurucu, Hakem Heyeti kararlarına karşı temyiz yolu açık

olmakla birlikte bu yolun süresi ve yönteminin açık olmaması nedeniyle

uygulamada belirsizlik olduğunu ileri sürmektedir.

51. 5684 sayılı Kanun’un 30. maddesinin (12) numaralı fıkrasında

hakem heyetinin 40.000 TL üzerindeki isteklere ilişkin kararlarının temyiz

kanun yoluna tabi olduğu ve (23) numaralı fıkrasında da bu kanunda hüküm

bulunmayan hâllerde usul kanunu hükümlerinin uygulanacağı açıkça

düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanun ile 1086 sayılı mülga Kanun'da ilgili

kararların hangi sürede temyiz edileceği ve temyiz isteğinin hangi mahkemeye

yapılacağı da açıktır.

52. Somut olayda Hakem Heyeti kararı 24/4/2014 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmişse de 6100 sayılı Kanun'un 436. maddesi uyarınca

ilgili Asliye Ticaret Mahkemesine 2/5/2014 tarihinde gönderilmiş ve 6/5/2014

tarihinde de Mahkeme tarafından saklama kararı verilmiştir. Daire temyiz

süresinin, başvurucunun Hakem Heyeti kararını öğrendiği 24/4/2014 tarihinde

işlemeye başlayacağını belirterek temyiz dilekçesinin deftere kaydedilip

harcının ödendiği 15/5/2014 tarihine kadar on beş günlük temyiz süresinin

geçtiği kanaatiyle temyiz isteğinin süre nedeniyle reddine karar vermiştir.

53. Uygulamada 5684 sayılı Kanun uyarınca hakem heyetleri

tarafından verilen kararların tebliği ve temyiz süresinin hangi tarihte başlayacağına

ilişkin farklı kararlar bulunmaktadır. Yargıtayın bir

kısım dairesi temyiz süresinin başlaması için saklama kararının ilgili mahkeme

tarafından taraflara tebliğini aramakta, bir kısım dairesi ise hakem heyeti

tarafından yapılan tebliği yeterli görmektedir ( bkz.

§§ 25-26).

54. Somut olayda Hakem Heyeti kararının saklanmasına ilişkin

İstanbul Anadolu 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin saklama kararı başvurucuya

tebliğ edilmeden önce Hakem Heyeti kararı başvurucuya tebliğ edilmiştir. Hakem

kararının saklanmak üzere ilgili Mahkemeye gönderilmesine kadar temyiz

dilekçesinin verileceği merci ve temyiz harcının yatırılması hususunda bir

belirsizlik mevcuttur. Zira tarafların ilgili Mahkemeyi öğrenmeden önce temyiz

dilekçesini ve daha da önemlisi temyiz harç ve giderlerini yatırma imkânı

bulunmamaktadır. Başvurucu da esas olarak bu aşamadan önceki belirsizliğin

kararı temyiz etme imkânını ortadan kaldırdığını ileri sürmektedir.

55. Bu hâlde, başvurucunun uygulamadan kaynaklandığını iddia

ettiği belirsizliğin hükmü temyiz etme imkânını aşırı derece zorlaştırdığı ya

da imkânsız hâle getirip getirmediğinin incelenmesi gereklidir. Saklama

kararından önce Hakem Heyeti tarafından verilen karar başvurucuya tebliğ edilmiştir.Somut olayın

özelliğinde başvurucunun dosyanın ilgili mahkemeye tevdi edildiğini kendisine

herhangi bir tebligat yapılmadan kendi imkânlarıyla en erken 6/5/2014 tarihinde

öğrendiği kabul edilmelidir. Dairenin yapmış olduğu değerlendirmeye göre

24/4/2014 tarihini izleyen gün işlemeye başlayan on beş günlük temyiz süresi

9/5/2014 tarihinde sona erecektir. Bu durumda daha önceden öğrenmiş olduğu

hakem kararını temyiz edebilmesi için başvurucunun saklama kararının verildiği

6/5/2014 tarihi de dahil olmak üzere dört günü bulunmaktadır.

56. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde Dairenin usul kanununda on

beş gün olarak belirtilen temyiz süresini fiilen dört gün olacak şekilde

belirlemesine ilişkin yorumunun başvurucunun kanun yoluna başvurmasını önemli

ölçüde kısıtlayarak oldukça güçleştirdiği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla bu

yorumdan hareketle temyiz isteğinin süresinde olmadığından reddedilmesi

suretiyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz

olduğu sonucuna varılmıştır.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

59. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler tayin edilmiştir.

60. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının tayin edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere

kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

61. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

62. Başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin

tespitiyle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

63. Anayasa Mahkemesi; başvurucunun Hakem Heyeti kararını temyiz

etme imkânını oldukça kısıtlayacak bir yorum yapılarak temyiz isteğinin süreden

reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin Daire kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

64. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Buna göre yeniden yapılacak yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda Daire tarafından yapılması gereken iş,

temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki kararını kaldırarak

temyiz istemini -usule ilişkin diğer meselelerde de bir eksiklik söz konusu

değilse- esastan incelemekten ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

dosyanın Yargıtaya gönderilmesini sağlamak üzere

İstanbul Anadolu 21. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

65. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için İstanbul Anadolu 21. Asliye Ticaret Mahkemesine (2014/148. D.

İş) GÖNDERİLMESİNE,

D. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu

:

Aysel BULUT

Vekili

:

Av. Okan

TEMEL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/465, 12 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. VI. Hüküm
  13. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  14. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  15. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Akıncı
  18. Topal
  19. Temel
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/465
Tarih
12 Eylül 2018

İlgili Kararlar

  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2015/7179
  • Gökçen Aktulga Başvurusu (B. No: 2015/879)
  • Ahmet Uyanık ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1617)
  • Çağlar Demirel Başvurusu (B. No: 2017/5221)
  • Mehmet Emre Döker Başvurusu (B. No: 2015/486)
  • Bayram Şeker Başvurusu (B. No: 2017/37823)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.