İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ömer Yalçın Başvurusu (B. No: 2017/30798)

1. Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun Başbakanlık

Başvuru No2017/30798Tarih29 Eylül 2020Okuma13 dk · 2.533 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ömer Yalçın Başvurusu

Karar tarihi
29 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2017/30798
R.G. Tarih ve Sayı
6/11/2020-31296
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.533 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun Başbakanlık

İletişim Merkezine gönderdiği şikâyet dilekçesinde yer alan iddialarının

asılsız olduğundan bahisle kınama cezasıyla cezalandırılmasının ifade

özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 12/7/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu 1986 doğumlu olup olayların meydana geldiği

tarihte Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Polatlı Şube Müdürlüğünde programcı

kadrosunda çalışmaktadır.

7. Başvurucu 17/7/2014 tarihinde Başbakanlık İletişim

Merkezine (BİMER) bir dilekçe göndermiştir. Bahse konu dilekçesinde başvurucu

şu ifadelere yer vermiştir:

"Toprak Mahsulleri ofisi

personeliyim. Polatlı Şube Müdürlüğünde çalışıyorum. Yaklaşık 3 hafta önce Ak

Parti Genel Merkezine (AKİM'e) kurumumdaki paralel yapılanmış örgütle ilgili

şikayette bulunmuştum. Şikayetim bir şekilde duyulmuş ve bana ve aynı yerde

çalıştığım nişanlıma mobbing yapılmakta müdürlerim tarafından. Bu durum bizi

çok üzmektedir. Ben şikayetimi vatanıma verdiğim değerden ötürü yaptım

Başbakanımızın çağrısı doğrultusunda tabi. Yani bu gözü dönmüş mahluklar

başımızdan ne zaman indirilecekler. Biz oyumuzu Ak Partiye verdik bu hainlerin

temizlenmesi için ama üzerinden aylar geçti hala yerlerindeler."

8. Başvurucunun BİMER'e yaptığı başvurusunda ileri sürdüğü

iddialar hakkında araştırma yapılması için 9/9/2014 tarihinde TMO Genel

Müdürlüğü Müfettişliğince idari soruşturmaya başlanmış ve bir müfettiş

görevlendirilmiştir.

9. Yürütülen idari soruşturma kapsamında başvurucu ve eşi

ile kurumda görev yapan bazı müdür, müdür yardımcısı ve çalışanların ifadeleri

alınmıştır. Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şu şekildedir:

"...Şikayet konusu ile ilgili

olarak; Nisan/Mayıs aylarında bir arkadaşıma aynı işyerinde çalıştığım ve

paralelci olduğunu düşündüğüm [M.D.nin] bana rahatsızlık verdiğini ilettim, arkadaşımın da

çevresi geniş olduğundan bu konuyu AKİM'e iletebileceğini söylediği için

BİMER'e yazdığım dilekçede şikayet ifadesini kullanmış bulunuyorum. Doğrudan

AKİM'e yaptığım bir şikayet bulunmamaktadır. Dolayısıyla buradaki amacım

kişileri şikayet etmek değil sadece tavsiye almaktı. Kurum içerisinde çalışma

ortamında yaşanan bazı kişisel olaylara çok sinirlendiğim bir anda düşünmeden

BİMER'e bizzat yazdığım dilekçede üstünde durduğum paralel örgüt konusu ile paralelciler

korkusu ile tamamiyle eşimi ve kendimi güvence altına almak amacıyla kurmuş

olduğum cümlelerdir. Artık söz konusu personelin rahatsılık verici davranışları

ortadan kalktığı için bu konuda şikayetçi değilim ve sıkıntı duyduğum kişiyle

ilişkilerimi düzeltme yolunda çaba gösterdiğimden konuyla ilgili açıklama

yapmak istemiyorum.

...

AKİM'e doğrudan şikayet etmememe rağmen

bu konunun işyerinde müdürlerim [M.C.] ve [G.Ö.] tarafından duyulmuş olabileceğini

düşündüğümden bu kişilerin bana cephe aldıkları ve baskı yaptıkları

kanısındayım..."

10. Başvurucunun eşi R.Y.nin alınan ifadesinin ilgili

kısmı ise şu şekildedir:

"...Müdürlerimiz tarafından şahsıma

mobbing yapılmamaktadır. Servislerimiz farklı olduğu için eşimle işyerinde

fazla iletişimimiz olmadığından tanık olduğum bir olay olmamakla beraber eşime

de mobbing yapıldığını düşünmüyorum."

11. Soruşturmayı yürüten müfettiş 14/10/2014 tarihinde

idari soruşturma raporu düzenlemiştir. Raporun sonuç bölümünün ilgili kısmı şu

şekildedir:

"...2- Disiplin Yönünden:

Ömer Yalçın'ın (başvurucu) şikayet dilekçesinde

belirttiği şube müdürü [M.M.C.] ve şube müdür yardımcısı

[G.Ö.nün] kendisine ve eşine mobbing yaptıkları iddiası ile ilgili olarak

kanıtlayıcı bir belge sunmadığı, kendisini doğrulayıcı bir şahit gösteremediği

gibi aynı zamanda eşi olan depo teknisyeni [R.Y.nin] bu iddiaların

gerçeği yansıtmadığını belirttiği, ilgili şahsın ifadesinde anlattığı ve

mobbing olarak nitelediği davranış ve olayların ise amir-memur ilişkisi gereği

iş akışı ve karşılıklı günlük ilişki tabiatına uygun nitelikte olduğu ve art

niyet taşımadığı, şube müdür yardımcısı [G.Ö.] ile geçen konuşmasının

Ağustos ayına yani BİMER'e yazdığı dilekçeden sonraki bir tarihe rastladığı ve

dilekçe konusuyla bağdaşmadığı, dolayısıyla bu konuşma ve olayların mobbing

tanımıyla hiçbir şekilde örtüşmediği gibi aynı zamanda Başbakanlık

Genelgesi'nde belirtildiği üzere psikolojik tacizin ana unsurlarından olan

kasıtlı ve sistematik olma profiline de uymadığı, dolayısıyla müfettişliğimizce

Ömer Yalçın'ın BİMER'e yazmış olduğu dilekçede geçen şikayet konusu iddiaların

işyeri huzur ve uyumunu olumsuz etkilediği kanaatine varılmış olup, disiplin

yönüyle kusurlu görülen personelin alınan savunmasında kusurlu davranışları

haklı kılabilecek bir gerekçeye rastlanılmadığından Ömer Yalçın'ın yukarıda

belirtilen kusurlu davranışı nedeniyle 3771 sayılı Yasa'nın 7. maddesi

delaletiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125 B/1 maddesinde

belirtilen 'Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak' hükmü uyarınca

'Kınama' cezasıyla tecziye edilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir."

12. İdari soruşturma raporunun 27/10/2014 tarihinde uygun

görülmesiyle başvurucu hakkında kınama cezası verilmiştir. Başvurucu; bahse

konu kınama cezasının 9/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı

Kanunu'na aykırı olduğu, şikâyet hakkının engellenemeyeceği, şikâyet

dilekçesinde belirttiği iddiaların yeterince araştırılmadığı ve bu nedenlerle

verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olduğu iddialarıyla Ankara 14. İdare

Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır.

13. Mahkeme 17/2/2016 tarihinde dava konusu işlemin

iptaline karar vermiş, gerekçeli kararında şu değerlendirmelerde bulunmuştur:

"Disiplin cezası verilebilmesi

için, cezayı gerektirecek fiilin işlendiğinin sabit olması, fiilin bütün

unsurlarıyla oluştuğunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi,

hukuken geçerli bilgi ve belgelerle somut olarak ortaya konulması

gerekmektedir.

Uyuşmazlıkta da; davacının

doğrulanamayan iddiasına dayalı şikayeti neticesi, kurumun huzur, sükun ve

çalışma düzeninin bozulduğunun ve ne şekilde bozulduğunun soruşturma ile ortaya

konulması gerekli olup, soruşturmada ise iddianın doğruluğunun araştırıldığı,

doğrulanması yönünde bir saptamada bulunulamaması üzerine de asılsız itham da

bulunduğundan bahisle işyeri huzurunun bozulduğu kanaatine varıldığı, yeterli

inceleme ve araştırmaya dayalı olmayan bu tür bir tespitin şikayet hakkını

engeller mahiyette olduğu, mevcut tespitlerin davacının 'kurumun huzur, sükun

ve çalışma düzenini bozmak' fiilini işlediğini tüm unsurlarıyla ortaya

koymaktan uzak olduğu sonucuna varılmıştır."

14. Davalı idarenin itiraz talebi üzerine Ankara Bölge

İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi (Daire) 28/12/2016 tarihinde davalı

idarenin itirazının kabulüne, mahkeme kararının bozulmasına ve davanın reddine

-karar düzeltme yolu açık olmak üzere- karar vermiştir. Bahse konu kararın

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Uyuşmazlık konusu olayda davacının

BİMER'e yapmış olduğu şikayetin içeriği incelendiğinde, kurum içinde kendisine

ve nişanlısına mobbing uygulandığı yolundaki şikayetinin gerçeği

yansıtmadığının soruşturma sonucunda tespit edildiği, şikayetinde yer alan

ifadeleriyle kurum çalışanlarını zan altında bıraktığı, bu tutum ve davranışı

ile işyeri huzur ve uyumunu olumsuz etkilediği açık olup, bu nedenle 657 sayılı

Kanunun 125/B-(I) bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin

dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolundaki

İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet görülmemiştir."

15. Başvurucu, Daire kararına karşı karar düzeltme

talebinde bulunmuş ancak bu talebi 25/5/2017 tarihinde reddedilmiştir.

16. Daire kararı başvurucuya 14/6/2017 tarihinde tebliğ

edilmiş, başvurucu 12/7/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

17. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu'nun "Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve

haller" kenar başlıklı 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"B - Kınama : Memura, görevinde ve

davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.

Kınama cezasını gerektiren fiil ve

haller şunlardır:

...

l) Kurumların huzur, sükun ve çalışma

düzenini bozmak,..."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 29/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

19. Başvurucu; BİMER'e başvurarak kurumu içinde illegal

faaliyetler yürüten paralel bir yapılanmanın üyeleri hakkında şikâyet hakkını

kullandığını, bunun sonucunda yeterli araştırma ve soruşturma yapılmaksızın

taraflı bir şekilde kınama cezası ile cezalandırılmasının dilekçe hakkını ve

hak arama özgürlüğünü engellediğini, kanun önünde eşitlik ve ifade özgürlüğünün

yok sayıldığını iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

20. Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma

hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini

söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve

yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın

haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamu

düzeni[nin], ...

korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…"

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun şikâyetlerinin bir bütün olarak ifade özgürlüğü kapsamında

incelenmesi uygun görülmüştür.

22. Başvurucu, kamu gücü yetkileriyle donatılan TMO'da

çalışmaktadır ve sözleri nedeniyle kurumunca disiplin cezası ile

cezalandırılmıştır. Söz konusu müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler,...

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,... demokratik toplum

düzeninin... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

23. Başvurucu hakkında uygulanan 657 sayılı Kanun'un 125.

maddesinin (B) bendinin (l) fıkrasının kanunla sınırlama ölçütünü

karşıladığı ve başvurucunun disiplin cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin

kararın Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden kamu

düzeninin korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir

amaç taşıdığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Geriye,

müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilip

edilmeyeceğinin belirlenmesi kalmaktadır.

24. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir (Bekir

Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet Ali

Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72; AYM,

E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007). Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya

elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem

olarak kendisini göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir

Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, B.

No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51). Orantılılık ise bireyin hakkı ile

kamunun menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise

diğer bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına

işaret etmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 57;

Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,

§§ 59, 68).

1. Kamu

Görevlilerinin İfade Özgürlüğü

25. Demokrasinin esasını, meselelerin halka açık olarak

tartışılması ve çözümlenmesi oluşturur. Anayasa Mahkemesi daha önceki

kararlarında demokrasinin temellerinin çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik

olduğunu vurgulamıştır (sendikal faaliyet bağlamında bkz. Abdulkadir Akgün,

B. No: 2015/19791, 20/3/2019, § 39; Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463,

18/9/2014, § 52; ifade özgürlüğü bağlamında bkz. Hasan Güngör (2), B.

No: 2015/1554, 20/12/2018, § 49). Buna göre aynı zamanda birey olan devlet

memurları çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik gibi demokratik toplumun temel

ilkelerinin korumasından yararlanır. Başka bir deyişle görevine yansıtma,

şiddete teşvik etme veya demokratik ilkelerin reddi söz konusu olmadığı sürece

ifade özgürlüğü çerçevesinde dile getirilen bazı görüşler veya bunların dile

getirilme biçimi yetkili makamların gözünde kabul edilemez olsa dahi ifade

özgürlüğünün korumasından yararlanır (Hasan Güngör, B. No: 2013/6152,

24/2/2016, § 46).

26. Devlet memurları söz konusu olduğunda görüşlerin

dengeli ve siyaseten yansız olarak açıklanıp açıklanmadığı, kişisel tavırlar

sergilenip sergilenmediği ve tarafsızlıklarının güvence altında olup olmadığı

ifade özgürlüğü incelemesinde değerlendirmeye alınır. Bu bağlamda memurun

bulunduğu konum ve görev yaptığı alanla ilgili olarak ödev ve sorumluluk

derecesini belirlemede ulusal makamların bir takdir marjı vardır. Fakat ifade

özgürlüğünü sınırlama niteliği taşıyan bu durumun bir sınırının olduğu da

unutulmamalıdır (Hasan Güngör, § 48).

27. Devletin kamu hizmetinde çalışan memurlarına bir

bağlılık görevi getirmesi, ödev ve sorumluluklar yüklemesi memurların statüleri

gereği meşru kabul edilebilir bir durumdur. Fakat devlet memurlarının da birer

birey olduğu, siyasi görüş sahibi olma, ülke sorunlarıyla ilgilenme, tercih

yapma gibi sosyal yönlere sahip olma haklarının bulunduğu şüpheden uzaktır (Hasan

Güngör, § 49). Buna göre devlet memurlarının bu ödev ve sorumlulukları ile

ifade özgürlüğü arasında adil bir denge kurulmalıdır.

2. Somut Olayın

Değerlendirilmesi

28. Başvurucu; BİMER'e verdiği bir dilekçede; üç hafta

kadar önce Ak Parti Genel Merkezine, çalışmış olduğu kurumundaki paralel

yapılanma ile ilgili bilgi verdiğini ancak bu şikâyetinin kurumunda duyulması

üzerine müdürleri tarafından kendisine ve eşine mobbing uygulandığını iddia

etmiştir.

29. Başvurucunun amirleri hakkındaki iddiaları son derece

ciddidir. Başvurucunun amirleri tarafından mobbing uygulanmasının nedeni olarak

gösterdiği ve daha sonraki tarihlerde resmî mercilerce adı Fetullahçı Terör

Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak ilan edilecek

olan oluşum daha çok yakın tarihlerde Türkiye'nin devlet ve toplum hayatına

derin izler bırakmış bir oluşumdur. 2013 yılının Aralık ayında, daha sonra

FETÖ/PDY ile bağlantılı oldukları ortaya çıkarılan savcı ve hâkimler ile kolluk

görevlileri tarafından bazı siyasiler ve bunların yakınları ile kamuoyunun

tanıdığı bir kısım iş adamı hakkında yolsuzluk yaptıkları iddiasıyla soruşturma

başlatılmıştır. Kamuoyunda 17-25 Aralık soruşturmaları olarak bilinen bu

operasyonlar, kamu makamları ve soruşturma mercileri ile yargı organları

tarafından FETÖ/PDY'nin Hükûmeti devirmeye yönelik örgütsel bir faaliyeti

olarak değerlendirilmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, § 30; Hüseyin Korkmaz, B. No: 2014/16835,

18/7/2018, § 76). Yargı organlarının kararlarında FETÖ/PDY'nin gizlilik, hücre

tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme,

itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi birçok özelliğinin bulunduğu ve

bu örgütün diğerlerine nazaran çok daha zor ve karmaşık bir yapı olduğu ortaya

konulmuştur (bu konuda bkz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/9/2017 tarihli ve

E.2017/16.MD-956, K.2017/370 sayılı kararı).

30. Dolayısıyla başvurucunun başvuruya konu şikâyetini

yaptığı 2014 yılı ve sonraki birkaç yıl, Türkiye'de devlet içinde örgütlenmiş

bir paralel yapılanma olduğu iddiaları ile geçirilmiştir. Kısa bir süre sonra

ise Türkiye FETÖ/PDY'nin 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirdiği bir askerî

darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§

12-25). 251 kişinin hayatını kaybettiği, 2.194 kişinin ise yaralandığı 15

Temmuz darbe teşebbüsünü müteakip 21 Temmuz 2016’da ilan edilen ve iki yıl

süren olağanüstü hâl döneminde FETÖ/PDY ile iltisak, irtibat ve üyelik ilişkisi

içinde olduğu değerlendirilen en az 125 bin kamu görevlisi kamu görevinden

ihraç edilmiştir.

31. Görüldüğü üzere bilhassa 17-25 Aralık soruşturmaları

sonrasında bir kamu görevlisinin FETÖ/PDY ile irtibatı olduğunun ileri

sürülmesinin onun gerek meslek hayatında gerekse özel hayatında son derece

ciddi sonuçlar doğurma potansiyeli olduğu açıktır. Nitekim meselenin önemi

nedeniyle kurumu tarafından başvurucunun BİMER başvurusundaki iddialarının

araştırılması için derhâl bir müfettiş görevlendirilmiş, kurumda görev yapan

müdür, müdür yardımcısı ve bazı çalışanların ifadelerine başvurulmuştur.

Yapılan idari soruşturmada başvurucunun "kurumda duyulması nedeniyle

kendisine ve eşine mobbing uygulandığını iddia ettiği" bir şikâyetin

aslında söz konusu olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca başvurucunun eşinin de

bahse konu mobbing iddialarını doğrulamadığı görülmüştür. Başvurucu, BİMER

başvurusunu "çalışma ortamında yaşanan bazı kişisel olaylara çok

sinirlendiği bir anda düşünmeden" yazdığını belirtmiştir. Sonuç olarak

soruşturmada başvurucunun iddialarının dayanağını oluşturan bazı olguların

gerçekte var olmadığı, bazılarının ise muhataplarınca doğrulanmadığı (bkz. §§

9-11), dolayısıyla iddiaların "işyeri huzur ve uyumunu olumsuz

etkilediği" kanaatine varılarak başvurucu hakkında kınama cezası

verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir (bkz. § 11). Benzer şekilde

Daire kararında da şikâyette yer alan ifadelerin kurum çalışanlarını zan

altında bıraktığına özellikle vurgu yapılmıştır (bkz. § 14).

32. Kamu görevlilerinin görev yaptığı kurumlara dair

iddia veya şikâyetlerini usulüne uygun yol ve yöntemlerle açıklama özgürlüğü

bulunduğunda şüphe yoktur. Üstelik bir kamu görevlisinin ileri sürdüğü

düşüncelerin kesin olarak doğrulanmamış olması, otomatik olarak bir disiplin

cezası ile tecziyesini gerektirmez. Bununla beraber somut olayda sebebi ne

olursa olsun başvurucu, amirleri ile olan kişisel meselelerini görevine

yansıtmış; kamu hizmetinin düzgün bir şekilde işlemesi görevi olduğu hâlde

işyeri huzur ve uyumunu olumsuz etkileyecek şekilde amirleri hakkında doğru

olmayan ağır isnatlarda bulunmuştur. Bu durumda devletin kamu hizmetinde

çalışan bir kamu görevlisi olan başvurucunun söz ve fiilleri ödev ve

sorumluluklarına açık bir aykırılık oluşturmaktadır.

33. Yukarıdaki değerlendirmeler gözönünde

bulundurulduğunda idare ve mahkeme kararlarında kamu görevlisi olan

başvurucunun ifade özgürlüğü ile ödev ve sorumlulukları arasında adil bir denge

kurulduğu ve müdahaleyi oluşturan kınama cezasının zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşıladığı ilgili ve yeterli bir gerekçeyle gösterilmiştir. Ayrıca

somut olayda başvurucuya kınama cezası verildiği dikkate alınarak müdahalenin izlenen

meşru amaçla orantılı olduğu değerlendirilmiştir. Başvurucunun ifade

özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun

olduğu sonucuna varılmıştır.

34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda müdahalenin

meşru olduğu açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet

Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

35. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine dair başvurusunun bir ihlal bulunmadığı açık

olduğundan açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul

edilemezliğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 29/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Muammer TOPAL Selahaddin MENTEŞ Raportör : Denizhan HOROZGİL Başvurucu : Ömer YALÇIN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/30798, 29 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/30798
Tarih
29 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Feridun Çalışkan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/32275)
  • Devrim Alyüz Başvurusu (B. No: 2017/40383)
  • Emine Tosun ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/17979)
  • Mustafa Belge Başvurusu (B. No: 2018/23169)
  • İlkin Filiz Başvurusu (B. No: 2019/18191)
  • Hatice Sabancı Başvurusu (B. No: 2016/6275)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.