İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Peyote Müzik Film Org. Tur. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/9345)

1. Başvuru, uygulanan idari

Başvuru No2013/9345Tarih7 Temmuz 2015Okuma16 dk · 3.143 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Peyote Müzik Film Org. Tur. Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
7 Temmuz 2015
Başvuru Numarası
2013/9345
R.G. Tarih- Sayı
17/8/2015-29448
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.143 kelime·16 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, uygulanan idari

para cezasına karşı açılan davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası

hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 18/12/2013

tarihinde Eskişehir 1. İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 4/10/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

13/3/2015 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının 8/4/2015

tarihli görüş yazısı 11/5/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.

Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevap sunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu şirketin işyerinde

yapılan 19/4/2013 tarihli denetimde, 7/11/1996 tarihli ve 4207 sayılı Tütün

Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun’un 2. maddesi

uyarınca kapalı alanda tütün ürünü tüketilmemesine ilişkin yasakların

uygulanması ve tedbirlerin alınması ile ilgili yükümlülüklerin yerine

getirilmediğinin tespiti üzerine, 27/5/2013 tarihli işlem ile başvurucu şirkete

5.943 TL idari para cezası uygulanmıştır.

8. Başvurucu şirket tarafından

bu para cezasının kaldırılması istemiyle Eskişehir 1. Sulh Ceza Mahkemesine

itiraz edilmiş, Mahkeme 20/9/2013 tarihli ve 2013/511 D. İş sayılı kararı ile

başvuruyu reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

“… 4207 Sayılı Yasanın 5/2.maddesinde 04/07/2012 tarihinde

6354 Sayılı Kanunun 11.maddesi ile yapılan değişiklik ile işletme

sorumlularının denetim yapan yetkililer tarafından önce yazılı olarak

uyarılacağına ve bu uyarıya rağmen yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere idari

yaptırım uygulanacağına ilişkin düzenlemenin yürürlükten kaldırıldığı,

dolayısıyla başvuru sahibine bu hususta daha önce uyarıda bulunulmasının

gerekmediği, sigara içtiği tespit edilen müşterinin işletme sahiplerinin

kendisine izin vermediği halde sigara içtiğini beyan etmesinin hayatın olağan

seyrine uygun ve inandırıcı olmadığı, bu yoldaki beyanların olsa olsa Başvuru

Sahibi ile bu kişi arasında hukuk davası görülmesi durumunda bu dava için delil

olabileceği, somut olayda başvuru sahibi tarafından işletilen işletmede 4207

Sayılı Tütün Mamüllerinin Zararlarının Önlenmesine

Dair Kanunun 5/2. maddesi hükmüne rağmen sigara içildiği hususu aksi sabit

olana dek geçerli olan ve başvuru sahibi tarafından aksini ispatlayacak somut

bir delil/belge ortaya konulamayan 19/04/2013 tarihli suç tutanağı ile sabit

olduğu, Başvuru Sahibine ait işletme hakkında aynı kabahat eylemi nedeniyle

daha önce 13/05/2013 tarihinde de 4412 TL idari yaptırım uygulanması nedeniyle

kabahat eyleminin mükerrer olarak işlendiği, dolayısıyla uygulanan idari yaptırımın

usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.

Bu durumda, Eskişehir Valiliği Tepebaşı Kaymakamlığı'nın

başvuruya konu idari yaptırım kararı hukuka uygundur ve açıklanan gerekçeler

doğrultusunda başvurunun reddine karar verilmiştir.

Açıklanan gerekçeler doğrultusunda ;

KARAR

1- Eskişehir Tepebaşı Kaymakamlığı İlçe Sağlık Müdürlüğü'nün

başvuru sahibi hakkında 4207 Sayılı Kanunun 6111

Sayılı Kanunun 202.maddesi ile değişik 5.maddesinin 2.fıkrası gereğince

yasakların uygulanması ve tedbirlerin alınması ile ilgili yükümlülüklerini mükerrir olarak yerine getirmemek kabahatinden dolayı

27/05/2013 tarih ve 2013/208 Karar sayılı 5943 TL değerindeki idari para

cezasının Hukuka uygun olması nedeniyle BAŞVURUNUN REDDİNE,

…”

9. Başvurucunun bu karara

itiraz etmesi üzerine, Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesi, itiraza konu kararın

usul ve esasa uygun olduğu gerekçesine yer vermek suretiyle 4/11/2013 tarihli

ve 2013/471 D.İş sayılı

kararı ile itirazın reddine karar vermiş ve karar, başvurucu şirket vekiline

18/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

10. Anayasa Mahkemesine

18/12/2013 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

11. 30/3/2005 tarihli ve 5326

sayılı Kabahatler Kanunu'nun “Başvuru yolu”

kenar başlıklı 27. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine

ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden

itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza

mahkemesine başvurulabilir….”

12. 5326 sayılı Kanun'un “Başvurunun incelenmesi” kenar başlıklı

28. maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:

“…

(4) Mahkeme,

başvuruda bulunan kişilere cevap dilekçesinin bir örneğini tebliğ eder; talep

üzerine veya re'sen tarafları çağırarak belli bir gün

ve saatte dinleyebilir. Dinleme için belirlenen günle tebligatın yapılacağı gün

arasında en az bir haftalık zaman olmasına dikkat edilir. Dinleme sırasında

taraflar veya avukatları hazır bulunur. Mazeretsiz olarak hazır bulunmama,

yokluklarında karar verilmesine engel değildir. Bu husus, tebligat yazısında

açıkça belirtilir.

…

(6) Dinlemede sırasıyla; hazır bulunan başvuru sahibi ve

avukatı, ilgili kamu kurum ve kuruluşunun temsilcisi, varsa tanıklar dinlenir,

bilirkişi raporu okunur, diğer deliller ortaya konulur.

(7) Mahkeme, ilgilileri dinledikten ve bütün delilleri

ortaya koyduktan sonra aleyhinde idarî yaptırım kararı verilen ve hazır bulunan

tarafa son sözünü sorar. Son söz hakkı, aleyhinde idarî yaptırım kararı verilen

tarafın kanunî temsilcisi veya avukatı tarafından da kullanılabilir. Mahkeme

son kararını hazır bulunan tarafların huzurunda açıklar.

(8) Mahkeme, son karar olarak idarî yaptırım kararının;

a) Hukuka uygun olması nedeniyle, "başvurunun

reddine",

b) Hukuka aykırı olması nedeniyle, "idarî yaptırım

kararının kaldırılmasına",

Karar verir.

…”

13. Anılan Kanun’un “İtiraz yolu” kenar başlıklı 29. maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:

“(1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, Ceza Muhakemesi

Kanununa göre itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihten itibaren

en geç yedi gün içinde yapılır.

(2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme

yapılarak verilir.

(3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazın

kabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir.

…”

14. 4207 sayılı Kanun’un 2.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“ Tütün ürünleri;

a) Kamu hizmet binalarının kapalı alanlarında,

b) Koridorları dahil olmak üzere her türlü eğitim, sağlık,

üretim, ticaret, sosyal, kültürel, spor, eğlence ve benzeri amaçlı özel hukuk

kişilerine ait olan ve birden çok kişinin girebileceği (ikamete mahsus konutlar

hariç) binaların kapalı alanlarında,

c) Hususi araçların sürücü koltukları ile taksi hizmeti

verenler dâhil olmak üzere karayolu, demiryolu, denizyolu ve havayolu toplu

taşıma araçlarında,

ç) Okul öncesi eğitim kurumlarının,

dershaneler, özel eğitim ve öğretim kurumları dahil olmak üzere ilk ve orta

öğrenim kurumlarının, kültür ve sosyal hizmet binalarının kapalı ve açık

alanlarında,

d) Özel hukuk kişilerine ait olan lokantalar ile kahvehane,

kafeterya, birahane gibi eğlence hizmeti verilen işletmelerde,

tüketilemez.”

15. Aynı Kanun’un 5. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“2 nci

maddenin (a) bendi hariç birinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında

belirtilen yasakların uygulanması ve tedbirlerin alınması ile ilgili

yükümlülüklerini yerine getirmeyen işletme sorumlularına, mahalli mülki amir

tarafından bin Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına

kadar idarî para cezası verilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 7/7/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 18/12/2013 tarihli ve

2013/9345 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu şirket, idari para

cezasına konu olayda üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, bu durumun

araştırılmadığını, olayın geçtiği yerde sigara içilmesinin serbest olduğunu,

tanık dinlenmediğini, keşif ve duruşma yapılmadığını, kanun yolu incelemesinde

verilen kararın gerekçesiz olduğunu belirterek, Anayasa'nın 36. maddesinde

tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

18. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun, adil yargılanma

hakkı kapsamında ileri sürdüğü iddialar yargılamanın sonucu itibarıyla adil

olmaması, sözlü yargılama yapılmaması ve gerekçeli karar hakkının ihlal

edilmesi başlıkları altında değerlendirilecektir.

1. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

19. Başvurucu, idari para cezasına konu

olayda üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, bu durumun

araştırılmadığını, olayın geçtiği yerde sigara içmenin serbest olduğunu, tanık

dinlenmediğini ve keşif yapılmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

20. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

21. 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

22. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

23. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz ve

Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

24. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, sigara içilen yerin çatısının ve yan duvarlarının cam olduğu, burada

sigara içilmesinin mevzuata aykırı olmadığı, olay günü işletmenin bütün özenine

rağmen bir müşterinin denetimcilerin geldiği anda barın yakınında sigara

yaktığı, müşterinin işletmenin ikazına rağmen burada sigara yaktığının

tutanakta da sabit olduğu iddiasıyla itiraz başvurusu yapmış; İlk Derece Mahkemesi

ise sigara içtiği tespit edilen müşterinin işletme sahiplerinin kendisine izin

vermediği halde sigara içtiğini beyan etmesinin hayatın olağan seyrine uygun ve

inandırıcı olmadığı, bu yoldaki beyanların başvurucu ile bu kişi arasında hukuk

davası görülmesi durumunda delil olabileceği, somut olayda başvuru sahibi

tarafından işletilen işletmede 4207 sayılı Kanun’a aykırı olarak sigara

içildiği hususunun tespit edildiği ve başvuru sahibi tarafından aksini

ispatlayacak somut bir delil/belge ortaya konulamayan 19/4/2013 tarihli suç

tutanağı ile sabit olduğu, başvurucuya ait işletme hakkında aynı kabahat eylemi

nedeniyle daha önce 13/5/2013 tarihinde de 4.412 TL idari yaptırım uygulanması

nedeniyle kabahat eyleminin mükerrer olarak işlendiği, dolayısıyla uygulanan

idari yaptırımın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun reddine

karar vermiştir.

25. Adil yargılanma hakkı

bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün

adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda

adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun

yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı

veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi

delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği

veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan

unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe

ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir. Somut olayda başvurucunun

yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge

sunmadığı, aksine yargılama sonucunda verilen kararın içeriğinin adil olmadığı

şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır.

26. Diğer taraftan, 19/4/2013

tarihinde tutulan tutanak uyarınca 27/5/2013 tarihli işlem ile verilen para

cezasının kaldırılması için yapılan başvuruya ilişkin İlk Derece Mahkemesi

kararında 13/5/2013 tarihli işlem ile daha önce de idari yaptırım kararı

uygulandığı ve eylemin mükerrerlik içerdiği belirtilmiştir. Mahkememizin

25/11/2014 tarihli bilgi isteme yazısı üzerine başvurucu tarafından gönderilen

22/12/2014 tarihli dilekçe ekindeki belgelerden, 13/5/2013 tarihli işleme konu

eylem tarihinin 7/4/2013 olduğu tespit edilmiş olup, İlk Derece Mahkemesi

kararında bu yönüyle de bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik söz konusu

değildir.

27. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, derece mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

28. Osman Alifeyyaz

PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.

2. Sözlü

Yargılama Yapılması Hakkının İhlal Edildiği İddiası

29. Başvurucu, sözlü yargılama

yapılmadan karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

30. Adalet Bakanlığı görüş

yazısında, mahkemelerin, sözlü olarak açıklamalara ihtiyaç duymadığı ve sözlü

açıklamaların bir öneminin olmadığı davalarda tarafların ileri sürdükleri

itirazlar ile diğer yazılı dokümanlara dayanarak karar verebildiği hallerde

sözlü yargılama yapılmasının zorunlu olmadığı, geleneksel anlamda ceza hukuku

kategorisinde değerlendirilemeyecek mahiyette olan idari para cezalarına

ilişkin yargılamalarda sözlü yargılama yapılmasının gerekli olmayabileceği, bu

hususların çeşitli AİHM kararlarında da belirtildiği, başvuru konusu olayda,

başvurucunun, karşı taraf ile eşitsizlik yaratacak ve bu itibarla çelişmeli

yargılama ilkesinin ihlaline sebebiyet verebilecek bir durumun ortaya çıkıp

çıkmadığı hususunda değerlendirmenin Anayasa Mahkemesine ait olduğu ifade

edilmiştir.

31. Anayasa'nın 141. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir

kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkın veya kamu

güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir.”

32. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma

hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir…”

33. Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri de

Anayasa'nın 141. maddesinde düzenlenen yargılamanın açık ve duruşmalı yapılması

ilkesidir. Yargılamanın açıklığı ilkesinin amacı adli mekanizmanın işleyişini

kamu denetimine açarak yargılama faaliyetinin saydamlığını güvence altına almak

ve yargılamada keyfiliği önlemektir. Anılan ilke bu yönüyle hukuk devletinin en

önemli gerçekleştirilme araçlarından birini oluşturur. Özellikle ceza

davalarında yargılamanın duruşmalı ve aleni yapılması silahların eşitliği

ilkesinin ve savunma hakkının güvencesini oluşturur. Ancak bu her türlü

yargılamanın mutlaka duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu anlamına gelmez.

Adil yargılama ilkelerine uyulmak şartıyla usul ekonomisi ve iş yükünün

azaltılması gibi amaçlarla bazı yargılamaların duruşmadan istisna tutulması ve

duruşma yapılmaksızın karara bağlanması anayasal hakların ihlalini oluşturmaz (Nevruz Bozkurt, B. No: 2013/664,

17/9/2013, § 32).

34. Sözleşme’nin 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasında “aleni yargılama” hakkının tanınması, zorunlu olarak

“sözlü yargılama” hakkını da içerir. Bununla birlikte, Sözleşme’nin bu

maddesinde yer alan söz konusu yükümlülük, mutlak değildir. Yargılamada,

tarafların şüpheye yer vermeyecek şekilde bu haklarından vazgeçmesi ve kamu

yararının sözlü yargılama yapılmasını gerekli kıldığı bir durumun bulunmaması

hâlinde, duruşma yapılmayabilir. Vazgeçmenin, açıkça veya zımnen yapılması

mümkündür. Duruşma yapılmasına ilişkin talebin sürdürülmemesi ya da hiç ileri

sürülmemesi, zımnen vazgeçmeye örnek gösterilebilir. Bunun yanında dava dosyası

ve tarafların yazılı görüşleri temelinde yeterince çözülemeyen hukuki ve

olgusal herhangi bir sorunla karşılaşılmaması örneğinde olduğu gibi

yargılamanın istisnai koşulları da duruşma yapılmasını gerektirmeyebilir (Aziz Ağarlı, B.

No: 2013/1377, 25/3/2015, §§ 23-24).

35. AİHM, “önemli bir isnat taşımayanlar” ile “ceza hukukunun çekirdeğini oluşturan”

davalar arasında ayrım yapmış, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamına giren fakat

geleneksel ceza hukuku kategorilerine ait olmayan suçların (örneğin trafik

kurallarının ihlali) yargılamasında duruşma yapılmasının gerekli

olmayabileceğini belirtmiştir (Jussila/Finlandiya

[BD], B. No: 73053/01, 23/11/2006, §§ 36, 43). Bu durum, özellikle

inandırıcılık sorunu taşımayan, karmaşık olmayan veya olaylarla ilgili hiçbir

tartışmanın bulunmadığı oldukça teknik davalar ile mahkemelerin tarafların

sunduğu görüşlere ve diğer belgelere dayanarak, adil ve makul bir biçimde karar

verebilecekleri davalar için geçerli olmaktadır (Aziz Ağarlı, § 27).

36. Yargılamaya taraf olan

kişilerin hakkaniyetli yargılama temelinde beyanlarını sözlü vermesinin gerektiği

durumlarda sözlü yargılama yapılmaması yargılamanın bir bütün olarak adil

olmasını engelleyebilir. Dolayısıyla, sadece dosyaya dayanılarak tatmin edici

bir çözümün sağlanamayacağı olaylarda, sözlü yargılamanın yapılması gerekir.

Sözlü yargılamaya karar vermede, davaya konu meselelerin çokluğu değil,

niteliği önem kazanacaktır (Aziz Ağarlı, § 28).

37. Somut olayda başvurucu, itiraz başvurusu üzerine sözlü yargılama

yapılmaksızın karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. 5326 sayılı Kanun’un “Başvurunun incelenmesi” kenar başlıklı 28. maddesinin (4)

numaralı fıkrasında, mahkemenin, talep üzerine veya resen tarafları çağırarak

belli bir gün ve saatte dinleyebileceği kurala bağlanmıştır.

38. Başvuruya konu davanın

koşullarına bakıldığında, başvurucunun işyerinin kapalı kısmında sigara

içildiğinden bahisle uygulanan para cezasının kaldırılmasına ilişkin

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin

yeterli olduğu, İlk Derece Mahkemesinin, idari para cezasına ilişkin olarak

işlem dosyasında bulunan karar, tutanak ve dayanak teşkil eden tüm evrak

örnekleri ile kararın tebliğine ilişkin tebligat evrakı örneğini para cezasını

uygulayan ilgili idareden temin etmesinin ardından başvuruyu karara bağladığı, tüm

bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, başvuruya konu davada sözlü

yargılama yapılmamasının bir bütün olarak yargılamanın adilliğine zarar

vermediği ve sözlü yargılama hakkının ihlal edilmediği anlaşılmaktadır (Benzer

kararlar için Bkz. Kırmızı Gaa İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.,

B. No:2013/2370, 11/12/2014, §35; Aziz Ağarlı, § 30).

39. Açıklanan nedenlerle,

duruşmalı yargılama hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

40. Osman Alifeyyaz

PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.

3. Mahkeme

Kararının Gerekçesiz Olduğu İddiası

41. Başvurucu, Sulh Ceza

Mahkemesi tarafından verilen karara karşı yapılan başvuru üzerine Asliye Ceza

Mahkemesince verilen kararda gerekçe yer almadığını belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

42. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber,

bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde

yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme

zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun

ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının

cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt

Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:

2013/1213, 4/12/2013, § 26).

43. Kanun yolu mahkemelerince

verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi

kararlarında yer verilen gerekçelerin onama kararlarında kabul edilmiş olduğu

şeklinde yorumlanmakla beraber (bkz. García Ruiz/İspanya, B. No: 30544/96,

21/1/1999, § 26) başvurucuların dile getirmesine rağmen ilk derece mahkemesinin

de tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyiz başvuruları ile başvurucuların usuli haklarının ihlal edildiğine yönelik somut

şikâyetlerinin temyiz incelemesinde tartışılmaması gerekçeli karar hakkının

ihlali olarak görülebilir (Faik Gümüş,

B. No: 2012/603, 20/2/2014, § 49).

44. Başvuru konusu olayda İlk

Derece Mahkemesi, sigara içtiği tespit edilen müşterinin işletme sahiplerinin

kendisine izin vermediği halde sigara içtiğini beyan etmesinin hayatın olağan

seyrine uygun ve inandırıcı olmadığı, bu yoldaki beyanların başvurucu ile bu

kişi arasında hukuk davası görülmesi durumunda delil olabileceği, somut olayda

başvuru sahibi tarafından işletilen işletmede 4207 sayılı Kanun’a aykırı olarak

sigara içildiği hususunun tespit edildiği ve başvuru sahibi tarafından aksini

ispatlayacak somut bir delil/belge ortaya konulmadığı gerekçesiyle başvurunun

reddine karar vermiştir.

45. Bu karara karşı yapılan

itiraz üzerine Asliye Ceza Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararına atıf

yaparak ve Mahkemenin gerekçesini aynen kabul ederek itiraz başvurusunu

reddetmiştir. Dolayısıyla Asliye Ceza Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğundan

söz edilemez.

46. Açıklanan nedenlerle,

gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan,

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

47. Osman Alifeyyaz

PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun, “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, Osman Alifeyyaz

PAKSÜT’ün kaşı oyu ve OY ÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, OY

BİRLİĞİYLE,

7/7/2015

tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvuru

konusu olayda İlk Derece Mahkemesi, sigara içtiği tespit edilen müşterinin,

işletme sahiplerinin kendisine izin vermediği halde sigara yaktığını beyan

etmesine rağmen bu durumun hayatın olağan seyrine uygun ve inandırıcı olmadığı

yolundaki bir kabulle, başvurunun reddine karar vermiştir.

2.

Yasalarda, işletme sahiplerine, sigara içen müşterilerine, sigara yasağını

hatırlatmak dışında, zor kullanarak engel olma imkanı

veren bir hüküm bulunmadığı gibi böyle bir zor kullanımının, işletme sahibinin

hukuki ve cezai sorumluluğunu da gerektirebileceği açıktır.

3. Bu

nedenle, işletme sahibinin, sigara içimine kendilerinin izin vermediği, ancak

müşterinin bunu dinlemeyip sigara yaktığı şeklindeki savunmasına ve müşterinin

bunu doğrulayan beyanlarına itibar edilmemesi, aksinin kanıtlanması mümkün

olmayan bir hal olup “hayatın olağan akışı”

tarzındaki kabulle itirazın reddi bariz bir takdir hatasıdır.

4.

Öte yandan başvurucu, sigara içilen yerin çatısının ve yan duvarlarının cam

olduğunu, bu tür bölümlerin 2009/13 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile sigara

içilmesi yasak yerler kapsamında bulunmayan açık yer sayıldığını, bu durumun

İlk Derece Mahkemesince gözetilmediğini, itirazlarının dinlenmediğini, keşfe

gidilmesi için yaptığı talebin dinlenmediğini ve gerekçesiz olarak

reddedildiğini belirtmektedir. Mahkemenin ve itiraz üzerine başvurucunun

itirazını reddeden Mahkemenin kararlarında başvurucunun iddialarını

karşılayacak her hangi bir gerekçeye yer verilmediği

anlaşılmaktadır.

5.

Hükmü etkileyebilecek önemli bir itirazın dinlenmemesi ve bunun nedeninin

gerekçeli kararda da gösterilmemesi, gerekçeli karar hakkının ihlalini

oluşturur.

Açıklanan

nedenlerle, başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekirken başvurunun kabul edilemezliğine karar verilmesine

katılmamaktayım.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Peyote Müzik Film Org. Tur. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. Vekili : Av. Heval YILDIZ KARASU Üye Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/9345, 7 Temmuz 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. Karar
  11. B. İlgili
  12. IV. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun
  15. B. Değerlendirme
  16. A. Başvurunun, “açıkça
  17. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, OY
  18. Karşıoy Gerekçesi
  19. M. Emin KUZ
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/9345
Tarih
7 Temmuz 2015

İlgili Kararlar

  • Gamze Erol Başvurusu (B. No: 2013/3072)
  • Gür-Sel İnşaat Malzemeleri San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/4324)
  • Hidayet Karaca Başvurusu (B. No: 2015/144)
  • Murat Çevik Başvurusu (B. No: 2013/3244)
  • Ahmet Oğuz Çinko ve Erkan Çelik Başvurusu (B. No: 2013/6237)
  • Mehmet Ayata Başvurusu (B. No: 2013/2920)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.