İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hülya Karadeniz Başvurusu (B. No: 2015/19340)

1. Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında ateşli silah

Başvuru No2015/19340Tarih27 Haziran 2018Okuma23 dk · 4.691 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hülya Karadeniz Başvurusu

Karar tarihi
27 Haziran 2018
Başvuru Numarası
2015/19340
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.691 kelime·23 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında ateşli silah

yaralanması sonucu ölüm olayının meydana gelmesi ve bu ölüm olayına ilişkin

etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru dilekçesi ile başvuruya konu soruşturma dosyası

içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Erzurum'un Ilıca ilçesi 33091 No.lu Akaryakıt

Bölük Komutanlığı emrinde asker iken 28/7/2002 tarihinde yaşamını yitiren 1982

doğumlu E.K.nın annesidir.

9. Olay hakkında yürütülen soruşturma dosyasındaki bilgi ve

belgelere göre 28/7/2002 tarihinde 21.00-23.00 saatleri arasında birliğin

nizamiyesindeki (2) No.lu kulübedenöbet tutmakla

görevli olan E.K.nın

bulunduğu yerden saat 22.30 sıralarında silah sesleri duyulmuştur. Sesin

geldiği yere gidilmesi üzerine başvurucunun oğlu E.K.nın çenesinin altından giren ve başının üst

kısmından çıkan mermilerle başından vurulmuş vaziyette olduğu görülmüştür.

Yapılan kontrolde E.K.nın

olay yerinde hayatını kaybettiği anlaşılmıştır.

10. Olay hakkında bilgilendirilen 9. Kolordu Komutanlığı Askerî

Savcılığı (Askerî Savcılık) nöbetçi savcısı, olayın gecikmesinde sakınca

bulunan hâllerden olduğunu değerlendirerek Olay Yeri İnceleme ekibiyle birlikte

saat 00.00 sıralarında ölümün gerçekleştiği yere gitmiştir.

11. Askerî savcının talimatları doğrultusunda gerçekleştirilen

olay yeri incelemesi sonucunda hazırlanan rapora göre olay, nizamiyenin

kuzeyindeki (2) No.lu nöbet kulübesinde meydana gelmiştir. Olay yeri inceleme

raporunda, boyutları 200x203x230 (yükseklik) cm olan nöbet kulübesinin

tavanının sac, tabanının tahta ızgara ile kaplı olduğu; nöbet kulübesinin

duvarlarının ise beton olduğu belirtilmiştir. Raporda; olayınmeydana

geldiği (2) No.lu nöbet kulübesinin yanı sıra nizamiyenin güneyinde (1) No.lu

ayrı bir nöbet kulübesinin daha bulunduğu, nöbet kulübeleri arasındaki

mesafenin 17 metre 25 cm olduğu ifade edilmiştir. Raporda; olay yerine

girildiğinde E.K.nın nöbet

kulübesinin kuzey duvarı ile doğu duvarının birleştiği köşeye sırtını yaslar

vaziyette çömelmiş olduğunun ve bacakları arasında namlusu tavanı gösteren bir

adet 89040446 seri numaralı Kalaşnikof marka piyade

tüfeğinin bulunduğunun görüldüğü, tüfeğin seri konumda olduğu belirtilmiştir.

Rapora göre olay yerinde ayrıca 7 adet 7.62 mm çapında mermi kovanı, 2 adet

nüve ve 5 adet 7.62 mm çapında fişek bulunmuştur. Raporda ayrıca E.K.nın tırnak diplerinde

boğuşmaya dayalı herhangi bir kıl ve doku parçasına rastlanmadığı, nöbet

kulübesinin tavanında da bir adet delinmenin olduğu ifade edilmiştir.

12. Askerî savcının talimatı doğrultusunda olay yerinde bulunan

piyade tüfeği ile yine olay yerinde bulunan 7 adet 7.62 mm çapındaki mermi

kovanı, 2 adet nüve ve 5 adet 7.62 mm çapındaki fişek muhafaza altına

alınmıştır. Askerî savcının talimatı doğrultusunda ayrıca E.K.nın el svapları ile olay

günü (1) No.lu kulübede nöbet tutan P. Er C.A.nın el

ve yüz svapları alınmıştır.

13. Askerî Savcılık tarafından E.K.nın dolabında yapılan aramada bulunan defterlerde

ise "PSİKOPAT", "KISMET DEĞİLMİŞ MUTLULUK", "1981/1 tertiplerin veda gecesi. Ben

tuvaletteyim lakabımı psikopat koydular, bazen kendimi öldürmeyi bile düşündüm,

şimdi alıştım, annem aradı moralimi düzeltti. Şafak: 499. Bitmez. DELİ

ÇOCUK" şeklinde yazılar olduğu tespit edilmiştir.

14. Olay yeri incelemesi işleminden sonra ölü muayene işlemi

gerçekleştirilmiştir. Ölü muayene tutanağında; ölen kişinin çenesinin altında

4x3 cm ebadında ateşli silah mermi çekirdeği giriş deliği, sol kaşının 1.5 cm üst kısmından başlayıp yukarı doğru uzanan kısımda ve

bunun hemen yukarısında saçlı deri içinde 5x3 cm ebadında mermi çekirdeği çıkış

deliklerinin bulunduğu belirtilmiştir. Ölü muayene tutanağında; E.K.nın sağ ve sol kolunda birçok

yeni psikopatik kesi izlerinin olduğu, sağ ve sol

kolda ayrıca eski psikopatik kesi izlerinin de

bulunduğu ifade edilmiştir. Ölü muayene tutanağında; ölen kişinin sağ kolunda

tükenmez kalemle yazılmış "Lanet olsun

doğduğuma" şeklinde bir yazının bulunduğu, sol kolunda ise "psikopat" kelimesinin yazılı

olduğu belirtilmiştir. Ölü muayenesi sonucunda kesin ölüm sebebinin klasik

otopsi işlemi yapılarak tespit edilmesinin yerinde olacağı değerlendirilmiştir.

15. Ölüm olayından sonra elbiseleri kontrol edilen E.K.nın üzerinden diğer bazı

şeylerin yanı sırabir adet de jilet çıkmıştır.

16. Kesin ölüm sebebinin tespiti için klasik otopsi yapılmasına

karar verilmiştir. Klasik otopsi sonucunda hazırlanan raporun sonuç kısmı

şöyledir:

"1. Her ne kadar adli tahkikatta birden

fazla ateş edildiği belirtilmiş ise de cesette 1 adet ateşli silah mermi

çekirdeği giriş yarası bulunduğu, giriş deliğinin defekt

şeklinde ve büyük olması nedeniyle bütün mermi çekirdeklerinin aynı alandan

girmiş olabileceği,

2. Alında ve saçlı deri içerisinde ayrı ayrı

ve birbirine yakın iki adet çıkış deliği veya defekti

tespit edildiğinden mermi çekirdeklerinin bu iki alandan vücudu terk etmiş

olduğu,

3. Giriş deliğinin özellikleri itibariyle

atışın veya atışların bitişik atış mesafesinden yapılmış olduğu,

4. Müteveffa [E.K.nın] ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği (harp silahı) yaralanmasına

bağlı kafatası parçalanması, beyin harabiyeti ve

beyin kanaması sonucu meydana gelmiş olduğu kanaatindeyiz."

17. Olay yeri incelemesi sonucunda muhafaza altına alınan E.K.ya ait 89040446 seri numaralı

silah, şarjör ve yedi adet 7.62x39 çapındaki mermi kovanı, beş adet fişek ve 2

adet nüve gerekli tetkiklerin yapılması amacıyla Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığına

gönderilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 23/8/2002 tarihli uzmanlık

raporunda; 89040446 seri numaralı silahın ateş etmesine mâni mekanik herhangi

bir arızasının bulunmadığı, incelenmek için gönderilen 7.62x39 mm çap ve

tipindeki yedi adet kovanın 89040446 seri numaralı silah ile atılmış olduğu

tespitleri yapılmıştır.

18. Başvurucunun oğlu E.K.nın

ellerinden ve P. Er C.A.nın el ve yüz bölgesinden

alınan svaplar üzerinde Jandarma Genel Komutanlığı

Kimyasal İnceleme Laboratuvarı görevlileri tarafından atış artığı analizi

yapılmıştır. Kimyasal İnceleme Laboratuvarı görevlileri tarafından hazırlanan

19/8/2002 tarihli uzmanlık raporuna göre E.K.nın sağ el dış, sağ el iç, sol el dış ve sol el iç

bölgelerinden alınan svaplarda baryum, antimon ve

kurşun tespit edilmiştir. P. Er C.A.nın

sağ el iç svabında baryum, antimon ve kurşun; sol el

dış svabı üzerinde baryum elementi tespit edilmiştir.

Raporda; baryum, antimon ve kurşun elementlerinin atış artıklarının kimyasal

yapısında bulunduğu açıklanmıştır.

19. Askerî savcı, olay yerinin yanındaki (1) No.lu kulübede

nöbet tutan P. Er C.A.nın

ifadesini 29/7/2002 tarihinde saat 01.30'da almıştır. P. Er C.A.nın ifadesi şöyledir:

"[E.K.] bölüğe birkaç hafta önce katılmıştı. Kendisini yeni

yeni tanıyordum. Kendisi ile fazla

samimiyetim yoktu. İçine kapanık, çekingen biriydi. Bildiğim kadarıyla kendisi

bugün ilk defa çarşıya çıktı. Benim de çarşım olduğu için çarşıya çıkarken

kendisini görmüştüm ancak sohbet etmemiştim. Kendisiyle birlikte 21.00-23.00

nizamiye nöbetçisiydim. Saat 20.45'te nöbetçi Onbaşı [Ö.A.] nöbet mangasını topladı. Doldur boşalt istasyonuna

gittik. Nöbetçi subay [M.İ.]

nezaretinde doldur boşalt yaptık. Nöbete iki şarjörle, bir tanesi avcı yerinde

diğeri silahta dolmak üzere mermiyi namluya sürmeksizin silah emniyette olacak

şekilde gitmekteyiz. Nöbete gelirken müteveffa [E.K.],nöbet mangasındaki soy ismini şu an hatırlayamadığım [R.] ile bir şey konuştu ancak ne konuştuklarını

duymadım. Biz nöbeti nizamiyede bulunan iki kulenin önünde tutuyoruz. Normal

olarak kulenin içine girmiyoruz. Nöbete başladıktan sonra ben kendisine çarşı

izninin nasıl geçtiğini sordum. İyi geçti dedi. Okey ve bilardo oynadığını

söyledi. Yemek yedik dedi. 22.10 sularında devriye aracı geldi. Kontrole uzman

çavuş [V.D.] gelmişti. Ben aracı

durdururken müteveffa [E.K.] mevziye girdi. Devriye uzman çavuşu parola işareti sordu.

Diğer nöbetçiyi sordu. [E.K.]

mevziden çıkarak kendisini gösterdi. Daha sonra devriye aracı gitti. Biz nöbet

tutmaya devam ettik. 10 veya 15 dakika kadar sonra nizamiye kulübelerinin

önündeyken [E.K.] de kendi

kulübesinin etrafında geziyordu, aramızda yaklaşık 5-10 metre kadar mesafe

vardı. Bir ara kulübeye girdi ve kurma kolu sesi duydum. Bir anda çekip bıraktı

ve ardından seri halde mermi sesi duydum. Hemen alarm butonuna bastım ve

nizamiyede bulunan uzman çavuş olayı duyup hemen yanıma geldi. Nöbetçi

kulübesinin kapısını açtı ve [E.K.nın] kendini

vurduğunu anladık. Ben şoka girmiştim. Başka bir şey hatırlamıyorum dedi.

Soruldu: Devriye aracı çıktıktan 10-15 dakika

kadar sonra [E.K.]

kulübeye girdi Girdikten sonra kapıyı kapattı. Ben kapıyı kapatmasından

şüphelenmedim. Kurma kolu sesini duyar duymaz ikaz edemeden mermi sesi geldi.

Ben [E.K.nın] bölükte dövüldüğünü veya kötü bir muameleye tabi

tutulduğunu görmedim. Ailevi bir problemi olup olmadığını bilmiyorum. Fazla

konuşkan biri değildi. dedi"

20. Askerî Savcı, olay günü nizamiyede emniyet kontrol uzman

çavuşu olan O.K.nın

ifadesini 30/7/2002 tarihinde almıştır. Uzman Çavuş O.K.nın ifadesi şöyledir:

"Ben Olay günü nizamiye emniyet kontrol

nöbetçi uzman çavuşu idim.Bizim

görevimiz nizamiyeden giriş çıkışları düzenlemek[tir], doldur boşalt işlemi emniyet nöbetçi subayı

tarafından yapılmaktadır. Olay günü müteveffa [E.K.] saat 21.00 sularında nöbetine başladı. 22.10

sularında devriye aracı geldi. Bu esnada ben dışarıdaydım. Kendisi nöbetçileri

kontrol etti. Herhangi bir sorun olmadı. [E.K.nin] yanında nöbetçi olan [C.A.] ile nöbetçi uzman çavuş muhatap oldu. Daha sonra

benimle konuştu. Devriye uzman çavuşu [V.D.] idi. Daha sonra nizamiyeyi terk etti. Ben de

sandalyemi nizamiyenin yanında bulunan binanın ön tarafına çıkardım. Hava güzel

olduğu için orada oturuyordum. Ancak oturduğum yerden nöbetçiler gözükmüyordu.

Fakat arada bir kalktığımda nöbetçileri görüyordum. Bir ara lavaboya girdim.

Tekrar dışarı çıkarken seri halde silah sesi duydum. Bu esnada [C.A.] alarma basıp dışarı çıkmış, şokta idi. Ben [C.A.nın] silahını yere bıraktırdım. Bu esnada diğer kulübenin kapısı kapalı ve

içinden duman geliyordu. Kapıyı ilk olarak ben açtım. Baktığımda [E.K.] çökmüş vaziyette, silahı kucağında başından

vurulmuştu. Hiçbir hayati belirtisi yoktu. Bu esnada acil müdahale mangası

geldi. Nöbetçi Amirliğine haber vermiştik. Bu esnada [E.K.nin] kucağındaki

silahın dolu olduğunu ve tehlike arz ettiğini düşünerek silahın namlusundan

tutup kucağından aldım ve hiç ellemeksizin namlusu havayı gösterecek şekilde

kulenin yan tarafındaki emniyetli bölgeye bıraktım. Bu esnada baktığında silah

seri konumda idi. Emniyete de almadım. [E.K.] nöbet esnasında herhangi bir kötü muameleye maruz

kalmadı. Kalsaydı ben görür veya duyardım. İntihar etmeden önce kulübeye

girdiğini görmedim. Genellikle nöbetçiler kulübenin dışında nöbet

tutmaktadırlar dedi."

21. Askerî savcı, soruşturma kapsamında 30/7/2002 tarihinde E.K.nın arkadaşlarının da

ifadesini almıştır. Bu kapsamda ifadesi alınan E.H. özetle E.K.nın sessiz, içine kapanık biri olduğunu

belirtmiştir. E.H.; olay günü E.K. ve diğer arkadaşlarıyla birlikte çarşı

iznine çıktıklarını, önce bir okey salonuna gidip saat 13.00'e kadar okey

oynadıklarını, ardından bir dönercide yemek yediklerini, akabinde ise önce

postaneye sonra da bilardo salonuna gittiklerini, birliğe dönüşte yine

postaneye uğradıklarını ifade etmiştir. E.H.; E.K.nın bu sırada moralinin iyi olduğunu, hatta okey

oynarken çok şanslı olduğu için oldukça mutlu gözüktüğünü belirtmiştir. E.H.

ayrıca, E.K.nın kolunda

jilet izi olduğu için ona şakadan psikopat dediklerini ifade etmiştir. E.H. son

olarak E.K.ya kötü davranan

biri olmadığını belirtmiştir. Askerî savcı tarafından ifadesi alınan diğer

kişiler de genel olarak E.H.nin ifadesine benzer

şekilde beyanda bulunmuştur. E.Ha. adlı

bir asker ayrıca E.K.nın İzmirli bir kız arkadaşının

olduğunu ancak onun evlendiğini 3-4 gün kadar önce kendisine söylediğini, E.K.nın bu sırada moralinin çok da bozuk olmadığını ifade

etmiştir.

22. Askerî savcı 30/7/2002 tarihinde E.K.nın babasının ifadesini almıştır. E.K.nın babası ifadesinde özetle

oğlunun sivildeyken herhangi bir psikolojik sorununun bulunmadığını, akıllı ve

uslu bir çocuk olduğunu ancak on beş yaşlarında iken amcasının kızması üzerine

bir cam parçasıyla kollarını kestiğini fakat bu olaydan sonra bir daha böyle

bir şey yapmadığını belirtmiştir. E.K.nın

babası; telefon görüşmelerinde oğlunun rahat bir askerlik yaptığını

söylediğini, oğlunun bu görüşmelerde annesine herhangi bir kötü muameleye maruz

kalmadığını söylediğini ifade etmiştir. E.K.nın

babası ayrıca oğlunun sevdiği kızın yaklaşık bir yıl önce sözlendiğini ancak

evlenip evlenmediğini bilmediğini belirtmiştir.

23. Askerî Savcılık, soruşturma kapsamında elde ettiği tüm bu

verileri değerlendirerek E.K.nın

ölümünde hiçbir kimsenin cezai sorumluluğunu gerektirecek durumun bulunmadığı,

ölümün intihar sonucu meydana geldiği kanaatine varmış; 23/9/2002 tarihli karar

ile kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına

dair kararda, hangi yollara başvurulacağı ve başvuru süresi açıkça

belirtilmemiştir.

24. Bu karar, başvurucu ile aynı yerde ikamet eden F.K. adlı

kişiye 11/10/2002 tarihinde tebliğ edilmiştir.

25. Başvurucu 4/6/2015 tarihli dilekçe ile 23/9/2002 tarihli kovuşturmaya

yer olmadığına dair karara itiraz etmiştir. Başvurucu, öncelikle kovuşturmaya

yer olmadığına dair kararda hangi yollara başvurulacağı ve başvuru süresi

açıkça belirtilmediğinden itiraz hakkını süresi içinde kullandığını

savunmuştur. Başvurucu akabinde ise kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın

eksik inceleme sonucu verildiğini iddia etmiştir. Başvurucu; ölümün şüpheli bir

ölüm olayı olduğunu, Askerî Savcılığın eksik inceleme sonucu hatalı olarak

intihar nitelendirmesi yaptığını belirtmiştir. Başvurucu, silah üzerinde hiçbir

parmak izinin bulunmamasının oldukça şüpheli olduğunu ifade etmiştir.

Başvurucu; eğer olay gerçekte intihar ise askerlik öncesinde herhangi bir

psikolojik rahatsızlığı bulunmayan oğlunun askerlik hizmeti sırasında psikolojisinin

bozulduğunun açık olduğunu, olayda devletin sorumluluğunun bulunduğunu, oğlunun

kollarında jilet izlerinin bulunduğu da dikkate alındığında yaşam hakkını

korumak için gerekli olan tedbirlerin alınmadığının açık olduğunu ifade

etmiştir.

26. Kara Kuvvetleri Komutanlığı 3. Ordu Komutanlığı Askerî

Mahkemesi (Askerî Mahkeme) 10/9/2015 tarihli kararla başvurucunun süreye

ilişkin itirazını haklı bulmuş ve itirazın süresinde yapıldığını kabul

etmiştir. Bununla birlikte Askerî Mahkeme, soruşturma dosyasında bulunan bilgi

ve belgeleri dikkate alarak başvurucunun esasa ilişkin itirazının reddine karar

vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"(...)

Yukarıda açıklanan ve dosyada mevcut deliller

değerlendirildiğinde; müteveffanın askerlik yaptığı süre boyunca arkadaşları ve

komutanları tarafından tespit edilen bir sorununun olmaması, vücudunda bulunan

kesiler, deftere yazdığı beyanlar, koluna yazdığı kelimeler ve çizdiği

figürlerin tek başına psikolojık rahatsızlığını

gösterir işaret ve emareler olmamasının değerlendirilmesi, ailesiyle yapmış ulduğu telefon görüşmelerinde rahat bir askerlik yaptığını

beyan etmesi, dosyadaki mevcut bulunan olay yeri fotoğrafları, olay yeri

krokisi, otopsi raporu ve özellikle tanık [C.A.nın] beyanları

sonucu müteveffaya zimmetli silahta parmak izi bulunmamasına yönelik şüphenin

ortadan kalktığı, bu izlerin nasıl ve ne şekilde yok edildiği veya izlerin

neden bulunamadığının açığa kavuşturulmasının, olay üzerinden uzun zaman

geçmesi sebebiyle mümkün olmadığı ve bu nedenle tüm dosya kapsamında ki deliIlere göre müteveffanın hayatına son vermek kastıyla

eylemi gerçekleştirdiği ve bu olayda cezai anlamda bir kimsenin sorumluluğuna

gidecek delil ve emarelerin bulunmadığının kabulü gerektiği, ayrıca cezai

anlamda yaptırıma gidecek kimsenin olmamasının devletin yaşam hakkına ilişkin

yükümlülükleri yerine getirdiği anlamına gelmediği, bu hususun idari dava

açılarak mağduriyetin giderilmesini talep edilebileceği vicdani kanaate

ulaşmakla, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur."

27. Bu karar 17/11/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

28. Başvurucu 16/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

29. İlgili hukuk için bkz.

Coşkun Çiftler, B. No: 2014/18624, 22/2/2018, §§ 55-61; Kumrişan Akkuş ve Sefer

Akkuş, B. No: 2014/14672, 1/2/2017, §§ 45-56.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 27/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

31. Başvurucu; oğlunun askerlik hizmetini ifa etmekte iken

ateşli silah yaralanması sonucu yaşamını yitirmesi üzerine başlatılan ceza

soruşturması sonucunda ölüm olayının intihar neticesinde gerçekleştiği

gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini oysa oğlunun ölüm

olayının şüpheli olduğunu, etkili bir soruşturma yürütülmeksizin kovuşturmaya

yer olmadığına karar verildiğini, olayın varsa faillerinin cezasız kaldığını

ifade etmiştir. Başvurucu; olay yerinde bulunan silah üzerinde parmak izi tespit

edilemediğini, silah üzerinde bulunması gereken parmak izinin kim veya kimler

tarafından nasıl ve neden silindiğinin açıklığa kavuşturulmadığını, tanık

olarak dinlenen C.A.nın çelişkili ve şüpheli

ifadelerinin hiç sorgulanmadığını, Askerî Mahkemenin de aradan geçen uzun

zamanı dikkate alarak bu hususların açıklığa kavuşturulmasının artık mümkün

olmadığını değerlendirdiğini, dolayısıyla somut olayda etkili bir soruşturma

yürütülmediğini ifade etmiştir. Başvurucu,Askerî

Mahkemenin etkili bir soruşturma yürütülmesi için dosyayı Askerî Savcılığa

göndermemesinin yetki gaspı niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu,

Askerî Mahkeme kararında idari yargıda dava açılabileceğinin belirtilmesinin

yaşam hakkı konusundaki itirazlarının haklı olduğunu gösterdiğini ifade

etmiştir. Başvurucu, Askerî Mahkemenin devlet karşısında zaten güçsüz olan

bireyin haklarını kısıtlayıcı şekilde davrandığını iddia etmiştir.

32. Başvurucu, eğer olay gerçekte intihar ise askerlik öncesinde

herhangi bir psikolojik rahatsızlığı bulunmayan oğlunun askerlik hizmeti

sırasında psikolojisinin bozulduğunun açık olduğunu, bu tarz durumlarda da

devletin sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürmüş; kollarında jilet kesikleri

bulunan oğlunun yaşamının korunması için gerekli önlemlerin alınmadığını,

oğlunun ölümünde üstlerinin görevi ihmal suçunu işlediğini ifade etmiştir.

33. Başvurucu; bu iddialarla hukuk devleti ilkesinin, eşitlik

ilkesinin, adil yargılanma hakkının ve yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

34. Somut olayda başvurucu, oğlunun bir cinayete kurban gitmiş

olabileceğini ancak bu husus hakkında yeterli bir araştırma yapılmadığı için

olayın aydınlatılamadığını ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca olay intihar

olarak kabul edilse bile yetkili makamların bu intiharı önlemeye yönelik görev

ve yükümlülüklerini gereği gibi yerine getiremediğini iddia etmiştir.

35. Bu durum dikkate alındığında somut olayda başvurucunun temel

olarak iki ayrı şikâyetinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu şikâyetlerden birincisi,

olayın cinayet olduğu ancak bunun yeterince araştırılmadığı hususu ile

ilgilidir. İkinci şikâyet ise kişinin yaşamının kendi eylemlerinden

kaynaklanabilecek risklere karşı korunamadığı hususu ile ilgilidir.

36. Bu iki şikâyetin niteliği itibarıyla birbirinden farklı

olduğu açıktır. Bu farklılık, yaşam hakkı kapsamında tüketilmesi gereken uygun

başvuru yolunun hangisi olduğu konusuyla da yakından ilgilidir. Çünkü yukarıda

da belirtildiği üzere birinci şikâyet, ölümün üçüncü kişi tarafından kasıtlı

olarak gerçekleştirildiği; ikinci şikâyet ise askerî yetkililerin ihmal içeren

davranışları sonucu yaşam hakkının korunamadığı iddiası ile ilgilidir. Bu

sebeple mevcut başvurunun yaşam hakkı kapsamında iki farklı başlık altında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

37. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

38. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, (...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal

hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Ölüm Olayının Üçüncü

Kişi ya da Kişilerce Kasıtlı Olarak Gerçekleştirildiğine İlişkin İddia

a. Genel İlkeler

39. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50). Devletin negatif bir

yükümlülük olarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve

hukuka aykırı olarak son vermeme,bunun

yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan tüm

bireylerin yaşam hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin

gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı

koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).

40. Pozitif yükümlülüklerin korumaya ilişkin maddi yönünün yanı

sıra usule ilişkin bir yönü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük, doğal olmayan her

ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanın

temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve

varsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

41. Yaşam hakkına ilişkin bu usul yükümlülüğü olayın niteliğine

bağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikteki soruşturmalarla yerine

getirilebilir. Kasten veya kötü muamele sonucu meydana gelen ölüm olaylarında

Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitini ve

cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari soruşturmalar ve tazminat

davaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi ihlali

gidermek ve dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

55).

42. Yaşam hakkı kapsamında yürütülmesi gereken ceza

soruşturmalarının amacı yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir

şekilde uygulanmasını ve vuku bulan ölüm olayında varsa sorumluları ve

sorumluluklarını tespit etmek üzere adalet önüne çıkarılmalarını sağlamaktır.

Bu bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.

Anayasa'nın 17. maddesi hükümleri başvuruculara üçüncü tarafları belirli bir

suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı verdiği tüm yargılamaların

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma yükümlülüğü verdiği

anlamına gelmemektedir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 56).

43. Soruşturmanın etkililik ve yeterlilik açısından temini adına

soruşturma makamlarının resen harekete geçmesi ve ölüm olayını aydınlatabilecek

sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delillerin toplanması gerekmektedir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

57).

44. Ölüm olayına ilişkin olarak yapılacak etkili bir soruşturma

kapsamında yetkililerin, tanıkların ifadelerinin alınması, bilirkişi

incelemeleri ve gerektiğinde yaralanmalar ile ilgili eksiksiz ve detaylı bir

rapor hazırlanmasına imkân verecek şekilde otopsinin yapılması, ölüm sebebinin

objektif analizinin yapılması ve söz konusu olaylarla ilgili kanıtların elde

edilmesi için mümkün olan tüm tedbirlerin alınması gibi işlemleri yapmaları

gerekmektedir. Ölüm sebebinin veya olası sorumlulukların tespit edilmesini

olumsuz yönde etkileyecek nitelikteki her türlü eksiklik, etkili bir soruşturma

yürütülmesi açısından risk teşkil edebilecektir (Meral Eşkili, B. No: 2013/7586,

4/11/2015, § 89).

45. Ayrıca soruşturmada görevli kişilerin olaylara karışan veya

karıştığından şüphelenilen kişilerden bağımsız olmaları gerekir. Bu durum sadece

hiyerarşik veya kurumsal bir bağlantı bulunmamasını değil aynı zamanda somut

bir bağımsızlığı da gerektirmektedir (Cemil

Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 96).

46. Yürütülecek ceza soruşturmalarının etkinliğini sağlayan

hususlardan biri de teoride olduğu gibi pratikte de hesap verilebilirliği

sağlamak için soruşturmanın veya sonuçlarının kamu denetimine açık olmasıdır.

Buna ilave olarak her olayda ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini

korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58).

47. Yukarıda sayılanlara ek olarak yürütülecek soruşturmalarda

makul bir süratte gerçekleştirilme ve özen gösterilme zorunluluğu da zımnen

mevcuttur. Elbette ki bazı durumlarda soruşturmanın veya kovuşturmanın

ilerlemesine engel olan unsurlar ya da güçlükler bulunabilir. Ancak bir

soruşturmada ve devamında yapılan kovuşturmada yetkililerin hızlı hareket

etmeleri yaşanan olayların daha sağlıklı bir şekilde aydınlatabilmesi,

kişilerin hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını sürdürmesi ve hukuka aykırı

eylemlere hoşgörü gösterildiği ya da kayıtsız kalındığı görünümü verilmesinin

engellenmesi açısından kritik bir öneme sahiptir (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

48. Başvurucu; oğlunun ölümünün intihar sonucu gerçekleştiği

yönündeki değerlendirmelerin doğru olmadığını, olayın cinayet olabileceğini,

ancak bu hususta etkili bir soruşturma yürütülmediğini ileri sürmüştür.

49. Yukarıda da belirtildiği üzere ölüm olayının üçüncü kişi ya

da kişilerce kasıtlı olarak gerçekleştirildiği yönündeki şikâyetler ile ilgili

olarak soruşturma makamlarının sorumluların tespitini ve cezalandırılmalarını

sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme yükümlülüğü

bulunmaktadır. Kasıtlı bir eylem sonucu meydana gelen ölüm olaylarında

mağdura/mağdurlara sadece tazminat ödenmesi yaşam hakkı ihlalini gidermek ve

mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir. Dolayısıyla cinayet

iddiasına ilişkin şikâyetler yönünden tüketilmesi gereken uygun başvuru yolunun

ceza soruşturması olduğu açıktır. Bu nedenle somut olayda soruşturma

makamlarının cinayet iddiası ile ilgili olarak etkili bir soruşturma yürütüp

yürütmediğinin incelenmesi gerekir.

50. Başvuru formu ve ekleri bu kapsamda incelendiğinde

soruşturma makamları tarafından başvurucunun oğlunun ölüm olayı ile ilgili

olarak çeşitli araştırmalar yapıldığı görülmektedir. Soruşturma makamları

tarafından bu kapsamda olaydan hemen sonra resen bir soruşturma başlatılmış,

olay yeri incelemesi yapılarak olay yerinin fotoğrafları çekilmiş ve krokisi

çizilmiş, akabinde ölü muayene işlemi ile otopsi işlemleri

gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen otopsi işlemi neticesinde hazırlanan

raporda; E.K.nın çenesinin

alt bölgesinden giren ve başının üst tarafından çıkan mermilerle yaralandığı,

atışın bitişik atış mesafesinden yapılmış olduğu, E.K.nın

ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı beyin harabiyeti sonucu meydana gelmiş olduğu yönünde tespitler

yapılmıştır. Soruşturma makamlarınca yapılan bu ilk araştırmalarda olayın

cinayet olabileceği şüphesini uyandıran herhangi bir delil elde edilememiştir.

51. Soruşturma kapsamında ayrıca kimyasal ve balistik inceleme

raporları alınmıştır. Yapılan balistik inceleme neticesinde olay yerinde

bulunan mermi kovanlarının yine olay yerinde bulunan E.K.ya ait silahla atılmış olduğu tespit edilmiştir.

Atış artığı ile ilgili olarak yapılan kimyasal inceleme neticesinde ise E.K.nın sol el avuç içi, sol el

üstü, sağ el avuç içi ve sağ el üstü svaplarında atış

artıklarında bulunan elementler bulunmuştur. Bu incelemede ayrıca P. Er C.A.nın sağ el iç svabında baryum, antimon ve kurşun; sol el dış svabı üzerinde baryum elementi tespit edilmiştir.

Soruşturma makamlarınca yapılan bu araştırmalarda da P. Er C.A.nın sağ el içinden ve sol el dışından alınan svaplarda atış artığı çıkması haricinde ölüm olayının

üçüncü kişi ya da kişilerce gerçekleştirildiği şüphesini ortaya koyacak

herhangi bir delil elde edilememiştir. P. Er C.A.nın sağ el içinden ve sol el dışından alınan svaplarda atış artığı çıkmasının ise soruşturma kapsamında

elde edilen diğer deliller de dikkate alındığında cinayet iddiası yönünden önemli

bir veri sunmadığı değerlendirilmiştir. Bu bağlamda olay günü nizamiyede

emniyet kontrol uzman çavuşu olarak görev yapan O.K.nın ifadesine özellikle vurgu yapmak gerekir. O.K.;

askerî savcı huzurunda verdiği ifadesinde silah sesinin duyulması üzerine P. Er

C.A.nın alarma basıp dışarı

çıktığını, P. Er C.A.nın bu sırada şokta olduğunu,

olayın meydana geldiği nöbet kulübesinin kapısının bu esnada kapalı olduğunu,

nöbet kulübesinin kapısını ilk olarak kendisinin açtığını belirtmiştir (bkz. §

20).

52. Soruşturma kapsamında olayla ilgili olarak birçok kişinin

tanık sıfatıyla ifadesi alınmıştır. İfadesi alınan bu tanıkların beyanlarının

da cinayet iddiasını destekleyecek herhangi bir kayıt içermediği anlaşılmıştır.

53. Başvurucu olay hakkında etkili bir soruşturma yürütülmediği

iddiası kapsamında ayrıca Askerî Mahkemenin aradan geçen uzun zamanı dikkate

alarak parmak izine ilişkin bir araştırma yapmamasına vurgu yapmış ise de

Askerî Mahkemenin soruşturma kapsamındaki diğer bilgi ve belgelere göre olayın

aydınlatıldığı sonucuna ulaşarak parmak izine ilişkin herhangi bir araştırma

yapmayı gerekli görmemesinin somut olayın koşulları bağlamında makul

olmadığının söylenemeyeceği kanaatine varılmıştır.

54. Başvuru konusu olayın yaşam hakkına ilişkin soruşturmaların

makul sürat ve özenle yürütülmesi gerektiği yönündeki ilke açısından da

incelenmesi gerekir. Başvuruya konu ceza soruşturması ölüm olayından on üç yılı

aşkın bir süre geçtikten sonra kesin bir kararla sonuca bağlanmış olmakla

birlikte başvuru formu ve ekleri incelendiğinde Askerî Savcılığın olaydan iki

ay gibi kısa bir süre sonra kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiği, bu

kararın başvurucu ile aynı yerde ikamet eden F.K. adlı kişiye 11/10/2002

tarihinde tebliğ edildiği, başvurucunun ise tebliğ tarihinden on iki yıl sekiz

ay gibi oldukça uzun bir süre geçtikten sonra 4/6/2015 tarihinde bu karara

itiraz ettiği, başvurucunun bu itirazının ise 10/9/2015 tarihinde karara

bağlandığı görülmektedir. Başvurucunun yakınına tebliğ edilen kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararda bu karara karşı hangi kanun yollarına başvurulacağının

ve bunun süresinin açıkça gösterilmemesi bir eksiklik ise de soruşturmanın on

üç yılı aşkın bir sürede tamamlanmasının asıl nedeninin başvurucunun on iki yıl

sekiz ay gibi bir süre hareketsiz kalması olduğu sonucuna varılmıştır.

55. Başvuru konusu olayda, ölen kişinin yakınlarının

soruşturmaya aktif bir şekilde katılamadığının da söylenemeyeceği

değerlendirilmiştir.

56. Soruşturma makamlarının olaylara ilişkin tespitleri Anayasa

Mahkemesi açısından bağlayıcı olmamakla birlikte Anayasa Mahkemesinin

soruşturma makamlarının tespitlerinden farklı bir tespitte bulunabilmesi için

bu hususta ikna edici unsurların mevcut olması gerekmektedir. Askerî Savcılık,

olay hakkında etkili bir şekilde yürüttüğü soruşturma neticesinde E.K.nın ölümünün intihar

neticesinde gerçekleştiği sonucuna ulaşmıştır. Askerî Savcılık bu sonuca

ulaşırken olay yeri inceleme raporuna, tanık beyanlarına, ölü harici

muayenesine, otopsi raporuna ve diğer uzmanlık raporlarına dayanmıştır.

Dayanılan bu deliller ile başvuru dosyasındaki diğer bilgi ve belgeler, E.K.nın yaşamına üçüncü kişi ya da

kişilerin eylemi ile son verildiği iddiasını desteklememektedir. Bu durumda

somut olayda soruşturma makamlarının E.K.nın

intihar ettiği yönündeki tespitinden ayrılmayı gerektirecek ikna edici bir

nedenin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

57. Açıklanan gerekçelerle ölüm olayının üçüncü kişi ya da

kişilerce kasıtlı olarak gerçekleştirildiğine yönelik iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.

2. E.K.nın Yaşamının Kendi Eylemlerine Karşı Korunmadığına

İlişkin İddia

58. Başvurucu, yukarıda belirtilen iddialarla (bkz. § 32)

oğlunun yaşamının kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı

korunamadığını da ileri sürmüştür.

59. Ölüm olayının kasıtlı bir eylem sonucu meydana geldiği

durumlarda devletin sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkân

sağlayacak nitelikte cezai soruşturmalar yürütmekle yükümlü olduğunu bu aşamada

tekrar vurgulamak gerekir.

60. Ancak ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin

davalar açısından farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekir. Buna göre yaşam hakkının

veya fiziksel bütünlüğün ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki

pozitif yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez.

Mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık

olması yeterli olabilir(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

61. Bununla birlikte ihmal suretiyle meydana gelen ölüm

olaylarında devlet görevlilerinin ya da kurumlarının bu konuda muhakeme

hatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmalinin olduğu, yani olası sonuçların

farkında olmalarına rağmen söz konusu makamların kendilerine verilen yetkileri gözardı ederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan

riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda

-bireyler kendi inisiyatifleriyle hangi hukuk yollarına başvurmuş olursa olsun-

insanların hayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine etkili bir

ceza soruşturması yürütülmemesi, hiçbir suçlamada bulunulmaması ya da bu

kişilerin yargılanmaması 17. maddenin ihlaline neden olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 59-62).

62. Başvuru formu ve eklerinde, başvurucunun oğlu E.K.nın üçüncü kişi ya da

kişilerce kasıtlı olarak öldürüldüğünü ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belge

bulunmadığı ve etkili bir şekilde yürütülen ceza soruşturması neticesinde

olayın cinayet olduğunu ortaya koyan bir veri tespit edilemediği gibi ceza

soruşturması neticesinde elde edilen bilgi ve belgeler, askerî yetkililerin

mesleki ödevlerine açıkça aykırı davranarak E.K.nın

ölümüne sebebiyet verdiği iddiasını da desteklememektedir.

63. Bu durumda Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında devletin etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki

pozitif yükümlülüğü, somut olayda mağdura idari yargı mercileri önünde

açabileceği bir tam yargı davası yolunun sağlanması ile yerine getirilmiş

sayılabilir.

64. Nitekim Anayasa Mahkemesi, askerde intihar eden kişilerin

yakınları tarafından Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılan tam yargı

davalarında idarenin kusurlu olduğunun tespit edilmesi ve ölen kişinin

yakını/yakınları lehine belli bir miktar tazminata hükmedilmesi hâlinde yaşam

hakkı yönünden mağduriyetin ortadan kalkabileceğini önceki birçok kararında

ifade etmiştir (bkz. Abdullah Doğan ve

Meryem Doğan, B. No: 2014/129, 29/9/2016 §§ 33-54; Aysel Yılmaz ve diğerleri, B. No:

2014/6927, 29/9/2016, §§ 59-62).

65. Somut olayda başvurucu, oğlunun ölümü ile neticelenen olay

hakkında yürütülen ceza soruşturmasından sonra bireysel başvuruda bulunmuştur.

Başvurucu, Türk hukuk sistemindeki mevcut hukuki yollardan olup hem idarenin

mesuliyetini saptayabilecek hem de gerektiği takdirde zararın ödenmesini

sağlayabilecek olan tam yargı davası yolunu tükettiğine ilişkin herhangi bir

bilgi ve belgeyi Anayasa Mahkemesine sunmamıştır. Bu durumda yaşam hakkının

korunamadığına ilişkin şikâyetler yönünden kanunda öngörülen yargısal başvuru

yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olduğundan söz

edilemeyecektir.

66. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden ayrıca incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Ölüm olayının üçüncü kişi ya da kişilerce kasıtlı olarak

gerçekleştirildiği belirtilerek ileri sürülen yaşam hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kişinin yaşamının kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek

risklere karşı korunamadığı belirtilerek ileri sürülen yaşam hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

27/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Halil

İbrahim DURSUN

Başvurucu

:

Hülya

KARADENİZ

Vekili

:

Av. Ferit

AKINCI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/19340, 27 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Yıldırım
  12. Topal
  13. M. Emin KUZ
  14. Karadeniz
  15. Akıncı
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/19340
Tarih
27 Haziran 2018

İlgili Kararlar

  • Gülşen Tüzün Başvurusu (B. No: 2016/5147)
  • Barış Sarıtaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/161)
  • Yüksel Yiğitdoğan Başvurusu (B. No: 2015/12755)
  • Ahmet Bal Başvurusu (B. No: 2015/19400)
  • Umut Şimşek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/14310)
  • E.ç.a. Başvurusu (B. No: 2014/5671)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.