İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nesin Kayserilioğlu Başvurusu (B. No: 2012/1238)

(2)

Başvuru No2012/1238Tarih19 Kasım 2014Okuma19 dk · 3.885 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Nesin Kayserilioğlu Başvurusu

Başvuru No
2012/1238
Karar tarihi
19 Kasım 2014
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.885 kelime·19 dk okuma·18 bölüm

(2)

(Başvuru Numarası: 2012/1238)

Karar Tarihi: 19/11/2014

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, disiplin soruşturması ve idari yargılama

kapsamında kendisi hakkında verilen kararlar nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat taleplerinde

bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 20/12/2012 tarihinde

Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve

Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 10/12/2013

tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 8/5/2014

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar

verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 8/5/2014

tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlığın 4/7/2014

tarihli yazısı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAYLAR VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu hakkında, Karaman Barosuna kayıtlı avukat

olarak çalışmakta iken görevi kötüye kullanma, müteselsilen

hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, hizmet nedeniyle güveni kötüye

kullanma, açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçlarından Karaman Ağır

Ceza Mahkemesinde (E.2007/118) kamu davası açılmıştır.

8. Karaman Baro Başkanlığı tarafından 24/8/2006

tarihinde, anılan kamu davasına konu eylemler nedeniyle başvurucu hakkında

disiplin soruşturması açılmasına karar verilmiştir.

9. Karaman Baro Başkanlığı Disiplin Kurulu Başkanlığının

(Baro Disiplin Kurulu) 23/8/2007 tarih ve E.2006/4

sayılı kararı ile iddiaların sübuta ermesi halinde meslekten çıkarılmayı

gerektirir suçlar olması nedeniyle Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin E.2007/118

sayılı dava dosyası sonuçlanıncaya kadar 19/3/1936 tarih ve 1136 sayılı

Avukatlık Kanunu’nun 153. maddesi gereğince başvurucunun tedbir mahiyetinde

işten yasaklanmasına karar verilmiştir. Bu karar başvurucuya 5/9/2007

tarihinde tebliğ edilmiştir.

1. İtiraz Üzerine İşten Yasaklanma Kararının

Türkiye Barolar Birliğince Kaldırılması ve Sonrası

10. Başvurucu, işten yasaklama kararına karşı itiraz

başvurusunda bulunmuştur. Türkiye Barolar Birliği (TBB) Disiplin Kurulunun 2/11/2007 tarihli kararı ile tedbir mahiyetinde işten

yasaklama kararı kaldırılmıştır. Bu karar başvurucuya 18/12/2007

tarihinde tebliğ edilmiştir.

11. TBB Disiplin Kurulunun tedbir mahiyetinde işten yasaklama

kararını kaldırma kararının gerekçelerine uygun olarak teşekkül ettirilen

Disiplin Kurulu, 15/2/2008 tarih ve E.2006/4 sayılı

kararla başvurucu hakkında devam etmekte olan ceza davası sonuçlanıncaya kadar

geçerli olmak üzere başvurucunun tedbiren işten

yasaklanmasına yeniden karar vermiştir.

12. Başvurucu, hakkında verilen tedbir mahiyetinde işten

yasaklama kararına karşı itirazda bulunmuş ve TBB Disiplin Kurulunun 25/4/2008 tarihli kararıyla itirazının reddine karar

verilmiştir. Bu karar Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü (Bakanlık)

tarafından uygun görülmüş ve 4/7/2008 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Baro Disiplin Kurulu ve TBB Disiplin

Kurulu kararlarının ve Bakanlığın uygun görme kararının iptali istemiyle Ankara

3. İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

13. Ankara 3. İdare Mahkemesinin 5/5/2010

tarih ve E.2009/823, K.2010/749 sayılı kararı ile iptal davasının reddine karar

verilmiştir. Bu karar başvurucuya 11/8/2010 tarihinde

tebliğ edilmiştir. Başvurucu bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuştur.

14. Danıştay Sekizinci Dairesinin 15/7/2011

tarih ve E.2010/9419, K.2011/3719 sayılı kararı ile Ankara 3. İdare

Mahkemesinin kararının onanmasına karar verilmiştir. Başvurucunun karar

düzeltme talebi aynı Dairenin 8/2/2012 tarih ve

E.2011/8788, K.2012/439 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Anılan karar

kesinleşmiş olup, başvurucuya 2/3/2012 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

2. Başvurucunun İşten Yasaklanma Kararına Karşı

İkinci İtirazı

15. Başvurucu, işten yasaklanma kararının kaldırılması

talebiyle ikinci defa başvuruda bulunmuş olup, bu başvurusu 19/12/2008

tarihli Baro Disiplin Kurulu kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun bu karara

itirazı, TBB Disiplin Kurulunun 20/2/2009 tarihli

kararıyla reddedilmiştir. TBB kararı Bakanlık tarafından uygun görülmüştür.

İptal davası açılmadığından anılan kararlar kesinleşmiştir.

3. Başvurucunun İşten Yasaklanma Kararına Karşı

Üçüncü İtirazı

16. Başvurucu, işten yasaklanma kararının kaldırılması

talebiyle üçüncü defa başvuruda bulunmuş olup, bu başvurusu 1/5/2009

tarihli Baro Disiplin Kurulu kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun bu karara

itirazı, TBB Disiplin Kurulunun 10/7/2009 tarihli

kararıyla reddedilmiştir. TBB kararı Bakanlık tarafından 11/8/2009

tarihinde uygun görülmüştür.

17. Başvurucu, talep ve itirazı üzerine verilen kararlar

aleyhine 28/10/2009 tarihinde Ankara 3. İdare

Mahkemesinde yürütmenin durdurulması istemli iptal davası açmıştır.

Başvurucunun yürütmenin durdurulması istemi Ankara 3. İdare Mahkemesinin 9/2/2010 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun bu

karara yönelik itirazı Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 7/4/2010

tarih ve 2010/1607 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

18. Ankara 3. İdare Mahkemesinin 22/10/2010

tarih ve E.2009/1687, K.2010/1812 sayılı kararı ile iptal davasının reddine

karar verilmiştir. Bu karar başvurucuya 12/4/2011

tarihinde tebliğ edilmiş olup, başvurucu karara karşı temyiz yoluna

başvurmuştur.

19. Danıştay Sekizinci Dairesinin 13/9/2011

tarih ve E.2011/5066 sayılı kararı ile Ankara 3. İdare Mahkemesinin kararının

onanmasına karar verilmiştir. Bu karar başvurucuya, 19/10/2011

tarihinde tebliğ edilmiş olup, başvurucunun karar düzeltme yoluna başvurup

başvurmadığı tespit edilememiştir.

4. Başvurucunun İşten Yasaklanma Kararına Karşı

Dördüncü İtirazı

20. Başvurucu, işten yasaklanma kararının kaldırılması

talebiyle dördüncü defa başvuruda bulunmuş olup, bu başvurusu 29/9/2009 tarihli Baro Disiplin Kurulu kararıyla

reddedilmiştir. Başvurucunun bu karara itirazı, TBB Disiplin Kurulunun 4/12/2009 tarihli kararıyla reddedilmiştir. TBB kararı

Bakanlık tarafından uygun görülmüş ve başvurucuya 24/2/2010

tarihinde tebliğ edilmiştir. İptal davası açılmadığından anılan kararlar

kesinleşmiştir.

5. Başvurucunun İşten Yasaklanma Kararına Karşı

Beşinci İtirazının Türkiye Barolar Birliği Tarafından Kabulü ve Buna İlişkin

Israr Kararına Karşı Açılan İptal Davası

21. Başvurucu, işten yasaklanma kararının kaldırılması

talebiyle beşinci defa başvuruda bulunmuş olup, bu başvurusu 17/2/2010

tarihli Baro Disiplin Kurulu kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun bu karara

itirazı, TBB Disiplin Kurulunun 26/3/2010 tarihli

kararıyla kabul edilerek, tedbir mahiyetinde işten yasaklanma kararının

kaldırılmasına karar verilmiştir.

22. Anılan karar, Bakanlık tarafından uygun görülmeyerek 21/4/2010 tarihinde TBB Başkanlığına geri gönderilmiştir.

TBB Disiplin Kurulu 30/4/2010 tarihinde ısrar kararı

vermiştir. Bu karar, başvurucuya 14/6/2010 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

23. TBB Disiplin Kurulunun anılan ısrar kararına karşı,

başvurucu hakkında yürütülen ceza yargılamasında şikâyetçi konumunda olan M.K.

tarafından Ankara 6. İdare Mahkemesinde yürütmenin durdurulması istemli iptal

davası açılmıştır. Ankara 6. İdare Mahkemesinin 10/12/2010

tarih ve E.2010/1468 sayılı kararı ile yürütmenin durdurulmasına karar

verilmiştir. TBB’nin bu karara itirazı, Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 16/2/2011 tarih ve 2011/753 sayılı kararı ile

reddedilmiştir.

24. Başvurucu, iptal davasının konusunun, TBB Disiplin Kurulu

tarafından kendisi lehine verilen ısrar kararı olduğunu, bu nedenle kendisine

davanın ihbarının gerektiğini ileri sürerek 24/2/2011

tarihinde davaya müdahale talebinde bulunmuştur. Mahkemenin 11/3/2011

tarihli ara kararı ile başvurucunun bu talebinin, davanın taraflarına

bildirilmesine karar verilmiştir. Ankara 6. İdare Mahkemesinin 28/4/2011 tarihli kararı ile başvurucunun bu talebinin

kabulüne karar verilmiştir.

25. Başvurucu, Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla

dava dosyasının bir suretinin kendisine gönderilmesini talep etmiş ve İdare

Mahkemesince başvurucunun talebi yerinde görülerek dosyanın bir sureti 9/6/2011 tarihinde başvurucu tarafından teslim alınmıştır.

26. Başvurucu 14/6/2011 tarihli

dilekçesi ile daha önce verilmiş ve Bölge İdare Mahkemesinin denetiminden

geçmiş olan 10/12/2010 tarihli yürütmenin durdurulması kararının yeniden gözden

geçirilmesini ve avukatlık mesleğinin yürütülmesi ile ilgili olarak avukatın

hak ve sorumlulukları ile ilgili uygulama, teamül ve kuralların bilinmesi,

irdelenmesi ve açıklanması hususlarının İdare Mahkemesinin uzmanlık alanı

içerisinde olmadığı gerekçesiyle uzman bilirkişi incelemesi yapılmasını talep

etmiştir.

27. Ankara 6. İdare Mahkemesinin 24/6/2011

tarih ve E.2010/1468, K.2011/983 sayılı kararı ile M.K.’nin

açtığı iptal davasının kabulüne karar verilmiştir. Anılan kararın gerekçesinde,

“… Mahkememizin 10.12.2010

günlü yürütmenin durdurulması kararının yeniden gözden geçirilerek kaldırılması

istenilmekte ise de; yürütmenin durdurulması kararlarına karşı ancak kararın

tebliğinden itibaren 7 gün içinde Bölge İdare Mahkemesine itiraz yoluna

gidilebileceği, bunun dışında idare mahkemelerince yürütmenin durdurulması

istemleri hakkında verilmiş kararları kaldırma yetkisinin yasal olarak mevcut

olmadığı göz önüne alındığından müdahilin bu istemi hakkında hüküm

kurulmaksızın esasa…” geçildiği ifade

edilmiştir. Bu karar başvurucuya 15/7/2011

tarihinde tebliğ edilmiş olup, başvurucu karara karşı temyiz yoluna

başvurmuştur.

28. Danıştay Sekizinci Dairesinin 30/1/2012

tarih ve E.2011/7835, K.2012/195 sayılı kararı ile Ankara 6. İdare Mahkemesinin

kararının onanmasına karar verilmiştir. Bu karar başvurucuya, 2/3/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucunun karar

düzeltme talebi aynı Dairenin 28/9/2012 tarih ve

E.2012/6617, K.2012/6873 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Anılan karar

başvurucuya 20/11/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.

6. Başvurucunun İşten Yasaklanma Kararına Karşı

Altıncı ve Yedinci İtirazları

29. Başvurucu, işten yasaklanma kararının kaldırılması

talebiyle altıncı ve yedinci defa başvuruda bulunmuş olup, bu başvuruları 30/3/2011 ve 29/7/2011 tarihli Baro Disiplin Kurulu

kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun bu kararlara itirazları, TBB Disiplin

Kurulunun 27/5/2011 ve 9/9/2011 tarihli kararlarıyla

reddedilmiştir. TBB kararları Bakanlık tarafından uygun görülmüş ve başvurucuya

20/7/2011 ve 13/10/2011 tarihlerinde tebliğ

edilmiştir. İptal davası açılmadığından anılan kararlar kesinleşmiştir.

7. Başvurucunun İşten Yasaklanma Kararına Karşı

Sekizinci, Dokuzuncu ve Onuncu İtirazları

30. Başvurucu, işten yasaklanma kararın kaldırılması

talebiyle Disiplin Kuruluna sekizinci, dokuzuncu ve onuncu kez başvuruda

bulunmuş, bu başvuruları sırasıyla 7/10/2011, 16/11/2011

ve 28/12/2011 tarihlerinde verilen kararlar ile Disiplin Kurulu tarafından

reddedilmiştir. Başvurucunun bu kararlara karşı itirazda bulunup bulunmadığı

tespit edilememiştir. İptal davası açılmadığından anılan kararlar

kesinleşmiştir.

8. Başvurucunun İşten Yasaklanma Kararına Karşı

Onbirinci İtirazı

31. Başvurucu, işten yasaklanma kararının kaldırılması

talebiyle onbirinci defa başvuruda bulunmuş olup, bu

başvurusu 27/1/2012 tarihli Baro Disiplin Kurulu

kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun bu karara itirazı, TBB Disiplin

Kurulunun 24/3/2012 tarihli kararıyla kabul edilmiş ve

hakkındaki tedbir mahiyetinde işten yasaklama kararı kaldırılmıştır. TBB kararı

Bakanlık tarafından uygun görülmüştür. Kaldırma kararı ve olur yazısı 8/5/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

32. Başvurucu, 20/12/2012 tarihinde,

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

33. 1136 sayılı Kanun’un “İşten

yasaklanma” kenar başlıklı 153. maddesi şöyledir:

“Hakkında meslekten çıkarma cezasını

gerektirebilecek mahiyette bir işten dolayı kovuşturma yapılmakta olan avukat

disiplin kurulu karariyle, tedbir mahiyetinde işten

yasaklanabilir.

Kararın verilmesinden önce ilgilinin dinlenmiş

veya dinlenmek üzere çağrılmış olup da belirtilen günde gelmemiş olması

şarttır. (Ek cümle : 2/5/2001 - 4667/71 md.) Ancak, baroya bildirdiği büro adresine tebligat

yapılamayan avukatın ayrıca çağrılması ve dinlenmesi zorunlu değildir.

Disiplin kurulu, bu karara esas olacak

delillerin hangi sınır dahilinde gösterilip

inceleneceğini, istekle bağlı olmaksızın, serbestçe takdir eder.

Karar, hakkında kovuşturma yapılan avukata

gerekçesiyle birlikte tebliğ olunur ve bu karar verildiği tarihte yürürlüğe

girer. Ancak, karara karşı Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kuruluna itiraz

olunabilir. İtiraz kararın uygulanmasını durdurmaz. Bu husustaki itirazlar

ivedilikle ve en geç bir ay içinde karara bağlanır. İtiraz yerinde görülürse

karar kaldırılır.

İşten yasaklanma kararı, yargı organları ile

sair mercilere baro başkanlığı tarafından derhal duyurulur.”

34. 1136 sayılı Kanun’un “Disiplin

kurulu kararına karşı itiraz” kenar başlıklı 157. maddesi şöyledir:

“Disiplin kurulu kararlarına karşı, Cumhuriyet

Savcısı ve ilgililer, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türkiye

Barolar Birliği Disiplin Kuruluna itiraz edebilirler.

Birlik disiplin kurulu, disiplin davalarını

dosya üzerinde inceler. Ancak, işten veya meslekten çıkarma cezasına yahut

işten yasaklanmaya dair kararların incelenmesi sırasında, ilgili avukatın

isteği üzerine veya kendiliğinden duruşma yapılmasına karar verebilir.

145 ve 146 ncı

maddeler, birlik disiplin kurulu hakkında da uygulanır.

Birlik disiplin kurulunda duruşmaya raportör üyenin işi izah etmesiyle başlanır. Bu üyenin duruşmadan

önce raporunu imzalayıp dosyaya koymuş bulunması gereklidir.

Raportör üyenin izahından sonra ilgili avukat

ve varsa vekilleri gerekli izahlarda bulunurlar. Bunlardan itirazı yapmış olan

taraf önce dinlenir. Son söz, hakkında disiplin kovuşturması yapılanındır.

Birlik disiplin kurulu, inceleme konusu

kararın onanmasına veya kovuşturmanın derinleştirilmesi için kararın bozularak

dosyanın ilgili baroya gönderilmesine karar verebileceği gibi, yeniden

incelemeyi gerektirmiyen hallerde, uygun görmediği

kararı kaldırarak işin esası hakkında karar verebilir veya verilmiş olan kararı

düzelterek onaylayabilir.

(Değişik : 2/5/2001 -

4667/74 md.) Birlik Disiplin Kurulunun, itiraz

üzerine verdiği kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay

içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir.

Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere,

gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri

gönderilen bu kararlar, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca üçte iki

çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış

sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına

bildirilir. Şu kadar ki, uyarma, kınama ve para cezasına ilişkin kararlar kesin

olup, Bakanlığın onayına tâbi değildir.

(Değişik : 2/5/2001 -

4667/74 md.) 8 inci maddenin altıncı ve yedinci

fıkraları hükümleri burada da kıyasen uygulanır.”

35. 1136 sayılı Kanun’un “Delillerin

serbestçe takdiri, ceza vermenin amacı ve cezadan mahsup” kenar

başlıklı 158. maddesi şöyledir:

“Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu ve

barolar disiplin kurulları, gösterilen delilleri, soruşturma ve duruşmadan

edinecekleri kanıya göre serbestçe takdir ederler.

(Değişik : 2/5/2001 -

4667/75 md.) Bu kurullar disiplin cezalarının

verilmesinde; avukatlık onurunu, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarını ve

itibarını korumak, mesleğin amaç ve gereklerine ve adalete uygun olarak yerine

getirilmesini sağlamak ilkelerini göz önünde tutarlar.

(Ek: 22/1/1986 -

3256/26 md.) İşten yasaklanan avukata süreli olarak

işten çıkarma cezası verilmesi halinde, işten yasaklandığı süre cezadan mahsup

edilir.”

36. 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanunu’nun “Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller”

kenar başlıklı 31. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“1. Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet,

üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri,

feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti,

yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların

mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak

hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır.”

37. İlk Derece Mahkemesinin nihai karar tarihi itibarıyla

yürürlükte olan 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı mülga

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 275. maddesi şöyledir:

“Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi

gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile

çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

38. Mahkemenin 19/11/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 20/12/2012 tarih ve 2012/1238 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

39. Başvurucu;

i. Ankara 6. İdare Mahkemesinde yapılan yargılama ile ilgili

olarak; dava dilekçesinin reddi gerekirken aksi yönde işlem yapıldığını,

davanın kendisine ihbar edilmediğini, dosyayı inceleme ve dosyadan örnek alma

taleplerinin reddedildiğini, davaya katılma dilekçesinin taraflara tebliğ

edilmediğini, bilirkişi incelemesi ve yürütmenin durdurulması kararının yeniden

gözden geçirilmesi talepleri hakkında karar verilmediğini, hakkında mahkumiyet

kararı olmamasına rağmen ve 1136 sayılı Kanun’a aykırı olarak, aynı Kanun’un 153.

maddesindeki “tedbiren işten yasaklanma kararının” süresiz

uygulanabileceğinin kabul edildiğini, başka bir avukat hakkında resmi belgede

sahtecilik suçu nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair

karar nedeniyle, aynı avukat hakkında “iki

yıl süreyle işten çıkarma” cezası verildiğini, ancak açılan iptal

davası üzerine anılan işleme ilişkin olarak Ankara 6. İdare Mahkemesinin,

yürütmenin durdurulması ve iptal kararı vererek çelişkiye düştüğünü, bu

nedenlerle Anayasa'nın 13., 15., 17., 36., 38., 40.,

48. ve 74. maddelerinde düzenlenen hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini

ileri sürmüş, 3.000.000,00 TL maddi ve 2.000.000,00 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

ii. Başvurucu ayrıca, 1136 sayılı Kanun’un 153 ilâ 156. ve 158.

maddelerinin ceza normu içermesine rağmen takdire dayalı olduğunu, tedbiren yasaklama için bir süre öngörülmediğini, Baro

Disiplin Kurulunun hiçbir evrensel hukuk ilkesi veya uluslararası sözleşme

hükmünü dikkate almaksızın delilleri serbestçe değerlendirerek karar verdiğini,

aynı Kanun’un 158. maddesinde yasaklamaya ilişkin tedbir süresinin verilecek

cezadan fazla olması, ceza davasında beraat edilmesi veya başka nitelikte

cezalar verilmesi hallerinde mahsubun nasıl yapılacağının açıklanmaması

nedeniyle hakkında uygulanan tedbirin cezaya dönüştüğünü, bu nedenlerle anılan

Kanun maddelerinin Anayasa’nın 13., 15., 17., 36.,

38., 48. ve 74. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüş ve iptallerini talep

etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Ankara 6. İdare Mahkemesince Yürütülen

E.2010/1468 Sayılı Yargılama Yönünden

a. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiği İddiası

i. Yargılama

Kapsamındaki Bazı Usuli İşlemler ve Mahkemenin

Ulaştığı Sonuçların Hukuka Uygun Olmadığına İlişkin İddialar

40. Bakanlığın 4/7/2014 tarihli

yazısı ile Anayasa Mahkemesinin 20/2/2014 tarih ve 2013/3081 başvuru numaralı

kararında bu tür şikâyetlerin incelenmesinde göz önüne alınacak kriterlerin

belirlendiğini, somut başvuru açısından farklı bir sonuca varılmasını

gerektirecek bir yön bulunmaması nedeniyle görüş sunulmasına gerek görülmediği

bildirilmiştir.

41. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

42. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

43. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

44. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede,

kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık

keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

45. Başvurucu, reddi gereken dava dilekçesinin

reddedilmediğini, davanın kendisine ihbar edilmediğini, dosya inceleme ve

dosyadan örnek alma taleplerinin reddedildiğini, davaya katılma dilekçesinin

taraflara tebliğ edilmediğini ve yürütmenin durdurulması kararının yeniden

gözden geçirilmesi talepleri hakkında karar verilmediğini, hakkında mahkumiyet kararı olmamasına rağmen kanuna aykırı olarak, tedbiren işten yasaklanma kararının süresiz

uygulanabileceği sonucuna varıldığını, başka bir avukat hakkında verilen

disiplin cezasına ilişkin davada aynı Mahkemenin, yürütmenin durdurulması ve

iptal kararı vererek çelişkiye düştüğünü, bu nedenlerle Anayasa’nın 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

46. Olaylara ilişkin açıklamalardan da anlaşılacağı üzere,

başvurucunun davaya müdahale talebi davanın taraflarına tebliğ edilmiş ve daha

sonra Mahkemece kabul edilmiş; dava dosyasının sureti de talebi üzerine

başvurucuya gönderilmiştir. Nihai kararda başvurucunun yürütmenin durdurulması

kararının yeniden gözden geçirilmesi talebinin niçin yeniden

değerlendirilmediği de açıklanmıştır. Dolayısıyla başvurucunun dayandığı ve

yargılama sürecinde gerçekleştiğini iddia ettiği eksikliklerin tamamının süreç

içerisinde giderildiği anlaşılmaktadır. Bunların dışında

başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden

bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı

bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde

itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla

ilgili iddialarının İlk Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir

bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi Mahkeme kararında bariz takdir hatası veya

açık keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

47. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, İlk Derece Mahkemesi

kararının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de içermediği anlaşıldığından,

başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Gerekçeli Karar Hakkı Yönünden

48. Başvurucu, bilirkişi incelemesi talebi konusunda

mahkemece bir karar verilmemiş olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

49. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü

kararları gerekçeli olarak yazılır.”

50. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak

niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün mahkemelerin her türlü

kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de, hak

arama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (B.

No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

51. Mahkemelerin hükümleri için gerekçe yazmaları gerekmekle

birlikte bu, tarafların tüm iddialarına detaylı yanıt vermek zorunluluğu

şeklinde anlaşılmamalıdır. Gerekçe yazma yükümlülüğünün ileri sürülen

iddiaların davanın sonucuna etkisi yönünden her davanın şartları çerçevesinde

değerlendirilerek belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda ileri sürülen

iddianın kabulü halinde davanın sonucuna etkili olması bekleniyor ise

mahkemelerin bu iddiayı değerlendirmeleri gerekebilir (B. No: 2013/735, 17/9/2014, § 45).

52. Nitekim AİHM, derece mahkemelerinin kendisine sunulan tüm

iddialara yanıt vermek zorunda olmadığını, ancak ileri sürülen iddialardan biri

kabul edildiğinde davanın sonucuna etkili olması halinde, mahkemelerin bu

hususa belirli ve açık bir yanıt vermek zorunda olabileceğini belirtmiştir

(bkz. Hiro Balani/İspanya,

B. No. 18064/91, 9/12/1994, § 28).

53. Öte yandan temyiz mercilerinin kararlarının tamamen

gerekçeli olması zorunlu değildir. Temyiz merciinin yargılamayı yapan

mahkemenin kararıyla aynı fikirde olması ve bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak

ya da basit bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan

husus, temyiz merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları

incelediğini, derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da

bozduğunu göstermesidir (B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 57).

54. Somut olayda başvurucu, 14/6/2011

tarihli dilekçesi ile avukatlık mesleğinin yürütülmesi ile ilgili olarak

avukatın hak ve sorumlulukları ile ilgili uygulama, teamül ve kuralların

bilinmesi, irdelenmesi ve açıklanması hususlarının İdare Mahkemesinin uzmanlık

alanı içerisinde olmadığı gerekçesiyle uzman bilirkişi incelemesi yapılmasını

talep etmiştir. İdare Mahkemesince başvurucunun talebi yerinden görülmeyerek

bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır. Mahkemenin 24/6/2011

tarihli gerekçeli kararında ise, bu konuda herhangi bir açıklamaya yer

verilmeyerek, başvurucunun bu talebinin zımnen reddedildiği anlaşılmaktadır.

55. Başvurucu nihai karara karşı temyiz dilekçesinde, İdare

Mahkemesince bilirkişi incelemesi talebi konusunda bir karar verilmeden hüküm kurulduğunu

ileri sürmüştür. Danıştay Sekizinci Dairesinin 30/1/2012

tarihli kararında “İdare Mahkemesince

verilen kararın dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun” olduğu ve “bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığı”

gerekçeleriyle “temyiz isteminin reddi ile

anılan kararın onanmasına” karar verilmiştir.

56. 1086 sayılı Kanun’un 275. maddesinde mahkemenin, çözümü

özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün

alınmasına karar vereceği, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki

bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemeyeceği

düzenlemesine yer verilmiştir. Başvurucunun talep ettiği bilirkişi incelemesi,

esas itibarıyla 1136 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatın somut davada uygulanması

ile ilgili olup, belirtilen Kanun hükmü gereğince, böyle bir konuda bilirkişi

dinlenemeyeceği gibi, bu kapsamdaki bilirkişi incelemesi, İlk Derece

Mahkemesince ulaşılan, davanın esasına ilişkin sonuç bakımından belirleyici

niteliği haiz değildir. Dolayısıyla, esasa etkili olmaması nedeniyle,

başvurucunun ihlal iddiasına konu olan bu hususun bir ihlal oluşturmadığı

açıktır.

57. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

iddiasına yönelik açık ve görünür bir ihlalin olmadığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan

yoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Diğer İhlal

İddiaları

58. Başvurucu başvurusuna konu olaylar nedeniyle, adil

yargılanma hakkının yanı sıra, Anayasa’nın 13., 15.,

17., 38., 40., 48. ve 74. maddelerinde düzenlenen hak ve özgürlüklerin de ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

59. Başvuruya konu ihlal iddiasıyla

ilgili deliller sunarak olaya ilişkin iddialarını ve hangi Anayasa hükmünün

ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki iddialarını

kanıtlama yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen, başvurucu tarafından

soyut şekilde birtakım Anayasa hükümlerine atıfta bulunulmakla birlikte,

belirtilen hükümlerin nasıl ihlal edildiğine ilişkin bir açıklama ve

kanıtlamada bulunulmadığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Diğer Yargılama ve İdari Süreçler Yönünden

60. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1.

maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

61. Anılan Kanun hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi

olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Bu açık düzenleme

karşısında, anılan tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları da

içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir.

62. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi için kesin

bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin geriye yürür şekilde

uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin gereğidir (B. No. 2012/51, 25/12/2012, § 18).

63. Başvurucu, deliller aksini işaret

etmesine ve ceza davasının henüz sonuçlanmamış olmasına rağmen müteaddit

defalar hakkında tedbir mahiyetinde işten yasaklama kararı verilmesi nedeniyle

bu yasağın süresiz olacak şekilde uygulandığını; 1136 sayılı Avukatlık

Kanunu’nun 153 - 156 ve 158. maddelerinin ceza normu içermelerine rağmen

takdire dayalı olduğunu, tedbiren yasaklama için bir

süre öngörülmediğini, Baro Disiplin Kurulunun delilleri serbestçe ve hiçbir

evrensel hukuk ilkesi veya uluslararası sözleşme hükmünü dikkate almaksızın

karar verdiğini, aynı Kanun’un 158. maddesinde yasaklamaya ilişkin tedbir

süresinin verilecek cezadan fazla olması, ceza davasında beraat edilmesi veya

başka nitelikte cezalar verilmesi hallerinde mahsubun nasıl yapılacağının

açıklanmadığını ileri sürmüş, bu şekilde hakkında uygulanan tedbirin cezaya

dönüştüğünden şikâyetçi olmuştur.

64. Ankara 6. İdare Mahkemesince yürütülen E.2010/1468 sayılı

yargılama dışında, başvurucunun ihlal iddialarının dayanağını teşkil eden diğer

yargılama ve idari süreçlere ilişkin kararların tamamı, Anayasa Mahkemesinin

zaman bakımından yetkisinin başlangıç tarihi olan 23/9/2012

tarihinden önce kesinleşmiştir.

65. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu kararların bireysel

başvuruların incelenmeye başlandığı tarih olarak belirlenen 23/9/2012

gününden önce kesinleşmiş oldukları anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1. Ankara

6. İdare Mahkemesince yürütülen E.2010/1468 sayılı yargılamaya ilişkin

şikâyetlerinin “açıkça dayanaktan yoksun

olması”,

2. Diğer yargılama ve idari süreçlere ilişkin şikâyetlerinin “zaman bakımından yetkisizlik”,

nedenleriyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerine bırakılmasına,

19/11/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh KALELİ

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Erdal

TERCAN

Hasan

Tahsin GÖKCAN

Raportör

:

Recep

ÜNAL

Başvurucu

:

Nesin

KAYSERİLİOĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2012/1238, 19 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Birinci Bölüm
  4. Karar
  5. I. Başvurunun
  6. Konusu
  7. II. Başvuru Süreci
  8. III. Olaylar Ve
  9. Olgular
  10. A. Olaylar
  11. B. İlgili Hukuk
  12. IV. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun
  15. B. Değerlendirme
  16. A. Başvurucunun
  17. Necipoğlu
  18. Tercan
  19. Ünal
  20. Kayserilioğlu
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2012/1238
Tarih
19 Kasım 2014

İlgili Kararlar

  • Ali Osman Köksal Başvurusu (B. No: 2014/1073)
  • M.y. Başvurusu (B. No: 2013/2443)
  • Rami Vatandaş Başvurusu (B. No: 2013/1021)
  • Mehmet Teha Akçara Başvurusu (B. No: 2013/806)
  • Özel Eroğlu Başvurusu (B. No: 2014/3876)
  • M.ş.b. Başvurusu (B. No: 2013/2202)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.