İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ramazan Odabaşı Başvurusu (B. No: 2013/2172)

1. Başvurucu, 15/3/1993 tarihinde Maliye Hazinesi tarafından Polatlı 1.

Başvuru No2013/2172Tarih10 Mart 2015Okuma16 dk · 3.154 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ramazan Odabaşı Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/2172
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.154 kelime·16 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 15/3/1993 tarihinde Maliye Hazinesi tarafından Polatlı 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan ve Sincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesine

devredilen tapu iptali ve tescil davasının, 27/2/1997 tarihli celsede konusuz

kalması nedeniyle reddedilmesi gerekirken, hukuka aykırı bir şekilde halen

devam ettiğini ve davaya ilişkin yargılamanın makul sürede tamamlanamadığını,

bu süreçte taşınmazlar üzerinde tasarrufta bulunamadığını belirterek, adil

yargılanma hakkının, mülkiyet hakkının, eşitlik ilkesinin ve kişilik haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüş, halen devam etmekte olan yargılama sürecinin yok

sayılmasına karar verilmesini ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 28/3/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 30/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 1/12/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığı 29/12/2014 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen,

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu ve diğer bir kısım

davalı aleyhine, 15/3/1993 tarihinde Polatlı 1. Asliye

Hukuk Mahkemesinde, Maliye Hazinesi tarafından açılan tapu iptali ve tescil

davasında, davacı Maliye Hazinesi, başvurucu ve diğer davalılara miras yolu ile

intikal eden uyuşmazlık konusu taşınmazların tesciline dayanak olan veraset

ilamının gerçeği yansıtmadığını belirterek söz konusu taşınmazların tapu

kayıtlarının iptali ile Maliye Hazinesi adına tesciline karar verilmesini talep

etmiştir.

8. Açılan davada, Mahkemece,

Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesinin E.1995/3 sayılı dosyasında görülen ve

reddedilerek Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 26/12/1996

tarih ve E.1996/13589, K.1996/13897 sayılı ilâmı ile onanan, verasetin iptali

davası bekletici mesele olarak kabul edilmiştir.

9. Polatlı 1. Asliye Hukuk

Mahkemesi, 27/2/1997 tarihli oturumda, bekletici

mesele yapılan Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi dosyasının Yargıtaydan

dönerek kesinleştiğini tespit etmiş, taraflara esasa ilişkin beyanlarını

sunmaları için süre vermiştir.

10. Yargılamanın bir sonraki 27/3/1997 tarihli oturumunda, davacı Maliye Hazinesi

tarafından, davanın ıslah edilmesine dair dilekçe Mahkemeye sunulmuş, ayrıca

bir kısım kişiler tarafından uyuşmazlık konusu taşınmazın kendi adlarına tapuya

kayıt ve tescili istemiyle davaya müdahale taleplerinde bulunulmuştur.

11. Yargılama, müdahale

talebinde bulunanlar açısından eksikliklerin tamamlanması bakımından devam

etmekte iken, davacı Maliye Hazinesi, 11/9/1997

tarihli oturumda ıslah talebinden vazgeçtiğini bildirmiş, 25/6/1998 tarihli

oturumda da davaya müdahale talebinde bulunanlardan, R.Ö. ve arkadaşlarının

taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.

12. Davacı Maliye Hazinesi 2/12/1999 tarihli oturumda davayı takip etmediğini beyan

etmiş, bunun üzerine Mahkeme aynı tarihte dosyanın işlemden kaldırılmasına

karar vermiş ancak Mahkemenin 25/6/1998 tarihli ara kararı ile davaya müdahale

talepleri kabul edilen müdahil davacılar tarafından açılan davada yargılamaya

devam etmiştir.

13. Dava dosyası, 6/3/2008 tarihinde çıkarılan 5747 sayılı Büyükşehir

Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik

Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, uyuşmazlık konusu taşınmazların bağlı olduğu

idari birimin değişmesi üzerine, Sincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesine

gönderilmiş, 10/2/2009 tarihinde anılan Mahkemenin E.2009/65 sayılı dosyasına

kaydedilmiştir.

14. Sincan 1. Asliye Hukuk

Mahkemesi, 23/10/2009 tarih ve E.2009/65, K.2009/572

sayılı kararı ile davacı Maliye Hazinesinin, 2/12/1999 tarihli oturumda davayı

takip etmediklerini beyan ettiği ve dava dosyasının yenilenmediği dikkate

alınarak, davanın açılmamış sayılmasına, asli müdahiller tarafından açılan

davanın ayrılarak, ayrı bir esasa kaydına karar vermiştir.

15. İlk Derece Mahkemesinin bu

kararı için temyiz talebinde bulunulmuşsa da Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 16/6/2011 tarih ve E.2010/6809, K.2011/3485 sayılı ilâmı ile

anılan kararı onamıştır.

16. Aynı Daireye yapılan karar

düzeltme istemi, 21/11/2011 tarih ve E.2011/6356,

K.2011/6055 sayılı ilâm ile reddedilmiştir.

17. Bu ilâm başvurucuya 27/12/2011 tarihinde tebliğ edilmiştir.

18. Sincan 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinin, 23/10/2009 tarihli kararı uyarınca,

başvurucunun davalı olduğu ve asli müdahiller bakımından ayrılarak görülen

davada yargılama süreci halen aynı Mahkemenin E.2009/637 sayılı dosyasında

devam etmektedir.

19. Başvurucu, 28/3/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

20. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesi, 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Türk

Medeni Kanunu'nun 705. ve 716. maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 10/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

28/3/2013 tarih ve 2013/2172 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

22. Başvurucu, 15/3/1993 tarihinde aleyhine açılan tapu iptali ve tescil

davasının, bekletici mesele yapılan diğer dava dosyasının lehine sonuçlanması

ve bu durumun 27/2/1997 tarihli celsede ortaya konulmasından itibaren konusuz

kaldığını, buna karşın yargılamanın devam ettirildiğini, ilerleyen aşamalarda

davacı tarafın davayı takip etmeyeceğini beyan ettiğini, ardından duruşmalara

katılmadığını dolayısıyla dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiğini,

yine bu andan itibaren davanın konusuz kalmasına karşın davaya müdahil

olanların talebi ile yargılamaya devam olunduğunu ancak hukuka aykırı olarak

ortaya çıkan bu durum nedeniyle zarara uğradığını, ayrıca halen devam etmekte

olan söz konusu yargılama sürecinde makul sürenin aşıldığını, bu süreçte

taşınmazlar üzerinde tasarrufta bulunamadığını belirterek, adil yargılanma

hakkının, mülkiyet hakkının, eşitlik ilkesinin ve kişilik haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

23. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde, başvurucunun, bireysel başvuruya konu ettiği yargılama

sürecinde davanın, konusuz kalmasına rağmen hukuka aykırı olarak devam ettirilmesinden

dolayı adil yargılanma hakkının, eşitlik ilkesinin ve kişilik haklarının ihlal

edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların ihlal

iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi

bizzat yapar. Anılan ihlal iddiaları, yargılama sonunda verilen kararın adil

olup olmadığına ilişkin olduğundan, adil yargılanma hakkının ihlali iddiası

kapsamında değerlendirilmiştir. Öte yandan başvurucunun, makul sürede yargılama

yapılmaması nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği

iddiaları ayrıca değerlendirilmiştir. Sincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin, 23/10/2009 tarihli kararı ile sonuçlanan davanın, davacı

Maliye Hazinesi yönünden açılmamış sayılmasına karar verildiği ancak asli müdahil

davacılar yönünden ayrılarak ayrı bir esasa kaydedilip görülmeye devam edildiği

dikkate alındığında, yargılama sürecinin ikiye ayrılarak değerlendirilmesi

uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Maliye Hazinesi Tarafından Açılan Davada

Yargılama Sürecine Yönelik İhlal İddiaları

24. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler."

25. Anılan Kanun hükmü uyarınca Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012

tarihi olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilir. Niteliği itibarıyla kamu

düzenine ilişkin olan bu başvuru şartını taşımayan bireysel başvuruların

incelenebilmesi mümkün değildir.

26. Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve

Mahkemenin yetkisinin geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği

ilkesinin bir gereğidir (B. No: 2012/51, 25/12/2012, §

18).

27. Başvurucu, 15/3/1993 tarihinde Maliye Hazinesi tarafından aleyhine

açılan davada, bekletici mesele yapılan verasetin iptali davasının lehine

sonuçlandığının Mahkemece 27/2/1997 tarihli celsede tespit edilmesiyle davanın

konusuz kaldığını, buna rağmen davacının ıslah talebi ile yargılamaya devam

edildiğini, bu şekilde konusuz kalan davaya ilişkin yargılamaya devam

edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Başvuru konusu yargılamada

Sincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 23/10/2009 tarihli

kararı ile Maliye Hazinesi tarafından açılan davanın açılmamış sayılmasına

hükmetmiştir. Anılan karar, temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek 21/11/2011 tarihinde kesinleşmiştir. Bu kapsamda başvuruya

konu yargılama sürecinin bu kısmı zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi

dışında kalmaktadır.

29. Açıklanan

nedenlerle, Maliye Hazinesi tarafından açılan davaya ilişkin kararın 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin "zaman bakımından yetkisizlik"

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Asli Müdahiller Tarafından Açılan Davada

Yargılama Sürecine Yönelik İhlal İddiaları

30. Anayasa'nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

31. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

32. Anayasa'nın

148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2)

numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için

ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için idari ve yargısal

başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir.

33. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

34. Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru, ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde, olağan yasa yolları

ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak

ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda

başvurulabilir (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 18).

35. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi

zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği

şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun

olarak iletmesi ve bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu

makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek

için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

36. Bireysel başvurunun ikincil

niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler

önünde dayanılmayan iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusu

edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de

Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No: 2012/946, 26/3/2013,

§ 20).

37. Başvurucu, Maliye Hazinesi

tarafından açılan aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasında, bekletici

mesele yapılan verasetin iptali davasının lehine sonuçlanıp kesinleştiğini, bu

durumda tapu iptali ve tescil davasında dava şartı yokluğu nedeniyle ret kararı

verilmesi gerekirken, davanın hukuksuz ve kanunsuz olarak sürdürüldüğünü,

ayrıca bu hal ile sürdürülen davaya müdahale taleplerinin kabul edilerek,

hukuken yok hükmündeki davaya taraf ihdas edildiğini, ilerleyen aşamalarda

yargılama dosyasının devredildiği Sincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin, 23/10/2009 tarihli kararı ile müdahillerin davacı konumuna

yükseltildiklerini, asli müdahiller tarafından açılan davanın Sincan 1. Asliye

Hukuk Mahkemesinin E.2009/637 sayılı dava dosyasında devam ettiğini belirterek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtmiştir.

38. Bireysel başvuruya konu

edilen, ilgili yargılama dosyasının incelenmesinde, Maliye Hazinesi tarafından

başvurucu aleyhine Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada, 27/3/1997 tarihinde asli müdahiller tarafından müdahale

talebinde bulunularak, taşınmazın tapusunun iptali ile kısmen adlarına

tescilinin talep edildiği, davaya müdahale talebinde bulunanların varlığı

nedeniyle yargılamaya devam olunduğu, 25/6/1998 tarihli oturumda müdahale

taleplerinin Mahkemece kabul edildiği, 2/12/1999 tarihli oturumda, Maliye

Hazinesi tarafından açılan davanın takip edilmemesi nedeniyle işlemden

kaldırılmasına karar verildiği, asli müdahiller yönünden yargılamaya devam

edildiği, 9/9/2008 tarihli karar ile yargılama dosyasının Sincan Asliye Hukuk

Mahkemesine devredildiği, Sincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23/10/2009

tarihli kararıyla Maliye Hazinesi tarafından açılan davanın açılmamış

sayılmasına, asli müdahiller tarafından açılan davaların ise ayrı bir esasa

kaydedilerek yargılamaya devam edilmesine karar verildiği, ayrılan davalara

ilişkin yargılamanın halen Sincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2009/637

sayılı dosyasında devam ettiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla, davanın konusuz

kalması nedeniyle yargılamanın hukuksuz olarak sürdürüldüğünü, müdahale

taleplerinin kabul edilerek, yargılamanın halen devam ettiğini ileri süren

başvurucunun bu iddialarını, devam eden yargılama boyunca ileri sürebilmesi,

ayrıca yargılama sonunda temyiz incelemesine konu edebilmesi imkânı bulunduğundan,

anılan iddiaların Anayasa Mahkemesince incelenmesi bireysel başvurunun

ikincillik ilkesi gereği mümkün değildir.

39. Açıklanan nedenlerle, asli müdahiller tarafından açılan

davada yargılama süreci nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının, başvuru yolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “başvuru yollarının

tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

c. Asli Müdahiller Tarafından Açılan Davada

Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı İddiası

40. Başvurucunun, asli müdahiller tarafından açılan davada

yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi

bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de

bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bu bölümüne ilişkin olarak kabul

edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

41. Başvurucu, 15/3/1993 tarihinde

aleyhine Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılarak, Sincan 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinde devredilen tapu iptali ve tescil davasının halen

devam ettiğini dolayısıyla makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

42. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut

görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer

verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

43. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

44. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, Asliye Hukuk Mahkemesi

nezdinde açılan tapu iptali ve tescil davasının söz konusu olduğu görülmekle,

6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama

faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda

kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

45. Başvurucu

tarafından, tarafı olduğu hukuki uyuşmazlığın yirmi yılı aşkın bir süredir

sonuçlandırılmadığı belirtilmekle beraber, yargılama faaliyetinin makul sürede

gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne

göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin saptanması gereklidir. Medeni

hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre

değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara

bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle

davanın ikame edildiği tarihtir. Ancak uyuşmazlığın tarafları açısından,

yargılama sürecine dâhil oldukları süreler nazara alındığında, farklı yargılama

sürelerinin geçerli olması mümkündür (B. No:2012/367, 17/9/2013,§

24).

46. Başvuru konusu

davanın, davacısı Maliye Hazinesi tarafından açılış tarihi 15/3/1993 olmakla beraber, yargılama devam ederken

27/3/1997 tarihinde davaya asli müdahale taleplerinin olduğu, bu taleplerin

25/6/1998 tarihli oturumda değerlendirilerek, talepte bulunanların bir kısmı

yönünden kabulüne karar verildiği, 23/10/2009 tarihli karar ile Maliye Hazinesi

tarafından açılan davanın açılmamış sayılmasına, asli müdahiller tarafından

açılan davaların tefriki ile devamına hükmedildiği, Sincan 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinin E.2009/637 sayılı dava dosyasında devam etmekte olan yargılamanın,

asli müdahiller tarafından açılan davaya ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Öte

yandan Maliye Hazinesi tarafından 15/3/1993 tarihinde

açılan davada verilen davanın açılmamış sayılmasına dair kararın temyiz ve

karar düzeltme aşamalarından geçerek 21/11/2011 tarihinde kesinleştiği, anılan

yargılamanın zaman bakımından kabul edilemez olarak değerlendirildiği gözönünde bulundurularak, başvurucu açısından yapılacak

makul süre değerlendirmesi bakımından dikkate alınacak sürenin başlangıç anı,

asli müdahiller tarafından açılan davanın tarihi olan 27/3/1997 tarihidir.

47. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara

ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını konu alan

şikayetler bakımından değerlendirmeye

esas alınacak sürenin bitiş anı başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.

No:2012/13, 2/7/2013,§ 52).

48. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun başvurucu aleyhine açılan tapu

iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, 27/3/1997

tarihli asli müdahale talebi üzerine, Mahkemece 25/6/1998 tarihli oturumda

müdahale taleplerinin kabul edildiği, bu tarihten sonra taraf teşkilinin

sağlanmaya çalışıldığı, Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 9/9/2008 tarihli

kararı ile dosyanın, Sincan Asliye Hukuk Mahkemesine devredildiği, Sincan 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinin 23/10/2009 tarihli kararı ile asli müdahiller tarafından

açılan davaların ayrı bir esasa kaydına hükmedildiği, yargılamanın halen aynı

Mahkemenin E.2009/637 sayılı dosyasında devam ettiği, söz konusu yargılama

sürecinde taraf teşkilinin sağlanmaya çalışıldığı, bilirkişi raporlarının

alındığı, bilirkişi raporuna ilişkin tebligatların yapılmaya çalışıldığı, dava

dosyası ile ilgili görülen başka mahkeme dosyalarının incelendiği

anlaşılmıştır.

49. 6100 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

50. Başvuruya konu davanın

mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu

yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak

bakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek

bir yön bulunmadığı ve söz konusu yaklaşık on sekiz yıldır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir

gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

51. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

52. Başvurucu ayrıca, uzun süren

yargılama nedeniyle taşınmazdan yararlanamadığını da belirterek, Anayasa’nın

35. maddesinde tanımlanan mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş

olup, başvurucunun makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönünde

yukarıda yer verilen tespitler ışığında, mülkiyet haklarının ihlal edildiği

yönündeki iddialarının ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden

53. Başvurucu, başvuru konusu

yaptığı yargılama sürecinde adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyle

halen devam eden yargılamanın yok sayılmasına karar verilmesini ve 350.000,00

TL manevi, 850.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

54. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

55. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık on sekiz yıldır devam eden yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

7.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

56. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

57. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harçtan yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

58. Başvuruya konu yargılamanın

yaklaşık on sekiz yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma

hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan

bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Maliye Hazinesi tarafından açılan davada yargılama sürecine yönelik ihlal

iddialarının “zaman bakımından yetkisizlik”,

2.

Asli müdahiller tarafından açılan davada yargılama sürecine yönelik ihlal

iddialarının “başvuru yollarının

tüketilmemesi”,

nedenleriyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Asli müdahiller tarafından açılan davada yargılamanın makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 7.500,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin Sincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesine

gönderilmesine,

10/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Engin

YILDIRIM

Celal

Mümtaz AKINCI

Raportör Yrd.

:

İsmail

Emrah PERDECİOĞLU

Başvurucu

:

Ramazan

ODABAŞI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2172, 10 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Altan
  17. Kömürcü
  18. Yıldırım
  19. Odabaşı
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2172
Tarih
10 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Osman Erbil Başvurusu (B. No: 2013/2394)
  • Ali Suat Ertosun Başvurusu (B. No: 2013/1047)
  • Hikmet Kopar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/14061)
  • Suat Özen Başvurusu (B. No: 2012/1144)
  • Neşe Aslanbay Akbıyık Başvurusu (B. No: 2014/5836)
  • Turgay Coşkun Başvurusu (B. No: 2013/1286)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.