İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Turan Günana Başvurusu (B. No: 2013/3550)

1. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu Kocaeli 2 No.lu F

Başvuru No2013/3550Tarih19 Kasım 2014Okuma18 dk · 3.669 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Turan Günana Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2014
Başvuru Numarası
2013/3550
R.G. Tarih-Sayı
7/3/2015-29288
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.669 kelime·18 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu Kocaeli 2 No.lu F

Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda diğer hükümlülerle sohbet hakkının

sınırlandırılması nedeniyle işkence yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 17/5/2013 tarihinde Kocaeli Cumhuriyet

Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona

sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını

karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım isteminde bulunmuştur.

4. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/4/2014 tarihinde,

adli yardım talebinin kabulüne, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 27/06/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvuru konusu olay ve olgular 30/6/2014 tarihinde Adalet

Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, tanınan ek süre sonunda görüşünü

29/8/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

7. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan

görüşe karşı başvurucu 15/9/2014 tarihinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru dilekçesi ve ekleri ile Kocaeli Cumhuriyet

Başsavcılığının gönderdiği belgelerle ifade edildiği şekliyle olaylar özetle

şöyledir:

9. Başvurucu, başvuru tarihinde Kocaeli 2 No.lu F Tipi

Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunmaktadır.

10. Başvurucu, 4/3/2013 tarihli dilekçesi ile sohbet hakkının

10 saat olduğunu ancak tutuklu olarak bulunduğu Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek

Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunun sadece 5 saat sohbet imkânı vererek sohbet

hakkını gasp ettiğini iddia ederek Kocaeli İnfaz Hâkimliğine başvurmuştur.

11. İnfaz Hâkimliğinin, E.2013/1278 sayısına kayden yapılan yargılamada ceza infaz kurumu, başvurucunun

şikâyetine dair "T.C. Adalet Bakanlığı

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 22/01/2007

tarih ve 45/1 sayılı Genelgenin "Ortak Etkinlikler" başlığının 13.

maddesinde "Güvenlik bakımından tehlike yaratmayacağı ölçüde, idare ve

gözlem kurulu tarafından belirlenen istekli hükümlü ve tutuklular 10 kişiyi

aşmayacak gruplar halinde ve idarenin gözetiminde açık görüş alanlarında veya

diğer ortak yerlerdeki sosyal faaliyetler çerçevesinde 10 saati aşmamak üzere

sohbet amacıyla bir araya getirilebilirler. Bu faaliyet içerisinde açık görüş,

avukat ve ziyaretçi görüşlerini aksatmayacak şekilde yaptırılır" dendiği

adı geçenin dilekçesinde söz ettiği gibi 10 saat sohbet hakkı bulunduğundan

bahsetmediği sadece 10 saati aşmaması gerektiği hususunun belirtildiğinden

kurumumuzun mevcudu, personel sayısı da göz önüne alınarak güvenlik zafiyeti

oluşturmayacak şekilde gerekli düzenlemeler yapılmaktadır. Konuya ilişkin olmak

üzere Yargıtay 9.Ceza Dairesinin kararı da yazımız ekinde sunulmakla; ayrıca bu

sohbet faaliyetlerinin yanı sıra Kurumumuz Psikososyal

Servisi tarafından kurslar (Bilgisayar, bağlama vs) ile

hobi faaliyetleri düzenlenerek gerek kurumumuzca kaldığı süre zarfında gerekse

kurumumuzdan tahliye edilmeleri sonrasında tutuklu ve hükümlüleri bu

faaliyetlere kanalize ederek topluma kazandırılmaları

ve meslek edinmelerine dair yol izlenmektedir. Tutuklu Turan Günana için bahsedilen sebepler doğrultusunda kurumumuzca 5

saat sohbet faaliyet 2.5 saatte spor faaliyeti düzenlenmiştir" şeklinde

açıklama yapmıştır.

12. İnfaz Hâkimliği, 26/3/2013 tarih ve E.2013/1278,

K.2013/1455 sayılı kararı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesinin benzer bir konuya

ilişkin kararına atıf yaparak başvurucunun talebini reddetmiştir.

13. İnfaz Hâkimliğinin atıf yaptığı Yargıtay 9. Ceza

Dairesinin 21/7/2005 tarihli kararında özetle cezaevinin iki saat olarak

belirlediği sohbet süresinin mahkemenin hukukilik denetimi dışına çıkarak idarenin

yerine geçip yeni bir idari işlem tesis edilemeyeceği belirtilmiştir.

14. Anılan karara yapılan itiraz, Kocaeli 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin 9/4/2013 tarih ve 2013/424 Değişik İş sayılı kararı ile

reddedilmiş ve karar, başvurucuya 18/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 17/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. Başvurucunun iddialarına ilişkin Kocaeli Cumhuriyet

Başsavcılığının 7/11/2014 tarih ve 2014/21880 sayılı müzekkere cevabı şöyledir:

“F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz

Kurumlarında üç kişilik ve tek kişilik odalar bulunmakta olup, adı geçen

hükümlünün nakil geldiği 21.12.2012 tarihinden itibaren üç kişilik odada

barındırıldığı;

Adı geçen hükümlünün nakil geldiği 21.12.2012

tarihinden itibaren bir ay süre ile deneme sürecinde olması sebebi ile Ocak

2013 tarihinde herhangi bir sosyal ve sportif etkinliklere dahil edilmediği,

Şubat 2013 tarihinden itibaren sohbet, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere

katıldığı, Kurum Müdürlüğü tarafından aylık açık görüşün, her ayın üçüncü

haftası yaptırılması sebebi ile hükümlülerin sohbet faaliyetlerinin açık görüş

yerlerinde gerçekleşmesi sebebi ile hükümlülere sohbet faaliyeti

düzenlenmediği, geriye kalan zamanlarda hükümlülere sohbet, ve etkinlik

faaliyeti düzenlendiği, haftalık 2,5 saatlik periyotlar dahilinde kurumun

mevcut fiziki yapısı ile hükümlü ve tutuklu mevcudu göz önünde bulundurularak,

tüm hükümlü ve tutuklulara eşit düzeyde planlama yapıldığı, sonuç olarak

hükümlü ve tutukluların aylık toplam 5 saat sohbet ile 2,5 saat kapalı spor

salonu ve 2,5 saat çim saha olmak üzere toplam 10 saat etkinliklerden

faydalandırıldığı tespit edilmiştir.”

B. İlgili Hukuk

17. 13/12/2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'unun 9. maddesinin (1), (2) ve (3) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz

kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik,

mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları

sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki

hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik

rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları

tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri

uygulanır.

(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına

mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak,

yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza

Kanununda yer alan;

a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78),

b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82),

c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve

ticareti suçundan (madde 188),

d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde

302, 303, 304, 307, 308),

e)

Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311,

312, 313, 314, 315),

Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz

edilir.

(3) Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli

hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli

olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya

iyileştirme tedbir, araç ve usullerine ısrarla karşı koyanlar bu kurumlara

gönderilirler.

…”

18. Adalet Bakanlığının 17/6/2005 tarihli Gözlem ve

Sınıflandırma Merkezleri Yönetmeliği’nin 6. maddesi şöyledir:

“Gözlem ve sınıflandırma merkezi,

ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis veya iki yıldan fazla süreli hapis

cezasına mahkum olan hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel, aklî ve sağlık

durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ve ilişkileri, sanat ve

meslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük süreleri

ve suç türleri belirlenerek, durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmaları ve

bunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejiminin uygulanmasını;

işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışları

nedeniyle sıkı gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekip

gerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya normal

güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infaz kurumlarına

gönderilmelerini sağlamakla görevli ve yetkilidir.”

19. Anılan Yönetmelik’in 10. maddesi şöyledir:

“Hükümlülerin gözlemleri, idare ve gözlem

kurulunca, kuruma kabul tarihinden başlayarak tek kişilik odalarda yapılır.

Ancak, kurumun tek kişilik odası bulunmaması veya kısıtlı sayıda olması

durumunda tahsis edilmiş özel bölümlerinde de yapılabilir.

Gözlem ve sınıflandırmaya tabi tutulan

hükümlülerin diğer hükümlü ve tutuklularla ilişki kurmamaları için gerekli

tedbirler alınır.

Gözlem süresi altmış günü geçemez.”

20. Adalet Bakanlığı’nın Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi,

Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler Hakkında 45/1 sayılı Genelgesi’nin “Ortak Etkinlikler” başlıklı üçüncü

bölümünde aşağıdaki hususlar düzenlenmiştir:

(1) Hükümlü ve tutuklular işledikleri suçlara,

kurumdaki davranışlarına, ilgi ve yeteneklerine göre gruplandırılarak, güvenlik

bakımından tehlike yaratmadığı ölçüde, kendileri için hazırlanmış iyileştirme

programları çerçevesinde eğitim, spor, meslek kazandırma ve çalışma ile diğer

sosyal ve kültürel faaliyetlere katılırlar. Bu faaliyetler yüksek güvenlikli

kurumlar ile diğer kurumların yüksek güvenlikli bölümlerinde on kişiyi

aşmayacak gruplar hâlinde yürütülür. Programların süresi ve katılacak hükümlü

tutuklu sayısı her programın özelliği, güvenlik koşulları ve kurumun olanakları

dikkate alınarak idare ve gözlem kurulunca belirlenir. İyileştirme

programlarının amaca aykırı sonuçlar verdiği tespit edilen hükümlü ve

tutuklular yönünden bu uygulamaya son verilebilir veya gerekli değişiklikler

yapılabilir.

…

(13) Güvenlik bakımından tehlike yaratmadığı

ölçüde, idare ve gözlem kurulu tarafından belirlenen istekli hükümlü ve

tutuklular, 10 kişiyi aşmayacak gruplar hâlinde ve idarenin gözetiminde, açık

görüş alanlarında veya diğer ortak yerlerdeki sosyal faaliyetler çerçevesinde

haftada toplam 10 saati aşmamak üzere sohbet amacıyla bir araya getirilebilir.

Bu faaliyet hafta içerisinde açık görüş, avukat ve ziyaretçi görüşlerini

aksatmayacak şekilde yaptırılır.

21. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin R (2006) 2 sayılı “Cezaevi Kuralları Hakkında Tavsiye Kararları”

konulu tavsiye kararının 27.6. ve 27.7. paragrafları şöyledir:

“27.6. Spor, oyunlar, kültürel faaliyetler,

özel hobiler ve diğer boş zaman uğraşlarını kapsayan eğlendirici fırsatlar

yaratılmalıdır ve mümkün olabildiğince mahpusların bu etkinlikleri organize

etmelerine izin verilmelidir.

27.7.Mahpusların egzersiz esnasında ve

eğlendirici faaliyetlere katılmaları için birbirleriyle bir araya gelmelerine

izin verilmelidir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Mahkemenin 19/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 17/5/2013 tarih ve 2013/3550 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu Kocaeli 2 No.lu F

Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda diğer hükümlülerle sohbet hakkının

Adalet Bakanlığının genelgesi kapsamında haftada 10 saati aşmamak üzere

verilebileceğinin belirtildiğini, buna rağmen cezaevi idaresinin bu hakkını

kısıtladığını, bu şekilde tecrit edilmiş halde tutulduğunu ve sohbet hakkının

kısıtlanmasının kendisine işkence niteliğinde olduğunu yaklaşık beş aydır

sadece on yedi buçuk saat sohbet imkânı sağlandığını, sohbet dışı etkinliklere

dâhil edilmediğini, daha önce kaldığı cezaevinde daha fazla süreyle sohbet

imkânına sahip olduğunu ancak Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza

İnfaz Kurumunda keyfi olarak sürenin kısıtlandığını belirterek Anayasa’nın 13.

ve 38. maddelerinde düzenlenen temel haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş

ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

24. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun tutuklu

olarak bulunduğu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevinde diğer mahkûmlarla yeterli

sohbet imkânın sağlanmayarak tecrit edilmiş halde tutulmasının Anayasa’nın 13.

ve 38. maddesinde tanımlanan haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüş ise de

cezanın infazı sürecinde hükümlü veya tutukluların tutulma koşullarına dair

şikâyetin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir muameleye tabi tutulma/ceza

verilmesi yasağı çerçevesinde Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 3. maddesi kapsamında değerlendirilmesi

gerekir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

25. Başvurunun incelenmesi neticesinde, işkence yasağına

ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurunun bu bölümünün kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

26. Anayasa’nın 17. maddesi şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

….

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

…”

27. Sözleşme’nin “İşkence

yasağı” başlıklı 3. maddesi şöyledir:

“Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da

aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”

28. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu Kocaeli 2 No.lu F

Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda diğer hükümlülerle sohbet imkânının

sınırlandırılması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

29. Adalet Bakanlığı görüş yazısında Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün “başvurucunun sohbet süreleri ile ilgili talebi yönünde kurumda

barındırılan diğer tutuklu ve hükümlülere de aynı şekilde uygulama yapıldığı,

bu itibarla bu uygulamanın kurum uygulaması olduğu, kurum uygulamalarına karşı

4675 sayılı Kanun kapsamında başvurucunun gerekli müracaatları yaptığı, kurumun

mevcut yapısı, tutuklu ve hükümlü mevcudu ile personel sayısı göz önüne

alınarak herhangi bir suç ya da örgüt grubuna karşı farklı uygulama

yapılmadığı, başvurucunun şikayeti kapsamında ilgili kamu görevlileri hakkında

görevleri yönünden bir kusur ve ihmalleri bulunmadığından adli ve idari yönden

herhangi bir işlem yapılmasına lüzum görülmediği” belirttiğini ve

yapılan müdahalenin demokratik toplumda gerekli olup olmadığının iddiaları

değerlendirirken gözetilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

30. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru dilekçesine

benzer mahiyette cezaevi idaresinin haftada on saati aşmayacak şekildeki sohbet

imkânına ilişkin genelgeyi keyfi ve hükümlü veya tutukluların aleyhine

yorumlayıp ayda iki buçuk saate indirdiğini, bu durumdan psikolojik olarak

etkilendiğini F Tipi cezaevindeki tecridin azaltılmasına yönelik bir katkı

sağlanması gerektiğini beyan etmiştir.

31. Demokratik toplumların en temel değerlerinden biri olarak

herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı Anayasa’nın 17.

maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında insan

onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında da kimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” ceza veya muameleye tabi

tutulamayacağı yasağı getirilmiştir (B.No:

2013/293, 17/7/2014, .§ 80).

32. Devletin, bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini, yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin vücut ve ruh sağlığını korumadan kaynaklanan negatif

ödevidir (B.No: 2013/293,

17/7/2014, .§ 81). Diğer taraftan Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen hak

kapsamında, devletin, pozitif bir yükümlülük olarak, yetki alanında bulunan tüm

bireylerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkını gerek kamusal makamların, gerek diğer bireylerin, gerekse kişinin

kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü

bulunmaktadır. Devlet, bireyin maddi ve manevi varlığını her türlü tehlikeden,

tehditten ve şiddetten korumakla yükümlüdür (B.No: 2012/752, 17/9/2013, § 51).

33. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve Sözleşme’nin

3. maddesi her hangi bir sınırlama öngörmemekte ve

işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezaların yasaklanmasının

mutlak mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele yasağının mutlak mahiyeti

Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında belirtilen savaş veya ulusun varlığını

tehdit eden başka bir genel tehlike halinde dahi istisna öngörmemiştir. Aynı

şekilde Sözleşme’nin 15. maddesi benzer bir düzenleme ile kötü muamele yasağına

ilişkin herhangi bir istisna öngörülmemiştir (bkz. Selmouni/Fransa [BD], B.No

25803/94, 28/7/1999, § 95; Assenov ve diğerleri/ Bulgaristan, B.No: 24760/94,

28/10/1998, § 93).

34. Öte yandan, bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine

ulaşmış olması gerekmektedir. Bu asgari eşik göreceli olup, her olayda asgari

eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarak

değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal

etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem

taşımaktadır (B.No:

2012/969, 18/9/2013, § 23). Değerlendirmeye alınacak bu unsurlara muamelenin

amacı ve kastı ile ardındaki saik de eklenebilir (benzer yöndeki AİHM kararları

için bkz. Aksoy/Türkiye, B.No: 21987/93, 18/12/1996, § 64; Eğmez/Kıbrıs, B.No:

30873/96, 21/12/2000, § 78; Krastanov/Bulgaristan, B. No: 50222/99, 30/9/2004,

§ 53).

35. Hükümlü veya tutuklular (mahkûmlar), Anayasa’nın 19.

maddesi kapsamında hukuka uygun olarak “bir mahkûmiyet

kararına bağlı olarak tutma” olarak

değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında (bkz. B.No: 2014/1711, 23/7/2014, §§

29-33) Anayasa’nın ve Sözleşme’nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve

hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptirler (Aynı yönde benzer bir karar

için bkz. Hirst/Birleşik

Krallık (No. 2), B.No. 74025/01,

6/10/2005, § 69). Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu

olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin

sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda

sahip oldukları haklar sınırlanabilir (Aynı yönde benzer bir karar için bkz. Silver ve Diğerleri/Birleşik Krallık, B.No. 5947/72,

6205/73, 7052/75, 7061/75, 7107/75, 7113/75, 7136/75, 25/3/1983,

§§ 99-105).

36. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya

muameleye tabi tutulamaz” şeklindeki kural hükümlü ve tutuklulara

yönelik uygulamalar için de geçerlidir. Bu husus, 5275 sayılı Kanun'un "İnfazda temel ilke" başlıklı 2.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında "Ceza

ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve

onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz." ve yine Kanun'un 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde "Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten

yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar

altında çektirilir" şeklinde düzenleme ile açıkça

vurgulanmıştır. Dolayısıyla verilen bir mahkûmiyet kararının veya tutuklama

kararının infazında mahkûmlar için sağlanacak şartlar insan onuruna saygıyı

koruyacak nitelikte olmalıdır.

37. Cezaevlerinde kötü muamele olarak kabul edilecek hususlar

farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunların birçoğu cezaevi idaresi ve

görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetimsel

hatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir. Bu nedenle

mahkûmlar için bir cezaevindeki yaşam tüm yönleriyle değerlendirilmelidir.

Cezaevlerindeki yaşam, mahkûmlara sunulan aktivitelerin genişliğinden,

mahkûmlar ve ceza infaz görevlileri arasındaki ilişkilerin genel durumuna kadar

geniş bir alanda değerlendirilmelidir (Avrupa

İşkence ve İnsanlık dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi

Komitesinin (CPT) Standartları, 2002). Bu değerlendirmede mahkûmlara

karşı yapılan muamele ve uygulanan cezanın, Anayasa’nın 17. maddesi uyarınca

bir ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunda yapılacak değerlendirmede Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları ile birlikte özellikle CPT’nin belirlediği standartlar ve ülkemiz hakkında

hazırladıkları raporlar da göz önüne alınmalıdır.

38. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM), Sözleşme’nin 3. maddesi çerçevesinde cezaevinde tutulma koşullarını

değerlendirirken başvurucular tarafından yapılan somut olaylara ilişkin

iddialarla birlikte koşulların bir bütün olarak gözetilmesi gerektiğini

belirtmiştir (bkz. Dougoz/Yunanistan,

B.No: 40907/98, 6/3/2001, § 46). Bu kapsamda, önlemlerin şiddeti, amacı ve

bireyler için sonuçları birlikte değerlendirilmelidir (bkz. Van der Ven/Hollanda,

B.No: 50901/99, 4/2/2003, § 51).

39. Anayasa’nın 17. maddesi cezaevinde tutulan bir hükümlü

veya tutuklunun içinde bulunduğu şartların insan onuruna yakışır bir şekilde

olmasını koruma altına alır. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların,

mahkûmları, özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem

seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerekir.

Cezaevinde tutulmanın pratik gerekleri çerçevesinde, mahkûmların sağlık ve

esenlikleri gibi hususların yeterli bir şekilde güvence altına alınması ve

gerekli tıbbi yardım sağlanması da insan onuruna yakışır şartların sağlanması

için gereklidir (Bkz. Piechowicz/Polonya, B.No.

20071/07, 17/4/2012, § 162).

40. Bir kişiyi özgürlüğünden alıkoyan

önlemler genel olarak elem verici ve onur kırıcı bir durum içermektedir. Ancak

yüksek güvenlikli bir ceza infaz kurumunda tutulma, tutuklular veya hükümlüler

için tek başına kötü muamele yasağının ihlali olarak kabul edilemez. Kamu

düzeninin sağlanması amacıyla bazı suçlardan ceza alanların veya tehlikeli

mahkûmların yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarında tutulmaları gerekebilir.

Firarı engellemek, diğer mahkûmların huzur ve güvenliğini sağlamak amacı ile

yapılacak bu tür düzenlemeler bazı mahkûmların diğer mahkûmlardan ayrılması ve

sıkı kontrol altında tutulmasını öngörebilir (bkz. Piechowicz/Polonya, § 161; Ramirez

Sanchez/Fransa, B.No.

59450/00, 4/7/2006, §§

80-82 ve 138; Messina/İtalya (no. 2),

B.No: 25498/94, 28/9/2000, §§ 42-54; Rohde/Danimarka, B.No: 69332/01, 21/7/2005, § 78; Van der Ven/Hollanda, §§ 26-31 ve

50; Csüllög/Macaristan, B.No:

30042/08, 7/6/2011, §§ 13-16).

41. Başvuru konusu olaya ilişkin olarak, başvurucu, Adalet

Bakanlığının yayınladığı genelge uyarınca haftada on saate kadar diğer

mahkûmlarla sohbet hakkının sınırlandığını ileri sürmektedir. Dolayısıyla

başvurucu yüksek güvenlikli bir cezaevinde sosyal izolasyona tabi tutularak tek

başına tutulduğu sürenin artırıldığını iddia etmiştir.

42. CPT, tek başına tutmayı, bir mahkeme kararının infazı,

cezaevi sistemi içinde bir disiplin cezasının uygulanması, önleyici tedbirlerin

alınması veya mahkûmun güvenliğinin sağlanması gibi durumlarda başka

mahkûmlarla görüşme imkânının kaldırılması olarak tanımlamaktadır. Tek başına

tutma, özgürlüğü kısıtlanan mahkûmların haklarını daha da sınırlamaktadır. Daha

fazla bir kısıtlamayı gerektiren bu tür bir tedbirin makul olup olmadığı

değerlendirirken kanunilik, orantılılık, hesap verebilirlik, gereklilik ve

ayrımcılık içermemesi ilkeleri açısından değerlendirilmelidir. Bununla birlikte, CPT, uygun

bedensel ve ruhsal uyarıcılar olmaksızın yapılan tek başına bırakmanın her

şekli, uzun vadede akli melekelerin ve sosyal yeteneklerin yok olmasına neden

olabileceğini belirtmiştir (bkz. Csüllög/Macaristan,

§ 30).

43. AİHM, tamamen duyusal yalıtma ile

birlikte bütünüyle sosyal yalıtmanın kişiliği tahrip edeceğini ve güvenlik veya

başka gerekçelerle haklı gösterilmeyecek bir insanlık dışı muamele biçimi

oluşturacağını belirtmiştir. Diğer taraftan mahkûmların diğer mahkûmlarla

görüşmesinin yasaklanmasının güvenlik, disiplin veya önleyici tedbirlerin

gerektirdiği koşullarda Sözleşmenin 3. maddesinin ihlali olarak

değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. (bkz. Öcalan/Türkiye, B.No:

46221/99, 12/5/2005, § 191).

Ayrıca güvenliği sağlama, tutulan kişiyi diğer tutulanlardan koruma, devam eden

yargılamada sanıkların hileli işbirliği yapmalarını

veya tutulan kişinin dışarıdakilerle suç için işbirliği yapmalarını önleme gibi

amaçlarla, tek başına tutma tedbirinin uygulanması da mümkündür. Başka bir

ifade ile sıkı güvenlik rejimine ilişkin bir tedbir olan tek başına tutma

kendiliğinden Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı bir müdahale sayılmaz (bkz. Van der Ven/Hollanda,

§ 50). Uzun

süre başkalarından ayrı tutmanın Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamında bir ihlal

oluşturup oluşturmayacağı değerlendirirken olayın içinde bulunduğu özel

koşullara, tedbirin zorunluluğuna, süresine, izlenen amaca ve ilgili kişi

üzerindeki etkilerine bakılması gerekir (bkz. Rohde/Danimarka,

§ 93).

44. Cezaevindeki mahkûmlara yönelik aktiviteler (meslek

edindirme, eğitim, spor, sohbet gibi) mahkûmların bedensel ve ruhsal sağlıkları

için çok önemlidir. Bu durum cezaevinde bulunan tutuklular için de geçerlidir.

Ancak bu tür aktivitelerin her birinin birbirinden bağımsız olarak

sağlanmasının, cezaevleri için bir zorunluluk olduğu söylenemez. Cezaevinin

imkânları kapsamında mahkûmlar için belirlenen değişik etkinliklere katılım

mahkûmların sosyal yalnızlaşmasını engelleyecektir. Bununla birlikte,

mahkûmların bu tür aktivitelere katılımının engellenmesi durumunda dahi kitap,

gazete, dergi ve radyo gibi imkânlara sahip olması ya da cezaevinin

dışındakilerle mektupla iletişim kuruyor olması veya ziyaretçileri ile

görüşebilmesi de sosyal iletişim imkânının olduğunun kabul edilmesini

gerektirir (bkz. Benzer yönde bir karar Öcalan/Türkiye,

§ 195). Ancak

bu tür imkânların sağlandığı durumda dahi mahkûmun başkalarından ayrı tek

başına tutulduğu durum Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında

değerlendirilirken mahkûmun içinde bulunduğu özel durumun, tedbirin

zorunluluğunun, süresinin, izlenen amacın ve tedbirin mahkûm üzerindeki

etkilerinin dikkate alınması gerekir.

45. Somut olayda başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu Kocaeli

2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda, Adalet Bakanlığının 45/1

sayılı Genelgesi ile belirlenen haftalık azami on saat olan sohbet hakkının

cezaevi idaresi tarafından kısıtlandığını ve bu şekilde tecrit edildiğini iddia

etmiştir. Bunun dışında başvurucu, tek kişilik hücre veya odada kaldığını,

cezaevinde hiçbir sosyal, kültürel, sportif aktivite yapılmadığını veya

bunlardan kendisinin yararlandırılmadığını, sürekli olarak hücre veya tek

kişilik koğuşta tutulduğunu, dış dünya ile irtibatını sağlayan, gazete, dergi,

televizyon gibi imkânlardan yararlandırılmadığını, mektuplaşamadığını ve

ziyaretçileri ile görüşemediğini ileri sürmemiştir.

46. Yüksek güvenlikli bir cezaevinde tutulan mahkûmun beden

ve ruh sağlığı için uzun süre veya süresiz sosyal yalnızlaştırmaya maruz

bırakılmaması elzemdir. Ancak tek başına tutma veya tecrit olarak

adlandırılabilecek bir yalnızlaştırmadan bahsedebilmek için sohbet imkânının

kısıtlanmasından öte mahkûmun diğer tüm iletişim imkânlarının da elinden

alınması gereklidir. CPT’nin 2011 yılındaki Kırıkkale

F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu için hazırladığı raporda 45/1 sayılı

Genelge uyarınca (bkz. 20) mahkûmlara tanınan sohbet hakkının azami bir şekilde

kullandırılmasını ve mahkûmlar için daha geniş aktivite seçeneği sunulması

tavsiye edilmiştir. Mahkûmların daha uzun süreli sohbet imkânından

yararlandırılması maruz kaldıkları güvenlik rejiminin sıkıntılarını azaltmak

için önemlidir. Ancak bu hususun güvenlik gibi cezaevi için kaçınılmaz

gerekçelerle kısıtlanmasının tek başına başvurucunun “insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya

muameleye” tabi tutulduğu veya tek başına kalma tedbirinin işlediği

suçun niteliği nedeniyle yüksek güvenlikli bir cezaevinde tutulmanın pratik

gerekleri çerçevesinde başvurucunun katlanması gereken elem seviyesinden daha

fazla bir eziyet seviyesine ulaştığı söylenemez.

47. Başvurucu cezaevinde üç kişilik koğuşta tecrit kabul

edilmeyecek bir durumda kalmaktadır. Ayrıca cezaevindeki imkânlar kapsamında

başvurucuya, aylık 5 saat süre ile sohbet imkânı tanınmıştır. Bununla birlikte

başvurucu aylık 2,5 saat kapalı spor salonu ve 2,5 saat çim sahadan yararlanma

imkânı tanınmıştır (bkz. § 16).

Başvurucunun bu imkânlardan yararlanırken diğer mahkûmlardan farklı bir

muameleye tabi tutulduğuna dair herhangi bir iddiası da bulunmamaktadır.

Başvurucunun cezaevine nakledildikten sonraki ilk ayında hiçbir aktiviteden

yararlandırılmaması yönelik cezaevi idaresinin tutumu da Gözlem ve

Sınıflandırma Merkezleri Yönetmeliği’nin 6. ve 10. maddeleri kapsamında

mevzuata uygundur (bkz. §§ 18-19).

48. Dolayısıyla başvurucunun uzun süre veya süresiz bir

şekilde tek başına tutulma veya sosyal yalnızlaştırılmaya maruz kaldığının

kabul edilemeyeceği değerlendirilmiştir. Bununla birlikte cezaların infazında

mahkûmların tekrar sosyalleşmesini teşvik etmek için sohbet gibi sosyal,

kültürel ve sportif aktivite imkânlarından azami olarak yararlandırılması

gerekmekle birlikte başvurucunun şikâyetlerinin Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrası gereğince kötü muamele ağırlık eşiğine ulaştığı söylenemez.

49. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun iddialarının kötü

muameleden bahsedebilmek için gerekli ağırlık eşiğini aşmadığı anlaşılmakla

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan işkence

yasağının ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucu tarafından ileri sürülen Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasının ihlaline ilişkin şikâyetlerin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına

alınan işkence yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Başvurucunun yargılama giderlerinden tamamen muaf tutulmasına,

19/11/2014 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Murat ŞEN Başvurucu : Turan GÜNANA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/3550, 19 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve
  9. Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurucu tarafından ileri sürülen Anayasa’nın 17. maddesinin
  13. B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına
  14. Kaleli
  15. Dursun
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/3550
Tarih
19 Kasım 2014

İlgili Kararlar

  • Mahmutoğlu Oto Yedek Parça Tarım Aletleri Nakliyat Gıda San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/4750)
  • Sabahaddin Demirel ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2791)
  • Bülent Ecevit Uçan Başvurusu (B. No: 2013/5271)
  • Muammer Kahraman Başvurusu (B. No: 2014/2711)
  • Hüsamettin Çakıcı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5644)
  • Yücel Mandacı Başvurusu (B. No: 2013/7958)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.