İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ömer Çoygun Başvurusu (B. No: 2013/3396)

1. Başvurucu,

Başvuru No2013/3396Tarih22 Haziran 2015Okuma12 dk · 2.468 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ömer Çoygun Başvurusu

Karar tarihi
22 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2013/3396
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.468 kelime·12 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu,

“kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekkül

oluşturmak ve kaçakçılık” suçlarını işlediği iddiasıyla hakkında

açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiğini,

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığını ve bu nedenle aklanamadığını

belirterek, masumiyet karinesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş, tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru,

15/5/2013 tarihinde Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır.

İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir

durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 15/7/2013 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm

tarafından 23/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının

24/2/2014 tarihli görüş yazısı başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu süresi

içinde, Adalet Bakanlığı görüşüne karşı beyanlarını sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Mersin’de faaliyet gösteren Çoygun Boya Tekstil Gıda Orman Ürünleri Kimyevi Maddeler

Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin ortağı ve yetkilisidir.

8. Başvurucu ve diğer on beş

şüpheli hakkında, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 30/1/2004 tarihli ve

E.2004/485 sayılı iddianamesi ve 17/3/2004 tarihli ek iddianamesi ile “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekkül

oluşturmak ve kaçakçılık” suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu

davası açılmıştır.

9. Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25/10/2011 tarihli ve

E.2004/50, K.2011/432 sayılı kararı ile başvurucunun, “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekkül

oluşturmak” suçundan beraatine, başvurucu

hakkında “kaçakçılık” suçundan

açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar

verilmiştir.

10. Başvurucunun temyizi üzerine, Yargıtay 7. Ceza

Dairesinin, 4/3/2013 tarihli ve E.2012/9621, K.2013/5192 sayılı ilâmı ile suça

konu fiilin tek olduğu ve bunun da“teşekkül halinde

kaçakçılık” suçu olduğu belirtilerek, iki ayrı suçtan dava açılmış

gibi fiil bölünerek hem beraat hem zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı

verilmesinin Kanun’a aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına, ancak suç

tarihinde yürürlükte bulunan 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk Ceza

Kanunu’nun 102. maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi ile 104. maddesinin

ikinci fıkrası uyarınca zamanaşımı süresi dolduğundan, başvurucu hakkında

açılan kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.

11. Karar, 2/5/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu, 15/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

13. 10/7/2003 tarih ve 4926 sayılı mülga Kaçakçılıkla

Mücadele Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile 5.

maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; 765 sayılı mülga Kanun’un 102.

maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi ile 104. maddesinin ikinci

fıkrası.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

14. Mahkemenin 22/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 15/5/2013 tarih ve 2013/3396 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

15. Başvurucu, “kaçakçılık

suçunu işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak ve kaçakçılık” suçlarını

işlediği iddiasıyla hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine

karar verildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığını ve bu

nedenle aklanamadığını belirterek, masumiyet karinesinin ve adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Masumiyet Karinesinin İhlali İddiası

16. Masumiyet

karinesi,

Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası ile Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenmiştir.

17. Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

"Suçluluğu hükmen sabit oluncaya

kadar, kimse suçlu sayılamaz"

18. Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu

yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır."

19. Masumiyet (suçsuzluk) karinesi, kişinin

suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul

edilmemesini güvence altına alır. Bunun sonucu olarak, kişinin masumiyeti "asıl" olduğundan suçluluğu

ispat külfeti iddia makamına ait olup, kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti

yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama

makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu

muamelesine tabi tutulamaz (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

20. Bu çerçevede, masumiyet karinesi kural olarak, hakkında

bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan

bir ilkedir. Suç isnadı mahkûmiyete dönüşen kişiler açısından ise artık "hakkında suç isnadı olan kişi"

statüsünde olmadıkları için masumiyet karinesi iddiasının geçerli bir dayanağı

kalmamaktadır. Ancak ceza davası sonucunda kendisine isnat edilen suçu

işlemediğinin sabit olduğu veya suçu işlediğine kesin olarak kanaat getirilemediği

ve bu nedenle sanık hakkında beraat kararı verilen durumlarda kişi hakkında

masumiyet karinesinin devam ettiğinin kabulü gerekir. Çünkü böyle durumlarda

Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü ve Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı

fıkraları anlamında kişinin suçluluğu sabit olmamıştır ve bu nedenle kişi suçlu

sayılamaz. Ceza davasının herhangi bir nedenle düştüğü, belirli bir süre sonra

şarta bağlı olarak düşeceği veya sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmaksızın

davanın ertelendiği durumlarda da kişi hakkında masumiyet karinesinin devam

ettiğini kabul etmek gerekir. Çünkü bu durumlarda ortada henüz verilmiş bir

mahkûmiyet hükmü bulunmamaktadır (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 27).

21. 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin (9) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde

durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.”

22. 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri

Usulü Kanunu’nun 253. maddesinin altıncı fıkrası şöyledir:

“Derhal beraat kararı

verilebilecek hallerde durma veya düşme kararı verilemez.”

23. Başvuru konusu olayda başvurucu, “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekkül

oluşturmak ve kaçakçılık” suçlarını işlediği iddiasıyla hakkında

açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiğini,

yargılama makul sürede sonuçlandırılamadığı için aklanamadığını belirterek,

masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Adalet Bakanlığı görüşünde,

Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından başvurucunun, “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekkül

oluşturmak” suçunu işlediği sabit olmadığından beraatine,

başvurucu hakkında “kaçakçılık”

suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına

karar verildiği, Yargıtay 7. Ceza Dairesince de suça konu eylemin tek olduğu ve

aynı zamanda hem beraat, hem zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı

verilemeyeceğinden Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararının bozularak zamanaşımı

nedeniyle ortadan kaldırma kararı verildiği, hem İlk Derece Mahkemesinin hem

temyiz merciinin başvurucunun suçlu olduğuna dair bir imada bulunmadığı,

dolayısıyla başvurucu hakkında yapılan yargılamada masumiyet karinesinin ihlal

edilmediği bildirilmiştir.

25. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

katılmadığını, ceza yargılamasında sanığın suçsuzluğunu kanıtlamakla yükümlü

olmadığını, sanığın şüpheden yararlanacağını, iddianın kanıtlanamaması

durumunda da davanın beraat ile sonuçlanması gerektiğini bildirmiştir.

26. Başvuru konusu olayda,

başvurucu ve diğer on beş şüpheli hakkında, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının

30/1/2004 tarihli iddianamesi ve 17/3/2004 tarihli ek iddianamesi ile “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekkül

oluşturmak ve kaçakçılık” suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu

davası açılmıştır. Yargılamanın yapıldığı Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi, tüm

delilleri değerlendirerek, 25/10/2011 tarihli kararı ile başvurucunun, “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekkül

oluşturmak” suçunu işlediği yönünde mahkûmiyetine yeterli her türlü

kuşkudan uzak, kesin, inandırıcı, somut delil elde edilemediği ve suçu işlediği

sabit olmadığı gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine, başvurucu

hakkında “kaçakçılık” suçundan

açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar

vermiştir.

27. Başvurucunun temyizi üzerine, Yargıtay 7. Ceza

Dairesince, başvurucunun temyiz itirazları incelenmiş ve 4/3/2013 tarihli ilâm

ile suça konu fiilin tek olduğu ve bunun da“teşekkül halinde kaçakçılık” suçu olduğu belirtilerek, iki ayrı

suçtan dava açılmış gibi fiil bölünerek hem beraat hem zamanaşımı nedeniyle

ortadan kaldırma kararı verilmesinin Kanun’a aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün

bozulmasına, ancak suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı mülga Kanun’un

102. maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi ile 104. maddesinin

ikinci fıkrası uyarınca zamanaşımı süresi dolduğundan, başvurucu hakkında

açılan kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. 5271 sayılı

Kanun’un 223. maddesinin (9) numaralı fıkrasına göre, derhal beraat kararı

verilebilecek hallerde düşme kararı verilemez. Somut olayda başvurucu hakkında,

Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesince başvurucunun, “kaçakçılık

suçunu işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak” suçundan beraatine karar verilmiş, ancak Yargıtay tarafından tüm

dosya kapsamı ve Mahkemece verilen karar incelenmiş, anılan beraat kararı

bozularak zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşmesi yönünde hüküm

kurulmuştur.

28. Adil yargılanma hakkı, suçlanan kişiye davasının mutlaka

devam etmesini isteme hakkı tanımaz; suçlanan kişiye hakkındaki isnadın bir

hâkim, bir mahkeme tarafından karara bağlanmasını isteme hakkı tanır (Deweer/Belçika, [BD], B. No: 6903/75, §§ 48-49). Bu bakımdan

Sözleşme'nin 6. maddesi, ceza davalarının mutlaka bir mahkûmiyet ya da beraat

hükmü ile sonuçlandırılmasını isteme hakkını içermez.

29. 765 sayılı mülga Kanun'un 117. maddesi uyarınca,

gerek dava ve gerek ceza zamanaşımı resen tatbik olunur ve bundan ne sanık ve

ne de mahkûm vazgeçemezler. Benzer hüküm, 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu'nun 72. maddesinin (2) numaralı fıkrasında da yer almaktadır. Kanun

koyucu, ilk derece mahkemelerinin iş yükünün artmaması için sanıklara

zamanaşımını ret hakkı tanımamıştır. Ayrıca, başvurucu hakkında verilen "düşme" kararı, herhangi bir

suçlayıcı veya cezai ifade barındırmamakta ve başvurucunun adli siciline

işlenmemektedir (B. No: 2014/2354, 16/10/2014, § 31).

30. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun, zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi sonucu

aklanamadığı yönündeki iddiasına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan,

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlandırılamadığı İddiası

31. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

32. Başvurucu, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında

açılan kamu davasının makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. Adalet Bakanlığı, makul sürede yargılanma hakkının ihlali

iddialarına ilişkin olarak görüş sunulmayacağını bildirmiştir.

34. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan

bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni

ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve

AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer

alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke

ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut

başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda

belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup,

ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının

yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

35. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

36. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca

kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede

karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, ceza

kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun

kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın

kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No: 2013/625,

9/1/2014, § 31). Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekkül

oluşturmak ve kaçakçılık” suçlarını işlediği iddiasıyla soruşturma

başlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunan suçlar 4926 sayılı mülga

Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile 5. maddesinin birinci

fıkrasında hapis ve adli para cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu

çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36.

maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No:

2012/625, 9/1/2014, § 32).

37. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anı ya da

kamu davasının açıldığı tarihtir. Somut başvuru açısından bu tarih, Mersin

Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu hakkında kamu davasının açıldığı 30/1/2004

tarihidir. Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih ise suç isnadının

nihai olarak karara bağlandığı tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih,

Yargıtay tarafından zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşmesine karar

verildiği 4/3/2013 tarihidir (B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35).

38. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

başvurucu ve diğer on beş şüpheli hakkında, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının

30/1/2004 tarihli iddianamesi ve 17/3/2004 tarihli ek iddianamesi ile “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekkül

oluşturmak ve kaçakçılık” suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu

davası açıldığı tespit edilmiştir. Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan

yargılamada başvurucu ve diğer sanıkların savunmaları ile tanık beyanlarının

alındığı, gümrük müfettişi raporları ve kaçakçılığa konu eşyaya ilişkin

bilirkişi raporları incelenerek, 25/10/2011 tarihli karar ile başvurucunun, “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekkül

oluşturmak” suçundan beraatine, başvurucu

hakkında “kaçakçılık” suçundan

açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar

verildiği belirlenmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine, Yargıtay 7. Ceza

Dairesinin, 4/3/2013 tarihli ilâmı ile hükmün bozulmasına, ancak zamanaşımı

süresi dolduğundan, başvurucu hakkında açılan kamu davasının ortadan

kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

39. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar

verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B. No: 2013/695, 9/1/2014, §§

24-40).

40. Başvuruya konu davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken

usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya

koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından

farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu

dokuz yıl bir aylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

41. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

42. Başvurucu, yargılama makul

sürede sonuçlandırılamadığı için toplam 250.000,00 TL maddi ve manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

43. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

44. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin dokuz yıl bir aylık yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 5.000,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

45. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

46. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Masumiyet karinesinin ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 5.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer

taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

22/6/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd. : Derya ATAKUL Başvurucu : Ömer ÇOYGUN Vekili : Av. Kadir ARIKAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3396, 22 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3396
Tarih
22 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Mahire Şimşek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8343)
  • M. H. U. Başvurusu (B. No: 2014/6134)
  • Burhan Seçilir Başvurusu (B. No: 2014/7274)
  • Süleyman Çelik Başvurusu (B. No: 2013/6262)
  • İlhan Bayar Başvurusu (B. No: 2013/4458)
  • Muzaffer Gölen Başvurusu (B. No: 2013/3430)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.