İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Özlem Gümüştaş ve Sezin Uçar Başvurusu (B. No: 2018/2014)

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

Başvuru No2018/2014Tarih18 Kasım 2020Okuma27 dk · 5.378 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Özlem Gümüştaş Ve Sezin Uçar Başvurusu

Karar tarihi
18 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2018/2014
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.378 kelime·27 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 10/1/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası

bakımından kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların ise kabul

edilemez olduğuna karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde

beyanda bulunmamışlardır.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) terör örgütü

1970'li yıllarda kurulan ve Marksist Leninist ilkelere dayalı komünist bir

sistem kurmak amacıyla mevcut anayasal düzeni silah zoruyla yıkmayı hedefleyen

bir terör örgütüdür. Bu örgüt, kurulduğu yıllardan 12 Eylül askerî darbesine

kadar hedefini gerçekleştirmek için birçok silahlı eylemde bulunmuş; bu silahlı

eylemlerini 12 Eylül askerî darbesinden sonra da zaman zaman devam ettirmiştir

(Ahmet Urhan, B. No: 2014/13961, 9/10/2019, § 10).

9. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık),

İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan ve aynı hukuk bürosunda çalışan

başvurucuların da aralarında bulunduğu bazı kişiler hakkında MLKP terör

örgütüne üye oldukları gerekçesiyle soruşturma başlatılmıştır.

10. Anılan soruşturma kapsamında Cumhuriyet savcısının

talimatıyla 19/10/2017 tarihinde birlikte kaldıkları ikametgâhta gözaltına

alınan başvurucuların savunması 25/10/2017 tarihinde Cumhuriyet savcısı

tarafından alınmıştır. Başvurucuların Savcılıktaki ifade alma işlemi sırasında

müdafileri de hazır bulunmuştur.

11. Başvurucular savunmalarında özetle suçlamaya konu

edilen cenaze törenlerine örgütün talimatı doğrultusunda katılmadıklarını,

cenazelerine katıldıkları kişilerden bir kısmını müvekkilleri olmaları

nedeniyle, diğerlerini ise Suriye'de MLKP ve YPG saflarında

girdikleri silahlı çatışmada öldürülmeleri nedeniyle tanıdıklarını,

katıldıkları cenazelerde, etkinliklerde ve sosyal medya üzerinden yapmış

oldukları paylaşımlarda suç teşkil eden herhangi bir eylemde bulunmadıklarını

savunmuşlardır.

12. Cumhuriyet savcısı 25/10/2017 tarihinde başvurucuları

MLKP terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmaları istemiyle İstanbul 1. Sulh

Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir. Bu sırada başvurucuların müdafileri

de hazır bulunmuştur.

13. Hâkimlik 26/10/2017 tarihinde, başvurucuların silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili

kısmı şöyledir:

"Şüpheli Özlem Gümüştaş'ın MLKP

terör örgütü üyesi olan ve terör örgütü içerisinde faaliyet yürütürken ölen

örgüt mensuplarının (S.B., Ş.Ö., Y.E., E.A.) ilimizde ve farklı illerde yapılan

cenaze ve anma eylemlerine aktif olarak katıldığı, sosyal medya hesabından

terör örgütü üyesi şahıslara ait resim ve haber içeriklerini paylaşarak terör

örgütü sempatisini belirtir paylaşımlar yaptığı, aleyhine iki tanık beyanı

bulunduğu, şüpheli Sezin Uçar'ın MLKP terör örgütü üyesi olan ve terör örgütü

içerisinde faaliyet yürütürken ölen örgüt mensuplarının (I.H., S.B., Ş.Ö., Y.E.,

E.A., V.G., Ü.Y., S.Ç.) ilimizde ve farklı illerde yapılan cenaze ve anma

eylemlerine aktif olarak katıldığı, sosyal medya hesabından terör örgütü üyesi

şahıslara ait resim ve haber içeriklerini paylaşarak terör örgütü sempatisini

belirtir paylaşımlar yaptığı tespit edilmiştir. Bu nedenlerden dolayı

şüphelilerin Yargıtay yerleşik kararına göre de yasa dışı terör örgütü olarak

kabul edilen MLKP terör örgütü ile terör örgütü alt yapılanmaları ESP

(Ezilenlerin Sosyalist Partisi), SKM (Sosyalist Kadın Meclisi), SGDF (Sosyalist

Gençlik Dernekleri Federasyonu) ve MLKP terör örgütü fikir ve ideolojisi

doğrultusunda yayın yapan internet sitelerinin çağrıları ve duyuruları üzerine

yukarıda belirtilen eylemlere aktif olarak katıldıkları ve açıklandığı üzere eylemlerde

diğer birçok suçun da işlendiği ancak şüpheli eylemlerinin bütün halinde terör

örgütü adına faaliyet göstermek olarak değerlendirilip ayrıca, şüphelilerin

geçmiş örgütsel arşiv ve UYAP/KİHBİ kayıtları da incelendiğinde terör örgütü

içerisinde düzenli ve süreklilik gösterecek şekilde örgütsel faaliyetlerine

riayet ederek örgütün koymuş olduğu kurallara uyarak başta terör örgütü

propagandası suçu olmak üzere sair suçları işleyen şüphelilerin süreklilik,

çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetleriyle artık sempatizanlık

düzeyini aşıp örgütle organik bağ kurdukları, alt yapı ve taban oluşumuna, yine

geri cephe ve kent çalışmalarına yönelik yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik

gösteren kent faaliyetlerinde bulundukları, MLKP terör örgütü üyesi olan ve

terör örgütü adına faaliyet yürüttükleri sırada ölen örgüt mensupların ülkemiz

genelinde yapılan cenaze ve anma eylemlerine aktif olarak iştirak etmeleri

sebebiyle de soruşturma dosyasındaki bütün eylemlerin örgüt üyeliği kapsamında

değerlendirildiği, bu şekilde tüm şüphelilerin üzerine atılı suçu işledikleri

yönünde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunduğu,

yüklenen suçun yasada öngörülen ceza miktarı, işlendiği iddia edilen suçun

önemli ve ciddi sayılan katalog suçlardan olması nedeniyle tutuklama nedenin

'Kanun gereğince' var sayıldığı, Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

içtihatları ve 5271 sayılı CMK’nun 100 ve devam eden maddeleri uyarınca

şüphelilerin tutuklanmasına engel bir hallerinin 'tutuklama yasağı ve yargılama

engeli bulunmaması hali gibi' bulunmadığı, almaları muhtemel ceza göz önüne

alındığında kaçma şüphelerinin bulunduğu, soruşturmanın henüz tamamlanmaması

nedeniyle şüphelilerin delilleri yok etme, gizleme, tanık ve mağdurlar üzerinde

baskı oluşturma şüphesinin bulunduğu, işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya

güvenlik önlemi değerlendirildiğinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 13.

maddesinde ifade olunan ‘ölçülülük’ ilkesi uyarınca, daha hafif koruma önlemi

olan adli kontrol tedbiri uygulanmasının bu aşamada soruşturmaya konu suç ve bu

şüpheliler açısından 'yetersiz' kalacağı ve amaca hizmet etmeyeceği kanaatine

varılarak şüpheliler ve müdafilerinin serbest bırakılma istemlerinin reddi ile

tüm şüphelilerin üzerine atılı olan Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan

5271 sayılı CMK’nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca ... [tutuklanmalarına karar verildi.]"

14. Başvurucuların tutuklama kararına yaptığı itiraz

İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğince 6/11/2017 tarihinde benzer gerekçelerle

kesin olarak reddedilmiştir.

15. Anılan karar başvuruculara 11/12/2017 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucular 10/1/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. Başsavcılığın 3/3/2018 tarihli iddianamesi ile

başvurucuların silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütü propagandası

yapma suçlarından cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde

kamu davası açılmıştır. İddianamede öncelikle MLKP'nin terör örgütü olduğundan

bahsedilmiş, sonrasında ise başvurucuların suçlamaya konu edilen eylemlerine yer

verilmiştir. Anılan eylemler her bir başvurucu yönünden aşağıdaki gibi

özetlenebilir:

A. Başvurucu

Özlem Gümüştaş Yönünden

i. İddianameye göre G.K.nin MLKP terör örgütüne

katılarak Suriye'ye gittiğini iddia eden ve kolluk birimine başvuran G.K.nin kardeşi

ve babası teşhis ettikleri başvurucuyla ilgili olarak şu şekilde beyanlarda

bulunmuşlardır:

"… kardeşim G.K. ile ilgili bilgi

almak amacıyla Fatih’te bulunan ESP İl Merkezine gittiğimizde görüştüğümüz ve

avukat olduğunu öğrendiğim, bize konu ile ilgili araştırma yaptıktan sonra

bilgi ileteceğini, konu ile ilgili polise gitmememiz gerektiğini, Rojava

devriminin çok büyük evrensel devrim olduğunu, orada kazanılmışlık olduğunu,

hatta avukat arkadaşlarının bile oraya gittiğini, çocukları Suriye’ye giden

birçok ailenin kendilerine başvurduğunu, ESP İl Başkanlığında çalışan

yöneticilerin dahi YPG’nin özel daveti ile oraya gittiğini söyleyen

şahıstır."

"… oğlum G.K. ile ilgili bilgi

almak amacıyla Fatih’te bulunan ESP İl Merkezine gittiğimde beni görüştürdükleri

ve avukat olduğunu öğrendiğim, bana konu ile ilgili araştırma yaptıktan sonra

bilgi ileteceğini, konu ile ilgili polise gitmemem gerektiğini söyleyen

şahıstır."

ii. Suriye'nin Ayn-el Arap (Kobani) bölgesinde çıkan

silahlı çatışmada öldürülen MLKP terör örgütü üyesi S.B.yi anmak amacıyla MLKP

terör örgütünün kendi güdümünde yayın yapan internet sitesinden 14/12/2014

tarihinde yayımlanan "S.B. için taziye çadırları açılacak"

şeklinde çağrısı ve talimatı doğrultusunda 14/12/2014 tarihinde İstanbul'un

Kadıköy ilçesinde yaklaşık 80 kişinin katıldığı bir etkinlik düzenlenmiştir.

Söz konusu etkinlik sırasında "yaşasın partimiz MLKP, kadınlar partiye

MLKP’ye" şeklinde sloganlar atılmış; öldürülen örgüt mensubu adına

kurulan taziye çadırı çevresine "Kobane şehidi S.B. ölümsüzdür" ve

"Kobane kadın devrimidir savunacağız" yazılı pankartlar,

öldürülen örgüt üyesinin fotoğrafı ve söz konusu fotoğrafın üzerinde bulunduğu

dövizler açılmış; örgütü simgeleyen işaretler ve örgütün ismi mumlarla

oluşturulmuştur. Başvurucunun da söz konusu etkinliğe katılan grubun içinde yer

aldığı ve onlarla birlikte hareket ettiği iddia edilmiştir.

iii. Anılan örgüt üyesinin öldürülmesi nedeniyle tekrar

anma etkinliklerinin düzenlenmesine ilişkin 20/12/2014 tarihinde örgütün

güdümündeki internet sitesinden yapılan çağrı üzerine aynı tarihte Tunceli'de

bir etkinlik düzenlenmiştir. Söz konusu etkinlik sırasında içlerinde yüzü

kapalı kişilerin de bulunduğu grup tarafından "Komutan Sarya yaşıyor,

MLKP savaşıyor", "Çelikten irade, granitten disiplin, zaferden

ölüme yaşasın MLKP", "S.B. Ölümsüzdür" ve "Biji

berxwedane Kobanê (yaşasın Kobani direnişi)" şeklinde sloganlar

atılmış; "Kobanê kadın devrimidir, savunacağız" ve

"Rojava devrimini ölümüne savunacağız, S.B. ölümsüzdür" yazılı

pankartlar, örgütü simgeleyen bayraklar ve öldürülen örgüt mensubunun

fotoğrafının üzerinde bulunduğu dövizler açılmıştır. Ayrıca öldürülen örgüt

mensupları için saygı duruşunda da bulunulmuştur. Başvurucunun da söz konusu

etkinliğe katılan grubun içinde yer aldığı ve onlarla birlikte hareket ettiği

iddia edilmiştir.

iv. Suriye'nin Ayn-el Arap bölgesinde çıkan silahlı

çatışmada öldürülen MLKP terör örgütü üyesi E.A. ve YPG üyesi Ö.E.nin cenaze

törenlerini düzenlemek amacıyla MLKP terör örgütünün kendi güdümünde yayın

yapan internet sitesinden 25/2/2015 tarihinde yayımlanan "Kobanê

şehitleri yarın Adana'da uğurlanacak" şeklindeki çağrısı ve talimatı

doğrultusunda 26/2/2015 tarihinde Adana'da yaklaşık 4.500 kişinin katıldığı bir

etkinlik düzenlenmiştir. Söz konusu etkinlik sırasında içlerinde yüzleri

kapalı, elleri eldivenli ve ayakkabılarının üzerine çorap geçirilmiş kişilerin

de bulunduğu grup tarafından ölen örgüt mensuplarının cenazeleri mezarlığa

götürülürken MLKP ve YPG/YPJ terör örgütlerini simgeleyen bayraklar, Abdullah

Öcalan'ın posterleri, öldürülen örgüt mensubunun fotoğrafları ile "E.A.

(Alişen Dersim) ölümsüzdür" ve üzerinde E.A.nın fotoğrafının bulunduğu

"zaman gösteriyor ki yaşamımızı artık savaşa göre

şekillendirmeliyiz" yazılı pankartlar açılmış; yürüyüş esnasında sık

sık "şehid namirin", "E.A. ölümsüzdür", "E.A.

yaşıyor, komünistler savaşıyor", "barikattan cepheye yaşasın

MLKP", "devrimin zaferi için yaşasın MLKP" gibi sloganlar

atılmıştır. Cenazelerin defnedilmesi sonrasında MLKP terör örgütü güdümündeki

internet sitesinden "Kobanê şehitleri şiirlerle sonsuzluğa

uğurlandı" şeklinde paylaşımda bulunulmuştur. Başvurucunun da söz

konusu etkinliğe katılan grubun içinde yer aldığı ve onlarla birlikte hareket

ettiği iddia edilmiştir.

v. Kolluk kuvvetleri ile aralarında çıkan silahlı

çatışmada öldürülen MLKP terör örgütü üyeleri Ş.Ö. ve Y.E.nin cenaze

törenlerini düzenlemek amacıyla MLKP terör örgütünün kendi güdümünde yayın

yapan internet sitesinden 22/12/2015 tarihinde yayımlanan "E. ve Ö.

yarın Gazi Mahallesi'nden uğurlanacak" şeklindeki çağrısı ve talimatı

doğrultusunda 22/12/2015 tarihinde İstanbul'da yaklaşık 2000 kişinin katıldığı

bir etkinlik düzenlenmiştir. Söz konusu etkinlik sırasında, öldürülen örgüt

üyelerinin tabutlarının üzerine örgütü simgeleyen bayrak örtülmüş, cenazeleri

Adli Tıp Kurumundan alınıp mezarlığa götürülürken "yaşasın partimiz

MLKP, bedel ödedik bedel ödeteceğiz, katil devlet hesap verecek, komünist

devrimciler ölümsüzdür, şehit namırın” şeklinde sloganlar atılmış,

öldürülen örgüt mensupları Ş.Ö ve Y.E.nin fotoğrafları ile "Ş.Ö.

ölümsüzdür", "Y.E. ölümsüzdür", "devrim şehitleri

ölümsüzdür" yazılı pankartlar ve örgütü simgeleyen bayraklar

açılmıştır. Yürüyüş esnasında grup içinden yüzleri kapalı, uzun namlulu silah

taşıyan yaklaşık 15-20 kişi tarafından "kadın devriminin cüretkar

savaşçıları yolunuz yolumuzdur, kavgamızın rehberi komünist kadınların

dirilişi" yazılı pankartlar açılmış, cenazelerin defnedilmesinin

ardından havaya ateş edilmiştir. Etkinlik sonrasında MLKP terör örgütü güdümündeki

internet sitesinden "kadınlar devrim sözüyle E. ve Ö.yü yıldızlara

uğurladı" şeklinde paylaşımda bulunulmuştur. Başvurucunun da söz

konusu etkinliğe katılan grubun içinde yer aldığı ve onlarla birlikte hareket

ettiği iddia edilmiştir.

vi. Başvurucunun 8/6/2017 tarihinde A.D.K. isimli MLKP

terör örgütü mensubunun Suriye'de çıkan çatışmada öldürülmesi nedeniyle anma

etkinliklerine katılan kişilerin gözaltına alınması üzerine Facebook isimli

sosyal paylaşım sitesindeki kişisel hesabında "Gezi ayaklanmasının ruhu

ve bilinciyle Rojava siperlerine koşan A.D.K.yi ananlar, ölümsüzleşenlerin

mücadelesine sahip çıkanlar tutuklanmak isteniyor." şeklinde dile

getirdiği tepkisini paylaşarak terör örgütü propagandası yaptığı iddia

edilmiştir.

B. Başvurucu

Sezin Uçar Yönünden

i. Suriye'nin Ayn-el Arap (Kobani) bölgesinde

çıkan silahlı çatışmada öldürülen MLKP terör örgütü üyesi S.B.yi anmak amacıyla

MLKP terör örgütünün kendi güdümünde yayın yapan internet sitesinden 14/12/2014

tarihinde yayımlanan "S.B. için taziye çadırları açılacak"

şeklindeki çağrısı ve talimatı doğrultusunda 14/12/2014 tarihinde İstanbu'un

Kadıköy ilçesinde yaklaşık 80 kişinin katıldığı bir etkinlik düzenlenmiştir.

Söz konusu etkinlik sırasında "yaşasın partimiz MLKP, kadınlar partiye

MLKP’ye" şeklinde sloganlar atılmış, öldürülen örgüt mensubu adına

kurulan taziye çadırı çevresine "Kobane şehidi S.B. ölümsüzdür" ve

"Kobane kadın devrimidir savunacağız" yazılı pankartlar,

öldürülen örgüt üyesinin fotoğrafı ve söz konusu fotoğrafın üzerinde bulunduğu

dövizler açılmış; örgütü simgeleyen işaretler ve örgütün ismi mumlarla

oluşturulmuştur. Başvurucunun da söz konusu etkinliğe katılan grubun içinde yer

aldığı ve onlarla birlikte hareket ettiği iddia edilmiştir.

ii. Suriye'nin Rojava bölgesinde Til Temir kentinde çıkan

silahlı çatışmada öldürülen MLKP terör örgütü üyesi İ.H.yi anmak amacıyla MLKP

terör örgütünün kendi güdümünde yayın yapan internet sitesinden 8/3/2015

tarihinde yayımlanan "MLKP'li İ.H. İstanbul'da anılacak" şeklinde

çağrısı ve talimatı doğrultusunda 8/3/2015 tarihinde İstanbul'un Kadıköy ilçesi

HDP Kadıköy ilçe örgütü binası önünde bir etkinlik düzenlenmiştir. Söz konusu

etkinlik sırasında "yaşasın rojava kadın devrimimiz", "avaşin

yoldaş yaşıyor komünistler savaşıyor", "I.H. ölümsüzdür",

"yaşasın YPJ yaşasın MLKP" şeklinde sloganlar atılmış; "Rojava

kadın devrimidir savunacağız. enternasyonalist devrimci I.H. (Avaşin Tekoşin

Güneş) ölümsüzdür" yazılı pankartlar ve öldürülen örgüt mensubunun

fotoğrafının üzerinde bulunduğu dövizler açılmıştır. Etkinlik sonrasında MLKP

terör örgütü güdümündeki internet sitesinden "Kadınlar I.H.ye söz

verdi" şeklinde paylaşımda bulunulmuştur. Başvurucunun da söz konusu

etkinliğe katılan grubun içinde yer aldığı, elinde bahse konu dövizler

bulunduğu ve onlarla birlikte hareket ettiği iddia edilmiştir.

iii. MLKP terör örgütünün üyesi S.B.nin Suriye'de çıkan

çatışmada öldürülmesi nedeniyle anma etkinliklerinin düzenlenmesine ilişkin

20/12/2014 tarihinde örgütün güdümündeki internet sitesinden yapılan çağrı

üzerine aynı tarihte Tunceli'de bir etkinlik düzenlenmiştir. Söz konusu

etkinlik sırasında içlerinde yüzü kapalı kişilerin de bulunduğu grup tarafından

"Komutan Sarya yaşıyor, MLKP savaşıyor", "Çelikten

irade, granitten disiplin, zaferden ölüme yaşasın MLKP", "S.B.

Ölümsüzdür" ve "Biji berxwedane Kobanê (yaşasın kobani

direnişi)" şeklinde sloganlar atılmış; "Kobanê kadın devrimidir,

savunacağız" ve "Rojava devrimini ölümüne savunacağız, S.B.

ölümsüzdür" yazılı pankartlar, örgütü simgeleyen bayraklar ve

öldürülen örgüt mensubunun fotoğrafının üzerinde bulunduğu dövizler açılmıştır.

Ayrıca öldürülen örgüt mensupları için saygı duruşunda da bulunulmuştur.

Başvurucunun da söz konusu etkinliğe katılan grubun içinde yer aldığı ve

onlarla birlikte hareket ettiği iddia edilmiştir.

iv. Kolluk kuvvetleri ile aralarında çıkan silahlı

çatışmada öldürülen MLKP terör örgütü üyeleri Ş.Ö. ve Y.E.nin cenaze

törenlerini düzenlemek amacıyla MLKP terör örgütünün kendi güdümünde yayın

yapan internet sitesinden 22/12/2015 tarihinde yayımlanan "E. ve Ö.

yarın Gazi Mahallesi'nden uğurlanacak" şeklindeki çağrısı ve talimatı

doğrultusunda 22/12/2015 tarihinde İstanbul'da yaklaşık 2.000 kişinin katıldığı

bir etkinlik düzenlenmiştir. Söz konusu etkinlik sırasında, öldürülen örgüt üyelerinin

tabutlarının üzerine örgütü simgeleyen bayrak örtülmüş, cenazeleri Adli Tıp

Kurumundan alınıp mezarlığa götürülürken "yaşasın partimiz MLKP, bedel

ödedik bedel ödeteceğiz, katil devlet hesap verecek, komünist devrimciler

ölümsüzdür, şehit namırın” şeklinde sloganlar atılmış, öldürülen örgüt

mensupları Ş.Ö ve Y.E.nin fotoğrafları ile "Ş.Ö. ölümsüzdür",

"Y.E. ölümsüzdür", "devrim şehitleri ölümsüzdür" yazılı

pankartlar ve örgütü simgeleyen bayraklar açılmıştır. Yürüyüş esnasında grup

içinden yüzleri kapalı, uzun namlulu silah taşıyan yaklaşık 15-20 kişi

tarafından "kadın devriminin cüretkar savaşçıları yolunuz yolumuzdur,

kavgamızın rehberi komünist kadınların dirilişi" yazılı pankartlar

açılmış; cenazelerin defnedilmesinin ardından havaya ateş edilmiştir. Etkinlik

sonrasında MLKP terör örgütü güdümündeki internet sitesinden "kadınlar

devrim sözüyle E. ve Ö.yü yıldızlara uğurladı" şeklinde paylaşımda

bulunulmuştur. Başvurucunun da söz konusu etkinliğe katılan grubun içinde yer

aldığı ve onlarla birlikte hareket ettiği iddia edilmiştir.

v. MLKP terör örgütü üyeleri olan ve 22/8/2016 tarihinde

Tunceli ili Ovacık ilçesinde çıkan silahlı çatışmada öldürülen V.G. ile Ü.Y.nin

26/8/2016 tarihinde düzenlenen cenaze törenine katılan grubun içinde

başvurucunun da yer aldığı ve onlarla birlikte hareket ettiği iddia edilmiştir.

Cenaze töreni sonrasında MLKP terör örgütü güdümündeki internet sitesinden aynı

tarihte "Dersim şehitleri uğurlandı. Bayraklarını asla yere

düşürmeyeceğiz." şeklinde paylaşımda bulunulduğu belirtilmiştir.

vi. MLKP terör örgütü üyesi olan ve Suriye’nin Minbiç

kentinde çıkan çatışmada öldürülen S.Ç.nin 27/6/2016 tarihinde düzenlenen

cenaze törenine katılan "I.dan S.ye yürüyoruz zafere" yazılı

pankart açan grubun içinde başvurucunun da yer aldığı ve onlarla birlikte

hareket ettiği iddia edilmiştir. Cenaze töreni sonrasında MLKP terör örgütü

güdümündeki internet sitesinden aynı tarihte "I.dan S.ye yürüyoruz

zafere" şeklinde paylaşımda bulunulduğu belirtilmiştir.

vii. Başvurucunun, Facebook isimli sosyal paylaşım

sitesinde bulunan kişisel hesabında 8/3/2015 tarihinde MLKP terör örgütünü

simgeleyen bayrağı elinde tutan bir örgüt üyesinin, 15/3/2015 tarihinde I.H.

isimli öldürülen örgüt üyesinin, 20/12/2014 tarihinde S.B. isimli öldürülen

örgüt üyesinin, 10/12/2014 tarihinde Y.S. isimli öldürülen örgüt üyesinin

fotoğrafları ile 1/9/2017 tarihinde H.A. isimli öldürülen örgüt üyesinin anma

ve taziye haberini paylaşarak terör örgütü propagandası yaptığı iddia

edilmiştir.

18. İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi 19/3/2018 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E. 2018/89 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır.

19. Mahkeme 5/10/2018 tarihinde yaptığı duruşmada

başvurucuların tahliyesine karar vermiş; başvurucular aynı gün serbest bırakılmıştır.

20. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. İlgili hukuk için bkz. Şerzan Sümer, B. No:

2018/16001, 9/7/2020, §§ 26-33.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Mahkemenin 18/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

23. Başvurucular; suç şüphesi ve bunu haklı kılan somut

olgu ya da deliller olmamasına rağmen mesleklerinden kaynaklanan güvencelere de

riayet edilmeksizin yasal düzenlemelere aykırı olarak haklarında tutuklama

kararı verildiğini, adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kalacağına

ilişkin hiçbir gerekçe gösterilmediğini, delilleri karartma tehlikesi ve kaçma

şüphesinin de somut olayda bulunmadığını, katıldıkları bazı etkinlikler ile

sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlar nedeniyle suçlandıklarını

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

24. Başvurucular ayrıca tutuklamaya dayanak oluşturan

sosyal medya paylaşımları ile katıldıkları ileri sürülen protesto eylemlerinin

soruşturma makamlarınca terör örgütü propagandası yapma ve terör örgütüne üye

olma suçlarının delili olarak değerlendirilmesinin ifade özgürlüğü ile toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.

25. Bakanlık görüşünde, başvurucular hakkında verilen

tutuklama kararında açıklanan gerekçeler dikkate alındığında tutuklamaya esas

alınan delillerin objektif bir gözlemciyi suçun işlendiği hususunda ikna

edebilecek nitelikte olduğu ve tutuklama anında da makul şüphenin bulunduğu

olgularına dikkat çekilmiştir. Bakanlık ayrıca terör suçlarının

soruşturulmasının kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bıraktığını,

bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının adli makamlar ve güvenlik

görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla

etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek

şekilde yorumlanmaması gerektiğini de belirtmiştir.

26. Bakanlık somut olayda başvurucuların suç işlemiş

olabileceğinden şüphelenilmesi için inandırıcı delillerin bulunduğunu,

tutuklama nedenlerinin mevcut olduğunu ve tutuklama kararlarının ölçülü

olduğunu belirterek bu kapsamda başvurucuların yalnızca ifade özgürlüğü

kapsamında kalan eylemleri nedeniyle soruşturmaya maruz kaldığına ve

tutuklandığına ilişkin iddiaları yönünden farklı bir sonuca varılmasını gerekli

kılan bir durumun bulunmadığını da ifade etmiştir.

B. Değerlendirme

27. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

28. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve

güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların bu bölümdeki iddialarının özü, haklarında uygulanan

tutuklama tedbirinin hukuki olmadığına ilişkindir. Başvurucular bu bağlamda

tutuklamaya konu suçlar bakımından kuvvetli suç belirtisinin bulunmadığını

ileri sürerken suçlamaya -ve dolayısıyla tutuklamaya- konu edilen eylemlerin

ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakları kapsamındaki

fiiller olduğunu iddia etmiştir. Başvurucuların anılan iddiası bağlamında

tutuklamaya konu fiillerin temel hak ve özgürlüklerin kullanımıyla ilgili olup

olmadığı hususu, bunların kuvvetli suç belirtisi teşkil edip etmediği konusunda

yapılacak incelemeyle doğrudan bağlantılıdır. Esasen başvurucular da ifade

özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarının ihlal

edildiğine yönelik şikâyetlerini tutuklamanın hukuka aykırı olduğu iddiası

temelinde dile getirmiştir. Bu itibarla başvurucuların bu bölümdeki

iddialarının bir bütünlük içinde Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası

bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

Dolayısıyla tutuklamayla bağlantılı olarak diğer temel hak ve özgürlükler

yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasının gerekli olmadığı değerlendirilmiştir

(aynı yöndeki değerlendirme ve uygulamalar için bkz. Ayhan Bilgen, §

126; Meral Danış Beştaş (2), B. No: 2017/5845, 4/7/2018, § 102; Selahattin

Demirtaş (3), B. No: 2017/38610, 9/6/2020, § 233).

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

30. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

kullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik veya olağanüstü

hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla,

durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya

tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı

tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda

da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin

yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,

vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı

suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile

saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

31. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve

diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 187-191).

32. Soruşturma mercilerince başvuruculara yöneltilen ve

tutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucuların MLKP terör örgütünün

hiyerarşik yapılanması içinde yer almaları ve dolayısıyla bu terör örgütüne üye

olmalarıdır. Anayasa Mahkemesi 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe

teşebbüsünden sonra doğrudan darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülen

soruşturmalarda veya doğrudan teşebbüsle bağlantılı olmasa bile teşebbüsün

arkasındaki yapılanma olduğu anlaşılan Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet

Yapılanması ile (FETÖ/PDY) bağlantılı soruşturmalarda uygulanan tutuklama

tedbirlerinin hukukiliğini incelerken bu suçlamaların olağanüstü hâl ilanını

gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 237-242; Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158,

26/7/2017, § 57).

33. Anayasa Mahkemesi Aydın Yavuz ve diğerleri

kararında darbe teşebbüsünden sonra ilan edilen olağanüstü hâle ilişkin yaptığı

değerlendirmede 21/7/2016 tarihinde ilan edilen olağanüstü hâlin temel olarak

darbe teşebbüsü nedeniyle olduğunu, bununla birliktebu süreçte ülkenin maruz

kaldığı terör saldırılarının da olağanüstü hâl ilanında ve olağanüstü hâlin

devam ettirilmesinde etkisinin bulunduğunu, dolayısıyla bu dönemde uygulanan

tedbirlerin genel olarak 15 Temmuz darbe teşebbüsünün faili olduğu belirtilen

FETÖ/PDY'nin yanı sıra terörden kaynaklanan tehdit ve tehlikenin de bertaraf

edilmesine yönelik olduğunu ifade etmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§

226-229).

34. Bu itibarla başvurucular hakkında MLKP silahlı terör

örgütü ile bağlantılı bir suçtan uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olup

olmadığının incelenmesinin Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılması gerekir

(benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Figen Yüksekdağ Şenoğlu, B. No:

2017/3366, 9/7/2020, §§ 51, 52). Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucuların

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, § 58).

2. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Genel

İlkeler

35. Genel ilkeler için bkz. Gülser Yıldırım (2),

§§ 110-124).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

36. Somut olayda öncelikle başvurucuların tutuklanmasının

kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucular MLKP

terör örgütünün üyesi olma suçundan 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmışlardır.

37. Diğer taraftan başvurucular, bir avukat olarak

mesleklerinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandıklarını

iddia etmektedirler.

38. 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun

58. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, avukatların avukatlık veya Türkiye

Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev

sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma yapılmasının

Bakanlığın iznine bağlı olduğu ve soruşturmanın suçun işlendiği yer Cumhuriyet

savcılığı tarafından yapılacağı düzenlenmiştir. Aynı maddenin (2) numaralı

fıkrasında ise duruşmanın inzibatına ilişkin hükümlerin saklı olduğu ve bu

hükümlere göre avukatların tutuklanamayacağı gibi haklarında disiplin hapsi ve

para cezası da verilemeyeceği belirtilmiştir.

39. 1136 sayılı Kanun'un 61. maddesinde ağır ceza

mahkemesinin görev alanına giren bir suç dolayısıyla suçüstü durumunda

soruşturmanın, bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından genel hükümlere göre

yapılacağı ifade edilmiştir. Aynı Kanun'un 62. maddesinde ise bu Kanun ve diğer

kanunlar gereğince avukat sıfatı ile veya Türkiye Barolar Birliğinin ya da

baroların organlarında görevli olarak kendisine verilmiş bulunan görev ve yetkiyi

kötüye kullanan avukatın 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

257. maddesi hükümlerine göre cezalandırılacağı düzenlenmiştir.

40. Buna göre 1136 sayılı Kanun'da avukatlar yönünden

özel soruşturma prosedürlerinin yalnızca avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği

ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında

işledikleri suçlardan dolayı öngörüldüğü ve bu hâllerde soruşturmanın

Bakanlığın iznine bağlı olduğu, bunun dışında kişisel suçları bakımından özel

soruşturma usulünün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucular hakkındaki

tutukluluğa ilişkin belgeler başta olmak üzere soruşturma dosyasında yer alan

tespit ve değerlendirmeler ile Yargıtay 16. Ceza Dairesinin isnat konusu suçun

görev suçu olarak nitelendirilemeyeceği yönündeki içtihadı karşısında söz

konusu suçun kişisel suç olarak nitelendirilmesinin temelsiz ve keyfî bir

yaklaşım olduğu söylenemez (aynı yöndeki değerlendirme için bkz. Alparslan

Altan, [GK], B. No: 2016/15586, 11/1/2018, § 123). Nitekim Anayasa Mahkemesi,

Yıldırım Turan ([GK], B. No: 2017/10536, 4/6/2020) kararında

ilgili Kanunlar çerçevesinde konuyu hâkimler yönünden etraflıca değerlendirmiş

ve Yargıtay içtihatlarına da değinerek terör örgütüne üye olma suçunun kişisel

bir suç olduğunu, Yüksek Mahkeme üyelerinden farklı olarak hâkim ve Cumhuriyet

savcıları yönünden ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâli bulunmasa

da kişisel suçlarına ilişkin olarak soruşturma yürütülmesi için izin şartı

bulunmadığını belirterek Vergi Mahkemesi üyesi (hâkim) olan başvurucunun

tutuklanmasının kanuni dayanağının bulunduğu sonucuna varmıştır (ayrıntı için

bkz. Yıldırım Turan, §§ 102-147).

41. Somut olayda avukat olan başvurucuların yaptığı

görevle ilgili bulunmayıp kişisel suç niteliğindeki tutuklamaya konu edilen

terör örgütü üyesi olma suçu yönünden anılan kararlarda yer alan

değerlendirmelerden ve varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucuların

mesleğinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmediğinden bahisle kanuna aykırı

olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir (benzer yönde değerlendirmeler

için bkz. Şerzan Sümer, § 47).

42. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

43. Başvurucuların haklarında verilen tutuklama

kararında, başvurucularla ilgili bazı olgu ve olaylara değinilerek MLKP silahlı

terör örgütünün üyesi olma suçu yönünden kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu

sonucuna varılmıştır (bkz. § 13). İddianamede ise suçlamaya esas alınan

unsurlar her bir başvurucu yönünden ayrı ayrı belirtilmiştir. Bu itibarla

Anayasa Mahkemesince, başvurucuların suç işlediklerine dair kuvvetli belirtinin

bulunup bulunmadığı yönündeki incelemenin anılan olgular temelinde yapılması

gerektiği değerlendirilmiştir.

44. Soruşturma mercilerince başvurucuların bazı terör

örgütü mensuplarının cenazeleriyle ilgili bir kısım tören ve etkinliklere

katıldıkları ifade edilmiştir. Bu kapsamda;

i. Başvurucular; MLKP terör örgütü üyesi iken Kobani'de

girdiği silahlı çatışmada ölen S.B. için örgüte bağlı internet sitesinden

yapılan çağrı üzerine 14/12/2014 tarihinde İstanbul'da yapılan bir etkinliğe

katılmışlardır. Başvurucuların adı geçen kişi için örgüt tarafından 20/12/2014

tarihinde Tunceli'de düzenlenen bir anma etkinliğine de katıldıkları ve

etkinlikte terör örgütü lehine sloganlar atıldığı tespit edilmiştir.

ii. Kobani'deki çatışmalarda ölen MLKP üyesi E.A. ve YPG

üyesi Ö.E. için terör örgütünün çağrıları üzerine bir takım etkinlikler

düzenlenmiştir. Bu bağlamda E.A.nın cenazesinin teslim alınması ve defnedilmesi

sırasında Adana'da gerçekleşen olaylarda terör örgütünü öven sloganlar

atılmıştır. Başvurucuların da bu eyleme katıldıkları belirlenmiştir.

iii. MLKP terör örgütü tarafından gerçekleştirildiği

değerlendirilen bazı bombalı eylemlerin faillerinin tespiti ve yakalanması

amacıyla güvenlik güçlerince 22/12/2015 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirilen

operasyonda çıkan silah çatışma sonucunda Ş.Ö. ve Y.E. isimli örgüt mensupları

hayatlarını kaybetmiş, dört polis memuru ise yaralanmıştır. Anılan örgüt

mensuplarının cenazelerinin teslimi sırasında çok sayıda kişi tarafından örgüt

lehine sloganların atıldığı ve pankartların açıldığı belirlenmiştir. Örgütün

internet sitesinden çağrısı üzerine söz konusu etkinliklerin yapıldığı

anlaşılmıştır. Güvenlik birimleri defin sonrasında cenazeye katılan kişilerden

bazılarının havaya ateş ettiklerini tespit etmişlerdir. Başvurucu Özlem

Gümüştaş'ın da anılan etkinliklere (silah kullanma dışında) katıldığı

belirlenmiştir.

iv. MLKP terör örgütü içinde faaliyet gösteren ve

Kobani'de girdiği silahlı çatışmada ölen Alman uyruklu bir kişi için örgüte

bağlı internet sitesinden yapılan çağrı üzerine 8/3/2015 tarihinde İstanbul'da

yapılan bir etkinliğe başvurucu Sezin Uçar'ın da katıldığı belirlenmiştir.

v. Başvurucu Sezin Uçar'ın MLKP terör örgütü içerisinde

faaliyet yürütürken Tunceli ili Ovacık ilçesinde 22/8/2016 tarihinde yaşanan

çatışmalar sonucunda hayatlarını kaybeden V.G. ve Ü.Y. isimli örgüt

mensuplarının 26/8/2016 günü Tunceli ilinde MLKP terör örgütünün organizesinde

yapılan cenaze törenine katıldığı tespit edilmiştir.

vi. Başvurucu Sezin Uçar'ın MLKP terör örgütü içerisinde

faaliyet yürütürken Suriye'nin Minbiç kentinde yaşanan çatışmalar sonucunda

ölen S.Ç. için MLKP terör örgütünün çağrısı üzerine 27/6/2016 tarihinde

düzenlenen etkinliğe katıldığı belirlenmiştir.

45. Başvurucular cenaze merasimi veya anma töreni

şeklinde bir kısım etkinliğe katıldıkları terör örgütü mensuplarıyla ilgili

genel olarak bu kişileri avukat-müvekkil ilişkisi dolayısıyla

tanıdıklarını ifade etmişlerdir. Bir terör örgütü mensubunun cenaze törenine

katılmanın her durumda örgütsel ilişkiyi gösteren bir unsur olduğunu söylemek

mümkün değildir. Bununla birlikte belirli durumlarda terör örgütü mensuplarıyla

ilgili cenaze merasimlerine katılmanın veya bir takım anma etkinliklerinde

bulunmanın örgütsel ilişki bakımından bir olgu olarak değerlendirilmesi de söz

konusu olabilir. Bu bağlamda her bir somut olayın kendi koşulları içinde ve

olayın özellikleri göz önüne alınarak değerlendirilmesi gerekir.

46. Somut olayda avukat olan başvurucuların MLKP terör

örgütü üyesi iken çeşitli yerlerdeki çatışmalarda ölen terör örgütü mensupları

için düzenlenen birçok etkinliğe katılmaları söz konusudur. Yine başvurucuların

katıldıkları bu etkinlikler İstanbul, Tunceli ve Adana gibi farklı illerde

gerçekleştirilmiştir. Öte yandan bu tören ve anma etkinlikler MLKP terör

örgütünün internet üzerinde yaptığı çağrılar üzerine tertip edilmiştir. Dahası

bunlarda örgütün propagandası niteliğinde bir takım faaliyetlerde bulunulmuş;

hatta birinde silahla ateş dahi açılmıştır. Bu itibarla başvurucuların anılan

tören ve etkinliklere katılma eylemlerinin -avukat müvekkil ilişkisinin

ötesinde- örgütsel bir bağlantıya işaret eden yönünün bulunduğunu söylemek

mümkün görünmektedir.

47. Nitekim Yargıtay da terör örgütü propagandasına

dönüştürülmeyen insani mülahazalarla gerçekleştirilen taziye ziyaretleri gibi

eylemlerin silahlı terör örgütü faaliyeti kapsamında kabul edilemeyeceğini

belirtmekle birlikte, terör örgütü yöneticilerinin talimatı veya örgütün

çağrıları doğrultusunda gerçekleştirilen ve terör örgütünün propagandasına

dönüşen şiddet eylemleri ve faaliyetlerini bu kapsamda görmemektedir. Bununla

ilgili olarak Yargıtay 16. Ceza Dairesi 28/5/2019 tarihli ve E.2019/3165,

K.2019/4105 sayılı kararında "... 2014-2016 yılları arasında silahlı

terör örgütü PKK/KCK’ya müzahir yayın organlarınca yapılan çağrılar üzerine

gerçekleştirilen, şiddet içeren ve terör örgütünün propagandasına dönüşen terör

örgütü mensuplarının cenaze definlerine ve yasadışı gösteri yürüyüşlerine

katılan sanığın süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren eylemleri nedeniyle

silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair kabulde isabetsizlik [olmadığı]"

değerlendirmesinde bulunmuştur.

48. Öte yandan MLKP terör örgütüne katılıp Suriye'ye

gitmesinden endişe ettikleri bir yakınlarıyla ilgili olarak bilgi almak için

başvurucu Özlem Gümüştaş ile görüşen tanıklar C.K. ve G.K. başvurucunun

kendilerine konuyla ilgili araştırma yaptıktan sonra bilgi ileteceğini ve

polise gitmemeleri gerektiğini söylediğini ifade etmişlerdir. Tanık G.K. ayrıca

başvurucunun kendisine Rojava devriminin çok büyük evrensel devrim olduğunu,

orada kazanılmışlık olduğunu, hatta avukat arkadaşlarının bile oraya gittiğini,

çocukları Suriye’ye giden birçok ailenin kendilerine başvurduğunu, ESP İl

Başkanlığında çalışan yöneticilerin dahi YPG'nin özel daveti ile oraya

gittiğini söylediğini de dile getirmiştir.

49. Başvurucu Sezin Uçar yönünden ise sosyal medya

üzerinden yapılan bazı paylaşımlarda da terörle ilgili hususların bulunduğu

görülmektedir. Bu kapsamda başvurucunun 20/10/2014 tarihinde -cenaze merasimine

de katılmış olduğu- MLKP terör örgütü üyesi S.B.nin görüntüsünün olduğu pankartı

paylaştığı; 10/12/2014 tarihinde MLKP terör örgütü üyesi olan ve bir çatışmada

ölen Y.S. isimli kişinin fotoğrafını paylaştığı; 8/3/2015 tarihinde MLKP terör

örgütünün flamasını taşıyan bir örgüt mensubunun fotoğrafını paylaştığı;

15/3/2015 tarihinde MLKP terör örgütü üyesi olan ve Rojovada 7/3/2015 tarihinde

ölen I.H. isimli kişinin görüntüsünü paylaştığı; 1/9/2017 tarihinde

ise28/8/2017 tarihinde etkisiz hale getirilen MLKP terör örgütü kırsal alan

sorumlusu H.A. ile ilgili anma ve taziye haberi paylaştığıtespit edilmiştir.

50. Buna göre başvurucuların MLKP terör örgütünün

internet üzerinden yaptığı çağrılar üzerine silahlı çatışmalarda ölen

teröristlerle ilgili olarak farklı şehirlerde gerçekleştirilen ve terör

örgütünün propagandasının yapıldığı birçok cenaze töreni ve anma etkinliğine

katılmalarının yanı sıra tanık beyanları ve sosyal medya paylaşımlarının

soruşturma mercilerince bir bütün olarak MLKP terör örgütüyle bağlantılı bir

suçlama bakımından kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî

olduğunu söylemek mümkün değildir.

51. Diğer taraftan başvurucular hakkında uygulanan

tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi

gerekir.

52. Başvurucuların tutuklanmasına karar verilen terör

örgütüne üye olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No:

2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,

25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasındadır (bkz. § 24; Gülser Yıldırım (2), § 148).

53. Somut olayda Hâkimlikçe başvurucuların tutuklanmasına

karar verilirken suça ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı

itibarıyla kaçma şüphesinin bulunmasına, delillerin karartılması ihtimaline,

isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesindeki katalog suçlar

arasında yer almasına, suçun konusunun ağırlığı ve önemi dikkate alındığında

adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacak olmasına ve suça ilişkin yaptırımın

niteliğine göre tutuklamanın ölçülü olmasına dayanıldığı görülmektedir.

54. Buna göre somut olayın koşullarında Hâkimlik

tarafından verilen kararların içeriği değerlendirildiğinde başvurucular

yönünden özellikle delilleri etkileme ihtimaline ve kaçma şüphesine yönelen

tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.

55. Başvurucular hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü

olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın

13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).

56. Öncelikle örgüt suçlarının soruşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin

-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir

şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde

yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran

Duran, § 64).

57. Somut olayda başvurucuların terörle bağlantılı bir

suç nedeniyle tutuklandıkları dikkate alındığında Hâkimliğin isnat edilen suç için

öngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde

tutarak başvurucular hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve

adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve

temelsiz olduğu söylenemez.

58. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların

tutuklamalarının hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin

bulunmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

59. Buna göre başvurucuların kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da (13. ve 19.

maddelerde) bu hakka dair yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı

görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir

inceleme yapılmasına gerek bulunmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

BIRAKILMASINA 18/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Abdullah UÇAR Başvurucular : 1. Özlem GÜMÜŞTAŞ 2. Sezin UÇAR Başvurucular Vekili : Av. İpek BOZKURT Av. Kader TONÇ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/2014, 18 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru
  5. Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. A. Başvurucu
  9. B. Başvurucu
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/2014
Tarih
18 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Kadir Tanrıkulu Başvurusu (B. No: 2017/5916)
  • Trakya Kalıp ve Plastik Kapak İmalatı Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/30526)
  • Cem Taylan Erden ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/32445)
  • Göksel Kayseri Başvurusu (B. No: 2018/36775)
  • A.a.a. Başvurusu (B. No: 2018/17071)
  • M.a.b. Başvurusu (B. No: 2015/288)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.