İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Rıdvan Uzuntok Başvurusu (B. No: 2014/17300)

1. Başvuru; askerlik görevi sırasında askerliğe elverişsiz

Başvuru No2014/17300Tarih21 Kasım 2017Okuma22 dk · 4.321 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Rıdvan Uzuntok Başvurusu

Karar tarihi
21 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/17300
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.321 kelime·22 dk okuma·24 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; askerlik görevi sırasında askerliğe elverişsiz

raporu verilerek terhis edilme ile sonuçlanan olaylardan dolayı açılan

davalarda mahkemelerce hatalı değerlendirme yapılması, gerekçesiz karar

verilmesi, aleyhe yüksek vekâlet ücretine ve diğer yargılama giderlerine

hükmedilmesi, olaylara ilişkin etkin ve yeterli soruşturma yapılmaması

nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/11/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmiştir. Bakanlık görüşü

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, topçu er olarak Ağrı 12. Mekanize Piyade Tugay

Komutanlığı Topçu Tabur Komutanlığı emrinde askerlik görevini ifa etmekte iken

ayaklarında oluşan rahatsızlık nedeniyle 3/5/2011 tarihinde Erzurum Mareşal

Çakmak Hastanesine sevk edilmiş; burada başlayan tedavi sürecinin sonunda

Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Hastanesinin 26/8/2011 tarihli raporu ile

hakkında askerliğe elverişsiz olduğuna karar verilmesi üzerine terhis

edilmiştir.

9. Başvurucu terhis edilmesinin ardından 15/11/2012 tarihli

dilekçesi ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) askerliğe elverişsiz hâle

gelmesinde idarenin sorumluluğunun bulunduğu iddiasıyla tazminat davası

açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde topçu er olarak Ağrı 12. Mekanize Piyade

Tugay Komutanlığı Topçu Tabur Komutanlığında askerlik görevini ifa ederken

ayaklarındaki rahatsızlık nedeniyle sevk edildiği Erzurum Mareşal Çakmak

Hastanesinde ilaç ve lazer tedavileri uygulanması yerine 4/5/2011 tarihinde

doğrudan ameliyata alındığını; hatalı ameliyat sonrası 6/5/2011 tarihinde

yaraları tam iyileşmeden bir ay hava değişimi izniyle taburcu edilip Erzurum

Asker Kabul ve Toplama Merkezinde olumsuz koşullarda tutularak memleketi

Gaziantep'e gönderildiğini belirtmiştir. Başvurucu; burada yumuşak doku ve buna

bağlı oluşan akciğer enfeksiyonları nedeniyle hayati tehlike arz edecek durumda

12/5/2011 tarihinde Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesinde yoğun bakıma

kaldırıldığını, ardından Gaziantep Üniversitesi Hastanesine sevk edildiğini

ifade etmiştir. Başvurucu; Üniversite Hastanesinin 6/6/2011 tarihli raporu ile

bir ay istirahat aldığını, raporun İskenderun Askeri Hastanesince

onaylandığını, bir aylık istirahatin ardından sevk edildiği Erzurum Mareşal

Çakmak Hastanesinin 13/7/2011 tarihli raporu ile bir ay hava değişimi izni

aldıktan sonra nihayetinde GATA Hastanesinde tedavi görerek bu Hastanenin

26/8/2011 tarihli raporu ile askerliğe elverişsiz olduğuna karar verilmesi

üzerine terhis edildiğini ifade etmiştir.

10. Başvurucu bu bağlamda askerliğe elverişsiz hâle gelmesi ile

neticelenen olaylarda hatalı tedavi ve ameliyat ile erken taburcu edilmesinden

ve bu hâliyle Asker Toplama Merkezinde tutulması sonucu sakatlığa maruz

kalmasından davalı Millî Savunma Bakanlığının sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.

Başvurucuya göre askerî hastanelerde tedaviler çok uzun sürmüştür. Ayrıca

yaşanan olaylar ile ilgili adli soruşturma da devam etmektedir. Başvurucu bu

çerçevede 80.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini istemiş

ve yeterli ödeme gücünden yoksun olduğu için adli yardım talebinde bulunmuştur.

11. Açılan dava AYİM İkinci Dairesinde görülmeye başlanmış,

başvurucunun sunduğu ekonomik durumuna ilişkin belgelerin değerlendirilmesi

sonucu 19/12/2012 tarihli ara karar ile adli yardım talebinin kabulüne karar

verilerek yargılamaya devam edilmiştir.

12. Yargılama sürecinde başvurucunun terhis edilmesine sebep

gösterilen hastalığı ile ilgili ayrıntılı bilirkişi raporu düzenlenmesi

istenmiştir. Mahkeme; hazırlanacak bilirkişi raporunda söz konusu hastalığın

askerlik öncesinde yapılan muayenelerde tespit edilip edilemeyeceğinin, ortaya

çıkış sebeplerinin, bu sebeplerde askerlik hizmetinin etkisinin olup

olamayacağının ve tedavi sürecinde herhangi bir ihmal veya hata yapılıp

yapılmadığının tespit edilmesini istemiştir.

13. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Ana

Bilim Dalında görevli öğretim üyelerince düzenlenen rapor Mahkemeye sunulmuş,

tarafların rapora karşı itiraz ve beyanları alınmıştır. Mahkeme; tarafların

beyanlarını alarak yaptığı değerlendirme sonucunda söz konusu bilirkişi

raporunun yeterince açık ve net olduğunu, ilmî veriler ile yerleşmiş

içtihatlara uygun bulunduğunu belirtmiş ve bu beyanlara itibar etmeyeceğini

açıklamıştır.

14. Bu kapsamda AYİM İkinci Dairesi 19/2/2014 tarihli kararı ile

davanın reddine, daha önce kabul edilen adli yardım kararının kaldırılmasına

karar vermiştir. Mahkeme gerekçeli kararında öncelikle dava konusu süreci

özetlemiş; devamında bilirkişi raporuna göre idari mercilerin ve sağlık hizmeti

veren birimlerin teşhis, uygulanan cerrahi ve tıbbi tedavi ve bakım

hizmetlerinde herhangi bir yanlışlık, gecikme veya eksiklik tespit edilmediğini

vurgulamıştır. Ayrıca Mahkeme, davanın reddi gerekçesinde başvurucu tarafından

dava dosyasına sunulan epikriz raporuna da dayanmıştır. Bu raporda başvurucunun

askerlik hizmetine başlamadan önce söz konusu hastalığı ile ilgili şikâyetinin

olduğunun kayıt altına alındığı görülmektedir.

15. AYİM İkinci Dairesi davanın reddi kararında ayrıca yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına hükmetmiştir. Buna göre karar

tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin

10. ve 12. maddeleri uyarınca hesaplanan maddi tazminat yönünden 8.450 TL,

manevi tazminat yönünden maktu 1.500 TL olmak üzere toplam 9.950 TL avukatlık

ücretinin başvurucudan tahsiline karar verilmiştir.

16. Başvurucu; davanın reddi üzerine aynı Daireden karar

düzeltme talebinde bulunarak esasa ilişkin itirazlarını ortaya koymakla birlikte

sunduğu ek dilekçe ile yeterli ödeme gücü olmadığını ve bu kapsamda yargılama

giderlerinden 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun

339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca muaf tutulmasını talep etmiştir.

17. AYİM İkinci Dairesi 24/9/2014 tarihli kararı ile karar

düzeltme istemini reddetmiş ve 226 TL para cezasının başvurucudan tahsiline

karar vermiştir.

18. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin ilam başvurucuya

27/10/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 4/11/2014 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:

''İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan

zararı ödemekle yükümlüdür.''

20. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu'nun 52. maddesi şöyledir:

"Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta

oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri

gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve

her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden

isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine

getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya

mahsus olmak üzere uzatılabilir.''

21. 1602 sayılı mülga Kanun'un 56. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

''Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde;

İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun

...bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım ...

ilişkin hükümleri uygulanır.''

22. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Danıştay

ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit

incelemeleri kendiliklerinden yaparlar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum

gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini

taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların,

ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir.''

23. 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"1.

Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve

yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare,

gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre

hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.

2. Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda

hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve

yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde

bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci

fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada

belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde

infaz ve icra olunur. "

24. 6100 sayılı Kanun'un "Adli

yardım talebinin kaldırılması" kenar başlıklı 338. maddesi

şöyledir:

"(1) Adli yardımdan yararlanan kişinin mali durumu

hakkında kasten veya ağır kusuru sonucu yanlış bilgi verdiği ortaya çıkar veya

sonradan mali durumunun yeteri derecede iyileştiği anlaşılırsa adli yardım

kararı kaldırılır."

25. 6100 sayılı Kanun'un "Adli

yardımla ertelenen yargılama giderlerinin tahsili" kenar

başlıklı 339. maddesi şöyledir:

"(1) Adli yardım kararından dolayı

ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip

sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin

haksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl

içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir.

(2) Adli yardım kararından dolayı Devletçe

ödenen veya muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adli yardımdan

yararlananın mağduriyetine neden olacağı mahkemece açıkça anlaşılırsa, mahkeme,

hükümde tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmasına karar verebilir."

26. 25/10/1963 tarihli ve 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu

ve Yargılama Usulü Kanunu'nun 111. maddesi şöyledir:

"Askerî savcı tarafından verilip süresi

içinde itiraz edilmeyen veya itiraz edilip de süresi içinde itiraz

edilmediğinden veya sebep gösterilmediğinden hakkındaki itiraz reddolunmuş bulunan kovuşturmaya yer olmadığı kararı

üzerine, Millî Savunma Bakanı soruşturmaya devam edilmesi veya kamu davası

açılması hususlarında askerî savcıya emir verebilir.

Kamu davasının açılması hususunda verilecek

emir üzerine askeri savcı, soruşturma yapmaksızın iddianame ile kamu davasını

açar."

27. 2/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri

ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun

Hükmünde Kararname 'nin 14. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Tahkim usulüne tabi

olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili

sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri,

hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu

davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve

takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar

üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 21/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

29. Başvurucu; Türk Silahlı Kuvvetlerinde er olarak askerlik

hizmetini ifa ederken yaşadığı rahatsızlık üzerine yanlış tedavi uygulanması ve

hatalı ameliyat yapılması, iyileşmeden taburcu edilmesi, taburcu edildikten

sonra şartları uygun olmayan Asker Toplama Merkezinde bekletilmesi nedenleriyle

sakat kalarak askerliğe elverişsiz hâle geldiğini belirtmiş ve idarenin

sorumluluğuna dayanarak açtığı tazminat davasında hükme esas alınan bilirkişi

raporunun eksik incelemeye dayandığını ileri sürmüştür. Başvurucuya göre yeni

bir bilirkişi raporu alınması talebinin ve rapora ilişkin diğer itirazlarının

dikkate alınmaması nedeniyle adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir.

30. Kural olarak Anayasa Mahkemesinin görevi herhangi bir davada

bilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermek

değildir. Bilirkişi raporu ve benzeri delillerin kabul edilebilirliği ve

değerlendirilmesi hususları derece mahkemelerinin yetkisi dâhilindedir (Sencer

Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 68). Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında

kişilerin davalarının hakkaniyete uygun olarak görülmesini isteme hakları

güvence altına alınmıştır. Hakkaniyete uygun bir yargılama için yargılama

makamları, taraflarca ileri sürülen iddiaları ve gösterilen delilleri gereği

gibi incelemek zorundadır (Mehmet Çelikkıran, B. No:

2013/9648, 20/1/2016, § 28).

31. Bu çerçevede mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma ve

inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığını denetlemek

Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Anayasa Mahkemesinin görevi, başvuru

konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığını değerlendirmektir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt

Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:

2013/1213, 4/12/2013, § 27).

32. Başvurucu açtığı davada, askerlik hizmeti sırasında

ayaklarında meydana gelen rahatsızlığın hatalı tedavi, yanlış ameliyat

sonrasında iyileşmeden taburcu edilme ve uygunsuz koşullarda bekletilme

nedenleriyle sakatlığa dönüştüğünü ileri sürmüş; AYİM ise dava dilekçesine

eklenen epikriz raporunda başvurucunun rahatsızlığına ilişkin şikâyetinin

askerlik öncesinde de mevcut olduğunun belirtildiğine dikkat çekmiş;

dolayısıyla rahatsızlığın askerlik hizmetinden kaynaklanmadığına kanaat

getirmiş; ayrıca hazırlattığı bilirkişi raporundarahatsızlığa

yönelik teşhis, uygulanan cerrahi ve tıbbi tedavi ile bakım hizmetlerinde

herhangi bir yanlışlık, gecikme veya eksiklik tespit edilmediği yönündeki

belirlemeleri dikkate almış ve bu doğrultuda zararlı sonucun idareye

yüklenebilmesine imkân sağlayan nedensellik bağının olmadığı gerekçesiyle

davanın reddine hükmetmiştir. Ayrıca bilirkişi raporuna karşı başvurucunun

itirazlarını alarak yaptığı değerlendirmede de raporun olayın aydınlatılması

için yeterli olduğuna kanaat getirdiğini açıklamıştır (bkz. §§ 13, 14).

33. Dolayısıyla söz konusu şikâyete ilişkin inceleme sonucu

yargılamaya bir bütün olarak bakıldığında AYİM tarafından yapılan

değerlendirmenin başvurucunun hakkaniyete uygun yargılanma hakkına yönelik bir

ihlal oluşturmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

34. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

35. Başvurucu, AYİM İkinci Dairesinin 24/9/2014 tarihli karar

düzeltme isteminin reddine ilişkin kararının gerekçesiz olduğunu belirterek

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

36. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede Türkiye'nin taraf

olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin (AİHM) birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın

36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı

güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

37. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, §

76).

38. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan mercinin

yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması, bunu aynı gerekçeyi kullanarak

veya atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından

yeterlidir (Yasemin Ekşi, B. No:

2013/5486, 4/12/2013, § 57).

39. Somut olayda kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda

değerlendirme konusu hüküm ve gerekçesinin (bkz. § 14) uygun bulunduğu dikkate

alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu

anlaşılmaktadır.

40. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Yargılama Giderleri ve Karar Düzeltme Para

Cezası Nedeniyle Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

41. Başvurucu, yargılama devam ederken yeterli ödeme gücünden

yoksun olması nedeniyle adli yardım talebinin kabul edildiğini ancak davanın

reddedilmesinin ardından aleyhine yargılama giderlerine hükmedildiğini

belirtmiştir. Başvurucu; ekonomik durumunun yargılama giderlerini karşılamaya

yeterli olmadığını, 6100 sayılı Kanun'un 339. maddesi uyarınca aleyhine

yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini ve derece mahkemesince de bu

konuda bir değerlendirme yapılmadan karar verildiğini belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

42. Yukarıda yer verildiği üzere (bkz. § 31) kişinin mahkemeye

başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka

ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye

erişim hakkını ihlal edebilir.

43. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma

hakkının unsurlarından olan mahkemeye erişim hakkının tam olarak gerçekleşebilmesi için gerekli yargılama

giderlerini hiç veya ekonomik açıdan sıkıntıya düşmeksizin ödeyemeyecek durumda

bulunan kişilere "sosyal devlet" ilkesi uyarınca mali kolaylık

sağlanması gerekir. Bu gereklilik ise "adli yardım" kurumu ile mümkün hâle gelir.

44. Adli yardım, yargılamanın başında haklı olduğu izlenimi

uyandıran kişinin ekonomik sebeplerle bir davanın külfetlerinden geçici olarak

muaf tutulması anlamına gelmektedir. Ancak adli yardımın bu geçici niteliği,

yargılamanın sonunda adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması durumunda

başta muafiyet sağlanan yargılama giderleri ile sorumlu tutulmasını

gerektirmektedir.

45. Bununla birlikte kanun koyucunun 6100 sayılı Kanun'un 339.

maddesi ile yargılamayı yürüten mahkemelere, adli yardımdan yararlanmış olan

kişinin yargılama giderlerine mahkûm edilmesi hâlinde bu giderleri en çok bir

yıl içinde aylık eşit taksitlerle ödemesi yönünde ya da bunların ödenmesinin

kişinin mağduriyetine sebep olacağı "açıkça anlaşılırsa" bu kişiye

ödemeden kısmi veya külli muafiyet tanınabileceği yönünde hüküm

kurulabilmesi imkanını tanıdığı (bkz. §25) anlaşılmaktadır. Anılan madde

gerekçesine göre ise bu olanakların uygulanması noktasında takdirin de derece

mahkemelerine bırakıldığı görülmektedir.

46. Somut olayda AYİM İkinci Dairesi, başvurucunun ekonomik

durumuna ilişkin olarak sunduğu bilgi ve belgeleri değerlendirip adli yardım

talebinin kabulüne karar vererek yargılama işlemlerini sürdürmüştür.

Dolayısıyla başvurucu, davasının görülmesi bakımından herhangi bir imkândan

mahrum kalmamıştır. Mahkeme, davanın reddi sonucunda ise adli yardım kararının

kaldırılmasına hükmetmiş; yargılama giderleri yönünden geçici muafiyet tanıdığı

başvurucuyu davanın sonunda bu giderlerden sorumlu tutmuştur. Bununla birlikte

mahkeme 6100 sayılı Kanun'un 339. maddesi ile sağlanan olanaklardan

başvurucunun yararlandırılması yönünde değerlendirmede bulunmamış, ayrıca başvurucu

söz konusu Kanun maddesinin uygulanması istemini karar düzeltme aşamasında da

ortaya koymuş ancak bu aşamada da istem yönünde değerlendirme yapılmamıştır.

47. Olayda başvurucunun adli yardım talebinin yargılamanın

başında kabul edildiği ve yargılama masraflarına ilişkin geçici muafiyet ile

davasını gördürme imkânına kavuştuğu anlaşılmaktadır. Belirtildiği gibi ilgili

kanuni düzenleme kapsamında, yargılama giderlerinden muaf tutulma talebinin

değerlendirilmesi de öncelikle derece mahkemelerinin takdirindedir (bkz. § 45).

Bu kapsamda derece mahkemelerinin yargılama giderlerine yönelik değerlendirmesi

nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir ihlal olmadığının

açık olduğu kanaatine varılmaktadır.

48. Öte yandan başvurucu, karar düzeltme talebinin reddi üzerine

aleyhine 226 TL para cezasına hükmedildiğini belirterek bu durumun hak arama

özgürlüğüne ve adil yargılanma hakkına ihlal oluşturduğunu ileri sürmüştür.

49. Anayasa Mahkemesi; daha önce başvurucunun şikâyeti ile aynı

nitelikte şikâyetler içeren başvuru dosyalarında karar düzeltme para cezası

miktarının gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak açısından orantılı

olduğunu ve başvurucular üzerinde ağır bir yük oluşturmadığını, dolayısıyla söz

konusu yaptırımın mahkemeye erişim hakkına bir engel teşkil etmediğini

belirterek bu iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğuna ilişkin kararlar

vermiştir (Mustafa Kemal Sungur,

B. No: 2013/2507, 6/3/2014, §§ 36-42; Serkan

Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38, 39).

50. Somut olayda da Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen

kararlarında ortaya koyduğu ilkelerden ayrılmayı gerektirecek bir yan

bulunmadığı anlaşıldığından ihlal iddiasına konu edilen karar düzeltme para

cezası miktarının gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak açısından

orantılı olduğu ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmayacağı görülmüştür.

Bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu

anlaşılmaktadır.

51. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Aleyhe Hükmedilen Vekâlet Ücretinin İcra

Yolu ile Takibi Nedeniyle Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

52. Başvurucu

ayrıca yukarıda süreci özetlenen davadan başka (bkz. §§ 9-17), sakat kalmasına

neden olan olaylar nedeniyle kendisine vazife maluliyeti aylığı bağlanması

istemini reddeden Sosyal Güvenlik Kurumu işleminin iptali için AYİM Üçüncü

Dairesinde bir dava daha açtığını belirtmiştir. Başvurucuya göre bu davanın

reddedilmesi sonucu aleyhine 1.200 TL maktu vekâlet ücretine hükmedilmiş;

davalı idare bu tutarı tahsil etmek için doğrudan icra yoluna müracaat etmiş ve

bu nedenle başvurucu ilave masraflara katlanmak zorunda kalmıştır. Başvurucu,

2577 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca idarelerin mahkeme kararı ile

herhangi bir ödeme yapmaları gerektiği durumlarda idareler aleyhine doğrudan

icra yoluna gidilemediğini, bu durumun ise eşitlik ilkesine aykırı olduğunu

ileri sürmüştür.

53. Başvurucu,

başvuru formunda bu şikâyetinin kaynaklandığı dava ve icra sürecine ilişkin

olayları sırasına göre anlatan herhangi bir bilgiye yer vermemiş; yalnızca

şikâyetini ortaya koymuş ve ilgili mahkeme kararları ile 3/6/2014 tarihli icra

emrini bireysel başvuru dosyasına ek olarak sunmuştur.

54. Bireysel başvuru yolunun ikincil olma niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu

şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili yargısal mercilere usulüne uygun

olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu

makamlara sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli

özeni göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra

İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

55. Bu kapsamda başvurucunun icra emrine karşı hukuk sisteminde

mevcut yargısal yolları tükettiğine dair Anayasa Mahkemesine herhangi bir

açıklamada bulunmadığı anlaşılmaktadır. Oysa başvurucunun bireysel başvuruya

konu ettiği bu şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve adli

mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve

kanıtları zamanında bu makamlara sunması gerekmektedir.

56. Açıklanan nedenle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. Etkili ve Yeterli Soruşturma Yapılmadığına

İlişkin İddia

57. Başvurucu, Anayasa Mahkemesine sunduğu 15/1/2015 tarihli ek

beyan dilekçesi ile sakat kalmasına neden olaylardan dolayı 5/1/2012 tarihinde

askerî savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu belirtmiştir. Başvurucu; askerî

savcılığın 12/11/2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiğini, bu

karara itiraz ettiğini ve askerî mahkemenin 10/12/2012 tarihinde savcılığın

kararını kaldırdığını ifade etmiştir. Başvurucuya göre bu karar kendisine

tebliğ edilmeden askerî savcılık 27/2/2013 tarihinde tekrar kovuşturmaya yer

olmadığına karar vermiş, itiraz sonucunda ise askerî mahkeme 15/4/2013

tarihinde itirazı reddetmiştir. Başvurucu bu defa 10/5/2013 tarihli dilekçesi

ile353 sayılı Kanun'un 111. maddesi (bkz. § 26) uyarınca talepte bulunduğunu,

bu talebin de reddedildiğini Millî Savunma Bakanlığının 18/12/2014 tarihli

yazısı ile öğrendiğini belirtmiş ve bu kapsamda sakatlanmasına neden olan

olaylar ile ilgili etkili soruşturma yapılmadığını ileri sürmüştür.

58. Başvurucu ek beyan dilekçesi ekinde ilgili savcılık ve

mahkeme kararları ile Millî Savunma Bakanlığının 18/12/2014 tarihli yazısının

onaylı örneklerine yer vermiştir.

59. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 64.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında bireysel başvurunun başvuru yollarının

tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerektiği düzenlenmiştir.

60. Somut olayda başvuru yolları, KKK 9. Motorlu Piyade Tugay

Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 15/4/2013 tarihinde askerî savcılık tarafından

yapılan soruşturma sonunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara

yapılan itirazı kesin olarak reddetmesi ile tüketilmiştir. Dosya kapsamından bu

kararın başvurucuya tebliğ tarihi anlaşılmamakla birlikte başvurucunun en geç

Millî Savunma Bakanlığı aracılığıyla 353 sayılı Kanun'un 111. maddesi uyarınca

Millî Savunma Bakanınca soruşturmaya devam edilmesi için askerî savcıya emir

verilmesi talebinde bulunduğu 10/5/2013 tarihinde nihai kararı öğrendiğinin

kabul edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla başvuru yolunun tüketildiği tarihin

nihai kararı öğrenme tarihi olan 10/5/2013, ek beyan tarihinin de 15/1/2015

olduğu gözetildiğinde bireysel başvuru için öngörülen otuz günlük sürenin

geçtiği anlaşılmaktadır.

61. Açıklanan nedenlerle başvuru yollarının tüketildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılmayan bireysel başvurunun bu kısmının, diğer

kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

F. Aleyhe Hükmedilen Vekâlet Ücreti Nedeniyle

Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

62. Başvurucu; açtığı davanın reddi sonucunda, tazminat

miktarına göre toplam 9.950 TL vekâlet ücretine hükmedildiğini oysa davayı

açtığı 15/11/2012 tarihinde askerî idari yargıda henüz ıslah müessesesi

bulunmadığından olası hak kayıplarının önüne geçmek için tazminat miktarının

yaklaşık bir değer üzerinden belirlendiğini, bu meblağın mahkemeye erişim

hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

1- Kabul Edilebilirlik

Yönünden

63. Başvurucunun aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin

mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği yönündeki şikâyeti açıkça dayanaktan

yoksun olmayıp başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun

bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

64. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız

hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren

sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

65. İdari ve askerî idari yargıda görülen davalarda talep edilen

tazminat miktarlarının reddedilen kısmı üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin mahkemeye

erişim hakkını ihlal edebileceği Anayasa Mahkemesinin benzer olaylara ilişkin

birçok kararında ortaya konmuştur (İbrahim

Can Kişi, B. No: 2012/1052, 23/7/2014; Mehmet Tekin, B. No: 2013/7611, 20/5/2015; Nevriye Sağır ve Salim Sağır, B. No:

2014/6129, 20/5/2015).

66. Bu kararlarda idari ve askerî idari yargıda 15/11/2012

tarihinden önce ıslah imkânının bulunmadığı gözetilerek tarafların ileride hak

kaybına uğramamak için dava talep miktarlarını yüksek tutmalarından kaynaklı olarak

reddedilen kısım üzerinden aleyhlerine yüksek tutarlarda vekâlet ücretine

hükmedilmesinin ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır (İbrahim Can Kişi, § 44; Mehmet Tekin, § 62; Nevriye Sağır ve Salim Sağır, § 29).

67. Somut olayda başvurucunun dava açtığı sırada ıslah imkânının

olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak için talebini yüksek tuttuğu, talep

edilen ancak yargılama sonucunda reddedilen maddi ve manevi tazminat tutarı

üzerinden 9.950 TL avukatlık ücretini davalı idareye ödemek zorunda kaldığı görülmüştür.

Dolayısıyla somut olayda da Anayasa Mahkemesinin benzer durumlarda verdiği

yukarıda belirtilen (bkz. §§ 65, 66) kararlarda belirlediği ilkelerden

ayrılmayı gerektirecek bir durumun olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda

başvurucu aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin ölçülü olmadığı ve mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

68. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

G. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

69. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

“Esas

inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine

karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…”

70. Başvurucu; ihlallerin tespitini, maddi ve manevi tazminata

hükmedilmesini, karar düzeltme aşamasında para cezasına hükmedilmesini öngören

düzenlemelerin iptaline karar verilmesini istemiştir.

71. Başvurucu ayrıca 3/3/2016 tarihinde sunduğu dilekçe ile

Anayasa Mahkemesince bireysel başvuru incelemelerinde ihlal kararı verilmesi

hâlinde tazminata ve yargılama giderlerine hükmedilirken bu ödemelerin dört ay

içinde yapılmaması hâlinde yasal faiz işletilmesine karar verildiğini oysa

mevcut yasalar uyarınca işletilecek faizin olay tarihinden veya idareye ödeme

için yapılan başvuru tarihinden ya da karar tarihinden itibaren işletilmesi

gerektiğini, yaptığı başvuru bakımından ihlal kararı verilmesi hâlinde bu

hususun değerlendirilmesini talep etmiştir.

72. Başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

73. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığından

salt ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

74. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

75. Bireysel başvuru yolu, Anayasa'da belirtilen hakları ihlal

edilenlere tanınan özel bir hak arama yolu olup yöntem ve sonuçları itibarıyla

diğer hak arama yollarından farklı istisnai bir yoldur. Nitekim 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesi ile kanun koyucunun ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlal

ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için Anayasa Mahkemesine takdir hakkı

tanıdığı görülmektedir. Buna göre ihlal sonucunun ortadan kaldırılmasında

izlenecek yöntemi belirleme yetkisi Anayasa Mahkemesine aittir. Anayasa

Mahkemesi de özellikle tazminata veya yargılama giderlerine yönelik hüküm

oluştururken AİHM uygulaması ile benzer bir yaklaşımı izlemektedir (benzer AİHM

kararları için örnek olarak bkz. Nina Kutsenko/Ukrayna, B. No: 25114/11, 18/7/2017; Sklyar/Rusya, B. No: 45498/11, 18/7/2017; Dökmeci/Türkiye, B. No: 74155/14,

6/12/2016). Sonuç olarak başvurucunun yargılama masraflarına ve hükmedilecek

tazminata işletilecek faizin başlangıç tarihine ilişkin talebinin yerinde

olmadığı değerlendirilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Yargılama giderleri ve karar düzeltme para cezası nedeniyle

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Aleyhe hükmedilen vekâlet ücretinin icra yolu ile takibi

nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Etkili ve yeterli soruşturma yapılmadığına ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

6. Aleyhe hükmedilen vekâlet ücreti nedeniyle mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

21/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah

PERDECİOĞLU

Başvurucu

:

Rıdvan

UZUNTOK

Vekili

:

Av. Recep

SELÇUK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/17300, 21 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal
  9. B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine
  10. C. Yargılama Giderleri ve Karar Düzeltme Para
  11. B. No: 2013/2507, 6/3/2014, §§ 36-42; Serkan
  12. D. Aleyhe Hükmedilen Vekâlet Ücretinin İcra
  13. E. Etkili ve Yeterli Soruşturma Yapılmadığına
  14. F. Aleyhe Hükmedilen Vekâlet Ücreti Nedeniyle
  15. G. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  16. A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  17. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  18. E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  19. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  20. Yıldırım
  21. Özgüldür
  22. Topal
  23. M. Emin KUZ
  24. Perdecioğlu
  25. Uzuntok
  26. Selçuk
  27. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/17300
Tarih
21 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Akın Aldırmaz Başvurusu (B. No: 2014/4540)
  • M. A. Başvurusu (B. No: 2014/17556)
  • Mustafa Mırza Başvurusu (B. No: 2014/20459)
  • Salih Gökalp Sezer Başvurusu (B. No: 2014/5629)
  • Cengiz Çelik Başvurusu (B. No: 2014/18608)
  • Seçgin Eroğlu Başvurusu (B. No: 2014/19600)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.