İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ö. Ç. Başvurusu (B. No: 2014/8203)

(Başvuru Numarası: 2014/8203)

Başvuru No2014/8203Tarih21 Eylül 2016Okuma25 dk · 4.925 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm

Başvuru No
2014/8203
Karar tarihi
21 Eylül 2016
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.925 kelime·25 dk okuma·15 bölüm

Ö. Ç. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/8203)

Karar Tarihi: 21/9/2016

R.G. Tarih ve Sayı: 14/10/2016-29857

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Başbakanlık Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT)

Müsteşarlığında istihbarat uzmanı olarak görev yaptığı sırada Müsteşarlık

tarafından evlenmesineizin verilmeyen kadınla gizli

şekilde evlendiği ve yurt dışında görev yaptığı sırada yürüttüğü faaliyetler

konusundaki hatalı davranışlarını zamanında Müsteşarlık makamına bildirmediği

konusunda hakkında açılan disiplin soruşturması sonucunda Bilim, Sanayi ve

Teknoloji Bakanlığına (önceki adıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığı) uzman

kadrosuna atanması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/6/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 18/7/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 16/4/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 18/6/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

6/7/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 14/7/2015 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 15/4/1996 tarihinde MİT Müsteşarlığında göreve

başlamıştır.

9. Başvurucu 20/7/2001 tarihinde A.Ö. isimli kişiyle evlenmek

istediğini belirterek evlenmesine izin verilmesini talep etmiştir.

10. MİT Müsteşarlığının 8/10/2001 tarihli yazısıyla, A.Ö.

hakkında yapılan güvenlik soruşturmasına göre, "A.Ö.nün babasının F.Gülen grubuna mensup olduğu, A.Ö. ile evlenmesinin

sakınca yaratabileceği" belirtildiğinden başvurucunun anılan

kişiyle evlenmesinin uygun görülmediği bildirilmiştir.

11. Başvurucu 30/10/2001 tarihinde verdiği dilekçeyle A.Ö.

isimli kişiyle evlenmekten sarfınazar ettiğini bildirmiştir.

12. Nüfus kaydında yer alan bilgilere göre başvurucu 1/8/2002

tarihinde A.Ö. ile evlenmiştir. Başvurucu bireysel başvuru formunda Kurumuna

haber vermeden anılan kişiyle gizlice evlendiğini beyan etmiştir.

13.Başvurucu 6/8/2002 tarihinde MİT Müsteşarlığı tarafından yurt

dışı sürekli göreve atanmıştır.

14. Başvurucu hakkında "yurtdışında

yürüttüğü faaliyetler konusunda önceden tespit ettiği operasyonel

hususlarla ilgili bazı bilgi, gelişme ve aksaklıkları, hatalı davranışlarını

zamanında Müsteşarlık karargahına bildirmediği, daha önce evlenme talebinde

bulunduğu ancak Müsteşarlık makamınca evlenmesi uygun görülmeyen bir bayanla

olan beraberliğini yurt dışında da sürdürdüğü, söz konusu bayanın kendisini

çevresine Ö. Ç.'in eşi olarak tanıttığı ve eşinin

MİT'te çalıştığını beyan ettiği, görev yaptığı yabancı ülke gizli servisi

tarafından Ö. Ç. ve daha önceki görevlilerin temas ve faaliyetlerinindeşifre

edildiğinin anlaşılmış olduğu" gerekçeleriyle disiplin

soruşturması açılmıştır.

15. Soruşturma sonucunda hazırlanan raporda, başvurucunun

muhtelif tarihlerde gerçekleştirmiş olduğu istihbari

içerikli görüşmelerin görev yaptığı yabancı ülke gizli servisi tarafından

tespit edildiği, başvurucunun bu durumu anlamasına rağmen konuyu Karargâha

bildirmediğinin anlaşıldığı, başvurucunun da ifadesinde özellikle Ocak 2005

ayından itibaren söz konusu gizli servisin kendisini ve kaynaklarını takibe

aldığını hissettiğini, bazı kaynakları takip edildikleri konusunda uyardığını,

kendinden önceki görevlilerin olay ve gelişmeleri Karargâha intikal

ettirmediklerini dikkate alarak tecrübesizliği nedeniyle kendisinin de

tespitlerini Karargâha bildirmediğini beyanla kabul ettiği belirtilmiştir.

16. Anılan raporda ayrıca başvurucunun yurt dışında görev

yaptığı 6/8/2002 ile 7/4/2005 tarihleri arasında A.Ö. ile birlikte hudut

kapısından giriş, çıkış yaptıkları, A.Ö.nün

yaklaşık 21,5 ay süreyle yurt dışında başvurucuyla birlikte ikamet ettiği ve

kendisini başvurucunun eşi olarak tanıttığının anlaşıldığı bildirilmiştir.

17. Söz konusu disiplin soruşturması raporunda başvurucunun "...evlenmesi uygun görülmeyen A.Ö. İle

birlikteliğini 2001 yılından itibaren devam ettirmesi, yurt dışı görevinde dahi

adı geçenle beraberliğini sürdürmesi, ayrıca, görevi esnasındaki faaliyetleri

sırasında, önceden belirlediği operasyonel

konulardaki bazı bilgi ve gelişmeler ile aksaklıkları, hatalı davranışlarını

zamanında Karargaha bildirmemesi yönündeki fiillerinin, 657 sayılı Kanun'un

125. maddesinin birinci fıkrasının C bendinin (a) alt bendinde yer alan,

'kasıtlı olarak verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev

mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek' hükmüneuyduğu, bu nedenle, disiplin hukuku yönünden 1/8

oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına; idari yönden ise 2937

sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nun

19. maddesi gereğince başka bir kurum veya kuruluşa naklen atanması..." teklifi

getirilmiştir.

18. Bu doğrultuda başvurucu 28/4/2005 tarihinde aylıktan kesme

cezasıyla cezalandırılmıştır. Ayrıca MİT Müsteşarlığının Başbakanlığa

gönderdiği 20/5/2005 tarihli yazısıyla başvurucunun başka kuruma naklen atanması

teklif edilmiş; Başbakanlığın 26/7/2005 tarihli yazısı ve Devlet Personel

Başkanlığının görüşüne istinaden başvurucu, Bilim, Sanayi ve Teknoloji

Bakanlığı (önceki adıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığı) emrine uzman olarak

atanmıştır.

19. Başvurucu, disiplin cezasına karşı dava açmamıştır.

Başvurucuya ait 16/11/2007 tarihli "Memur

Sicil Özeti"nde, anılan cezanın 22/6/2006

tarihli ve 5525 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin

Cezalarının Affı Hakkında Kanun uyarınca affedildiği belirtilmiştir.

20. Başvurucunun naklen atama işleminin iptali istemiyle açtığı

dava ise, Ankara 7. İdare Mahkemesinin 28/2/2008 tarihli ve E.2006/55,

K.2008/231 sayılı kararı ile başvurucunun disiplin hükümlerine riayet etmediği,

resmi sıfatının gerektirdiği itibar ve güven duygusunu hizmet içinde olduğu

kadar hizmet dışında da sağlaması gerekirken bu hususların özellikle hizmet

dışında sarsıldığı, bu sebeple MİT'e intibak edemediğinin anlaşıldığı, milli

istihbaratın önemi, özelliği ve hizmet gerekleri dikkate alındığında işlemde

hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

21. Anılan karar, Danıştay Beşinci Dairesinin 30/12/2010 tarihli

ve E.2008/5816, K.2010/7833 sayılı kararı ileMİT

Müsteşarlığı yanında Başbakanlık ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığının da davalı

konumuna alınarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle usul yönünden

bozulmuştur.

22. Ankara 7. İdare Mahkemesince bozma kararına uyulmuş,

eksiklikler tamamlandıktan sonra verilen 21/11/2011 tarihli ve E.2011/524,

K.2011/1816 sayılı karar ile dava reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

“Dava dosyası ile soruşturma dosyasının

birlikte incelenmesinden, davacının 15.04.1996 tarihinde Teşkilat emrine

atandığı, 06.08.2002 tarihinde yurtdışı sürekli göreve atandığı, yurtdışında

görev yaptığı sırada yürüttüğü faaliyetler konusundaki hatalı davranışlarını

zamanında Müsteşarlık makamına bildirmediği, daha önce evlenme talebindebulunduğu ancak Müsteşarlık makamınca evlenmesi

uygun görülmeyen bir bayanla olan beraberliğini yurt dışında da sürdürdüğü, bu

faaliyetlerinin görev yaptığı yabancı ülke gizli servisi tarafından deşifre

edilmesi nedeniyle hakkında soruşturma açıldığı, söz konusu soruşturma

sonucunda; üzerine atılı fiillerin sübuta erdiğinin tespit edildiği, bunun

üzerine disiplin hukuku yönünden 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile

cezalandırıldığı ve bu cezanın kesinleştiği; idari yönden ise başka bir kurum

veya kuruluşa naklen atanması için Başbakanlığa teklifle bulunulduğu,

Başbakanlığın 26.7.2005 tarihli yazısı ve Devlet Personel Başkanlığının

görüşüne istinaden Sanayi ve Ticaret Bakanlığı emrine atandığı, anılan atama

işleminin iptali istemiyle de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda, davacının, üzerine atılı fiilleri

ikrar ettiği, dolayısıyla da fiillerin sübuta erip ermediği hususunda tartışma bulunmadığı,anılan fiilleri

işlemesi nedeniyle MİT Personel Yönetmeliği hükümlerine göre Teşkilata intibak edemediği

yolunda karar verildiği görülmektedir.

Bu durumda, davalı idarenin kendine ait

özellikleri gözetilerek düzenlenen Personel Yönetmeliğinde, davacının fiilleri

nedeniyle yapılacak işlemler açık olarak belirlenmiş olup, Yönetmelik hükümleri

ve soruşturma raporu doğrultusunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka

aykırılık bulunmamaktadır.”

23. Anılan karar, Danıştay Beşinci Dairesinin 3/4/2013 tarihli

ve E.2012/3170, K.2013/2635 sayılı kararı ile onanmıştır.

24. Başvurucunun karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 26/3/2014

tarihli ve K.2014/2517 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

25. Bu karar9/5/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

Başvurucu 5/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

26. 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat

Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun "Tanımlar" kenar başlıklı 2.

maddesi şöyledir:

“Bu Kanunda geçen deyimlerden;

a) MİT: İstihbarat Teşkilatının kısaltılmış

adını,

b) MİT mensubu: Bu Kanun veya bu Kanuna göre

çıkarılmış yönetmeliklerde yazılı görevleri yerine getirmekle görevlendirilmiş

MİT personeli ile diğer görevlileri,

c) MİT personeli;

1. MİT'in kadrosuna dahil memurları,

2. Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında olup MİT'de

görevlendirilenleri,

3. MİT'de çalıştırılan sözleşmeli personeli,

İfade eder.…”

27. 2937 sayılı Kanun’un

başvuru konusu işlemin tesis edildiği tarihteki şekliyle "Millî İstihbarat Teşkilatının görevleri"

kenar başlıklı 4. maddesişöyledir:

“Milli İstihbarat Teşkilatının görevleri

şunlardır;

a) Türkiye Cumhuriyetinin

ülkesi ve milleti ile bütünlüğüne, varlığına, bağımsızlığına, güvenligine, Anayasal düzenine ve milli gücünü meydana

getiren bütün unsurlarına karşı içten ve dıştan yöneltilen mevcut ve muhtemel

faaliyetler hakkında milli güvenlik istihbaratını Devlet çapında oluşturmak ve

bu istihbaratı Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Milli Güvenlik

Kurulu Genel Sekreteri ile gerekli kuruluşlara ulaştırmak.

b) Devletin milli güvenlik siyasetiyle ilgili

planların hazırlanması ve yürütülmesinde; Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay

Başkanı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri ile ilgili bakanlıkların

istihbarat istek ve ihtiyaçlarını karşılamak.

c) Kamu kurum ve kuruluşlarının istihbarat

faaliyetlerinin yönlendirilmesi için Milli Güvenlik Kurulu ve Başbakana tekliflerde

bulunmak.

d) Kamu kurum ve kuruluşlarının istihbarat ve

istihbarata karşı koyma faaliyetlerine teknik konularda müşavirlik yapmak ve

koordinasyonun sağlanmasında yardımcı olmak.

e) Genelkurmay Başkanlığınca Silahlı Kuvvetler

için lüzum görülecek haber ve istihbaratı, yapılacak protokole göre Genelkurmay

Başkanlığına ulaştırmak.

f) Milli Güvenlik Kurulunda belirlenecek diğer

görevleri yapmak.

g) İstihbarata karşı koymak.

Milli İstihbarat Teşkilatına bu görevler

dışında görev verilemez ve bu teşkilat Devletin güvenliği ile ilgili istihbarat

hizmetlerinden başka hizmet istikametlerine yöneltilemez. Milli

İstihbarat Teşkilatı birimlerinin görev, yetki ve sorumlulukları Başbakanca

onaylanacak bir yönetmelikte belirtilir.”

28. 2937 sayılı Kanun’un "Kadro"

kenar başlıklı 9. maddesi şöyledir:

“Milli İstihbarat Teşkilatının fiili kadrosu,

her yıl MİT Müsteşarlığınca tespit olunur ve Başbakan tarafından onaylanır.”

29. 2937 sayılı Kanun’un "Memur

ve sözleşmeli personel" kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:

“MİT kadrolarında istihdam edilen memurlar, bu

Kanunda belirtilen özel hükümler dışında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu

hükümlerine tabidir.

MİT'de istihdam edilen sözleşmeli personelin istihdam şekli, sözleşme

esasları, alacakları ücretlerin taban ve tavanı ile sağlık işlerine ait

esaslar, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü

maddesindeki sözleşmeli personel istihdamına ilişkin şartlar aranmaksızın,

yönetmelikle düzenlenir.”

30. 2937 sayılı Kanun’un "Başka

kuruma nakil" kenar başlıklı 19. maddesi şöyledir:

“MİT fiili kadrosuna dahil personelden teşkilatın özelliği ve hizmetin

gerekli kıldığı şart ve vasıflar göz önüne alınarak teşkilata intibak

edemedikleri üstlerince tescil edilenler, MİT Müsteşarının teklifi ve

Başbakanın uygun görmesi üzerine genel hükümlere göre başka bir kurum veya

kuruluşa naklen atanırlar.”

31. 2937 sayılı Kanun’un "Personele

ilişkin özel hüküm" kenar başlıklı 12. maddesi şöyledir:

“MİT personelinin görev, yetki ve

sorumlulukları genel hükümlere ilave olarak nitelikleri, atama ve hizmet

süreleri, yer değiştirme esasları ile teşkilata alınma usul ve şartları ve

teşkilatla ilişiklerinin kesilmesi gibi hususlar yönetmelikle düzenlenir.”

32. 2937 sayılı Kanun’un "Yönetmelikler"

kenar başlıklı 32. maddesi şöyledir:

“Bu Kanunun muhtelif maddelerinde çıkarılması öngörülen yönetmelikler,

Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç altı ay içinde MİT Müsteşarlığınca

hazırlanacak Başbakan tarafından onaylanmak suretiyle yürürlüğe konulur. Bu

yönetmelikler Resmi Gazete'de

yayımlanmaz.”

33. 8/10/1998 tarihinde Başbakan onayı ile yürürlüğe konulan

Millî İstihbarat TeşkilatıPersonel Yönetmeliği'nin "Uyulması Zorunlu Teşkilat Şart ve

Vasıfları" kenar başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasının

ilgili bentleri şöyledir:

“...

m) Nişanlanacağı veya evleneceği kişi hakkında

en az bir ay önce Müsteşarlığa başvuruda bulunmak ve izin almak...,

...

p) Milli İstihbarat

Teşkilatı Mensuplarına Mahsus Ant İçme Belgesi'nde (Ek-1) belirtilen hususlara

riayet etmek,

r) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun,

Ödev ve Sorumluluklar ile ilgili 6-16 ncı

maddelerinin ruhuna aykırı davranmamak,

34. Aynı maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

“Makam, unvan ve görev süresi ne olursa olsun

Teşkilat Şart ve Vasıflarına aykırılık, personel için Teşkilata intibaksızlık nedeni sayılır.

Teşkilat Şart ve Vasıflarına uymayanlar

hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125 nci ve/veya 2937 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi

hükümleri uygulanır.”

35. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun "Bir sınıftan başka bir sınıfa geçme"

kenar başlıklı 71. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Kurumlar, memurlarını meslekleri ile ilgili sınıftan genel idare

hizmetleri sınıfına veya genel idare hizmetleri sınıfından meslekleri ile

ilgili sınıfa, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık

dereceleriyle atayabilirler.…”

36. 657 sayılı Kanun'un 76. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık

dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 inci

maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka

yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

37. Mahkemenin 21/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

38. Başvurucu, yurt dışı göreviyle ilgili olarak, kendisinden

önce aynı görevi yürütenlerin yaptıkları hataların kendisine yüklendiğini,

görev yaptığı süre içinde MİT'e bağlı kaldığını ve çok başarılı çalışmaları

olduğunu, naklen atama işlemi gerçekleştirilirken kariyer ve liyakat ilkelerine

uyulmadığını, evlenmesine izin verilmeyen kişi hakkında yaptırılan güvenlik

soruşturması raporunun, objektif olmayan, kişiden kişiye değişebilen unsurlar

içerdiğini ve suçun şahsiliği ilkesi ile güvenlik soruşturmasına dair mevzuata

aykırı olduğunu, MİT Müsteşarlığınca evlenmesi uygun görülmeyen A.Ö. ile

evlenmesinin atama işlemine dayanak alınması suretiyle Anayasa'nın 20., 24.,

25. ve 40. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş;

ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

40. İdare tarafından başvurucunun atama işlemine dayanak olarak

iki sebep gösterilmiştir. Bunlardan birincisi, MİT Müsteşarlığı tarafından

başvurucunun yurt dışı görevine ilişkin eksiklik veya hata olarak

değerlendirildiği anlaşılan, başvurucunun özel hayatıyla hiçbir bağlantısı

olmayan, tamamen yurt dışı istihbarat uzmanı göreviyle ilgili eylem ve

faaliyetleridir. İkincisi ise evlenmesine izin verilmeyen kişiyle evlenmiş

olmasıdır.

41. Başvurucunun evlenmek istediği A.Ö. isimli kişi hakkında

yaptırılan güvenlik soruşturması, bireysel başvuruya taşınan uyuşmazlığın

doğrudan konusu değildir. Bununla birlikte, bakılan bireysel başvurunun konusu,

görevine ilişkin konuların yanı sıra evlenmesine izin verilmeyen kişiyle

evlenmiş olmasının, dolayısıyla özel ve aile hayatına ilişkin unsurların

başvurucunun naklen atanması işlemine dayanak alınması suretiyle özel hayata ve

aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddialarıdır. Bu yüzden bireysel

başvuru incelemesi bu çerçevede, daha açık ifadeyle A.Ö. isimli kişi hakkında

yaptırılan güvenlik soruşturmasına yönelik iddialar bakımından değil, ancak,

çalıştığı kurum tarafından herhangi bir sebeple de olsa, evlenmesine izin

verilmeyen kişiyle gizli şekilde evlenmesi sebep gösterilerek istihbarat uzmanı

görevine son verilmesi ve başka kuruma atanması işleminin özel hayata ve aile

hayatına saygı hakkı üzerindeki etkileri bakımından yapılmıştır.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

42. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanözel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

43. Başvurucu, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

44. Bakanlık görüşünde, güvenlik soruşturmasının başvurucu

hakkında değil başvurucunun evlenmek istediği üçüncü kişi hakkında yapıldığını

dolayısıyla güvenlik soruşturmasının başvurucunun özel hayatının gizliliğini

ihlal ettiği yönündeki iddialarını içeren başvurusunun kişi bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğu, başvurucunun daha fazla sadakat ve

özen borcu altında çalışılmasını gerekli kılan MİT Müsteşarlığına haber

vermeden evlenmesi dolayısıyla başvuruya konu atama işlemi tesis edilmesi konusunda

ise, eğer Anayasa Mahkemesince özel hayata saygı hakkına müdahale olduğu tespit

edilirseistihbarat uzmanı olarak yürüttüğü görevin

niteliği dikkate alındığında müdahalenin demokratik toplumda gerekli ve ölçülü

olduğu bildirilmiştir.

45. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı cevabında önceki

iddialarını tekrar etmiştir.

a. Genel İlkeler

46. Anayasa'nın "Özel

hayatın gizliliği" kenar başlıklı 20. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

"Herkes,

özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.

Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz."

47. Anayasa’nın “Ailenin

korunması ve çocuk hakları” kenar başlıklı 41. maddesi şöyledir:

“Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler

arasında eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların

korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için

gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça

aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme

hakkına sahiptir.

Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu

tedbirleri alır.”

48. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"

kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"(1)

Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi

hakkına sahiptir.

(2) Bu

hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla

öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin

ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya

ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir

tedbir olması durumunda söz konusu olabilir."

49. Sözleşme ve buna ek protokoller, kamu hizmetine girmeyi,

belli bir mesleği icra etmeyi garanti altına almaz. Ancak Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM), devlet memuru olarak atanan bir kişinin işten çıkarılmasına

ilişkin olarak söz konusu işten çıkarılmanın 8. madde dâhil olmak üzere

Sözleşme uyarınca korunan haklarını ilgilendirmesi durumunda, ilgili haklarla bağlantı

kurarak bir inceleme yapılması gerektiğine tutarlı bir şekilde karar vermiştir

(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Glasenapp/Almanya, B. No: 9228/80, 28/8/1986, § 49; Kosiek/Almanya, B. No: 9704/82, 28/8/1986, § 35;

Wille/Lihtenstayn

[BD], B. No: 28396/95, 28/10/1999, § 41, Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, § 43-45; Oleksandr Volkov/Ukrayna, B. No: 21722/11, 9/1/2013, §

165-167; Sidabras ve Dziautas/Litvanya,

B. No: 55480/00, 59330/00, 27/7/2004, §§ 46, 67; Dahlab/İsviçre, (k.k.) B. No:

42393/98, 15/2/2001).

50. Özel hayat “özel bir sosyal hayat” sürdürmeyi yani kişinin

sosyal kimliğini geliştirme hakkı anlamında bir “özel hayatı” güvence altına

almaktadır. Bu yönü ile değerlendirildiğinde bahsi geçen hak, ilişki kurmak ve

geliştirmek üzere çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir (Serap Tortuk, B.

No: 2013/9660, 21/1/2015, § 31). AİHM kararlarında mesleki hayat çerçevesinde

yürütülen faaliyetlerin “özel hayat” kavramı dışında tutulamayacağı

belirtilmektedir. Özel hayata dair hususların belli bir meslek için

değerlendirme kriteri olarak alınması durumunda mesleki hayat ile özel hayatın

iç içe geçtiği söylenebilir. Dolayısıyla mesleki hayat, kişinin diğerleriyle

etkileşim alanını oluşturduğundan kamusal alanda dahi olsa özel hayat

kapsamında ele alınabilir. Mesleki hayata getirilen sınırlamalar, bireyin

sosyal kimliğini ve yakınlarında bulunan insanlarla olan ilişkilerini

etkilediği ölçüde Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamına girebilmektedir. Bu noktada

belirtmek gerekir ki insanların büyük çoğunluğu, dış dünya ile olan

ilişkilerini geliştirme olanaklarını en çok mesleki hayatları çerçevesinde

yürüttükleri faaliyet kapsamında elde etmektedir (Bülent Polat [GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, § 62; Ata Türkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015,

§ 31; benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Özpınar/Türkiye, 5; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, §

29; Fernández Martínez/İspanya [BD],

B. No 56030/07, 12/6/2014, § 109).

51. Anayasa'da evlenme hakkı ile ilgili açık bir normatif

düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte bu hakkın Anayasa'da yer verilen

bazı hükümlere içkin olduğunun kabulü mümkündür. Bu bağlamda Anayasa'nın 20. ve

41. maddeleri, evlenme ve aile kurma hakkı açısından önemli birer normatif

dayanaktır. Zira evlenmek veya evlenmemek kişinin özel yaşamının ve aile

yaşamının bir parçasını oluşturmakta, bu yönüyle söz konusu hak Anayasa'nın 20.

maddesinde yer verilen özel ve aile hayatına saygı hakkının bir görünümünü

oluşturmaktadır. Söz konusu hakla bağlantılı bir diğer hüküm ise Anayasa'nın

41. maddesi olup belirtilen madde metninde de açıkça evlenme hakkından

bahsedilmemekle birlikte, madde gerekçesinde yer alan "Ailenin korunması fikrinin, her şeyden önce Medenî

Kanun anlamında evliliklerin kurulmasını yaygınlaştırmak ve kolaylaştırmak

olduğu şüphesizdir." ifadesinden yola çıkarak amaçsal bir yorum ile belirtilen hakkın varlığı sonucuna

ulaşılabilir (Hüseyin Kesici, B.

No: 2013/3440, 20/4/2016, § 44).

52. Aynı yorum aile kurma hakkı açısından da geçerlidir. Anayasa'nın

20. maddesi aile kurma hakkını değil daha önce gerçekleşen bir evlilikle ortaya

çıkan aile yaşamına saygıyı korumakla birlikte aile kurma hakkı da kişinin özel

yaşamına ve aile yaşamına ilişkin bir konu olduğundan bu kavramlara saygı

hakkı, aile kurma hakkını da içermektedir. Bu kapsamda Anayasa'nın 41.

maddesinin ilk iki fıkrasında “Aile, Türk

toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur

ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının

öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı

kurar.” ifadelerine yer verilmiştir. Söz konusu düzenleme de aile

kurma hakkına değil kurulmuş bir ailenin devlet tarafından korunmasına yer

vermekle birlikte madde gerekçesinde yer verilen “Ailenin korunması fikrinin, her şeyden önce Medenî Kanun anlamında

evliliklerin kurulmasını yaygınlaştırmak ve kolaylaştırmak olduğu şüphesizdir.”

ifadesinden aile kurma hakkının elde edilmesi mümkündür (Hüseyin Kesici, § 45).

53. Anayasa Mahkemesi birçok kararında Anayasa'nın 41.

maddesinde aile kurumunun özel olarak düzenlendiğini, anayasal güvenceye

bağlandığını ve korumaya alındığını ifade ederek aile kurma hakkının da

korumaya alınmasını mümkün kılmıştır. Mahkemeye göre aileyi Türk toplumunun

temeli olarak tanımlayan Anayasa'nın 41. maddesinde, ailenin birey ve toplum

hayatındaki önemine işaret edilmiş; devlete, ailenin korunması için gerekli

düzenlemeleri yapması ve teşkilatı kurması konusunda ödevler yüklenmiştir.

Böylece aile kurumuna anayasal koruma sağlanmıştır (AYM, E.2005/26, K.2008/105,

15/5/2008; E.1999/35, K.2002/104, 12/11/2002; E.2013/158, K.2014/68,

27/3/2014).

54. Evlenme hakkı, Sözleşme'nin 12. maddesinde ayrıca

düzenlenmiş olup bu hak Sözleşme'nin 8. maddesinde yer verilen özel ve aile

yaşamına saygı hakkı ile yakından ilişkilidir. Bununla birlikte Sözleşme'nin 8.

maddesinin koruduğu aile yaşamı kavramı yalnızca resmî evlilik ilişkisi

sonucunda ortaya çıkan aile yaşamı ile sınırlı olmayıp kişilerin evlenmiş

olduğu durumlarda mevcut evlilik yaşantısına yönelik müdahaleler de 8. madde

kapsamında değerlendirilmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Schober/Avusturya, (k.k.),

B. No: 34891/97, 9/11/1999, § 1).

b. Genel İlkelerin Somut Olaya Uygulanması

i. Müdahalenin Varlığı

55. AİHM, mesleki hayat çerçevesinde kişilerin özel hayatı

hakkında sorgulanmasının ve bunun doğurduğu idari sonuçların, buna ek olarak

kişilerin davranış ve tutumları gerekçe gösterilerek görevden alınmalarının

özel hayata saygı hakkına yapılmış bir müdahale oluşturduğunu vurgulamaktadır (Özpınar/Türkiye, § 47).

56. Somut başvuruda, kamu makamlarının işlemleri ve uygulamaları

neticesinde başvurucunun evlenmesi uygun görülmeyen kişiyle evlenmesinin

engellenmediği, ancakbaşvurucunun bu evliliği

gerçekleştirmesi nedeniyle bazı yaptırımlara tabi tutulduğu görülmektedir.

57. Somut olayda, MİT Müsteşarlığı tarafından evlenmesine izin

verilmeyen kişiyle evlenmiş olması, istihbarat uzmanı görevine son verilerek

başka kuruma atanması işlemine dayanak alındığından başvurucunun çalışma

hayatını etkilediği anlaşılmış olup bu şekilde Anayasa’nın 20. maddesinde

güvence altına alınan özel ve aile hayatına saygı hakkına müdahalede

bulunulduğu sonucuna varılmıştır.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

58. Anayasa’nın 20. maddesinin ikinci fıkrasında, çeşitli

nedenlerle özel hayatın korunması hakkına sınırlamalar getirilebileceği

belirtilerek bu hakkın mutlak olmadığı kabul edilmiştir (Sevim Akat Eşki,

B. No. 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Anayasa Mahkemesinin birçok kararında da “temel hak ve hürriyetlerin doğasından kaynaklanan

bazı sınırları bulunduğu gibi Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan kurallar

da temel hak ve hürriyetlerin doğal sınırını oluşturur. Bir başka deyişle,

temel hak ve özgürlüklerin kapsamının ve objektif uygulama alanının her bir

norm yönünden bağımsız olarak değil Anayasa’nın bütünü içerisindeki anlama göre

belirlenmesi gerekir” ifadesine yer verilmiştir (AYM, E.2012/100.

K.2013/84, 4/7/2013).

59. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

60. Belirtilen Anayasa hükmü, hak ve özgürlükleri sınırlama ve

güvence rejimi bakımından temel öneme sahip olup Anayasa’da yer alan bütün hak

ve özgürlüklerin yasa koyucu tarafından hangi ölçütler göz önünde

bulundurularak sınırlandırılabileceğini ortaya koymaktadır. Anayasanın

bütünselliği ilkesi çerçevesinde Anayasa kurallarının bir arada ve hukukun

genel kuralları göz önünde tutularak uygulanması zorunlu olduğundan belirtilen

düzenlemede yer alan başta kanun ile sınırlama kaydı olmak üzere tüm güvence

ölçütlerinin, Anayasa'nın 20. maddesinde yer verilen hakların kapsamının

belirlenmesinde de gözetilmesi gerektiği açıktır (Sevim Akat Eşki, § 35).

61. Dolayısıyla özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına

yönelik müdahalelerin incelemesinde kanunilik ve müdahaleyi haklı kılan

sebeplerin var olup olmadığı her somut olayın kendi koşulları içinde

değerlendirilmelidir.

Kanunilik

62. Hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması ölçütü anayasa

yargısında önemli bir yere sahiptir. Hak ya da özgürlüğe bir müdahale söz

konusu olduğunda öncelikle tespiti gereken husus, müdahaleye yetki veren bir

kanun hükmünün, yani müdahalenin hukuki bir temelinin mevcut olup olmadığıdır (Sevim Akat Eşki,

§ 36).

63. Somut olayda başvurucunun naklen atanması işlemi, 2937

sayılı Kanun'un 12., 19. maddeleri ve 657 sayılı Kanun'un 71. maddesine göre

tesis edilmiştir. 2937 sayılı Kanun'un "Tanımlar"

kenar başlıklı 2. maddesinde MİT mensubunun, Kanun'un ve Kanun'a göre

çıkarılmış yönetmeliklerde yazılı görevleri yerine getirmekle görevlendirilmiş

MİT personeli ile diğer görevlileri ifade ettiği belirtilmiştir.

64. Bunun yanı sıra 2937 sayılı Kanun'un 12. maddesinde MİT

personelinin görev, yetki ve sorumlulukları, genel hükümlere ilave olarak

nitelikleri, atama ve hizmet süreleri, yer değiştirme esasları ile teşkilata

alınma usul ve şartları ve teşkilatla ilişiklerinin kesilmesi gibi hususların

yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Bu doğrultuda çıkarılanMilli

İstihbarat TeşkilatıPersonel Yönetmeliği'nin "Uyulması Zorunlu Teşkilat Şart ve

Vasıfları" kenar başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasının (m)

bendinde, MİT personelinin nişanlanacağı veya evleneceği kişi hakkında en az

bir ay öncesinden Müsteşarlığa başvuruda bulunmaları ve izin almaları zorunlu

tutulmuş, aynımaddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında

ise Teşkilat şart ve vasıflarına aykırılığın personel için Teşkilata intibaksızlık nedeni sayılacağı ve Teşkilat şart ve

vasıflarına uymayanlar hakkında 657 Kanun'un 125. ve/veya 2937 sayılı Kanun'un

19. maddesi hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.

65. Bu kapsamda başvurucunun özel ve aile hayatına saygı hakkına

yapılan müdahalenin kanuni bir dayanağının mevcut olduğu anlaşılmaktadır.

Anılan Kanun hükümlerinin MİT personeline yönelik düzenlemelere ilişkin temel

çerçeveyi ortaya koymakla birlikte özellikle uygulama koşulları ve usuli ayrıntıları düzenleyici işlemlere bıraktığı

anlaşılmıştır. Söz konusu Kanun hükümleri çerçevesinde çıkarılan Yönetmeliğin

ise, MİT personelinin gerek görevine ilişkin ve gerekse özel hayatında uyması

gerekli koşullar bakımından yeterli açıklıkta hükümler içerdiği,başvurucu açısından yeterli derecede

ulaşılabilir ve öngörülebilir olduğu kanaatine varılmıştır. Bu durumda söz

konusu düzenlemelerin “kanunilik” ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

Meşru Amaç

66. 2937 sayılı Kanun'un 4. maddesinde MİT'in görevleri sayılmış

ve bu görevler arasında ülkenin varlığına, bağımsızlığına, güvenliğine ve

anayasal düzenine karşı içten ve dıştan yöneltilen mevcut ve muhtemel

faaliyetler hakkında millî güvenlik istihbaratını devlet çapında oluşturma ve

istihbarata karşı koyma görev ve sorumluluğunun da bulunduğu belirtilmiştir.

67. Bu bağlamda özellikle devlet sırlarının korunması kaygısı ve

istihbari nedenlerden kaynaklandığı anlaşılan söz

konusu düzenlemenin öngörülmesinde kamu yararı bulunduğu açıktır. MİT

Müsteşarlığında görev yapan kişilerin yürüttüğü görevlerin ülkenin çıkarlarına

yönelik hassas konumu nedeniyle istihdam edilen personelin kendisi, eşleri ve

eş adayları hakkında güvenlik açısından sakınca doğurabilecek bir hâlin bulunup

bulunmadığının tespiti amacıyla düzenleme yapılması, bu kapsamda personele bazı

yükümlülükler öngörülmesi ve bu yükümlülüğe aykırı davranışın da yaptırıma

bağlanması millî güvenliğin korunması meşru amacını taşımaktadır.

Demokratik Bir Toplumda Gerekli Olma ve

Ölçülülük

68. Anayasa’nın 13. maddesinde bireyin temel haklarına yapılan

müdahalenin değerlendirilmesinde demokratik toplumda gereklilik, hakkın özü ve

ölçülülük unsurlarına riayet edilmesi şeklinde üç ayrı güvence ölçütüne yer

verilmiştir (Marcus Frank Cerny

[GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 70).

69. Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş

ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerin

özüne dokunup onları büyük ölçüde kısıtlayan veya tümüyle kullanılamaz hale

getiren sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gerekleriyle de bağdaştığı

kabul edilemez. Demokratik hukuk devletinin amacı kişilerin hak ve

özgürlüklerden en geniş biçimde yararlanmalarını sağlamak olduğundan yasal

düzenlemelerde insanı öne çıkaran bir yaklaşımın esas alınması gerekir. Bu

nedenle getirilen sınırlamaların yalnız ölçüsü değil, koşulları, nedeni,

yöntemi ve kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yolları gibi unsurların tamamı

demokratik toplum düzeni kavramı içinde değerlendirilmelidir (Serap Tortuk, B.

No: 2013/9660, 21/1/2015, § 46).

70. Hakkın özü, dokunulduğunda söz konusu temel hak ve özgürlüğü

anlamsız kılan asli çekirdeği ifade etmekte olup bu yönüyle her temel hak

açısından kişiye dokunulmaz asgari bir alan güvencesi sağlamaktadır. Bu

çerçevede hakkın kullanılmasını önemli ölçüde güçleştiren, hakkı kullanılamaz

hâle getiren veya ortadan kaldıran sınırlamaların, hakkın özüne dokunduğu kabul

edilmelidir. Özel hayata saygı hakkı bağlamında da bu hakkın ortadan

kaldırılması, kullanılamaz hâle getirilmesi veya kullanılmasının aşırı derecede

güçleştirilmesi sonucunu doğuran müdahalelerin bu hakkın özünü zedeleyeceği

açıktır. Ölçülülük ilkesinin amacı da temel hak ve özgürlüklerin gereğinden

fazla sınırlandırılmasının önlenmesidir. Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca ölçülülük

ilkesi, sınırlama için kullanılan aracın sınırlama amacını gerçekleştirmeye

uygun olmasını ifade eden elverişlilik, sınırlayıcı önlemin sınırlama amacına

ulaşmak bakımından zorunlu olmasına işaret eden zorunluluk ve araçla amacın

orantısız bir ölçü içinde bulunmaması ile sınırlamanın ölçüsüz bir yükümlülük

getirmemesini ifade eden oranlılık unsurlarını içermektedir (AYM, E.2012/100,

K.2013/84, 4/7/2013; Marcus Frank Cerny, §

72).

71. Belirtilen ölçütlere riayetle bir sınırlandırma yapılıp

yapılmadığının tespiti için müdahale teşkil eden önlemin temelini oluşturan

meşru amaç karşısında, bireye düşen fedakârlığın ağırlığının gözönünde bulundurulması ve gözetilen toplumun genel

yararının gerekleri ile bireyin temel hakkının korunması arasında adil bir

dengenin kurulup kurulmadığının belirlenmesi zorunludur. Anayasa'nın 13.

maddesi vasıtasıyla Anayasa'da yer alan tüm temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılması hususunda geçerli olan bu denge, özel ve aile hayatına saygı hakkınınsınırlandırılmasında da gözönünde

bulundurulmalıdır (Marcus Frank Cerny, §

73).

72. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmenin

temel ekseni, müdahaleye neden olan idari makamların ve derece mahkemelerinin

kararlarında dayandıkları gerekçelerin özel hayata saygı hakkını kısıtlama

bakımından “demokratik bir

toplumda gerekli” ve “ölçülülük ilkesi”ne uygun

olduğunun inandırıcı bir şekilde ortaya konulup konulamadığı olacaktır. Bu

çerçevede bir müdahale, meşru amaçla orantılı bir müdahale olmalıdır.

73. Milligüvenliğin sağlanması meşru

amacına yönelik olarak devletin demokratik toplumda zorunluluk çerçevesinde

acil sosyal ihtiyacı belirlemek ve milli güvenliği koruma araçlarını seçmek

hususunda takdir yetkisi oldukça geniştir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.

Leander/İsveç, B. No: 9248/81, 26/3/1987, § 59,

60).

74. 2937 sayılı Kanun'un 4. maddesinde MİT'in görevleri sayılmış

ve bu görevler arasında ülkenin varlığına, bağımsızlığına, güvenliğine ve

anayasal düzenine karşı içten ve dıştan yöneltilen mevcut ve muhtemel faaliyetler

hakkında millî güvenlik istihbaratını devlet çapında oluşturma ve istihbarata

karşı koyma görev ve sorumluluğunun da bulunduğu belirtilmiştir.

75. MİT'e verilen bu görevlerin niteliği dikkate alındığında ise

bunların, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini, anayasal düzeni ve toplumun

güvenliğini tesis etmekle görevli devletin varlığı, bağımsızlığı ve anayasal

düzenin devamı yönünden önemli olduğu, dolayısıyla bu görevlerin etkin bir

şekilde yürütülmesinde önemli bir kamu yararının bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır(AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, §

47).

76. Kişinin kamu görevlisi olması, kendisine sağladığı birtakım

ayrıcalıklar ve avantajların yanında bazı külfet ve sorumluluklara katlanmayı

ve diğer kişilerin tabi olmadığı sınırlamalara tabi olmayı da gerektirmektedir.

Kişi, kamu görevine kendi isteği ile girmekle bu statünün gerektirdiği

ayrıcalıklardan yararlanmayı ve külfetlere katlanmayı kabul etmiş sayılmakta

olup kamu hizmetinin kendine has özellikleri, bu avantaj ve sınırlamaları

zorunlu kılmaktadır (İhsan Asutay, B.

No: 2012/606, 20/2/2014, § 38).

77. Bu kapsamda MİT Müsteşarlığının millî güvenliğin sağlanması

ve korunmasında üstlendiği görev dikkate alındığında milli güvenlik bakımından

önemli kadrolarda çalışmak isteyenlerin diğer kişilerin tabi olmadığı bazı

sınırlamalara tabi olmaları, bu görevi ifa edenlerin görevin güven, itibar ve

saygınlığının gereği olarak katı meslek ilkelerine tabi tutulmaları normaldir.

Kişiler ulusal güvenlikle ilgili birimlerde çalışmayı seçmekle birlikte girmiş

oldukları statü gereğince sivillere getirilemeyecek bazı sınırlamaların kamu

hizmetinin aksamadan ve etkin şekilde yürütülmesi ve disiplinin tesisi için

kendileri açısından uygulanmasını kabul etmiş olmaktadırlar. Dolayısıyla millî

güvenlik bakımından önemli kadrolarda istihdam edilecek personelde aranan

nitelikler ve bu kişiler hakkında yasalarda öngörülen yükümlülük ve

kısıtlamalar konusunda devletin daha geniş bir takdir yetkisine sahip olduğuna

kuşku yoktur.

78. MİT Müsteşarlığında istihbarat uzmanı olarak operasyon

yürütmek üzere yurt dışında görevlendirilmiş ve devletin hassas ve gizli

bilgilerine sahip olan başvurucununMİT Müsteşarlığı

tarafından yurt dışı görevine ilişkin eksiklik veya hata olarak değerlendirildiği

görülen mesleki sebeplerin yanı sıra Müsteşarlık tarafından evlenmesi sakıncalı

bulunan kişiyle kurumuna bildirmeden evlenmiş olması ve bu durumun yapılan

disiplin soruşturmasıyla anlaşılmış olması üzerine, istihbarat uzmanı görevine

son verilerek başka kuruma uzman olarak naklen atanması işleminin, özellikle

devlet sırlarının korunması kaygısı ve istihbarat görevinin güven, itibar ve

saygınlığının gereklerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan milli

güvenliğin korunması ve sağlanmasına yönelik olarak daha sıkı kuralların

geçerli olduğu bir statüde personel istihdam ederken devletin takdir yetkisinin

daha geniş olduğu da dikkate alındığında başvurucunun naklen atanması işleminin

demokratik toplumda gerekli olduğu kabul edilmelidir.

79. Bunun yanı sıra başvurucu istihbarat uzmanı görevinden

alınmakla birlikte derece ve kademesi korunarak bir başka kuruma uzman olarak

atanmış olduğundan müdahalenin orantılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

80. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 20. maddesinin ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Anayasa’nın 20. maddesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata

ve aile hayatına saygı hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir

örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 21/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Şermin

BİRTANE

Başvurucu : Ö. Ç.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/8203, 21 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Ö. Ç. Başvurusu
  4. Birinci Bölüm
  5. Karar
  6. I. Başvurunun Konusu
  7. II. Başvuru Süreci
  8. III. Olay Ve Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Anayasa’nın 20. maddesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  15. D. Kararın bir
  16. Gökcan
  17. Birtane
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/8203
Tarih
21 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Yasin Aksoy Başvurusu (B. No: 2014/7373)
  • Bedrettin Dalan Başvurusu (B. No: 2014/5369)
  • Ergin Aktaş Başvurusu (B. No: 2014/14810)
  • Fikret Şalvan Başvurusu (B. No: 2014/3539)
  • Sülhattin Bozdemir Başvurusu (B. No: 2014/12288)
  • Abdullah Doğan ve Meryem Doğan Başvurusu (B. No: 2014/129)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.