İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ramazan Benice Başvurusu (B. No: 2014/10340)

1. Başvuru; tutukluluk süresinin makul olmaması, kanunda

Başvuru No2014/10340Tarih22 Kasım 2017Okuma9 dk · 1.779 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ramazan Benice Başvurusu

Karar tarihi
22 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/10340
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.779 kelime·9 dk okuma·8 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluk süresinin makul olmaması, kanunda

öngörülen azami tutukluluk süresinin aşılması, tutukluluk ve itiraz

incelemelerinin duruşmasız olarak gerçekleştirilmesi, savcılık görüşünün tebliğ

edilmemesi, tutukluluk incelenmesine ilişkin kararların gerekçelerinin ilgili

ve yeterli olmaması, tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara yapılan itiraz

incelemesinin etkin bir şekilde yapılmaması, tutukluluk konusunda ayrımcılık

yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu 19/11/2008 tarihinde gözaltına alınmış ve

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/11/2008 tarihli ve 2008/64 Sorgu sayılı

kararı ile Diyarbakır A. Gaffar Okkan Polis Meslek Yüksek Okulu servis aracının

taranması olayına iştirak ettiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren olguların bulunması gerekçesiyle tutuklanmıştır.

8. Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığının 16/12/2008 tarihli ve 2008/1611 Esas sayılı iddianamesi ile

devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak, kasten kamu görevlisini öldürmek,

kasten kamu görevlisini öldürmeye teşebbüs, kamu malına zarar vermek ve

10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler

Hakkında Kanun'a muhalefet suçlamalarıyla başvurucu hakkında kamu davası

açılmış; yapılan yargılama sonucunda Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin

19/2/2014 tarihli ve E.2013/386, K.2014/22 sayılı ilamıyla başvurucunun toplam

altı kez ağırlaştırılmış müebbet hapis, 384 yıl hapis ve 120.000 TL adli para

cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

Bu karar başvurucuya tefhim edilmiştir.

9. Başvurucu 10/3/2014 tarihli

tahliye dilekçesinde tutukluluk süresinin beş yılı aştığını, yargılandığı

davada hakkında hüküm verildiğini ve kararı temyiz ettiğini, 6/3/2014 tarihinde

yürürlüğe giren 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun hükümleri ile azami

tutukluluk süresinin beş yıla indirilmesi nedeniyle tutukluluk durumunun

incelenmesi gerektiğini belirterek tahliye talebinde bulunmuştur. Başvurucunun

talebi Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/3/2014 tarihli ve 2014/324

Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. Kararda başvurucu hakkında

hükmedilen cezalar belirtildikten sonra şunlar ifade edilmiştir:

“B- Sanık halen hükümlü statüsünde bulunup

6526 sayılı yasa 06/03/2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir ve usul yasalarının

geriye yürümesi hukukun ana kurallarına nazaran mümkün değildir.

C- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun E.2011/1-51

K.2011/42 sayılı ilamında açıkça belirlendiği üzere tutukluluk sürelerinin

hesabında yerel mahkeme tarafından hüküm verilinceye kadar geçen süre dikkate

alınmalı, buna karşın yerel mahkeme tarafından hükmün verilmesinden sonra

tutuklu sanığın hükmen tutuklu hale gelmesi nedeniyle temyizde geçen süre

hesaba katılmamalıdır. Zira, hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmakla sanığın

altılı suçu işlediği yerel mahkeme tarafından sabit görülmekte ve bu aşamadan

sonra tutukluluğun dayanağı mahkûmiyet hükmü olmaktadır. Nitekim Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi de AİHS’nin 5.maddesinin uygulamasına ilişkin olarak verdiği

kararlarda tutuklulukla ilgili makul sürenin hesabında, ilk derece mahkemesinin

mahkûmiyet hükmünden sonra geçen süreyi dikkate almamaktadır.

D- Adam öldürme ve gasp suçunun devlete karşı

işlenen suçlardan olmayıp dış dünyada her bir eylemin mağdurunun farklı oluşu

ve her bir mağdura yöneliksuçunayrı ayrı oluşması

nedeni ile tutukluluk süresinin de her bir mağdura yönelik eylem dikkate alınarakayrı ayrı 5 yıl olarak dikkate alınmasıgerekmektedir.

E- Yargılamanın ve tutukluluk durumunun

uzamasına sanıkların mahkemeyi protesto etme duruşmaya katılmama ve sağlık

raporu alma gibi kendi iradi eylemleri ile sebebiyet verdikleri anlaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle 5271 sayılı ceza

mahkemesi kanununun 100 ve devam maddeleri gereğince sanık müdafileri tarafından

yapılan itirazın REDDİNE, sanıklarınTUTUKLULUKHALİNİNDEVAMINA,”

10. Anılan karara yapılan itiraz, Diyarbakır 3. Ağır Ceza

Mahkemesinin 31/3/2014 tarihli ve 2014/257 Değişik İş sayılı kararıyla

reddedilmiştir. Başvurucu, ret kararından 21/5/2014 tarihinde haberdar olduğunu

beyan etmiştir.

11. Başvurucu 20/6/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunmuştur.

12. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/2/2014 tarihli ve

E.2013/386, K.2014/22 sayılı kararının temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesi

21/10/2014 tarihli ve E.2014/5733, K.2014/10324 sayılı ilamla hükmün onanmasına

karar vermiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 22/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

14. Başvurucunun 10/3/2014 tarihli tahliye talebi (bkz. § 9),

içeriği itibarıyla 19/2/2014 tarihli mahkûmiyetle birlikte verilen tutukluluk

hâlinin devamı kararına itiraz niteliğinde değildir. Başvurucu, 6526 sayılı

Kanun’da yapılan değişiklik sonrasında azami tutukluluk süresinin beş yıla

indirildiğini ve yargılandığı dava kapsamındaki tutukluluk süresinin azami

sınırı aştığını ileri sürerek tutukluluk durumunun incelenmesini ve tahliyesine

karar verilmesini talep etmiştir.

15. Bu nedenle başvurucunun şikâyetlerinin yargılandığı davada

hükmün verildiği 19/2/2014 tarihi öncesine ait şikâyetler ve bu tarih sonrasına

ilişkin şikâyetler olmak üzere iki ayrı başlıkta incelenmesi gerektiği sonucuna

varılmıştır.

A. Suç İsnadına Bağlı

Olarak Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu; tutuklulukla ilgili kararların gerekçelerinin

ilgili ve yeterli olmadığını, tutukluluk süresinin makul olmadığını, kanunda

öngörülen azami tutukluluk süresinin aşıldığını, tutukluluk konusunda Anayasa

Mahkemesinin İ.B. hakkındaki kararı sonrası İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin

verdiği tahliye kararının kendi durumu için yol gösterici olduğunu, bu uygulamaya

rağmen kendisinin Kürt, ölenlerin ise devletin güvenlik görevlileri olması

nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığını, tutukluluk hâlinin devamına ilişkin

karara yapılan itiraz incelemesinin etkin bir şekilde yapılmadığını, tahliye

taleplerinin duruşmasız yapıldığını, Savcılığın tutuklulukla ilgili

mütalaalarının kendisine bildirilmediğini belirterek Anayasa'nın 14., 19., 36.,

38. ve 40. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu başlık altındaki

iddialarının tamamının Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında incelenmesi gerekir.

Öte yandan başvurucunun Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin

ihlal edildiğine yönelik iddiasının soyut olarak değerlendirilmesi mümkün

olmayıp mutlaka Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme)

kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele

alınması gerekmektedir. Buna göre kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere

yapılan muamele ile kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın olduğunu

ve bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb.

ayrımcı bir nedene dayandığını makul delillerle ortaya koyamayan başvurucunun

eşitlik ilkesinin ihlali iddiası, esas olarak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

çerçevesinde ele alınmalıdır (Onurhan Solmaz,

B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §§ 33, 34).

18. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir…”

19. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün “Başvuru süresi ve mazeret” kenar başlıklı

64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

20. Başvurunun süresinde yapılmış olması, her aşamada dikkate

alınması gereken usule ilişkin şarttır (Yasin

Yaman, B. No: 2012/1075, 12/2/2013, § 18).

21. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma durumunda

tutukluluk süresinin kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı

iddiasıyla yapılacak bireysel başvurunun ilk derece yargılaması devam ederken

tutukluluğun devamına karar verilen her aşamada başvuru yolları tüketildikten

sonra başvuru süresi içinde yapılması gerekir (Mehmet

Emin Kılıç, B. No: 2013/5267, 7/3/2014, § 28).

22. Bu bağlamda bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukla

ilgili şikâyetleri içeren bireysel başvurunun hükümle birlikte verilen

tutukluluğun devamı kararı sonrasında yapılması hâlinde tutukluluğun devamı

kararına itiraz edilmemiş ise kararın verildiğinin öğrenildiği tarihten

itibaren, itiraz edilmiş ise itiraz merciince verilen kararın öğrenildiği

tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir.

23. Somut olayda başvurucu isnat edilen suç nedeniyle 19/11/2008

tarihinde gözaltına alınmış, 20/11/2008 tarihinde tutuklanmıştır. Yargılamanın yapıldığı Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi

19/2/2014 tarihli ve E.2013/386, K.2014/22 sayılı ilamla başvurucunun

mahkûmiyetine ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

24. Başvurucunun 10/3/2014 tarihli tahliye talebinin 19/2/2014

tarihli tutukluluğun devamı kararına itiraz niteliğinde kabul edilmemesi (bkz.

§ 14) ve 19/2/2014 tarihli karara ise itiraz ettiğine dair herhangi bir bilgi

ve belge sunmaması nedeniyle somut başvuruda hüküm öncesine ait şikâyetler

konusunda bireysel başvuru açısından esas alınması gereken nihai kararın

19/2/2014 tarihli karar olduğu sonucuna varılmıştır. Başvurucunun anılan kararı

tefhim yoluyla öğrendiği 19/2/2014 tarihinden itibaren otuz gün içinde bireysel

başvuruda bulunması gerekirken 20/6/2014 tarihinde yapılan bireysel başvuruda

süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

25. Açıklanan nedenlerle başvurunun suç isnadına bağlı olarak

kişi hürriyeti ve güvenliğine ilişkin şikâyetler kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mahkûmiyete Bağlı

Olarak Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu; son olarak yaptığı tahliye talebinin

incelemesinin duruşmasız yapıldığını, Savcılık mütalaasının kendisine tebliğ

edilmediğini, bu karara yaptığı itirazın etkin bir şekilde incelenmediğini

ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

27. Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

“Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; … halleri dışında kimse

hürriyetinden yoksun bırakılamaz.”

28. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası göre hürriyeti

kısıtlanan bir kimsenin kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı bulunmaktadır (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, § 122). Anılan maddede serbest

bırakılmayı sağlamak amacıyla başvurulacak yerin bir yargı mercii olması

öngörülmüş olduğundan işin doğası gereği burada yapılacak incelemenin yargısal

bir niteliği bulunmaktadır. Yargısal nitelikteki bu inceleme sırasında adil

yargılanma hakkının tutmanın niteliğine ve koşullarına uygun güvencelerinin

sağlanması gerekir. Bu bağlamda suç isnadına bağlı tutmaya ilişkin olarak

tutukluluk hâlinin devamının veya serbest bırakılma taleplerinin incelenmesinde

"silahların eşitliği" ve "çelişmeli yargılama" ilkelerine

riayet edilmelidir (Hikmet Yayğın, B.

No: 2013/1279, 30/12/2014, §§ 29, 30).

29. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi; Neytullah Bayram (B. No: 2014/10339, 15/4/2015, § 44) ve Galip Öğüt ([GK], B. No: 2014/5863,

1/3/2017, § 43) başvurularında; mahkûmiyet sonrası tutulmaya ilişkin serbest

bırakılma talebi üzerine verilen kararların gerekçelerinin ilgili ve yeterli

olmadığı, başvuru konusu talep ve bu talebin reddine ilişkin incelemelerin

duruşmasız olarak yapıldığı, tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara yapılan

itirazın etkin bir şekilde incelenmediği ve başvuruya konu tutukluluk

incelemesine ilişkin Cumhuriyet savcısının mütalaasının bildirilmediği gibi

şikâyetleri, başvurucuların Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasındaki

"mahkemelerce verilmiş hürriyeti

kısıtlayıcı cezaların yerine getirilmesi" kapsamında

hürriyetlerinden yoksun bırakıldıklarını belirterek açıkça dayanaktan yoksun

bulmuştur. Anılan kararlarda suç isnadına bağlı olarak tutulan kişilerin

serbest bırakılma taleplerinin incelenmesinde riayet edilmesi gereken

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama gibi güvencelerin "mahkumiyete

bağlı tutulan kişiler" yönünden dikkate alınmadığı görülmektedir.

30. Somut olayda başvurucunun 19/2/2014 tarihli mahkûmiyet

kararı sonrasındaki tutulması Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası

anlamında “suç şüphesine bağlı tutma” kapsamından çıkmış, ikinci fıkra

bağlamında “bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma”ya

dönüşmüştür. Buna göre başvurucunun bu tutulmaya yönelik iddiaları bakımından anılan

kararlardan ayrılmayı gerektiren bir husus bulunmamaktadır.

31. Açıklanan nedenlerle başvurucunun mahkûmiyet sonrası kişi

hürriyeti ve güvenliğine ilişkin şikâyetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Suç isnadına bağlı olarak

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkûmiyet sonrası kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

22/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör Yrd. : Yusuf Enes KAYA Basvurucu : Ramazan BENİCE Vekili : Av. Serhat EREN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/10340, 22 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Suç İsnadına Bağlı
  8. B. Mahkûmiyete Bağlı
  9. A. 1. Suç isnadına bağlı olarak
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/10340
Tarih
22 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Döne Kızıler Başvurusu (B. No: 2014/12200)
  • Nevzat Timur Başvurusu (B. No: 2014/7180)
  • Abdulkadir Akyüz Başvurusu (B. No: 2014/12895)
  • Hüseyin Altundağ Başvurusu (B. No: 2014/13123)
  • Sinan İyit Başvurusu (B. No: 2013/1495)
  • B.t. Başvurusu (B. No: 2014/15769)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.