İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Pınar Çankaya Ulaş Başvurusu (B. No: 2018/9270)

1. Başvuru, öğretmen olan başvurucunun üyesi olduğu sendikanın çağrısı

Başvuru No2018/9270Tarih19 Kasım 2019Okuma16 dk · 3.128 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Pınar Çankaya Ulaş Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2018/9270
R.G. Tarih ve Sayı
3/1/2020-30997
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.128 kelime·16 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, öğretmen olan başvurucunun üyesi olduğu sendikanın çağrısı

üzerine bir gün göreve gitmemesi nedeniyle aylıktan kesme cezası ile

cezalandırılmasının örgütlenme özgürlüğünü; disiplin soruşturmasına yasal süre

içinde başlanmamasının da adil yargılanma hakkını

ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/3/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Arka Plan Bilgisi

5. Başvuruya konu olayların arka planına ilişkin bilgiler için Dilek Kaya (B. No: 2018/14313, 17/7/2019,

§§ 8-11) başvurusuna ilişkin karara bakılabilir.

B. Somut Olaya İlişkin

Bilgiler

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu 1973 doğumlu olup Mersin'in Yenişehir ilçesindeki

bir ortaokulda öğretmen olarak görev yapmaktadır. Başvurucu, Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası (EĞİTİM-SEN) üyesidir.

8. EĞİTİM-SEN'in bağlı olduğu Kamu

Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) 22/12/2015 tarihinde aldığı 92

No.lu karar ile kendisine bağlı tüm sendika üyelerinin 29/12/2015 tarihinde

işyerlerinden çıkıp tüm illerin merkezî alanlarında basın açıklaması yapmaları

çağrısında bulunmuştur. KESK'in kararı şu şekildedir:

"Ülkemizin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde

yer alan bazı il, ilçe ve mahallerde bir süredir hayata geçirilen 'sokağa çıkma

yasakları' hem kamu hizmeti sunmakla görevli kamu emekçilerinin ve ailelerinin

hem de kamu hizmetinden yararlananların sadece kamu hizmeti sunma ve alma hakkı

değil yaşam haklarını da tehdit eder boyutlara ulaşmıştır.

Söz konusu bölgelerde binlerce öğretmenin

izine gönderilmesi sonucunda onbinlerce öğrencinin

eğitim hakkı askıya alınmakta, sağlık emekçileri hastanelerden çıkmadan zorunlu

nöbete tabi tutulmaktadır. Eğitim, sağlık, yerel yönetim hizmetleri başta olmak

üzere tüm kamu hizmetleri bölgede sürdürülen operasyonlara göre yeniden dizayn

edilmektedir. Ayrıca tarihi eserler tahrip edilmekte, okullar, hastaneler,

öğrenci yurtları boşaltılarak şehirler polis karakolları ve askeri karargâhlar

haline getirilmektedir. Sürekli çatışma ortamında kamu çalışanlarının ve

yurttaşların evleri ve kendileri hedef haline gelmekte, elektriksiz, susuz

bırakılarak hastalık ve açlık tehlikesiyle burun buruna bir yaşama

itilmektedir.

Kamu hizmeti sunma ve alma hakkının yanı sıra

yaşam hakkını tehdit eden gelişmelere karşı;

Anayasanın devletin sosyal bir hukuk devleti

olduğunu belirten 2. maddesi; çalışanların ve işverenlerin, üyelerinin çalışma

ilişkilerinde ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek

için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma ve bu

sendikalara üye olarak bu doğrultuda etkinlik yapma hakkının bulunduğunu

belirten 51. maddesi, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere

ilişkin milletlerarası anlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler

içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası anlaşma

hükümlerinin uygulanacağını belirleyen 90. maddesi,

Anayasa 90. maddenin bir gereği olarak;87, 98

ve 151 sayılı ILO Sözleşmeleri, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 11. maddesi,

Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın ‘Toplu pazarlık yapma ve eylem hakkı’

başlıklı 28. maddesine dayanılarak;

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi ve Danıştay

kararları örnek alınarak,

Ve bunlara ek olarak;

Konfederasyon tüzüğümüzün 'Konfederasyonun

Amaçları' başlıklı Dördüncü Maddesi’nin giriş ve b, c, g, i fıkralarına,

'Konfederasyonun İlkeleri' başlıklı Beşinci Maddesinin b ve g fıkralarına,'Konfederasyonun Görev ve Yetkileri' başlıklı

Altıncı Maddesinin b, f, k fıkralarına uygun olarak;

DİSK, TMMOB ile birlikte;

1- 'Savaşa Hayır, Barışı

Savunacağız' şiarı ile ortak bildiri ve stickerler

hazırlanarak web sayfamızdan yayımlanmasına,

2- 29 Aralık 2015

tarihinde Konfederasyonumuza bağlı sendika üyelerinin hizmet üretiminden gelen

gücü kullanarak işyerlerinden çıkıp tüm illerde merkezi alanlarda basın

açıklamaları yapmalarına karar verilmiştir.”

9. EĞİTİM-SEN Merkez Yürütme Kurulu da KESK'in

kararı doğrultusunda 25/12/2015 tarihinde 12 sayılı kararı almıştır. Karar şu

şekildedir:

"29 Aralık 2015 tarihinde

Konfederasyonumuz KESK'in diğer emek ve meslek

örgütleri ile birlikte almış olduğu 92 sayılı kararı gereğince Savaşa Hayır

Barışı Savunacağız şiarıyla gerçekleştireceği üretimden gelen gücümüzü

kullanarak 1 günlük hizmet üretmeme kararının iş kolumuzda hayata geçirilmesine

oybirliği ile karar verilmiştir"

10. Başvurucu, KESK ve EĞİTİM-SEN'in

yukarıda yer verilen kararları doğrultusunda 29/12/2015 tarihinde görevine

gitmemiştir.

11. Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) Rehberlik ve Denetim Başkanlığı

(Denetim Başkanlığı) 29/12/2015 tarihli yazısı ile Mersin Valiliğinden

(Valilik) bilgi istemiştir. Anılan yazının ilgili kısmı şöyledir;

"...Son zamanlarda bazı sendika ve

konfederasyonların güvenlik güçlerimizin terörle mücadelesini de bahane ederek

boykot ve mevzuatla belirlenmiş görevleri yapmama şeklinde eylem kararı

almaları, sendikal hakların kullanımı sınırlarını aşıp eğitim çağındaki

bireylerin eğitim alma hakkının engellenmesi durumunu ortaya çıkarmaktadır.

Eğitim çağında bulunan öğrencilerin eğitim hakkını engelleyen; öğrencileri ve

velileri okulu boykot etmeleri yönünde teşvik eden; görev ve yükümlülüklerini

yerine getirmeyip meri mevzuata aykırı eylemlerde yer aldığı belirlenen kamu

görevlilerinin kanıtlayıcı bilgi ve belgelerle Bakanlığımız Rehberlik ve

Denetim Başkanlığına bildirilmesi..."

12. Valiliğin yukarıda anılan yazıya cevaben 11/2/2016 tarihli

yazısı ile gerekli bilgi ve belgeleri göndermesi üzerine MEB Denetim Başkanlığı

12/2/2016 tarihli yazısı ile de Valilik tarafından gönderilen bilgi ve

belgelerin değerlendirildiğini ve yeteri kadar maarif müfettişi bulunmadığını

belirterek daha önce gönderilen 29/12/2015 tarihli yazı kapsamında meri mevzuat

hükümlerine aykırı hareket eden yönetici ve öğretmenler hakkında inceleme ve

soruşturmanın ivedi şekilde yapılmasını Valilikten istemiştir. Valilik İl Millî

Eğitim Müdürlüğünün 17/2/2016 tarihli yazısı ile anılan hususların incelenmesi

amacıyla maarif müfettişi görevlendirmiştir.

13. Maarif müfettişi tarafından yapılan inceleme sonucunda

yazılan 10/6/2016 tarihli yazıda, KESK'in kararına

uyarak görevine gitmeyen kamu görevlilerinin tespit edildiği belirtilmiş;

eyleme katılan kamu görevlileri hakkında disiplin soruşturması yapılabilmesi

için soruşturma olurunun alınması gerektiği ifade edilmiştir. Bunun üzerine

eyleme katılan kamu görevlileri hakkında disiplin soruşturması yapılması için

14/6/2016 tarihinde soruşturma oluru verilmiştir. Soruşturma oluru üzerine

16/6/2016 tarihinde maarif müfettişi görevlendirilmiş, 27/1/2017 tarihli ve 03

sayılı soruşturma raporu ile başvurucunun 29/12/2015 tarihinde bir gün

mazeretsiz olarak göreve gelmediği tespit edilerek başvurucuya 1/30 oranında

aylıktan kesme cezası verilmesi önerilmiş ve bu cezanın uygulanması İlçe Millî

Eğitim Müdürlüğü tarafından 3/4/2017 tarihli yazı ile uygun görülmüştür.

14. Başvurucu, disiplin cezasına yaptığı itirazın 19/4/2017

tarihinde İl Disiplin Kurulu Başkanlığınca reddedilmesi üzerine disiplin

cezasının iptali talebiyle Mersin 2. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava

açmıştır. İdare Mahkemesi 6/10/2017 tarihinde dava konusu işlemin iptaline

karar vermiştir.

15. İptal kararının gerekçesinde İdare Mahkemesi 14/7/1965

tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 26., 125. maddesinin birinci

fıkrasının (C) bendinin (b) alt bendine ve zamanaşımına ilişkin 127. maddesine

yer vermiştir. Kararda; anılan Kanun'un 125. maddesinde sayılan fiil ve hâlleri

işleyenler hakkında bu fiil ve hâllerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten

itibaren uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması

cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı ve nihayet

disiplin cezasını gerektiren fiil ve hâllerin işlendiği tarihten itibaren iki

yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin

zamanaşımına uğrayacağını belirtmiştir.

16. Kararda İdare Mahkemesi 29/12/2015 tarihinde yapılan eyleme

katılarak görevine gitmeyen kamu görevlilerinin tespit edilmesinin MEB

tarafından Mersin Valiliğinden istendiğini ifade etmiştir. Mahkeme, Valiliğin

10/6/2016 tarihli yazısında söz konusu eylem kararına uyarak görevine gelmeyen

kamu görevlilerinin tespit edildiğini belirtmiş; eyleme katılan kamu

görevlileri hakkında 14/6/2016 tarihinde soruşturma oluru alındıktan sonra

16/6/2016 tarihinde müfettiş görevlendirildiğini ve başvurucu ile birlikte

diğer bazı öğretmenler hakkında düzenlenen 27/1/2017 tarihli soruşturma raporu

ile başvurucuya aylıktan kesme cezası verildiği tespitini yapmıştır.

17. İdare Mahkemesi 657 sayılı Kanun'un yukarıda anılan 127.

maddesinde disiplin cezasına neden olan fiil ve hâllerin işlendiğinin

öğrenildiği tarihten itibaren -uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe

ilerlemesinin durdurulması cezaları için- bir ay içinde disiplin soruşturmasına

başlanmaması hâli ve disiplin cezasını gerektiren fiil ve hâllerin işlendiği

tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezasının verilmemesi hâli

olmak üzere ceza verme yetkisine yönelik iki ayrı zamanaşımı süresinin

düzenlendiğini belirtmiş, somut olayda başvurucuya isnat edilen eylemin iş

bırakılan tarihte idarece öğrenildiğinin kabulünün gerektiğine dikkat

çekmiştir. Buna bağlı olarak Mahkeme 29/12/2015 tarihinden itibaren bir ay

içinde soruşturmaya başlanmadığından verilen disiplin cezasını hukuka aykırı

bulmuş ve iptal etmiştir. Mahkeme benzer bir uyuşmazlıkta Antalya 3. İdare

Mahkemesince aynı yönde verilen 21/11/2016 tarihli ve E.2016/808, K.2016/1099

sayılı kararın Konya 3. İdari Dava Dairesinin 8/6/2017 tarihli ve E.2017/183,

K.2017/551 sayılı kararı ile onandığını belirtmiştir.

18. İdare, karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Konya Bölge

İdare Mahkemesi (Bölge İdare Mahkemesi) 8/3/2018 tarihinde istinaf başvurusunun

kabulüne ve davanın reddine oyçokluğu ile kesin olarak karar vermiştir.

19. Bölge İdare Mahkemesi 29/12/2015 tarihindeki eylemi

nedeniyle başvurucu hakkında 14/6/2016 tarihli Valilik oluru ile soruşturmaya

başlandığını ancak MEB'in 29/12/2015 tarihli yazısı ile eğitim/öğretim görev ve

yükümlülüklerini yerine getirmeyen, meri mevzuat hükümlerine aykırı hareket

eden öğretmenlerin isimlerinin Valiliklerden istenmesi suretiyle eylem

tarihinden itibaren bir ay içinde soruşturmaya esas incelemeye başlandığını

değerlendirerek somut olayda disiplin soruşturma zamanaşımının bulunmadığına

karar vermiş ve esasa geçmiştir.

20. Bölge İdare Mahkemesi ret kararında; Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin (AİHM) Karaçay/Türkiye (B.

No: 6615/03, 27/3/2007), Urcan ve

diğerleri/Türkiye (B. No: 23018/04, 23034/04, 23042/04, 23071/04,

23073/04, 23081/04, 23086/04, 23091/04, 23094/04, 23444/04 ve 23676/04,

17/7/2008), Satılmış ve diğerleri/Türkiye

(B. No: 74611/01, 26876/02 ve 27628/02, 17/7/2007) kararları ile Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve 87 No.lu Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)

Sözleşmesi'nin 3. maddesine atıfta bulunarak bir değerlendirme yapmıştır.

21. Bölge İdare Mahkemesi yukarıda yer verilen AİHM kararlarında

da vurgulandığı üzere kamu görevlilerinin ekonomik, sosyal ve mesleki hak ile

menfaatlerinin iyileştirilmesi amacını taşıyan eylemlerin AİHS'in

11. maddesi kapsamında korunması gerekmekle birlikte -sendika kararı bulunsa

dahi- yukarıdaki amaçları gerçekleştirmeye yönelik olmayan eylemlerin AİHS'in 11. maddesi kapsamında korunması gereken haklardan

olmadığını vurgulamıştır. Diğer yandan Mahkeme, kamu görevlisi olan bir kişinin

hangi eylemlerin sendikal faaliyet kapsamında olduğunu değerlendirebilecek

yeterlik ve kapasitede olduğuna da dikkat çekmiştir.

22. Somut olayda başvurucunun görevine gitmeme nedeninin "Savaşa Hayır, Barışı Savunacağız"

şiarıyla Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bazı il, ilçe ve mahallelerde bir

süredir uygulanan sokağa çıkma yasaklarını protesto etmek olduğunu belirten

Mahkeme, kamu görevlilerinin ekonomik, sosyal ve mesleki hak ile

menfaatlerinin, bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının

korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi amacını taşımayan sözü edilen eyleme

katılan ve bu nedenle görevine gitmeyen başvurucu hakkında uygulanan disiplin

cezasının hukuka aykırı olmadığına karar vermiştir. Bölge İdare Mahkemesi Danıştay

Onikinci Dairesinin 25/10/2017 tarihli ve

E.2017/2778, K.2017/5061 sayılı kararının da bu yönde olduğunu ifade etmiştir.

23. Karar başvurucu vekiline 21/3/2018 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

24. Başvurucu 28/3/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

25. 657 sayılı Kanun’un "Zamanaşımı"

kenar başlıklı 127. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan

fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin

öğrenildiği tarihten itibaren;

a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe

ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,

b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay

içinde disiplin kovuşturmasına, Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme

yetkisi zamanaşımına uğrar.

Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin

işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği

takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar."

26. Danıştay Beşinci Dairesinin disiplin soruşturmasına ilişkin

bir kararında; ilk derece mahkemesi, soruşturmacı görevlendirme yazısının

yazıldığı 18/11/2013 tarihinin idarece fiilin işlendiğinin öğrenildiği tarih

olarak kabul edilmesi gerektiği ve soruşturma raporunda belirtilen 20/12/2013

tarihinin de soruşturmaya başlama tarihi olarak esas alınması gerektiğini

belirterek disiplin soruşturmasına 657 sayılı Kanun'da belirtilen bir aylık

sürede başlanmadığından işlemin iptaline karar vermiştir. Danıştay, davacı

tarafından bir internet sitesinde 9/10/2013 tarihinde yayımlanan yazının davalı

idarece öğrenilmesi üzerine idarenin 30/10/2013 tarihli yazısıyla 30/10/2013 tarihinde

disiplin soruşturma sürecine başlanması karşısında Kanun'da öngörülen bir aylık

soruşturma zamanaşımı süresinin geçirilmesinin söz konusu olmadığını belirterek

söz konusu kararı bozmuş ve uyuşmazlığın esastan incelenmesi gerektiğine karar

vermiştir (Beşinci Daire, 27/10/2016, E.2016/10216, K.2016/5148).

27. Danıştay Onikinci Dairesinin

konuyla ilgili kararlarında ise özetle 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinde yer

alan "fiillerin işlendiğinin

öğrenildiği tarih" ibaresinden, disiplin cezası gerektiren bir

fiil işleyen memurun bu fiilinin disiplin cezasını vermeye yetkili amirlerce

somut delillerle öğrenildiği tarihin anlaşılması gerektiği açıktır. İhbar ve

şikâyet yoluyla disiplin cezası gerektiren fiillerin yetkili amirlere

duyurulması üzerine disiplin cezası vermeye veya soruşturma açmaya yetkili

amirlerin fiilin suç niteliğini taşıyıp taşımadığı hususunda bir inceleme

yapmaları veya yaptırmaları ve fiilin disiplin suçu vasfını taşıdığına kanaat

getirmeleri üzerine de bizzat veya soruşturma emri ile tayin edecekleri

muhakkikler yolu ile derhâl soruşturmayı başlatmaları gerekmektedir. Bu durumda

soruşturmaya başlama zamanaşımı, fiilin suç vasfını taşıdığının öğrenildiği

günden itibaren işlemeye başlayacaktır (Onikinci

Daire, 12/2/2012, E.2009/5515, K.2012/4097; Onikinci

Daire, 26/11/2013, E.2011/528, K.2013/8830; Onikinci

Daire, 14/12/2012, E.2009/9266, K.2012/11130; Onikinci

Daire, 30/5/2014, E.2013/7885, K.2014/4484).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 19/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu; somut olayda kendisinin göreve gitmemesi fiilinin

eylem günü olan 29/12/2015 tarihinde idarece öğrenildiğinin tartışmasız

olduğunu, Bölge İdare Mahkemesinin kanunun açık hükmüne rağmen MEB'in

29/12/2015 tarihli bilgi amaçlı yazısının tarihini soruşturma başlangıcı olarak

kabul ettiğini ve disiplin soruşturmasına eylem tarihinden itibaren yasal süre

olan bir ay içinde başlanmadığını belirterek soruşturmanın zamanaşımına

uğradığını iddia etmiştir.

30.Başvurucu, eylem tarihinden itibaren incelemenin soruşturma

açma süresi içinde tamamlanarak gerekiyorsa -bu süre dolmadan- soruşturmaya dönüştürülmesinin

zorunlu olduğunu ve disiplin soruşturmalarında suç olan fiil için soruşturma

emri verilmesinin zamanaşımını keseceğini belirtmiştir. Başvurucu; MEB'in

Valiliklerden eyleme katılanların listesini istemesinin ise soruşturma

zamanaşımını kesmeyeceği, yasal süre içinde disiplin soruşturmasına

başlanmadığı ve eylem tarihinden altı ay sonra soruşturma oluru verildiği

iddiasıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

31. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

''Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun zamanaşımı süresi içinde

disiplin soruşturmasına başlanmadığına ilişkin iddialarının özünün adil

yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanma

hakkına ilişkin olduğu ve bu kapsamda bir inceleme yapılması gerektiği

değerlendirilmiştir.

33. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı

organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme, bunun doğal sonucu olarak da

iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. 3/10/2001

tarihli ve 4709 sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasına "adil yargılanma" ibaresinin

eklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesine göre "değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınmış olan adil yargılama hakkı metne

dahil" edilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesinde

herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu ibaresinin eklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasal

güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır (Yaşar

Çoban, B. No: 2014/6673, 25/7/2017,§ 53).

34. Mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup

olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki

hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013,

§ 42).

35. Uyuşmazlığın çözümünde etkili olan maddi vakıaların

değerlendirilmesi, yorumlanması ve nitelendirilmesi derece mahkemelerinin

takdirindedir. Maddi vakıalar, uyuşmazlıkta uygulanacak hukuk kurallarından

farklı olarak sadece somut bir olayı ilgilendirdiğinden ancak somut olayın koşulları

çerçevesinde yorumlanabilir ve anlamlandırılabilir (Özlem Terzioğlu, B. No: 2014/19341, 21/11/2017, § 45).

36. Somut olayda başvurucu hakkında aylıktan kesme disiplin

cezası uygulanmıştır. 657 sayılı Kanun’un 127. maddesine göre aylıktan kesme

cezasının bir ay içinde soruşturmanın başlatılması gereken disiplin suç tipi

olduğu görülmektedir. Bir aylık soruşturmaya başlama zamanaşımı süresinin

başvurucunun işe gelmediği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı hususunda

Bölge İdare Mahkemesi ile başvurucu arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.

İhtilaf başvurucunun işe gelmediği tarihten itibaren bir ay içinde soruşturmaya

başlanıp başlanmadığı noktasındadır.

37. Söz konusu cezanın verilmesi sürecinde MEB tarafından

29/12/2015 tarihli yazı ile Valilikten bilgi ve belge istenmiş, bu yazı Bölge

İdare Mahkemesince soruşturmaya esas inceleme tarihi olarak kabul edilmiştir.

Diğer bir deyişle derece mahkemesi MEB'in okullardan isim istemesini

soruşturmaya başlama işlemi olarak yorumlamıştır. Oysa başvurucu; soruşturma

oluru verildiği ve işe gelinmeyen günden altı ay sonrası bir tarih olan

14/6/2016 tarihinin soruşturma başlama tarihi olduğunu, bu tarihe kadar

incelemenin soruşturmaya dönüştürülmediğini ve bu nedenle soruşturmanın

zamanaşımına uğradığını iddia etmektedir.

38. Somut olaydaki meselenin zamanaşımının başlangıcıyla ilgili

hukuk kurallarının yorumundan değil somut olgulardan hangisinin soruşturmaya başlama mahiyetinde olduğuyla

ilgilidir. Uyuşmazlığa ilişkin maddi vakıaları değerlendirmenin, yorumlamanın

ve nitelemenin derece mahkemelerinin takdirinde olduğunun altı çizilmelidir

(bkz. § 34). İnceleme konusu olayda Bölge İdare Mahkemesi tüm ülkede eylem

kararı alınan tarihte işe gitmeyen öğretmenlerin isimlerinin MEB tarafından

Valiliklerden istenmesi vakıasını soruşturmaya

başlama olarak yorumlamıştır. Bölge İdare Mahkemesinin bu yorumunun

bariz takdir hatası veya keyfîlik içerdiği

değerlendirilmemiştir. Bu nedenle somut başvuruda açık ve görünür bir ihlal

bulunmamaktadır.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Örgütlenme Özgürlüğünün İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

40. Başvurucu, üyesi olduğu Sendika kararı uyarınca sendikal

faaliyetleri kapsamında iş bırakma eylemine katılması dolayısıyla disiplin

cezasıyla cezalandırılması nedeniyle dernek ve sendika kurma hakları, düşünce

ve ifade özgürlüğü, etkili başvuru hakkı, toplantı ve gösteri yürüşü düzenleme hakkı ile diğer anayasal haklarının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

41. Başvurucu; uluslararası düzenlemelere atıf yapmış, Anayasa

Mahkemesinin benzer olaylarda otuz altı ayrı başvuruda ihlal kararı verdiğini

hatırlatmış, verilen cezanın örgütlenme ve ifade özgürlüğünün özüne müdahale

olduğunu öne sürmüştür.

2. Değerlendirme

42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucu, üyesi olduğu Sendikanın iş bırakma çağrısı üzerine mazeretsiz

işe gitmemesi nedeniyle disiplin cezasıyla cezalandırılmıştır. Anayasa

Mahkemesi tarafından 29/12/2015 tarihli eyleme ilişkin başvurular daha önce

karara bağlanan Dilek Kaya

başvurusunda Anayasa'nın 33. maddesinde güvence altına alınan dernek kurma

özgürlüğü kapsamında incelenmiş olup somut başvurudaki sendika hakkına ilişkin

iddiaların da bu kapsamda incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

43. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak “Dernek kurma hürriyeti”kenar başlıklı 33.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve

dernekte üye kalmaya zorlanamaz.

Dernek kurma hürriyeti ancak, milli güvenlik,

kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile

başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.

Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında

uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.

...

Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve

kolluk kuvvetleri mensuplarına ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde Devlet

memurlarına kanunla sınırlamalar getirilmesine engel değildir.

Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da

uygulanır."

44. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu Ahmet Parmaksız ([GK], B. No: 2017/29263, 22/5/2019)

başvurusuna ilişkin kararında; sendikaların üyelerinin ekonomik, sosyal hak ve

menfaatlerini korumak, geliştirmek için yapılan faaliyetleri dışında siyasi

otorite karşısında bir baskı grubu olarak yürüttükleri faaliyetler kapsamında

aldıkları kararlar doğrultusunda sendika üyelerinin iş bırakma eylemine

katılmalarını bireylerin sendikanın çekirdek faaliyet alanında kalmayan

eylemleri olarak değerlendirmiştir. Bu nedenle bu eylemler dolayısıyla yapılan

müdahaleleri Anayasa'nın sendika hakkına ilişkin 51. maddesi kapsamında değil

örgütlenme özgürlüğünü teminat altına alan 33. maddesi kapsamında incelemiştir.

Anayasa Mahkemesi söz konusu kararında eylemin dayandığı kararın amacını,

eylemin ve verilen cezanın niteliği ile devletin takdir marjının genişliğini

dikkate alarak ihlal bulunmadığına karar vermiştir (Ahmet Parmaksız, §§ 47-63).

45. Yine incelenen başvurudaki aynı eyleme ve bu eylem nedeniyle

uygulanan 1/30 oranında aylıktan kesme cezasına ilişkin olarak Anayasa

Mahkemesi İkinci Bölümünün verdiği Dilek

Kaya (aynı kararda bkz. §§

60-64) kararında, Ahmet Parmaksız kararında

yer verilen ilkeler çerçevesinde örgütlenme özgürlüğünün ihlal edilmediğine

karar vermiştir.

46. Somut olayda da 29/12/2015 tarihinde bir gün iş bırakma

eylemine katılan ve öğretmen olan başvurucu hakkında 1/30 oranında aylıktan

kesme disiplin cezası verildiği görülmüştür. Yukarıda anılan kararlarda

ulaşılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir husus bulunmadığından

başvurucunun örgütlenme özgürlüğüne yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu

anlaşılmıştır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

19/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Yücel ARSLAN

Basvurucu

:

Pınar

ÇANKAYA ULAŞ

Vekilleri

:

Av. Mustafa

ERDOĞDU

Av. Havva

AKDOĞAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/9270, 19 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Arka Plan Bilgisi
  7. B. Somut Olaya İlişkin
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal
  11. B. Örgütlenme Özgürlüğünün İhlal Edildiğine
  12. A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Gökcan
  15. Menteş
  16. Çankaya Ulaş
  17. Erdoğdu
  18. Akdoğan
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/9270
Tarih
19 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Candaş Kat Başvurusu (B. No: 2015/18467)
  • Petrol Ofisi A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/14254)
  • Şaban Sevinç Başvurusu (B. No: 2016/36782)
  • Mümtazer Türköne Başvurusu (B. No: 2017/17839)
  • Tunca İlker Öğreten Başvurusu (B. No: 2017/11340)
  • Şahin Güneş Başvurusu (B. No: 2018/28726)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.