İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Öztürk İnş. Taah. Turz. San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/5703)

1. Başvurucu, 11/4/2005 tarihinde İstanbul 36. Asliye Ticaret

Başvuru No2013/5703Tarih17 Kasım 2014Okuma20 dk · 3.905 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Öztürk İnş. Taah. Turz. San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
17 Kasım 2014
Başvuru Numarası
2013/5703
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.905 kelime·20 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 11/4/2005 tarihinde İstanbul 36. Asliye Ticaret

Mahkemesinde açtığı tazminat ve alacak davasının hukuka aykırı olarak

reddedildiğini ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek,

Anayasa’nın 36., 138., 140. ve 141. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş,

tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 30/7/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 25/11/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 19/12/2013

tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru

konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 20/2/2014 tarihli görüş yazısına karşı

başvurucu beyanlarını sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) tarafından yapılan ihale

sonucu, başvurucu ile KGM arasında 26/12/2003 tarihinde düzenlenen sözleşme ile

Babaeski-Kırklareli Devlet yolunun Babaeski-otoyol arası yolu ikilemesi

bölünmüş yol yapım işinde muhtelif kesimlerde yaptırılacak sanat yapıları ve

Babaeski geçişi kavşak köprüsü yapım işi başvurucuya verilmiştir.

8. KGM, 24/3/2005 tarihli ihtarname ile taahhütlerin yerine

getirilmediği ve iş programının aksatıldığı gerekçesiyle sözleşmeyi

feshedeceğini ve teminatın irat kaydedileceğini başvurucuya bildirmiştir.

9. Başvurucu, KGM aleyhine, 11/4/2005 tarihinde İstanbul 11.

Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı tazminat davasında, sözleşmeye göre yapacağı

işlerin davalı tarafından başka bir şirkete yaptırıldığını, davalının ödeneği

olmayan bir işin bitirilmesini talep ettiğini ve bu iş programını bahane ederek

sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini ileri sürerek zararlarının tazminini

talep etmiştir.

10. KGM, 27/7/2005 tarihli “fesih

oluru” ile başvurucunun proje değişikliğini kabul etmemesi ve

inşaata başlamaması nedeniyle sözleşmeyi feshetmiş, başvurucunun teminatını

irat kaydetmiştir.

11. Başvurucu, KGM aleyhine, 15/11/2005 tarihinde İstanbul 4.

Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davada, davalının sözleşmeyi haksız

feshederek teminatı irat kaydettiğini ileri sürerek, irat kaydedilen alacağın

tahsilini ve manevi zararının tazminini talep etmiştir.

12. İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesince, İstanbul 4.

Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava dosyası ile birleştirme kararı

verilmiş, yargılamaya İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde devam

edilmiştir.

13. Mahkemece, 3/7/2008 tarih ve E.2005/552, K.2008/381

sayılı kararla; “ihalenin projesiz ve

tahmini bir keşifle yapıldığı, uygulama projesinin davalı tarafından zamanında

hazırlanmadığı, davalının sözleşme dışına çıkarak sözleşme kapsamındaki bazı

işleri başka taşeronlara yaptırdığı, ihale bünyesindeki işlerin bir kısmının

ise hiç yaptırılmayarak sadece köprü inşaatının yapımı yönüne gidildiği, köprü

yapım işinde de keşfi azaltmak için proje tadilatına gidildiği, başvurucunun bu

şekilde 5 ay kadar çalışamayacak durumda bırakıldığı, uygulama projesini

hazırlama yükümlülüğünün davalıya ait olmasına rağmen uygulama projesinin

hazırlanmadığı, sözleşmedeki yükümlülüklerin başvurucu aleyhine önemli ölçüde

bozulduğu, başvurucunun, işin geciktirilmesinde kusurunun bulunmadığı ve

davalının sözleşmeyi feshinin haksız olduğu” gerekçesiyle asıl

davanın kısmen kabulüne, 531.120,00 TL alacağın dava tarihinde itibaren avans

faiziyle tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne, 70.000,00 TL teminat

tutarındaki alacağın dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan

tahsiline karar verilmiştir.

14. Hükmün taraflarca temyizi üzerine, Yargıtay 15. Hukuk

Dairesinin 14/7/2009 tarih ve E.2008/6269, K.2009/4356 sayılı ilâmıyla; “başvurucuya yer tesliminin yapıldığı 1/3/2004

tarihinden, işin durdurulduğu 16/6/2004 tarihinde kadar işe devam edildiği,

yapılan işin bedelinin de iki adet hak edişle başvurucuya ödendiği, bu tarihler

arasında, başvurucu, bedelini tahsil ettiği iş nedeniyle giderleri yapmak

zorunda olduğundan ayrıca yaptığı giderler nedeniyle tahsil isteminde

bulunamayacağı, işin durdurulduğu 16/6/2004 tarihinden 30/1/2005 tarihinde

kadar dava konusu yapılan başvurucunun giderlerinin tahsiline karar verilmesi

için başvurucunun işi yapmamakta haklı olması gerektiği, başvurucu, işin

durdurulmasından bir hafta sonra 23/6/2004 tarihinde davalı idarenin projelerin

revize edilip kazık boylarının 16,50 metreye indirilmesi suretiyle işe devam

edilmesi istemine karşı durup kusurlu duruma düştüğünden, bu dönem için de iş

sahibi idareden gider olarak herhangi bir talepte bulunmasının mümkün olmadığı,

dolayısıyla sözleşmenin feshinde başvurucunun kusurlu olması nedeniyle asıl ve

birleşen davaların reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm

kurulmasının doğru olmadığı” gerekçesiyle davalının temyiz

itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre başvurucunun

temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

15. Başvurucu temsilcisinin Yargıtay 15. Hukuk Dairesine

gönderdiği 30/9/2009 tarihli dilekçesi ile Daire Başkanı ve üyelerine hakaret

edildiği iddiasıyla Yargıtay 15. Hukuk Dairesi Başkanı ve üyelerinin şikayeti üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca,

başvurucunun temsilcisi hakkında Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesine, kurul

halinde çalışan kamu görevlilerine hakaret suçundan kamu davası açılmıştır.

16. Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesi, 2/11/2010 tarih ve

2010/163, K.2010/1084 sayılı kararla; başvurucunun temsilcisinin Yargıtay 15.

Hukuk Dairesince verilen bozma kararından sonra Başkan ve üyelere karşı hakaret

teşkil eden yazı gönderdiği gerekçesiyle 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu’nun 125/3-a, 43/2, 62. maddeleri gereği 1 yıl 15 gün hapis cezası

ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar

vermiştir.

17. Başvurucunun karar düzeltme talebi üzerine, Yargıtay 15.

Hukuk Dairesi 2010/4278, K.2011/233 sayılı kararla dosyadan çekilmiş, karar

düzeltme incelemesi için dosya Yargıtay 13. Hukuk Dairesine gönderilmiştir.

18. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 21/4/2011 tarih ve

E.2011/5679, K.2011/6389 sayılı ilâmıyla; temyiz ilamında belirtilen

gerektirici nedenler karşısında, 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri

Kanunu’nun 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun olmayan karar

düzeltme isteğinin reddine karar vermiştir.

19. Yeni kurulan İstanbul 36. Asliye Ticaret Mahkemesince

yargılamaya devam edilerek bozma kararına uyulmuş, yapılan yargılama sonunda,

29/12/2011 tarih ve E.2011/351, K.2011/11 sayılı kararla, bozma kararındaki

gerekçeler doğrultusunda asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

20. Başvurucunun temyizi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk

Dairesinin 27/12/2012 tarih ve E.2012/8288, K.2012/30094 sayılı ilâmıyla;

dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş

olmasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve

yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiştir.

21. Karar düzeltme istemi, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin,

5/6/2013 tarih ve E.2013/10268, K.2013/15296 sayılı ilâmıyla; dosyadaki

yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici

sebeplere göre 1086 sayılı mülga Kanun’un 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirine

uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.

22. Karar, 12/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

23. Başvurucu, 30/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

24. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 30. maddesi, 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun,

49. maddesi ile 355 ve devamı maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 17/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 30/7/2013 tarih ve 2013/5703 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu, KGM ile aralarında düzenlenen sözleşmenin

anılan kurum tarafından haksız olarak feshedildiğini, İstanbul 11. Asliye

Ticaret Mahkemesinde açtığı tazminat ve alacak davalarının, yapılan keşif ve

alınan bilirkişi raporları doğrultusunda kabul edildiğini, hükmün temyizi

üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesince, davalının temyiz dilekçesinde

bahsedilmeyen revizyon projesinin yapılmadığı gerekçesiyle hükmün bozulduğunu,

davalının ileri sürmediği bir hususun Yargıtay tarafından dikkate

alınamayacağını, davalının ihalenin başında uygulama projesi yapmadığını, bozma

ilamında belirtilen revizyon projesinin davalı tarafından kaldırıldığını, bu

aşamadan sonra sözleşmeye aykırı şekilde uygulama projesi verildiğini, sözleşme

kapsamındaki işin başkalarına yaptırıldığını, 5 ay işin durdurulmasına neden

olunduğunu, faizin başlangıç tarihinin yanlış hesaplandığına yönelik temyiz

itirazları bulunduğu halde, bu itirazlarının incelenmediğini, Yargıtay 15.

Hukuk Dairesinin gerçeğe uygun olmayan maddi olgulara dayanarak ve raporları

yok kabul ederek bozma kararı verdiğini, 18 ay boyunca herhangi bir hak ediş

ödenmediğini, iş süresinin bitiminden sonra 2 hak ediş aldığını, davalının

30/7/2004 tarihinde kendi hazırlattığı uygulama projesini göndererek revizyon

projesini kaldırmış olduğunu, teknik konularda bilirkişilerin uzmanlık alanına

girilerek karar verildiğini, hayali bir bozma nedenine dayalı olarak temyiz ve

savunma hakkının elinden alındığını, karar düzeltme isteminin Yargıtay 13.

Hukuk Dairesince gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, Yargıtay 13. ve 15.

Hukuk Dairelerinin görevlerini kötüye kullanarak karar verdiklerini, İstanbul

36. Asliye Ticaret Mahkemesinin bozma kararına uyarak davayı reddettiğini,

temyiz üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesince gerekçe gösterilmeksizin kararın

onandığını, temyiz duruşmasında ileri sürdüğü hususların değerlendirilmediğini,

karar düzeltme isteminin de Yargıtay 13. Hukuk Dairesince gerekçesiz şekilde

reddedildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek,

Anayasa’nın 36., 138., 140. ve 141. maddelerinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

27. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,

İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı alacak ve tazminat davasının,

delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi sonucu reddine karar verilmesinin

Anayasa'nın 36., 138. ve 140. maddelerinde düzenlenen haklarını ihlal ettiğini

ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına

ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar.

Başvurucunun anılan iddiaları yargılama sonucunda verilen kararın adil olup

olmadığına yönelik olup, bu iddialar adil yargılanma hakkının ihlali iddiası

kapsamında değerlendirilmiştir. Başvurucunun makul sürede yargılama yapılmaması

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiası ile Yargıtay kararlarının

gerekçesiz olduğuna yönelik ihlal iddiası ayrıca değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

28. Başvurucu, KGM ile

aralarında düzenledikleri sözleşmenin anılan kurum tarafından haksız olarak feshedildiğini,

İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davada keşif yapılıp bilirkişi

raporu alınarak davanın kabulüne karar verildiğini, temyiz üzerine Yargıtay 15.

Hukuk Dairesince, davalının temyiz dilekçesinde bahsedilmeyen revizyon

projesinin yapılmadığı gerekçesiyle hükmün bozulduğunu, davalının ileri

sürmediği bir hususun Yargıtay tarafından dikkate alınamayacağını, davalının,

ihalenin başında uygulama projesi yapmadığını, bozma ilamında belirtilen

revizyon projesinin davalı tarafından kaldırıldığını, sözleşme kapsamındaki

işin davalı tarafından başkalarına yaptırıldığını, Yargıtay 15. Hukuk

Dairesince gerçeğe uygun olmayan maddi olgulara dayanılarak ve bilirkişi

raporları yok kabul edilerek bozma kararı verildiğini, 18 ay boyunca davalının

hak ediş ödemediğini, işin süresinin bitiminden sonra 2 hak ediş ödendiğini,

davalının 30/7/2004 tarihinde kendi hazırlattığı uygulama projesini göndererek

revizyon projesini kaldırdığını, Yargıtay tarafından, teknik konularda

bilirkişilerin uzmanlık alanlarına girilerek karar verildiğini, hayali bozma

kararı ile temyiz ve savunma hakkının elinde alındığını, Yargıtayın

görevlerini kötüye kullanarak karar verdiğini, bozma kararı sonrası Derece

Mahkemesince bozma kararına uyularak davanın reddine hükmedildiğini belirterek,

Anayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

29. Adalet Bakanlığı,

başvurucunun iddialarının, delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının

yorumlanmasına yönelik olduğunu, benzer başvurularda daha önce görüş

sunduklarını belirterek, somut başvuruya ilişkin olarak görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

30. Başvurucu, Adalet Bakanlığı

görüşüne katılmadıklarını, delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının

yorumlanması sonucu davanın reddine karar verilmediğini, zira dosyada

bulunmayan ve hayali delillere dayalı olarak davanın reddedildiğini, bu şekilde

mülkiyet hakkının da ihlal edildiğini belirtmiştir.

31. Başvurucu, Adalet Bakanlığı

görüşüne karşı sunduğu beyanında, mülkiyet hakkının da ihlal edildiğini ileri

sürmüşse de anılan ihlal iddiasının, başvuru dilekçesinde açıklanan hususların

hukuki nitelendirmesine yönelik olduğu, yeni bir olay ve olgunun ileri

sürülmediği, başvuru dilekçesinde belirtilen ve ihlale neden olduğu iddia

edilen olayların mülkiyet hakkını da ihlal ettiği iddiasına ilişkin olduğu

anlaşılmıştır. Başvurucunun, mülkiyet hakkının ihlali iddiasının da esasında

delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi sonucu davanın reddine karar

verilmesinden kaynaklandığı, dolayısıyla yargılama sonucunda verilen kararın

adil olmadığı iddiasına yönelik olduğu kabul edilerek, bu iddia da adil

yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.

32. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

33. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

34. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

35. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

36. Somut olayda başvurucunun

KGM aleyhine açtığı davada Mahkemece, başvurucunun iddiaları, davalının

savunması, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri değerlendirilmiş, keşif

yapılıp bilirkişi raporu alınarak, davalının, sözleşmeye aykırı olarak

sözleşmeyi feshettiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne

karar verilmiştir (§ 13).

37. Tarafların temyizi üzerine

Yargıtay 15. Hukuk Dairesince, tüm deliller değerlendirilerek, taraflar arasındaki

sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği, ancak sözleşmenin feshinde

başvurucunun kusurlu olduğu dolayısıyla davanın reddine karar verilmesi

gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle hükmün

bozulmasına karar verilmiştir (§ 14).

38. Mahkemece bozma kararına

uyularak ve bozma ilâmında belirtilen gerekçeler kabul edilerek, sözleşmenin

feshinde başvurucunun kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın

reddine hükmedilmiştir.

39. Temyiz üzerine Yargıtay 13.

Hukuk Dairesince hüküm onanmış ve karar düzeltme istemi aynı Daire tarafından

reddedilmiştir.

40. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi ve

Yargıtay tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

41. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi ve Yargıtay tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da

kanıt sunmadığı gibi Mahkemenin ve Yargıtayın

kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan herhangi bir durum

da tespit edilememiştir.

42. Öte yandan başvurucu,

bilirkişi raporları yok sayılarak ve teknik konularda bilirkişinin uzmanlık

alanına girilerek Yargıtay tarafından bozma kararı verildiğini belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

43. 6100 sayılı Kanun'un 266.

maddesi şöyledir:

“Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi

gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden,

bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin

gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda

bilirkişiye başvurulamaz.”

44. Somut olayda Mahkemece, asıl

ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, Yargıtay 15. Hukuk

Dairesi tarafından hukuki yönden incelenmiş, taraflar arasındaki sözleşme

hükümleri ve hak ediş ödemeleri incelenerek hukuk kuralları ve deliller

değerlendirilmek suretiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bilirkişi

incelemesi yapılması konusunda takdir hakkı mahkeme hâkimine ait olup,

mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine bilirkişi raporu

alınmasına karar verilebilir. Ancak hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve

hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.

Başvurucunun, teknik konularda bilirkişilerin uzmanlık alanına girilerek karar

verildiği iddialarının da Yargıtay tarafından delillerin değerlendirilmesine ve

hukuk kurallarının yorumlanmasına yönelik olduğu, Mahkeme ve Yargıtay

kararlarında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan herhangi bir

durum da bulunmadığı anlaşılmıştır.

45. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden

46. Başvurucu, Mahkemece verilen

ilk kararın Yargıtay tarafından hayali gerekçelerle bozulduğunu, bozma kararı

doğrultusunda Mahkemece verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay tarafından

gerekçesiz şekilde onandığını ve karar düzeltme isteminin gerekçe

gösterilmeksizin reddedildiğini ileri sürmüştür.

47. Adalet Bakanlığı, Yargıtay

kararlarında İlk Derece Mahkemesince verilen kararların gerekçesine atıf

yapılarak hükmün onandığını ve karar düzeltme isteminin reddedildiğini, temyiz

incelemesinde tam bir gerekçe gösterme zorunluluğunun bulunmadığını

belirtmiştir.

48. Başvurucu, Adalet Bakanlığı

görüşüne katılmadığını, Yargıtay kararlarının gerekçesiz olduğunu ileri

sürmüştür.

49. Anayasa’nın 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü

kararları gerekçeli olarak yazılır.”

50. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak

başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma

hakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak

ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını

sağlayan en etkili güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün

mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden

141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin kapsamının

belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

51. Temyiz mercilerinin

kararlarının tamamen gerekçeli olması zorunlu değildir. Temyiz merciinin yargılamayı

yapan mahkemenin kararıyla aynı fikirde olması ve bunu ya aynı gerekçeyi

kullanarak ya da basit bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli

olan husus, temyiz merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları

incelediğini, derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da

bozduğunu göstermesidir (B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

52. Somut olayda, başvurucunun

KGM aleyhine açtığı davada Mahkemece, başvurucunun iddiaları, davalının savunması,

taraflar arasındaki sözleşme hükümleri değerlendirilmiş, keşif yapılıp

bilirkişi raporu alınarak, davalının, sözleşmeye aykırı olarak sözleşmeyi

feshettiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar

verilmiştir (§ 13). Davalının temyizi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesince,

tüm deliller değerlendirilerek, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı

tarafından feshedildiği ancak, sözleşmenin feshinde başvurucunun kusurlu

olduğu, dolayısıyla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar

verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir (§

14). Karar düzeltme istemi, Yargıtay 13. Hukuk Dairesince reddedilmiştir (§

18). Mahkemece bozma kararına uyularak ve bozma ilâmında belirtilen gerekçeler

kabul edilerek, sözleşmenin feshinde başvurucunun kusurlu olduğu gerekçesiyle

asıl ve birleşen davanın reddine hükmedilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 13.

Hukuk Dairesince, Mahkemece verilen kararın gerekçesine atıf yapılarak ve bu

gerekçe kabul edilerek hüküm onanmış ve karar düzeltme istemi aynı Daire

tarafından reddedilmiştir (§§ 20-21). Dolayısıyla Yargıtay kararlarının

gerekçesiz olduğundan da söz edilemez.

53. Başvurucu ayrıca faizin

başlangıç tarihinin yanlış hesaplandığına yönelik temyiz itirazlarının Yargıtay

tarafından incelenmediğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

54. Mahkemece verilen ilk

kararın taraflarca temyizi üzerine Yargıtay tarafından davalının temyiz

itirazları yerinde görülerek, davanın esastan reddi yerine kabulüne karar

verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre

başvurucunun temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar

verilmiştir. Yargıtay bozma kararı dikkate alındığında, başvurucunun, faizin

başlangıç tarihine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına

karar verilmesi nedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkına yönelik bir

ihlal olmadığı anlaşılmaktadır.

55. Açıklanan nedenlerle;

gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan,

başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı

İddiası

56. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

57. Başvurucu, 11/4/2005 tarihinde açtığı alacak ve tazminat

davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

58. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde

yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında

yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma

hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

59. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

60. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, eser sözleşmesinden

kaynaklanan alacağın tahsili ve zararın tazmini amacıyla İstanbul 36. Asliye

Ticaret Mahkemesinde açılan davada, 1086 sayılı mülga Kanun ve 6100 sayılı

Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin,

medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

61. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı

karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle

davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından 11/4/2005

tarihidir.

62. Sürenin bitiş tarihi ise yargılamanın sona erme tarihidir

(B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Somut başvuru açısından bu tarih İlk Derece

Mahkemesince verilen hükme yönelik karar düzeltme isteminin Yargıtay tarafından

reddedildiği 5/6/2013 tarihidir.

63. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, başvurucu, KGM aleyhine, 11/4/2005 tarihinde İstanbul

11. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davada, davalının sözleşmeyi haksız

feshettiğini ileri sürerek tazminat talep etmiştir. Yine başvurucu, KGM

aleyhine, 15/11/2005 tarihinde İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı

davada, davalı tarafından irat kaydedilen teminatın tahsilini ve manevi

tazminat ödenmesini istemiş, anılan dava dosyası İstanbul 11. Asliye Ticaret

Mahkemesi dava dosyasıyla birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir.

Mahkemece, başvurucunun iddiaları, davalının savunması, taraflar arasındaki

sözleşme hükümleri değerlendirilmiş, keşif yapılıp bilirkişi raporu alınarak,

3/7/2008 tarihinde, davalının, sözleşmeye aykırı olarak sözleşmeyi feshettiği

gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün

taraflarca temyizi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesince 14/7/2009 tarihinde

hüküm bozulmuş, karar düzeltme istemi, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi heyetinin

dosyadan çekilmesi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesince incelenerek 21/4/2011

tarihinde reddedilmiştir.

64. Yeni kurulan İstanbul 36.

Asliye Ticaret Mahkemesi bozma kararına uyarak, 29/12/2011 tarihinde, asıl ve

birleşen davanın reddine karar vermiş, temyiz üzerine Yargıtay 13. Hukuk

Dairesince 27/12/2012 tarihinde hüküm onanmış ve karar düzeltme istemi aynı

Daire tarafından 5/6/2013 tarihinde reddedilerek hüküm kesinleşmiştir.

65. 6100 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul

hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

66. Başvuruya konu alacak ve tazminat davasının

incelenmesinde; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, yargılamanın niteliği,

maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller,

taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında davanın karmaşık niteliğinin

olmadığı ve somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek

bir yön bulunmadığı, söz konusu sekiz yılı aşkın yargılama sürecinde makul

olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

67. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

68. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 531.120,00 TL maddi

tazminata hükmedilmesini ve manevi zararların tazmin edilmesini istemiştir.

69. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenar

başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

70. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin sekiz yılı aşkın yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 5.850,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

71. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

72. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1. Yargılamanın

sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 5.850,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

17/11/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Öztürk İnş. Taah. Turz. San. Tic. Ltd. Şti. Vekili : Av. Fatih PEKASİL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5703, 17 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun
  16. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5703
Tarih
17 Kasım 2014

İlgili Kararlar

  • Ümit Caner ve Erge İnşaat San. Tur. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/1422)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2012/1258
  • Turan Günana Başvurusu (B. No: 2013/3550)
  • Mahmutoğlu Oto Yedek Parça Tarım Aletleri Nakliyat Gıda San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/4750)
  • Sabahaddin Demirel ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2791)
  • Bülent Ecevit Uçan Başvurusu (B. No: 2013/5271)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.