İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Emre Döker Başvurusu (B. No: 2015/486)

1. Başvuru, bir internet sitesinde açıklanan dinî değerlere

Başvuru No2015/486Tarih19 Eylül 2018Okuma25 dk · 4.954 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Emre Döker Başvurusu

Karar tarihi
19 Eylül 2018
Başvuru Numarası
2015/486
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.954 kelime·25 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir internet sitesinde açıklanan dinî değerlere

yönelik sözler nedeniyle verilen kovuşturmanın ertelenmesi kararının ifade

özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1978 doğumlu olup İstanbul’da ikamet etmektedir. Başvurucu

-kendi beyanına göre- Boğaziçi Uluslararası Mağara Araştırma Derneği ve

Mağaracılık Federasyonu Yönetim Kurulu üyesidir.

10. Mağaracılık Federasyonunun (Federasyon) internet sitesinde

başvurucunun ismi 2014-2015 yıllarında Federasyonun Yönetim Kurulu üyesi olarak

belirtilmektedir.

11. Başvurucu, 29/6/2005 tarihinde www.eksisozluk.com (Ekşi Sözlük) isimli internet sitesinde “Hz. Muhammed” başlıklı yazıya, "speolog"

(Rumence'de mağara araştırmacısı, İngilizce'de ise "speleologist")

rumuzuyla bir yorum yazmıştır. Ekşi Sözlük internet sitesi 1999 yılında

kurulmuş olup üzerinde her türlü kavram ve konu hakkında kayıtları olan

yazarların yorumlarını içeren katılımcı sözlük formatında tasarlanmış olan bir

ağ sayfasıdır. Kayıtlı kullanıcıların açılan başlıklara yazdıkları yorumlarla

oluşturulmuş olan bu sözlükte, yazarların yazmış oldukları yazılar sözlük

kuralları dâhilinde kontrol edilir ve bir yazının uygunsuz bulunması durumunda moderatörler tarafından gönüllü sözlük üyelerinin iş

birliği ile silinir. Sitede girilen bilgilerin doğru olması, ansiklopedik

olması ya da tarafsız olması gibi zorunluluklar bulunmamaktadır. Bazı

başlıkların altında tanım cümleleri hâlinde olan ve web forumlarındaki yazılara

benzeyen karşılıklı tartışmalar da yer almaktadır. Kişiler belli sayıda yorum

yazdıktan sonra onay verilmesi hâlinde siteye yazar olarak kabul edilirler.

Başvurucu da bu sitede yazar olarak aşağıdaki yorumu yapmıştır:

“"bkz.

Mağaracı, Edit: kötülemeden önce bi

tıklayıp okuyun yahu, kötü bir sey mi dedik? Nedir bu

heyecan, sakin olun canlar, herbiseyi tabulastırmayın hemen, Kendisi benden iyi bir magaracıdır, zira magaracılıkta

tecrübe ölçütlerinden biri, magara içinde kalma

saatidir, her seyden önce senin benim gibi bir

insandır, bu da sanırım kendisinin senelerce anlatmaya çalıştığı bir şeydir,

sakalına hırkasına tapanlara duyurulur, bkz. Hira

mağarası."

12. Başvurucu, yazdığı yorum içinde “bkz. Mağaracı” şeklinde verilen linke tıklandığında "Mağaracı" başlığıyla açılan

sayfaya 24/6/2005 tarihinde aşağıdaki entryyi (girdi/yorum) eklemiştir:

"neşeli insanlar su kenarına gitsinler,

eğlenmek isteyen insanlar dağlara çıksınlar, erdemli olmak isteyenler ise

mağaralara gitsinler. konfüçyus"

13. Yapılan bir şikâyet üzerine açtığı soruşturma sonucunda

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun halkın bir kesiminin

benimsediği dinî değerleri alenen aşağılama suçundan cezalandırılması talebiyle

29/7/2013 tarihinde iddianame düzenlemiştir. İddianame, başvurucu dışında aynı

sitede yorum yazmış olan birçok süpheliyi de

kapsamaktadır. İddianamede başvurucunun ve diğerlerinin yazdığı yazıların

ulusal mevuzatta ve uluslararası sözleşmelerde

korunan düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde açıklanmış bir eleştiriden

ziyade, insan ilişkilerinin gelişmesine yarayan kamusal tartışmaya hiçbir

katkıda bulunmayan ve yeryüzünde yaşayan insanların büyük çoğunluğunun mensubu

olduğu üç büyük dinin ortak değerleri olan Allah, peygamber, cennet, cehennem,

Kuran, İncil gibi kavramlara yönelik hisleri nedensiz yere incitecek şekilde

dinî değerleri aşağılamak kastıyla yazıldığı ve yazıların kamu barışını bozmaya

elverişli olduğu belirtilmiştir.

14. Başvurucu hakkındaki dava İstanbul (Kapatılan) Anadolu 32.

Sulh Ceza Mahkemesinde görülmüştür. Davada aynı internet sitesinde aynı veya

farklı başlıklar altında yorum yazan kırk kişi yargılanmıştır.

15. Mahkeme 15/5/2014 tarihinde, başvurucunun internet sitesinde

yazdığı yazının tarihinin 31/12/2011 tarihinden önce olması nedeniyle 2/7/2012

tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı

Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin

Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre başvurucu

hakkındaki kovuşturmanın ertelenmesine karar vermiştir.

16. Başvurucunun karara yaptığı itiraz İstanbul Anadolu 13.

Asliye Ceza Mahkemesince 16/7/2014 tarihinde reddedilmiştir. Bu karar

başvurucuya 10/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu 9/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama"

kenar başlıklı 216. maddesinin (3) numaralı fıkrasışöyledir:

"(3) Halkın bir kesiminin benimsediği

dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli

olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır."

19. 6352 sayılı geçici 1. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkralarının ilgili kısmı şöyledir:

“(1) 31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın

yoluyla ya da sair düşünce ve kanaataçıklama

yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da

üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan

dolayı;

...

b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın

ertelenmesine,

...

karar verilir.

(2) Hakkında ... kovuşturmanın ertelenmesi

kararı verilen kişinin, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren üç yıl

içinde birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlememesi hâlinde, ... düşme

kararı verilir. Bu süre zarfında birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç

işlenmesi hâlinde, bu suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olunduğu

takdirde, ertelenen ... kovuşturmaya devam olunur.”

B. Uluslararası Hukuk

20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı çerçevesinde

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin(Sözleşme) 9.

maddesi, dinî duygulara saygı gösterilmesi hakkını da koruma altına almaktadır

(Otto-Preminger Enstitüsü/Avusturya, B. No: 13470/87,

20/9/1994, § 47).

21. AİHM, Sözleşme ile güvence altına alınan temel hak ve

özgürlüklere getirilecek sınırlamaların demokratik bir toplum için gereklilik

arz edip etmediğini incelerken Sözleşmeci devletlerin belirli bir takdir

marjını haiz olduklarını fakat bunun sınırsız olmadığını daha önce pek çok defa

belirtmiştir (Wingrove/Birleşik Krallık, B. No: 17419/90,

25/11/1996, § 53). AİHM, dinî kanaatlere yönelik saldırılar bakımından

başkalarının haklarının korunması noktasındaki ihtiyaçlarla ilgili bir Avrupa

standardının olmadığı tespitini yapmıştır. Bu nedenle devletler ahlak veya din

gibi konulardaki samimi kişisel inançlara yönelik saldırılar çerçevesindeki

ifade özgürlüğünü düzenleme konusunda daha geniş bir takdir marjına sahiptir.

Ancak ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamanın Sözleşme ile uyumu konusunu nihai

olarak karara bağlama yetkisi AİHM'indir. AİHM, bu

yetkisini davanın koşulları altında müdahalenin demokratik bir toplumda sosyal

bir ihtiyaç baskısına karşılık gelip gelmediğini ve izlenen meşru amaçla

orantılı olup olmadığını değerlendirmek suretiyle kullanacaktır (Wingrove/Birleşik Krallık, § 58; Otto Preminger

Enstitüsü/Avusturya, § 50;Aydın Tatlav/Türkiye, B. No: 50692/99,

2/5/2006, §§ 24, 25).

22. AİHM; ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumun vazgeçilmez

temel taşlarından, toplumun ilerlemesinin ve bireylerin gelişmesinin temel

şartlarından biri olduğunu vurgulamaktadır. Bu bağlamda ifade özgürlüğünün sadece

hoşa giden ya da insanları incitmeyen veya önemsenmeyen bilgi ve düşünceler

için değil aynı zamanda devlet veya toplumun herhangi bir kesimini inciten, şok

eden veya rahatsız eden bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu,

demokratik toplumun olmazsa olmaz koşullarını oluşturan çoğulculuk, hoşgörü ve

açık görüşlülüğün bunu gerektirdiğini ifade etmektedir (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 49). AİHM'e göre, dinî bir çoğunluğa veya azınlığa mensup

olduklarına bakılmaksızın dinî inançlarını gösterme özgürlüğünü kullanmayı

seçen kişilerin her türlü eleştiriden muaf tutulmayı beklemeleri makul

görülemez. Bu kişiler, dinî inançlarının başkalarınca inkârını ve hatta diğer

kişilerce kendi inançlarına hasım olan doktrinlerin propagandasının yapılmasını

kabul etmek ve hoş görmek durumundadırlar (Otto-Preminger Enstitüsü/Avusturya, § 47).

23. AİHM'e göre bir devlet meşru

olarak başkalarının düşünce, vicdan ve dinlerine saygı ile bağdaşmayan -haber

ve fikirlerin iletilmesi de dâhil olmak üzere- bazıtutumların

cezalandırılmasını amaçlayan tedbirler alınmasını gerekli görebilir (Otto-Preminger Enstitüsü/Avusturya, § 47). İlke olarak

derin saygı duyulan dinî hususlara yönelik yakışıksız saldırıların

cezalandırılması gerekli görülebilir (İ.A./Türkiye,

B. No: 42571/98, 13/9/2005, § 24). Bununla birlikte AİHM, Sözleşme ile

getirilen kısıtlamanın ve yapılan müdahalenin olayların koşulları dikkate

alındığında sosyal bir ihtiyacı karşılayıp karşılamadığının ve öngörülen meşru

amaçla orantılı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini ifade etmiştir (Wingrove, §

53).

24. AİHM; somut başvuruya benzer başvurularda ifade özgürlüğü

ile düşünce, vicdan ve dinine uygun bir biçimde saygı gösterilmesini isteme

hakkı arasında adil bir denge kurulması gerektiğini belirtmektedir (İ.A./Türkiye, § 27; Otto Preminger Enstitüsü/Avusturya, §

55).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 19/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

26. Başvurucu; Ekşi Sözlük isimli internet sitesinde yaklaşık on

yıldır yorum yapan (entry giren) biri olduğunu,

profesyonel mağaracılığı aktif olarak sürdürdüğünü ve yorumunda geçen mağaracı ifadesinin dağcı veya yüzücü gibi sportif faaliyet yapan bir kişiyi betimlediğini

öne sürmüştür. Yaptığı yorumda yer alan sözlerinin hakaret ya da aşağılama

içermediğini belirten başvurucu ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

27. Başvurucu; anılan sitede binden fazla yorumunun bulunduğunu,

hangi eylemi nedeniyle suçlandığının kendisine bildirilmeksizin ifadesinin

alındığını, isnat edilen suç ve suç konusu eylemini iddianameden öğrendiğini

belirtmiştir. Yine celseler arasında kısa süre tanınmış olması nedeniyle

savunma hazırlaması için yeterli süre verilmediğini, yargılamanın çok kısa

sürede bitirildiğini ve Mahkemenin hiçbir inceleme ve araştırma yapmaksızın

hüküm tesis ettiğini iddia etmiştir.

28.Başvurucu; ilk derece mahkemesi kararında her bir sanığın

yaptığı birçok farklı yorum nedeniyle yargılandığını, farklı eylemler için

farklı gerekçeler tesis edilmesi gerekirken suçun nasıl oluştuğunun

açıklanmadığını öne sürmüştür. Başvurucu, yorumlarının aşağılayıcı niteliği

haiz olup olmadığının hiçbir şekilde tartışılmadığını belirterek hem ilk derece

mahkemesi kararının hem de itirazın reddine ilişkin kararın gerekçesiz olduğunu

ve bu suretle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

29. Bakanlık görüşünde, AİHM ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarına

yer verilmiş; başvurucunun yorumunun kamusal tartışmaya ne şekilde bir katkı

sunduğu konusunda yeterli bir açıklamada bulunmadığına işaret edilerek mağaracı

ifadesinin aşağılama gayesiyle yapıldığının çok açık olduğu ifade edilmiştir. Bakanlık

tarafından, yapılacak değerlendirmede kovuşturmanın ertelenmesi kararı

verilmesi ve başvurucunun adli siciline herhangi bir sabıka kaydının işlenmemiş

olmasının da gözönünde bulundurulması gerektiği ifade

edilerek başvurucunun ifade özgürlüğüne müdahale olmadığı ve ifade özgürlüğünün

ihlal edilmemesi nedeniyle başvurunun reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir.

B. Değerlendirme

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü ifade

özgürlüğüne ilişkin olduğundan iddialarının bir bütün olarak Anayasa'nın 26.

maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

31. Anayasa’nın “Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya

başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.

Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da

vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamu

düzeni, ... başkalarının şöhret veya haklarının ... korunması ... amaçlarıyla

sınırlanabilir.”

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

Kadir ÖZKAYA bu görüşe katılmamıştır.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

33. Anayasa Mahkemesi içtihadında, kovuşturmanın ertelenmesi

kararlarının ifade özgürlüğüne müdahale teşkil edebileceği kabul edilmiştir (Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461,

12/11/2014, §§ 69-79; Ali Gürbüz ve Hasan

Bayar, B. No: 2013/568, 24/6/2015, §§ 46-49; sonraki bir karar için

bkz. İrfan Sancı, B. No:

2014/20168, 26/10/2017, §§ 43, 44). Başvuru konusu olayda başvurucu hakkında,

internet sitesinde yaptığı yorumlar nedeniyle yapılan yargılamada kovuşturmanın

ertelenmesi kararı verilmiştir. Başvurucunun Ekşi Sözlük'ün

aktif üyelerinden olduğu nazara alındığında söz konusu mahkeme kararı ile

başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapıldığı sonucuna

varılmıştır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

34. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik

toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

35. Bu sebeple müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

36. 5237 sayılı Kanun'un 216. maddesi ile 6352 sayılı Kanun'un

geçici 1. maddesinin kanunla sınırlama

ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

37. Anayasa'nın 24. maddesinde yer verilen din ve vicdan

özgürlüğü Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan demokratik devletin

vazgeçilmez unsurlarındandır. Din ve vicdan özgürlüğünün demokratik toplumun

temellerinden biri olmasının kökeninde dinin hem bir dine bağlı olan bireyler

tarafından hayatı anlama ve anlamlandırmada başvurdukları temel kaynaklardan

biri olması hem de toplumsal yaşamın şekillenmesinde önemli bir işlev görmesi

bulunmaktadır (Tuğba Arslan,

[GK], B.No: 2014/256,

25/6/2014, §§ 51, 52; İhsan Taş,

B. No: 2014/11255, 21/11/2017, § 32). Bu kapsamda devlet, meşru olarak

başkalarının din ve vicdan özgürlüğü hakkına saygı ile bağdaşmayan bazı

davranışların cezalandırılmasını gerekli görebilir. Devletin başkalarının din

ve vicdan özgürlüğüne saygı ile bağdaşmayan saldırılar çerçevesindeki ifade

özgürlüğünü düzenleme konusunda belli bir takdir payı vardır.

38. Nitekim 5237 sayılı Kanun'un 216. maddesinin (3) numaralı

fıkrasında halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerlerin alenen aşağılanmasını

suç olarak düzenlemiş olup bu suçla korunan hukuksal değerlerden birisi de

başkalarının din ve vicdan özgürlüğü hakkıdır. Kanun koyucu bu bağlamda ifade

özgürlüğünün başkalarının din ve vicdan özgürlüğüne saygı hakkı üzerindeki

etkilerini dikkate alarak bu konularda ifade özgürlüğü sınırlarını aşan

eleştirilerin cezalandırılmasını öngörmüştür (İhsan

Taş, § 34). Bu kapsamda başvurucu hakkındaki yargılamada verilen

kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin kararın başkalarının haklarının korunması

ve kamu düzeninin korunması yönünde meşru amaçlar taşıdığı sonucuna

varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Demokratik

Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi

39. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında "demokratik

toplum düzeninin gerekleri" ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha

önce pek çok kez açıklamıştır. İfade özgürlüğü, kişinin haber ve bilgilere,

başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden

dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli

yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına

aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil

olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye

paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda

başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu

demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu

sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine

bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin

işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir

Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,

4/6/2015, §§ 42-43; Tansel Çölaşan,

B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

(2) Müdahalenin

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

40. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

bir müdahale olması gerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme,

sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araç

arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz.

Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde "demokratik toplum düzeninin gereklerine

aykırı olmama" ve "ölçülülük ilkesine aykırı olmama" biçiminde

iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir bütünün

parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Bekir Coşkun, §§ 53-55; Mehmet

Ali Aydın, §§ 70-72;AYM, E.2018/69,

K.2018/47, K.T. 3/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, K.T. 29/11/2017, §

18).

41. İfade özgürlüğü üzerindeki sınırlamanın demokratik bir

toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik ve

istisnai nitelikte olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli

olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak

kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya

ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (bazı

farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun,

§ 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51).

42. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerin fikirlerini

ifade özgürlüğü yoluyla ifade etme hakları ile Anayasa'nın 26. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasında adil bir dengenin sağlanıp

sağlanamadığını denetlemektir. Meşru amaçların bir olayda varlığının hakkı

ortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bu meşru amaçla hak arasında

olayın şartları içinde bir denge kurmaktır ( bkz. Bekir Coşkun, § 44, 47, 48; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§

58, 61, 66).

43. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile

başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına

işaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer

bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret

etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinin

diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaran

açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti halinde orantılılık ilkesi

yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir. Kamu gücünü kullanan

organların düşüncelerin açıklanmasına ve yayılmasına müdahale ederken ifade

özgürlüğünün kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan korunması

gereken bir menfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmaların

varlığını somut olgulara dayanarak göstermeleri gerekir (bazı farklılıklarla

birlikte bkz. Bekir Coşkun, §§ 57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, §§ 59, 68).

44. Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya dazorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse, demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(3) İfade

Özgürlüğünün Kapsamı

45. Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrası, ifade

özgürlüğüne içerik bakımından bir sınırlama getirmemiştir. İfade özgürlüğü;

siyasi, sanatsal, akademik veya ticari düşünce ve kanaat açıklamaları gibi her

türlü ifadeyi kapsamına almaktadır (Ergün

Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 37; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009,

15/2/2017, § 40). Bu itibarla bir siyasetçinin kamuoyuna aktardığı görüşleri

başkaları açısından değersiz veya yararsız görülse bile kişilerin subjektif değerlendirmelerinden bağımsız olarak ifade

özgürlüğünün korumasındadır (Kemal Kılıçdaroğlu, § 52).

46. Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan

sınırlamalara uyma yükümlülüğü kapsamında; dinî inançlar bağlamında meseleye

yaklaşıldığında kamusal bir tartışmaya katkı sunma kapasitesi olmaksızın başkaları

için temelsiz biçimde yaralayıcı nitelik taşıyan, saldırgan ve yakışıksız

ifadelerden kaçınma yükümlülüğü söz konusudur. Bununla birlikte çatışan

hakların dengelenmesinde ifadelerin bağlamından kopartılmaksızın ele alınması

da dengelemede önemli bir unsurdur.

47. Başvurucunun internet sitesinde yaptığı yorumlar

başkalarınca değersiz ya da yararsız görülse bile demokratik toplumun gelişimi

için gerekli olan ifade özgürlüğünün koruması altındadır. Bu özgürlüğün başkalarının

haklarının korunması kapsamında sınırlanması mümkün olduğundan somut olayda

başvurucunun yaptığı yorumlar nedeniyle yargılanarak hakkında kovuşturmanın

ertelenmesi kararı verilmesinin demokratik toplumda gerekli olup olmadığı

hususu ifadelerin içeriği, başvurucunun konumu, bu ifadelerin başkalarının

hakları ve kamu düzeni üzerindeki etkisi ve alınan tedbirlerin sosyal bir

ihtiyaca karşılık gelip gelmediği dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

48. Kural olarak demokratik bir toplumda saygı gösterilen dinî

inanç ya da sembollere karşı uygun olmayan saldırıların önlenmesi ve hatta

gerektiğinde cezalandırılması, alınan tedbirlerin izlenen meşru amaçlarla

orantılı olması koşuluyla gerekli görülebilir. Bu konuda derece mahkemelerinin

belli bir takdir payı söz konusudur. Ancak bu takdir payı sınırsız olmayıp

ifade özgürlüğüne yönelik müdahalelerin ikna edici bir biçimde

gerekçelendirilmesi gerekir. Anılan takdir payı, Anayasa Mahkemesinin

denetimindedir (İhsan Taş, § 41).

49. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu denetimi yerine getirirken

derece mahkemelerinin yerini almak olmayıp söz konusu yargı mercilerinin takdir

yetkilerini kullanarak verdikleri kararların Anayasa'nın 26. maddesi açısından

doğruluğunu denetlemektir (Eyüp Hanoğlu,

B. No: 2015/13431, 23/5/2018, § 41).

(4) İlkelerin

Olaya Uygulanması

50. Başvurucunun yorum yaptığı www.eksisozluk.com

isimli sitede "Hz. Muhammed"

başlığı altında birçok yorum yapılmıştır. Başvurucu, yorumunun üzerine "bkz. Mağaracı", altına da "bkz. Hira mağarası"

şeklinde atıflar eklemiştir. Söz konusu internet sitesi, güncel siyasal, sosyal

ve kültürel olaylar ve haberler de dâhil birçok konuda kayıtlı kullanıcılar

tarafından farklı rumuzlar altında yorumların yapıldığı popüler bir forum

sitesidir. Bu sitede yapılan yorumların altında, üstünde ya da içinde konuyla

ilgili kelime ya da kelime grupları verilerek okuyucular forumun ilgili

sayfalarına ve yorumlara yönlendirilmektedir. Bu yöntem anılan sitede sıklıkla

kullanılmaktadır. Başvurucu da bu sitenin kayıtlı kullanıcısı olarak yorumuna

atıf linkleri ekleyerek İslam dininin peygamberi olan Hz. Muhammed hakkında

yorum yazmıştır.

51. Başvurucu, yorumunda Hz. Muhammed'in kendisi gibi mağaracı

olduğunu belirtmiş; devamında ise Hz. Muhammed’in her şeyden önce insan

olduğunu ifade etmiş ve “sakalına ya da

hırkasına tapanlara duyurulur” şeklindeki Hz. Muhammed’in sakalı ya

da hırkasına kutsallık atfeden kişilere dönük eleştirel bir ifade kullanmıştır.

Başvurucunun yorumunda kendisinin mağara araştırmacısı olması ve Hz.

Muhammed’in Hira Mağarası'nda inzivaya çekilmesi

olgularını analoji (benzeşim) yoluyla yorumladığı anlaşılmaktadır.

52. Başvurucu, mağaracılıktan yola çıkarak Hz. Muhammed’in de

kendisi gibi insan olduğunu vurgulamış; tarihte Hz. Muhammed’in mağarada

geçirdiği sürenin günümüzde mağaracılıkta kriter alındığını belirterek bu

durumu yorumuna dayanak olarak kullanmıştır. Yine yorumunun üstündeki atıf

linkine tıklandığında ulaşılan internet sayfasında başvurucunun mağaracılıkla

ile ilgili diğer bir yorumu karşımıza çıkmaktadır. Başvurucu, söz konusu diğer

yorumunda Konfüçyus'un sözünü paylaşmıştır. Anılan

söz neşeli insanlar, eğlenmek isteyen insanlar ve erdemli olmak isteyen

insanlar için öneriler içermektedir. Anılan söze göre mağaraya gitmek erdemli

olmak isteyenlerce yapılması önerilen bir tavsiyedir.

53. Dikkate alınması gereken bir diğer husus ise başvurucunun

Boğaziçi Uluslararası Mağara Araştırma Derneği ve Mağaracılık Federasyonu

Yönetim Kurulu üyesi ve profesyonel mağaracı olmasıdır. Başvurucu, rumuz olarak

da mağara araştırmacısı anlamına gelen speolog kelimesini kullanmaktadır.

Dolayısıyla başvurucunun yorumunun içeriği ile uğraş alanının bağlantılı olduğu

görülmektedir.

54. Başvurucunun yorumunun başkalarının hakları üzerindeki

etkisi değerlendirildiğinde başvurucunun yorumu ile atıf olarak eklediği mağaracı link başlığının ilk bakışta İslam

dinine mensup kişiler açısından rahatsız edici bulunmuş olabilir. Bununla

birlikte başvurucunun yorumu, içeriği ve bağlamıyla birlikte değerlendirildiğinde

İslam peygamberi Hz. Muhammed’e yönelik temelsiz ve yakışıksız ifadeler

içerdiği söylenemez.

55. Yukarıda belirtilenler ışığında, kovuşturmanın ertelenmesi

kararı ile uzun süredir söz konusu internet sitesinde yorum yazan bir kişi olan

başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik üç yıl denetim altına alınması

şeklindeki müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı

söylenemeyeceğinden müdahalenin demokratik toplum düzeninde gerekli olmadığı

kanaatine varılmıştır.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 26.

maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

Kadir ÖZKAYA bu görüşe katılmamıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

57. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

58. Başvurucu 2.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

59. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

60. İfade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul (Kapatılan)

Anadolu 32. Sulh Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

61. İfade özgürlüğünün ihlali nedeniyle yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

6.750 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

62. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

63. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA Kadir ÖZKAYA'nın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA ,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün

İHLAL EDİLDİĞİNE Kadir ÖZKAYA'nın karşıoyu

ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

İstanbul (Kapatılan) Anadolu 32. Sulh Ceza Mahkemesine (E. 2013/1305, K.

2014/438) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 6.750 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

19/9/2018 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

1. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, başvurucunun da aralarında

bulunduğu bir kısım kişilerce, bir internet sitesinde değişik tarihlerde, Hz.

Allah, Hz. Peygamberler, Cennet ve Cehennem, kutsal kitaplar ve diğer bazı dini

değerler hakkında bir takım yazılar paylaşılmıştır.

Başvurucunun paylaştığı yazı, "Hz.

Muhammed" başlıklıdır ve

“"bkz. Mağaracı, Edit: kötülemeden önce bi tıklayıp okuyun yahu, kötü bir sey

mi dedik? Nedir bu heyecan, sakin olun canlar, herbiseyi

tabulastırmayın hemen, Kendisi benden iyi bir magaracıdır, zira magaracılıkta

tecrübe ölçütlerinden biri, magara içinde kalma

saatidir, her seyden önce senin benim gibi bir

insandır, bu da sanırım kendisinin senelerce anlatmaya çalıştığı bir şeydir,

sakalına hırkasına tapanlara duyurulur, bkz. Hira

mağarası." biçimindedir.

2. Yapılan bir şikayet üzerine harekete geçen Cumhuriyet

Başsavcılığınca, bu yazılar, ulusal mevzuatta ve uluslar arası sözleşmelerde

korunan düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde açıklanmış bir eleştiriden

ziyade, insan ilişkilerine ve kurumsal tartışmaya hiçbir katkı sağlamayan ve

yeryüzünde yaşayan insanların büyük çoğunluğunun mensubu olduğu üç büyük dinin

ortak değerlerine olan (Allah, peygamber, cennet, cehennem, Kuran, İncil gibi

kavramlara yönelik) hisleri nedensiz yere incitecek nitelikte, dini değerleri

aşağılamak kastıyla yazılmış kamu barışını bozmaya elverişli yazılar olarak

nitelendirilmiş ve 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" kenar başlıklı 216.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan;

"(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan

kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir

yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükmü ve ilgili

diğer kanun hükümleri uyarınca başvurucunun da aralarında bulunduğu yazı

sorumluları hakkında dava açılmıştır.

3. Mahkemece14.1.2014tarihliduruşmadabaşvurucununsavunmasının

alınmasının ardından 15.5.2014 tarihli duruşmada 3652 sayılı Kanun’un Geçici 1.

maddesi uyarınca, başvurucu hakkındaki kovuşturmanın ertelenmesine, erteleme

kararının verildiği tarihten itibaren üç yıl içinde aynı madde kapsamına giren

yeni bir suç işlememesi halinde hakkındaki davanın düşürülmesine, kesinleşmiş

hükümle cezaya mahkûm olmuş şekilde yeni bir suç işlemesi halinde ise ertelenen

kovuşturmaya devam olunmasına karar verilmiştir.

4. Başvurucu tarafından karara itiraz edilmiş, itirazın

reddedilmesinin ardından da bireysel başvuruda bulunulmuştur.

5. Başvurucu E... S… isimli İnternet sitesinde yaklaşık 10

yıldır yorum yapan (entry giren) biri olduğunu,

profesyonel mağaracılığı aktif olarak sürdürdüğünü, yorumunda geçen mağaracı

ifadesinin dağcı veya yüzücü gibi sportif faaliyet yapan bir kişiyi

betimlediğini, yaptığı yorumda yer alan sözlerinin hakaret ya da aşağılama

içermediğini, mahkemenin hiçbir inceleme ve araştırma yapmaksızın hüküm tesis

ettiğini, kararda suçunun nasıl oluştuğunun açıklanmadığını, yorumlarının

aşağılayıcı niteliği haiz olup olmadığının hiçbir şekilde tartışılmadığını, hem

ilk derece mahkemesi kararının hem de itirazın reddine ilişkin kararın

gerekçesiz olduğunu ileri sürmüştür.

6. Mahkememiz çoğunluğunca, Boğaziçi Uluslararası Mağara

Araştırma Derneği ve Mağaracılık Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi olan

başvurucunun mağaracılıktan yola çıkarak, Hz. Muhammed'in kendisi gibi

mağaracı, her şeyden önce insan olduğunu ifade ettiği yazısında her ne kadar

"sakalına ya da hırkasına tapanlara duyurulur" şeklinde Hz.

Muhammed'in sakalına ya da hırkasına kutsallık atfeden kişilere dönük eleştirel

bir anlatım kullanmış ise de bağlam ve içeriği ile birlikte

değerlendirildiğinde, başvurucunun söz konusu yazıda kendisinin mağara

araştırmacısı olması durumu ile Hz. Muhammed'in Hira

Mağarasında inzivaya çekilmesi olgusunu analoji yoluyla yorumladığı, yazının

İslâm Peygamberi Hz. Muhammed'e yönelik temelsiz ve yakışıksız ifadedeler

içermediği, hal böyle olunca da derece mahkemesince kovuşturmanın ertelenmesine

karar verilmek ve üç yıl süreyle denetim altına alınmak suretiyle bir internet

sitesinde yorum yazan bir kişi olan başvurucunun ifade özgürlüğüne zorunlu bir

toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanmayan bir müdahalede bulunulduğu, demokratik

toplum düzeninde gerekli olmayan bu müdahale ile başvurucunun ifade

özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmış ve ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

değerlendirilmiş, ayrıca başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlali nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle ve yeniden yargılama yapılması yoluyla giderilmeyecek

manevi zararı bulunduğu tespiti yapılarak başvurucuya net 6750 lira manevi

tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

7. Dosya incelendiğinde, yukarıda belirtilenlerin dışında

aşağıdaki tespitler de yapılmaktadır.

A. Başvurucu hakkında 15.5.2014 tarihinde verilen kovuşturmanın

ertelenmesi kararında belirtilen üç yıllık süre (çoğunluk görüşünde bu süre

denetim süresi olarak değerlendirilmiştir.) 15.5.2017 tarihi itibariyle

dolmuştur. Yani tersine bir bilgi dosyada bulunmadığından başvurucu hakkında

açılmış olan dava 15.5.2017 tarihi itibariyle düşmüş bulunmaktadır. Dolayısıyla

eldeki başvurunun karara bağlandığı 19.9.2018 tarihi itibarıyla başvurucu

hakkında hiç dava açılmamış hali ortaya çıkmış bulunmaktadır.

B. Olayda, başvurucu hakkında soruşturma açılmasının ardından

kovuşturma aşamasına geçilmiş ise de, kovuşturma

aşamasında başvurucu hakkında herhangi bir mahkûmiyet hükmü kurulması bir yana,

başvurucunun yazısının (paylaşımının) suç oluşturup oluşturmadığı dahi

irdelenmemiştir. Sadece başvurucuya isnat edilen suçun 6352 sayılı Kanunun

geçici 1. maddesi kapsamına girip girmediği irdelenmiş, bu esnada başvurucuya

isnat olunan suçun vasfı belirlenmeye çalışılmış, kapsama girdiği tespit

edilince de anılan madde hükmü uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine karar

verilmiştir1. Bir başka söyleyişle, derece Mahkemesince, kanunun

emredici bir kuralı uygulanmıştır2.

C. Söz konusu karar ile başvurucu, ceza alma ya da ceza infazı

tehdidi altında değil, en fazla, içeriğinde ceza alma ihtimalini barındıran

kovuşturmaya yeniden başlanılması tehdidi altında kalmıştır.

D. Ancak söz konusu karar nedeniyle başvurucu hakkında adli ya

da idari hiç bir işlem yapılmamış, dolayısıyla söz

konusu karar başvurucunun hukuksal durumu üzerinde hiç bir etki doğurmamıştır.

E. Başvurucu, söz konusu kararda belirtilen üç yıllık süre

boyunca, hakkında dava açılmasına neden olan yazıyı paylaştığı internet

sitesinde yazı yazmaya devam etmiştir. (Bakanlık görüşü paragraf 31)

8. Değerlendirme ve Sonuç:

Hz. Allah, Hz. Peygamberler, Cennet ve Cehennem, kutsal kitaplar

ve diğer bazı dini değerler hakkında değişik kişilerce farklı görüş ve

yazıların paylaşıldığı bir ortamda paylaştığı yazısının kamu düzenin korunması

bağlamında hayati bir işlevi bulunan Cumhuriyet Savcılığınca soruşturmaya konu

edilerek hakkında dava açılmasının ve açılan davada süreli kovuşturmanın

ertelenmesi kararı verilmesinin başvurucu üzerinde bir miktar etkisi

bulunduğunu söylemek mümkün ise de, yaşanan süreç ve gelinen son nokta itibarıyla

başvurucu üzerinde oluşan etkinin niteliği ve caydırıcılığının ağırlığı ile

maddi olayın bileşenleri birlikte değerlendirildiğinde, bu durumun, toplum

halinde yaşamanın doğal bir sonucu olduğu kanaatine varılmaktadır3.

Hal böyle olunca da (paylaşım konusu yazının içeriğinden

bağımsız olarak) adli makamlarca başvurucu hakkında yapılan bir kısım adli

işlemlerin, Anayasa Mahkemesince ifade özgürlüğü bağlamında inceleme yapmayı

gerektirecek nitelikte bir müdahale oluşturmadığı sonucuna varılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle başvurucunun ifade özgürlüğüne bir

müdahalede bulunulmadığının açık olduğu sonucuna vardığımdan, başvurunun açıkça

dayanaktan yoksunluk nedeniyle reddedilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk

görüşüne katılamadım.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Yücel ARSLAN

Başvurucu

:

Mehmet Emre

DÖKER

Vekilleri

:

Av. Emre Baturay ALTINOK

:

Av. Zeynep

MAHMUTOĞLU

:

Av. Hilal

BERBER

___________________________

16352 sayılı Kanun geçici 1. maddesinin

olayda uygulanan kurallarının iptali istemiyle yapılan başvuruda, Anayasa

Mahkemesince iptal istemi reddedilerek kurallar Anayasa'ya aykırı görülmemiştir

(27.03.2014 günlü ve E:2013/99 K:2014/61 sayılı karar).

2Olaya uygulanan kural, derece

Mahkemesine, belirtilen kanun maddesinin kapsamına girdiği değerlendirilen bir

suç isnadı hakkında (ki başvurucuya istinat edilen suçun bu kapsama girmediği

hiçbir aşamada ileri sürülmemiştir) kovuşturmayı sürdürerek ortada gerçekten

işlenmiş bir suç olup olmadığını araştırmak ve değerlendirme yapmak ve neticede

ilgili kişinin beraatına veya mahkûmiyetine karar verebilmek gibi bir seçenek

sunmamaktadır. Zira kuralda “(1) 31/12/2011

tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama

yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını yada üst

sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı;

...b)Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın

ertelenmesine, ...Karar verilir. (2)Hakkında...Kovuşturmanın

ertelenmesi kararı verilen kişinin, erteleme kararının verildiği tarihten

itibaren üç yıl içinde birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlememesi

hâlinde, ... düşme kararıverilir. Bu süre zarfında

birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlenmesi hâlinde, bu suçtan dolayı

kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olunduğu takdirde, ertelenen ... kovuşturmaya

devam olunur.” denilmektedir. Durum böyle olunca da olayda bir ihlal tespiti

yapılacaksa da bunun derece Mahkemesince verilen karardan değil (çoğunluk

görüşü paragraf 55) kanun kuralından kaynaklandığını söylemek gerekmektedir.

3

Toplum halinde yaşamanın doğal bir sonucu olarak, bir kimse, bazen, kendisinin

ya da başkalarının bazı davranışları için bir kimseye ya da kuruma davranışları

açıklamak ve bu davranışlar nedeniyle bazı muamelelere katlanmak zorunda

kalabilir. Üye Kadir ÖZKAYA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/486, 19 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  11. B. Değerlendirme
  12. K.2018/47, K.T. 3/5/2018, § 15; Aym, E.2017/130, K.2017/165, K.T. 29/11/2017, §
  13. A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  14. C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin
  15. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Karşı Oy
  18. A. Başvurucu hakkında 15.5.2014 tarihinde verilen kovuşturmanın
  19. B. Olayda, başvurucu hakkında soruşturma açılmasının ardından
  20. Özgüldür
  21. Gökcan
  22. Döker
  23. Mahmutoğlu
  24. Berber
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/486
Tarih
19 Eylül 2018

İlgili Kararlar

  • Bayram Şeker Başvurusu (B. No: 2017/37823)
  • Fernas İnşaat A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/10572)
  • Ömer Mingü Başvurusu (B. No: 2016/13805)
  • Sait Özdemir Başvurusu (B. No: 2015/39)
  • Sinan Canlı Başvurusu (B. No: 2015/16073)
  • Çetin Arkaş Başvurusu (B. No: 2014/4033)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.