İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muzaffer Gölen Başvurusu (B. No: 2013/3430)

1. Başvurucu, işçi olarak çalıştığı kamu kurumundan mahalli

Başvuru No2013/3430Tarih10 Haziran 2015Okuma12 dk · 2.307 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Muzaffer Gölen Başvurusu

Karar tarihi
10 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2013/3430
R.G. Tarih- Sayı
14/7/2015-29416
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.307 kelime·12 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, işçi olarak çalıştığı kamu kurumundan mahalli

idareler genel seçiminde belediye başkanı seçilmesi nedeniyle istifa ettiği ve

belediye başkanlığı görevinin sona ermesinden sonra emekli olduğu halde daha

önce çalıştığı iş yerindeki çalışma süresinin kıdem tazminatında

değerlendirmeye alınmaması üzerine açtığı davanın, feshin haklı nedene

dayanmadığı gerekçesiyle reddedilmesi sonucu mülkiyet, seçme, seçilme ve siyasi

faaliyette bulunma haklarının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri

sürerek maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 20/5/2013 tarihinde Bingöl 2. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 6/9/2013 tarihinde

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 7/11/2013 tarihinde kabul edilebilirlik

ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına, bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının 6/1/2014 tarihli görüş yazısı,

13/1/2014 tarihinde başvurucunun vekiline tebliğ edilmiş, ancak başvurucunun

vekili Adalet Bakanlığı cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde ibraz

etmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile ilgili dava dosyasında yer

aldığı şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu 3/6/1985-1/4/2004 tarihleri arasında Türkiye

Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (TEDAŞ) Genel Müdürlüğü-Bingöl İl Müdürlüğü

bünyesinde teknisyen olarak görev yapmıştır.

8. Başvurucu, 2004 yılı mahalli idareler genel seçiminde

Karlıova İlçesi Belediye Başkanlığına aday olmuş ve seçimi kazanması üzerine

daha önce çalıştığı kurumdaki görevinden istifa ederek belediye başkanlığı

görevine başlamıştır.

9. Başkanlık görevinin sona ermesinin ardından başvurucu,

emeklilik işlemlerini yapmak üzere emekli sandığına başvurmuş, 6/11/2009

tarihinde işlemleri tamamlanmış, ancak TEDAŞ bünyesinde çalıştığı süre emekli

ikramiyesi ödemesinde değerlendirmeye alınmamıştır.

10. Başvurucu, 8/12/2009 tarihli dilekçesiyle TEDAŞ Genel

Müdürlüğüne durumu bildirerek kendisine kıdem tazminatı ödemesi yapılmasını

talep etmiştir. Genel Müdürlüğün 21/12/2009 tarihli cevabi yazısında “seçim nedeniyle istifanın kıdem tazminatı almaya

engel olduğu” belirtilerek talebi reddedilmiştir.

11. Başvurucu 5/1/2010 tarihinde Bingöl 1. Asliye Hukuk

Mahkemesi nezdinde kıdem tazminatı alacağı davası açmıştır.

12. Mahkeme, iş mahkemesi sıfatıyla verdiği 1/10/2010 tarihli

ve E.2010/9, K.010/898 sayılı kararıyla başvurucunun sözleşmesini kanunda

sayılı haklı nedenlerle feshetmediğinden kıdem tazminatı almaya hak

kazanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

13. Temyiz başvurusu üzerine talebi inceleyen Yargıtay 9.

Hukuk Dairesi, 11/3/2013 tarihli ve E.2010/51196, K.2013/3897 sayılı kararıyla,

ilk derece mahkemesi hükmünün onanmasına karar vermiştir.

14. Bu karar başvurucuya, 24/4/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu, 20/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun “İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı”

başlıklı 24. maddesi şu şekildedir:

“Süresi belirli olsun veya olmasın işçi,

aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim

süresini beklemeksizin feshedebilir:

I. Sağlık sebepleri

a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması

işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli

olursa.

b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan

buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile

bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa.

II. Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan

haller ve benzerleri:

a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu

sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar

göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek

suretiyle işçiyi yanıltırsa.

b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden

birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda

bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa.

c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden

birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse,

yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir,

kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi

gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız

ağır isnad veya ithamlarda bulunursa.

d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler

tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine

rağmen gerekli önlemler alınmazsa.

e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun

hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,

f) Ücretin parça başına veya iş tutarı

üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği

sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına

göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa,

yahut çalışma şartları uygulanmazsa.

III. Zorlayıcı sebepler

İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla

süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa.”

17. 4857 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası

şu şekildedir:

“Bu Kanunun 120 nci maddesi ile yürürlükte bırakılan 1475 sayılı İş

Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci

bendi ile onbirinci fıkrasında, anılan Kanunun 16, 17

ve 26 ncı maddelerine yapılan atıflar, bu Kanunun 24,

25 ve 32 nci maddelerine yapılmış sayılır.”

18. 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı mülga İş Kanunu’nun

yürürlükte bulunan “Kıdem tazminatı”

başlıklı 14. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin:

1.

İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci

maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında,

2. İşçi

tarafından bu Kanunun 16 ncı

maddesi uyarınca,

3.

Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle,

4.

Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik

veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;

Feshedilmesi

veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile

sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe

başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı

süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında

kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzeri"nden ödeme yapılır.

…”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 10/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 20/5/2013 tarih ve 2013/3430 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, işçi olarak çalıştığı TEDAŞ Genel

Müdürlüğündeki işinden mahalli idareler genel seçiminde belediye başkanı

seçilmesi nedeniyle istifa ettiği ve belediye başkanlığı görevinin sona

ermesinden sonra emekli olduğu halde daha önce çalıştığı iş yerindeki çalışma

süresine bağlı kıdem tazminatının kendisine ödenmemesi üzerine açtığı davanın

feshin haklı nedene dayanmadığı gerekçesiyle reddedildiğini belirterek, seçilme

hakkını kullanmasıyla çalışmasına bağlı maddi haklarından yoksun bırakıldığını,

memurların aynı nedenle istifa etmeleri halinde hak kayıplarının olmadığını,

seçilme hakkını kullanmasının haklı fesih sayılması gerektiğini belirterek

mülkiyet ve seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarıyla eşitlik

ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve 23.828,47 TL kıdem tazminatının

fesih tarihinden itibaren faiziyle birlikte kendisine ödenmesi talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, somut dava ve buna bağlı olayların

özelliklerine göre olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder.

Başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiası seçme, seçilme ve siyasi

faaliyette bulunma hakkıyla bağlantılı olarak kabul edilemezlik incelemesinde

değerlendirilmiş, mülkiyet hakkıyla ilgili şikâyeti ise ayrıca incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Seçme ve Seçilme Hakkı Yönünden

22. Başvurucu, işçi olarak çalıştığı TEDAŞ Genel

Müdürlüğündeki işinden mahalli idareler genel seçiminde belediye başkanı

seçilmesi nedeniyle istifa ettiği gerekçesiyle çalışma süresine bağlı kıdem

tazminatının kendisine ödenmediğini, seçilme hakkını kullanmasıyla çalışmasına

bağlı maddi haklarından yoksun bırakıldığını, memurların aynı nedenle istifa

etmeleri halinde hak kayıplarının olmadığını belirterek seçme, seçilme ve

siyasi faaliyette bulunma haklarıyla eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

23. 1982 Anayasası’nın “Seçme,

seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları” başlıklı 67.

maddesinin 1.fıkrası şu şekildedir:

“Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara

uygun olarak seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde

siyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.”

24. Serbest seçim hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne

(Sözleşme) Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesinde; “Sözleşmeci Taraflar yasama organının seçimi için, halkın görüşlerini

özgürce ifade etmesinin güvence altına alındığı koşullarda, makul aralıklarla

ve gizli oyla serbest seçimler yapmayı taahhüt ederler.” şeklinde

düzenlenmiştir.

25. Mahalli idare seçimleri ile ilgili olarak, seçme, seçilme

ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiği iddiaları daha önce

bireysel başvuruya konu olmuştur. Parlamento seçimleri haricinde, kapsam ve güç

bakımından yeterli yasama yetkisine sahip olmayan mahalli idarelerle ilgili

seçimlerin, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında yer aldığı kabul

edilmiş olup, bu kapsamdaki başvuruların “konu

bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmiştir (B. No: 2014/5425, 23/7/2014, §§ 29-37; B. No: 2014/11717,

4/11/2014, §§ 14-24).

26. Anayasa’nın 127. maddesi gereği bir mahalli idare

niteliğinde olan Karlıova Belediye Başkanlığı seçimiyle ilgili ihlal

iddialarını içeren somut başvuruda farklı karar verilmesini gerektiren bir yön

bulunmadığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “konu bakımından

yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

27. Başvurucunun, Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine yönelik iddiasının, soyut olarak

değerlendirilmesi mümkün olmayıp, mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer

alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir

(B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33).

28. Başvurucunun, eşitlik ilkesinin ihlali iddialarının,

başvurunun temelini oluşturan seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı

çerçevesinde ve bu hakla bağlantılı olarak ele alınması zorunluluğu vardır. Bu

çerçevede, başvurucunun seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı

kapsamına giren bir güvenceye yönelik müdahale bulunmaması nedeniyle

ayırımcılık yasağının somut başvuru açısından uygulanabilmesi mümkün değildir.

29. Sonuç itibariyle, başvurucunun Anayasa'nın 10. maddesine

dayanan ihlal iddialarının konusu da, Anayasa'da

güvence altına alınmış ve Sözleşme kapsamında olan temel hak ve özgürlüklerin

koruma alanı dışında kalmaktadır.

30. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin 'konu bakımından yetkisizlik'

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Mülkiyet Hakkı Yönünden

31. Başvurucu, işçi olarak çalıştığı TEDAŞ Genel

Müdürlüğündeki işinden mahalli idareler genel seçiminde belediye başkanı

seçilmesi nedeniyle istifa ettiğini ve emekli olduktan sonra daha önce

çalıştığı iş yerindeki çalışma süresine bağlı kıdem tazminatının kendisine

ödenmemesi nedeniyle maddi haklarından yoksun bırakıldığını ve mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Bu durumda öncelikle başvurucunun başvuruya konu davada

Anayasa ve Sözleşmenin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı kapsamında

korunmaya değer bir menfaatinin bulunup bulunmadığının tartışılması

gerekmektedir.

33. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

34. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar başlıklı

1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

35. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

36. Anayasa ve Sözleşmenin ortak koruma alanında yer alan

mülkiyet hakkı, mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir

kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün, mülkiyetini kazanma hakkı,

kişinin bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun Anayasa ve Sözleşme'yle korunan mülkiyet kavramı içerisinde değildir.

Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda, bir "ekonomik değer" veya icrası mümkün

bir "alacak" iddiasını

elde etmeye yönelik "meşru bir beklenti",

Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı

güvencesinden yararlanabilir (Bkz., B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 36-37).

37. Meşru beklenti, makul bir şekilde ortaya konmuş icra

edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne

veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir

yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir.

Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı

kapsamında savunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için

yeterli değildir (Bu konudaki AİHM kararları için bkz. Kopecky/Slovakya, B. No: 44912/98, 28/9/2004, § 52; Saghinadze/Gürcistan,

B. No: 18768/05, § 103, 27/5/2010; SA Dangeville/Fransa, B. No: 36677/97, 16/4/2002,

§§ 44-45).

38. Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

kapsamında olan meşru beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk

sisteminde iddia edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup, bu tanıma

mevzuat hükümleri ve yargı kararları ile yapılmaktadır.

39. Başvuruya konu somut olayda başvurucu, işçi olarak

çalıştığı TEDAŞ Genel Müdürlüğündeki işinden emekliliğe hak kazanacak süreyi

doldurmadan mahalli idareler genel seçiminde belediye başkanı seçilmesi

nedeniyle istifa etmiş ve belediye başkanlığı döneminin bitmesiyle emekli

olmaya hak kazanarak emekli olmuştur. Başvurucu daha önce 4857 sayılı Kanuna

göre işçi statüsünde çalıştığı iş yerindeki çalışma süresine bağlı kıdem

tazminatının kendisine ödenmesi talebi ilgili iş yeri ve Mahkemece haklı

nedenle iş akdini feshetmediği gerekçesiyle reddedilmiş ve reddedilen karar

temyiz sürecinde onanarak kesinleşmiştir.

40. Mülga 1475 sayılı Kanun’un yürürlükte olan 14. maddesine

göre işçinin kıdem tazminatına hak kazanması için, emeklilik süresini

doldurarak emekli olması, iş sözleşmesinin muvazzaf askerlik hizmeti nedeniyle

veya işveren tarafından haklı neden olmaksızın feshedilmesi veya işçi

tarafından haklı nedenle feshedilmesi şartlarından biri aranmaktadır. Başvurucu

çalıştığı iş yerinden emeklilik için gerekli süreyi doldurmadan belediye

başkanlığı seçimlerini kazanması sebebiyle istifa ederek belediye başkanlığı

görevini yürütmüştür.

41. 4857 sayılı Kanun’un 24. maddesinde işçinin haklı nedenle

derhal fesih sebepleri; sağlık sebepleri, ahlak ve iyiniyet

kurallarına uymayan haller ve benzerleri ile zorlayıcı sebepler olarak

sayılmıştır. Zorlayıcı sebepler ise işçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan

fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler olarak tarif

edilmiştir. Kanunun lafzından başka bir işe başlamak veya seçimle siyasi bir

göreve seçilmek haklı fesih sebebi sayılmadığı gibi, Yargıtay içtihatlarında da

belediye başkanı seçilmenin haklı fesih sebebi sayıldığı bir içtihada

rastlanılmamıştır. Başvurucu da bahsedilen iddiasını destekleyecek bir yargı

kararı sunmamıştır.

42. Bu durumda ilgili Kanun hükümleri ve Yargıtay içtihatlarına

göre somut başvuru konusu olayda mülkiyet hakkı kapsamında kıdem tazminatı

hakkına bağlı meşru beklentinin mevcut olmadığı, somut başvuruya konu davada da

başvurucunun bu iddiasını Mahkeme önünde kanıtlayamadığı ve Mahkemenin

başvurucunun kıdem tazminatı alacağı iddiasını reddettiği anlaşılmaktadır.

43. Sonuç olarak, başvuru konusu olayda mülkiyet hakkına konu

olabilecek bir "ekonomik değeri"

veya en azından bu şekildeki bir değeri elde etme yönünde "meşru beklentisi" bulunmayan başvurucunun

Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamına giren

korunmaya değer bir menfaati bulunmadığı anlaşılmıştır.

44. Açıklanan nedenlerle, başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeni ile kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun, “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle KABUL EDİLEBİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

bırakılmasına,

10/6/2015 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Raportör : Selami ER Başvurucu : Muzaffer GÖLEN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/3430, 10 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. I. Sağlık sebepleri
  9. II. Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan
  10. III. Zorlayıcı sebepler
  11. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/3430
Tarih
10 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Ahmet Önder Başvurusu (B. No: 2014/4632)
  • Şeyhmus Turan Başvurusu (B. No: 2014/9894)
  • Avni Destici Başvurusu (B. No: 2014/6947)
  • Emel Kaynar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/3667)
  • Nezihe Çoksüer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7285)
  • Necmettin Keskin Başvurusu (B. No: 2014/288)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.