İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Oğulcan Büyükkalkan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17226)

1. Başvuru; bir sosyal paylaşım sitesi üzerinden yapılan

Başvuru No2014/17226Tarih10 Ocak 2018Okuma18 dk · 3.626 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Oğulcan Büyükkalkan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
10 Ocak 2018
Başvuru Numarası
2014/17226
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.626 kelime·18 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; bir sosyal paylaşım sitesi üzerinden yapılan

paylaşımların kolluk tarafından izlenmesi ve kayıt altına alınması nedeniyle

özel hayatın gizliliği hakkının, paylaşımlarla ilgili ceza yargılaması

yapılması nedeniyle ifade özgürlüğünün, yargılamada bazı usul hatalarının

bulunması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 30/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2014/17227, 2014/17228

numaralı bireysel başvuru dosyalarının 2014/17226 numaralı bireysel başvuru

dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Sırasıyla 1991, 1990, 1988 doğumlu olan başvurucular olay

tarihinde üniversite öğrencisidirler. Başvurucular, Gezi Parkı olayları

sırasında sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden yaptıkları belirtilen paylaşımları

nedeniyle adli işlemlere maruz kalmışlardır.

A. Gezi Parkı Olayları

8. Türkiye İnsan Hakları Kurumu tarafından Ekim 2014'te

yayımlanan Gezi Parkı Olayları Raporu'nda (rapor) yer alan bir kısım tespit

şöyledir:

a. Gezi Parkı, İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde Taksim Meydanı’nın

yakınlarında konumlanan bir şehir parkıdır. Gezi Parkı'nın bu ismi alması ve

söz konusu mekânda gerçekleşen değişimler, Gezi Parkı olayları vesilesiyle

gündeme gelmiş; konuya ilişkin birçok açıklama yapılmış ve tartışma

yürütülmüştür.

b. Gezi Parkı olayları, İstanbul Taksim Meydanı’nda bulunan Gezi

Parkı’nda yapılmak istenen çevre düzenlemelerine engel olmak için 27/5/2013

tarihinde iş makinelerinin Gezi Parkı'na girmesiyle başlamış ve haziran-temmuz

aylarında yoğunlaşarak Türkiye’nin birçok iline yayılmış toplantı ve gösteri

yürüyüşleridir.

c. Gezi Parkı olaylarının kronolojik gelişimine dair bir kısım

bilgi şöyledir:

i. 27/5/2013: Taksim

yayalaştırma projesi kapsamında, Gezi Parkı’nın Asker Ocağı Caddesi'ne bakan

duvarının 3 metrelik kısmının gece 22.00 civarında yüklenici firmaya ait iş

makineleri tarafından yıkılması ve beş ağacın yerinden sökülmesi üzerine

çeşitli sivil toplum kuruluşlarından oluşan Taksim Dayanışması üyelerinin de

bulunduğu yaklaşık 20 kişi iş makinelerini durdurarak parkta nöbet tutmaya

başlamıştır.

ii. 28/5/2013: Ağaçların

sökülmesini engellemek için durumdan haberdar olan birçok kişi parka gelmiş,

eylemciler ile eylemcilere ait parktaki çadırları sökmek isteyen zabıtalar

arasında arbede yaşanmıştır.

iii. 30/5/2013: Kolluk

kuvvetleri tarafından saat 05.00 civarında parktaki eylemcilere müdahale

edilmiştir. Kaldırılan çadırların bir kısmı yakılmış, geri kalanına el

konulmuştur. İnşaat ekibi parktaki çalışmalarına tekrar başlamıştır.

iv. 31/5/2013: Saat 04.30

sıralarında parkta bulunanlara müdahale edilmiş, park boşaltılarak parka

girişler polis bariyeriyle kapatılmış, parkın boşaltılmasından sonra Taksim

Meydanı ve çevresinde toplanan göstericilere biber gazı ve basınçlı su

kullanılarak yapılan müdahaleler sonucunda birçok kişi yaralanmıştır.

Protestolar başka şehirlere de yayılmış, özellikle Ankara ili merkezinde birçok

eylem yapılmıştır.

v. 1/6/2013: Gezi Parkı

eylemine müdahale eden polisin güç kullanımını protesto eylemleri tüm

Türkiye’ye yayılmış, kolluk görevlilerince Ankara Kızılay Meydanı’nda toplanan

gruplara yoğun olarak gaz bombası atılmıştır. İçişleri Bakanı48 ilde 90'ın

üzerinde eylem yapıldığını, 939 kişinin gözaltına alındığını; 53'ü vatandaş,

26'sı polis olmak üzere toplam 79 kişinin yaralandığını ve bu yaralıların

19'unun İstanbul'da tedavilerinin devam ettiğini açıklamıştır.

vi. 2/6/2013: İçişleri

Bakanı 67 ilde 235 eylem yapıldığını, 1.730 kişinin gözaltına alındığını, 115

güvenlik görevlisinin yaralandığını, 58 kişinin tedavisinin devam ettiğini ve 6

kişinin yoğun bakımda olduğunu açıklamıştır.

vii. 3/6/2013: İzmir

Karşıyaka’da bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ilçe binası

göstericiler tarafından ateşe verilmiş, İstanbul Dolmabahçe’de polis ve

eylemciler arasında çatışma yaşanmış; polis, biber gazı ve tazyikli suyla

müdahale ederken eylemciler kaldırım taşlarından barikatlar kurmuş; polise taş

ve molotof kokteylleriyle karşılık vermiştir.

viii. 4/6/2013: İstanbul

Adliyesinde, ülke çapındaki gösterilerde yaşanan polis müdahalesi avukatlar

tarafından protesto edilmiş; İstanbul Beşiktaş’taki Başbakanlık ofisine yürümek

isteyen ve “Dağılın!” uyarısını

dikkate almayan gruba polis tazyikli su ve biber gazıyla müdahale etmiştir.

ix. 5/6/2013: Taksim

Dayanışması Platformu temsilcileri Başbakan Yardımcısı ile görüşme yapmış ve

taleplerini iletmişlerdir. Bu platforma katılan Kamu Emekçileri Sendikaları

Konfederasyonu (KESK), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk

Tabipler Birliği (TTB) ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)

Türkiye genelinde iş bırakma eylemi başlatmıştır.

x.6/6/2013: İçişleri

Bakanı 915 kişinin hastaneye kaldırıldığını, 79 kişinin tedavisinin sürdüğünü,

4 kişinin hayati tehlikesinin devam ettiğini ve 8 kişinin yoğun bakımda

bulunduğunu, 516 kolluk görevlisinin yaralandığını açıklamıştır.

xi. 9/6/2013: Taksim

Dayanışma Platformu, Taksim Meydanı’nda geniş katılımlı miting düzenlemiştir.

xii. 11/6/2013: Kolluk

kuvvetleri on gün aradan sonra sabah erken saatlerde göstericilerin hazırladığı

barikatları aşarak Taksim Meydanı'na gelmiş; kısa sürede meydana hâkim olan

polis, meydandaki pankartları indirmiştir. Polisin Gezi Parkı'na müdahalesi

sonucu protestocularla kolluk kuvvetleri arasında çatışmalar yaşanmıştır.

xiii. 12/6/2013: Sabah

saat 04.00’e kadar süren olaylar, polisin meydandan çekilmesi ile

sakinleşmiştir. Aynı gün Başbakan, Gezi Parkı’ndaki eylemlerde yer alan bazı

grupların temsilcileri ile Ankara’da bir araya gelmiştir.

xiv. 14/6/2013: Başbakan,

Gezi Parkı’ndaki eylemlerde yer alan bazı grupların temsilcileri ile ikinci kez

bir araya gelmiştir.

xv. 15/6/2013: Taksim

Dayanışması üyeleri eylemlerini sadece Taksim Dayanışması çadırında

sürdürüleceklerini, park ve çevresindeki diğer çadırlar, flamalar ve

bayrakların indirileceğini açıklamış; bu doğrultuda saat 16.00 civarında Taksim

Platformuna ait olanlar haricindeki diğer flama ve bayraklar indirilmiş, ayrıca

Gezi Parkı’ndan meydana açılan bölgedeki barikatlar temizlenmiştir. Bazı

grupların alanda kalmaya devam edeceklerini beyan etmesi üzerine saat 17.30’dan

itibaren kolluk kuvvetleri parktaki göstericilere dağılmaları yolunda anons

yapmaya başlamış, gaz sıkılmış, saat 20.50’de müdahale başlamıştır. Kısa sürede

kolluk kuvvetleri Gezi Parkı’na girmiş ve park girişe kapatılmıştır.

xvi. 24/6/2013: Olayların

yaşandığı Gezi Parkı'nda haber yapmaya çalışan basın mensuplarına yönelik müdahale

ve gözaltılar gerçekleşmiştir.

xvii. 6/7/2013: Taksim

Dayanışmasının çağrısı üzerine Gezi Parkı'na gelen kişilere polis müdahale

etmiştir.

d. Olayların çevreci bir saikle

başladığını, bireylerin yaşadıkları çevreye ilişkin kararların kendilerine

sorulması talebini ortaya koyduklarını ifade edenler olduğu gibi yerleri

değiştirilen ağaçların bahane olarak kullanıldığını, hareketin iktidara karşı

yurt dışı destekli bir kalkışma olduğunu belirtenler ve polisin sert

müdahalesini Başbakanlık binasının ele geçirilmeye çalışılması, kamu ve özel

kişilerin mallarına zarar verilmesi ile ilişkilendirenler de mevcuttur.

e. İçişleri Bakanlığı verilerine göre 28/5/2013 ile 6/9/2013

tarihleri arasında 80 ilde Gezi Parkı olayları çerçevesinde 5532 eylem/etkinlik

gerçekleştirilmiş, bu eylem ve etkinliklere 3.611.208 kişi katılmış, olaylara

ilişkin 104.519 emniyet personeli görevlendirilmiş, söz konusu gösterilerden

164’üne müdahalede bulunulmuş, bir komiser yüksekten düşme nedeniyle şehit

olmuş, üçü silahla ve ikisi bıçakla olmak üzere 697 güvenlik görevlisi

yaralanmış, olaylar sırasında yaşamını yitiren dört sivil vatandaşın ölümüyle

ilgili adli ve idari soruşturma yürütülmüş, olaylara ilişkin gözaltına alınan

5513 kişiden 148'i tutuklanmış, görevlendirilen polislerden 127'si hakkında

uygulamaları nedeniyle araştırma/soruşturma işlemleri yapılmıştır.

f. Gezi Parkı olayları sırasında yaralanma ve ölüm olayları da

yaşanmıştır. TTB verilerine göre kamu hastanelerine, özel hastane ve tıp

merkezlerine, olayların yaşandığı alanlarda kurulan revirlere toplam 8.163 kişi

yaralı olarak başvurmuştur. Bunlardan 106'sı kafa travmasına uğramış, 63'ü ağır

yaralanmış, 11'i gözünü kaybetmiştir.

9. Gezi Parkı olayları çerçevesinde İzmir'de yaşanan hadiselerle

ilgili olarak başvurucular hakkında hazırlanan iddianamede de "İzmir ilinde gezi protestoları adı altında

gerçekleştirilen bu eylemler nedeniyle kamu barışının açıkça bozulduğu, olaylar

nedeniyle 33 banka, 17 ATM, 75 işyeri, 10 ikamet, 20 resmi ekip otosu, 31

otomobil, 27 belediye otobüsü, 10 resmi kurum binası, 16 çeşitli resmi kurum, 2

dersane, 1 sanayi odası ve 8 parti binasında toplam

250 eylem şeklinde mala zarar verme suçlarının işlendiği, pek çok kişinin

yaralandığı vs.. Pek çok eylemin gerçekleştiği" şeklinde ifadelere

yer verilmiştir.

B. Başvuruculara İlişkin Süreç

10. İzmir'de Gezi Parkı olayları çerçevesinde yaşanan

hadiselerden kaynaklanan sebeplerle İzmir İl Emniyet Müdürlüğü 4/6/2013 günü

başvurucuların da aralarında bulunduğu otuz sekiz kişinin Twitter hesaplarından yapıldığı

belirtilen ve kamuoyunda Gezi Parkı olayları olarak bilinen süreçte yapılan

bazı paylaşımları izlemiş ve kayıt altına almıştır. Yukarıda detaylarına yer

verilen rapordaki tespitlere göre Gezi Parkı olaylarının başladığı 27/5/2013

tarihinden başvuruculara ait olduğu belirtilen sosyal medya paylaşımlarının

kayda alındığı 4/6/2013 tarihine kadar ülke çapında birçok eylem

gerçekleşmiştir.

11. Bu kapsamda birinci başvurucu tarafından yapılan iki, ikinci

başvurucu tarafından yapılan sekiz ve üçüncü başvurucu tarafından yapılan iki

olmak üzere toplam on iki paylaşım kayıt altına alınmıştır. Başvurucular

tarafından yapıldığı ileri sürülen paylaşımlar, genel olarak Gezi Parkı

olayları esnasında İzmir'in farklı bölgelerinde yapılan eylemlerle ilgilidir.

Paylaşımların içerikleri başvurucuların eylemler esnasında bulundukları

bölgedeki gelişmelere, kolluk kuvvetlerine yönelik bazı eleştirilere ve diğer

protestoculara direnmeye devam etmeleri yönünde yapılan bazı telkinlere

ilişkindir.

12. Başvurucuların da aralarında bulunduğu otuz sekiz kişi

hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 4/6/2013 tarihinde gözaltı kararı

alınmış, birinci ve üçüncü başvurucu açısından bu karara yapılan itiraz

reddedilmiştir. Başvuru formlarında yer alan bilgilere göre ek gözaltı

süreleriyle birlikte yaklaşık olarak birinci başvurucu otuz, ikinci başvurucu

otuz beş ve üçüncü başvurucu otuz saat süreyle gözaltında tutulduktan sonra

salıverilmişlerdir.

13. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 9/12/2013 tarihinde, halkı

kanunlara uymamaya tahrik suçunu basın yoluyla işlediklerinden bahisle

başvurucular hakkında iddianame tanzim edilmiştir.

14. İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama

sonucunda 22/9/2014 tarihinde başvurucuların beraatine

karar verilmiştir. Gerekçeli karar 1/10/2014 tarihinde yazılmıştır. Beraat

kararı başvurucular yönünden temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Başvurucular

gerekçeli kararı UYAP üzerinden öğrendiklerini belirtmişler ancak hangi tarihte

öğrendikleri konusunda bir açıklamaya yer vermemişlerdir.

15. Başvurucular 30/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet

Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Polis, asayişi amme, şahıs, tasarruf

emniyetini ve mesken masuniyetini korur. Halkın ırz, can ve malını muhafaza ve

ammenin istirahatini temin eder."

17. 2559 sayılı Kanun'un "Adlî

görev ve yetkiler" kenar başlıklı ek 6. maddesinin ilgili

kısımları şöyledir:

“Polis, bu maddede yazılı görevlerinin yanında, Ceza Muhakemesi Kanunu

ve diğer mevzuatta yazılı soruşturma işlemlerine ilişkin görevleri de yerine

getirir.

Polis, bir suça ilişkin olarak kendisine

yapılan sözlü ihbar ve şikâyetleri ve görevi sırasında öğrendiği suça ilişkin

bilgileri yazılı hale getirir.

Edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet

üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan polis, olay yerinde kişilerin

ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve

suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için derhal gerekli

tedbirleri alır.

Bir suç

işlendiği veya işlenmekte olduğu bilgisini edinen polis, olay yerinin

korunması, delillerin tespiti, kaybolmaması ya da bozulmaması için acele tedbirleri

aldıktan sonra el koyduğu olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri

derhal Cumhuriyet savcısına bildirir ve Cumhuriyet savcısının emri

doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerini yapar...”

18. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kanunlara uymamaya tahrik" kenar başlıklı 217. maddesi şöyledir:

“(1) Halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik

eden kişi, tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan

iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.”

19. 5237 sayılı Kanun'un "Ortak

hüküm" başlıklı 218. maddesi şöyledir:

“(1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların

basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranına kadar

artırılır. Ancak, haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan

düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.”

B. Uluslararası Hukuk

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesi

şöyledir:

“1. Herkes ifade özgürlüğü

hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke

sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de

verme özgürlüğünü de kapsar...

2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu

özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ...

kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması... için gerekli olan

bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi

tutulabilir."

21. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine (AİHM) göre bir ihlalin mağduru olma iddiasının ileri sürülebilmesi

için kişinin aleyhte olduğunu belirttiği önlemden doğrudan etkilenmiş olması

gerekir (Altuğ Taner Akçam/Türkiye, B.

No: 27520/07, 25/10/2011, § 66).

22. AİHM bazı durumlarda,

ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etkiye sahip bazı koşulların -ilgili kişiler

kesinleşmiş bir karar ile mahkûm olmamış olsalar bile- mağdurluk sıfatı

sağlayabildiği görüşündedir. Örneğin AİHM, Financial

Times Ltd. ve diğerleri/Birleşik Krallık (B. No: 821/03, 15/12/2009,

§ 56) kararında emir uygulanmamış olmasına rağmen bir yayıncıya anonim bir

bilgi kaynağının kimliğinin açıklanması emri verilmesini ifade özgürlüğüne

müdahale olarak kabul etmiştir. Bir başka kararda ise AİHM, çok ciddi bazı

suçlar dolayısıyla yapılan ceza yargılaması çerçevesinde araştırmacı

gazetecilerin yaklaşık bir yıl süreyle tutuklu kalmasını gazetecilerin ifade

özgürlüğüne müdahale olarak değerlendirmiştir (Nedim

Şener/Türkiye, B. No: 38270/11, 8/7/2014, §§ 94-96). AİHM bir diğer

kararında, hâkim olan başvurucunun anayasal bir konuya ilişkin olarak devlet

başkanının görüşüne aykırı bir açıklama yapmış olması nedeniyle devlet

başkanının başvurucuyu başka bir kamu görevine atamayacağı yönündeki niyetini

açıklamış olmasını da ifade özgürlüğüne müdahale saymıştır (Wille/Lihtenştayn [BD], B. No: 28396/95, 28/10/1999, § 50).

23.AİHM'e göre ceza yargılamaları usule ilişkin nedenlerle

sonlandırılsa bile suçlu bulunma ve yaptırıma uğrama tehlikesi devam ediyorsa

ilgili kişi mağdur olduğu iddiasında bulunabilir (Bowman/Birleşik Krallık, B. No: 141/1996/760/961, 19/2/1998, §

29).

24. AİHM'in Nikula/Finlandiya (B. No: 31611/96, 21/3/2002, § 54) kararına konu

olayda; bir dava sırasında avukat, savcı tarafından izlenen yönteme dönük eleştirileri

nedeniyle hakaretten mahkûm edilmiştir. Karar istinaf mahkemesince

onaylandıktan sonra yüksek mahkemece mahkûmiyet hükmü onaylanmış ancak avukata

yönelik para cezası kaldırılmıştır. Yine de avukat, zararları ve yargılama

giderlerini ödemek durumunda kalmıştır. AİHM para cezası kaldırılmış olsa bile

zararları ve yargılama giderlerini ödemek durumunda kalınmasının avukatların müvekkilerinin çıkarlarını hararetle savunma görevi

üzerinde caydırıcı etki oluşturabileceği sonucuna varmıştır.

25. Başvurucunun mağdur statüsüne sahip olduğu kabul edilen Altuğ Taner Akçam/Türkiye kararına konu

olayda AİHM, başvurucunun çalışma alanı Ermeni nüfusuna ilişkin 1915 yılında

gerçekleşen tarihî olayları da kapsayan bir tarih profesörü olduğuna ve anılan

olaylara dair pek çok kitap ve makale yayımladığına dikkat çekmiştir. AİHM

başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında 5237 sayılı Kanun'un 301. maddesi

çerçevesinde soruşturma yapılmaması ve mahkûmiyet kararı verilmemiş olmasına rağmenaşırı milliyetçi kişiler tarafından Ermenilere

ilişkin görüşleri nedeniyle yapılan suç duyurularının taciz kampanyalarına

dönüştüğü vebaşvurucunun anılan hüküm çerçevesinde

yapılan suçlamalara cevap vermek zorunda kaldığı tespitini yapmıştır. AİHM;

kendisini kamuoyuna “vatan haini” veya “casus” olarak gösteren karalama

kampanyasına başvurucunun hedef olduğunu ve kampanyayı müteakip birçok kişiden

kendisini aşağılayan ve ölümle tehdit eden nefret mektupları aldığını

belirtmiştir. AİHM ayrıca konuyla ilgili yaşanan süreçlerin akademisyen olan

başvurucunun soruşturulma riskinden korunmak için akademik çalışmalarında

kendisini sınırlayarak davranışlarını yeniden düzenlemek zorunda bıraktığını

belirtmiştir(Altuğ Taner Akçam/Türkiye, §§

65-84).

V. İNCELEME

VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 10/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

27. Başvurucular, başvuruya konu paylaşımlarının kanundaki

güvencelere aykırı usullerle saptandığını ve kayıt altına alındığını iddia

etmişlerdir. Başvuruculara göre usule aykırı olarak elde edilen bu delillerin

dosyaya dâhil edilmesi ve duruşmada uzman kişi dinlenilmesi taleplerinin

reddedilmesi adil yargılanma hakkının ihlali niteliğindedir.

2. Değerlendirme

28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar” başlıklı 46.

maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmıştır. Anılan maddenin

(1) numaralı fıkrasına göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön

koşullar; başvurucunun kamu gücünün eylem veya işleminden ya da ihmalinden

dolayı “güncel bir hakkının ihlal edildiği iddiasında”bulunması,

iddia edilen ihlalden kişinin “kişisel olarak” ve “doğrudan” etkilenmiş olması

ve bunların sonucunda başvurucunun “mağdur” olduğunu iddia etmesidir (Fetih Ahmet Özer, B. No: 2013/6179,

20/3/2014, § 24).

29. Bir başvurunun kabul edilebilmesi için başvurucunun sadece

mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp ihlalden doğrudan etkilendiğini

yani mağdur olduğunu göstermesi veya mağdur olduğu konusunda Anayasa

Mahkemesini ikna etmesi gerekir. Bu itibarla mağdur olduğu zannı veya şüphesi

de mağdurluk statüsünün varlığı için yeterli değildir (Ayşe Hülya Potur, B. No: 2013/8479,

6/2/2014, § 24).

30. Bu kapsamda bir şüpheli hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanması veya

açılmış olan davanın ertelenmesi, düşürülmesi ya da sanığın beraatine

hükmedilmesi hâlinde makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialara halel

gelmemek şartıyla bu kişilerin adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle mağdur

olduklarının kabulü mümkün değildir. Ancak bu durum, soruşturma veya

kovuşturmaların yukarıda belirtilen sonuçlarının adil yargılanma hakkı

dışındaki haklara etkisinin incelenmesine engel teşkil etmez (Mustafa Kamil Uzuner ve Mustafa Kadir Gül,

B. No: 2013/3371, 9/3/2016, § 52).

31. Somut olayda başvurucular hakkında beraat kararı

verilmiştir. Dolayısıyla bahse konu iddialar bakımından başvurucuların mağdur

sıfatı bulunmamaktadır.

32. Açıklanan gerekçelerle mağdurluk statüsünün bulunmadığı

anlaşıldığından başvurucuların adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

yönündeki şikâyetlerinin kişi bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Özel Hayatın Gizliliği

Hakkı ve Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

33. Başvurucular, sosyal medya hesaplarının hukuka aykırı olarak

izlenmesi ve kayıt altına alınması nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ve

haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

34. Başvurucuların iddialarının, özel ve aile hayatına saygı

hakkının unsurlarından olan haberleşme hürriyetini ve haberleşmenin gizliliğine

saygı hakkını ilgilendirdiği değerlendirilmiştir. Bu nedenle başvurunun bu

kısmı, Anayasa'nın 20. maddesinde güvenceye alınan özel hayatın gizliliği hakkı

ile 22. maddesinde yer alan haberleşme hürriyeti çerçevesinde ele alınmıştır.

35. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın 20. maddesi şöyledir:

“Herkes, özel hayatına... saygı gösterilmesini

isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın... gizliliğine dokunulamaz...”

36. Anayasa’nın “Haberleşme

hürriyeti” kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:

“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.

Haberleşmenin gizliliği esastır...”

37. Posta, elektronik posta, telefon, faks ve internet

aracılığıyla yapılan haberleşme faaliyetlerinin haberleşme hürriyeti ve

haberleşmenin gizliliğine saygı hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Yasemin Çongar ve diğerleri, B. No:

2013/7054, 6/1/2015, § 50).

38. Kamu makamlarının, bireyin haberleşme hürriyetine ve

haberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,

Anayasa ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır (Mehmet Koray Eryaşa, B.

No: 2013/6693, 16/4/2015, § 50) Anayasa'nın 22. maddesi, aynı maddede öngörün

kısıtlamalar dışında devleti haberleşme hürriyetini engelleyecek ve

haberleşmenin gizliliğini ihlal edecek müdahalelerden kaçınmaya zorlar. Yani bu

madde kapsamında devletin haberleşmeyi engellememek ve haberleşmenin

gizliliğini ihlal etmemek şeklinde negatif yükümlülükleri bulunur.

39. Başvurunun haberleşmenin gizliliğine saygı hakkının ihlali

edildiği iddiasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple başvurucuların

paylaşımlarını yaptıkları "Twitter" isimli

sosyal medya sitesinin işleyişiyle ilgili bazı bilgiler başvuru konusu olaya

ilişkin değerlendirmeler bakımından yararlı olacaktır.

40. Twitter'da hesap açıldığında

varsayılan ayar olarak paylaşımlar herkese açıktır. Herkese açık paylaşımlar Twitter hesabı olsun ya da olmasın herkese görünür.

Paylaşımlarının herkes tarafından görüntülenmesini istemeyen kullanıcılar,

hesap ayarlarında buna ilişkin ayarlamalar yapabilirler. Bu ayarlamalar

aracılığıyla paylaşımlar korumaya alındığında yalnızca hesap sahibinin

takipçileri tarafından görülebilir. Ayrıca korumalı paylaşımlar üçüncü parti

arama motorlarında (Google arama gibi) görünmez. Korumalı paylaşımlar yalnızca

hesap sahibi ve onun takipçileri tarafından Twitter'da

aranabilir.

41. Başvurucular Twitter hesaplarının

korumalı olduğuna ya da kolluk güçlerinin koruma duvarını kırarak paylaşımlara

ulaştıklarına dair bir iddia ileri sürmemişlerdir. Başvurucuların Twitter hesaplarının herkese açık hesap statüsünde olduğu

anlaşılmaktadır.

42. Bu noktada herkese açık Twitter

paylaşımlarının kolluk makamları tarafından izlenmesi ya da kayda alınmasının

haberleşmenin gizliliğine saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturup

oluşturmadığı üzerinde durulması gerekir.

43. Haberleşmenin gizliliğine saygı hakkına müdahalede

bulunulduğunun ileri sürülebilmesinin temel koşullarından birisi müdahaleye

konu haberleşmenin belirli kişiler arasında olmasıdır. Başvuru konusu olayda

ise Twitter hesapları herkese açık hesap statüsünde

olduğundan belli kişiler arasında yapılan bir haberleşmeden söz etme imkânı

yoktur. Kamu düzenini korumakla yükümlü kolluk personelinin Gezi Parkı olayları

esnasında başvurucuların herkese açık Twitter

hesaplarından yapıldığı belirtilen bazı paylaşımları izlemiş ve kayıt altına

almış olmasının haberleşmenin gizliliğine saygı hakkına yönelik bir müdahale

teşkil ettiği söylenemez.

44. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre Anayasa Mahkemesi açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez

olduğuna karar verebilir. Temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı

başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir. Bu nedenle Anayasa'nın

22. maddesinin birinci fıkrasında korunmuş olan haberleşmenin gizliliğine saygı

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

45. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. İfade Özgürlüğünün

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

46. Başvurucular, netice itibarıyla beraat kararı verilmiş olsa

dahi sadece yapılan paylaşımlardan dolayı yaklaşık 1,5 yıl süren yargılama

süreci zarfında cezalandırma tehdidi altında kaldıklarını ifade etmişlerdir.

Başvurucular ayrıca yeniden soruşturma ve kovuşturma tehdidi altında olmaları

nedeniyle sosyal medyayı kullanma konusunda stres ve kaygı yaşadıklarını

belirtmişler ve bu olay nedeniyle diğer sosyal medya kullanıcıları üzerinde

"caydırıcı bir etki" (chilling effect) ortaya çıktığını

belirterek ifade özgürlüklerinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

2. Değerlendirme

47. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın 26. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına

sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir

almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, kamu düzeni,

... korunması, ...amaçlarıyla sınırlanabilir...

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

48. Anayasa Mahkemesi içtihadı uyarınca, ifade özgürlüğü hakkına

müdahale olduğunun kabulü için ilgilinin davranışının hukuk ya da ceza

yargılaması çerçevesinde nihai bir yaptırıma tabi tutulmuş olması gerekir.

Ancak bu genel kuralın bazı istisnaları vardır. Nitekim Anayasa Mahkemesi

önceki kararlarında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının (bkz. Emin Aydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014),

kovuşturmanın ertelenmesi kararlarının (bkz. Ali

Gürbüz ve Hasan Bayar, B. No: 2013/568, 24/6/2015) ve tutuklama

kararlarının (bkz. Erdem Gül ve Can Dündar [GK],

B. No: 2015/18567, 25/2/2016) ifade özgürlüğüne müdahale teşkil edebileceğini

kabul etmiştir.

49. Beraatla sonuçlanan ceza yargılamasının başvurucunun ifade

özgürlüğüne müdahale oluşturup oluşturmayacağının her başvuru konusu olayın

kendine özgü koşulları altında değerlendirilmesi gerekir.

50. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi, başvurucuların

paylaşımlarının ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı gerekçesiyle beraat kararı

vermiştir. Bununla beraber beraatla sonuçlanan yargılama sürecinin

başvurucuların ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olarak kabul edilip

edilemeyeceğinin tespiti bakımından başvuruculara yönelik adli işlemlerin hangi

koşullarda yapılmış olduğu, başvurucuların tutukluluk durumu, yargılama süresi,

başvurucuların yeniden bir soruşturmaya tabi tutulup tutulmadıkları gibi

hususları dikkate almak gerekir.

51. Başvuruculara yönelik adli işlemler Gezi Parkı olayları

esnasında başlatılmıştır. Gezi Parkı olayları sürecinde kamu düzeni İzmir dâhil

olmak üzere ülke genelinde yaygın bir şekilde bozulmuştur (bkz. §§ 8, 9). Bu

çerçevede, kolluk makamlarının Gezi Parkı olayları çerçevesinde yapılan

paylaşımları izlemesi kamu düzeninin tekrar sağlanması açısından makul ve

olması gerekli bir tutum olarak değerlendirilmelidir.

52. Başvurucular yargılama süreci boyunca tutuksuz olarak

yargılanmış ve yargılama neticesinde beraat etmişlerdir. İddianame kabul edildikten

sonra yargılama makul bir hızla yürütülerek yaklaşık 11 aylık bir süre zarfında

tamamlanmıştır. Cumhuriyet savcısı esasa ilişkin mütalaasında başvurucuların

beraatına karar verilmesini talep etmiş, ilk derece mahkemesince verilen beraat

kararı başvurucular aleyhine temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Bu suretle

başvurucular hakkındaki ceza tehdidi tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış

olmaktadır.

53. Bu kapsamda Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında

korunmuş olan ifade özgürlüğünün kullanılmasına bir müdahale bulunulmadığı,

başka bir deyişle ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu

sonucuna ulaşılmıştır.

54. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

10/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Recep KAPLAN

Başvurucular

:

1. Oğulcan

BÜYÜKKALKAN

2. Özge

ÜNLÜTEZCAN

3. Özgün ER Vekili : Av. Hatice Hande ATAY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/17226, 10 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Gezi Parkı Olayları
  7. B. Başvuruculara İlişkin Süreç
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme
  12. Ve Gerekçe
  13. A. Adil Yargılanma
  14. B. Özel Hayatın Gizliliği
  15. C. İfade Özgürlüğünün
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  17. Necipoğlu
  18. Hakyemez
  19. Büyükkalkan
  20. Ünlütezcan
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/17226
Tarih
10 Ocak 2018

İlgili Kararlar

  • Muhammet Kaya Başvurusu (B. No: 2014/3110)
  • Kayalar Tekstil Brode San. Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/15911)
  • Özün Kanbay Başvurusu (B. No: 2014/5584)
  • Arif Parlak Başvurusu (B. No: 2014/11655)
  • Nurcan Belin Başvurusu (B. No: 2014/14187)
  • Kürşat Çelebi Başvurusu (B. No: 2014/2901)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.