İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Umut Şimşek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/14310)

1. Başvuru, toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmadan dolayı

Başvuru No2015/14310Tarih12 Haziran 2018Okuma24 dk · 4.802 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Umut Şimşek Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
12 Haziran 2018
Başvuru Numarası
2015/14310
R.G. Tarih ve Sayı
20/7/2018-30484
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.802 kelime·24 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmadan dolayı

gözaltına alınma nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; yargılama

sonunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle de

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular sırasıyla 7/8/2015, 19/8/2015 ve 20/8/2015

tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruculardan Necdet Taylan Şahin'in adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. 2015/14911, 2015/14969 numaralı bireysel başvuru dosyaları,

aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2015/14310 numaralı

bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmiş ve incelemenin 2015/14310 numaralı

bireysel başvuru dosyası üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

7. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

8. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, 2015/14969 numaralı bireysel başvuruya

ilişkin görüşünü bildirmiştir.

9. Başvurucu Kemal Kaan Sıkık,

Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

10. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

11. Olay tarihinde lise 2. sınıf öğrencisi olan başvurucular

1997 doğumlu olup Adana'da ikamet etmektedir.

12. 13/12/2014 tarihinde saat 12.00'de, Başbakan'ın Adana'ya

gelişi nedeniyle Hükûmet politikalarını protesto etmek amacıyla basın

açıklaması ve yürüyüş düzenleneceği bilgisi üzerine emniyet birimleri saat

11.00'de İnönü Parkı'nda göreve başlamışlardır.

13. Başvurucular basın açıklaması ve protesto gösterisi

yapılacağını sosyal medyadan öğrenmişler ve İnönü Parkı'na gelmişlerdir.

14. Anılan parkta basın açıklaması ve protesto eylemi yapmak

için toplanan yaklaşık yirmi kişilik grup, elindeki megafonla grubu organize

eden ve slogan attıran T.A.nın

megafonla "Şimdi basın açıklaması

yapmak amacıyla yürüyoruz" şeklindeki anonsu üzerine İnönü

Caddesi'ne doğru yürüyüşe geçmiştir. Başvuru dosyası içinde toplantı ve gösteri

yapılacağına dair idareye önceden bildirim yapıldığına ilişkin herhangi bir

bilgi bulunmamaktadır.

15. Polis fezlekesine göre, Güvenlik Şube Müdürlüğünde görevli

emniyet amiri ses yükselten araçtan gruba şu şekilde ihtarda bulunmuştur:

"Arkadaşlar bir saniye, basın açıklaması

yapan arkadaşlar, park içerisinde basın açıklaması yapabilirsiniz, çevik

müdahale et, polise mukavemette bulunamazsınız, yapmış olduğunuz eylem 2911

sayılı Kanun'a aykırıdır, lütfen dağılın, dağılmadığınız takdirde kamu malına

zarar verme, polise mukavemet olaylarından yasal işlem yapılacaktır. Lütfen

dağılın, lütfen dağılın."

16. Kolluk kuvvetleri; dağılmaları yönünde yapılan bu uyarıdan

hemen sonra, dağılmayan gruba müdahale etmiştir. Müdahale sırasında

göstericiler slogan atarak ellerindeki flama ve döviz sopaları ile polise

vurmaya çalışmış ve bir polis memurunu basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek

şekilde yaralamışlardır. Kolluk kuvvetlerinin müdahalesi sonucu göstericiler

küçük gruplara ayrılmış, birbirlerinin koluna girerek gerek kendilerinin

gerekse diğer göstericilerin gözaltına alınmalarını engel olmak istemişlerdir.

17. Başvurucular aynı gün saat 12.30'da gözaltına alınmış ve

yaklaşık dokuz saat sonra serbest bırakılmıştır. Başvurucular hakkında kamu

görevlilerine görevinden dolayı alenen hakaret, görevi yaptırmamak için

direnme, 6/10/1983 tarihli ve2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri

Kanunu'na muhalefet etme ve kanuna aykırı gösteriye silah ile katılma

suçlarından iddianame düzenlenmiştir.

18. Aynı olay nedeniyle haklarında yukarıda belirtilen suçlardan

dava açılan diğer dokuz kişinin yargılaması Adana 23. Asliye Ceza Mahkemesinde

(Asliye Ceza Mahkemesi) yürütülmüştür. Sanıklardan üçü hakkında toplantı ve

gösteri yürüyüşüne 2911 sayılı Kanun uyarınca yasak olan sopa ile katılmaktan

beşer ay hapis cezasına hükmedilmiş ve bunlardan ikisi hakkında hükmün açıklanmasının

geri bırakılmasına (HAGB) karar verilmiştir. Sanıklar diğer suçlardan ise

beraat etmişlerdir. Asliye Ceza Mahkemesi, söz konusu dokuz sanık hakkında

kanunsuz toplantıya katılma ve ihtara rağmen dağılmama suçuna ilişkin verdiği

beraat kararının gerekçesinde, kolluk tarafından çekilen kamera görüntülerinde

sanıkların ellerindeki döviz ve pankartlarla yürüyüşe geçtiklerini, buna

karşılık kolluk kuvvetlerinin henüz usulüne uygun dağılın ihtarı yapmadan ve

Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre barışçıl

bir gösteriye bir miktar tolerans göstermeden hemen ve doğrudan müdahale

ettiklerini tespit etmiştir. Asliye Ceza Mahkemesi; grubun yürüyüşe geçmeden

hemen sonra emniyet amirinin ses yükselten araçtan gruba yönelik dağılın ihtarı

ile kolluk kuvvetlerine müdahale talimatının eş zamanlı yapıldığını ve ihtardan

sonra makul bir süre beklenmediğini belirtmiştir.

19. Başvurucuların (suça sürüklenen çocuklar) yaş küçüklüğü

nedeniyle haklarındaki ceza davası ise Adana 4. Çocuk Mahkemesinde (Mahkeme)

görülmüştür.

20. Mahkeme; başvurucular hakkında tutanak tanıkları tarafından

başvurucuların bire bir yapılan gözlem ve takip sonucu yakalanmadıkları,

dolayısıyla hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını işledikleri

yönünde mahkûmiyetlerine yetecek kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığını

belirtmiştir. Bu nedenleyasa dışı gösteriye silahtan

sayılan sopa ile katılma, görevi yaptırmamak için direnme ve kamu görevlisine

görevinden dolayı hakaret suçlarından haklarında beraat kararı vermiştir.

21. Mahkeme, başvurucuların içinde bulundukları grup ile

birlikte halkın yoğun olarak bulunduğu İnönü Parkı'nda yasa dışı gösteriye

katıldıkları ve ihtara rağmen dağılmadıkları gerekçesiyle ise 2911 sayılı

Kanun'un 32. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 3 ay 10 gün hapis

cezasına hükmetmiş ve HAGB kararı ile üç yıl süreyle denetime tabi

tutulmalarına karar vermiştir.

22. Mahkeme karar gerekçesinde; başvurucuların haklarında ceza

davası açılan diğer dokuz kişi ile birlikte "Gericiliğin ve savaşın mimarı Davutoğlu kentimizden defol, Halkevleri,

Öğrenci kollektifleri" şeklinde

pankart açarak kanuna aykırı toplantı gerçekleştirdiklerini belirtmiştir.

Başvurucuların da aralarında olduğu bu kişilerin "Kadın katliamını ve savaşı durduracağız, Halkevci kadınlar, gerici kuşatmayı dağıtacağız, Halkevci kadınlar, Osmanlıca da olsa, Türkçe de olsa isyan

her dilde aynıdır, Halkevleri " şeklinde dövizler açtıkları,

"tek yol sokak, tek yol devrim-katil işid,

işbirlikçi AKP, AKP defol, bu sokaklar bizim, AKP'den hesabı kadınlar soracak,

katil Başbakan istemiyoruz." şeklinde slogan attıklarını tespit

etmiştir.

23. Mahkeme; başvurucuların kanuna aykırı şekilde yürüyüş yapmak

istediklerini, bu durum üzerine güvenlik görevlileri tarafından ses yükselten

araç ile dağılmaları ve yürüyüşe izin verilmeyeceği yönünde uyarı yapıldığını

belirtmiştir. Kararda Mahkeme, Çevik Kuvvet görevlilerinin kanuna aykırı

yürüyüş yapmak isteyen başvurucuların da içinde olduğu grubun önüne geçerek

yürüyüşe engel olmak istediklerini, uyarı üzerine grubun ellerinde bulunan

flama ve dövizlerin tahta sopaları ile güvenlik kuvvetlerine "Katil köpekler, katiller, kiralık köpekler"

şeklinde bağırarak "Katil defol bu

sokaklar bizim" şeklinde slogan attıklarını ve emniyet görevlisi

olan müşteki T.Ü.yü, basit tıbbi müdahaleyle

giderilebilecek şekilde yaraladıklarını tespit etmiştir. Mahkeme, dinlenen

müştekiler ve tutanak tanıklarının başvurucuların bizzat kendilerine yönelik

vurarak, çekiştirerek, iterek direndikleri veya hakaret ettikleri yönünde somut

görgüye dayalı bilgilerinin olmadığını belirtmiştir.

24. Başvurucular 6/7/2015 tarihinde HAGB kararlarına itiraz

etmiştir. İtirazları inceleyen Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesi 14/7/2015 tarihinde

başvurucuların itirazlarını reddetmiştir.

25. Ret kararı başvuruculara 21/7/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

26. Başvurucular süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Mevzuat

27. 2911 sayılı Kanun’un 32. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Kanuna aykırı toplantı veya gösteri

yürüyüşlerine katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar

ederlerse, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçu,

toplantı ve gösteri yürüyüşünü tertip edenlerin işlemesi halinde, bu fıkra

hükmüne göre verilecek ceza yarı oranında artırılarak hükmolunur”

2. Yargıtay Kararları

28. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin bazı kararlarının ilgili kısımlarışöyledir:

a. "Oluş ve tüm dosya içeriğinden,

"YÖK Yasa Tasarısını ve Kamu Reformu Yasa Tasarısını protesto etmek ve

sırf demokratik tepki ortaya koymak için basın açıklaması yapmak üzere Ankara

Üniversitesi Cebeci Kampüsünde toplanan yaklaşık 100 kişilik grubun, ellerinde

suç oluşturmayan bazı pankartlar taşıyarak marşlar ve sloganlar eşliğinde

kaldırım üzerinden Kolej kavşağına kadar yürüdüğü, kavşakta ellerindeki pankart

ve flamaları açıp Kızılay istikametine yürüyüşe geçtikleri sırada güvenlik

güçlerinin grubu barikat içine alıp dağılmaları yönünde ihtarda bulunmasına

rağmen makul süre tanıyıp dağılmalarına fırsat vermeden grubu gözaltına almaya

başladığı anlaşılmakla; sanığa yüklenen 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşleri Kanunun 32. maddesinde tanımlanan suçun maddi ve manevi

unsurlarının oluşmadığı ve beraatine karar verilmesi

gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde mahkumiyet hükmü kurulması (9/2/2010, E.

2007/9352, K. 2010/1550)"

b.

"Kanuna aykırı olarak başlayıp gerçekleşen yasadışı toplantı ve gösteri

yürüyüşünde, 2911 Sayılı Yasanın 32. maddesi uyarınca topluluğa dağılmalarına

ilişkin usulünce ihtar yapılmadığının ve zorla dağıtılmadıklarının anlaşılması

ve sanığın anılan Yasanın 28. maddesinde tanımlanan düzenleyici ve yönetici

durumunda da bulunmaması karşısında, eyleminde sözü edilen Yasaya aykırılık

suçlarının oluşmadığı gözetilmeden beraati yerine

yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi (11/12/2006, E. 2006/2403, K.

2006/9088)"

B. Uluslararası Hukuk

29. İlgili uluslararası hukuk kaynaklarının derli toplu

verildiği kararlar için bkz. Dilan Ögüz Canan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017,

§ 20, 21; Eğitim ve Bilim Emekçileri

Sendikası ve diğerleri [GK], B.

No: 2014/920, 25/5/2017, §§ 25-30;Ömer Faruk Akyüz,

B. No:2015/9247, 4/4/2018, §§ 28-37 kararlarına bakılabilir.

30. AİHM, mevcut başvuruya benzer Oya Ataman/Türkiye

(B. No: 74552/01, 5/12/2006) kararında bir gösterinin sadece mevzuata uygun

olmamasının barışçıl şekilde toplanma özgürlüğünün kullanılmasına müdahale

edilmesini haklı kılmayacağına karar vermiştir. Oya Ataman/Türkiye kararına konu olayda İnsan Hakları

Derneği üyesi bir avukat olan başvurucunun da içinde bulunduğu kırk elli

kişilik bir grubun İstanbul Sultanahmet Parkı'nda F tipi ceza infaz kurumlarını

protesto eden basın açıklaması ve devamında yarım saat süren gösteri

yürüyüşüne, kanuna aykırı gösteri yapıldığı ve kamu düzeninin bozulduğu

gerekçesiyle polis müdahale etmiştir. AİHM, müdahaleyi orantısız bularak 11.

maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir. Söz konusu grubun trafikte

karışıklık yaratması dışında kamu düzeni için tehlike oluşturduğunu gösteren

bir delil bulunmadığını ve yetkililerin düzenlenen gösteriye son vermekte

gösterdikleri sabırsızlığa anlam veremediğini belirten AİHM'e

göre "Göstericilerin şiddet içeren

faaliyetlerde bulunmadığı hallerde, Sözleşmenin 11. maddesi tarafindan

güvence altına alınan özgürlüğün içeriğinin boşalmaması için, kamu makamlarının

barışçıl toplanmalara belirli bir hoşgörüyle yaklaşmaları büyük önem

taşımaktadır." (Oya Ataman/Türkiye,§

42).

31. Ayrıca derhâl tepki gösterilmesi gereken kimi durumlarda

kanunlarda öngörülen bildirim sürelerine uymak her zaman mümkün

olmayabilmektedir. Hemen gerçekleştirilmediği takdirde güncelliğini yitirecek

bu tür acele toplantılara ilişkin bir kararında (Bukta ve diğerleri/Macaristan, B. No: 25691/04, 17/7/2007) AİHM,

bu konuyu incelemiştir. Bir oteldeki resepsiyona katılacağı bildirilen

başbakanı protesto etmek için barışçıl biçimde toplanan ancak yasal zorunluluk

olan üç gün öncesinden bildirme koşuluna uymadıkları gerekçesiyle toplantıları

dağıtılan başvurucuların toplantı özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasıyla

yaptıkları başvuruyu inceleyen AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

(Sözleşme) 11. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. AİHM'e

göre "Politik bir olaya gösteri

şeklinde derhal tepki verilmesinin haklı görülebileceği özel koşullarda, barışçıl

toplanmaya katılanların yasadışı hareketleri olmadığı halde sadece ön bildirim

yapılmamış olması nedeniyle toplantıyı yasaklamak, barışçıl toplanma hakkına

orantısız bir kısıtlama oluşturur." (Bukta ve diğerleri/Macaristan, § 36).

32. AİHM, HAGB kararı

verilse bile üç yıl boyunca başvurucuların aynı türde başka suçları işlemekten

kaçınacakları ve denetime tabi tutulacaklarını dikkate almaktadır. Bu nedenle

AİHM; muğlak olan bu tedbirin uzunca bir süre başvurucuları ceza hükümlerinin

uygulanması tehdidi altında bulunduracağını, gösteri yapma özgürlüklerinin

kullanılmasında bu hükümlerin etkilerine doğrudan maruz kalmak zorunda

olduklarının kabulü gerektiğini, en azından anayasal hakların kullanımı

üzerindeki otosansür etkinin hiçbir şekilde varsayımsal olmadığını ve bu hükmün başvurucuların

eylemleri üzerinde caydırıcı bir tedbir olarak süreceğini belirtmiştir (Mesut Yıldız ve diğerleri/Türkiye, B. No:

8157/10, 18/7/2017, § 37).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

33. Mahkemenin 12/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

34. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucu Kemal Kaan Sıkık'ın açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Gözaltına Almanın

Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia

35. Başvurucular, dokuz saat boyunca keyfî olarak gözaltında

tutulmalarının kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüşlerdir.

36. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına

ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen

tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu

sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve

diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,

14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim

Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

37. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen

dava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili bir

hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik

niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

38. Somut olayda dokuz saat gözaltında tutulduktan sonra serbest

bırakılan başvurucular tarafından ileri sürülen yakalama ve gözaltı

tedbirlerinin hukuki olmadığına ilişkin iddialarla ilgili olarak anılan

kararlarda varılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

40. Başvurucular, Başbakan'ın gelişini protesto etmek amacıyla

basın açıklaması yapılacağını sosyal medyadan duyduklarını ifade etmişlerdir.

Basın açıklaması için İnönü Parkı'na geldiklerini, basın açıklaması yapılmadan

polislerin kendilerine baskı uyguladığını, herhangi bir uyarı duymadıklarını ve

yaka paça gözaltına alındıklarını iddia etmişlerdir.

41. Başvurucular; toplantının yasa dışı olduğuna dair megafonla

uyarı yapıldığı hususunda somut delil bulunmadığını, Mahkemenin toplantının

barışçıl niteliğini dikkate almadığını ve eylem nedeniyle toplumsal hayatın

etkilenip etkilenmediğini değerlendirmediğini belirtmiş; aynı olaya ilişkin

diğer sanıkların yargılandığı davada kolluk kuvvetlerinin barışçıl bir

gösteriye gerekli toleransı göstermediği ve dağılma uyarısından sonra makul bir

süre beklenmediği gerekçesiyle aynı suçtan beraat kararı verdiğini ifade

etmişlerdir. Barışçıl bir toplantıya katılmalarından dolayı kendilerine ceza

verilmesinin- hükmün açıklanması geri bırakılmış olsa bile- cezalandırılma

riskinin devam etmesi nedeniyle ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

42. Bakanlık görüşünde; AİHM'in Rai ve Evans/İngiltere (B.

No: 26258/07 26255/07, 17/11/2009) kabul edilemezlik kararına atıfta

bulunularak müdahalenin orantılı olduğuna karar verildiği belirtilmiştir. Söz

konusu kararda 2005 tarihli Ciddi Örgütlü Suçlar ve Polis Kanunu'na göre hassas

güvenlik bölgesi olarak belirlenen alanda izin almaksızın gösteri düzenleyen

birinci başvurucunun 350 sterlin (GBP) para cezası ve masraf olarak 150 GBP

ödemesine, aynı gösteriye katılan ikinci başvurucunun 12 ay boyunca izinsiz

gösteriye katılmaması hâlinde para cezası ödememesi şeklinde şartlı cezaya ve

masraf olarak 100 GBP ödemesine hükmedilmiş; AİHM, cezaları olayın kendi

şartları içinde orantılı bularak kabul edilemezlik kararı vermiştir.

43. Bakanlık görüşünde, somut olaydaki gibi şiddet olaylarının

yaşandığı ve barışçıl toplanma özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyecek

davranışların varlığı hâlinde yapılan müdahalenin gerekli olup olmadığının

değerlendirilmesinin gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık tarafından, grubun

Adana'nın en işlek yerlerinden olan olay yerinde çift taraflı trafiği

engelleyecek şekilde gösteri gerçekleştirmesinin kamu düzenini tehlikeye

sokacağı değerlendirilmiştir. Yine söz konusu görüşte; HAGB kararı verilmesi

nedeniyle cezanın hemen infaz edilmeyeceği, yeni bir suç işlenmediğinde cezanın

düşeceği ve HAGB kararının adli sicil kayıtlarına işlenmeyeceğinin de yapılacak

orantılılık değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.

44. Başvurucu Kemal Kaan Sıkık, karşı

beyanında bireysel başvuru dilekçesindeki görüşlerini tekrar etmiştir.

2. Değerlendirme

45. Anayasa’nın "Toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenar başlıklı 34. maddesi

şöyledir:

"Herkes, önceden izin almadan, silahsız

ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,

milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve

genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve

kanunla sınırlanabilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda

gösterilir."

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

46. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

47. Başvurucular gösteri sırasında gözaltına alınmışlar, daha

sonra açılan kamu davası sonucunda başvurucuların 3 ay 10 gün hapis cezası ile

cezalandırılmalarına ve anılan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar

verilmiştir. Başvurucular üç yıl denetimli serbestlik tedbiri altına

alınmıştır. Söz konusu kararların tümünün başvurucuların toplanma hakkına

müdahale oluşturduğu sonucuna varılmıştır.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

48. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik

toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

49. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 34. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme,

Anayasa’nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir

veya daha fazlasına dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

50. 2911 sayılı Kanun'un 32. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

(2) Meşru

Amaç

51. HAGB kararı verilerek başvurucuların denetimli serbestlik

altına alınmalarına ilişkin kararın Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci

fıkrasında yer alan sebeplerden kamu

düzeninin korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru

bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

(3) Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(a) Genel

İlkeler

(i) Demokratik

Toplumun Düzeninin Gerekleri

52. Anayasa Mahkemesi daha önce pek çok kez demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun

ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre temel hak ve

özgürlükleri sınırlayan tedbir, bir toplumsal ihtiyacı karşılamalı ve

başvurulabilecek en son çare niteliğinde olmalıdır (Dilan Ögüz Canan, § 32; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 73; Tayfun Cengiz, B. No:

2013/8463, 18/9/2014, § 56; Adalet Mehtap Buluryer, B. No: 2013/5447, 16/10/2014, §§

103-105; grev hakkı bağlamında bkz. Kristal-İş

Sendikası [GK], B. No: 2014/12166, 2/7/2015, § 70; ifade özgürlüğü

bağlamında bkz. Bekir Coşkun [GK],

B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet

Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, § 51). Derece mahkemelerinin böyle bir ihtiyacın bulunup

bulunmadığını değerlendirmede belirli bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak

bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir (Dilan Ögüz Canan, § 32).

(ii) Ölçülülük

53. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir

sınırlamanın temel haklara en az müdahaleye olanak veren orantılı bir sınırlama

niteliğinde olup olmadığının da incelenmesi gerekir (AYM, E.2007/4, K.2007/81,

18/10/2007; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 73; Tayfun Cengiz, §§ 53-55; ifade özgürlüğü

bağlamında ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıca bkz. Kamuran Reşit Bekir [GK], B. No: 2013/3614,

8/4/2015, § 63; Bekir Coşkun §§

53, 54; Tansel Çölaşan, §§ 54,

55;Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72).

Bu sebeple Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen meşru

amaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen önlemler ile toplantı hakkı arasında

adil bir dengenin sağlanıp sağlanamadığına bakılması gerekir.

(iii) Barışçıl

Toplanma Hakkı

54. Anayasa’nın 34. maddesi; fikirlerin silahsız ve saldırısız, başka bir ifade

ile barışçıl bir şekilde ortaya konabilmesi için toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkını güvence altına almıştır. Kolektif bir şekilde kullanılan ve

düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan yöntemlerle

düşüncelerini açıklama imkânı veren bu hak; çoğulcu demokrasilerin gelişmesinde

zorunlu olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması ve yayılmasını

güvence altına almaktadır. Dolayısıyla kendine özgü özerk işlevine ve uygulama

alanına rağmen -ifade özgürlüğünde olduğu gibi- siyasi ve kamu yararını

ilgilendiren meseleler söz konusu olduğunda toplantı hakkına yapılan

müdahaleler daha dar yorumlanmalıdır (Dilan Ögüz Canan, § 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015,

§ 115; Ömer Faruk Akyüz,

§ 53; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 79; Osman Erbil,

§ 45).

55. Şiddet kullanma niyetinde olan kişilerin katıldığı veya

düzenlediği gösteriler barışçıl toplanma kavramı dışındadır. Dolayısıyla

toplantı hakkının amacı, şiddete karışmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde

ortaya koyan bireylerin haklarının korunmasıdır.(Dilan Ögüz Canan,

§ 37; Ali Rıza Özer ve diğerleri,

§§ 117, 118; Ömer Faruk Akyüz, §

54; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve

diğerleri, § 80; Osman Erbil,

§ 47; Gülşah Öztürk ve diğerleri,

§§ 67, 68). Barışçıl amaçlarla bir araya gelmiş kişilerin toplantı hakkını

kullanırken kamu düzeni açısından tehlike oluşturmayan ve şiddet içermeyen

davranışlarına devletin sabır ve hoşgörü göstermesi çoğulcu demokrasinin

gereğidir (Dilan Ögüz

Canan, § 36; Osman Erbil,

§ 54).

(iv) Bildirim

Yapılması ve Sınırlamanın Niteliği

56. Anayasa Mahkemesi, toplantı hakkının bildirim usulüne

bağlanabileceğine daha önce karar vermiştir. Bununla birlikte derhâl tepki

verilmesinin haklı olduğu özel durumlarda ve barışçıl nitelikte toplantı ve

gösteri yürüyüşü yapılması hâlinde sadece bildirim yükümlülüğüne uyulmamış

olması nedeniyle toplantının dağıtılması barışçıl toplantı hakkına ölçüsüz bir

sınırlama olarak kabul edilmelidir (Ali Rıza

Özer ve diğerleri, §§ 121, 122; katılımcılar açısından derhâl tepki

verilmesinin haklı olduğu özel durumlara ilişkin olarak ayrıca bkz. Osman Erbil, §§ 65, 67).

57. Toplanma özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan kamu

düzenine yönelik tehditlerin gerçeklik değeri taşıması hâlinde yetkili

makamların bu tehditleri bertaraf edecek tedbirleri alabilecekleri kabul

edilmelidir. Alınan tedbirler, durumun özelliklerine ve gerekliliklerine göre

değişiklik gösterebilir. Bu nedenle devletin bu konuda yapacağı düzenleme ve

uygulamalarda belli bir takdir alanına sahip olduğunun kabulü gerekir.Alınan bu tedbirlere aykırı, barışçıl olmayan

toplantılar düzenlenmesi, bu tür toplantılara katılınması

veya bu tür toplantılarda suçlar işlenmesi hâlinde de cezalar verilebilir (Dilan Ögüz Canan,

§ 40; Ömer Faruk Akyüz, § 58; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, §

81; toplantı hakkına kamu düzeninin bozulması nedeniyle yapılan bir müdahalenin

demokratik toplumda gerekli olduğuna karar verildiği bir başvuru için bkz. Gülşah Öztürk ve diğerleri, §§ 76-86) ).

58. Kanunlarda öngörülen usullere tam olarak uyulmamış olması

tek başına toplantı veya yürüyüşünün barışçıl niteliğini ortadan kaldırmaz. Aynı

şekilde halka açık yerde yapılan her türlü gösterinin günlük hayatın akışında

belirli derecede bir karışıklığa sebep olabileceği ve olumsuz tepkilere yol

açabileceği gözönünde bulundurulmalıdır. Bu

durumların varlığı toplanma hakkının ihlal edilmesini haklı gösteremez (Dilan Ögüz Canan,

§ 41; Ali Rıza Özer ve diğerleri,§ 119; Ömer Faruk Akyüz, § 57; Gülşah Öztürk ve diğerleri, § 69).

(v) Caydırıcı

Etki

59. Bundan başka alınan tedbirlerin veya öngörülen cezaların

barışçıl toplantı hakkına dolaylı olarak usulsüz sınırlamalara dönüşmesine

müsaade edilemez. Toplanma hakkını kullanırken kamu güçlerinin keyfî

müdahalelerine karşı da bireyin korunması gerekir (Dilan Ögüz Canan, § 42; Ömer Faruk Akyüz, § 60; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 82; Gülşah Öztürk ve diğerleri,

§ 76). Barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan ve bir gösteride

yasaklanmamış katkılarda bulunan kişilerin toplantı hakkı, herhangi bir

kınanabilir olaya karışmadıkları sürece en hafif kabul edilecek disiplin cezasının

dahi uygulanmamasını temin eder (Osman Erbil,

§ 51). Zira bu tip soruşturmalar veya cezalandırmalar caydırıcı etki

doğurabilir (Osman Erbil, § 71).

60. Bu nedenlerle keyfî uygulamalardan ve usulsüz

sınırlandırmalardan kaçınılması için derece mahkemelerince barışçıl bir

toplantıya, tedbir almak veya alınan tedbirlere aykırı davrananlara ceza vermek

suretiyle yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olduğunun ilgili

ve yeterli gerekçe ile ortaya konulması, kamu düzeni ve başkalarının haklarının

korunması ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılması

arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (Dilan Ögüz Canan, § 53; Ömer Faruk Akyüz, § 61; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve Diğerleri, §

83).

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

61. Anayasa Mahkemesi önündeki mesele, Başbakan'ın illerine

gelişini protesto etmek için gösteriye katılan başvurucuların gözaltına

alınmaları ve haklarında üç yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanması

suretiyle yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olup

olmadığının belirlenmesidir.

62. Başvurucular hakkında açılan davanın dayanağı olan 2911

sayılı Kanun'un 32. maddesinin barışçıl gösterilere dolaylı müdahale

edilmesinde kullanılma riski bulunduğunu kabul etmek gerekir (Benzer bir

değerlendirme için bkz. Dilan Ögüz Canan, § 46). Anılan kural ile Kanun'da,

öngörülen usullere aykırı biçimde düzenlenen toplantı veya gösteri

yürüyüşlerine katılan ve ihtara rağmen dağılmayanlara ceza verilmesi

öngörülmüştür. 2911 sayılı Kanun'un

"Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri" kenar

başlıklı 23. maddesinde uzun bir liste hâlinde toplantı ve gösteri

yürüyüşlerinin hangi hâllerde kanuna aykırı

olacağı sayılmıştır. Somut olayda diğer üç göstericinin anılan Kanun'un 23.

maddesinin (b) beninde sayılan ve yasak olan sopalar ile gösteriye katılmaları,

önceden usulüne uygun bildirim yapılmaması ve ihtara rağmen yürüyüşe devam

edilmesi nedenleriyle toplantı ve gösteri yürüyüşü Kanun'a aykırı hâle

dönüşmüştür.

63. Bir suça ilişkin kanun maddesinin uygulanma koşullarının

somut olayda bulunup bulunmadığı ve suçun unsurlarının neler olması gerektiği

meselesi Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır. Buna karşın mevcut

başvuruya benzer şekilde bir toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılanların

cezalandırılması ya da ceza tehdidine maruz bırakılması gibi verilen bir ceza

hükmünün anayasal bir hakka müdahale oluşturduğu durumlarda vaki müdahale,

Anayasa Mahkemesinin ilgi alanındadır (Dilan

Ögüz Canan, § 47; Ömer Faruk Akyüz, § 64).

64. Bir kimse sırf bir toplantı ve gösteriye katılması ve ihtara

rağmen dağılmaması nedeniyle cezalandırılmış, Anayasa Mahkemesi temel hak ve özgürlüklere

bir müdahalede bulunulduğunu kabul etmiş ise Anayasa Mahkemesinin bundan sonra

denetleyeceği ilk husus yapılan toplantı ve gösteri yürüyüşü nedeniyle kamu

düzeninin bozulup bozulmadığı, bozulma tehlikesinin ortaya çıkıp çıkmadığı ya

da kamu makamlarının bu yöndeki değerlendirmelerinin gerçeklik değeri taşıyıp

taşımadığı olacaktır (Dilan Ögüz Canan, § 48; Ömer Faruk Akyüz, § 65; Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 88).

65. Öncelikle Anayasa Mahkemesinin yalnızca usulüne uygun olarak

düzenlenmemiş olan bir toplantının veya gösteri yürüyüşünün varlığını temel hak

ve özgürlüklere müdahale için yeterli kabul etmediği hatırlanmalıdır. Bazı özel

nedenlerle bir toplantı veya gösteriye yapılacak müdahalelerin kamu düzeninin

sağlanması için gerekli olduğunun ve cezaların kamu düzeninin bozulması veya

bozulma tehlikesinin ortaya çıkması sebebiyle verildiğinin yetkili mercilerce

(polis raporlarında, iddianamelerde veya derece mahkemelerinin gerekçelerinde)

gösterilmesi gerekir (Dilan Ögüz Canan, § 53).

66. Somut olayda, basın açıklaması ve protesto gösteri

yapılacağı yönünde öndeceden idareye bildirim

yapıldığına dair bir bilgi mevcut değildir. Bununla birlikte Başbakanın

protesto gösterisinin yapıldığı 13/12/2014 tarihinde Adana'ya geleceğini

öğrenen göstericiler yönünden derhâl tepki verilmesi gerekli olan hâllerin

mevcut olduğu kabul edilmelidir (bkz. §§ 13, 14). Bu nedenle sadece bildirim

yapılmamış olması somut olayda toplantıya müdahale edilmesi için yeterli kabul

edilemez.

67. Mahkemenin başvurucuların cezalandırılmasına esas aldığı

2911 sayılı Kanun'un 32. maddesinin birinci fıkrasına göre, gösteri yapan

başvurucuların toplantının kanuna aykırı olmasına ve ihtara rağmen dağılmamış

olmaları gerekmektedir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına

müdahalenin gerekli olduğu durumlarda göstericilere ihtarda bulunulması

zorunludur. Yine toplantıya müdahale etmeden önce yapılması gereken bu ihtarın

uygun vasıtalarla -örneğin megafonla- yapılması ve ihtardan sonra makul bir süre

verilmesi gerekir (bkz. § 28). Somut olayda ise göstericilere yapılan ihtar ile

eş zamanlı olarak müdahale emri verildiği görülmektedir. Bu nedenle somut

olayda usulüne uygun bir ihtardan bahsedilemez.

68. Göstericilerin şiddet eylemlerine karışmadıkları durumlarda

kamu makamları toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına belirli bir

ölçüye kadar müsamaha göstermelidir. Barışçıl bir gösterinin veya basın

açıklamasının ilke olarak cezai yaptırım tehdidine maruz bırakılmaması gerekir

(Dilan Ögüz Canan,

§ 55; Ömer Faruk Akyüz, § 70).

İdarenin kanuna aykırı olduğunu tespit etmesi veya katılanlarından bazılarının

barışçıl olmayan davranışlar göstermesi bir toplantının barışçıl niteliğini

kaybettirmez. Dolayısıyla bazı bireylerin şiddet içeren davranışlar göstermesi,

söz konusu şiddet eylemleri toplantıya katılanların veya diğer bireylerin

güvenliğini tehlikeye sokmadıkça ve barışçıl özelliğini ortadan kaldıracak

derecede toplantının bütününe sirayet etmedikçe toplantı ve gösteri yürüyüşüne

katılanların cezalandırılması şeklindeki bir müdahaleyi tek başına haklı

kılmaz.

69. Somut olayda ilk derece mahkemesi kararında ve polis

tutanaklarında toplantı ve gösteri yürüyüşünün barışçıl olup olmadığı, eylem

nedeniyle toplumsal hayatın etkilenip etkilenmediği, kamu düzenin bozulup

bozulmadığı hususları değerlendirilmemiştir. Dolayısıyla ilk derece mahkemesi

tarafından verilen ceza hükmü ve HAGB kararının gerekçesinin müdahale için

ilgili ve yeterli olduğu söylenemez.

70. Öte yandan HAGB kararı verilmesi nedeniyle başvurucular üç

yıl denetim altına alınmıştır. Barışçıl bir gösteri nedeniyle cezai yaptırım

tehdidi altında bulunma sonucunu doğuran söz konusu kararın kural olarak meşru

amaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen önlemler ile barışçıl toplanma hakkı

arasındaki dengeyi sağladığı söylenemez. Başvurucuların başka bir suç işleyip mahkum olmaları durumunda HAGB kararlarının kaldırılması ve

ceza alma ihtimalleri bulunmaktadır. Dolayısıyla başvurucular katıldıkları bir

barışçıl gösteri nedeniyle üç yıl boyunca bir ceza tehdidine maruz kalacak ve

bundan sonra herhangi bir toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılıp katılmama

yönünde HAGB kararının caydırıcı bir etkisi olacaktır.

71. Sonuç olarak mevcut başvuruda, HAGB kararı verilerek

başvurucuların üç yıl denetimli serbestlik altına alınmasının Anayasa'nın 34.

maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kamu düzeni meşru amacının sağlanması

için gerekli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

72. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 34.

maddesinde güvence altına toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

D. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

73. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

74. Başvurucuların her biri 20.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

75. Başvuruda, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

76. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

Adana 4. Çocuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

77. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edilmesi nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvuruculara ayrı ayrı net 4.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

78. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradığını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

79. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucu Umut Şimşek'e ödenmesine, 1.980 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucu Kemal Kaan Sıkık'ın

adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Gözaltına almanın hukuka aykırı olması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere Adana 4. Çocuk Mahkemesine (E.2015/117, K.2015/367)

GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvuruculara ayrı ayrı net 4.000 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. 226,90 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucu Umut

Şimşek'e ÖDENMESİNE; 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Yücel ARSLAN

Başvurucular

:

1. Umut

ŞİMŞEK

2. Necdet Taylan ŞAHİN 3. Kemal Kaan SIKIK Vekili : Av. Esem YEĞİT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/14310, 12 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Adli Yardım Talebi
  11. B. Gözaltına Almanın
  12. B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim
  13. C. Toplantı ve Gösteri
  14. B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet
  15. D. 6216 Sayılı Kanun'un
  16. A. Başvurucu Kemal Kaan Sıkık'ın
  17. G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  18. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Yıldırım
  20. Akıncı
  21. Topal
  22. M. Emin KUZ
  23. Şimşek
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/14310
Tarih
12 Haziran 2018

İlgili Kararlar

  • E.ç.a. Başvurusu (B. No: 2014/5671)
  • Murat Türk Başvurusu (B. No: 2015/19665)
  • Arif Çevik Başvurusu (B. No: 2014/16144)
  • Cumaali Yavuz ve Şeyhmus Güner Başvurusu (B. No: 2014/2718)
  • Bülent Sağlam Başvurusu (B. No: 2014/6225)
  • İbrahim Turgut Başvurusu (B. No: 2015/1792)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.