İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muharrem Turgay Bozkurt Başvurusu (B. No: 2013/5557)

1. Başvurucu,

Başvuru No2013/5557Tarih17 Kasım 2014Okuma13 dk · 2.616 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Muharrem Turgay Bozkurt Başvurusu

Karar tarihi
17 Kasım 2014
Başvuru Numarası
2013/5557
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.616 kelime·13 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu,

21/3/2005 tarihinde Beyoğlu 1. İş Mahkemesinde açtığı alacak davası sonunda

davanın kısmen reddine karar verildiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat

talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 19/7/2013 tarihinde

Küçükçekmece 1. Sulh Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 28/2/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama

imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım isteminde bulunmuş, Bölüm

tarafından 24/4/2014 tarihinde adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Bölüm

Başkanı tarafından 2/5/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru

konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 20/5/2014 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen,

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucunun, 9/8/2004 ilâ 26/2/2005 tarihleri arasında

çalıştığı Beyaz Tekstil San. Dış Tic. Ltd. Şti.'ye

ait işyerindeki iş akdi, işveren tarafından feshedilmiştir.

9. Başvurucu, 21/3/2005 tarihinde Beyaz Tekstil San. Dış.

Tic. Ltd. Şti. aleyhine, Beyoğlu 1. İş Mahkemesinde açtığı davada, iş akdinin

haksız nedenlerle feshedildiğini ileri sürerek ihbar ve kötü niyet tazminatı

ile fazla çalışma ücretinin ödenmesini talep etmiştir.

10. Mahkemece, 6/4/2010 tarih ve E.2008/116, K.2010/257

sayılı kararla; tarafların delilleri, telefon kayıtları ve tanıkların beyanları

ile bilirkişi raporu değerlendirilmiş, iş akdinin davalı işveren tarafından

haksız feshedildiği, İş Kanunu'nun 17. maddesinde, iş akdinin feshini kötüye

kullanan işverenin kötü niyet tazminatı ile sorumlu olacağı belirtilmişse de

davalının kötü niyetli olduğunun başvurucu tarafından ispatlanamadığı, yine

fazla çalışma yapıldığının da kanıtlanamadığı, başvurucunun sunduğu gider

faturalarının da iş akdinin feshinden sonraki tarihe ait olduğu gerekçeleriyle

davanın kısmen kabulüne, 989,48 TL ihbar tazminatının davalıdan tahsiline,

fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

11. Başvurucunun temyizi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk

Dairesinin 28/11/2012 tarih ve E.2010/32776, K.2012/39679 sayılı ilamıyla;

dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere

ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde

bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün

onanmasına karar verilmiştir.

12. Başvurucu, 19/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

13. Yargıtay kararı, 20/8/2013 tarihinde Mahkeme kaleminde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

14. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 30. maddesi ile 447. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 30/1/1950

tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası

ile 7. maddesinin birinci fıkrası, 8. maddesinin son fıkrası ve 15. maddesi,

22/5/2003 tarih ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. ve 25. maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 17/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 19/7/2013 tarih ve 2013/5557 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu, iş akdinin haksız ve kötü niyetli feshedilmesi

üzerine 21/3/2005 tarihinde Beyoğlu 1. İş Mahkemesinde açtığı tazminat ve

alacak davası sonunda 6/4/2010 tarihinde davanın kısmen reddine karar

verildiğini, davalı işveren fesih bildirim şartına uymadığı halde kötü niyet

tazminatı talebinin reddedildiğini, maddi ve manevi zararlarının tazmin

edilmediğini, temyiz üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 28/11/2012 tarihinde

hükmün onandığını, Yargıtay kararının gerekçesiz olduğunu, ilamda herhangi bir

başvuru yolu gösterilmediğini, makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

17. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

18. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

19. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

20. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

21. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, iş akdinin haksız ve kötü niyetli feshedilmesi üzerine Beyoğlu 1. İş

Mahkemesinde açtığı tazminat ve alacak davası sonunda davanın kısmen reddine

karar verildiğini, davalı işveren fesih bildirim şartına uymadığı halde kötü

niyet tazminatının reddedildiğini, maddi ve manevi zararlarının tazmin

edilmediğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

22. Başvurucu tarafından Beyoğlu

1. İş Mahkemesinde açılan davada Mahkemece, tarafların delilleri, telefon

kayıtları ve tanıkların beyanları ile bilirkişi raporu değerlendirilmiş, iş

akdinin davalı işveren tarafından haksız feshedildiği, İş Kanunu'nun 17.

maddesinde, iş akdinin feshini kötüye kullanan işverenin kötü niyet tazminatı

ile sorumlu olacağı belirtilmişse de davalının kötü niyetli olduğunun başvurucu

tarafından ispatlanamadığı, yine fazla çalışma yapıldığının da kanıtlanamadığı,

başvurucunun sunduğu gider faturalarının da iş akdinin feshinden sonraki tarihe

ait olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

23. Başvurucunun temyizi üzerine

Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 28/11/2012 tarihinde hüküm onanarak aynı tarihte

kesinleşmiştir.

24. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

25. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

26. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Gerekçeli Karar Hakkının İhlali İddiası

27. Başvurucu, Yargıtay

kararının gerekçesiz olduğunu ve Yargıtay onama kararında herhangi bir başvuru yolu

gösterilmediğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

28. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşrû

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

29. Anayasa’nın 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü

kararları gerekçeli olarak yazılır.”

30. Hakkaniyete uygun

yargılamanın bir unsuru olan gerekçeli karar hakkı Anayasa'nın 141. maddesinde

yer verilen hükümle, mahkemelerin uyması gereken bir yükümlülük olarak

düzenlenmiştir (B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 25).

31. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak

başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma

hakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak

ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını

sağlayan en etkili güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün

mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden

141. maddesinin de hak arama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde

gözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

32. Temyiz mercilerinin

kararlarının tamamen gerekçeli olması zorunlu değildir. Temyiz merciinin

yargılamayı yapan mahkemenin kararıyla aynı fikirde olması ve bunu ya aynı

gerekçeyi kullanarak ya da basit bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir.

Burada önemli olan husus, temyiz merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş

ana unsurları incelediğini, derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını

ya da bozduğunu göstermesidir (B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

33. Somut olayda başvurucu,

Yargıtay onama kararının gerekçesiz olduğunu belirterek, gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Mahkemece, tarafların delilleri,

telefon kayıtları ve tanıkların beyanları ile bilirkişi raporu

değerlendirilmiş, iş akdinin davalı işveren tarafından haksız feshedildiği,

davalının kötü niyetli olduğunun başvurucu tarafından ispatlanamadığı, yine

fazla çalışma yapıldığının da kanıtlanamadığı, başvurucunun sunduğu gider

faturalarının da iş akdinin feshinden sonraki tarihe ait olduğu gerekçeleriyle

davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir (bkz. § 10). Yargıtay tarafından da

Mahkemece verilen kararın gerekçesine atıf yapılarak ve bu gerekçeler aynen

kabul edilerek hüküm onanmıştır (bkz. § 11). Dolayısıyla Yargıtay kararının

gerekçesiz olduğundan da söz edilemez.

34. Açıklanan nedenlerle, gerekçeli karar

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurucunun bu yöndeki

iddiası da “açıkça dayanaktan yoksun”

bulunmuştur.

35. Öte yandan başvurucu,

Yargıtay onama kararında herhangi bir başvuru yolu gösterilmediğini belirterek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Halen yürürlükte

olan 5521 sayılı Kanun'un 8. maddesinin son fıkrasına göre, iş mahkemelerince

verilen kararlara karşı karar düzeltme yolu kapalı olduğu için 28/11/2012

tarihli Yargıtay onama kararı ile olağan kanun yolları tüketilmiş olup, onama

kararında herhangi bir başvuru yolunun gösterilmemiş olmasında açık ve görünür

bir ihlal saptanmadığından, başvurucunun bu yöndeki iddiası da “açıkça dayanaktan yoksun” bulunmuştur.

c. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı

İddiası

36. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

37. Başvurucu, Beyoğlu 1. İş Mahkemesinde açtığı alacak

davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

38. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde

yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

39. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

40. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, işçi alacaklarının

tahsili amacıyla açılan davada, 5521 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer

alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak

ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 49).

41. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

21/3/2005 tarihidir.

42. Sürenin bitiş tarihi ise yargılamanın sona erme tarihidir

(B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Somut başvuru açısından bu tarih, Mahkemece

verilen kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği 28/11/2012

tarihidir.

43. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1.

maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekili

arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından

doğan hukuk uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altına

alınmıştır.

44. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucu

niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerin

dışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konunun

uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde

sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B. No: 2013/4701, 23/1/2013, § 47).

45. Bunun yanı sıra 6100 sayılı Kanun’un 447. maddesiyle daha

önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usulleri

kaldırılmış ve bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere

basit yargılama usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulü yazılı yargılama

usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan

ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul

edilmiş bir yargılama usulüdür (B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 64-65).

46. Başvuruya konu yargılama sürecinin İş Mahkemesi önünde

sürdüğü görülmekle, yukarıda bahsedildiği üzere, 5521 sayılı Kanun’da yer alan

özel usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30. ve 447. maddelerinin

uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu

anlaşılmaktadır (§ 14).

47. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, başvurucu tarafından 21/3/2005 tarihinde Beyoğlu 1.

İş Mahkemesinde açılan davada Mahkemece, tarafların delilleri değerlendirilmiş,

telefon kayıtları incelenmiş, tanıklar dinlenmiş ve bilirkişi raporu alınarak

6/4/2010 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Başvurucunun

temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 28/11/2012 tarihinde hüküm onanmış

ve karar düzeltme yolu kapalı olduğu için aynı tarihte hüküm kesinleşmiştir.

48. 5521 ve 4857 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama

usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet

eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No:

2013/772, 7/11/2013, §§ 59-82; B. No: 2013/4701, 23/1/2014, §§ 35-51).

49. Başvuruya konu iş hukukuna

dayalı alacak davasının incelenmesinde; hukuki meselenin çözümündeki güçlük,

maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller,

taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında, somut başvuru açısından farklı

bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu yedi yıl

sekiz ayı aşkın yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

50. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

51. Başvurucu, 5.768,00 TL maddi

ve aynı miktarda manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

52. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenar

başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

53. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yedi yıl sekiz ayı aşkın süre devam eden yargılama süresi

nazara alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında, başvurucunun

talep ettiği manevi tazminat miktarı da dikkate alınarak, başvurucuya net

5.768,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

54. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

55. Başvurucu tarafından yargılama

gideri yapılmadığı, başvurucunun adli yardım talebinin kabul edildiği ve ihlal

kararı verildiği için yargılama giderlerinin Maliye Hazinesi üzerinde

bırakılmasına karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1. Yargılamanın

sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının“açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

4. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 5.768,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer

taleplerinin REDDİNE,

C. Adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun harçtan

muafiyetine,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

17/11/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Muharrem Turgay BOZKURT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/5557, 17 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun
  16. C. Adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun harçtan
  17. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. Kaleli
  19. Dursun
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/5557
Tarih
17 Kasım 2014

İlgili Kararlar

  • Reşit Taş ve Mehmet Çelik Başvurusu (B. No: 2013/69)
  • Mustafa Kahraman Başvurusu (B. No: 2014/2388)
  • Sevim Dabağ Başvurusu (B. No: 2013/2196)
  • Ali Kara Başvurusu (B. No: 2013/7887)
  • M.k. Başvurusu (B. No: 2014/1255)
  • Veysel Akdamar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3624)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.