İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Polat Albay Başvurusu (B. No: 2014/7970)

1. Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın

Başvuru No2014/7970Tarih22 Mart 2018Okuma16 dk · 3.116 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Polat Albay Başvurusu

Karar tarihi
22 Mart 2018
Başvuru Numarası
2014/7970
R.G. Tarih ve Sayı
12/4/2018-30389
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.116 kelime·16 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın

süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını

ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Bakanlık görüşü,

başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı bir beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle

şöyledir:

7. Başvurucu, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT) Genel

Müdürlüğünde koruma ve güvenlik memuru olarak görev yapmaktayken 2005 yılında

kurum içi yapılan "operatör (alt yazı operatörü)" alımı sınavında

başarılı olmuş; operatör olarak atanmıştır.

8. Başvurucunun 1/7/2005 tarihinde Ankara TV Müdürlüğü,

Prodüksiyon Kaynakları Müdürlüğü Operatör Alt Yazı Servisi operatör kadrosuna

ataması yapılmıştır.

9. Başvurucu 22/2/2010 tarihli makam oluru ile Haber ve Spor

Yayınları Dairesi Başkanlığında görevlendirilmiştir.

10. Başvurucu 25/2/2010 tarihinde anılan birimde çalışmaya

başlamıştır. Bu birimde bir süre çalıştıktan sonra asıl kadrosunun operatör

olduğu ancak görevlendirildiği yeni birimde alt yazı operatörü kadrosu üzerinden kendisine ödeme

yapıldığı gerekçesiyle 12/7/2010 tarihli işlemle 25/2/2010 tarihinden geçerli

olmak üzere yapılan fazla ödemeler kendisinden talep edilmiştir.

11. Başvurucu, belirtilen işlem hakkında Ankara İdare

Mahkemesinde dava açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde;

"a. 12/7/2010

tarihli işlemin iptaline,

b. Kadrosunun operatör (alt yazı) olarak

düzeltilmesine,

c. Operatör (alt yazı) ile operatör kadroları

arasında 2005 yılından bu yana oluşan maaş farklarının kendisine

ödenmesine" karar verilmesi istemlerinde bulunmuştur.

12. Ankara 1. İdare Mahkemesi 2/3/2012 tarihli kararıyla davayı

kısmen kabul, kısmen reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Davanın; davacının ücretinin, operatör

kadrosu için belirlenen ücret üzerinden ödenmesine ilişkin kısmı ile 01.07.2005

tarihinden itibaren operatör (altyazı) ile operatör arasındaki ücret farkının

yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebi yönünden;

Her ne kadar, 2005 yılında yapılan sınav

altyazı operatörü alımı ise de, davacının operatör

olarak atandığı, atandığı tarihte de buna karşı dava açmadığı, dolayısıyla,

mevcut kadrosu üzerinden ödeme yapılması gerektiğinden, dava konusu işlemin bu

kısmı yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Dava konusu işlemin; altyazı operatörü ile

operatör kadrosu arasındaki ücret farklarının davacıdan tahsiline ilişkin kısmı

yönünden;

Olayda, davacıya sehven altyazı operatörü

kadrosu için belirlenen ücret grubundan ödeme yapıldığı tespit edilmiş ve

davacıdan aradaki ücret farkı istenilmiş ise de;

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun

22.12.1973 günlü, E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararında; idarenin, yokluk, açık

hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın

kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri

alabileceği, belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin geri

alınmasının hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma

süresi içinde mümkün olduğu, bu süre geçtikten sonra geri alınamayacağı esasa

bağlanmıştır.

Yukarıda belirtilen İçtihadı Birleştirme

Kararının konusu her ne kadar hatalı terfi ve intibaktan doğan ödemelerin geri

alınmasına ilişkin ise de, bu karar ile idari

işlemlerin geri alınmasında uyulması gereken temel ilkeler ortaya konulmuş

bulunduğundan, anılan kararın tüm hatalı ödemelerin geriye alınmasında da

uygulanması gerektiği açıktır.

Olayda; yapılan ödemede, davacının sebep

olduğu bir hata, hile, gerçek dışı beyan söz konusu olmadığından, fazla

yapılmış olduğu iddia edilen ödemenin geri istenilmesinin hukuka aykırı olduğu

sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle; davanın, dava konusu işlemin ücret farklarının

istirdadına ilişkin kısmı yönünden iptaline, sözleşme ücretinin yeniden

belirlenmesine ilişkin kısmı ve 01.07.2005 tarihinden itibaren operatör

(altyazı) ile operatör arasındaki ücret farkının yasal faiziyle birlikte

ödenmesi istemi yönlerinden ise davanın reddine..."

13. Başvurucunun davanın

reddedilen kısmına ilişkin temyiz talebi, Danıştay Onbirinci

Dairesinin 24/3/2014 tarihli kararıyla reddedilmiş; anılan karar onanmıştır.

14. Anılan karar başvurucuya 5/5/2014 tarihinde tebliğ edilmiş

olup başvurucu 3/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV.

İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

15.6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen

hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış...

gündür.

2. Bu süreler;

a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin

yapıldığı,

(...)

Tarihi izleyen günden başlar.(...)"

16. 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi şöyledir:

"1. İlgililer

tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması

değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa

işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu

başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.

2. Altmış gün içinde bir

cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.

3. İsteğin reddedilmesi

veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve

başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır."

17. 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi şöyledir:

"İlgililer

haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya

ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve

tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak

bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına

başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası

sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde

tam yargı davası açabilirler..."

B. Uluslararası Hukuk

1. İlgili Sözleşme

18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının, medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme

hakkına sahiptir..."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.

maddesinin birinci fıkrasının açık bir biçimde mahkeme veya yargı merciine

erişim hakkından söz etmese de maddede kullanılan terimler bir bütün olarak

dikkate alındığında mahkemeye erişim hakkını da garanti altına aldığı sonucuna

ulaşıldığını belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70,

21/2/1975, §§ 28-36). AİHM'e göre mahkemeye erişim

hakkı Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasında mündemiçtir. Bu çıkarsama,

Sözleşmeci devletlere yeni yükümlülük yükleyen genişletici bir yorum olmayıp 6.

maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinin lafzının Sözleşme'nin amaç ve

hedefleri ile hukukun genel prensipleriningözetilerek

birlikte okunmasına dayanmaktadır. Sonuç olarak Sözleşme'nin 6. maddesinin

birinci fıkrası, herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili iddialarını

mahkeme önüne getirme hakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).

20. AİHM; adil yargılanmanın bir unsurunu teşkil eden mahkemeye

erişim hakkının mutlak olmadığını, doğası gereği devletin düzenleme yapmasını

gerektiren bu hakkın belli ölçüde sınırlanabileceğini kabul etmektedir. Ancak

AİHM, bu sınırlamaların kişinin mahkemeye erişimini hakkın özünü zedeleyecek

şekilde ve genişlikte hakkı kısıtlamaması ve zayıflatmaması gerektiğini ifade

etmektedir. AİHM'e göre meşru bir amaç taşımayan ya

da uygulanan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık

ilişkisi kurmayan sınırlamalar Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasıyla

uyumlu olmaz (Sefer Yılmaz ve Meryem

Yılmaz/Türkiye, B. No: 611/12, 17/11/2015, § 59; Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013,

§ 19; Edificaciones March Gallego

S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34).

21. AİHM, dava hakkını süre sınırına bağlayan iç hukuk

hükümlerinin yorumlanmasının öncelikli olarak kamu otoritelerinin ve özellikle

mahkemelerin görevi olduğunu belirtmekte; AİHM'in

rolünün bu yorumun etkilerinin Sözleşme'yle uyumlu

olup olmadığının tespitiyle sınırlı olduğunu ifade etmektedir. Süre sınırı

getiren kuralların uygun adalet yönetiminin güvence altına alınması amacına

dayandığına işaret eden AİHM, bu kuralların veya bunların uygulanmasının

ilgililerin ulaşılabilir başvuru yollarına müracaatlarını engelleyecek

mahiyette olmaması gerektiğini değerlendirmektedir. AİHM, bu bağlamda her bir

olayın somut başvuru yolunun özellikleri ışığında ve Sözleşme'nin 6. maddesinin

birinci fıkrasının amaç ve hedefleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin

altını çizmektedir (Eşim/Türkiye,

§ 20).

22. AİHM, bu ilkeler uyarınca mahkemelerin dava açılabilmesi

için öngörülen yasal yükümlülükleri uygularken hem yargılama adaletinin

zayıflamasına yol açacak düzeyde aşırı şekilcilikten hem de kanunlarda

öngörülen usule ilişkin gereklilikleri abes hâle getirecek seviyede aşırı

esneklikten kaçınması gerektiğini belirtmektedir. AİHM, kuralların belirlilik

ve iyi adalet yönetimini sağlama amacına hizmet etme işlevlerini yitirmesi

hâlinde ve davaların esasının yetkili mahkeme tarafından karara bağlanmasını

önleyecek birtakım bariyerler oluşturma fonksiyonu görmesi durumunda mahkemeye

erişim hakkının zedeleneceğini ifade etmektedir (Eşim/Türkiye, § 21).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 22/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

24. Başvurucu, 2010 yılında çalıştığı birimin değiştirilmesi

neticesinde yeni birimde "yanlış kadro üzerinden kendisine maaş ödemesi

yapıldığı gerekçesiyle fazla ödendiği iddia edilen maaş farkının kendisinden

talep edilmesi" üzerine sınavda başarılı olan ve kendisiyle aynı listede

yer alan diğer personelin alt yazı operatörü kadrosuna atanmasına karşın

kendisinin operatör kadrosuna atamasının yapıldığını öğrendiğini iddia

etmiştir. Başvurucu ilk ataması itibarıyla düzenlenen maaş bordroları dâhil

kurum içi tüm resmî evraklarda unvanının alt yazıoperatörü olarak belirtildiğini ifade etmiştir.

Kendisinin idarenin yaptığı hatayı fark etme imkânının olmadığını vurgulayan

başvurucu, anılan idari işlemin iptali istemiyle açtığı davanın sözleşme

ücretinin yeniden belirlenmesi ve 1/7/2005 tarihinden itibaren alt yazı

operatörü ile operatör arasındaki ücret farkının yasal faiziyle birlikte

ödenmesi yönlerinden operatör olarak atandığı zaman açılması gerektiği

gerekçesiyle reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek Anayasa'nın 2.,

10. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

25. Bakanlık görüşünde, başvurucunun şikâyetlerinin karar

hakkıyla ilgili olduğu belirtilerek buna ilişkin Anayasa Mahkemesi ve AİHM

içtihadına yer verilmiştir. Başvurucunun hak ettiği kadrodan başka bir kadroya

atanması şikâyetinin adil yargılanma hakkı alt görünümlerinden karar hakkı

kapsamında irdelenmesi gerektiği vurgulanmış ve Mahkemece anılan istemin hüküm

fıkrasında karşılanmamış olduğu ifade edilmiştir. Anılan şikâyetin dava konusu

edilip edilmediği, dolayısıyla karar hakkının ihlal edilip edilmediğinin

takdirinin Anayasa Mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir.

B. Değerlendirme

26. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının mahkemeye erişim

hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

29. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma"

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan

AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim

hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

30. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

31. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya

mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını

önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,

B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

32. Somut olayda idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın

süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi nedeniyle başvurucunun

mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

33. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

34. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin ihlalini

teşkil edecektir.

35. Bu sebeple müdahalenin somut başvuruya ilişkin olarak

Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme, haklı

bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

36. Başvurucunun idari işlemin iptali istemiyle açtığı davanın

süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin Mahkeme kararının

2577 sayılı Kanun'un 7. ve 11. maddelerine dayandığı görülmektedir. Bu kapsamda

somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni

dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

37. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının ne

olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından

müteaddit defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, idari işlem

ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genel

ifadesiyle idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı bulunduğuna

işaret etmiştir (Ayşe Yıldırım,

B. No: 2014/5, 25/10/2017, §§ 54, 55; Fatma Altuner, B. No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48,

49; Çölbeyi Lojistik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi,

B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52).

iii. Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

38. Ölçülülük ilkesi "elverişlilik",

"gereklilik" ve "orantılılık" olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. "Elverişlilik" öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen

amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, "gereklilik" ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, "orantılılık" ise

bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir

dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,

K.2012/56, 11/4/2012; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127,

22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

39. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsızlaştırmadıkça -hukuki belirlilik

ilkesinin gereği olarak- mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ancak

mevzuatta öngörülen süre kurallarının hukuka açıkça aykırı olarak yanlış

uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava

açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunması

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., § 38).

40. Dava açma süresinin işlemeye başladığı an, mahkemeye erişim

hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem taşımaktadır. Bu

kapsamda dava açma süresinin hak sahibinin henüz dava hakkının doğduğundan

haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü

haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava hakkının

varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir (Yaşar Çoban, B. No: 2014/6673, 25/7/2017 §

65).

41. Öte yandan mahkemeler, dava açma süresi öngören kanun

hükümlerini yorumlarken sınırlamanın istisna olduğu ilkesini gözeterek aşırı

şekilcilikten kaçınmalı ve yorum kurallarının imkân verdiği ölçüde davayı

ayakta tutma yolunda bir yaklaşım benimsemelidir. Bununla birlikte mahkemelerin

sürenin varlık sebebini anlamsız kılma pahasına yorum kurallarının sınırlarını

zorlayarak kanunda öngörülen dava açma süresini bertaraf etmesi hukuki güvenlik

ve istikrar ilkesinin zedelenmesine neden olabilir. Bu nedenle süreye ilişkin

kanun hükümlerinin yorumunda hukuki güvenlik ve istikrar ilkesi ile mahkemeye

erişim hakkı arasındaki hassas denge gözetilmelidir (Yaşar Çoban, § 66).

(2) İlkelerin Olaya Uygulanması

42. Başvurucu;

i. "Kendisinin operatör kadrosunda görev yaptığı ve alt

yazı operatörü kadrosunda görev yapan personel için belirlenen ücret üzerinden

hatalı olarak kendisine ödeme yapıldığının tespit edildiği, dolayısıyla

25/2/2010 tarihinden geçerli olmak üzere sözleşme ücretinin yeniden

belirlenmesi gerektiği"ne ilişkin işlem ile

ücret farklarının alınmasına ilişkin işlemin iptali,

ii. 1/7/2005 tarihinden itibaren alt yazı operatörü ile operatör

arasındaki ücret farkının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin işlemin

iptali,

iii. Kadrosunun operatör değil sınavı kazandığı alt yazı

operatörü olarak düzeltilmesi istemiyle idare aleyhine iptal davası açtığını

belirtmektedir.

43. İlk derece mahkemesi; sözleşme ücretinin yeniden belirlenmesi

ile ücret farkının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemlerinin -2005 yılında

yapılan sınavın her ne kadar alt yazı operatörü alımı için yapılmış olsa da-

başvurucunun operatör olarak atandığı, atandığı tarihte buna karşı dava

açmadığı, dolayısıyla mevcut kadrosu üzerinden ödeme yapılması gerektiği

gerekçesiyle reddine karar vermiştir.

44. Somut olayda başvurucu, mesleğe atandığı tarihten itibaren

maaş bordrosunda kadrosunun alt yazı operatörü olarak belirtildiğini,

dolayısıyla fazla ödenen maaşın faiziyle iadesine ilişkin taleple asıl

kadrosunun operatör olduğunu anladığını, dava açma süresinin de bu tarihten

itibaren başlaması gerektiğini vurgulamıştır. Ancak derece mahkemesince

uyuşmazlığın öğrenildiği tarih olarak başvurucunun operatör olarak atandığı

tarih olan 23/6/2005 tarihi kabul edilmiş, atandığı tarihten itibaren idare

mahkemelerinde genel dava açma süresi içinde davanın açılmadığı belirtilmiştir.

45. Dosya kapsamında sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden

alt yazı operatörü alımı sınavının ilanı üzerine başvurucunun sınava girdiği,

sınavı kazananlar ve mülakatı geçenler listesinde başvurucunun isminin yer

aldığı görülmektedir. Dolayısıyla başvurucunun mesleğe atandığı tarihte

kadrosunun alt yazı operatörü olduğunu ve maaşını bu kadro üzerinden aldığını

düşünmesi olağandır. Başvurucunun girdiği sınav, mesleğe atandığında alt yazı

operatörü işini yapması ve maaş bordrosunun bu şekilde düzenlenmesi

düşünüldüğünde başvurucudan operatör kadrosuna atandığını fark etmesi ve

maaşının yeniden belirlenmesi talebiyle dava açmasının beklenmesi ona orantısız

bir külfet yüklemektedir.

46. İdarelerin iyi yönetim ilkesi gereğince hatalı işlemlerinin

neticelerini herhangi bir başvuru olmaksızın resen düzeltmeleri beklenir. Bu

gereklilik özellikle maaş, ek gösterge ödemeleri gibi süregelen etkiler doğuran

ve gelecekte de ilgilisi üzerinde etki doğuracağı açık olan uygulamalar

yönünden daha bariz bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu itibarla ilgilinin ilk

uygulama tarihi itibarıyla hatayı fark etmemesi ya da zamanında başvurmaması

hatalı uygulamanın sürdürülmesini haklı hâle getirmez (Remzi Altuntaş, B. No: 2014/13905,

9/11/2017, § 58).

47. Bu bağlamda somut olayda Mahkemenin geleceğe yönelik, bir

başka ifadeyle henüz doğmamış ve maddi âlemde etkisi görülmemiş maaş alacakları

bakımından dava açma süresinin uygulanmasıyla ilgili yorumunun başvurucunun

dava açmasını aşırı derecede zorlaştıracak hatta imkânsız kılacak nitelikte

katı bir yorum olduğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla somut olayda hatalı

ödenen maaşının düzeltilmesi talebinin geleceğe yönelik olarak süresinde dava

açılmadığı için operatör kadrosundan maaş alımına devam edilmesi gerekçesiyle

reddedilmesi başvurucuya aşırı bir külfet yüklediği gibi mahkemeye erişim

hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılmıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

50. Başvurucu, yeniden yargılama ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

51. Başvuruda, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

52. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

ihlal kararının bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 1. İdare

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara

1. İdare Mahkemesine (E.2010/1560) GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

22/3/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL Raportör Yrd. : Tuğba YILDIZ Başvurucu : Polat ALBAY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/7970, 22 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  13. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  14. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  15. D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  16. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Yıldırım
  19. Kömürcü
  20. Akıncı
  21. Topal
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/7970
Tarih
22 Mart 2018

İlgili Kararlar

  • Ahmet Erarslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/20273)
  • İdris Baluken Başvurusu (B. No: 2016/41020)
  • Ahmed Sameer Ahmed Başvurusu (B. No: 2017/29336)
  • Kemalali Alesow Başvurusu (B. No: 2017/6334)
  • İlyas Yılmaz Başvurusu (B. No: 2015/1927)
  • Hülya Karacaoğlan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/3068)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.