İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Uyanık ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1617)

1. Başvuru; tazminat davasında gerekçesiz karar verilmesi, karar

Başvuru No2015/1617Tarih13 Eylül 2018Okuma14 dk · 2.825 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Uyanık Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
13 Eylül 2018
Başvuru Numarası
2015/1617
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.825 kelime·14 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tazminat davasında gerekçesiz karar verilmesi, karar

düzeltme isteğinin reddiyle birlikte para cezasına hükmedilmesi ve yargılamanın

uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Ceza Yargılamasına

İlişkin Süreç

8. Başvurucuların yakını olan R.U. 18/5/2002 tarihinde hayatını

kaybetmesi üzerine Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca (Savcılık) soruşturma

başlatılmıştır. Savcılık 7/6/2002 tarihli iddianame ile sanıklar A.U., S.U. ve

H.U. hakkında tasarlayarak adam öldürme suçundan cezalandırılmaları talebiyle

kamu davası açmıştır.

9. Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesi yapmış olduğu yargılama sonunda

29/12/2005 tarihli karar ile H.U.nun kasten adam

öldürme suçundan 12 yıl hapis ve sanık A.U.nun adam

öldürmeye teşebbüs suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına

karar verirken diğer sanık S.U.nun beraatine karar vermiştir.

10. Hüküm temyiz edilmiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 4/4/2007

tarihli karar ile S.U. ve H.U. yönünden kurulan hükmü onamışken A.U.nun suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığından beraatine karar verilmek üzere bozulmasına karar vermiştir.

11. Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesi bozma ilamına uymuş ve

21/6/2007 tarihli karar ile A.U.nun, H.U.nun R.U.yu öldürmesi hususunda azmettirdiği veya

eylemine yardım eden sıfatıyla iştirak ettiği yönünde tanıklar huzurunda

kızgınlıkla söylediği sözler dışında delil elde edilemediğinden beraatine karar vermiştir.

12. Temyiz edilen hüküm, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 14/11/2008

tarihli kararı ile onanarak kesinleşmiştir.

B. Başvuruya Konu Hukuk

Yargılamasına İlişkin Süreç

13. Başvurucular 12/8/2002 tarihli dilekçeyle asli maddi fail

H.U.yu azmettirerek yakınları R.U.nun ölümüne neden

oldukları iddiasıyla A.U., M.U. ve S.U. hakkında maddi ve manevi tazminat

talebiyle dava açmışlardır.

14. Açılan dava aynı Mahkemede aynı nedenle asli maddi fail H.U.

hakkında açılan dava ile birleştirilmiştir.

15. Davacılardan Döndü Uyanık 12/10/2008 tarihinde vefat

ettiğinden davaya dâhil olan mirasçıları yönünden yargılamaya devam edilmiştir.

16. Başvurucular 7/12/2012 tarihinde taleplerini ıslah ederek

Sevgi Arkan için 13.917,86 TL, Aysel Uyanık için 6.611,54 TL, Medine Uyanık

için 6.611,54 TL, Mediha Uyanık için 7.560,03 TL, Döndü Uyanık için 2.570 TL, Ahmet

Uyanık için 7.560,03 TL olmak üzere defin masrafları ile birlikte toplam

45.631,17 TL maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

17. Kavak Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 17/1/2013 tarihli

kararla davanın kısmen kabulüyle toplam 44.831,17 TL maddi tazminat ile 12.500

TL manevi tazminatın davalı H.U.dan tahsiline karar

vermiştir. Mahkeme aynı kararında davalılar A.U., M.U. ve S.U. yönünden maddi

ve manevi tazminat isteğinin reddine karar vermiştir. Söz konusu gerekçeli

kararda adam öldürme eyleminin davalılardan H.U. tarafından

gerçekleştirildiğinin sabit olduğu, buna karşılık haklarında dava açılan diğer

davalılar A.U. ve S.U.nun Samsun 2. Ağır Ceza

Mahkemesinde yapılan yargılamalarında ölüm olayının gerçekleşmesinde bir

kusurlarının bulunmaması nedeniyle beraat ettikleri ve davalı M.U.nun ise herhangi bir kusurunun saptanmadığı

belirtilmiştir.

18. Hüküm başvurucular tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 4.

Hukuk Dairesi (Daire) 15/4/2014 tarihli kararla H.U. yönünden kurulan hükmün

bozulmasına ve ilk derece mahkemesi kararındaki gerekçeye atıf yaparak diğer

davalılar A.U., M.U. ile S.U. yönünden kurulan hükmün onanmasına karar

vermiştir.

19. Başvurucular, Dairenin 15/4/2014 tarihli kısmi onama

kararına karşı karar düzeltme isteğinde bulunmuştur. Daire 18/11/2014 tarihli

kararı ile onama kararına atıf yaparak haklı bir neden içermediğinden karar

düzeltme isteğini reddine ve karar düzeltme isteğinde bulunan başvurucular

aleyhine 228 TL para para cezasına karar vermiştir.

20. Tazminat istemine ilişkin uyuşmazlık H.U. yönünden devam

etmekte ise de A.U., M.U. ile S.U. yönünden Yargıtayın

karar düzeltme isteğinin reddine dair kararıyla birlikte kesin olarak sona

ermiş olup hükmün kesinleşen bu bölümüne ilişkin nihai karar, 23/12/2014

tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucular 21/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Kanun Hükümleri

21. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.

maddesi şöyledir:

"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille

başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı

bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."

22. 6098 sayılı Kanun'un 53. maddesi şöyledir:

"Ölüm hâlinde uğranılan zararlar

özellikle şunlardır:

1. Cenaze giderleri.

2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi

giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan

kayıplar.

3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin

bu sebeple uğradıkları kayıplar.''

23. 6098 sayılı Kanun'un 56. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde,

zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir

miktar paranın ödenmesine karar verilebilir''

24. 6098 sayılı Kanun'un 74. maddesi şöyledir:

"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup

olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza

hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi

tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.

Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun

değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da,

hukuk hâkimini bağlamaz.''

25. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 18/6/1927 tarihli ve 1086

sayılı mülga Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 442. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Tashihi karar talebi esbabı mezkureye mutabık görülmezse arzuhalin reddine ve mustedii tashihten yüz liraya kadar cezayı nakdi alınmasına

ve muvafık ise kabulüne karar verilir.''

B. Yargısal Kararlar

26. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 15/2/2018 tarihli ve

E.2016/509, K.2018/964 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. (TBK

m. 74) maddesi gereği ceza mahkemesinde verilen beraat kararı hukuk hakimini

bağlamaz ise de, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı

sınırsız olmayıp ceza mahkemesinin maddi vakıaların belirlenmesine ilişkin

mahkumiyet kararı hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olup taraflar yönünden kesin

delil niteliği taşıyacaktır.

Dosya kapsamından; olay nedeniyle GiresunAğır Ceza Mahkemesinde sanık olarak yargılanan

davalı hakkında, kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan dolayı

verilen hapis cezasından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesi gereği

haksız tahrik indirimi yapıldığı ve hükmün Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından

onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Davaya konu olayda; davalının fiilini haksız

tahrik altında gerçekleştirdiği maddi vakıa olarak kesinleşmiş ceza kararı ile

tespit edilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacı İ.Y.nin destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması

sırasında tahrik nedeni ile herhangi bir indirim yapılmamıştır. Bu durumda;

desteğin müterafik kusurun varlığı göz önünde

bulundurularak talep edilen maddi tazminattan uygun bir indirim yapılmak

suretiyle karar verilmesi gerekir. Bu hususun gözetilmemiş olması usul ve

yasaya aykırı olup; kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. Davaya konu

olayda; davalının fiilini haksız tahrik altında gerçekleştirdiği maddi vakıa

olarak kesinleşmiş ceza kararı ile tespit edilmiştir. Mahkemece alınan

bilirkişi raporunda, davacı İ.Y.nin destekten yoksun

kalma tazminatının hesaplanması sırasında tahrik nedeni ile herhangi bir

indirim yapılmamıştır. Bu durumda; desteğin müterafik

kusurun varlığı göz önünde bulundurularak talep edilen maddi tazminattan uygun

bir indirim yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekir. Bu hususun gözetilmemiş

olması usul ve yasaya aykırı olup; kararın bu nedenle bozulması

gerekmiştir."

27. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 14/4/2016 tarihli ve

E.2016/3103, K.2016/5105 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"Destekten yoksun kalma tazminatı, haksız

fiil sonucu bir kişinin ölümü sonucunda ölenin yardımından mahrum kalanlara

ödenecek bir tazminat türüdür. Bu tazminatın kaynağı olan BK'nın

45/2. maddesinin (6098 sayılı TBK m. 53) öngörmüş olduğu hal, ölüm sonucu vukua

gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktadır. Bu hükme göre, ölenin

yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat

olarak, sorumludan isteyebilirler. Kanun metninden de anlaşılacağı gibi

destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle

yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden

önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan

sonraki dönemde de destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde

yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir

eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nın 45/2

maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.

...

b) 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. (TBK/74)

maddesi gereği ceza mahkemesinde verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz

ise de hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız olmayıp ceza mahkemesinin maddi

vakıaların belirlenmesine ilişkin mahkumiyet kararı

hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olup taraflar yönünden kesin delil niteliği

taşıyacaktır.

Dosya kapsamından; olay nedeniyle Nevşehir

Ağır Ceza Mahkemesinde sanık olarak yargılanan davalıya verilen müebbet hapis

cezasından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesi gereği haksız tahrik

indirimi yapıldığı ve hükmün Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından onanarak

kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davaya konu olayda; davalının eylemini haksız

tahrik altında gerçekleştirdiği maddi vakıa olarak kesinleşmiş ceza kararı ile

tespit edilmiştir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda destekten yoksun kalma

tazminatının hesaplanması sırasında tahrik nedeni ile herhangi bir indirim yapılmamıştır.

Bu durumda; desteğin müterafik kusurunun varlığı göz

önünde bulundurularak talep edilen maddi tazminattan uygun bir indirim yapılmak

suretiyle karar verilmesi gerekir. Bu hususun gözetilmemiş olması usul ve

yasaya aykırı olup; kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 13/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

29. Başvurucular, kamuya açık belgelerde kimliklerinin gizli

tutulması talebinde bulunmuşlardır. Başvuruya konu olayın niteliği dikkate

alınarak gizlilik talebinin reddine karar vermek gerekir.

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

30. Başvurucular, yargılamanın uzaması nedeniyle makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

31. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek etkililiğini

tartışmıştır.

32. Anılan kararda özetle; anılan başvuru yolunun kişileri mali

külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle

ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir

başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı vetazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgilibaşarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35-36).

33. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

34. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

35. Başvurucular yargılama aşamasında ileri sürdükleri davalılar

A.U., M.U. ve S.U.nun gerçekleşen adam öldürme

eyleminden sorumlu olduğuna dair itirazlarının derece mahkemelerince verilen

kararlarda cevapsız bırakıldığını, Yargıtayın temyiz

ve karar düzeltme isteğine ilişkin verdiği kararların ne anlama geldiği açık

olmayan genel nitelikte içeriğe sahip olması nedeniyle gerekçe olarak kabulünün

mümkün olmadığını belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

36. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 76).

37. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

38. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır.

39. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut bir

biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması, başka

bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

40. Mahkeme 17/1/2013 tarihli gerekçeli kararında dava

dilekçesi, davalı savunmaları, ceza yargılaması sonucunda verilen kesin kararı,

bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamını esas alarak bir değerlendirme

yapmıştır. Mahkeme adam öldürme nedeniyle haklarında kamu davası açılan

davalılar A.U. ve S.U.nun yapılan yargılama sonucunda

adam öldürme suçuna iştirak ettiklerine dair ceza mahkemesince maddi vakıa

tespitinde bulunulmadığına işaret etmiş ve diğer davalı M.U. ile birlikte

haksız fiil teşkil eden ölüm olayının gerçekleşmesinde kusurları

bulunmadığından bu davalılar yönünden davanın reddine karar vermiştir.

Dolayısıyla derece mahkemelerinin kararlarının gerekçesiz olduğundan söz etmek

mümkün değildir.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

42. Başvurucular, karar düzeltme isteğinin reddi nedeniyle 1086

sayılı mülga Kanun'un 442. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince 228 TL

para cezasının Hazineye irat olarak alınmasının hak arama hürriyetini

kısıtladığını ilerisürmüşlerdir.

43. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların karar düzeltme isteğinin

reddi nedeniyle bir miktar para cezasını Hazineye ödenmesine karar verilmesine

yönelik itirazları mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

44. Başvurucuların karar düzeltme isteğinin reddine karar

verilmesi sonucundaHazine lehine hükmedilen 228 TL

para cezasının hak arama hürriyetini engellediği yönündeki iddialarını içerir

başvurunun, kabul edilebilirlik kriterlerinden olan anayasal ve kişisel önemden

yoksun olma kriteri yönünden incelenmesi gerekir.

45.Anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriterine ilişkin

genel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bu konuda karar

verilmiştir (K.V. [GK], B. No:

2014/2293, 1/12/2016, §§ 47-68).

46. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen iddialara ilişkin birçok başvurudamahkemeye erişim hakkının kapsam ve içeriğini

belirlemiştir (Mürsel Malkoç

[GK], B. No: 2013/9466, 27/10/2015, § 27; Özkan

Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52; Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38-39).

47. Buna göre Mahkemenin sıklıkla uygulanmış açık bir

içtihadının bulunduğumahkemeye erişimhakkının

ihlal edildiğine ilişkin başvurunun genel bir soruna işaret etmediği gibi

Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesi açısından da önem taşıdığının ortaya konulamadığı

sonucuna varılmıştır.

48. Somut olayda başvurucular karar düzeltme isteminde bulunmuş,

Yargıtay 4. Hukuk Dairesince karar düzeltme istemi reddedilerek, başvurucular

aleyhine toplam228 TL para cezasına hükmedilmiştir. Başvurucuların 228 TL para

cezasına hükmedilmemesinin kendilerine ciddi anlamda zarar verdiği ve kendileri

için ne denli önemli olduğu hususunda herhangi bir açıklamalarının daolmadığı gözetildiğinde önemli bir zararı olduğu

kanaatine ulaşılamamıştır.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının Anayasa'nın

yorumlanması ve uygulanması açısından önem taşımadığı gibi başvurucunun da

önemli bir zarara uğramadığı sonucuna varıldığından, anayasal ve kişisel

önemden yoksun olduğu anlaşılan başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Diğer İhlal İddiaları

50. Başvurucular; Mahkemenin bir kısım davalının R.U.nun ölümünde kusurlu olmadığına dair tespitinin Ceza

Mahkemesince varılan sonuca aykırı olduğunu, zira Ceza Mahkemesinde bu

şahısların kusurlu olmadığının değil isnat edilen suçu işlediklerine dair

yeterli delil elde edilemediği yönünde bir saptamada bulunulduğunu iddia

etmişlerdir. Başvurucular, Ceza Mahkemesinde delil yetersizliği nedeniyle

verilen beraat kararının hukuk hâkimini bağlamadığını ve beraatle

sonuçlanmış olsa bile ceza davasındaki beyanlardan bir kısım davalının haksız

fiil niteliğindeki ölüm olayından sorumlu tutulmaları gerektiğini öne sürerek

davanın reddine dair kararının adaleti hiçe sayan bariz takdir hatası ve keyfîlik içermesi nedeniyle adil yargılanma hakkını ihlal

ettiğini ileri sürmüşlerdir.

51. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi,

hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan

sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel

başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir

hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama

ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013,

§ 42).

52. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada sunulan delilin geçerli

olup olmadığını ve delil sunma ve inceleme yöntemlerinin yasaya uygun olup

olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Anayasa

Mahkemesinin görevi başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup

olmadığının değerlendirilmesidir (Muhittin

Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve

Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213,

4/12/2013, § 27).

53. Başvurucular tarafından ileri sürülen iddiaların, derece

mahkemesince delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına

ilişkin olup Mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate

alındığında, ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliğinin gizli

tutulması talebinin REDDİNE,

B. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemden yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

13/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucular

:

1. Ahmet

UYANIK

2. Bahri

UYANIK

3. Erol

UYANIK

4. Firdes ALTUNDAL

5. Sevgi

ARKAN

Vekili

:

Av. Temel

ÇOLAK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/1617, 13 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Ceza Yargılamasına
  7. B. Başvuruya Konu Hukuk
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Kanun Hükümleri
  10. B. Yargısal Kararlar
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Makul Sürede
  13. B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine
  14. C. Mahkemeye Erişim
  15. D. Diğer İhlal İddiaları
  16. A. Kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliğinin gizli
  17. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Özgüldür
  19. Uyanık
  20. Uyanık
  21. Uyanık
  22. Arkan
  23. Çolak
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/1617
Tarih
13 Eylül 2018

İlgili Kararlar

  • Çağlar Demirel Başvurusu (B. No: 2017/5221)
  • Mehmet Emre Döker Başvurusu (B. No: 2015/486)
  • Bayram Şeker Başvurusu (B. No: 2017/37823)
  • Fernas İnşaat A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/10572)
  • Ömer Mingü Başvurusu (B. No: 2016/13805)
  • Sait Özdemir Başvurusu (B. No: 2015/39)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.