İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Necati Özdemir ve Nihal Özdemir Başvurusu (B. No: 2015/15994)

1. Başvuru, kolluk görevlisinin darp ve hakaretine maruz

Başvuru No2015/15994Tarih9 Ocak 2019Okuma22 dk · 4.335 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Necati Özdemir Ve Nihal Özdemir Başvurusu

Karar tarihi
9 Ocak 2019
Başvuru Numarası
2015/15994
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.335 kelime·22 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kolluk görevlisinin darp ve hakaretine maruz

kalınması, bundan dolayı yapılan yargılama sonucunda hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararı verilmesi nedenleriyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/9/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular evli olup İstanbul'da ikamet etmektedir.

Başvurucu Necati Özdemir, Cumhuriyet savcısıyken emekliye ayrılmıştır.

Başvurucular 9/7/2012 tarihinde kendilerine ait araçla hastaneye giderken yoğun

trafik nedeni ile emniyet şeridini kullanmalarından dolayı, emniyet şeridi

ihlallerini önleyerek emniyet şeridini açık tutmaya çalışan trafik polisi Y.Y.

ile aralarında emniyet şeridinin kullanımı konusunda birtakım olaylar

yaşanmıştır.

9. Olayların meydana geliş şekliyle ilgili olarak her iki tarafın

da farklı iddiaları bulunmaktadır:

i. Başvurucuların iddiasına göre Y.Y.nin

içinde bulunduğu trafik polisi aracının emniyet şeridinde önlerinde durması

nedeni ile başvurucu Nihal Özdemir Y.Y.ye hastaneye yetişmeye çalıştıklarını

ifade ederek emniyet şeridini açmasını, Y.Y. de hastaları varsa ambulans

çağırmaları ve emniyet şeridini boşaltmaları gerektiğini söylemiştir. Daha

sonra başvurucu Nihal Özdemir aracına dönmüş ve bir müddet daha trafik polisi

aracının arkasında ilerlemiş, ancak Y.Y.nin emniyet

şeridini boşaltmaları konusunda araç içinden, kaba bir üslupla anons yapması

üzerine bu defa başvurucu Necati Özdemir trafik polisi aracının yanına

gitmiştir. Başvurucu Necati Özdemir Y.Y.ye emekli savcı olduğunu, hastaneye

yetişmeye çalıştığını belirtmiştir. Y.Y.nin kendisine

söverek hakarette bulunmasına dayanamayan başvurucu Necati Özdemir, Y.Y.nin yüzüne tokat atmıştır. Y.Y. de aracından çıkarak

başvurucu Necati Özdemir'e ve olayı ayırmaya çalışan diğer başvurucu Nihal

Özdemir'e ayağıyla vurmuştur. Olay yerinde bulunan insanların kavgayı ayırdığı

esnada Y.Y. silahını çekmiş, sinkaflı sözlerle

hakaret ederken başvurucuları ölümle tehdit etmiş, ancak olayı ayıran kişiler Y.Y.nin elinden silahı almış ve olay bu şekilde sona

ermiştir.

ii. Y.Y.nin iddiasına göre 9/7/2012

tarihinde görevleri gereği yoğun trafikte emniyet şeridini boşaltmaya

çalıştıkları esnada başvurucu Nihal Özdemir yanına gelerek eşinin hasta

olduğunu, Kurtköy'e gitmeleri gerektiğini söylemiş; kendilerine eskortluk yapıp

yapamayacağını sormuştur. Kendisi bu mevkinin uzak

olduğunu ancak kendilerine ambulans çağırabileceğini belirtmiştir. Daha sonra

başvurucu Necati Özdemir yanına gelmiş; Cumhuriyet savcısı olduğunu, eskortluk

yapması gerektiğini, yanına eşini göndermesine rağmen eşine akıl verip onu geri

gönderdiğini söylemiştir. Başvurucu Necati Özdemir'den kimlik ibraz etmesini

istediğinde de başvurucu, sinkaflı sözlerle hakaret

edip sonra da yüzüne yumruk atmış ve boğazına sarılmıştır. Ayrıca arabadan

inmeye çalışırken başvurucu Necati Özdemir aracın kapısına engel olmuş ve dört

parmağını kapıya sıkıştırarak yaralanmasına neden olmuştur. Araçtan indiğinde

ise her iki başvurucu birden kendisine saldırmış, başvurucu Nihal Özdemir

ayrıca gömleğini yırtmıştır. Başvurucuların saldırılarından korunmak için,

aldığı eğitimde gösterildiği gibi silahını kılıfından çıkarmadan elini

silahının bulunduğu beline koymuş, diğer eliyle de başvuruculara gelme işareti

yapmıştır ve olay bu şekilde sonlanmıştır.

10. Tarafların birbirlerinden şikâyetçi olmaları üzerine

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı) olay tarihinde adli

tahkikat başlatmıştır. Ayrıca başvurucular, Y.Y. hakkında görevi kötüye kullanma, silahlı tehdit, kasten yaralama ve hakaret

suçlarını işlediği iddiasıyla 13/7/2012 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına

şikâyet dilekçesi vererek suç duyurusunda bulunmuşlardır.

11. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen talimat ile Şişli

İlçe Emniyet Müdürlüğünce başvurucuların şüpheli sıfatıyla üç müdafiinin hazır bulunmasıyla; Y.Y. ile polis aracında

bulunan diğer polis memuru M.Y.M.nin ise müşteki

sıfatı ile ifadeleri alınmıştır. Ayrıca olayı gördüğü değerlendirilen O.D. ve H.Ç.nin de bilgi veren sıfatıyla ifadeleri alınmıştır.

Başvurucular ve Y.Y. yukarıda belirtilen iddialarını alınan ifadelerinde de

tekrar etmişlerdir. M.Y.M. ise Y.Y. nin iddialarını

tekrar eder biçimde bir ifade vermiştir.O.D.

ifadesinde; başvurucu Necati Özdemir'in sürücüsü olduğu araçtan inerek trafik

polisi Y.Y.nin yanına gittiğini, daha sonra Y.Y.ye

yumruk attığını, trafik polislerinin araçtan indiğini ancak Necati Özdemir'e

vurmadıklarını, çevredeki vatandaşların da yardımı ile olayın yatıştırıldığını

gördüğünü belirtmiştir. H.Ç. ise ifadesinde; başvurucu Nihal Özdemir'in trafik

aracının yanına giderek Y.Y. ile konuştuğunu, polis megafonu açık kaldığından

konuşmayı duyduğunu, Y.Y.nin "Hanımefendi biz yolu açmaya çalışıyoruz"

dediğini, daha sonra Necati Özdemir'in trafik polisi aracının yanına giderek

araç içinde bulunan Y.Y.ye vurduğunu, çevredeki vatandaşlarla birlikte olayı

ayırmak için uğraştıkları sırada Necati Özdemir'in "Ben savcıyım, sicilini ver, sürdüreceğim seni, o.

çocuğu, ananı avradını sinkaf edeceğim" şeklinde tehdit ve

hakarette bulunduğunu, başvurucuların her ikisinin de Y.Y.ye saldırıp gömleğini

yırttığını, olayı zor ayırdıklarını, Necati Özdemir'in kendisine "Ben savcıyım lan, beni bırak"

dediğini, kendisinin de "Her gelen ben

savcıyım deyip polise iki tokat atsa polis nasıl görev yapacak"

şeklinde karşılık verdiğini, olayın bu şekilde sonlandığını belirtmiştir.

12. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucular ve Y.Y.

hakkında düzenlenen geçici adli raporlar olay tarihi itibarıyla temin

edilmiştir. Y.Y. hakkında düzenlenen adli raporda Y.Y.nin

gömleğinin yırtık olduğundan da bahsedilmiştir. 24/7/2012 tarihinde ise

tarafların kati adli raporları, Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından

düzenlenmiştir. ATK'nın düzenlemiş olduğu kati adli

raporlardaki tespitler şöyledir:

i. Y.Y. hakkında düzenlenen geçici adli raporda belirtilen göğüs

ön duvarında eritemli alan (deri kızarıklığı), bilateral

(dirsek iç ve dış yüzeyi) ön kol ve biseps (ön kol kası) iç yüzden koltuk altına

varan eritem,

burun üzerinde 1 cm'lik eritemli alan, sağ el 2., 3. ve 4. parmak DIP (parmakların tırnağa

en yakın olan eklemi) eklem dış yüzde abrazyonlar (sıyrıklar) mevcut

olduğu tespitleri doğrultusunda yumuşak doku lezyonlarına neden olan

yaralanmanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif

nitelikte olduğu anlaşılmıştır.

ii. Başvurucu Necati Özdemir hakkında düzenlenen geçici adli

raporda belirtilen sağ ön kol iç yüzde 4 cm'lik

çizik, sol kolda iki adet 1 cm ve 2 cm'lik çizikler, sternum

(göğüs kemiği) üzeri palpasyonla

(elle dokunularak yapılan muayene) hassasiyet, sağ ayak bileğinde yaygın ödem palpasyonla

hassasiyet olduğu, röntgenlerde patoloji saptanmadığı tespitleri doğrultusunda

yumuşak doku lezyonlarına neden olan yaralanmanın basit bir tıbbi müdahale ile

giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu anlaşılmıştır.

iii. Başvurucu Nihal Özdemir'de herhangi bir haricî travmatik lezyon saptanmamıştır.

13. Olay yerini gören herhangi bir kamera kaydı olup olmadığı

soruşturma makamınca araştırılmış, ancak elde edilen tek kamera kaydının olay

yerini göstermediği tespit edilmiştir.

14. Cumhuriyet Başsavcılığınca 2/10/2012 tarihinde Y.Y. ve

M.Y.M. hakkında görevi kötüye kullanma ve iftira suçlarından kamu davası açmak

için yeterli delil elde edilemediği gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına

dair ek karar verilmiştir. Ayrıca aynı tarihte başvurucular ile Y.Y. hakkında,

karşılıklı olarak tehdit, hakaret ve kasten yaralama suçlarından iddianame

tanzim edilmiş ve İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesince (Mahkeme) iddianamenin

kabulü ile kamu davası açılmıştır.

15. Ek kovuşturmaya yer olmadığı kararına başvurucular itiraz

etmiştir. Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi 30/11/2012 tarihli kararıyla

Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usule

ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazı reddetmiştir.

16. Mahkemece yapılan yargılamada başvurucular ile Y.Y.nin savunması, M.Y.M., O.D. ve H.Ç.nin

tanık sıfatıyla ifadeleri alınarak Y.Y. hakkında yapılan idari tahkikat evrakı

dosya arasına alınmıştır. Tanıklar adli soruşturma kapsamında verdikleri

ifadelerini kovuşturmada da tekrarlamışlardır. Ancak H.Ç. önceki ifadesine ek

olarak tarafları ayırmalarının ardından başvurucuların olay yerinden ayrılmaya

çalıştıkları esnada Y.Y.nin silahını çıkarmadan elini

silahına attığını ve "Bir yere

gidemezsiniz" dediğini duyduğunu belirtmiştir.

17. Yapılan yargılama sonucunda Mahkemece 14/4/2015 tarihinde

başvurucu Nihal Özdemir hakkında üzerine atılı kasten yaralama suçundan,

başvurucu Necati Özdemir ve Y.Y. hakkında ise üzerlerine atılı tehdit suçundan

her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği

gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir. Mahkeme, Y.Y.ye hakaret suçundan sonuç olarak 580 TL, kasten

yaralama suçundan 2.000 TL adli para cezası vermiş ve hükmün açıklanmasının

geri bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir. Başvurucu Necati Özdemir hakkında

ise kasten yaralama suçundan 2.240 TL, kamu görevlisine görevinden dolayı

hakaret suçundan 4.700 TL adli

para cezasına hükmedilmiş, daha önce kasıtlı suçtan mahkûmiyetleri bulunduğu

için HAGB kararı verilmemiştir.

18. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Disiplin soruşturma raporu ve eklerinde mevcut

ifadeler ile tanıkların mahkeme huzurunda vermiş bulundukları ifadeler ile

katılan sanıkların anlatımları birlikte değerlendirildiğinde, tanıkların bazı

anlatımlarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, katılan sanık [Y.]

gözetilmek suretiyle eklemeler yapıldığı kanaati hasıl olduğundan beyanlara

kısmen itibar edilmek suretiyle...

...Güvenlik şeridinden çıkması için anons

yapmasına sinirlenen katılan sanık Necati'nin aracından inerek ekip otosunun

yanına gittiği ve katılan [Y.] ile ile tartıştığı,

her iki sanığın da birbirlerine karşılıklı hakarette bulundukları, sanık

Necati'nin [Başvurucu] diğer katılan sanık [Y.]'ye yumrukla vurduğu, araçtan inen sanık [Y.]'nin de katılan sanık Necati'ye tekme ile vurduğu, diğer

katılan sanık Nihal [Başvurucu] ve tanıkların müdahale

ederek tarafları ayırdığı, böylece katılan sanıklar Necati ve [Y.]'nin birbirlerine karşı karşılıklı darp ve karşılıklı

hakaret suçlarını işledikleri anlaşılmış...

Katılan sanıklar ve tanıkların sair

beyanlarına itibar edilmeyerek katılan sanık Nihal'in katılan sanık [Y.]'yi darp ettiği, katılan sanık [Y.] nin

de katılan sanık Nihal'i darp ettiği hususu ile, yine katılan sanıklar [Y.] ve

Necati'nin birbirlerini tehdit ettiklerine dair isnatlar yönünden, sanıkların

cezalandırılmasına elverişli nitelikte her türlü şüpheden uzak kesin nitelikte

bir delil elde edilememiş olması ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi

gözetilerek bu suçlardan ayrı ayrı beraatlerine karar

verilmiş, katılan sanıklar Necati ve [Y.] için tesis edilen hakaret ve kasten

yaralama suçları yönünden suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman,

suç konusunun önem ve değeri, fiilin özelliği, suçun işlenmesinde kullanılan

araçlar, sanığın kastının yoğunluğu, tehlikenin ağırlığı nazara alınarak

sanıkların eylemlerine uyan sevk maddeleri uyarınca alt sınırdan ayrılmayı

gerektiren hususlar dosyada mevcut olmadığından sanıkların kişisel, sosyal ve

ekonomik durumuna göre sanıkların takdiren ve

tercihen alt sınırdan adli para cezası tercih edilerek tecziyeleri cihetine

gidilmiş, yargılama sürecindeki davranışları gözetilerek lehlerine takdiri

indirim yapılmış, sanık Necati'nin daha önce kasıtlı suçlardan mahkumiyeti

bulunması nedeniyle tesis edilen cezai hükümler yönünden CMK'nun

231/5 maddesi uygulanmamış, diğer katılan sanık [Y.] yönünden ise daha önce

sabıka kaydının bulunmaması nedeniyle hakkında CMK'nun

231/5 maddesi uygulanmak suretiyle..."

19. Y.Y. tarafından başvurucu Nihal Özdemir'e karşı kasten

yaralama, başvurucu Necati Özdemir'e karşı ise tehdit suçlarını işlediği

iddialarına ilişkin olarak verilen beraat kararları ile başvurucu Necati

Özdemir hakkında verilen adli para cezaları başvurucular tarafından,

başvurucular hakkında verilen beraat kararı ise Y.Y. tarafından temyiz edilmiştir.

Başvurunun incelendiği tarih itibarıyla temyiz incelemeleri henüz

sonuçlanmamıştır.

20. Öte yandan başvurucu Necati Özdemir tarafından Y.Y. hakkında

verilen HAGB kararına karşı itirazda bulunulmuştur. İstanbul 20. Ağır Ceza

Mahkemesinin 7/7/2015 tarihli kararı ile söz konusu itiraz reddedilmiş ve bu

karar başvurucuya 10/9/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

21. Başvurucular 18/9/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

22. Ayrıca idare tarafından Y.Y. hakkında başvuruya konu

eylemleri nedeni ile idari soruşturma açılmıştır. Söz konusu idari soruşturma

kapsamında yukarıda (bkz. § 11) belirtilen tanıkların ifadeleri de alınmıştır.

Tanıklar benzer mahiyette ifade vermişler, ancak M.Y.M. buradaki ifadesinde Y.Y.nin de başvurucu Necati Özdemir'e hakaret ettiğini ve

kavganın sona ermesinden hemen sonra silahını kılıfından çıkardığını, silahı

kendisinin elinden aldığını belirtmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu

Başkanlığının 15/11/2012 tarihli disiplin soruşturma raporu ile "iş sahiplerini ya da herhangi bir nedenle emniyet

binalarına gelen ya da getirilenleri dövme" eylemini

gerçekleştirdiği gerekçesi ile Y.Y.ye "12

ay uzun süreli durdurma" cezası verilmesi teklif edilmiş, ancak

sonuç olarak İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 2/4/2013 tarihli

kararıyla görev sırasında veya dışında yasaklanan tutum ve davranışlarda

bulunma suçundan uyarma cezası verilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

23. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten yaralama" kenar başlıklı 86.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Kasten başkasının

vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden

olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki

etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması

halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir

yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.

(3)

Kasten yaralama suçunun;

…

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi

nedeniyle,

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz

kötüye kullanılmak suretiyle,

…

işlenmesi halinde şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır."

24. 5237 sayılı Kanun'un "Hakaret"

kenar başlıklı 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Bir kimseye onur,

şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu

isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına

saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile

cezalandırılır.

...

(3)

Hakaret suçunun;

a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,

...

İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir

yıldan az olamaz.

(4) Hakaretin

alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.

..."

25. 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun

olay tarihi itibarıyla yürürlükte olan 82. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Emniyet örgütü

mensuplarına verilecek disiplin cezaları şunlardır:

A) Uyarma: Memura, görevinde daha dikkatli

davranması gerektiğini yazıyla bildirmektir.

...

D) Uzun süreli durdurma: Memurun bulunduğu

kademede ilerlemesinin 12, 16, 20 veya 24 ay durdurulmasıdır.

...

Disiplin cezası verilmesine neden olmuş eylem

ya da durumun, cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde

yinelenmesinde bir derece daha ağır ceza uygulanır. Aynı derece cezayı

gerektiren, fakat ayrı fiil ve durumlar nedeniyle verilen disiplin cezalarının

üçüncü uygulanmasında bir derece ağır ceza verilir.

..."

26. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

231. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(5) Sanığa yüklenen

suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az

süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün

açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç

doğurmamasını ifade eder.

(6)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;

a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm

olmamış bulunması,

b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile

duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç

işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,

c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun

uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle

tamamen giderilmesi,

gerekir. Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilmez.

(8)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş

yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur…

…

Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.

(10)

Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik

tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri

bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.

(11)

Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik

tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü

açıklar…

(12)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir."

B. Uluslararası Hukuk

1. Uluslararası Mevzuat

27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) "İşkence yasağı" kenar başlıklı

3. maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye,

insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muamelelere tabi tutulamaz."

28. 18/6/2003 tarihli ve 25142 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanarak yürürlüğe giren 16/12/1966 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Medeni

ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 7. maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye ya

da zalimane, insanlık dışı ya da küçük düşürücü muamele ya da cezalandırmaya

maruz bırakılamaz. Özellikle, hiç kimse kendi özgür rızası olmadan tıbbi ya da

bilimsel deneylere tabi tutulamaz."

2.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele

yasağının demokratik toplumların en temel değeri olduğunu vurgulamıştır.

Terörle ya da organize suçla mücadele gibi en zor şartlarda dahi Sözleşme'nin

mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence, insanlık dışı ya da onur

kırıcı ceza veya işlemlerden men ettiğini belirtmiştir. Kötü muamele yasağının

Sözleşme'nin 15. maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal

tehlike hâlinde dahi hiçbir istisnaya yer vermediğini içtihatlarda

hatırlatmıştır (bkz. Selmouni/Fransa [BD], B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, § 119).

30. Bir muamele veya cezanın kötü muamele olduğunu söyleyebilmek

için eylemin minimum ağırlık eşiğini

aşması beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997,

§ 55; Erdoğan Yağız/Türkiye, B.

No: 27473/02, 6/3/2007, §§ 35-37; Gäfgen/Almanya [BD], B. No: 22978/05, 1/6/2010,

§§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, B. No:

13134/87, 25/3/1993, § 30).

31. AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialarda

soruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına gelmediğini,

ancak iddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usulle

soruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05,

45001/05, 5/7/2011, §§ 90, 91). AİHM’in içtihadında

tanımlanan etkinlik için minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız,

kamu denetimine açık olmasını, yetkili makamların titizlikle ve çabuklukla

çalışmasını gerektirmektedir (Mammadov (Jalaloglu)/Azerbaycan, B. No: 34445/04,

11/1/2007, § 73; Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, §

55).

32. AİHM Berliński/Polonya (B. No: 27715/95 ve 30209/96,

20/9/2002, §§ 62-65) kararında, kolluk görevlilerine karşı etkin bir fiziki

direnme sergilenmesi ve şiddet eyleminde bulunulması sonrası kolluk

görevlilerinin de orantılı bir güç kullanımına gitmesini Sözleşme'nin 3.

maddesine aykırı bulmamıştır. Karara konu olayda, üyesi olmadıkları spor

salonundan çıkmayan iki vücut geliştirme sporcusunun sayıca üstün altı kolluk

görevlisinin yasal sözlü talimatına uymayarak spor salonundan çıkmayıp yakalama

işlemine etkili şekilde direnmeleri ve iki kolluk görevlisine tekme atmaları

durumu söz konusudur. Polis memurları bu durum sonrası cop ve biber gazı

kullanmış, başvurucuları silahla tehdit ederek kontrol altına alabilmişlerdir.

Olay nedeniyle başvurucular ağır şekilde yaralanmış ve başvuruculardan biri

dört gün hastanede yatmak durumunda kalmıştır. AİHM kolluk görevlilerinin uyguladığı

gücün orantılı olduğu sonucuna varırken polis memurlarının sayısal üstünlüğünü

gözetmiş, ancak başvurucuların da vücut geliştirme sporcusu olmaları hasebiyle

fiziki bir avantaj sahibi olduklarına vurgu yapmıştır. AİHM Rehbock/Slovenya (B. No: 29462/95, 28/11/2000, §§ 72, 78) kararında

ise önceden planlandığı için risklerin minimize edilebileceği bir operasyon

kapsamında sayıca üstünlüğü bulunan onüç polis

memurunun silah taşımayan ve fiziki saldırıda da bulunmayan üç şüpheliye karşı

güç kullanmasını orantılı bulmamış ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği

sonucuna varmıştır.

33. AİHM Özen ve

diğerleri/Türkiye (B. No: 29272/08, 23/2/2016, §§ ) kararında, bir

adli vaka nedeniyle polis karakolunda bulunan yakınlarının yanına gelen ve

toplam sayıları on kişiye ulaşan başvurucular ve arkadaşları ile polis

memurları arasında yaşanan kavgada, polislere karşı fiziki şiddete başvuran ve

en az bir tabanca taşıdıkları tespit edilen başvurucular ile arkadaşlarına

karşı kolluk kuvvetince uygulanan gücün orantılı olduğu ve kötü muamele

yasağının ihlal edilmediği sonucuna varmıştır. AİHM bu kararda kolluk

personelince uygulanan gücün orantılı olduğu sonucuna varırken polise karşı

fiziki şiddete başvuran kişi sayısının fazlalığına, Rehbock/Slovenya kararına da atıf yaparak olayın kolluk tarafından

önceden planlanan bir operasyon kapsamında olmayıp ani gelişmesine ve

başvuruculardaki yaralanmalarının hafif nitelikte olmasına dikkat çekmiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 9/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucu Nihal

Özdemir Yönünden

1. Başvurucuya Karşı

Gerçekleştirildiği İddia Olunan Eylem Yönünden

35. Başvurucu, trafik polisi olan Y.Y.nin

kendisini darbettiğini iddia etmiş; bu konuda ceza

yargılaması yapılmış ve Mahkeme tarafından her türlü şüpheden uzak, kesin ve

inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesi ile Y.Y. hakkında beraat kararı

verilmiştir. Başvurucu tarafından bu karar temyiz edilmiş, henüz temyiz

incelemesi tamamlanmamıştır.

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurulabilmesi için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

37. Somut olayda, Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında

güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiası hususunda ceza

yargılaması tamamlanmamıştır.

38. Açıklanan gerekçelerle olağan kanun yolları tüketilmeksizin

başvurucu Nihal Özdemir tarafından yapılan başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Başvurucunun Gözü

Önünde Eşinin Darbedilmesi İddiası Yönünden

39. Başvurucu, gözü önünde eşinin polis memurunun Y.Y.nin darp ve hakaretine maruz kalması nedeniyle kendisi

açısından Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan

kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

40. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası

kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması

gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşulları dikkate

alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi, bedensel ve

ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler

önem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç dikkate alınmalıdır.

Muamelenin gerginlik ve duygu yoğunluğunun olduğu bir anda meydana gelip

gelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,

17/7/2014, § 83).

41. Somut olayda, başvurucunun eşi hakkında düzenlenen adli

rapora (bkz. § 12) göre Necati Özdemir'in basit bir tıbbi müdahale ile

giderilebilecek şekilde yaralandığı anlaşılmaktadır. Başvurucu hakkında

düzenlenen adli raporda ise herhangi bir psikolojik travmadan bahsedilmemiş, başvurucu

bu durumun aksini ortaya koyan herhangi bir belgeyi de sunmamıştır. Ayrıca

olayın ani olarak gelişmesi, dinlenen tanık ifadeleri, mahkeme kararında vurgu

yapılan ve başvuru formunda da kabul edilen ilk şiddet eyleminin başvurucunun

eşinden gelmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun

eşinin gözü önünde polis memurunun darp ve hakaretine maruz kalması nedeniyle

kötü muameleye uğradığı iddiası açısından yukarıda belirtilen asgari eşiğin

aşılmadığı sonucuna varılmıştır.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kötü muameleye uğradığı

yönündeki iddiasının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Başvurucu Necati

Özdemir Yönünden

1. Başvurucunun İddiaları

43. Başvurucu; olay tarihinde hastane randevusuna yetişebilmek

için yoğun trafikte emniyet şeridini kullanması nedeni ile tartışma yaşadığı

Trafik Polisi Y.Y.nin kendisini darbettiğini

ve hakarette bulunduğunu iddia etmiştir. Başvurucu, iddiasıyla ilgili yargılama

sonucunda Y.Y. hakkındaki ceza için HAGB kararı verilmesinin hukuka aykırı

olduğunu, zira olay tarihinden önceki başka bir olay nedeniyle Y.Y. hakkında

kasten yaralama suçundan HAGB kararı verildiğini belirtmiştir. Y.Y. hakkında

verilen HAGB kararının kendisine karşı gerçekleşen haksız eylemi cezasız

bıraktığını, Y.Y.nin kolluk görevlisi olması

nedeniyle soruşturmanın etkin şekilde yürütülemediğini de belirterek

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele

yasağı ile bu hakla bağlantılı olarak Anayasa'nın 10. maddesinde güvence altına

alınan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Uygulanabilirlik

Yönünden

44. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasışöyledir:

"Kimseye işkence ve

eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya

muameleye tabi tutulamaz."

45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun kendisine karşı işlendiğini

iddia ettiği tehdit suçuna ilişkin olarak temyiz incelemesi devam ettiğinden

buna dair şikâyetler inceleme dışı tutulmuştur. Ayrıca başvurucunun eşitlik

ilkesinin ihlali iddiası soruşturmanın etkin şekilde yürütülmediği şikâyetine

dayandığından bu hususta ayrıca inceleme yapılmayarak söz konusu şikâyet,

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele

yasağı çerçevesinde incelenmiştir.

b. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

46. Bireyin, bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı

olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi

tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması halinde, Anayasa’nın

17. maddesi, “Devletin temel amaç ve

görevleri” kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte

yorumlandığında etkili resmi bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir (Tahir Canan,§ 25).

47. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla toplanan

delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kuralların yorumu ile bu doğrultuda ceza

tayin etme takdiri kural olarak mahkemelere aittir. Ancak görülmekte olan bir

davadaki delilleri değerlendirmek kural olarak derece mahkemelerin işi

olduğundan Anayasa Mahkemesinin görevi, bu mahkemelerin maddi olaylara ilişkin

yaptıkları değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 96).

48. Bununla birlikte başvuru konusu eylemin Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağı

kapsamında kalıp kalmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir.

49. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının

kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması

gerekmektedir. Bu asgari eşik göreceli olup, her olayda asgari eşiğin aşılıp

aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu

bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti,

yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşımaktadır. Değerlendirmeye

alınacak bu unsurlara muamelenin amacı ve kastı ile ardındaki saik de

eklenebilir. Ayrıca kötü muamelenin, heyecanın ve duyguların yükseldiği

bağlamda meydana gelip gelmediğinin tespiti de dikkate alınması gereken diğer

faktörlerdir (Cezmi Demir ve diğerleri, §

83).

50. Somut olayda, başvurucu ile Y.Y. arasında cereyan eden

hadisenin trafikte anlık gelişen bir olay olduğu, kamu otoritesince önceden

planlanan bir idari ya da adli karardan kaynaklanmadığı, olay öncesinde

tarafların birbirini tanımadığı anlaşılmaktadır. Ayrıcayargılama

sürecinde hakaret eylemini ilk olarak hangi tarafın gerçekleştirdiği husunda kesin olarak bir tespit yapılamamış olsa da tüm

yargılama safhalarındaki ifadelerden ve başvuru formundan da anlaşılacağı üzere

kasten yaralama eyleminin ilk olarak başvurucu tarafından Y.Y.nin

yüzüne yumruk atmak suretiyle gerçekleştirildiği hususunda bir ihtilaf

bulunmamaktadır. Mahkemenin kabulüne göre de başvurucu ilk şiddet içerikli

eylemi gerçekleştirmesinin hemen ardından araçtan inmeye çalışan Y.Y.nin elini araç kapısına sıkıştırmış ve şiddet eylemini

ısrarla devam ettirmiştir. Adli rapor içerikleri de Mahkemenin kabulünü

doğrular niteliktedir. Daha sonra başvurucu ile Trafik Polisi Y.Y. arasında

karşılıklı olarak, hafif düzeyde yaralama eylemi meydana gelmiştir. Bu

doğrultuda başvurucu hakkında düzenlenen adli raporda (bkz. § 12) başvurucunun

ağır şekilde bir yaralanmasının olmadığı, kolları ve bacaklarında meydana gelen

basit sıyrıklar nedeniyle hafif şekilde yaralandığı tespitleri bulunmaktadır.

Öte yandan Y.Y. hakkında başvuruya konu olay nedeniyle idari soruşturma açılmış

ve soruşturma sonucunda Y.Y.ye başvurucuya karşı gerçekleştirmiş olduğu

eylemden ötürü uyarma cezası da verilmiştir.

51. Öte yandan yapılacak incelemede gözönünde

bulundurulması gereken bir başka önemli husus başvurucunun yaşanan olay öncesinde

ve olay esnasında emekli Cumhuriyet savcısı olduğunu söylemesidir. Yargılamada

alınan ifadelerin bir kısmında başvurucunun "emekli" ifadesini de kullandığı belirtilirken diğer bir

kısım ifadede emekli ibaresinden bahsedilmemektedir. Her iki durumda da

başvurucunun kolluk görevlilerine Cumhuriyet savcısı olduğunu söyleyerek

kamusal hiyerarşide bir üstünlük kurma çabası içinde olduğu söylenebilecektir.

Kuşkusuz bu durum normal bir vatandaşın devletin üniformalı kolluk görevlisi

karşısındaki durumuna göre farklılık yaratacaktır. Zira başvurucu mesleğine

vurgu yaparak polis memurunun sahip olduğu kamusal gücün aynısı hatta daha

fazlasıyla donanımlı olduğunu da belirtmiş olmaktadır.

52. Ayrıca yukarıda yer verilen AİHM kararlarında (bkz. §§

32-33) da belirtildiği üzere, kolluk görevlisine karşı fiziki şiddet içeren

eylemlere karşı kolluk görevlisinin de şiddetle orantılı sayılabilecek şekilde

güç kullanımı ile karşılık vermesi durumunda kötü muamele yasağının ihlalinden

bahsedilemeyecektir. Somut olayda, başvurucunun Y.Y.nin

yüzüne yumruk atması ve devamında elini araç kapısına sıkıştırması karşısında

polis memurunun da fiziki şiddetle mukabelede bulunması söz konusudur. Her iki

tarafın da düzenlenen sağlık raporlarına göre basit şekilde yaralandıkları

anlaşılmaktadır. Ayrıca olay kolluk tarafından önceden planlanan bir operasyon

kapsamında ya da kolluğun sayısal üstünlüğe sahip olduğu bir ortamda da cereyan

etmemiştir. Tüm bu hususlar birlikte dikkate alındığında Y.Y.nin

başvurucuya karşı orantısız bir şekilde kamusal güç kullandığı

söylenemeyecektir.

53. Sonuç olarak başvurucu ile Y.Y. arasında meydana gelen

olayın; sıkışık trafikte anlık ortaya çıkması, başvurucunun olaydan önce ve

olay sırasında mesleğini öne çıkararak devlet görevlisi karşısındaki

dezavantajlı durumunu tersine çevirmesi, fiziki temasla yaralama içeren ilk

şiddet eyleminin başvurucudan gelmesi ve bu eylemin ısrarla devam ettirilmesi,

başvurucu ve Y.Y.nin birbirlerine uyguladıkları

fiziki gücün şiddeti, süresi ve kapsamı ile sonuç olarak ortaya çıkan

yaralanmaların mahiyeti bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kötü muamele

yasağı için aranan (bkz. § 49) asgari ağırlık eşiğinin olayda aşılmadığı

değerlendirilmektedir.

54. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Başvurucu Nihal Özdemir yönünden, kendisine karşı

gerçekleştirildiği ileri sürülen eylem nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Başvurucu Nihal Özdemir yönünden, eşine karşı

gerçekleştirilen eylem nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Başvurucu Necati Özdemir yönünden kötü muamele yasağının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 9/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M.Emin KUZ

Raportör

:

Hüseyin KAYA

Başvurucular

:

1. Necati

ÖZDEMİR

:

2. Nihal

ÖZDEMİR

Vekilleri

:

Av. Özlem

ERSAVAŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/15994, 9 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucu Nihal
  11. B. Başvurucu Necati
  12. A. 1. Başvurucu Nihal Özdemir yönünden, kendisine karşı
  13. Yıldırım
  14. Kömürcü
  15. Akıncı
  16. Topal
  17. Özdemir
  18. Özdemir
  19. Ersavaş
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/15994
Tarih
9 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • Ahmet Özdoğan Başvurusu (B. No: 2017/26326)
  • Peri Kırık Başvurusu (B. No: 2015/19795)
  • A.d. Başvurusu (B. No: 2015/10393)
  • Cevdet Timur Başvurusu (B. No: 2015/3742)
  • Adem Erden Başvurusu (B. No: 2015/4032)
  • Cemil Türker Başvurusu (B. No: 2015/13104)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.