İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüsamettin Çakıcı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5644)

1. Başvurucular Dicle

Başvuru No2013/5644Tarih17 Kasım 2014Okuma12 dk · 2.353 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hüsamettin Çakıcı Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
17 Kasım 2014
Başvuru Numarası
2013/5644
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.353 kelime·12 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular Dicle

Üniversitesi Tıp Fakültesinde uygulanan teşhis ve tedavi sonucunda

başvuruculardan Bünyamin Çakıcı’nın sağ ayağının kesilmesi nedeniyle

uğradıkları zararın tazmini istemiyle açtıkları davada Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkı ile

Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 17., 19., 35. ve 125. maddelerinde düzenlenen

haklarının ihlal edildiği iddia etmektedirler.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 22/7/2013 tarihinde

Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel

bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 28/11/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 12/12/2013

tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş,

Adalet Bakanlığınca 17/2/2014 tarihli yazı ile görüşünü sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığının görüş

yazısı başvuruculara tebliğ edilmiş ve başvurucular görüş yazısına karşı

beyanda bulunmamışlardır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular anne, baba ve

çocuklardır.

9. Başvuruculardan Bünyamin

Çakıcı 25/12/2004 tarihinde doğmuş olup, 4 gün öncesinden başlayan ishal

şikayetine eklenen kusma ve ateş, ardından nefes alamama şikayetleriyle 14/3/2005

tarihinde Diyarbakır Çocuk Hastanesine getirilmiş, oradan da Dicle Üniversitesi

Tıp Fakültesine sevk edilmiş, burada yapılan teşhis ve tedavileri sonucunda

1/4/2005 tarihinde yapılan ameliyat ile sağ bacağı kesilmiştir.

10. Başvurucular, bacağın

kesilmesinin yanlış teşhis ve tedaviden kaynaklandığından bahisle uğranılan

maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle 4/5/2005 tarihinde Dicle

Üniversitesi Rektörlüğüne başvuru yapmış, Rektörlük 12/5/2005 tarih ve 3802

sayılı işlem ile talebi reddetmiştir.

11. Başvurucular, Bünyamin

Çakıcı'nın Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesindeki yanlış teşhis ve tedavi, ihmal

ve ağır hizmet kusuru sonucunda kangren olan sağ ayağının kesildiğini ileri

sürerek, meydana gelen zararın karşılığı olarak 85.000 TL maddi 165.000 TL

manevi zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte

tazmini istemiyle 25/5/2005 tarihinde Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinde dava

açmışlardır.

12. İlk Derece Mahkemesi, dava

dilekçesinin 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3.

maddesine uygun hazırlanmadığı gerekçesiyle 20/6/2005 tarih ve E.2005/890,

K.2005/470 sayılı kararı ile dilekçenin reddine karar vermiş, başvurucular

3/10/2005 tarihli dilekçe ile davalarını yenilemişlerdir.

13. Başvurucular yenileme

dilekçesinde adli yardım talebinde de bulunmuşlar, İlk Derece Mahkemesi adli

yardım taleplerinin karara bağlanabilmesi için 10/10/2005 tarihinde Diyarbakır

Valiliğinden bilgi istemiş, Valilikten gelen bilgi üzerine 17/1/2006 tarihli kararı

ile adli yardım talebinin kabulüne karar vermiştir.

14. İlk Derece Mahkemesi,

20/7/2007 tarihli kararı ile uyuşmazlığın çözümünün bilirkişi incelemesini

gerektirmesi nedeniyle Bünyamin Çakıcı’yı ve ekleri ile birlikte dava dosyasını

Adli Tıp Kurumu Başkanlığına göndermiş, Adli Tıp Kurumu 3.Adli Tıp İhtisas

Kurulu yaptığı muayene ve incelemenin ardından, Bünyamin Çakıcı’ya yapılan

muayenelerin yerinde ve uygun olduğu, amputasyonla

sonuçlanan kangrenin rahatsızlığın doğal bir komplikasyonu olduğu, yapılan

teşhis ve tedavi işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu ve idareye

yüklenebilecek bir kusurun bulunmadığı şeklinde 3/10/2007 tarih ve 5760 sayılı

raporu düzenlenmiştir.

15. Mahkeme, anılan raporu da

dikkate alarak 26/12/2007 tarih, E.2005/1857, K.2007/1884 tarihli kararı ile

davayı reddetmiştir.

16. Başvurucular tarafından

yapılan temyiz talebine ilişkin birinci dilekçe 27/6/2008 tarihinde Mahkeme

kaydına girmiş, ancak temyiz dilekçesinin usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle

Mahkeme 8/7/2008 tarihli kararı ile dilekçeyi reddetmiş, bu karar uyarınca

verilen ikinci temyiz dilekçesinin usulüne uygun olduğunun tespit edilmesi

üzerine dava dosyası hakkında temyiz işlemleri başlatılmıştır.

17. Danıştay Onuncu Dairesi

tarafından yapılan temyiz incelemesinin sonucunda Dairenin 30/4/2012 tarih ve

E.2008/8881, K.2012/1963 sayılı kararı ile Mahkeme kararı onanmış, başvurucular

tarafından bu karara karşı yapılan karar düzeltme talebi de Danıştay Onbeşinci Dairesinin 28/3/2013 tarih ve E.2013/3202,

K.2013/2289 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

18. Karar, başvuruculara

24/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, 22/7/2013 tarihinde bireysel başvuru

yapılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

19. 2577 sayılı Kanun’un “Kapsam ve nitelik”

kenar başlıklı 1. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve

vergi mahkemelerinde yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak

üzerinde yapılır.”

20. 2577 sayılı Kanun’un “Doğrudan doğruya tam yargı

davası açılması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“1. İdari eylemlerden

hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı

bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri

tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde

ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri

gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki

işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde

cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi

içinde dava açılabilir.

2. Görevli olmayan

adli ve askeri yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden

reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci

fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.”

21. 2577 sayılı Kanun’un “Dosyaların incelenmesi” kenar

başlıklı 20. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“Danıştay, bölge

idare, idare ve vergi mahkemelerinde dosyalar, bu Kanun ve diğer kanunlarda

belirtilen öncelik veya ivedilik durumları ile Danıştay için Başkanlar

Kurulunca; diğer mahkemeler için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca konu

itibariyle tespit edilip Resmi Gazete'de

ilan edilecek öncelikli işler gözönünde bulundurulmak

suretiyle geliş tarihlerine göre incelenir ve tekemmül ettikleri sıra dahilinde

bir karara bağlanır. Bunların dışında kalan dosyalar ise tekemmül ettikleri

sıraya göre ve tekemmül tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır.”

22. 2577 sayılı Kanun’un “Kararın bozulması”

kenar başlıklı 49. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kararın bozulması

halinde dosya, Danıştayca kararı veren mahkemeye

gönderilir. Mahkeme, dosyayı diğer öncelikli işlere nazaran daha öncelikle

inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini tamamlayarak yeniden karar verir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 17/11/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 22/7/2013 tarih ve 2013/5644

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

24. Başvurucular, davanın makul

sürede sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan

adil yargılanma hakkı ile Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 17., 19., 35. ve 125.

maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiği ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılama

Süresinin Makul Olmadığı İddiası

25. Başvurucular, açtıkları

davanın makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek Anayasa'nın 36.

maddesinde tanımlanan alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

26. Başvuru formu ve ekleri ile

yargılama dosyası kapsamından açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Diğer İhlal İddiaları Yönünden

27. Başvurucular ayrıca açtıkları

tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle, Anayasa'nın 2., 5., 10., 11., 17.,

19., 35. ve 125. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

28. 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesi, Anayasanın

uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının

belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara

uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.

29. Başvuruya konu ihlal

iddiasıyla ilgili deliller sunarak olaya ilişkin iddialarını ve hangi Anayasa

hükmünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki

iddialarını kanıtlama yükümlülüğü başvuruculara ait olmasına rağmen,

başvurucular tarafından soyut şekilde birtakım Anayasa hükümlerine atıfta

bulunulmakla birlikte, belirtilen hükümlerin nasıl ihlal edildiğine ilişkin bir

açıklama ve kanıtlamada bulunulmadığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin 'açıkça dayanaktan yoksun olması' nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas İnceleme

30. Başvurucular makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

31. Anayasa ve Sözleşme’nin

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen

Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

32. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

33. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olmakla beraber, bazı özel durumlarda girişimin niteliği göz önünde

tutularak uyuşmazlığın ortaya çıktığı daha önceki bir tarih başlangıç tarihi

olarak kabul edilebilmektedir. Somut başvuru açısından benzer bir durum söz

konusu olup, makul süre değerlendirmesinde nazara alınacak zaman diliminin

başlangıç tarihi, başvurucuların tazminat talebiyle idareye başvurdukları

4/5/2005 tarihidir (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 45).

34. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihi

olup, somut başvuru açısından bu tarih, Danıştay Onbeşinci

Dairesinin karar düzeltme talebini reddettiği 28/3/2013 tarihidir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 52).

35. Başvuruya konu yargılama

sürecinde, başvurucular uğradıklarını ileri sürdükleri zararın tazmini

istemiyle 4/5/2005 tarihinde idareye başvuru yapılmış olup, 25/5/2005 tarihinde

dava açılmış, İlk Derece Mahkemesi 20/6/2005 tarihinde dava dilekçesinin

reddine karar vermiş, dilekçe 3/10/2005 tarihinde yenilenmiş, İlk Derece

Mahkemesi 17/1/2006 tarihinde adli yardım talebini kabul etmiş, 20/7/2007

tarihli kararı ile de uyuşmazlığın çözümü için Adli Tıp Kurumu Başkanlığından

bilirkişi raporu alınmasına karar vermiş, Adli Tıp Kurumu 3.Adli Tıp İhtisas

Kurulu 3/10/2007 tarihinde raporunu tamamlamış ve İlk Derece Mahkemesi de bu

raporu dikkate almak suretiyle 26/12/2007 tarihinde davayı reddetmiştir.

Başvurucular kararı temyiz etmişler, Danıştay Onuncu Dairesi tarafından yapılan

temyiz incelemesinin sonucunda Dairenin 30/4/2012 tarihli kararı ile İlk Derece

Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan karar

düzeltme başvurusu ise Danıştay Onbeşinci Dairesinin

28/3/2013 tarihli kararı ile reddedilerek başvuruya konu yargılama

sonuçlandırılmıştır.

36. Yargılama sürecinin

uzamasında yetkili makamlara atfedilecek gecikmeler, yargılamanın süratle

sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin gösterilmemesinden

kaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden de

ileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi,

hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde karara bağlama

yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını yerine

getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunu yüklemektedir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 44).

37. Bu kapsamda, yargı sisteminin

yapısı, mahkeme kalemindeki rutin görevler sırasındaki aksamalar, hükmün

yazılmasındaki, bir dosyanın veya belgenin bir mahkemeden diğerine

gönderilmesindeki ve raportör atanmasındaki gecikmeler, yargıç ve personel

sayısındaki yetersizlik ve iş yükü ağırlığı nedeniyle yargılamada makul sürenin

aşılması durumunda da yetkili makamların sorumluluğu gündeme gelmektedir (B.

No: 2012/1198, 7/11/2013, § 55).

38. Başvuru konusu yargılama

süreci değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesi nezdindeki yargılama

süresinin, idareye yapılan başvurudan itibaren toplam 2 yıl 7 ay 22 gün olduğu,

Danıştay Onuncu Dairesi ve Onbeşinci Dairesinde geçen

yargılama süresinin ise 5 yılı aştığı ve toplam yargılama süresinin 7 yıl 10 ay

24 gün olduğu ve belirtilen tespitler ışığında, özellikle yargı sisteminin

yapısından kaynaklanan iş yükü ve organizasyon eksikliğinin somut başvuruya

ilişkin yargılama süresinin uzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu

anlaşılmaktadır. Ancak Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi,

yargılama sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde karara

bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını yerine

getirebilecek biçimde düzenlenmesini zorunlu kıldığından, hukuk sisteminde var

olan yapısal ve organizasyona ilişkin eksiklikler yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleştirilmemesine mazeret sayılamaz.

39. Başvurucuların tutumunun

yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu tespit edilmemiştir.

40. Hukuk sistemimizde idari

yargı alanında yer alan uyuşmazlıklara ilişkin dava sürelerinin makul yargılama

süresini aştığı yönündeki tespitlere, AİHM tarafından verilen birçok ihlal

kararında yer verilmiş olup, özellikle idari yargı alanındaki yapısal sorunlar

ve Danıştay nezdinde temyiz ve karar düzeltme incelemelerinde geçirilen uzun

yargılama sürelerinin ihlal kararlarına temel oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu

kapsamda idari yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümleri de göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde karar verilmiş olup (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 54-60), davaya

bütün olarak bakıldığında, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi

bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar

verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu yaklaşık sekiz

yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

41. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

42. Başvurucular, açtıkları

davanın reddedilmesi nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri 85.000 TL maddi,

165.000 TL manevi zararının tazminine karar verilmesini istemiş ancak,

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle herhangi bir tazminat

talebinde bulunmamışlardır.

43. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

44. Başvuruda Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit

edilmiş olmakla beraber, başvurucular tarafından ileri sürülen zarar ile tespit

edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucuların

maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

45. Başvurucular tarafından

yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların

1. Anayasa'nın

2., 5., 10., 11., 17., 19., 35. ve 125. maddelerinde düzenlenen haklarının

ihlal edildiği yönündeki iddialarının “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL yargılama giderinin

başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

17/11/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör

:

Bahadır YALÇINÖZ

Başvurucular

:

Hüsamettin ÇAKICI

Gülsime

ÇAKICI

Bünyamin ÇAKICI Muhammed Ozan ÇAKICI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/5644, 17 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucuların
  16. D. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL yargılama giderinin
  17. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. Kaleli
  19. Dursun
  20. Çakıcı
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/5644
Tarih
17 Kasım 2014

İlgili Kararlar

  • Yücel Mandacı Başvurusu (B. No: 2013/7958)
  • Fatma Teke Başvurusu (B. No: 2014/2715)
  • Cemil Sarıdağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2614)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/137
  • Muharrem Turgay Bozkurt Başvurusu (B. No: 2013/5557)
  • Reşit Taş ve Mehmet Çelik Başvurusu (B. No: 2013/69)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.