İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Özimeks Sanayii Ürünleri Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/13851)

1. Başvuru, yurt dışından ithal edilen malların liman idaresince

Başvuru No2015/13851Tarih27 Haziran 2018Okuma23 dk · 4.601 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Özimeks Sanayii Ürünleri Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
27 Haziran 2018
Başvuru Numarası
2015/13851
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.601 kelime·23 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yurt dışından ithal edilen malların liman idaresince

teslim edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Dava Öncesi Süreç

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, demir-çelik sektöründe faaliyet gösteren bir

şirkettir.

9. Başvurucu Şirket, Çin'de bulunan bir şirketten akreditif

yoluyla paslanmaz çelik çubuk satın almıştır.

10. İthal konusu mal 29/6/2011 tarihinde K. Limanı'na ulaşmış ve

K. Liman Hizmetleri ve Lojistik Sanayi Ticaret A.Ş.nin

(K. A.Ş.) Ambarlı Gümrük Müdürlüğü adına işlettiği, gümrüklü saha olan geçici

eşya depolama alanına teslim edilmiştir.

11. Konşimentonun orjinali ile Ambarlı

Gümrük Müdürlüğüne meşru hak sahibi olarak yapılan başvuru üzerine Müdürlük,

anılan eşyayı başvurucu Şirket adına 10/7/2011 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Çıkış Fişi ile serbest

dolaşıma sokmuştur.

12. Gümrük işlemlerinin tamamlanması üzerine geçici antrepoya

konulan eşyanın teslimi amacıyla konşimento alıcı nüshaları ve diğer gerekli

belgeler ibraz edilmiş, gerekli kontroller sonrasında eşyanın teslimi için

kontrol fişinin düzenlenmesinin ardından konteyner ücretleri yatırılmış,

eşyanın yüklenmesi için araçlar limana getirilmiş fakat liman işletmesi

teslimden kaçınarak eşyayı araçlara yüklememiştir. Eşyanın teslim alınamaması

üzerine Gümrük İdaresine eşyanın kendilerine teslim edilmesi, aksi takdirde

sorumlu olacakları ihtar edilmiş ve bu ihtara rağmen İdarece yazıya cevap

verilmemiştir.

13. Liman idaresi, talep konusu malın tesliminden kaçınmasına

gerekçe olarak Denizcilik Müsteşarlığının 17/05/2011 tarihli yazısı gereği

tedariki zorunlu olan Yük Teslim Talimat Formu'nun

ibraz edilmemesini göstermiştir.

B. Dava Süreci

14. Başvurucu Şirket; eşyanın zaman içinde kaybedeceği değer,

eşyada meydana gelecek korozyon, fahiş rakamlara ulaşan ardiye ve demuraj bedelleri nazara alınarak malın tarafına teslimine,

tesliminin mümkün olmaması hâlinde ise emtia bedelinin yasal faizi ile birlikte

davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline

karar verilmesini talep ederek 9/9/2011 tarihinde İstanbul 52. Asliye Ticaret

Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.

15. Mahkeme 5/2/2013 tarihli kararıyla davanın reddine karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde özetle şu hususlara yer verilmiştir:

i. 29/6/2011 tarihinde tahliye edilen eşyanın gümrük işlemleri

tamamlandıktan sonra 4/7/2011 tarihli Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi ile

ithalat işlemleri tamamlanmış, depolama yeri işletmecisi olan K. A.Ş.ye ait

geçici depolama yerinde 11/7/2011 tarihli ambar çıkış fişi tanzim edilerek

eşyanın teslim alınması için başvurucu Şirkete teslim edilmiştir. Buraya kadar

yapılanlar, ithal edilen eşyanın gümrük işlemlerinin tamamlanmasına ilişkin

işlemlerdir.

ii. Geçici depolama yerinde gümrük işlemleri tamamlanan ve

gemiden tahliye edilen yükün mevzuat hükümleri gereğince taşıyan tarafından

gönderilene teslimi ile taşıma sözleşmesi sona ermekte ve bu sürede taşıyanın

navlun ücreti ve bu ücret sebebiyle yük üzerindeki rehin hakkı devam

etmektedir. Somut olayda da ithal konusu yük, gemi donatanı tarafından taşınmış

ve taşıyan tarafından 27/6/2011 tarihli yazı ile navlun ücretinin tahsil

edilemediği, bu ücretler tahsil edilinceye kadar yük üzerinde hapis hakları

bulunduğu ve alacakları tahsil edilinceye kadar yüklerin teslim edilemeyeceği

liman işletmesi ile Ambarlı Gümrük Müdürlüğüne bildirilmiştir. Bu durumda

olayda taşıyan ile gönderilen ve taşıtan arasında gerçekleşen taşıma ilişkisi

neticesinde ödenmeyen navlun ve benzeri alacaklardan kaynaklanan hapis hakkı,

taşıyan tarafından kullanılmış olmaktadır.

iii. Mahkeme, yüklerin ancak Teslim Talimat Formu ile teslim

edilebileceğine dair Deniz Ticareti Genel Müdürlüğünün 17/5/2011 tarihli

yazısına işaret etmiştir.

iv. Taşıyan tarafından Ambarlı Gümrük Müdürlüğüne ve K. Liman

yetkililerine gönderilen yazıyla yük üzerinde hapis hakkını kullandıkları

belirtildiğinden, taşıma sözleşmesinin tarafları arasında taşıma sözleşmesinden

kaynaklanan edimlerin henüz ifa edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda

başvurucu Şirket konşimentoyu ibraz edip yük sahibi olduğunu taşıyan veya

acentesine belgelendirmediği için taşıyan veya acentesi tarafından gümrük

işlemleri tamamlanan yüke ilişkin Yük Teslim Talimat Formu düzenlenerek başvuru

Şirkete verilmemiştir.

v. Başvurucu Şirket de gümrük işlemlerinin tamamlandığını ve

mevzuat gereğince eşyanın kendisine tesliminin gerektiğini savunarak Yük Teslim

Talimat Formu'nu alıp K. A.Ş. yetkililerine teslim

etmediği için bahis konusu talimat gereğince yük kendisine teslim edilmemiştir.

vi. Yük Teslim Talimat Formu'nu

düzenleyip vermesi gereken kişiler, taşıyan veya yetkili acentesidir. Liman

işletmeciliği yapmak dışında yetkisi olmayan K. A.Ş., işletmecilik faaliyetini

de Denizcilik Müsteşarlığının vermiş olduğu yetkiler ve talimat doğrultusunda

yaptığından ve bahis konusu talimat doğrultusunda hareket etmiş olduğundan

eşyanın teslim edilmemesinden sorumlu değildir.

vii. Sonuç olarak liman işletmesi, taşıma sözleşmesinin tarafı

olmaması ve yük üzerinde bir tasarruf hakkının bulunmaması sebebiyle, verilen

talimat gereğince Yük Teslim Talimat Formu kendisine ibraz edilmeden yükün

teslim edilmemesinden sorumlu tutulamayacaktır.

16. Temyiz edilen hüküm, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin

21/10/2014 tarihli kararıyla onanmıştır. Daire, karar düzeltme istemlerinin de

9/6/2015 tarihinde reddine karar vermiştir.

17. Nihai karar, başvurucu Şirket vekiline 11/8/2015 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu Şirket 11/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Mevzuat Hükümleri

19. 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 4.

maddesi şöyledir:

"Gümrük idareleriyle muhatap olan kişiler

bu Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan tüzük, kararname ve yönetmelik

hükümlerine uymak; gümrük idarelerinin gerek bu Kanunda gerek diğer kanun,

tüzük ve kararnamelerde yazılı hükümlere göre yapacağı gözetim ve kontrollere

tabi olmak; bu idarelerin kendi adına veya başka idareler nam veya hesabına

tahsil edeceği her tür vergi, resim, harç ve ücretleri ödemek veya bunları

teminata bağlamak; kanun, tüzük, kararname ve yönetmelik hükümlerinin uymayı

zorunlu kıldığı her tür işlemleri yerine getirmekle sorumludurlar."

20. Olay tarihi itibarıyla yürürlükte olan 20/9/1956 tarihli ve

6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nun 1061. maddesi

şöyledir:

"Taşıyan, malların

yükletilmesi, istifi, taşınması, elden geçirilmesi ve boşaltmasında tedbirli

bir taşıyanın dikkat ve ihtimamını göstermekle mükelleftir. Teslim alındıkları

andan teslim edildikleri ana kadar geçen müddet içinde malların zıyaı veya

hasarı yüzünden doğacak zararlardan taşıyan mesuldür; meğer ki, zıya veya

hasar, tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamı ile dahi önüne geçilemiyecek sebeplerden ileri gelmiş olsun."

21. 6762 sayılı mülga Kanun'un 1069. maddesi

şöyledir:

"Gönderilen; malı teslim almakla navlun

ve navlun teferruatından olan bütün masrafları ve sürastarya

ücretini, teslim almanın dayandığı mukavele veya konişmento

hükümlerine göre ödemeye, kendi hesabına Gümrük Resmi ödenmiş ve başka

masraflar yapılmış ise bunları da vermeye ve kendine düşen diğer bütün borçları

ifaya mecbur kalır.

Taşıyan navlunun ödenmesi ve gönderilene düşen

diğer borçların yerine getirilmesi karşılığında malı teslime mecburdur."

22. 6762 sayılı mülga Kanun'un 1077. maddesi

şöyledir:

"Taşıyan, 1069 uncu maddede yazılı

alacaklarından dolayı yük üzerinde rehin hakkını haizdir.

Rehin hakkı, yük alıkonduğu veya tevdi

edildiği yerde bulunduğu müddetçe bakidir; teslimden sonra dahi, otuz gün

içinde mahkemeye müracaat olunmak ve mal henüz gönderilenin zilyedliğinde

bulunmak şartiyle devam eder.

İcra ve İflas Kanununun 145 ve mütaakıp maddeleri gereğince borçluya yapılması lazım gelen

ihbar ve tebliğler gönderilene yapılır. Gönderilen bulunmaz veya yükü teslim

almaktan imtina ederse ihbar ve tebliğlerin taşıtana yapılması lazımdır.

23. 6762 sayılı mülga Kanun'un 1098. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"Konişmento

aşağıda yazılı hususları ihtiva eder:

1. Taşıyanın ad ve soyadını veya ticaret

unvanını;

2. Kaptanın ve soyadını;

3. Geminin adı ve tabiiyetini;

4. Yükletenin ad ve soyadını veya ticaret

unvanını;

5. Gönderilenin ad ve soyadını veya ticaret

unvanını;

6. Yükleme limanını;

7. Boşaltma limanını veya buna dair talimat

alınacak yeri;

8. Gemiye yüklenen veya taşınmak üzere teslim

alınan malların cinsi, ölçüsü sayı veya tartısı, markaları ve haricen belli

olan hal ve mahiyetleri;

9. Navluna ait şartları;

10. Tanzim olunduğu yer ve günü;

11. Tanzim olunan nüshaların sayısını.

... "

24. 6762 sayılı mülga Kanun'un 1102. maddesi

şöyledir:

"Konişmento

gereğince kendisine mallar teslim edilecek olan veya konişmento

emre yazılı ise ciro ve teslim ile kendisine devredilmiş olan kimse, malları

teslim almaya salahiyetlidir.

Konişmento birden çok nüsha olarak tanzim edilmişse mallar, bir tek nüshanın

salahiyetli hamiline teslim edilir."

25. 10/8/1993 tarihli ve 491 sayılı Denizcilik Müsteşarlığının

Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Denizcilik Müsteşarlığının görevleri

şunlardır:

....

(m)

(Ek: 2/3/2005 – 5310/1 md.) Deniz ve iç sularda liman

sınırlarını ve buna ilişkin koordinatları belirlemek, bu sınırlar içerisinde

faaliyette bulunan kamu kurum ve kuruluşları ile özel kişilerin yerine

getireceği denizcilik ve limancılık hizmetlerine

ilişkin tüm faaliyet izinlerini vermek, koordine etmek, denetlemek ve izinsiz

faaliyetleri durdurmak"

26. 31/5/2002 tarihli ve 24771 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan mülga Gümrük Yönetmeliği'nin 89. maddesi şöyledir:

"Gümrük işlemleri

bitirilen eşyanın serbest dolaşıma giriş rejimine tabi eşya olması halinde;

vergilerin ödendiğini gösterir vezne alındısı ve taşıma senedinin alıcı

nüshasının aslı veya kurumca onaylı örneği, eşyanın gümrükçe onaylanmış başka

bir işlem veya kullanıma tabi olması halinde ise buna ilişkin beyanname gibi

belgeleri ile, taşıma senedinin alıcı nüshası aslı veya 'aslı hükmündedir'

ibaresini içeren ve taşıyıcı tarafından onaylanan bir örneği ilgililerce geçici

depolama yerinde görevli gümrük memuruna verilir. Sözü edilen belgeler görülüp,

eşyaya ait kayıtlarla ve eşya ile karşılaştırıldıktan sonra, uygun bulunduğu

takdirde, geçici depolama yeri çıkış işlemleri tamamlanır.

Bu şekilde geçici depolama yerlerinden

çıkarılan eşya için gümrük memuru tarafından çıkış kontrol fişi düzenlenir ve

bu fişler işletme memuru ile eşyayı teslim alan yükümlü veya temsilcisi tarafından

da imzalanır. Bir gün zarfında geçici depolama yerinden çıkan eşyaya ait çıkış

kontrol fişleri bir sonraki gün yine gümrük ve işletme memurunca onaylanmış bir

liste ekinde gümrük idaresine verilir."

B. Yargı Kararları

27. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/11/2017 tarihli ve

E.2016/4787, K.2017/6644 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"... Mahkemece iddia,

savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 2

ve 3 nolu davalılar TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü ve

Marward Shipping Co. Ltd. Şirketi hakkındaki davaların HMK’nın

150. m. uyarınca takipsiz bırakılması nedeniyleaçılmamış

sayılmasına, Master Deniz Acenteliği tarafından eşyanın dava dışı alıcıya

teslimi nedeniyle ordino düzenlendiği ve 1 nolu

davalı adına düzenlenmiş acentelik faturasının ibraz edildiğinden bir nolu davalının taşıyan olduğu, TCDD’nin taşıyanın ifa

yardımcısı olup, taşıyanın sorumluluğunun devam ettiği, hasarın gemiden

tahliye, liman sahasından araçlara yüklenme ve Silivri'de araçlardan

indirilmesi sırasında olduğu, hasarın ise, vinç tahliyesinde borulara takılan

sapanların takıldığı orta ve uç bölümlerdeoluştuğu,

taşıyanın mallarının yükletilmesi, istifi, taşınması, elden geçirilmesi ve

boşaltılmasında tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamını göstermekle

mükellef olduğu gerekçesiyle, davalı DHL Project & Chartering

(China) Ltd. izafeten Master Deniz Acenteliği A.Ş.

hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 16.600,00 TL’nin faiziyle işbu davalıdan

tahsiline karar verilmiştir ...

...

Yukarıda açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalı

vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına

BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene

iadesine, 28/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 27/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu, yurt dışından ithal etmiş olduğu malların

bedelini ödeyerek konşimentosunu almış olmasına ve söz konusu konşimentoya

dayanarak K. A.Ş.ye başvurup ilgili malların kendisine teslimini talep etmesine

rağmen talebinin haksız olarak yerine getirilmediğinden yakınmaktadır.

Başvurucu Şirket; emtianın tarafına teslimi, olmadığı takdirde emtia bedelinin

ödenmesi istemiyle K. A.Ş. ve Ambarlı Gümrük Müdürlüğü aleyhinde İstanbul 52.

Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davanın haksız olarak reddedildiğini ifade

etmektedir.

30. Başvurucu mevzuat hükümlerine göre eşyayı teslim edecek olan

Gümrük İdaresinin geçici olarak ve alıcısı adına muhafazası altında

bulundurduğu eşyayı konşimentonun kendisine ibrazı karşılığında teslim

etmesinin esas olduğunu vurgulamıştır. Başvurucuya göre taahhüdüne aykırı

olarak eşyayı yüklemeyen liman işletmesi ile gerekli uyarıları yapmayan Gümrük

İdaresi uğranılan zarardan müteselsilen sorumludur.

Başvurucu ayrıca teslimden kaçınmak gerekçesiyle öne sürülen yazının, esasen

gümrük mevzuatından yıllar önce kaldırılmış olan ordino kurumunun farklı bir

şekilde uygulamaya sokulması gayreti taşıdığından hukuka aykırı olduğu

gerekçesiyle böyle bir belgenin istenemeyeceğiniiddia

etmiştir.

31. Sonuç olarak başvurucu Şirket; idari ve yargı mercilerinin

söz konusu kararları dolayısıyla Anayasa'nın 10., 15., 35., 36., 125. ve 138.

maddelerinde düzenlenen eşitlik, yerindelik ve kanunilik ilkeleri ile adil

yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

32. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, mülkiyet hakkının ihlali iddiası

yanında ayrıca Anayasa'nın 10., 36., 125. ve 138.maddelerinde düzenlenen ilke

ve hakların da ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Ancak başvurucu Şirketin

taşıma konusu malların gümrüklü sahada kalması ve bu malların tarafına

tesliminin engellenmesi şikâyetinin mülkiyet hakkının ihlali iddiasıyla ilgili

olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucunun bütün şikâyetleri mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiası çerçevesinde değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varlığı

35. Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri süren başvurucu, böyle bir hakkın varlığını kanıtlamak

zorundadır (Cemile Ünlü, B. No:

2013/382, 16/4/2013, § 26). Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan

mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her

türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, §

20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan

menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni

haklar ve fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da

mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut

Duran ve diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

36. Somut olayda başvurucu Şirket, taşımaya konu malların

konşimentolarına dayanarak liman işletmesine başvurup ilgili malların kendisine

teslimini talep etmiş olmasına rağmen işletmenin söz konusu talepleri

reddetmesi nedeniyle malları zilyetliğine alamamıştır. Nitekim yükün liman

işletmesine bırakılması ve gönderilenin doğrudan zilyetliğe el atabilecek

duruma getirilmesi ile taşıyan yönünden teslim gerçekleşmiş sayılmaktadır. Bu

durumda malik olan başvurucu Şirketin zaten mülkiyetinde olan malları liman

işletmesinden teslim alması, onun zilyetliğine de el atması anlamına

gelmektedir. Ayrıca depoda tutulan emtianın mülkiyetinin başvurucu Şirkete ait

olduğu hususu, Gümrük Müdürlüğünce bu malların başvurucu Şirket adına tescil

edilmesi ve malların teslimini teminen kontrol çıkış

fişleri düzenlenmesiyle de resmî kurumlarca kabul edilmiş bulunmaktadır. Söz

konusu emtianın mülkiyetinin başvurucu Şirkete ait olduğuna ilişkin olarak dava

süreçlerinde de herhangi bir ihtilaf yaşanmamıştır.

37. Sonuç olarak başvurucu, yurt dışından konşimentoyla bedelini

ödeyerek akreditif yoluyla paslanmaz çelik çubuk satın almış, ancak taşıyan ile

yapılan sözleşmedeki edimleri yerine getirmediği gerekçesiyle taşıyanın hapis

hakkı çerçevesinde söz konusu eşya liman idaresince başvurucuya teslim

edilmemiştir. Dolayısıyla ekonomik bir değer ifade ettiği kuşkusuz olan bu

eşyanın başvurucu yönünden Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mülk teşkil ettiğinde tereddüt

bulunmamaktadır.

b. Müdahalenin Varlığı ve

Türü

38. Somut olayda başvurucunun yurt dışından ithal ettiği eşya,

taşıyanın hapis hakkı çerçevesinde başvurucuya teslim edilmemiştir. Bu sebeple

başvurucu, teslim edilmediği müddetçe söz konusu eşyasından yararlanamamakta ve

üzerinde dilediği gibi tasarruf edememektedir. Bu durumun ise mülkiyet hakkına

müdahale teşkil ettiği kuşkusuzdur.

39. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkına yer verilmiş; ikinci

fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi

belirlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangi

koşullarda sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülkten yoksun bırakmanın şartlarının

genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin son fıkrasında ise mülkiyet hakkının

kullanımının toplum yararına aykırı olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle

devletin mülkiyetin kullanımını kontrol etmesine ve düzenlemesine imkân

sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazı maddelerinde de devlet tarafından

mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca

belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin düzenlenmesi,

mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, §§

55-58).

40. İlgili idari işlem ve yargısal kararlara göre, başvurucu

tarafından sözleşmedeki edimlerin yerine getirilmesi durumunda liman idaresince

bu eşyanın başvurucuya teslim edilebileceği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucu,

mülkten yoksun bırakılmış değildir. Diğer taraftan müdahalenin mülkiyetin

kontrolü veya düzenlenmesi amacıyla da yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda

başvuruya konu müdahalenin mülkiyetten

barışçıl yararlanma ilkesine ilişkin birinci kural çerçevesinde

incelenmesi gerekir.

c. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

41. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde

belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu

sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik

Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

42. Anayasa’nın 35. maddesinde, mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş; bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).

i. Kanunilik

43. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt, kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit

edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç

hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların

bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş

Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44).

44. Konşimentonun koşulları 6762 sayılı mülga Kanun'un 1098. maddesinde açık olarak belirtilmiş olup bu maddeye göre

konşimento diğer hususlar yanında ayrıca geminin adı ve tabiiyetini de içermelidir.

Bu şartları içeren konşimento gereği aynı Kanun'un 1102. maddesine

göre teslimin yapılacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda konu hakkındaki Yargıtay

içtihadına göre liman işletmesi taşıyanın ifa yardımcısı sıfatını taşımakta

olup ancak yük teslim talimatına göre liman idaresi yükü alıcıya teslim

edebilir.

45. Somut olayda limandan eşya çekilmesi ile ilgili rutin

işlemlerin yerine getirilmesi hâlinde eşyanın tesliminin gerçekleşeceği ve

bunun gerçekleşmesi için gerekli belgelerin neler olduğu hususu mülga Gümrük

Yönetmeliği'nin 89. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Bu kapsamda Gümrük

Müdürlüğünce işlemleri tamamlanmış ve teslimatı talep edilen eşyaya ilişkin

belgeler, 4458 sayılı Kanun ile Gümrük Yönetmeliği hükümlerine istinaden

idarede bulunan kayıtlarla karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. Bu

kontroller sonucu gemi adı ve konteyner numarası gibi bilgilerde farklılıklar

bulunması hâlinde gerekli düzenlemelerin yapılması istenmekte ve bilgilerin

uyuşması durumunda ibraz edilen belgelere kayıt verilerek tahakkuk eden işletme

alacağının tahsilini müteakip söz konusu eşyanın teslimatı

gerçekleştirilmektedir.

46. Esasında Denizcilik Müsteşarlığının 17/5/2011 tarihli ve

14765 sayılı talimatı ile açıkça "Deniz

yoluyla ithal edilen ve geçici depo veya antrepolara teslim edilen yüklerin

ancak yük teslim talimat formu alınarak alıcılarına teslim" edilebileceği

düzenlenmiştir. Bu itibarla bahis konusu antrepolardaki yüklerin ancak Yük

Teslimat Formu alınarak alıcılara teslim edilebileceği hususu yazılı bir talimata

bağlanarak uygulama şeklinin tüm alıcılarca önceden bilinebilmesi temin

edilmiştir.

47. 6762 sayılı mülga Kanun'un 1102. maddesinde

"Konşimento gereğince kendisine mallar

teslim edilecek olan veya konişmento emre yazılı ise

ciro ve teslim ile kendisine devredilmiş olan kimse malları teslim almaya

yetkilidir" denilmektedir. İlgili Kanun'da ayrıca konşimento

ibraz edilmeden yükün teslimi hâlinde taşıyanın sorumluluğu da düzenlenmiştir.

Anılan hükümler 6762 sayılı mülga Kanun'a göre yapılan ve somut olayda da

olduğu üzere deniz taşıması neticesinde yükün teslimini düzenlemektedir. Sonuç

olarak başvurucu Şirket konumundaki alıcılar, konşimentoları ibraz edip yük

sahibi olduklarını mezkûr madde hükümlerine göre taşıyanlar veya acentelerine

belgelendirmediklerinde ya da bu kapsamda taşıyanlar veya acenteleri tarafından

gümrük işlemleri tamamlanan yüklere ilişkin yük teslim talimat formları

düzenleterek liman işletmelerine sunmadıklarında bu yüklerin taraflarına teslim

edilemeyeceği hususu yasal bir zemine sahiptir.

48. Anılan mevzuat hükümlerinin ve buna dayalı Yargıtay

uygulamasının belirli, öngörülebilir ve ulaşılabilir olduğu açıktır. Bu

itibarla derece mahkemelerinin kararlarının dayandığı gerekçeler ile yukarıda

belirtilen mevzuat hükümleri dikkate alındığında başvurucunun mülkiyet hakkına

yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı değerlendirilmiştir.

ii. Meşru Amaç

49. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı

ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı,

mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılması

imkânı vermekle bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkının

kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda bir

sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır (Nusrat Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §

53).

50. Liman işletmeleri, teslimatı talep edilen eşyaya ilişkin

belgeleri 4458 sayılı Kanun ile Gümrük Yönetmeliği hükümlerine istinaden kendisinde

bulunan kayıtlarla karşılaştırılarak kontrol etmek suretiyle ifa yardımcıları

olmaları hasebiyle taşıyanlara olan sorumluluklarını yerine getirmektedir.

İşletmelerin bu görevleri kapsamında yaptıkları kontroller sonucunda doğru

eşyanın doğru alıcılara tesliminin sağlanabilmesi için eşyanın teslimini talep

eden alıcıların idarelere ibraz ettikleri belgeler üzerinde yer alan bilgiler

ile liman kayıtlarının bire bir uyuşması gerekmektedir. Bu kontrol işleminin

önemli bir amacı da taşıyanların alacaklarını tahsil edemedikleri takdirde yük

üzerindeki hapis haklarını kullanabilmelerinin sağlanmasıdır. Liman

işletmelerinin tüm bu görev ve sorumluluklarını yerine getirebilmeleri ve

yardımcıları oldukları taşıyanların talimatlarına uygun hareket edebilmeleri için

de kendilerine sıkı belge kontrolleri yapma ve eksik belgeyle başvuru

yapanların teslim taleplerini karşılamama şeklinde kapsamlı yetkiler

verilmesinde kamu yararının bulunduğu açıktır. Nitekim emtiayı taşıyıcılarının

rızaları dışında teslim eden liman işletmelerinin hukuki ve cezai

sorumluluklarının bulunduğu gerçeği de dikkate alındığında bu yetki kapsamında

yapılan sıkı belge kontrolleri ile taşıyan sıfatına sahip gemi donatanlarının

ve onların temsilcileri olan gemi acentelerinin de taşıyan sıfatına sahip

taşıma işleri komisyoncuları, liman idareleri ve mal alıcısı firmaların da

ortak yararına bir uygulamanın gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

51. Somut olayda da taşıyan tarafından 27/6/2011 tarihli yazı

ile navlun ücretinin tahsil edilemediği, bu ücretler tahsil edilinceye kadar

yük üzerinde hapis hakkı bulunduğu ve alacakları tahsil edilinceye kadar

yüklerin teslim edilemeyeceği liman işletmesi ile Ambarlı Gümrük Müdürlüğüne

bildirilmek suretiyle hapis hakkı kullanılmıştır. Bu durumda henüz teslimi

gerçekleşmeyip antrepolarda bekletilen emtia üzerinde hapis hakkı bulunan

taşıyanların bu haklarının korunmasını teminen

alıcılardan Yük Teslim Talimat Formu talep edilmesinde ve bu belgenin temin

edilmemesi hâlinde malların tesliminden kaçınılmasındakamu

yararı mevcut olup müdahalenin meşru bir amaç taşıdığı kuşkusuzdur.

iii. Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

52. Son olarak kamu makamlarınca başvurucu Şirketin mülkiyet

hakkına yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı

gerçekleştirmek için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük

ilişkisinin olup olmadığı değerlendirilmelidir.

53. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen

müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç

bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale

ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık

ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul

bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,

K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127,

22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve

diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

54. Ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş

olacaktır. Müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken Anayasa Mahkemesi, bir

taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini ve diğer taraftan müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını da gözönünde tutarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate

alacaktır (Arif Güven, B. No:

2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

55. Başvuru konusu olayda liman idaresince yapılan kontroller

sonucu ibraz edilen belgelerdeki bilgiler ile idare kayıtlarında yer alan

bilgiler arasında farklılıklar bulunması hâlinde gerekli düzenlemelerin

yapılmasının istenmesinin ve bu düzenlemelerin yapılmaması hâlinde malların

tesliminden kaçınılmasının ulaşılmak istenen kamu yararı amacını

gerçekleştirmeye elverişli ve bu amaç doğrultusunda gerekli olduğu

tartışmasızdır. Ancak bunun yanında müdahalenin orantılı olup olmadığı da

değerlendirilmelidir.

56. Somut olayda ithal konusu mal K. Limanı'na ulaşmış ve K. A.Ş.nin Gümrük Müdürlüğü adına işlettiği ve gümrüklü saha

olan geçici eşya depolama alanına teslim edilmiştir. Gümrük işlemlerinin

tamamlanması üzerine geçici antrepoya konulan emtianın teslimi amacıyla

konşimento alıcı nüshaları ve diğer gerekli belgeler ibraz edilmiş, gerekli

kontroller sonrasında eşyanın teslimi için kontrol fişinin düzenlenmesinden

sonra konteyner ücretleri yatırılmış, eşyanın yüklenmesi için araçlar limana

getirilmiş, fakat liman işletmesi teslimden kaçınarak eşyayı araçlara

yüklememiştir. Liman işletmesi, eşyayı teslim etmeme gerekçesi olarak

Denizcilik Müsteşarlığının 17/5/2011 tarihli ve 14765 sayılı yazısını

göstermiştir. Anılan yazıda, mal teslimatı için ibraz edilmesi gereken belgeler

arasındayük teslim talimat formları da sayılmıştır.

Buna mukabil başvurucu Şirket, anılan belgeyi ibraz etmemiştir. Esasında

başvurucu Şirketin bu şekilde kendisine ait olduğunu iddia ettiği emtianın

tesliminin engellenmesinin kendisi açısından bir külfete yol açtığı

kuşkusuzdur. Üstelik başvurucu Şirket, kendi iddiasına göre emtianın bedelini

ödemiş ve eşyayı temsil eden kıymetli evrak niteliğindeki konşimento ile liman

işletmesine başvuru yapmıştır.

57. Ancak liman işletmeleri, ifa yardımcıları olmaları nedeniyle

taşıyanlara karşı çeşitli sorumluluklar taşımaktadır (benzer yönde bir

değerlendirme için bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E:2013/15901, K:

2014/16752 sayılı kararı). Liman işletmeleri bu sorumluluklarını ise teslimatı

talep edilen eşyaya ilişkin belgeleri 4458 sayılı Kanun ile Gümrük Yönetmeliği

hükümlerine istinaden kendisinde bulunan kayıtlarla karşılaştırarak kontrol

etmek ya da talimatnameye uygun olarak alıcılardan Yük Teslim Talimat Formu gibi belgeler istemek suretiyle

yerine getirmektedir. Özellikle somut olayda olduğu gibi taşıyanca

ithal konusu mal üzerinde hapis hakkının kullanılmasının söz konusu olduğu

durumlarda bu uygulamaların varlığı daha fazla önem kazanmaktadır.

58. Bu durumda taşıyanların yardımcısı konumundaki liman

işletmesinin eşyanın gönderilene teslimini yaptığı andan itibaren sorumluluğu

sona erecektir. Bu itibarla liman işletmesi, taşıyandan aldığı talimat

doğrultusunda malı kime teslim etmesi gerekiyorsa ona teslim edecektir. Diğer

bir deyişle liman işletmesinin sıkı belge kontrolünde bulunuyor olmasının,

taşıyanın teslime yönelik rızasını tevsik eder mahiyetteki belgelerin

varlığının aranmasının ve uluslararası deniz taşımacılığı mevzuatının bu

noktada esnek olmayan hükümler içermesinin deniz ticaretinin belirli bir

güvenlik seviyesinde seyri için elzem olduğu hususunda genel geçer bir yaklaşım

bulunmaktadır.

59. Diğer yandan limandan eşya çekilebilmesi için gerekli olan

belgelerin neler olduğuna ve bu belgelerin temin edilememesi hâlinde

eksikliklerin nasıl tamamlanabileceğine ya da bu belgelerdeki hatalı kayıtların

düzeltilmesi yol ve yöntemlerine de ilgili mevzuatta ve kısmen de Denizcilik

Müsteşarlığının 14765 sayılı talimatında yer verilmiştir. Nitekim somut olayda

yapılan başvuru üzerine liman işletmesi; limandan eşya çekilmesi ile ilgili

rutin işlemlerin yerine getirilmesi hâlinde eşyanın tesliminin

gerçekleştirilebileceğini belgeleri sunan Şirket temsilcisi aracılığıyla başvurucu

Şirkete müracaat sırasında bildirmiştir. Bu kapsamda başvurucu Şirketten ithal

konusu emtiaya ilişkin Yük Teslim Talimat Formu'nu

temin etmesi talep edilmiştir.

60. Bu durumda acentesinden veya taşıyandan alınacak Yük Teslim

Talimat Formu ile malın teslimatının sağlanmasına imkân veren söz konusu hukuki

enstrümanın varlığı, başvurucu Şirkete yüklenen külfeti hafifletmekte ve bu,

ticari işlemin tüm taraflarının menfaatine olan ve gemi taşımacılığında ticari

güvenin tesisi için elzem olan mezkûr uygulamanın teşkil ettiği müdahaleyi ölçülü

kılmaktadır. Liman işletmesinin taşıyanların talimatı anlamına gelen ordino kesilmesi ya da Yük Teslim Talimat

Formu verilmesi işlemlerine rağmen malları teslimden kaçınması hâlinde ise

müdahalenin ölçüsüz olacağı açıktır. Bununla birlikte somut olayda başvurucu

Şirket, bu tür bir işlemin tesisini teminen acente

nezdinde herhangi bir girişimde bulunduğuna ilişkin bir bilgi veya belge

sunmamıştır.

61. Diğer yandan liman işletmesi 24/8/2011 tarihli yazısında

Denizcilik Müsteşarlığının mezkûr talimatı gereği teslimat için gerekli belge

olan Yük Teslim Talimat Formu'nun temin edilmemesi

nedeniyle emtianın teslim edilemediğini, emtianın hâlen geçici depolama yerinde

bulunduğunu ve anılan belgenin temini durumunda her zaman emtianın tesliminin

gerçekleşebileceğini ifade etmiştir.

62. Üstelik ithalata konu emtianın teslim alınması anına kadar

eksik olan belgeleri sunabilecek acenteler ve gümrük müşaviri gibi muhatapların

bulunduğu, eksiklikleri tamamlanması istenen belgelerin ayrım gözetilmeksizin

tüm mal ithalatçısı firmalardan talep edildiği gerçeği de dikkate alındığında

başvurucu Şirketin beklemediği bir taleple karşılaşmış olduğunu söylemek de mümkün

değildir.

63. Bunun yanı sıra liman işletmesinin Denizcilik

Müsteşarlığının 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesi çerçevesinde

verdiği talimatlarla bağlı olduğu, anılan talimatlar aleyhine idari yargı

yoluna başvurulabileceği, nitekim başvurucu Şirketçe de mezkûr talimatın iptali

istemiyle ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay Onuncu Dairesinde dava

açıldığı dikkate alındığında liman işletmesinin talimat gereği Yük Teslim

Talimat Formu'nu istemek durumunda kaldığı hususunun

başvuru Şirketçe kabul edilip öngörüldüğü anlaşılmaktadır.

64. Ayrıca talep konusu emtia hâlihazırda depoda durduğu için

başvurucu Şirketin malik olduğunu iddia ettiği bu emtianın vasıtasız

zilyetliğine hâlâ ulaşabilmesi imkân dâhilindedir. Başvurucu Şirket, her ne

kadar emtianın teslimi için gerekli olan ordinoların artık uygulamada

geçerliliğinin kaldırıldığını belirtmiş ise de taşıyanların imzalayarak yükün

teslimine rıza gösterdiklerini ifade ettikleri ve yük teslim talimat formu,

yük teslim belgesi, etiketli

konşimento veya ordino

gibi farklı isimler verilen bu belgeler hukuki geçerliliği bulunmayan

belgelerden olmayıp ulusal ve uluslararası ticaret ve taşımacılıkta yüklerin

teslimi için geçerli ve gerekli belgeler olduğu hususunda bir uzlaşı

bulunmaktadır.

65. Bu durumda somut olayda liman idaresinin cevap yazılarında

da işaret edilen ve başvurucu Şirketin maliki olduğunu iddia ettiği mallarına

ulaşabilmesini sağlayan hukuki yolların bulunduğu, depodaki malların

tasfiyesine gidilmeyip hâlihazırda herhangi bir işleme tabi tutulmadan orada

tutulduğu dikkate alındığında başvurucu Şirkete şahsi olarak aşırı ve olağan

dışı bir külfet yüklenmediği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak olayda başvurucunun

ithal ettiği eşya, taşıyanla yapılan sözleşmedeki edimler yerine getirilmediği

için hapis hakkı çerçevesinde liman idaresince teslim edilmemiştir. Kanuni

dayanağı ve meşru amacı bulunan müdahale yönünden ölçülülük bağlamında

başvurucunun sözleşmedeki edimlerini yerine getirerek taşıyan veya acentesinden

alacağı Yük Teslim Talimat Formu ile her zaman eşyayı teslim alabileceği

anlaşılmaktadır. Bu sebeple somut olay bakımından başvurucu Şirketin mülkiyet

hakkının korunması ile kamunun yararı arasında olması gereken adil denge

bozulmadığı için müdahale ölçülü bulunmuştur.

66. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

27/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

M. Emin

ŞAHİNER

Başvurucu : Özimeks Sanayii Ürünleri Ticaret Ltd. Şti.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/13851, 27 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Dava Öncesi Süreç
  7. K. Liman Hizmetleri ve Lojistik Sanayi Ticaret A.Ş.nin
  8. B. Dava Süreci
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Mevzuat Hükümleri
  11. B. Yargı Kararları
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  16. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Yıldırım
  18. Topal
  19. M. Emin KUZ
  20. M. Emin
  21. Şahiner
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/13851
Tarih
27 Haziran 2018

İlgili Kararlar

  • Muhittin Pirinççioğlu Başvurusu (B. No: 2015/16260)
  • Harun Öksüz Başvurusu (B. No: 2016/21060)
  • Recep Uygun Başvurusu (B. No: 2016/76351)
  • Manzura Jumaeva Başvurusu (B. No: 2015/1474)
  • Mukaddas Khudoyarova Başvurusu (B. No: 2018/1105)
  • Ali Rıza Ak Başvurusu (B. No: 2015/15965)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.