İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Reşit Taş ve Mehmet Çelik Başvurusu (B. No: 2013/69)

1. Başvurucular, uzun süredir

Başvuru No2013/69Tarih4 Kasım 2014Okuma11 dk · 2.170 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Reşit Taş Ve Mehmet Çelik Başvurusu

Karar tarihi
4 Kasım 2014
Başvuru Numarası
2013/69
R.G. Tarih-Sayı
13/1/2015-29235
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.170 kelime·11 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, uzun süredir

tutuklu olmaları ve suç vasfının değişme ihtimali bulunmasına karşın gerekçesiz

olarak tutukluluğun devamına karar verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 20/12/2012

tarihinde Gaziantep 6. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına

engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 30/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Yapılan incelemede 2013/71

numaralı başvurunun konu bakımından aynı nitelikte olması nedeniyle 2013/69

sayılı bu başvuru ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı 20/6/2014

tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına

karar vermiştir. Başvuru konusu olay ve olgular Adalet Bakanlığına

bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı 20/12/2013 tarihinde birleştirilen 2013/71

numaralı başvuruya ilişkin görüş sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı görüşü

17/1/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş olup, başvurucu 31/1/2014

tarihinde görüşe karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP üzerinden erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, 5/1/2010

tarihinde gözaltına alınmış olup, Gaziantep 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 8/1/2010

tarih ve 2010/2 sorgu sayılı kararıyla “silahlı

terör örgütüne üye olma” suçunu işledikleri iddiasıyla

tutuklanmışlardır.

9. İlk Derece Mahkemesi

başvurucuların tutukluluk durumunu 19/10/2010, 27/12/2010, 26/1/2011, 11/7/2012

ve 13/9/2013 tarihlerinde incelemiş ve atılı

suçun vasıf ve mahiyeti, dosya kapsamındaki deliller, kuvvetli suç şüphesinin

varlığı, tutuklu kalınan sürenin verilmesi muhtemel ceza ile orantılı olması

gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.

10. Adana 8. Ağır Ceza

Mahkemesinin 28/9/2012 tarih ve E.2010/128, K.2012/158 sayılı kararıyla başvurucuların

da aralarında olduğu 36 sanık hakkında mahkumiyet, 14

sanık hakkında ise beraat kararı verilmiştir. Başvurucular isnat edilen suç

nedeniyle ayrı ayrı 10 yıl hapis cezasına mahkûm edilmiş ve tutukluluk

hallerinin devamına karar verilmiştir.

11. Başvurucular Adana 8. Ağır

Ceza Mahkemesinin 28/9/2012 tarihli tutukluluk halinin devamına ilişkin

kararına itiraz etmiş, Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/11/2012 tarih ve

2012/895 Değişik İş sayılı kararıyla itiraz reddedilmiştir. Ret kararı başvuruculara

20/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucular 20/12/2012

tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

13. Temyiz incelemesi sonunda

Yargıtay 9. Dairesinin 27/11/2013 tarih ve E.2013/9604, K.2013/14412 sayılı ilamıyla

hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

14. Bozma sonrası yargılamanın

yürütüldüğü Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/24 Esas sayılı dosyasında

21/3/2014 tarihinde, tensiben başvurucuların da

aralarında olduğu tutuklu sanıkların koşulsuz olarak serbest bırakılmalarına

karar verilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

15. 5237 sayılı Kanun’un 314.

maddesinin (2) numaralı fıkrası ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5.

maddesi.

16. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“Tutuklama nedenleri

Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık

hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya

güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe

sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanununda yer alan;

…

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar

(madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),,

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 4/11/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, 20/12/2012 tarih ve 2013/69 numaralı

bireysel başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucular, uzun süredir

tutuklu olduklarını, 6352 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi hükümleri

kapsamında isnat edilen suçun vasfının değişebileceğini, beraat etme

ihtimalinin bulunduğunu, tutukluluğun devamının ölçülü olmadığını, adli kontrol

hükümlerinin uygulanması gerektiğini, tutukluluk halinin devamına ilişkin

kararların gerekçesiz olduğunu belirterek Anayasa’nın 19. ve 36. maddesinin

ihlal edildiğini ileri sürmüş tahliye ve tazminata hükmedilmesini talep

etmişlerdir

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

19. Başvurucuların uzun süre

tutuklu olmaları ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçesiz

olduğuna ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka

bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvuruların bu şikâyete

ilişkin kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

20. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir (B. No:

2012/695, 12/2/2013, § 15). Belirtilen şikâyet temelinde yapılan başvuruların

kişi hürriyeti ve güvenliği kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna

varılmıştır.

2. Esas

Yönünden

21. Başvurucular, uzun süredir

tutuklu olduklarını ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçesiz

olduğunu ileri sürmüştür.

22. Adalet Bakanlığı görüşünde,

başvurucuların, başvuru tarihi itibariyle “mahkûmiyet

sonrası hürriyetinden mahrum bırakılmış kişi” statüsünde olduğunu,

mahkûmiyet sonrası hürriyetinden mahrum bırakılmasının hukuka aykırı

olmadığını, tutukluluk halinin devamına ilişkin itirazların incelenmesi aşamasında

hukuk kurallarının yorumlanması yetkisinin Anayasa’da yer alan hak ve

özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve hâkimin takdirinde açıkça keyfilik

bulunmadıkça derece mahkemelerine ait olduğunu belirtmiştir.

23. Başvurucular, Adalet

Bakanlığının görüşüne karşı, derece mahkemesince verilen kararın Yargıtayca bozulduğunu, dört yıldır tutuklu olduğunu,

21/3/2014 tarihinde tahliye edilmesine karşılık, bu tarihe kadar cezaevinde

tutuklu kaldığını ve özgürlük hakkının somut olarak zedelendiğini belirtmiştir.

24. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı

ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları

vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır

bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye

bağlanabilir.”

25. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin,

yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında

serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır (B.

No: 2012/1137, 2/7/2013, § 60).

26. Tutukluluk süresinin makul

olup olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün

değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu sürenin makul olup

olmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Anayasa’nın 38. maddesinde “Suçluluğu hükmen

sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz” şeklinde ifadesini bulan

masumiyet karinesi, yargılama süresince kişinin hürriyetinin esas, tutukluluğun

ise istisna olmasını gerektirmektedir. Tutukluluğun devamı ancak masumiyet

karinesine rağmen Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkından daha ağır basan gerçek bir kamu yararının

mevcut olması durumunda haklı bulunabilir (B. No: 2013/9895, 2/1/2014, § 40).

27. Bir davada tutukluluğun

belli bir süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin

görevidir. Bu amaçla, yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm

olayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararlarında bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir

(B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 62).

28. Tutuklama tedbirine

kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu

kişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek

maksadıyla başvurulabilir. Bu şartların tutukluluk süresince devam ediyor

olması, tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu ve meşruiyeti bakımından

olmazsa olmaz bir koşuldur. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir

süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre

geçtikten sonra, uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam

ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili”

ve “yeterli” görüldüğü

takdirde, yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir.

Davanın karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı

gibi faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde

dikkate alınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul

olup olmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, §

63).

29. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak,

serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve

tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında

sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup

olmadığı göz önüne alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun olarak tutuklanan bir

kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerinden biri

veya birkaçının varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye kadar

tutukluluk halinin makul kabul edilmesi gerekir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, §§

63-64).

30. Bir kişinin gerekçeden

tamamen yoksun bir yargı kararıyla tutuklanması ve tutukluluğun uzatılması

kabul edilemez. Bununla beraber tutukluluğu meşru kılan gerekçeler gösterilerek

bir zanlı ya da sanığın tutuklanmasının keyfi olduğunu söylemek mümkün

değildir. Ancak aşırı derecede kısa gerekçelerle ve hiçbir yasal hüküm

gösterilmeden tutuklama kararı vermek ya da tutukluluğu devam ettirmek bu

çerçevede değerlendirilmemelidir (B. No: 2013/9895, 2/1/2014, § 45). Ayrıca

itiraz veya temyiz merciinin, itiraz veya temyiz incelemesine konu mahkeme

kararına ve bu karardaki gerekçelere katıldığı durumlarda, buna ilişkin

kararını ayrıntılı olarak gerekçelendirmemesi, kural olarak, gerekçeli karar

hakkına aykırılık teşkil etmez (B. No: 2013/9895, 2/1/2014, § 46).

31. Makul sürenin

hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun daha önce yakalanıp gözaltına

alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama

tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı tarihtir.

Ancak kişinin, tutuklu olarak yargılanmakta olduğu davada mahkumiyetine karar

verilmiş ise mahkûmiyet tarihi itibarıyla da tutukluluk hali sona erer (B. No:

2012/237, 2/7/2013, §§ 66-67).

32. Tutukluluk süresinin

hesabında ilk derece mahkemesi önünde yargılama aşamasında geçen sürelerin

dikkate alınması gerekir. Zira kişi yargılanmakta olduğu davada ilk derece

mahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse, bu kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmakta ve tutmanın

nedeni “ilk derece mahkemesince verilen

hükme bağlı olarak tutma” haline dönüşmektedir. Bu bakımdan temyiz

aşamasında geçen süreler tutukluluk süresinin değerlendirmesinde göz önünde

bulundurulamaz. Ancak bozma kararı sonrasında bireyin durumu tekrar suç

isnadına bağlı tutmaya dönüşeceğinden ilk derece mahkemesi önünde geçen süre

değerlendirmede dikkate alınacaktır (B. No: 2013/338, 2/7/2013, § 41).

33. Somut olayda başvurucular,

5/1/2010 tarihinde gözaltına alınmış, 8/1/2010 tarihinde tutuklanmış, Adana 8.

Ağır Ceza Mahkemesinin 28/9/2012 tarihli kararıyla hapis cezası ile

cezalandırılmasına ve “… verilen sonuç ceza

miktarı itibarıyla sanıkların kaçma ihtimali bulunduğu” gerekçesiyle

tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. İlk defa özgürlüğünden mahkeme

kararıyla mahrum bırakıldığı 5/1/2010 tarihi ile mahkumiyet

kararının verildiği 28/9/2012 tarihleri arasında başvurucu “bir suç isnadına bağlı olarak” tutulmuştur.

34. Başvurucular, İlk Derece

Mahkemesinin kararını temyiz etmiştir. Mahkumiyet

karar tarihi olan 28/9/2012 ile temyiz incelemesi neticesinde hükmün bozulduğu 27/11/2013

arasında geçen sürede başvurucular, “ilk

derece mahkemesince verilen hükme bağlı olarak” tutulmuştur. Başvurucuların, ilk derece

mahkemesinin mahkûmiyet kararı sonrasında tutulması, tutukluluk olarak

nitelendirilemez. Temyiz aşamasında geçen süre tutukluluk süresinin hesabında

dikkate alınmamaktadır.

35. Bozma kararı sonrasında

yargılanmaya İlk Derece Mahkemesinde devam edilmiştir. Başvurucular hakkındaki

dava Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru incelemesi sırasında derece

mahkemesi önünde derdesttir. Yargıtayın 27/11/2013

tarihli bozma kararı ile Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/3//2014

tarihinde verdiği tahliye kararı arasında başvurucular yeniden “bir suç isnadına bağlı olarak” tutulmuştur.

36. Başvurucuların

özgürlüklerinin kısıtlandığı 5/1/2010-21/3/2014 tarihleri arasında temyiz

aşamasında geçen 1 yıl 1 ay 29 gün çıkartıldığında, 3 yıl 17 gün bir suç isnadına bağlı olarak tutuldukları

anlaşılmaktadır.

37. İlk Derece Mahkemesi,

başvurucuların tutukluluk durumunu 19/10/2010, 27/12/2010, 26/1/2011, 11/7/2012

ve 13/9/2013 tarihlerinde incelemiş ve atılı

suçun vasıf ve mahiyeti, dosya kapsamındaki deliller, kuvvetli suç şüphesinin

varlığı, tutuklu kalınan sürenin verilmesi muhtemel ceza ile orantılı olması

şeklindeki gerekçelerle tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.

38. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak,

serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve

tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında

sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup

olmadığı göz önüne alınmalıdır.

39. Somut olayda, İlk Derece

Mahkemelerince verilen tutukluluğun devamına ve itirazın reddine dair

kararların gerekçeleri incelendiğinde, bu gerekçelerin tutukluluğun devamının

hukuka uygunluğu ve tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte

olmadığı ve aynı hususların tekrarı niteliğinde olduğu görülmektedir. Somut

olaydaki tutukluluk halinin devamına ilişkin bu gerekçelerin ilgili ve yeterli olduğu söylenemez.

İlgili ve yeterli olmayan gerekçelere dayanılarak başvurucuların özgürlüğünden

mahrum bırakıldığı dikkate alındığında söz konusu tutukluluk süresi makul

olarak değerlendirilemez.

40. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların “tutukluluğun makul süreyi

aştığı” yönündeki iddialarına ilişkin olarak Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 sayılı

Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

41. 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş; ancak yerindelik denetimi yapılamayacağı,

idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

42. Başvuruda, Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

43. Başvurucular, uğradığı zarar

karşılığında maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvurucular iddia

ettikleri maddi zarar ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge

sunmamıştır. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için,

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tazminat talebi arasında

illiyet bağı kurulması gerekir. Bu nedenle başvurucuların maddi tazminat talebi

reddedilmelidir.

44. Başvuruculara kişi hürriyeti

ve güvenliğine yönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle telafi

edilemeyecek ölçüdeki manevi zararının varlığı ve somut olayın özellikleri

dikkate alınarak takdiren net 3.000,00 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

45. Başvurular nedeniyle yapılan

yargılama gideri kapsamında 172,50 TL başvuru harcının başvuruculara ayrı ayrı,

1.500,00 TL vekâlet ücretinin ise başvuruculara müştereken ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

46. Kararın bir örneğinin ilgili

mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvuruların “Tutukluluğun

makul süreyi aştığı” şikâyetiyle ilgili olarak KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. “Tutukluluğun makul süreyi

aşması” nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının

İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara ayrı ayrı takdiren net

3.000,00 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. Başvurular nedeniyle yapılan yargılama gideri kapsamında 172,50

TL başvuru harcının başvuruculara ayrı ayrı, 1.500,00 TL vekâlet ücretinin ise

başvuruculara müştereken ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğinden sonra Maliye Bakanlığına

yapılacak başvurudan itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme

olması halinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre

için yasal faiz uygulanmasına,

F. Karar örneğinin bilgi için mahkemesine gönderilmesine,

4/11/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Muharrem İlhan KOÇ Başvurucular : 1- Reşit TAŞ 2- Mehmet ÇELİK Vekilleri : Av. Ziya FIRAT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/69, 4 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvuruların “Tutukluluğun
  16. B. “Tutukluluğun makul süreyi
  17. C. Başvuruculara ayrı ayrı takdiren net
  18. D. Başvurular nedeniyle yapılan yargılama gideri kapsamında 172,50
  19. E. Ödemelerin kararın tebliğinden sonra Maliye Bakanlığına
  20. M. Emin KUZ
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/69
Tarih
4 Kasım 2014

İlgili Kararlar

  • Mustafa Kahraman Başvurusu (B. No: 2014/2388)
  • Sevim Dabağ Başvurusu (B. No: 2013/2196)
  • Ali Kara Başvurusu (B. No: 2013/7887)
  • M.k. Başvurusu (B. No: 2014/1255)
  • Veysel Akdamar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3624)
  • Feyzullah Erarslan Başvurusu (B. No: 2014/7226)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.