İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nazan Bozkurt Başvurusu (B. No: 2017/32895)

1. Başvuru, konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol

Başvuru No2017/32895Tarih13 Ocak 2021Okuma24 dk · 4.823 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nazan Bozkurt Başvurusu

Karar tarihi
13 Ocak 2021
Başvuru Numarası
2017/32895
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.823 kelime·24 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol

tedbirinin hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/8/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve

belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Olaylara

İlişkin Arka Plan Bilgisi

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde bir askerî darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde

son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-

bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden

ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet

Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu

değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,

20/6/2017, §§ 12-25).

9. Olağanüstü hâl döneminde alınan tedbirlerden biri de "terör

örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna Millî

Güvenlik Kurulunca [MGK] karar verilen yapı, oluşum veya gruplara

üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu"

değerlendirilen kişilerin Cumhurbaşkanı'nın başkanlığında toplanan Bakanlar

Kurulu tarafından çıkarılan kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile kamu

görevinden çıkarılmasıdır. Bu kapsamda darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma

olan FETÖ/PDY'nin yanı sıra diğer terör örgütleri ile ilgisi nedeniyle de çok

sayıda kamu görevlisinin ihraç edildiği bilinmektedir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 56-60).

10. Öğretmen olarak görev yapmakta olan S.Ö. 3/10/2016

tarihli ve 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması

Hakkında KHK ile devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK'ca

karar verilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği,

mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle kamu

görevinden çıkarılmıştır. Akademisyen olan N.G. de hakkındaki 3/10/2016 tarihli

görevden uzaklaştırma tedbirinin ardından 2/1/2017 tarihli ve 679 sayılı

Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında KHK ile aynı

gerekçeyle kamu görevinden çıkarılmıştır.

11. Bu süreçte N.G. 9/11/2016 tarihinde Ankara'da Yüksel

Caddesi'nde oturma eylemi yapmaya başlamıştır. S.Ö. de 23/11/2016 tarihinden

itibaren bu oturma eylemine katılmıştır. Bu kişiler 11/3/2017 tarihinde,

görevlerine iade edilmeleri amacıyla açlık grevi başlattıklarını

açıklamışlardır.

12. N.G. ve S.Ö. tarafından başlatılan oturma eylemi ve

sonrasındaki açlık greviyle ilgili olarak kamuoyunda yoğun tartışmalar olmuş ve

konu uzun süre güncelliğini korumuştur.

13. Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca

yürütülen bir soruşturma sonucunda düzenlenen 2/5/2017 tarihli iddianameyle

S.Ö. ve N.G.nin de aralarında olduğu üç şüphelinin silahlı terör örgütü

(DHKP/C) üyesi olma ve terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından

cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası

açılmıştır. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi 23/5/2017 tarihinde iddianamenin

kabulüne karar vermiş ve E.2017/137 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması

başlamıştır.

14. Diğer taraftan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca

yürütülen bir diğer soruşturma kapsamında S.Ö. ve N.G. silahlı terör örgütüne

üye olma ve 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri

Kanunu'na muhalefet suçlarından tutuklanmaları istemiyle 23/5/2017 tarihinde

Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiş, Hâkimlik aynı tarihte bu

kişilerin tutuklanmasına karar vermiştir. Başsavcılık tarafından düzenlenen

24/5/2017 tarihli iddianameyle S.Ö. ve N.G.nin silahlı terör örgütü (DHKP/C)

üyesi olma, terör örgütünün propagandasını yapma ve 2911 sayılı Kanun'a

muhalefet suçlarından cezalandırılmaları istemiyle Ankara 19. Ağır Ceza

Mahkemesinde yeni bir kamu davası açılmıştır. Mahkeme 5/6/2017 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/161 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme aynı tarihte ayrıca davanın E.2017/137

sayılı dosya ile birleştirilmesine ve yargılamaya bu dosya üzerinden devam

olunmasına da karar vermiştir.

B. Başvurucuya

İlişkin Süreç

15. Başvurucu, Nüfus Müdürlüğünde memur olarak görev yapmakta

iken 23/1/2017 tarihli ve 683 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler

Alınması Hakkında KHK ile devletin millî güvenliğine karşı faaliyette

bulunduğuna MGK'ca karar verilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör

örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu

gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmıştır.

16. Başvurucu da şubat ayından itibaren Yüksel

Caddesi'nde oturma eylemi yapmaya başlamıştır.

17. Diğer taraftan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca söz

konusu oturma ve açlık grevi eylemleri ile DHKP/C (Devrimci Halk Kurtuluş

Partisi/Cephesi) terör örgütünün bağlantısının bulunduğu değerlendirilerek

-aralarında başvurucunun da olduğu- bazı kişiler hakkında yürütülen bir diğer

soruşturma kapsamında başvurucu 7/7/2017 tarihinde gözaltına alınmıştır.

18. Başvurucu, müdafii huzurunda 9/7/2017 tarihinde

Savcılıkta ifadesini vermiştir. Başvurucuya ifadesi sırasında sorulan sorular

ve başvurucunun cevapları şöyledir:

"Soruldu: DHKP/C terör örgütü

açık alan memur yapılanması Devrimci Memur Hareketi (DMH) içerisinde faaliyet

gösterdiği iddia edilen OHAL uygulamaları kapsamında KHK ile meslekten ihraç

edilmeleri nedeniyle İlimizde Yüksel Caddesi üzerinde S.Ö. ve N.G.nin eylemlere

başladığı, bu eylemleri zaman içerisinde terör örgütünün ölüm orucu şeklindeki

eyleme dönüştürülmesi nedeniyle şahısların tutuklanmaları üzerine, sizin diğer

şüphelilerle birlikte Ankara’da söz konusu eylemleri devam ettirdiğiniz

anlaşılmakla; Bu eylemleri devam ettirmenizdeki amaç nedir?

Ben ihracımla ilgili tüm kurumlara

başvurdum ancak olumlu veya olumsuz herhangi bir dönüş olmadı, Şubat 2017

tarihinden itibaren Yüksel Caddesinde işimi geri istemek amacıyla benim gibi

KHK kapsamında ihraç edilen ve işin isteyen diğer insanlar ile birlikte eylem

yapmaya başladım. Bu eylem sırasında yapılan basın açıklamalarına katılıyorum.

Açlık grevinde değilim, amacım işini istemektir. Yüksel Caddesini eylem yeri

olarak seçmemin nedeni benim gibi ihraç edilen ve işini isteyen insanların

eylem yapmasıdır. Ayrıca başka yerlerde de örneğin Dikmen Caddesi Toplum

Sağlığı Merkezi önünde, İşkur önünde yapılan eylemlere de katıldım. Enerji

Bakanlığı önünde yapılan eylemde gözaltına alındım. 2911 sayılı yasaya

muhalefet etmekten hakkımda işlem yapıldı.

Soruldu: KEC ve DMH ile olan

bağlantınızı açıklayınız? Bahse konu oluşumlardaki konumunuz nedir?

Benim KEC ya da DMH ile herhangi bir

irtibatım yoktur. Emniyetteki ifademde bana ihraç edildikten sonra geçimimi

nereden sağlandığı, DHKP/C örgütünden mi para aldın gibi sorular yöneltildi.

Benim çalıştığım dönemdeki maaş hesap kartımda 2600 TL bulunuyordu, şimdi ise

-2600 TL bulunuyor. Banka borcumu ailem ödemeye çalışıyor, herhangi bir yerden

para almam da söz konusu değildir.

Soruldu: Yüksel Caddesindeki yapmış

olduğunuz eyleme katılmanız konusunda kimden talimat aldınız?

Ben bu konuda nerede eylem var ise ben

orada eyleme katılıyorum, Yüksel Caddesi üzerinde süreklilik arz eden bir eylem

olduğu için katılıyorum. Nerede işimi istiyorum diyen varsa ben de oradaki

eyleme gitmeye çalışıyorum.

Soruldu: DHKP/C terör örgütü ile

irtibatınız var mıdır? Hakkınızda bu kapsamda açılmış bir dava bulunmakta

mıdır?

Benim DHKP/C terör örgütü ile bir

irtibatım yoktur. 2001 yılında üniversite iken Gençlik Derneklerinin

düzenlediği bir YÖK protestosuna katıldığım için Ankara Sıhhıye'de gözaltına

alındım. Önce Toplantı Yürüyüş Suçundan işlem yapıldı daha sonra hakkımda

soruşturma DHKP/C terör örgütüne yardım ve yataklık yapmak olarak değiştirildi.

Bu yargılamadan ben beraat ettim, ceza almadım, sabıkam da yoktur. Bundan 6 yıl

sonra memur oldum.

Soruldu: DHKP/C terör örgütünün

fikirleri ve görüşleri doğrultusunda yayın yapan, Emperyalizme ve Oligarşiye

Doğru Yürüyüş dergisi ve bu dergiye ait sosyal medyanın sizlere destek vererek sahiplenmesinin

amacı nedir?

Ben ve benim gibi ihraç edilenlerin

yapmış olduğu bu eylemi birçok basın kuruluşu, örneğin Hürriyet, Milliyet, Star

haber yapmıştır. Uluslararası yayın kuruluşları BBC, Fransa Devlet Televizyonu

ve birçok başka ülkenin devlet televizyonları haberleştirmiştir. Bu dergi ve

sosyal medya hesapları bizi haber yapmış olabilir.

Soruldu: Sosyal medya hesabınızda

yapmış olduğunuz paylaşımların amacı nedir?

Benim Nazan Bozkurt isimli facebook

hesabım vardır, bu hesaptaki paylaşımları ben yaptım. Burada yapmış olduğumuz

eylem bittikten sonra Çevik Kuvvet polisi A.K. hocaya plastik mermi ile

karşılık vermesi bana da aynı şekilde plastik mermi ile karşılık verilmesi

üzerine bu paylaşımı yaptım.

Soruldu: Yüksel Caddesinde yapmış

olduğunuz eylemlerde atmış olduğunuz sloganların DHKP/C Terör örgütünün yayın

organı Emparyalizme ve Oligarşiye Karşı Yürüyüş Dergisinde belirtilen sloganlar

olduğu görülmüş, bu sloganları tespit ederken DHKP/C terör örgütünün ya da bu

örgütün yayın organı Yükseliş isimli derginin etkisinde kaldınız mı? Gözaltına

alınma işlemi ve sonrasında örgütsel tavır takınarak görevli memurlara

direnmenizin ve örgütsel slogan atmanızın amacı nedir?

Biz İşimizi geri istiyoruz, Emekçiyiz

haklıyız kazanacağız, N. S. işe geri alınsın, zafer direnen emekçinin olacaktır

gibi bu tarz bütün meydanlardan atılan sloganları attık. Bu sloganları herhangi

bir yerden alıntı yaparak atmadık. İşimi geri istediğim için bu sloganları

attım.

Ayrıca şunu belirtmek isterim. N. ve

S.nin DHKP/C terör örgütü üyesi diye iddia edilmekte, bizim de bu örgüte üye

olduğumuz iddia edilmekte, bu kişilerin hakkında devam eden bir yargı dosyası

vardır, emniyet kendisini hakim yerine koyarak bu kişileri örgüt üyesi olduğunu

iddia etmiştir.

Soruldu: İkametinizde yapılan aramada

terör örgütünün fikir ve görüşleri doğrultusunda yayınlar ele geçirilmiştir.

Bunlar size mi aittir? ikametinizde bulundurmanızın amacı nedir?

Aramada ele geçirilen dergi ve kitaplar

bana aittir. Emperyalizme ve Oligarşiye Yürüyüş Dergisini yapmış olduğumuz

eylemlerde benimle ilgili haber çıkması nedeniyle aldım ve okudum.

Üzerime atılı suçlamaları kabul

etmiyorum, herhangi bir örgüt üyesi değilim, işimi geri istiyorum, ayrıca bu

ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınız çağırsaydı gelirdik, emniyette bize

işkence yaptılar. Başkaca bir diyeceğim yoktur."

19. Başvurucu ifadesinin alınmasının ardından Savcılıkça

silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütünün propagandasını yapma

suçlarından konutu terk etmemek suretiyle adli kontrol altına alınması

istemiyle Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.

20. Başvurucu; Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan

sorgusunda Savcılıktaki ifadesini tekrar ettiğini, atılı suçları kabul

etmediğini, kaçmasını gerektirecek bir durumun bulunmadığını, adli kontrol

talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

21. Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği 10/7/2017 tarihinde

konutu terk etmemek suretiyle adli kontrol tedbiri talebinin reddine ve

başvurucunun haftanın belirli günleri karakola gelip imza atması şeklinde adli

kontrole tabi tutulmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Her ne kadar şüpheliler hakkında

CMK109/3-j maddesi gereğince konutu terk etmemek adli kontrol tedbirine

hükmedilmesi talep edilmiş ise de, mevcut delil durumu dikkate alınarak CMK

109/3-j maddesindeki konutu terk etmemek adli kontrol tedbirinin bu aşamada

ölçülü olmayacağı kanaatine varıldığından C. Başsavcılığının bu yöndeki

talebinin reddine, şüphelilerin üzerilerine atılı suçun niteliği, mevcut delil

durumu dikkate alınarak CMK 109/3-b ve devamı maddesindeki adli kontrol

hükmünün bu aşamada ölçülü olacağı anlaşılmakla şüpheliler hakkında ayrı ayrı

adli kontrol uygulanmasına,

Adli kontrol olarak şüphelilerin,

haftanın her Pazartesi ve Cuma günü gün içerisinde saat:08:00-22:00 arasında

ikametgahının bağlı bulunduğu karakola müracaat ederek ilde bulunduğunu

belirterek beyanının tutanakla tespitine, ilgili karakol amirliğine bu konuda

Cumhuriyet Başsavcılığınca bilgi verilmesine, Adli kontrolün soruşturma sonuna

kadar devam etmesine, şüpheliler Adli kontrole uymadıkları taktirde CMK 112/1

maddesince tutuklama kararı verilebileceğinin ihtarına ... [karar verildi.]"

22. Savcılık 10/7/2017 tarihinde atılı suçun vasıf ve

mahiyeti ile kaçma şüphesinin varlığına atıf yapmış; adli kontrol tedbirinin

yetersiz kalacağını, başvurucunun konutu terk etmemek suretiyle adli kontrol

altına alınmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek Ankara 4. Sulh Ceza

Mahkemesinin kararına itiraz etmiştir.

23. İtirazı inceleyen Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği

10/7/2017 tarihinde Savcılığın talebinin kabulüne ve başvurucunun terör örgütü

üyesi olma ve terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından konutu terk

etmemek suretiyle adli kontrol altına alınmasına itiraz yolu açık olmak üzere

dosya üzerinden karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"Şüpheliler ... Nazan Bozkurt'un

üzerine atılı terör örgütüne üye olmak ve terör örgütü propagandası yapmak

suçlarından CMK'nın 109/3-j maddesi uyarınca konutu terk etmemek suretiyle adli

kontrol altına alınmasına ... Ankara 6.Sulh Ceza Hakimliğine itirazı mümkün

olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi."

24. Başvurucu, müdafii aracılığıyla 14/7/2017 tarihinde

bu karara itiraz etmiştir.

25. Başvurucu bireysel başvuru dilekçesinde Ankara 5.

Sulh Ceza Hâkimliği kararının itiraza tabi olmadığını belirterek bu karar

üzerine 10/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

26. İtirazı inceleyen Ankara 6. Sulh Ceza hâkimi

25/7/2017 tarihinde başvurucu hakkında ilk kararı veren Ankara 4. Sulh Ceza

Hâkimliğinde de görevli olduğunu belirterek itirazın değerlendirilmesi için

dosyanın Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğine gönderilmesine karar vermiştir.

27. Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliği 25/7/2017 tarihinde

Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğince verilen kararın kesin olduğunu belirterek

karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.

28. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 24/8/2017 tarihli

iddianamesiyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve terör

örgütünün propagandasını yapma suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu

davası açılmıştır. İddianamede suçlamaya esas alınan olgular şöyle

özetlenebilir:

- İddianamede 1997 yılında düzenlenen ilk kurultay

sonrası DHKP/C mensubu/sempatizanı devlet memurları tarafından kurulduğu

değerlendirilen Devrimci Memur Hareketi (DMH) isimli yapılanmanın son süreçte

DHKP/C terör örgütü adına 2010 yılı itibarıyla Kamu Emekçileri Cephesi (KEC)

adı altında faaliyetlerini sürdürdüğü belirtilmiştir.

-DHKP/C terör örgütünün memur alan yapılanması olan DMH

(Devrimci Memur Hareketi) içinde faaliyet gösterdiği iddia edilen ve olağanüstü

hâl kapsamında yayımlanan KHK’lar ile meslekten ihraç edilmelerinin akabinde

Ankara’da açlık grevine başlayan N.G. ve S.Ö. isimli şahısların terör örgütünün

açık alan yapılanmalarının desteği ile eylemlerine aralıksız devam ettikleri,

bu eylemlerin hak arama talebinden çıkarak terör örgütünün eleman devşirme

çalışmalarına dönüştüğü, müzahir kitleyi bir arada tuttuğu ileri sürülmüştür.

-N.G. ve S.Ö. isimli şahıslardan ayrı ve adı geçen

şahısların eylemlerine benzer olarak başvurucu tarafından da Ankara’da

eylemlerin yapıldığı ileri sürülmüştür.

- Açlık grevi/oturma eylemi/basın açıklaması eylemlerine

katılan şüpheli şahısların faaliyetlerinin Kamu Emekçileri Cephesi (KEC) adı

altında yapıldığı, yapılan bu eylemlerin DHKP/C terör örgütünün yayın organları

tarafından sahiplenildiği belirtilmiştir. Bu kapsamda;

i. DHKP/C terör örgütünün yayın organı olduğu iddia

edilen Yürüyüş dergisinde kazanılmış bölge olarak görülen Yüksel Caddesi’ndeki

eylemlere destek mahiyetinde çağrılar yapıldığı, eylemler esnasında kullanılan

sloganların örgüt sloganı olarak sahiplenildiği belirtilmiştir.

ii. DHKP/C terör örgütünün görüş ve fikirleri

doğrultusunda internet üzerinden yayın yapan Halkınsesi TV ve KEC'in sosyal

medya hesaplarından şüphelilerin yakalanarak gözaltına alınmaları akabinde

sahiplenildiği ileri sürülmüştür.

iii. 8/7/2017 tarihinde İstanbul'da "Ankara’daki

Gözaltılar Serbest bırakılsın! Mücadeleyi Engelleyemezsiniz" ibareli

Halk Cephesi imzalı pankart asılarak şüpheli şahısların DHKP/C terör örgütü

tarafından sahiplenildiği belirtilmiştir. Halk Cephesi isimli oluşumun DHKP/C

terör örgütünün alt yapılanması olduğu yönünde Yargıtay 9. Ceza Dairesince

karar verildiği ileri sürülmüştür.

iv. 8/7/2017 tarihinde İstanbul'un Okmeydanı semtinde

"Direnenlere Saldırmaktan Vazgeçin İrademizi Sınamayın"

ibareli DHKC/Dev-Genç imzalı pankart asılarak gözaltında bulunan şüpheli

şahısların DHKP/C terör örgütünün silahlı kanadı DHKC tarafından sahiplenildiği

ve devlet görevlilerinin tehdit edildiği, konuyla ilgili örgüte müzahir

internet sitesinde tehditkâr bir bildiri yayımlandığı belirtilmiştir.

- İddianameye göre başvurucunun da yer aldığı

şüphelilerin bu eylemlerdeki amacının DHKP/C terör örgütünün açık alan

yapılanması KEC'in talimatları doğrultusunda sözde kazanılmış bölge

olarak görülen Yüksel Caddesi'ni kaybetmemek, N.G. ve S.Ö.nün taleplerini kabul

ettirmek, kamuoyu oluşturmak ve şahısların tutuklanmalarını protesto etmek

olduğu değerlendirilmiştir.

- İddianamede başvurucunun adresinde yapılan aramada

DHKP/C terör örgütünün yayın organıolduğu ileri sürülen "Bağımsızlık Demokrasi

Sosyalizm İçin Yürüyüş" isimli derginin 281., 481., 496., 495.

(yasaklama ve toplatma kararı bulunduğu), 254., 255. sayılarına, DHKP/C terör

örgütünün yayın organı olduğu ileri sürülen "Emperyalizme ve Oligarşiye

Karşı Yürüyüş" isimli derginin 18. sayısına, Tavır yayınlarına ait

A.K.nın yazdığı "Canan ve Zehra" isimli kitaba (yasaklama ve

toplatma kararı bulunduğu), "Ne Kitaplar" yayınlarına ait

"And Dağlarından Anadolu’ya Devrimci Müzik Geleneği ve Sıyrılıp

Gelen-Grup Yorum" isimli kitaba, Boran yayınlarına ait "Büyük

Direniş-1 122 Şehit" isimli kitaba (yasaklama ve toplatma kararı

bulunduğu), Boran yayınlarına ait "Kızıldere Destanı" isimli

kitaba el konulduğu belirtilmiştir.

-İddianamede sonuç olarak şüphelilerin sürdürdükleri

eylemlerin DHKP/C terör örgütüne özgü bir eylem olduğu, söz konusu eylemlerin

ülke genelinde örgütün organizesinde bir kampanya şeklinde yürütüldüğü, ülke

genelinde yapılan eylemlerin örgüte müzahir internet sitelerinde

sahiplenildiği, şüphelilerin eylemlerinin terör örgütünün talimatıyla yapıldığı

ve bu nedenle şüphelilerin DHKP/C terör örgütü içinde faaliyet yürütmek

suretiyle bu örgütün üyesi oldukları ve örgüt adına zincirleme şekilde terör

propagandası yaptıkları ileri sürülmüştür.

29. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi 8/9/2017 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/48 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır.

30. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi 19/10/2017 tarihli

duruşmada başvurucu hakkında verilen konutu terk etmemek suretiyle adli kontrol

kararının kaldırılmasına, başvurucunun her hafta cumartesi günü ikametgâhına en

yakın karakola imza vermek suretiyle adli kontrol altına alınmasına karar

vermiştir.

31. Savcılık 22/1/2020 tarihli duruşmada esas hakkındaki

mütalaasını sunmuştur. Savcılık, mütalaasında iddianamedeki hususları

yinelemiştir. Savcılık 22/1/2020 tarihli duruşmada esas hakkındaki mütalaasını

sunmuş ve mütalaasında iddianamedeki hususları yinelemiştir.

32. Dava ilk derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

33. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Esra

Özkan Özakça, [GK] B. No: 2017/32052, 8/10/2020, §§ 36-52.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 13/1/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

35. Başvurucu; Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından

mevcut delil durumu dikkate alınarak konutu terk etmeme tedbirine başvurulması

talebinin reddedilmesine rağmen itiraz üzerine Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğince

yineaynı delil durumu gerekçe gösterilerek bu tedbire başvurulmasının çelişkili

olduğunu, kişi özgürlüğünü ciddi derecede sınırlayan bu tedbirin hiçbir hukuki

dayanağının bulunmadığını, açlık grevinde bulunduğu sırada bu tedbire

başvurulmasının ölçülü olmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

36. Başvurucu ayrıca Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin

verdiği karara karşı Cumhuriyet savcısının yaptığı itirazın duruşmasız olarak

değerlendirildiğini, itiraz üzerine hakkında daha ağır bir karar verildiğini,

kendisinin itirazının ise sonuçsuz kaldığını belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

37. Bakanlık görüşünde; başvuruya konu koruma tedbirinin

kanuni bir dayanağının olduğu, bu tedbire başvurucunun duruşmalara gelmesini ve

yargılamanın bir an önce bitirilmesini sağlamak amacıyla başvurulduğu ifade

edilmiştir. Bakanlığa göre tedbir kararı verilmeden önce başvurucunun

dinlenilmesi, delillere karşı diyeceklerinin başvurucuya sorulması ve

sonrasında itiraz imkânı sağlanmasından dolayı başvurucu usule ilişkin

güvencelerden yararlanmıştır.

38. Bakanlık ayrıca adli kontrol tedbirlerinin

tutuklamaya göre kişi özgürlüğünü daha az kısıtladığına ve kişi

tutuklanmaksızın muhakemenin yapılabilmesini sağladığı için tutuklama yerine

geçmek üzere ihdas edildiğine dikkat çekmiştir. Bakanlık, tutuklamaya

alternatif bir koruma tedbiri olan adli kontrolün bu özelliği ile tutuklamaya

ancak istisnai hâllerde başvurulması kuralının işlerlik kazanmasına katkıda

bulunduğuna değinmiş; dolayısıyla başvurucuya isnat edilen suçun kanunlarda

öngörülen cezasının ağırlığı dikkate alındığında onun yargı sürecine katılımını

sağlamak için tutuklama tedbirine göre daha hafif olan söz konusu tedbire

hükmedilmesinin -derece mahkemelerinin geniş takdir payı da düşünüldüğünde-

elverişli ve gerekli bir tedbir olduğunu değerlendirmiştir.

B. Değerlendirme

39. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenliği"

kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci

cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Bu itibarla başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinde güvence

altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

41. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

kullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik veya olağanüstü

hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla,

durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya

tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı

tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda

da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama

hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan,

düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz;

suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya

kadar kimse suçlu sayılamaz."

42. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü

bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya

konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumla

bağlantılı olması hâlinde inceleme, Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca

yapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

43. Anayasa Mahkemesi Esra Özkan Özakça kararında

olağanüstü hâl döneminde DHKP/C terör örgütüyle bağlantılı bir suç dolayısıyla

uygulanan konutu terk etmeme adli kontrol tedbirinin hukukiliğinin

incelenmesinde Anayasa'nın 15. maddesini dikkate almıştır. Buna göre inceleme

sırasında öncelikle tedbirin Anayasa'nın başta 13. ve 19. maddeleri olmak üzere

ilgili maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek

ve aykırılık saptanması hâlinde Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Esra Özkan Özakça,

§§ 64-66). Eldeki başvuruda da anılan karardaki değerlendirmeden ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

2. Kabul Edilebilirlik Yönünden

44. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan bu bölümdeki iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Esas Yönünden

a. Müdahalenin

Varlığı

45. Anayasa Mahkemesi Esra Özkan Özakça kararında;

konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin kişilerin fiziksel

özgürlük alanını yalnızca ikamet ettiği konutun içiyle sınırlandırması,

elektronik kelepçe takılmak suretiyle infazının söz konusu olması, gün boyunca

kesintisiz olarak devam etmesi ve tedbir şartlarının ihlali hâlinde kişi

hakkında tutuklama tedbirinin uygulanmasına karar verilebilmesi nedeniyle

anılan tedbirin -niteliği, uygulanış şekli ve özellikleri itibarıyla- hareket

serbestisi üzerindeki sınırlayıcı etkisinin derece ve yoğunluk olarak seyahat

hürriyetine nazaran oldukça ileri bir boyutta olduğu ve kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkına müdahale teşkil ettiği sonucuna ulaşmıştır (Esra Özkan

Özakça, §§ 68-76). Eldeki başvuruda da anılan karardaki değerlendirmeden

ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

i. Genel

İlkeler

46. Genel ilkeler için bkz. Esra Özkan Özakça, §§

78-84.

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

47. Başvurucu, terör örgütü üyesi olma ve terör örgütünün

propagandasını yapma suçlarından 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesi uyarınca adli kontrol tedbirine tabi

tutulmuştur. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan adli kontrol tedbirinin

kanuni dayanağı bulunmaktadır.

48. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan adli kontrol

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce ön

koşul olan "suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti" bulunup

bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

49. Başvurucu hakkındaki soruşturma belgeleri

incelendiğinde başvuruya konu tedbirin dayanağını oluşturan suçlamaların

temelinde, olağanüstü hâl döneminde alınan tedbirler kapsamında- devletin millî

güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK'ca karar verilen yapı, oluşum veya

gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut

bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle KHK ile kamu görevinden çıkarılması

üzerine Yüksel Caddesi'nde gerçekleştirilen oturma eylemlerinin olduğu

görülmektedir. Soruşturma mercileri; başvurucunun da dâhil olduğu bazı kişiler

tarafından gerçekleştirilen bu eylemlerin esasen DHKP/C terör örgütünün emir ve

talimatları doğrultusunda örgütün amacına hizmet etmek ve propagandasını yapmak

maksadıyla gerçekleştirildiğini ileri sürmüş ve başvurucuya da ifadesi

sırasında bu yönde sorular yöneltmiştir (bkz. § 18).

50. Bu bağlamda yöneltilen suçlamalara ilişkin olarak

soruşturma mercilerince DHKP/C ile bağlantılı olduğu değerlendirilen

oluşumların faaliyetlerine, başvurucunun S.Ö. ve N.G. tarafından -kamu

görevinden çıkarılmaları sonrasında- başlatılan oturma eyleminin ve

sonrasındaki açlık grevinin bir hak arama yolu olmaktan çıkarak terör örgütünün

amaçlarına hizmet eden bir faaliyete dönüşmesine, başvurucunun da sonradan

dâhil olduğu bu eylemlerin DHKP/C terör örgütünün yayın organları tarafından

sahiplenilmesine, bu kapsamda bir dergide, internet üzerinden yayın yapan bir

televizyon kanalında ve sosyal medya hesaplarında açıklamalar yapılmasına ve

mesajlar paylaşılmasına, ayrıca bazı gösterilerde pankartlar taşınmasına

değinildiği görülmektedir (bkz. § 28).

51. Belirli koşullarda ifade özgürlüğünün görünümlerinden

biri olarak kabul edilebilecek olan oturma veya açlık grevinde bulunma

eylemlerinin başlı başına bir suç konusu edilmemesi gerektiği açıktır. Bununla

birlikte bu eylemlerin icra edilmesinin terörle bağlantılı bir faaliyet

olduğuna ilişkin olguların bulunması ya da eylemler sırasında terör örgütünün

cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerine yönelik övgü, meşrulaştırma ya da

teşvik etme niteliğinde davranışlar sergilenmesi durumunda bu tür faaliyetlerin

suç olarak değerlendirilmesi söz konusu olabilir (Esra Özkan Özakça, §

89).

52. Bu bağlamda başvurucunun suça konu edilen ve

dolayısıyla hakkındaki konutu terk etmeme adli kontrol tedbirinin dayanağını

oluşturan oturma ve açlık grevi eylemlerinin DHKP/C terör örgütünün

talimatlarıyla ve bu örgütün amaçları doğrultusunda gerçekleştiğine dair

soruşturma mercilerince dayanılan olgular genel olarak bu örgüt ile bağlantılı

olduğu değerlendirilen bazı platformlarda söz konusu eylemlerin savunulması ve

desteklenmesidir. Buna karşılık başvurucunun bu eylemleri örgütsel bir ilişki

içinde gerçekleştirdiğine veya bunun başvurucu bakımından örgütsel bir tavır

olarak sergilendiğine yönelik olarak soruşturma belgelerinde somut bir olguya

veya tespite yer verilmemiştir. Yine suçlamaya dayanak olarak gösterilen yayın

ve açıklamaların yapılmasına başvurucunun ne şekilde bir katılımının olduğu da

belirtilmemiştir (benzer yönde bkz. Esra Özkan Özakça, § 90).

53. Başvurucu; Yüksel Caddesi'ndeki oturma eylemine

katılmasının kamu görevinden çıkarılması dolayısıyla gerçekleştiğini, bu

eylemlere temel olarak işten çıkarılmasını protesto etmek, ihraç edilen ve

işini isteyen diğer insanlara destek olmak amacıyla katıldığını, bunu bir hak

arama yolu olarak seçtiğini ifade etmektedir. Somut olayın koşullarında

başvurucunun eylemleri değerlendirilirken olayların gelişiminin gözardı

edilmemesi gerekmektedir. Bu bağlamda soruşturma mercilerince yapılan

tespitlere göre kamu görevinden çıkarılan kişilerden N.G. 9/11/2016 tarihinde

anılan yerde oturma eylemi yapmaya başlamış, S.Ö. de 23/11/2016 tarihinden

itibaren bu oturma eylemine katılmıştır. Bu süreçte kendisi de kamu görevinden

çıkarılan başvurucunun bu eylemlere katıldığı yönünde bir tespit ve iddia

bulunmamaktadır. Başvurucu kendisinin de meslekten ihraç edilmesi üzerine şubat

ayında oturma eylemlerine iştirak etmiştir.

54. Başvurucuda ele geçirilen kitap ve dergilerin

içerikleri hakkında bir değerlendirme yapılmamış, dergi içeriğinde yer alan

açıklamaların ve yazıların hangi sebeplerle terörizmi, terörü ve şiddeti

meşrulaştırdığı, övdüğü ya da bunları teşvik ettiği ortaya konulmamıştır. Öte

yandan bir kısmı hakkında yasaklama ve toplatma kararı bulunduğu ileri sürülen

yayınların savunulması ya da propagandası amaçlanmadıkça salt bu yayınların

bulundurulmasının kuvvetli suç şüphesi oluşturmadığını belirtmek gerekir. Somut

olayda da başvurucunun bu yayınları savunduğu ya da terör örgütünün

propagandası amacıyla kullandığı gösterilememiştir.

55. Bu itibarla eldeki belgelere göre somut olayda

başvurucu yönünden suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin soruşturma

makamlarınca yeterince ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır.

56. Anayasa Mahkemesince varılan bu sonuç karşısında

konutu terk etmeme tedbiri bakımından meşru bir amacın bulunup bulunmadığının

veya bu tedbirin ölçülü olup olmadığının incelenmesine gerek görülmemiştir.

Yine söz konusu tedbirin esasına ilişkin olarak hak ihlalinin bulunduğunun

tespit edilmiş olması nedeniyle tedbire hükmedilirken duruşma yapılmadığına ve

tedbire yönelik itirazın incelenmediğine yönelik şikâyetlerin de ayrıca

incelenmesine gerek olmadığı değerlendirilmiştir.

57. Açıklanan gerekçelerle suç işlediğine dair kuvvetli

belirtiler ortaya konulmadan başvurucu hakkında konutu terk etmeme tedbirinin

uygulanmasının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin olarak olağan

dönemde Anayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olduğu sonucuna

varılmıştır.

58. Bununla birlikte anılan tedbirin Anayasa'nın

olağanüstü dönemlerde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve

sınırlandırılmasını düzenleyen 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığının

incelenmesi gerekir.

4. Anayasa'nın

15. Maddesi Yönünden

59. Somut olayda Anayasa Mahkemesince soruşturma

makamlarının suç işlediğine dair belirtileri somut olgularla ortaya koymadan

başvurucu hakkında anılan tedbire başvurdukları sonucuna varılmıştır. Bu itibarla

Anayasa'nın olağanüstü hâl döneminde temel hak ve özgürlüklerin

kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen 15. maddesinin

başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik olarak Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen güvencelere aykırı bu müdahaleyi meşru

kılmadığı değerlendirilmiştir (benzer yönde bkz. Esra Özkan Özakça, §§

97-103).

60. Açıklanan gerekçelerle -Anayasa'nın 15. maddesiyle

birlikte değerlendirildiğinde de- başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

Kadir ÖZKAYA bu görüşe katılmamıştır.

5. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

61. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

62. Başvurucu, uygun görülen bir tazminata hükmedilmesi

talebinde bulunmuştur.

63. Başvuruda, konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol

tedbirinin hukuka aykırı olması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Başvurucu hakkındaki davada

konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbiri 19/10/2017 tarihinde sona

ermiştir. Dolayısıyla bu yönüyle ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

tazminat ödenmesi dışında yapılması gereken bir hususun bulunmadığı

anlaşılmaktadır.

64. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

yönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan

manevi zararları karşılığında başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

65. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 3.600 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin

hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiği iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin

hukuka aykırı olması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında

güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE

Kadir ÖZKAYA'nın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara 25. Ağır Ceza

Mahkemesine (E.2017/48) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 13/1/2021 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY

Başvuru, konutu terk etmeme adli kontrol tedbirinin

hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

Mahkememiz çoğunluğu tarafından başvurucu hakkında

uygulanan konutu terk etmeme adli kontrol tedbirinin hukukiliği bağlamında

kuvvetli suç belirtisinin bulunmadığı gerekçesiyle Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrası kapsamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

karar verilmiştir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki terörle bağlantılı suçlara

ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi ve

özellikle kişilerin kaçmalarının engellenmesinde tutuklama tedbiri ile konutu

terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbiri dışındaki koruma tedbirlerinin

yetersiz kalabileceği akılda tutulmalıdır. Ayrıca terör suçlarından soruşturulan

kişilerin bu örgütlerin yapısı ve bağlantıları dolayısıyla yurt dışına

kaçmasının ve yurt dışında barınmasının diğer kişilere göre daha kolay olduğu

göz önüne alınmalıdır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Yıldırım Ataş,

B. No: 2014/4459, 26/10/2016, § 60; Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272;

Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 78, 79).

Bunun yanı sıra terör suçlarının

soruşturulması/kovuşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya

bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve

güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve

suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden

olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz.

Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214).

Başvurucu hakkındaki somut olayı belirtilen çerçeve

içerisinde değerlendirdiğimde,08.10.2020 günlü ve 2017/32052 başvuru numaralı

kararda kullandığım karşı oyda belirttiğim nedenlerle başvurucu hakkında

uygulanan konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin anayasaya uygun

olduğu kanaatine ulaşmaktayım.

Bu nedenle başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE ilişkin karara iştirak edemedim.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Basri BAĞCI Raportör : Yusuf Enes KAYA Başvurucu : Nazan BOZKURT Vekili : Av. Selçuk KOZAAĞAÇLI Başkan Kadir ÖZKAYA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/32895, 13 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. A. Olaylara
  9. B. Başvurucuya
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin
  15. B. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin
  16. D. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  17. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  18. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  19. Karşıoy
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/32895
Tarih
13 Ocak 2021

İlgili Kararlar

  • Fnss Savunma Sistemleri A.ş. Başvurusu (B. No: 2019/13737)
  • Mehmet Yılmaz Başvurusu (B. No: 2018/34325)
  • İhsan Yaşar ve Mehmet Ali Çelebi Başvurusu (B. No: 2019/19137)
  • Mutlu Öztürk ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2020/8525)
  • Postaş Lojistik A.ş. Başvurusu (B. No: 2018/14585)
  • Özlem Dalkıran Başvurusu (B. No: 2017/35203)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.