İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Recep Uygun Başvurusu (B. No: 2016/76351)

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması, soruşturma dosyasına

Başvuru No2016/76351Tarih12 Haziran 2018Okuma24 dk · 4.733 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Recep Uygun Başvurusu

Karar tarihi
12 Haziran 2018
Başvuru Numarası
2016/76351
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.733 kelime·24 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması, soruşturma dosyasına

ilişkin olarak kısıtlılık kararı verilmesi ve gözaltı süresinin makul olmaması

nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; arama ve el koyma

işlemlerinin hukuki olmaması, ceza infaz kurumunda avukatla gizlilik içinde

görüşülememesi ve savunma hakkının kısıtlanması nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucu ile birlikte başvuruda bulunan A.E.

yönünden kişi yönünden ayırma kararı verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü

hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl bugüne kadar birçok kez

uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-

bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden

ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)

ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz

ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

8. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbe

girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin

kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil

toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar

yürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri

uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)

[GK], B. No: 2016/23672, 11/01/2018, § 12).

9. Başvurucu hakkında FETÖ/PDY'nin

Ezine ilçesinde iş dünyasına ilişkin örgütlenmesine yönelik olarak Ezine

Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kaspamında

22/7/2016 tarihinde gözaltı kararı uygulanmış ve başvurucu Ezine Sulh Ceza

Hâkimliğinin 28/7/2016 tarihli kararıyla adli kontrol şartıyla serbest

bırakılmıştır. Başvurucu 18/10/2016 tarihinde tekrar gözaltına alınmış ve Ezine

Sulh Ceza Hâkimliğinin 19/10/2016 tarihli kararıyla silahlı terör örgütüne üye

olma suçundan tutuklanmıştır. Kararın ilgili bölümü şöyledir:

"...

şüphelinin delilleri karartma şüphesinin bulunduğu, şüphelinin üzerine atılı suç

yönünden kuvvetli suç süphesi altında bulunduğuna

dair somut delillerin mevcut olduğu anlaşılmıştır.

Şüphelilere isnat edilen Silahlı Terör

Örgütüne Üye olma suçunun CMK'nın 100/3-a madesinde sayılan katalog suçlardan olması nedeniyle

tutuklama nedeninin de mevcut olduğu Hakimliğimizce kabul edilmiştir.

Şüphelilere isnat edilen suçun ceza miktarı da

dikkate alındığında adli kontrol tedbirlerinin, etkin kontrol tedbirleri olarak

değerlendirilmeyecekleri nazara alındığında ölçülülük kriterinin de

gerçekleştiği anlaşıldığından, şüphelilerin üzerine atılı suçtan CMK.nun 100.maddesi gereğince TUTUKLANMALARINA karar

verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

..."

10. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Çanakkale Sulh

Ceza Hâkimliği 27/10/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.

11. Başvurucu, anılan kararı 28/11/2016 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

12. Başvurucu 5/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

13. Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının 21/12/2016 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma ve 16/2/2013

tarihli 6415 sayılı Terörizmin Finansmanın Önlenmesi Hakkındaki Kanun'a

muhalefet suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle Çanakkale

Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davası açılmıştır.

14. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede başvurucunun

üzerine atılı suçları işlediğine ilişkin olarak;

i. FETÖ/PDY liderinin talimatı sonrası başvurucunun Bank Asyada hesap açtırması ve öncesinde de bu Bankayı aktif

olarak kullanması,

ii. Örgüte himmet

adı altında para toplayarak ve para vererek finansal destek sağlaması,

iii. Örgüt talimatı ile düzenlenen ve örgüt liderinin

videolarının izletildiği haftalık toplantılara katılması,

iv. Başvurucunun ikametinde/işyerinde/araçlarında yapılan adli

arama sonucu örgüte müzahir olduğu belirtilen dergi, gazete, soru bankası ve darbe oyunu adlı kitabın ele geçmesi,

v. Örgüte müzahir olduğu belirtilen Şirkete ortak olması,

vi. Örgüte müzahir olduğu belirtilen FEM dershanesi kurumunda

yöneticilik yapması,

vii. Örgüte müzahir olduğu belirtilen televizyon kanallarının

çeşitli televizyon platformlardan çıkarılması sonrası bu durumu protesto etmek

amaçlı başvurucunun televizyon platform aboneliklerini sonlandırması,

viii. Örgüte müzahir olduğu belirtilen gazete ve dergilerin

abone sayısını artırma yönünde çalışma yürütmesi,

ix. Örgüte mensup olduğuna ilişkin olarak yer, zaman ve somut

olgu isnadı içeren tanık beyanlarının bulunması, bu kapsamda;

- Tanık M.S.P.nin başvurucunun

yöneticisi olduğu dershanenin de bağlı olduğu Şirketin muhasebecisi olduğunu,

yıllık ortalama 70.000 TL himmet

adı altında örgüte para toplandığını, başvurucunun da bu şekilde para

verdiğini, her hafta Salı günü FEM dershanesinin üst katında saat 20.00 ile

21.00 arasında rutin olarak yapılan toplantılara başvurucunun da katıldığını,

bu toplantılarda örgüt liderinin video kayıtlarının izletildiğini, tüm

yatırımların Bank Asyaya yapılması yönünde

telkinlerde bulunulduğunu, bu toplantıların bazı zamanlarda başvurucunun evinde

de yapıldığını beyan etmesi,

- Tanık A.Y.nin başvurucuyu birçok kez

örgüte ait olduğu belirtilen eve girip çıkarken gördüğünü, toplantılar için

gerekli gıda alışverişini başvurucunun yaptığını beyan etmesi,

- Tanık H.Y.nin başvurucunun haftalık

örgüt toplantılarına katıldığını beyan etmesi,

- Tanık M.Ç.nin örgüte müzahir olduğu

belirtilen yurtta görevli olduğunu ve yurtla ilgili çeşitli zamanlarda para

lazım olduğunda başvurucunun yanına giderek kendisinden para aldığını,

başvurucunun örgüt toplantılarına katıldığını beyan etmesi,

x. Başvurucunun yöneticiliğini yaptığı örgüte müzahir eğitim

kurumunda bulunan kasa içinde iki adet 1 dolarlık banknot ele geçmesi

olgularına dayanıldığı görülmüştür.

15. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede eğitim-öğretim

faaliyetlerinin FETÖ/PDY içindeki anlam ve önemi konusunda yapılan

değerlendirme şu şekildedir:

"...

Örgütün önemli bir ayağını 'öğrenciler'

oluşturmaktadır. Bu öğrenciler, toplumun çeşitli kesimlerinden özellikle de

kırsal bölgelerden şehirlere gelen fakir aile çocuklarından oluşmaktadır.

Örgütün, okul ve dershanelere yönelmesinin temel amacı PDY'ye

öncülük edebilecek ve zamanla kadrolarında yer alabilecek zeki kişileri

yetiştirmektir. Bugün gelinen noktada; yıllardır her dile getirildiğinde

reddedilmeye çalışılan ve tepki gösterilen; 'F. Gülen ve örgütünün amacının,

açtıkları okullar sayesinde Türkiye'de ve çevre ülkelerde bir yönetici sınıfı

oluşturmak' iddiasının doğrulandığı görülmüştür. Işık evleri ile alakalı olarak

F. Gülen; 'Bu evler; bir medrese gibi işler, bir mektep gibi işler, hususi/ile

her şeyin kapandığı bütün kapılara kilit vurulduğu bir dönemde bu evler

geçmişte olan misyonlarından büyük misyon yüklenirler, çünkü geçmişte bu evlerin

yaptığı vazifeterin bazılarını medrese yapar,

bazılarını zaviye yapar' ifadelerini kullanmıştır. Örgüt evleri yurtları ya da

dershanelerinden yetişerek kendilerine değişik görev, sorumluluk ve misyon

yüklenmiş kişilerin kamuoyuna yansımış açıklamalarından sistemin isleyişine

ilişkin aşağıdaki bazı tespitleri yapmak mümkündür;

1- Örgütle ilk karşılaşmalar genellikle

dershanelerde ya da benzeri eğitim kurumlarında olmakta,

2- Temas sağlanan öğrenciler abilerin sorumlu

oldukları evlere dağıtılmakta,

3- Öğrenciler belirli bir okula yerleştirilmek

isteniyorsa, sınavlara bir kaç ay kala gruplar halinde

farklı yurtlara çıkarılmakta, bu gruplar, daha sonra daha küçük gruplara

ayrılmaktadır.

4- Her öğrenciye 'kod' adı verilmektedir,

'Paralel Devlet' dediğimiz yapılanma içerisinde, aslında bölgesinden

birimlerine kadar herkes 'kod isim' kullanmıştır. Hatta kalınan öğrenci

evlerine bile kod adı verilmiştir.

5- Mülki İdare, Emniyet, TSK ve Yargı gibi

stratejik kurumlar için hazırlanacak öğrenciler, daha özel şartlarda seçilip,

özel şartlarda hazırlanmaktadır. Bunlar özellikle 'dörder kişilik gruplar'

halinde hazırlanrnakta ve bunların mümkün olduğunca

diğerleriyle teması sınırlanmaktadır, Bunlara 'hücre tipi' yapılanma modeli

uygulanmaktayken okullara, Polis Akademisi ve Polis Koleji'ne sokulacak

öğrenciler, kesinlikle kendi dershanelerine gerçek isimleri ile kayıt

edilmemektedir. Bu öğrencilere sınav sorulrı

sınavlardan önce verilir. Buna örgüt jargonunda 'Fetih okutmak' denir. 'Fetih

okutmak', 'sınavda çıkacak soruların öğrencilere okutulup ezberletilmesi'

demektir.

6- Özellikle Hukuk Fak. okuyan öğrencilere

'top-sakal' bıraktırıp, küpe taktırarak, girecekleri ortamda kimliklerini

gizlemeleri için 'stil çalışması' yaptırdıkları,

7- Dershaneler. örgütün

adeta vesayet araçlarıdır. Çocukların ve ailelerin bilgilerinin depolandığı bir

veri tabanıdır. Bu yapının, her ilde en az bir okulu olmakla birlikte, aileler çocuklannın etiketlenmesini istemediği için pek fazla

göndermemektedirler. Fakat dershaneler için bu ihtimal daha az olduğundan,

dershanelerine daha fazla öğrenci gitmekte ve aileleri bu yapının içine

çekebilmektedir. Dolayısıyla konunun sadece eğitim olmadığı, PDY 'nin; dershaneler üzerinden çocuklara, ailelere, il ve

ilçelere, köylere ulaştığı ve kontrol ettiği anlaşılmaktadır. Bu bağı

kopartacak şekilde, dershanelere gerek kalmayan bir sistem getirildiğinde artık

PDY'ye ya da benzeri bir yapıya ihtiyaç

kalmayacaktır. Dershanelerin kapatılmasına yönelik siyasi iktidarca yapılan

çalışmalara cemaatin yoğun tepki gösterdiği,

8- PDY 'abilik' ve 'ablalık' müessesiyle

çocukları adeta ailelerinden daha iyi tanır hale gelmekte. gelişimini

takip etmekte ve bu çocuklar bahanesiyle ailelerinin evlerine gelip bilgi

toplayıp, not etmektedir. Ailenin dini, siyasi, ekonomik, demografik, eğitim. kültürel, etnik vb. durumu o defterlerde kayıtlı olup, adeta

aileler fişlenmektedir. Bu şekilde Gülen örgütünün elinde, 'geniş bir

demografik arşivin oldugu, bilinmektedir.

Sonuçta 'eğitim alanı', örgüt için adeta bir

'ara yüz' konumundadır. Zira 'eğitim alanı', örgüt açısından 'üç temel'

fonksiyon görmektedir. Her şeyden önce 'insan' kaynağı sağlamakta; ikinci

olarak ekonomik kaynak temin etmekte ve üçüncü olarak ise, belki her şeyin

ötesinde, hareketin meşru gibi görünmesini sağlamaktadır. Üçüncü fonksiyon

diğer ikisinden daha önemlidir çünkü eğitim faaliyetleri, diğer gayri meşru

faaliyetleri kamufle etmektedir.

..."

16. Mahkemenin 11/12/2017 tarihli kararı ile başvurucunun

silahlı terör örgütü üyeliği suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Mahkemenin

gerekçeli kararında;

i. Başvurucunun örgüte müzahir olarak değerlendirilen Şirkete

ortak olması ve bu Şirkete ait eğitim kurumunda yöneticilik yapması,

ii. Başvurucunun terör örgütü liderinin 25/12/2013 tarihli Bank Asyaya para yatırılmasına yönelik talimatından sonra

9/1/2014 tarihinde 7.500 TL tutarında katılım hesabı açtırması ve 11/2/2014

tarihinde söz konusu katılım hesabına 5.000 TL daha yatırması,

iii. Tanık beyanlarına göre başvurucunun örgütsel faaliyet

kapsamındaki toplantılara katılması ve örgüte finansal destek vermesi,

iv. İddianamede belirtilen deliller dışında başvurucunun örgüt

üyelerinin gizli haberleşme ihtiyacını karşılamada kullanıldığı iddia edilen Kakao Talk isimli programı cep telefonunda

kullanması

hususlarının mahkûmiyet kararına esas alındığı

görülmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar

başlıklı 100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı

halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

...

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine

Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

..."

18. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

kararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2)

Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin

reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."

19. 5271 sayılı Kanun'un "Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi" kenar

başlıklı 153. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"(2) Müdafiin

dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın

amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim

kararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkin

yürütülen soruşturmalarda verilebilir:

a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

...

7. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine

Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316),

..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 12/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddialar

1. Gözaltı Süresinin

Makul Olmadığı İddiası

a. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, beş gün boyunca gözaltında kalmasına rağmen

hakkında herhangi bir adli işlem yapılmadığını belirterek gözaltında tutulduğu

sürenin makul olmadığını ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına

ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi

gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:

2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet

Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:

2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim

Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

23. Öte yandan Anayasa Mahkemesi olağanüstü hâl ilanı sonrasında

uygulanan olağan döneme göre daha uzun süreli gözaltı tedbirleri yönünden de bu

sürelerin makul olmadığı şikâyetlerini incelemiş ve bu konuda 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi

gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456,

26/12/2017, §§ 30-37; Mehmet Hasan Altan

(2), §§ 84-93).

24. Somut olayda yakalama ve gözaltı sürecinden sonra tutuklanan

başvurucu yönünden, gözaltında tutulma süresinin makul olmadığına ilişkin

iddialarla ilgili olarak anılan kararlarda varılan sonuçlardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu; tutuklanmasına delil olarak gösterilen hususların

yasal birtakım işlemlerden ibaret olduğunu ve bunların tutuklanmasına delil

olarak ileri sürülemeyeceğini, ayrıca aynı soruşturma kapsamında daha önce

hakkında verilen adli kontrol tedbirine üç ay boyunca uygun davranmış olmasına

rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini belirterek tutuklama kararının

hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

27. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

28. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki

iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Uygulanabilirlik

Yönünden

30. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen

ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne

dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz

ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu

mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

31. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı

dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları incelerken

Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkin

güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191). Soruşturma mercilerince

başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun

darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyesi

olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını

gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158,

26/7/2017, § 57).

32. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

Selçuk Özdemir, § 58).

ii. Genel İlkeler

33. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konulduktan

sonra ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek

şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı

olarak sayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

34. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale

olarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama

tedbirinin niteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın

ilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına

dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).

35. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklama ancak

suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla tutuklamanın ön

koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin bulunmasıdır. Bunun için

suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi gerekir (Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272,

4/12/2013, § 72).

36. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,

tutuklama kararının kaçma ya da "delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini

önlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesine göre de şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığın

davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya

başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli

şüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıca

işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedeninin

varsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).

37. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve

özgürlüklere yönelik sınırlamaların ölçülülük

ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacak

hususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacak

olan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).

38. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçun

işlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerinin

bulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikle

anılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla ve

delillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesine

kıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım

(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123). Bununla birlikte

yargı mercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığı

Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustaki

denetimi, somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkin

süreç ve tutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:

2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir, § 76; Gülser Yıldırım (2), § 124).

iii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

39. Başvurucu, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca

tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin

kanuni dayanağı bulunmaktadır.

40. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

41. Başvurucu hakkındaki soruşturma belgeleri incelendiğine

başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken FETÖ/PDY örgütüne üye olması ve bu

kapsamda Çanakkale'nin Ezine ilçesinde örgüt adına faaliyet yürüterek örgüte

finans kaynağı sağlaması, Ezine ilçesindeki örgüt yapılanması içerisinde üst

düzeyde bulunan kişiler arasında yer alması olgularına dayanıldığı

görülmektedir. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede söz konusu olguların delillendirilmesinde belirtilen, başvurucunun örgüt

liderinin talimatı sonrası Bank Asyada hesap

açtırması ve bu Bankaya para yatırması, başvurucunun örgüt üyesi olduğu

yönündeki tanık anlatımları, başvurucunun darbe teşebbüsünden sonra kapatılan

örgüte müzahir eğitim kurumunda yöneticilik yapması (bkz. § 14) eylemlerinin

başvurucunun tutuklanması için gerekli olan kuvvetli belirtiyi oluşturup

oluşturmadığı hususunda inceleme yapılacaktır.

42. Başvurucu hakkındaki mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde

başvurucunun 2014 yılının Şubat ayında Bank Asyada katılım hesabı açtırdığı ve bu hesaba toplam 12.500

TL para yatırdığı tespitlerine yer verilmiştir. Başvurucu; söz konusu hesap

açtırma ve para yatırma işlemi ile ilgili olarak vermiş olduğu savunmada iş

adamı olması nedeniyle birçok bankayla çalıştığını, örgüt liderinin talimatı

ile para yatırmadığını belirtmiştir. Soruşturma ve kovuşturma makamlarınca,

başvurucunun belirtilen tarihte anılan Bankada hesap açtırmasının FETÖ/PDY

örgüt liderinin 2013 yılı sonunda yapmış olduğu çağrıdan kısa bir süre sonra

gerçekleşmiş olması başvurucunun örgüt ile bağı hususunda kuvvetli delil olarak

kabul edilmiştir. Bu doğrultuda, başvurucunun tutuklanması olgularına dayanak

teşkil eden ve başvurucu yönünden suç şüphesinin varlığını doğrulayan kuvvetli

belirtinin dosya kapsamında bulunduğu yönündeki yargılama makamlarınca yapılan

değerlendirmelerin keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez (benzer yöndeki karar

için bkz. Metin Evecen, B. No:

2017/744, 4/4/2018, § 59).

43. Başvurucunun FETÖ/PDY üyesi olduğukonusunda

yargı mercilerince kuvvetli delil olarak kabul edilen haftalık ve aylık

düzenlenen rutin FETÖ toplantılarına katıldığı, çeşitli tarihlerde birçok kez

örgüte maddi destek sağladığı, FETÖ ile irtibatlı kişi ve kurumlarla sıkı

irtibat içinde olduğu yönünde tanık anlatımları da (bkz. § 14) bulunmaktadır. Söz

konusu tanık anlatımları yer, zaman, kişi ve eylem bilgileri ihtiva etmekte ve

bu anlamda yargı makamlarına denetim yaparak söz konusu beyanları doğrulama ya

da çürütme imkânı tanımaktadır. Bu doğrultuda başvurucunun tutuklanmasında söz

konusu tanık anlatımlarının yargı makamlarınca kuvvetli bir belirti olarak

kabul edilmesi yönündeki değerlendirmelerinin keyfî ya da temelsiz olduğu

söylenemeyecektir (benzer yöndeki karar için bkz. Metin Evecen, § 58).

44. Öte yandan Anayasa Mahkemesi FETÖ/PDY'nin

örgüt yapısı ve özellikleri konusunda Aydın

Yavuz ve diğerleri (§ 26) kararında yargı makamlarının çeşitli

değerlendirmelerine yer vermiştir. Bu kapsamda genel olarak FETÖ/PDY hakkında

yürütülen soruşturmalar ve kovuşturmalarda, söz konusu örgütün eğitim-öğretim

faaliyetlerine ayrıca bir önem verdiği ifade edilmiştir. Benzer şekilde

başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede de eğitim ve öğretim faaliyetlerine

ayrıntılı olarak yer verilmiş ve bu hususun örgüt için son derece önemli olduğu

belirtilmiştir (bkz. § 15). Söz konusu değerlendirmelerde örgütün devlete gizli

şekilde sızmak ve etkin noktaları ele geçirmek için ihtiyacı olan insan

kaynağını sahip olduğu eğitim kurumları ile elde ettiği ve yönettiği, ayrıca bu

kurumlar aracılığı ile kendisine finans kaynağı da yarattığı bilgilerine yer

verilmiştir. FETÖ/PDY'nin insan ve finans kaynağı

temininde oldukça etkin şekilde kullandığı iddia edilen bünyesindeki eğitim ve

öğretim kurumlarının yönetimini de bu doğrultuda çok güvendiği üyelerine -hatta

bunların içinde güven bakımından daha önceliği bulunan kişilere- teslim ettiği

yönünde temelsiz sayılamayacak yargısal değerlendirmeler bulunmaktadır.

45. Soruşturma makamı başvurucunun 17/12/2013 tarihinde

Çanakkale'nin Ezine ilçesinde faaliyet yürüten FEM dershanesi işletmesine ortak

olduğunu ve bu kurum kapatılana kadar dakurumun

yöneticiliğini yaptığını iddia etmiştir. İlk derece mahkemesinin gerekçeli

kararında ise 15 Temmuz darbe girişimi sonrası anılan eğitim Kurumunun ait

olduğu şirketin FETÖ/PDY ile iltisakı nedeniyle 670

sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi ile kapatıldığı

belirtilmiştir. Başvurucunun başvuru formu ve/veya eklerinde bu iddiaların

doğru olmadığı yönünde bir şikâyetinin de bulunmadığı tespit edilmiştir.

46. Yargı makamlarının örgütün eğitim kurumları hakkındaki

yukarıda belirtilen (bkz. § 15) genel değerlendirmeleri de gözönüne

alındığında FETÖ/PDY'nin kuruşundan beri temel

faaliyet alanlarının başında eğitim faaliyetinin geldiği anlaşılmaktadır. FETÖ/PDY'nin eğitim alanındaki faaliyetleri yapılanmanın insan

kaynağı ve maddi kaynak elde etmesinin başlıca aracı olmuştur. Bu nedenle başta

FETÖ/PDY'nin kurucusu ve lideri Fetullah

Gülen olmak üzere örgüt yöneticilerinin yapılanmayla bağlantılı eğitim

kurumlarına ayrı bir önem verdikleri ve örgütsel faaliyetlerin önemli bir

bölümünün de bu kurumlar üzerinden gerçekleştirildiği, bu kurumlarda örgütsel

toplantıların yapıldığı bilinmektedir. Bu durumda bir kişinin FETÖ/PDY ile

bağlantılı olduğu tespit edilen bir eğitim kurumunda yöneticilik yapmasının

ve/veya bu kurumlarda ortak olarak yer almasının söz konusu kurumlarda istihdam

edilen ve yönetici talimatı ile hareket etmekle yükümlü olan kişilerden farklı

değerlendirilmesi gerekir.

47. FETÖ/PDY'nin özellikleri, eğitime

verdiği önem, FEM dershanelerinin bu yapılanmayla olan bağlantısına ilişkin

olgular, başvurucunun bu kurumda ortaklık ve yöneticilik yaptığı dönem ile bu

süreçte FETÖ/PDY ile ilgili ülke genelinde yaşanan olgular (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 12-25)

birlikte değerlendirildiğine başvurucunun söz konusu eğitim kurumunda açıklanan

şekilde yöneticilik yapmasının da FETÖ/PDY ile örgütsel bir ilişki içinde

olduğuna ve dolayısıyla suç işlediğine dair kuvvetli bir belirti olarak kabul

edilmesi gerektiğine yönelik değerlendirmenin keyfî ve temelsiz olmadığı

sonucuna varılmaktadır.

48. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin meşru bir

amacının olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede

tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı

edilmemelidir. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY ile

bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için

tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir.

Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında

ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde

delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha

fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 271, 272; Selçuk Özdemir,§§ 78, 79).

49. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütüne üye olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni

varsayılabilen suçlar arasındadır.

50. Somut olayda Ezine Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken tutuklama nedeni olarak başvurucunun üzerine

atılı suçun tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar listesinde olmasına dayanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla tutuklama

kararının verildiği andaki genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen

özel koşulları ile Ezine Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği

birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden dayanılan tutuklama

nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.

51. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151). Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin

-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir

şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde

yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Devran Duran, § 64). Özellikle darbe

teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği

ile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığında

bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık

olduğu ortadadır ( Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).

52. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate alındığında

Ezine Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat

edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna

varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

54. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.

maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

3. Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığına

İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

55. Başvurucu, soruşturma dosyasında bulunan kısıtlama kararı

nedeni ile hakkında toplanan delillerin neler olduğunu bilmediği için etkin bir

savunma geliştiremediğini ve tutuklama kararına itiraz edemediğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

56. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime yönelik

olarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin özgürlüklerinden mahrum

bırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini birçok

kararında incelemiştir. Bu kararlarda öncelikle yakalanan veya tutuklanan kişiye

yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki iddiaların bildirilmesi

gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat edilen suçlamalara esas

tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu bağlamda başvurucunun

tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları bilip bilmediği dikkate

alınmıştır (Günay Dağ ve diğerleri,

§§ 168-176; Hidayet Karaca, §§

105-107; Süleyman Bağrıyanık

ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, §§ 248-257).

57. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğa ilişkin

kararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğa ilişkin

dilekçeler ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde

başvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdar

olduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutukluluk

durumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığı

görülmektedir.

58. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Başvurucunun İddiaları

59. Başvurucu; hakkında açılan adli soruşturma kapsamında

yapılan adli arama ve el koyma işlemleri sırasında el konulan dijital verilerin

bir kopyasının kendisine verilmediğini, ceza infaz kurumunda avukatı ile

yaptığı görüşmelerin kayda alındığını ve bu görüşmenin zaman sınırlamasına tabi

tutulmasının savunma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

60. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

61. Adil yargılanma hakkı kapsamında dile getirilen ihlal

iddialarının bireysel başvuruya konu olabilmesi için yargılamanın

hakkaniyetinin zedelenecek olması ve bu ihlallerin yargılama sürecinin ileriki

aşamalarında telafi edilemeyecek nitelik taşıması gerekir. Belirtilen

koşulların oluşmaması hâlinde ikincillik ilkesi gereği adli süreç sonunda

verilecek nihai karardan sonra bireysel başvuruda bulunulmalıdır (Afitap Salman [GK], B. No: 2013/2105,

11/11/2015, § 22).

62. Somut olayda başvurucunun hak ihlali olarak ileri sürdüğü

hususların yargılamanın bütünü içinde her zaman telafi edilebilecek nitelikte

ihlal iddialarından ibaret olduğu ve başvurucu hakkındaki yargılamanın henüz

kesinleşmediği anlaşılmaktadır.

63. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gözaltı süresinin makul olmaması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

12/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Hüseyin KAYA

Başvurucu

:

Recep UYGUN

Vekili

:

Av. Hakan

ÜZENLİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/76351, 12 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal
  9. B. Adil Yargılanma
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Yıldırım
  12. Akıncı
  13. Topal
  14. M. Emin KUZ
  15. Üzenli
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/76351
Tarih
12 Haziran 2018

İlgili Kararlar

  • Manzura Jumaeva Başvurusu (B. No: 2015/1474)
  • Mukaddas Khudoyarova Başvurusu (B. No: 2018/1105)
  • Ali Rıza Ak Başvurusu (B. No: 2015/15965)
  • Hülya Karadeniz Başvurusu (B. No: 2015/19340)
  • Gülşen Tüzün Başvurusu (B. No: 2016/5147)
  • Barış Sarıtaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/161)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.