İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Oğuzhan Kozacıoğlu Başvurusu (B. No: 2013/4513)

1. Başvurucu, açtığı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle

Başvuru No2013/4513Tarih24 Haziran 2015Okuma16 dk · 3.138 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Oğuzhan Kozacıoğlu Başvurusu

Karar tarihi
24 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2013/4513
R.G. Tarih- Sayı
13/8/2015-29444
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.138 kelime·16 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, açtığı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma ve hak arama hürriyetinin

ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 28/6/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde

Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 21/5/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 27/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular Adalet Bakanlığına bildirilmiş,

Adalet Bakanlığı 18/7/2014 tarihli dilekçesi ile görüş sunmayacağını

belirtmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesi ile başvuruya konu yargılama dosyası

içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Van-Başkale Koru Hudut Karakolunda piyade uzman çavuş

olarak görev yaptığı sırada 22/3/2010 tarihinde kaçakçılara yönelik pusu

faaliyeti icra etmiş, keskin nişancıların yoğun ateşi nedeniyle kulaklarında

çınlama ve işitme güçlüğü çekmiştir.

8. Operasyonun ardından tutulan tutanakta “Yoğun olarak yapılan atışlardan etkilendiğini,

kulaklarında aşırı çınlama ve işitmede güçlük çektiğini bildiren P. Uzm. Çvş.

Oğuzhan KOZACIOĞLU yaklaşık 3 saat sonra karakola döndüğümüzde işitmenin azda

olsa normalleştiğini fakat çınlamanın devam ettiğini söylemesi üzerine Van

merkeze dönüldüğünde K.B.B. Polikliniğine gözükmesi konusunda uyarılarak

ileride neden olabilecek sorunların önüne geçilmesi amacıyla iş bu tutanak

tarafımızdan imza altına alınmıştır” ifadelerine yer verilmiştir.

9. Olaydan yaklaşık 7 ay sonra sözleşme yenilenebilmesi için

başvurucu Çanakkale Asker Hastanesine sevk edilmiş, Hastanenin 26/10/2010

tarihli ve 237 sayılı raporuyla başvurucuya “Bilateral orta derecede sensörinöral işitme kaybı”

teşhisi konulmuş ve hakkında “… Piyade uzman

çavuş olarak devam edemez” kararı verilmesi üzerine 31/12/2010

tarihinden itibaren başvurucunun sözleşmesi feshedilmiştir.

10. Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunca, Çanakkale Asker

Hastanesinin düzenlediği rapor incelenmiş ve başvurucunun “adi malul” olduğuna karar verilmiştir. Bu

karar sonrasında başvurucuya 15/1/2011 tarihinden itibaren adi malullük aylığı

bağlanmış ve ikramiyesi ödenmiştir.

11. Diğer taraftan başvurucunun nakdi tazminat istemiyle açtığı

başka bir davada AYİM 3. Dairesi 15/12/2011 tarihli ara kararıyla başvurucu

hakkında Gülhane Askeri Tıp Akademisinden rapor istemiş, hazırlanan raporda “İşitme engeli yüzdesi %19 işitme engelinden dolayı özür

oranı %14 olduğu… travmatik muayene bulgusu tespit

edilmediğine…” ifadelerine yer verilmiş, rahatsızlığın 25 gün

işgücüne engel olacağı belirtilmiş ve aynı Dairenin 4/10/2012 tarih ve

E.2011/2203, K.2012/2004 sayılı kararı ile “ Accurary Keskin Nişancı Tüfeğinin TSK’de kullanılan özel bir silah olduğu bu

silah ile yapılan atışların silahın Künye Defterine yazılması gerektiği,

mühimmatının cephanelikten alımı ve sarfı ile ilgili kayda rastlanılmadığı, …

davacıda bulunan mevcut kulak rahatsızlığının, davacı vekili tarafından ileri

sürüldüğü gibi, 22 Mart 2011 tarihinde Koru Hd. Tk.lığı bölgesinde icra edildiği

iddia edilen pusu faaliyeti ile illiyet bağının olmadığı sonuç ve kanaatine

ulaşılmıştır” gerekçesine yer vererek dava reddedilmiştir.

12. Başvurucu, TSK'dan ilişiğinin kesilmesi nedeniyle uğradığını

ileri sürdüğü maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle Milli

Savunma Bakanlığına başvurmuş, Bakanlık başvuruya bir cevap vermemiştir.

13. Bunun üzerine başvurucu, 125.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi

zararının tazimini istemiyle 23/8/2011 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

(AYİM) İkinci Dairesinde dava açmış, Daire 26/12/2012 tarihli ve E.2011/1215,

K.2012/1236 sayılı kararı ile davayı reddetmiş ve 659 sayılı Genel Bütçe

Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin

Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 14. maddesi uyarınca

reddedilen maddi tazminat talebi üzerinden nispi 8.750,00 TL, manevi tazminat

talebi üzerinden maktu 400,00 TL olmak üzere toplan 9.150,00 TL avukatlık

ücretinin başvurucudan alınarak davalı idareye verilmesine hükmetmiştir. Karar

gerekçesi şöyledir:

“ …

davacının kullandığı belirtilen silahla ilgili atış yapılmış olması halinde

tutulması gereken kayıtlara, tutanakta Karakolda görevli olmayan bir kişinin

isim ve imzasının bulunmasına ve dolayısıyla tutanağın sıhhatine ve diğer

hususlara ilişkin tespitler, davacının olaydan sonra sözleşmesi feshedilinceye

kadar bir sağlık kuruluşa müracaat etmemesi, 22.03.2010 tarihinde iddia edildiği

gibi bir pusu faaliyeti icra edildiğine ilişkin idarenin kayıtlarında hiçbir

bilgi ve belge bulunmaması, GATA Adli Tıp ABD. Bşk.lığının

24.01.2012 gün ve ADLİ TIP: 9067-80-12/1564-712 tarihli, “rahatsızlığa ilişkin

herhangi bir travmatik muayene bulgusunun tespit

edilmediğine” şeklindeki rapor dikkate alındığında, davacıda bulunan mevcut

kulak rahatsızlığının, davacı vekili tarafından öne sürüldüğü gibi, 22 Mart

2010 tarihinde Koru Hd. Tk.lığı bölgesinde icra edildiği iddia edilen pusu

faaliyeti veya hizmetle illiyet bağının olmadığı, bu durumda davacının

rahatsızlığı nedeniyle uğradığı zarar ile illiyet bağı kurulabilecek idari

eylemin olmadığı, bu nedenle davacının maddi ve manevi tazminat isteminin

reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.”

14. Bu karara karşı yapılan karar düzeltme başvurusu da aynı

Dairenin 30/4/2013 tarihli ve E.2013/554, K.2013/522 sayılı kararı ile

reddedilmiş ve karar, başvurucuya 10/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir

15. Başvurucu, 28/6/2013 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır.

B. İlgili

Hukuk

16. 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı İnsan Hakları ve İfade

Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1.

maddesi ile 1602 sayılı Askeri Yüksek İdari Mahkemesi Kanunu’nun 46. maddesinin

dördüncü fıkrasına eklenen cümle şöyledir:

“Ancak,

tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul

kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek

suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına

ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ

edilir.”

17. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı KHK’nın 14. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile

icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar

tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine

neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde

ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine

vekalet ücreti takdir edilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 24/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 28/6/2013 tarihli ve 2013/4513 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

19. Başvurucu, operasyon sırasında kullanılan keskin nişancı

tüfeğiyle yapılan yoğun atışlar nedeniyle işitme kaybına maruz kaldığını, Mahkemenin

yeterli araştırma ve gerekli yerler ile yazışma yapmadan karar verdiğini,

tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiği halde açtığı davanın

reddedilmesinin Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırı

olduğunu, savcı düşüncesinin tebliğ edilmeyerek cevap verme hakkından yoksun

bırakıldığını, ayrıca, başvuruya konu dava daha evvel açıldığı halde, 2/11/2011

tarihinde yürürlüğe giren 659 sayılı KHK uyarınca, aleyhine avukatlık ücretine

hükmedilmesinin Anayasa’nın 36. ve 91. maddeleriyle 13. maddesindeki ölçülülük

ilkesine aykırı olduğunu belirterek, adil yargılanma ve hak arama hürriyetinin

ihlal edildiğini ileri sürmüş, 135.046 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminata

karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder. Başvurucunun şikâyetleri dikkate alınarak, başvurunun,

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı, silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkesi ile mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği başlıkları

altında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

21. Başvurucu, operasyon sırasında kullanılan keskin nişancı

tüfeğiyle yapılan yoğun atışlar nedeniyle işitme kaybına maruz kaldığını,

Mahkemenin yeterli araştırma ve gerekli yerler ile yazışma yapmadan karar

verdiğini, tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiği halde açtığı davanın

reddedilmesinin adil yargılanma hakkının ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

22. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

23. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

24. 6216 sayılı Kanun’un “Esas

hakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel

başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve

bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.

Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

25. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında

ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

26. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri önünde

dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular bariz takdir hatası

veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez

(Necati Gündüz ve Recep Gündüz,

B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

27. Başvuru konusu olayda, başvurucu, operasyon sırasında kullanılan

keskin nişancı tüfeğiyle yapılan yoğun atışlar nedeniyle işitme kaybına maruz

kaldığını, Mahkemenin yeterli araştırma ve gerekli yerler ile yazışma

yapmadığını, vazife malulü olduğunun kabul edilmesi gerektiği halde açtığı

davanın reddedildiğini belirtmiş, AYİM 2. Dairesi ise yaptığı araştırma sonucu

elde ettiği bilgi ve belgeler ile başvurucunun nakdi tazminat istemli aynı 3.

Dairede görülen davaya sunulan delilleri değerlendirmek suretiyle uyuşmazlığı

çözüme kavuşturmuştur.

28. Buna göre Mahkeme, pusu faaliyeti yapıldığı ve bunun sonucunda

başvurucunun kulağında rahatsızlık meydana geldiğine ilişkin tutulan tutanağın

sıhhatli olmadığını, tutanakta ilgili karakolda görevli olmayan bir kişinin

isim ve imzasına yer verildiğini, olayın gerçekleşmesinden sonra sağlık

kuruluşuna müracaat edilmediğini, pusu faaliyetinin icra edildiğine ilişkin

resmi kayıtlarda hiçbir bilgi ve belge bulunmadığını, GATA Adli Tıp Ana Bilim

Dalı Başkanlığınca düzenlenen sağlık raporunda başvurucun rahatsızlığına

ilişkin travmatik bulgu tespit edilmediğini, bu

nedenlerle başvurucunun kulak rahatsızlığı ile iddia olunan pusu faaliyeti arasında

bir illiyet bağının bulunmadığını belirterek, davayı reddetmiştir.

29. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen kararın

değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme imkânı

verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin

incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına saygı

gösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller

ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz

etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının

oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya

da açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir. Somut

olayda başvurucunun, yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir

bilgi ya da belge sunmamış olup, mahkemece delillerin değerlendirilmesinin ve

verilen kararın içeriğinin adil olmadığı şikâyetini dile getirdiği

anlaşılmaktadır.

30. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemesi kararının

bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de içermediği anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Silahların

Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkesinin İhlal Edildiği İddiası

31. Başvurucu, AYİM tarafından davanın reddine karar verilmeden önce

Başsavcılık tarafından hazırlanan yazılı düşüncenin kendisine tebliğ

edilmediğini ve bu suretle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmektedir.

32. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), dosyaya ilişkin bağımsız

bir inceleme yaparak görüşünü mahkemeye sunan AYİM Başsavcısının düşüncesinin

önceden taraflara tebliğ edilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar vermiştir (Bkz. Miran/Türkiye, B. No: 43980/04,

21/4/2009). Bu nedenle Başsavcılık düşüncesinin önceden taraflara tebliğ

edilerek incelemelerine sunulması ve karşı görüşlerini hazırlama imkânı

verilmesi adil yargılanma hakkının bir gereğidir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 33).

33. Bu kapsamda kanun koyucu yasal değişikliğe gitmiş ve 3/6/2012

tarih ve 28312 sayılı Resmi Gazete’de

yayımlanan 22/5/2012 tarih ve 6318 sayılı Kanun’un 60. maddesi ile 1602 sayılı

Kanun’un 47. maddesine Başsavcılık düşüncesinin Genel Sekreterlikçe taraflara

tebliği ve tebliğden itibaren yedi gün içerisinde tarafların cevaplarını yazılı

olarak Mahkemeye bildirebilmesi imkânını öngören bir kural eklenmiştir (Yaşasın Aslan, § 34).

34. Dosyanın incelenmesinden ilk derece yargılaması sırasında

Başsavcılık düşüncesinin önceden taraflara tebliğ edildiği anlaşılamamaktadır.

Bunun yanında, başvurucunun davasının reddedilmesi üzerine yaptığı karar

düzeltme başvurusu sonrasında hazırlanan 14/3/2013 tarihli Başsavcılık

düşüncesi, 9/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Dolayısıyla

başvurucu ilk derece yargılaması aşamasında tebliğ edilmemiş olsa bile karar

düzeltme aşamasında Başsavcılık düşüncesinden haberdar olmuş ve buna yönelik

görüşlerini hazırlama ve mahkemeye sunma imkânı bulmuştur.

35. Diğer taraftan başvurucu eğer ilk derece yargılaması sırasında

Başsavcılık düşüncesi tebliğ edilmiş olsaydı mahkeme önünde dile getiremediği

hangi ilave tezleri ileri süreceğine ilişkin olarak da herhangi bir açıklamada

bulunmamıştır. Bu nedenle başvurucunun ilk derece yargılaması sırasında

Başsavcılık düşüncesinin önceden tebliğ edilmemesi sebebiyle yargılamanın

sonucunu etkileyecek usuli bir imkândan mahrum

bırakıldığı söylenemez. Sonuç olarak somut olayda silahların eşitliği ilkesinin

ihlal edilmediği anlaşılmaktadır (Kamil Koç,

B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 47).

36. Açıklanan nedenlerle, AYİM’in kararlarında

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine yönelik açık bir ihlalin

olmadığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

c. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiği

İddiası

37. Başvurucu, aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin mahkemeye

erişim hakkını ihlal ettiği yönündeki şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun

olmayıp, başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından, bu şikâyet

yönünden başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

38. Başvurucu, başvuruya konu dava daha evvel açıldığı halde, 2/11/2011

tarihinde yürürlüğe giren 659 sayılı KHK uyarınca, aleyhine avukatlık ücretine

hükmedilmesinin mahkemeye erişim haklarını ihlal ettiğini iddia etmiştir.

39. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” başlıklı 36. maddesi şöyledir:

“Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma

(Değişik ibare: 3.10.2001-4709/14 md.) ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.

Hiçbir

mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”

40. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” başlıklı 36. maddesi şöyledir:

“Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma

(Değişik ibare: 3.10.2001-4709/14 md.) ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.

Hiçbir

mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”

41. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen

veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme

kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

42. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre kazanılan

veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarının

hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale

oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleri

disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir. Ancak, bu

sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir amaca dayalı

ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu yararının

gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak

şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememiş olması gerekir (Özkan Şen, § 61-62).

43. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara avukatlık

ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesi

için kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olması

gerekir. Başvuru konusu olayda dava açılmadan sonra 2/11/2011 tarihinde

yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı KHK ile idarenin taraf olduğu

davaların, idarenin bünyesinde görev yapan kadrolu hukuk müşavirleri ve

avukatlar tarafından takibi öngörülmüş olup, davanın reddi halinde idare lehine

avukatlık ücretine hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Gereksiz

başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin

fuzuli yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi

amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin

kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen

yükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derece

zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla

davayı kaybetmesi halinde başvurucuya yüklenecek olan avukatlık ücreti bu

çerçevede değerlendirilmelidir (Serkan Acar,

B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38 - 39).

44. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan

başvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık

ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli

dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye

başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda, davanın özel

koşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim

hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan

Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 54).

45. Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi ve

benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde

belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hak

kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veya

öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bu

belirsizliğin, talep edilen miktarın sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluyla

aşılması da 1602 sayılı Kanun gereği davanın açıldığı 23/8/2011 tarihi

öncesinde mümkün olmadığından, hak kaybına uğramak istemeyen davacıların,

tazminat taleplerine ilişkin miktarları yüksek tutmaktan başka seçeneklerinin

olmadığı görülmektedir.

46. Başvurucunun da bu nedenle, AYİM’e

açtığı davada uğranılan zarar için 125.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi

tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. AYİM, davanın reddine karar

verdikten sonra, başvurucunun reddedilen tazminat talepleri üzerinden davalı

idare lehine 9.150 TL avukatlık ücreti ödemesine karar vermiştir.

47. Başvurucu aleyhine avukatlık ücreti ödenmesini öngören

düzenlemenin tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği söylenemez. Bu

düzenleme sonucu gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup olmadığının da incelenmesi

gerekir.

48. Somut olayın koşulları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, başvurucunun,

dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak

için talebini yüksek tuttuğu ve davanın reddedilmesi nedeniyle talep edilen

maddi ve manevi tazminat tutarı üzerinden 9.150 TL avukatlık ücretinin davalı idareye

ödenmek zorunda kaldığı görülmüştür. Böylece başvurucunun, ıslah imkânı

olmaması nedeniyle davanın açıldığı sırada yüksek tazminat talebinde

bulunulduğu yargılamanın sonucunda aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin

ölçülü olmadığı saptandığından, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

49. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

50. Başvurucu, 135.046 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminata karar

verilmesi talebinde bulunmuştur.

51. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit

edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

52. Başvuru konusu olayda, tespit edilen ihlalin sonuçlarının

ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmadığından salt ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan zararları

karşılığında başvurucuya takdiren net 4.000,00 TL

manevi tazminat ödenmesine, tespit edilen ihlal ile iddia edilen zarar arasında

illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun tazminata ilişkin diğer

taleplerinin ise reddine karar verilmesi gerekir.

53. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL avukatlık ücretinden oluşan toplam

1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiası ile silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği iddialarının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Aleyhe avukatlık ücretine hükmedilmiş olmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal

ettiğine ilişkin iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü

kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale nedeniyle başvurucuya

net 4.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer

taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

avukatlık ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına, 24/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Oğuzhan KOZACIOĞLU Vekili : Av. Cavit ÇALIŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/4513, 24 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale nedeniyle başvurucuya
  12. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/4513
Tarih
24 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Burak Günay Başvurusu (B. No: 2013/6218)
  • Mahmutoğlu Oto Yedek Parça Tarım Aletleri Nakliyat Gıda San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/4742)
  • Musa Pulat Başvurusu (B. No: 2013/9051)
  • Feyzullah Temel ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9060)
  • Yakup Yiğit Başvurusu (B. No: 2014/7171)
  • Hüseyin Delibaş Başvurusu (B. No: 2014/16615)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.