İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ömer Mingü Başvurusu (B. No: 2016/13805)

1. Başvuru, karar sonucunu etkileyebilecek bir hususun

Başvuru No2016/13805Tarih12 Eylül 2018Okuma12 dk · 2.366 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ömer Mingü Başvurusu

Karar tarihi
12 Eylül 2018
Başvuru Numarası
2016/13805
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.366 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, karar sonucunu etkileyebilecek bir hususun

araştırılmaması nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin; aynı eylemden iki defa

hapis cezası verilmesi nedeniyle non bis in idem ilkesinin (aynı suçtan iki kez

yargılanmama ve cezalandırılmama hakkının) ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/7/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu 25/2/1996 tarihinde doğmuş olup olay tarihinde 18

yaşındadır. Mağdure ise Emet Devlet Hastanesinin

raporuna göre 14/8/2000 tarihinde doğmuş olup olay tarihinde 14 yaşındadır.

7. Olay tarihinde mağdure ile gönül

ilişkisi bulunan başvurucu, henüz 15 yaşını ikmal etmemiş olan mağdureyi evine götürerek mağdureyle

karşılıklı rıza ile cinsel ilişkiye girmiştir.

8. Mağdure ile başvurucunun aileleri

arasında kız isteme hususunda sorunlar çıkması üzerine mağdure

ve ailesi Edremit Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunmuşlardır.

9. Soruşturma dosyası yetkisizlik nedeniyle Burhaniye Cumhuriyet

Başsavcılığına (Başsavcılık) gönderilmiş olup Başsavcılığın 26/12/2014 tarihli

iddianamesiyle başvurucu hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi

hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kamu davası açılmıştır.

10. Başvurucunun yargılama süresince mağdurenin

gerçek yaşının tespiti amacıyla adli rapor aldırılmasına yönelik bir talebi

bulunduğu hususunda herhangi bir bilgi ya da belgeye rastlanmamıştır.

11. Başvurucu, Burhaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme)

15/5/2015 tarihli kararıyla çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan

neticeten 16 yıl 8 ay hapis cezası ile; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

suçundan neticeten 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısımları şöyledir:

"... Arkadaş olan sanık Ömer [başvurucu] ile mağdur [E.] arasında suç tarihinden bir süre öncesinden başlayan

gönül ilişkisi bulunduğu, sanığın suç tarihleri olan 2014 yılının Nisan ve

Kasım aylarında mağdur [E.yi] ikametine götürerek burada onunla mağdur [E.nin] rızası dâhilinde

cebir ve/veya tehdit kullanmaksızın organ sokmak suretiyle vajinal yoldan

cinsel ilişkide bulunduğu, bu hususun mağdur beyanları ve sanığın aşamalardaki

ikrarını içeren savunmaları ile sabit olduğu,

Edremit Devlet Hastanesinin 01/12/2014 tarihli

adli raporuna göre, yapılan jinekolojik muayenede mağdur [E.nin] kızlık zarının

tam olarak yırtılmış olduğu, yırtığın on günden önceki bir zamana ait olduğunun

saptandığı,

14/08/2000 tarihinde, resmî kurum olan Emet

Devlet Hastanesinde dünyaya gelen mağdur [E.nin] gerek ilk suç

tarihi olan Nisan 2014, gerekse sonraki suç tarihi olan 28/11/2014 tarihinde 15

yaşını doldurmadığı, bu itibarla rıza açıklamaya ehil olmadığı,

...

Sanık aşamalardaki savunmalarında mağdur [E.nin] kendisine yaşının

18'den büyük olduğunu ve reşit olduğunu söylediğini, kendisinin de buna

inanarak ve güvenerek mağdur ile birlikte olduğunu beyan etmiş ise de, sanık

Ömer'in [başvurucu] [E.nin ] yaşının ilişkiye

girdiği tarihlerde 15'ten büyük olduğuna dair savunmalarının; [E.nin] nüfus kaydı,

taraf beyanları ve duruşmadaki heyet gözlemi dikkate alındığında TCK'nın 30.

maddesindeki hata hâlinden yararlanmak suretiyle suçtan kurtulmaya yönelik

olduğu, yine mağdur [E.nin] duruşmadaki sanığı teyit eder mahiyetteki

anlatımlarının ise sevgilisi olan sanıkla aralarında kurulan duygusal ve cinsel

bağ neticesinde ona olan gereksinimi, evlilik yaparak çevre ve toplum baskısına

karşı koyma arayışı olarak değerlendirildiği, bu nedenle itibar edilebilir

nitelikte görülmediği, bu nedenle sanığın eylemlerinin bir bütün hâlinde

zincirleme şekilde organ sokmak suretiyle cinsel istismar ve cinsel amaçlı

çocuğu hürriyetinden yoksun kılma suçlarına vücut verdiği ve sanığın üzerine

atılı suçları işlediğinin sübut bulduğu anlaşılmakla ..."

12. Karar, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 24/3/2016 tarihli kararı

ile onanmıştır.

13. Başvurucu 27/6/2016 tarihinde nihai kararı öğrendiğini

bildirmiştir.

14. Başvurucu 27/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 12/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Silahların Eşitliği

İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

16. Başvurucu; mağdurun yaşı konusunda hataya düştüğünü, mağdurenin gerçek yaşın tespiti için rapor aldırılmasına

yönelik talebinin haksız olarak reddedildiğini ileri sürmüştür.

17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma

hakkının görünümlerinden olan silahların

eşitliği ilkesi kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

18. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma

ve adil yargılanma hakkına

sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma

hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde

dile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet Fidan, B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37). Nitekim

Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahların eşitliği ilkesine Anayasa'nın

36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkenin adil

yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.

Anılan ilkeye uygun yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olması

mümkün değildir (Mehmet Fidan, §

38).

19. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule

ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelir (Yaşasın Aslan, B. No:

2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi, uyuşmazlığın her iki tarafına

da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını

kapsamaktadır (Yüksel Hançer, B.

No. 2013/2116, 23/1/2014, § 18).

20. Diğer taraftan belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri

değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına

karar verme yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada

sunulan delilin geçerli olup olmadığını, delil sunma ve inceleme yöntemlerinin

yasaya uygun olup olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında

olmayıp bu husustaki görevi başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil

olup olmadığını değerlendirmektir (Muhittin

Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve

Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacak inceleme de başvuru konusu

yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının değerlendirilmesidir (Yüksel Hançer, § 19).

21. Başvurucu, yargılama boyunca Mahkeme önünde mağdurenin gerçek yaşının tespitine dair rapor

aldırılmasına yönelik herhangi bir talepte bulunmamıştır. Başvurucunun mağdurenin yaşı konusunda hataya düştüğüne dair iddiasına

ise Mahkemenin mağdureye ilişkin gözlemi ve mağdurenin hastanede dünyaya gelmiş olması dikkate alınarak

itibar edilmemiştir (bkz. § 12). Başvurucu yargılamanın tüm aşamalarında müdafiiyle temsil edilmiş, deliller üzerinde görüş

bildirmiş ve itirazlarını sunmuştur. Dolayısıyla yargılama bir bütün olarak

değerlendirildiğinde silahların eşitliği

ilkesine uygun olarak başvurucuya delillerini sunma, inceletme ve itiraz etme

hususlarında yeterli olanakların sağlandığı görülmektedir.

22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Celal Mümtaz AKINCI ve Rıdvan GÜLEÇ bu görüşe katılmamışlardır.

B. Aynı Suçtan İki Kez

Yargılanmama ve Cezalandırılmama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

23. Başvurucu, tek eylemi olduğu hâlde hem çocuğun nitelikli

cinsel istismarı suçundan hem de kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan

haksız olarak mahkûm edildiğini ileri sürmüştür.

24. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu

gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) veya

Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka

ifadeyle Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

25. Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı, Sözleşme’ye ek 7 No.lu Protokol’ün 4. maddesinde yer alsa

da söz konusu Protokol'ün uygun bulunmasına dair 6684 sayılı Kanun'un Türkiye

Büyük Millet Meclisi tarafından 10/3/2016 tarihinde kabul edildiği ve 25/3/2016

tarihinde Resmî Gazete'de yayımlandığı, 28/3/2016

tarihinde de Bakanlar Kurulunca onaylanan Protokol'ün Türkiye açısından

1/8/2016 tarihinde yürürlüğe girdiği gözönünde

bulundurulduğunda başvuruya konu karar 24/3/2016 tarihinde kesinleşmiş olup

başvuruya konu ihlal iddiası tarihi itibarıyla anılan Protokol Türkiye

açısından yürürlükte olmadığından başvurucunun hak iddiasının Anayasa ve

Sözleşme’nin ortak koruma alanının dışında kaldığı anlaşılmaktadır (İffet İnci Gültekin, B. No: 2013/9585,

9/3/2016, § 42).

26. Başvurucunun aynı suçtan iki kez yargılandığı yönündeki

iddiasının adil yargılanma hakkı altında incelenmesi de mümkün değildir. Aksi

bir yaklaşım belirtilen ilkenin Sözleşme'yle teminat

altına alınanlardan farklı bir hak olarak ek 7 No.lu Protokol içinde

düzenlenmesiyle ve anılan Protokol'e taraf olmamak suretiyle ortaya konulan

iradeyle bağdaşmaz (İffet İnci Gültekin,

§ 45).

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

Celal Mümtaz AKINCI ve Rıdvan GÜLEÇ' in karşıoyu ve

OYÇOKLUĞUYLA,

2. Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

12/9/2018 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

1- Olay tarihinde mağdure ile gönül

ilişkisi bulunan başvurucu,17-18 yaşında zannettiği mağdureyi

evine götürerek mağdure ile karşılıklı rıza ile

cinsel ilişkiye girmiştir. Mağdure ile başvurucunun

aileleri arasında kız isteme hususunda sorunlar çıkması üzerine mağdure ve ailesi Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette

bulunmuşlardır. Başvurucu hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi

hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kamu davası açılmıştır.

2- Başvurucu, Burhaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme)

15/5/2015 tarihli kararıyla çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan

neticeten 16 yıl 8 ay hapis cezası ile;kişiyi

hürriyetinden yoksun kılma suçundan neticeten 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası

ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısımları şöyledir:

"... Arkadaş olan sanık Ömer [başvurucu] ile mağdur [E.] arasında suç tarihinden bir süre öncesinden başlayan gönül ilişkisi

bulunduğu, sanığın suç tarihleri olan 2014 yılının Nisan ve Kasım aylarında

mağdur [E.yi] ikametine götürerek burada onunla mağdur [E.nin] rızası dâhilinde

cebir ve/veya tehdit kullanmaksızın organ sokmak suretiyle vajinal yoldan

cinsel ilişkide bulunduğu, bu hususun mağdur beyanları ve sanığın aşamalardaki

ikrarını içeren savunmaları ile sabit olduğu,…. 14/08/2000 tarihinde, resmî

kurum olan Emet Devlet Hastanesinde dünyaya gelen mağdur [E.nin] gerek ilk suç

tarihi olan Nisan 2014, gerekse sonraki suç tarihi olan 28/11/2014 tarihinde 15

yaşını doldurmadığı, bu itibarla rıza açıklamaya ehil olmadığı,

Sanık aşamalardaki savunmalarında mağdur [E.nin] kendisine yaşının

18'den büyük olduğunu ve reşit olduğunu söylediğini, kendisinin de buna

inanarak ve güvenerek mağdur ile birlikte olduğunu beyan etmiş ise de, sanık

Ömer'in [başvurucu] [E.nin ] yaşının ilişkiye girdiği tarihlerde 15'ten büyük

olduğuna dair savunmalarının; [E.nin] nüfus kaydı, taraf beyanları ve duruşmadaki heyet

gözlemi dikkate alındığında TCK'nın 30. maddesindeki hata hâlinden yararlanmak

suretiyle suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, yine mağdur [E.nin] duruşmadaki

sanığı teyit eder mahiyetteki anlatımlarının ise sevgilisi olan sanıkla

aralarında kurulan duygusal ve cinsel bağ neticesinde ona olan gereksinimi,

evlilik yaparak çevre ve toplum baskısına karşı koyma arayışı olarak

değerlendirildiği, bu nedenle itibar edilebilir nitelikte görülmediği, bu

nedenle sanığın eylemlerinin bir bütün hâlinde zincirleme şekilde organ sokmak

suretiyle cinsel istismar ve cinsel amaçlı çocuğu hürriyetinden yoksun kılma

suçlarına vücut verdiği ve sanığın üzerine atılı suçları işlediğinin sübut

bulduğu anlaşılmakla ..." denilerek başvurucunun

(sanığın) toplam 20 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmiştir.

3- “Yargıtay uygulamasına göre; fail, cinsel ilişkide bulunduğu mağdurenin 15 yaşını doldurmadığı halde, 15 yaşını

doldurduğu düşüncesiyle mağdure ile rızasıyla cinsel

ilişkide bulunur ve şikâyetçi olmayan mağdurenin yaşı

konusundaki hatası esaslı, diğer bir ifadeyle kabul edilebilir bir hata olursa,

bu takdirde failin hukuki durumu belirlenirken 5237 sayılı Kanun’un 30.

maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca suçun maddi unsurlarından olan

mağdurun yaşına ilişkin bu hatası göz önünde bulundurulmaktadır. Bunun sonucu

olarak, fail yüklenen suç açısından kasten hareket etmiş sayılmayacağından ve

bu suçun taksirle işlenmesi hali kanunda cezalandırılmadığından 17/12/2004

tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının (c) bendi gereğince beraatine karar

verilmesi gerekecektir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17/6/2014 tarih ve

E.2014/14-88, K.2014/334 sayılı kararı)” (Mürsel

BAYRAK, B. No: 2014/6419, 25/3/2015, § 26).

4- Başvurucu, alınan ifadelerinde, mağdurenin

yaşını 18 olarak zannettiğini, mağdure (E)’nin kendisine “18 yaşından büyük olduğunu reşit olduğunu”

söylediğini, buna inanarak güvenerek kendisiyle birlikte olduğunu ifade etmiş, mağdure (E) ise “olaydan

önce Ömer’le arkadaşlığım vardı, Ömer’in evinde …kendisiyle normal yolla

ilişkiye girdim… bana daha önce de sürekli yaşımı soruyor ben de kendisine 18

yaşımı ikmal ettiğimi reşit olduğumu söylüyordum … Ömer benden ayrılır

korkusuyla gerçek yaşımı söyleyemedim. … Arkadaşlığımız bu ilişkiden sonra da

devam etti çünkü birbirimizi seviyorduk. Ben Ömer’i seviyorum, yaşım dolduğu

zaman onunla evlenmek istiyorum…. Sanıktan ŞİKAYETÇİ DEĞİLİM, herhangi bir

zararım yoktur, davaya katılma talebim de yoktur” demiştir. Mağdurenin babası (Ş.A.)'da

“… sanıktan davacı ve şikayetçi değilim…. kızım 2000

yılında Emet Devlet Hastanesinden doğmuştur, sanığı sevmektedir, yaşları uygun

olduğu taktirde evlendirmeyi düşünüyoruz. Belirttiğim gibi şikayetçi değilim”

şeklinde beyan bulunmuştur.

5- Yargılama esnasında başvurucu tarafından, mağdurenin

yaşı konusundaki esaslı hatanın kastı kaldıracağı yönünde itirazda bulunulmuş

olmasına rağmen, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında bu hususa ilişkin

bir gerekçeye yer verilmediği gibi temyiz aşamasında da bu konuda bir

değerlendirme yapılmadığı görülmektedir.

Bu durumda, başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini

gerektiren, uyuşmazlığın çözümü için esaslı bir iddia olan mağdureyi

suç tarihi itibarıyla görünüm olarak 15 yaşından büyük zannettiği… iddiası,

tartışılmamış ve karşılanmamıştır. Bu nedenle, yargılama süreci bir bütün

olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır. (Mürsel

BAYRAK, B. No: 2014/6419, 25/3/2015, § 29-30 ve Sinan Cihan AKSOY, B.No:2014/13062

§ 30-31).

6- Eldeki dosyada da başvurucu-sanığın, mağdurenin

yaşı konusunda yanıldığı, hataya düştüğüne dair beyanları ile mağdurenin bunu doğrulayan beyanları ile Anayasa

Mahkemesinin 2014/6149 ve 2014/13062 numaralı bireysel başvurularında

belirtilen ihlal karar gerekçeleri dikkate alındığında, ilk derece mahkemesinin “mağdurenin nüfus kaydı,

taraf beyanları (?) ve duruşmadaki heyet gözlemi.” gerekçesi ile

başvurucu sanık lehine TCK 30. maddede ifade olunan hata hükmünün

uygulanmamasını kabul etmek mümkün olamamaktadır. “Şüphe sanık lehinedir”

evrensel karinesi dururken “nüfus kaydı ve heyet gözlemi” gerekçesi ile 20 yıl

5 ay gibi çok ağır bir cezaya hükmetmek vicdanları rahatsız etmektedir.

7- Öte yandan davadan sonra 22.9.2016 tarihinde birbirini seven

başvurucu ile mağdurenin resmi nikahla evlendikleri

de göz önüne alındığında, yasadan kaynaklanan zorunluluğun aşırı katı ve lafzi

bir yorumla olaya uygulanması sonucu ne yazık ki benzer sonuç ve mağduriyetler

doğmaktadır. Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı misali

birbirlerini seven gençlerin, gençliklerinden kaynaklanan tecrübesizlikle

girdikleri bu yolun 20 yılla sonuçlanacak bir ayrılığa sebep olabileceğini

nereden bilebilirlerdi? Verilen bu ağır cezalardan dolayı ne kişisel ne de

toplumsal bir yarar bulunmadığı kanısındayız. Verilen cezalar sonucu evlilikler

dağılmakta eşler kocasız, çocuklarsa babasız kalabilmektedir. Sadece gençler

değil adeta aileleri de cezalandırılmakta ve toplum da bu yaşananların

sonuçlarından olumsuz bir şekilde etkilenmektedir. İki gencin hatasının sonucu

bu kadar ağır olmamalıdır.

8- Belirtilmeye çalışılan ve Anayasa Mahkemesinin 2014/6419 ve

2014/13062 numaralı bireysel başvuru kararlarında ifade olunan nedenlerle,

başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkı yönünden ihlal kararı verilmesi

gerektiği görüşünde olduğumuzdan çoğunluk görüşüne katılamadık.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Fatma Burcu

NACAR YÜCE

Başvurucu : Ömer MİNGÜ Üye Celal Mümtaz AKINCI Üye Rıdvan GÜLEÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/13805, 12 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Silahların Eşitliği
  8. B. Aynı Suçtan İki Kez
  9. A. 1. Silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Karşı Oy Gerekçesi
  12. Yıldırım
  13. Akıncı
  14. Topal
  15. Nacar Yüce
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/13805
Tarih
12 Eylül 2018

İlgili Kararlar

  • Sait Özdemir Başvurusu (B. No: 2015/39)
  • Sinan Canlı Başvurusu (B. No: 2015/16073)
  • Çetin Arkaş Başvurusu (B. No: 2014/4033)
  • Hüseyin Korkmaz Başvurusu (B. No: 2015/5532)
  • Ali Rıza Özyolcu Başvurusu (B. No: 2015/5570)
  • Veysel Kaplan Başvurusu (B. No: 2015/6863)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.