İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Rasim Numan Myymyun Başvurusu (B. No: 2018/5939)

1. Başvuru; tam yargı davasının makul sürede

Başvuru No2018/5939Tarih14 Ekim 2020Okuma14 dk · 2.763 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Rasim Numan Myymyun Başvurusu

Karar tarihi
14 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2018/5939
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.763 kelime·14 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; tam yargı davasının makul sürede

sonuçlandırılmaması, aleyhe yüksek miktarda vekâlet ücreti ile yargılama

giderlerine hükmedilmesi ve takdir edilen manevi tazminat miktarının düşük

olması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 23/2/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirilmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, İstanbul'un Zeytinburnu ilçesi Davutpaşa

Mahallesi'nde bulunan maytap atölyesinin yakınında yer alan işyerinde

çalışmaktayken söz konusu maytap atölyesinde 31/1/2008 tarihinde meydana gelen

patlama nedeniyle yaralanmıştır.

8. Olay üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda Adli Tıp Kurumu (ATK)

tarafından düzenlenen 20/2/2008 tarihli raporda başvurucu hakkında "kişide

tanımlanan sol krista iliakada parçalı kırık+sol kornea limbal inferiorda

skleraya ulaşmayan yaralanmaların kişinin hayatını tehlikeye sokan bir durum

olmadığı, kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile

giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, şahısta saptanan kırığın hayat

fonksiyonlarını orta derecede etkileyecek nitelikte olduğu" ifadelerine

yer verilmiştir.

9. Başvurucu tarafından zararının tazmini istemiyle

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Zeytinburnu Belediye Başkanlığı,

İçişleri Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı aleyhine 18/7/2008

tarihinde İstanbul 9. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) 1.000 TL maddi, 20.000 TL

manevi tazminat istemli tam yargı davası açılmıştır. Dava dilekçesinde

başvurucu; ilgili idarelerin mevzuattan kaynaklı denetim, kontrol ve teftiş

görevlerinin bulunmasına rağmen bu hususlara yönelik yükümlülükleri yerine

getirmediklerini, tarafına hiçbir kusur atfedilmemesine karşın olay sonrası

yapmak zorunda kaldığı tedavi giderleri ile oluşan iş gücü kaybı nedeniyle

maddi ve manevi zararlarının oluştuğunu belirtmiştir.

10. Mahkeme yukarıda anılan ATK raporuna da atıfta

bulunarak 31/3/2011 tarihinde maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat

isteminin 5.000 TL'lik kısmının kabulüne karar vermiştir. Kararın gerekçesinde;

denetim ve kontrol görevini gereği gibi yerine getirmediğinden İstanbul

Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Zeytinburnu Belediye Başkanlığının olayda

hizmet kusurlarının bulunduğu, illiyet bağı kurulamadığından İçişleri Bakanlığı

ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ise tazminattan sorumlu

bulunmadıkları belirtilmiştir. Bununla birlikte maddi zararları belgeleyici ve

ispatlayıcı herhangi bir belge sunulmadığından maddi tazminat isteminin

reddine, başvurucunun yaralanması nedeniyle duyduğu ağır elem ve ızdıraba

karşılık olarak da manevi tazminatın 5.000 TL'lik kısmının kabulüne

hükmedilmiştir.

11. Mahkeme kararı, Danıştay Sekizinci Dairesinin (Daire)

9/4/2012 tarihli ilamıyla olayda İçişleri Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal

Güvenlik Bakanlığının da kusurlu bulundukları ve olayda sorumluluğu bulunan

idarelerin kusurları dikkate alınarak zarardan müteselsilen sorumlu tutulmak

suretiyle hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.

12. Bozma kararına uyan Mahkeme 27/5/2013 tarihli

kararıyla, meydana gelen zararın olayda hizmet kusuru bulunan davalı idarelerin

tümü tarafından karşılanmasına, maddi tazminat talebinin reddine ve manevi

tazminat talebinin 5.000 TL'lik kısmının kabulüne karar verilmiştir.

13. Mahkeme kararı, Dairenin 29/5/2014 tarihli ilamıyla

tekrar bozulmuştur. Bozma gerekçesinde, davada üçüncü kişi konumunda bulunan ve

patlamanın meydana geldiği işyerinin sahibi olan şahıs ile iskân izni

bulunmayan söz konusu binaya elektrik hizmeti vermesi nedeniyle Boğaziçi

Elektrik Dağıtım A.Ş.nin de kusurlarının bulunduğu belirtilmiş ve bütün

sorumluların kusur oranlarının tespit edilebilmesi için yeni bir bilirkişi

değerlendirmesi yapılması gerektiği ifade edilmiştir.

14. Bozma kararına uyan Mahkemece 5/11/2015 tarihli karar

ile maddi tazminat talebinin reddine ve manevi tazminat talebinin 5.000 TL'lik

kısmının kabulüne karar verilmiş, 5.000 TL zararın idarelere başvuru tarihi

olan 31/3/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı

idareler tarafından müştereken ve müteselsilen davacıya ödenmesine

hükmedilmiştir. Ayrıca toplam 2.780,10 TL yargılama giderinin haklılık oranına

göre 1.985 TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan 795,10 TL'lik kısmının

davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat için karar

tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT)

mucibince takdir edilen 750 TL vekâlet ücretinin davalı idareler tarafından

davacıya ödenmesine, manevi tazminat için takdir edilen 750 TL vekâlet ücreti

ile maddi tazminat için hükmedilen 750 TL olmak üzere toplam 1.500 TL vekâlet

ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine karar verilmiştir.

15. Temyiz edilen karar Dairenin 29/3/2017 tarihli

kararıyla onanmış, karar düzeltme istemi de Dairenin 25/12/2017 tarihli

kararıyla reddedilmiştir.

16. Nihai karar başvurucuya 26/1/2018 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucu 23/2/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

18. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 31. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanunda hüküm bulunmayan

hususlarda; ... yargılama giderleri, ... hallerinde ... Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır."

19. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun "Yargılama giderlerinin kapsamı" kenar başlıklı

323. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Yargılama giderleri şunlardır:

a) Başvurma, karar ve ilam harçları.

b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve

posta giderleri.

...

ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun

gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.

...”

20. 6100 sayılı Kanun’un "Yargılama giderlerinden

sorumluluk" kenar başlıklı 326. maddesi şöyledir:

“(1) Kanunda yazılı hâller dışında,

yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar

verilir.

(2) Davada iki taraftan her biri kısmen

haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre

paylaştırır.

(3) Aleyhine hüküm verilenler birden

fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği

gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.”

21. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe

Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin

Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) “Davalardaki

temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” kenar

başlıklı 14. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil

adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk

birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından

yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi

halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili

mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet

ücreti takdir edilir.”

22. 31/12/2014 tarihli ve 29222 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan 2015 yılı AAÜT'nin 10. maddesi şöyledir:

"(1) Manevi tazminat davalarında

avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına

göre belirlenir.

(2) Davanın kısmen reddi durumunda,

karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret,

davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.

(3) Bu davaların tamamının reddi

durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre

hükmolunur.

(4) Manevi tazminat davasının, maddi

tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte

açılması durumunda; manevi tazminat açısından vekalet ücreti ayrı bir kalem

olarak hükmedilir."

23. 2015 yılı AAÜT'nin 13. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Tarifenin ikinci kısmının ikinci

bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile

değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için

Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla

(yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son

cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,)

Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.”

24. 2015 yılı AAÜT'nin ikinci kısmının ikinci bölümünün

ilgili kısmı şöyledir:

“İdare ve Vergi Mahkemelerinde takip

edilen davalar için

a) Duruşmasız ise 750,00

TL

b) Duruşmalı ise 1.250,00

TL"

25. 2015 yılı AAÜT'nin üçüncü kısmının ilgili bölümü

şöyledir:

“Yargı Yerleri ile İcra ve İflas

Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olan veya Para ile Değerlendirilebilen

Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret

1.

İlk 30.000,00 TL için %

12”

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

26. Mahkemenin 14/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye

Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

27. Başvurucu; tam yargı davasını açtıkları tarihte idari

yargıda ıslah müessesesi olmadığından tazminat miktarını yüksek talep ettiğini,

davanın kısmen reddedilmesi neticesinde aleyhine yüksek miktarda yargılama

giderine ve vekâlet ücretine hükmedildiğini, toplam 3.725 TL yargılama gideri

ve vekâlet ücreti ödemek zorunda bırakıldığını belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

28. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak 36. maddesi şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi

içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun söz konusu iddialarının mahkemeye erişim hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

30. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen

veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme

kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

31. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre

kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme

masraflarının ödenmesine hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim

hakkına müdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun

talepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir (Özkan

Şen, § 61).

32. Başvurucu, aleyhine yüksek miktarda yargılama

giderine ve vekâlet ücretine hükmedildiği iddiasında bulunmakta; mahkeme

kararından yargılama giderlerinin harçlardan ve posta giderlerinden oluştuğu

anlaşılmaktadır.

33. Harç; devletin yüklenmiş olduğu görevleri yerine

getirebilmek için anayasal sınırlar içinde egemenlik yetkisine dayanarak

değerlendirdiği, çeşitli kaynaklardan elde etmiş olduğu vergi ve resim gibi bir

çeşit kamu geliridir. Ayrıca harç, bireylerin özel menfaatlerine ilişkin olarak

kamu hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında bu hizmetlerin maliyetlerine

katılmaları amacıyla zor unsuruna dayanılarak alınan mali yükümlülüktür (AYM,

E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).

34. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak aleyhe

yargılama giderlerine hükmedilmesi ya da taraflara avukatlık ücreti ödeme

yükümlülüğü öngörülmesi mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama

oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesi için kamu yararı ile

birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olması gerekir.

35. Başvuru konusu olayda dava açıldıktan sonra yürürlüğe

giren 659 sayılı KHK ile idarenin taraf olduğu davaların idarenin bünyesinde

görev yapan kadrolu hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından takibi öngörülmüş

olup davanın reddi hâlinde idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi

düzenleme altına alınmıştır. Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının

azaltılması ve böylece mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmeksizin

uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi amacıyla başvuruculara belli

yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu

otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı

imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği söylenemez (Serkan Acar, B. No: 2013/1613,

2/10/2013, §§ 38, 39). Dolayısıyla davayı kaybetmesi hâlinde başvurucuya

yüklenecek olan yargılama giderleri ve avukatlık ücreti bu çerçevede

değerlendirilmelidir.

36. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyan başvurucuların reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan

avukatlık ücretini veya yargılama giderlerini karşı tarafa ödemeye mahkûm

edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli dava koşulları çerçevesinde mahkemeye

başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarını anlamsız kılma riski

taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel koşulları çerçevesinde masrafların

makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim hakkının asgari sınırını teşkil

etmektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özkan Şen, § 54).

37. Başvurucu; İdare Mahkemesinde açtığı tam yargı

davasında olay nedeniyle 1.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminat ödenmesini

talep etmiştir (bkz. § 9).

38. Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi

incelemesi ve benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi

çerçevesinde belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği

gereği, hak kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak

bilinmesi veya öngörülmesi mümkün değildir (Özkan Şen, § 56; İbrahim

Can Kişi, B. No: 2012/1052, 23/7/2014, § 38).

39. Başvuruya dayanak teşkil eden uyuşmazlıkta Mahkeme

tarafından maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin 5.000 TL'lik

kısmının kabulüne, kalan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş;

5.000 TL manevi tazminatın idarelere başvuru tarihi olan 31/3/2008 tarihinden

itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmiştir.

40. İdare Mahkemesi ayrıca başvurucunun reddedilen

fazlaya ilişkin tazminat talepleri üzerinden davalı idareler lehine toplam

1.500 TL -750 TL maddi, 750 TL manevi tazminata yönelik- vekâlet ücreti

ödemesine, diğer yandan başvurucu vekili lehine ise 750 TL vekâlet ücreti

ödemesine karar vermiştir.

41. Vekâlet ücreti ve yargılama gideri ödenmesini öngören

düzenlemenin tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği söylenemez. Bu

düzenleme sonucu gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup olmadığının da incelenmesi

gerekir.

42. Somut olayda başvurucu tarafından 1.000 TL maddi

tazminat isteminde bulunulmuş ve bu talep Mahkemece reddedilerek reddedilen bu

kısma yönelik olarak başvurucu aleyhine 750 TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir.

Bununla birlikte mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde belirlenebilen bir olgu

olan manevi tazminat isteminin ise 5.000 TL'lik kısmının kabulüne, 15.000

TL'lik kısmının reddine karar verilmiş; AAÜT'nin 10. maddesi uyarınca davacı

vekili lehine belirlenen vekâlet ücretini geçmeyecek şekilde davalı idareler

lehine de davacı vekili lehine de 750 TL vekâlet ücreti ödenmesine karar

verilmiştir.

43. Hukuk yargılamalarında uygulanan ve Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi kararlarında da geçen "kaybeden öder"

ilkesi, tarafların yargılamadaki başarı oranına göre kazanılan veya kaybedilen

değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarının hükmedilmesine

ilişkin düzenlemeleri ifade eder (Hüseyin Sezen, B. No: 2013/1793,

18/9/2014, § 50).

44. Başvuruya konu olayda maddi tazminat talebinin çok

düşük seviyede istenildiği ve vekâlet ücretinin bu miktara göre maktu

ücret olarak belirlendiği, reddedilen manevi tazminat istemi nedeniyle davalı

idareler lehine belirlenen vekâlet ücretinin başvurucu vekili lehine belirlenen

vekâlet ücreti ile aynı olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan harç ve posta

giderlerinden oluşan 2.780 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre

belirlenen 1.985 TL'lik kısmının başvurucu üzerinde bırakıldığı görülmekle

birlikte söz konusu miktarın başvurucu üzerinde aşırı bir külfet yüklemediği

gözetildiğinde başvurucu aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti miktarının ve

yargılama giderlerinin ölçülü olmadığından bahsedilemeyecektir.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

46. Başvurucu, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını

ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

47. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığına

başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı

sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden

inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır.

48. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı vetazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına

sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel,

§§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta

ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§

35, 36).

49. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Diğer İhlal

İddiaları

1. Başvurucunun

İddiaları

51. Başvurucu; lehine hükmedilen manevi tazminat

miktarının düşük olduğunu, kararda bariz takdir hatası ve keyfîliğin

bulunduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmektedir.

2. Değerlendirme

52. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Somut olaydaki

müdahale başvurucunun maddi ve manevi varlığına yönelik olmasına karşın,

başvurucunun şikayetleri Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında yer aldığından ve

başvurucu tarafından Anayasa’nın 17. maddesi yönünden herhangi bir şikayette

bulunulmadığından Anayasa’nın 17. maddesi yönünden inceleme yapılmamıştır. Şikâyetin

özü mahkeme tarafından hukuka aykırı karar verildiği iddiasına yönelik

olduğundan şikâyetin yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiası

kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

53. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve

sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

54. İdarenin hizmet kusurundan doğan zararları giderim

yükümü, manevi zararları da kapsamaktadır. Ancak ihlalin manevi zarar doğurup

doğurmadığının tespiti ve doğurmuşsa manevi zararın miktarının tayini kural

olarak derece mahkemelerinin takdirindedir. Somut olayda Mahkemece manevi

zararın varlığı kabul edilmiş ve davalı idareler aleyhine 5.000 TL manevi

tazminata hükmetmiştir. Mahkeme kararında bariz bir takdir hatası veya açık bir

keyfîlik tespit edilmediğinden Anayasa Mahkemesinin manevi tazminat miktarının

belirlenmesi konusunda Mahkemenin takdir yetkisine müdahalesi söz konusu

olamaz.

55. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar,

mahkemelerce delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına

ilişkin olup mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan bir hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının

kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 14/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Selahaddin MENTEŞ Raportör : Selçuk KILIÇ Başvurucu : Rasim Numan MYYMYUN Vekili : Av. Hikmet KORKMAZ AYDIN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/5939, 14 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. Tl
  12. Tl"
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Mahkemeye
  16. B. Makul Sürede
  17. C. Diğer İhlal
  18. A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  19. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/5939
Tarih
14 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • H.g. Başvurusu (B. No: 2018/8582)
  • Raşit Dörtyol Başvurusu (B. No: 2017/33829)
  • Hamiyet Sürücü Başvurusu (B. No: 2017/32292)
  • A.b. Başvurusu (B. No: 2018/2626)
  • Fatih Aktaş Başvurusu (B. No: 2017/38605)
  • Ahmet Gülbeyaz Başvurusu (B. No: 2018/7688)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.