İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Rifat Erdalı Başvurusu (B. No: 2017/39019)

1. Başvuru, velayetin geçici olarak anneye verilmesi, çocukla

Başvuru No2017/39019Tarih21 Temmuz 2020Okuma12 dk · 2.473 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Rifat Erdalı Başvurusu

Karar tarihi
21 Temmuz 2020
Başvuru Numarası
2017/39019
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.473 kelime·12 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, velayetin geçici olarak anneye verilmesi, çocukla

anne arasında kişisel ilişki kurulması nedenleriyle aile hayatına saygı hakkı

ile eşitlik ilkesinin; yargılamanın makul sürede bitirilmemesi nedeniyle de

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/12/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Fransa'da yaşayan başvurucu ile D.E.nin 2003 yılındaki

evliliklerinden 3/5/2004 doğum tarihli müşterek çocukları bulunmaktadır.

Müşterek çocuk ve annesi D.E. 2011 yılı Şubat ayında Türkiye'ye gelmiş ancak

geri dönmemişlerdir.

8. D.E. evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle

6/6/2011 tarihinde Antalya 5. Aile Mahkemesinde boşanma davası açmıştır. Dava

dilekçesinde D.E; başvurucunun kendisine şiddet uyguladığını, evden kovduğunu,

bu nedenle Türkiye'ye döndüğünü, evlilik birliğini sürdürme imkânının mevcut

olmadığını belirtmiştir. Başvurucu eşi ile boşanmalarına, müşterek çocuğun

velayetinin kendisine verilmesine, ayrıca çocuk ve kendisi lehine nafakaya

hükmedilmesini talep etmiştir.

9. Mahkeme 7/6/2011 tarihinde müşterek çocuğun velayetinin

tedbiren anneye bırakılmasına, çocuk ve anne lehine tedbir nafakası verilmesine

tensiben karar vermiştir. Mahkeme 15/7/2014 tarihinde ise tarafların

boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin başvurucuya verilmesine, anne ile

çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına ve anne lehine tedbir nafakasına,

ayrıca çocuk lehine verilen tedbir nafakasının 8/8/2012 tarihi itibarıyla

kaldırılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; çocuğun yargılama

sırasında Fransa'ya babasının yanına döndüğü tespit edildikten sonra ortak

çocuğun Fransa'da büyüdüğü ve burada öğrenimine devam ettiği, babasıyla

birlikte kalmasında küçüğün gelişimi yönünden bir sakınca tespit edilmediği

belirtilmiştir. Tarafların ortak kusuruyla evlilik birliğinin sona erdiği ancak

tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetildiğinde D.E.nin evlilik

birliğinin sona ermesi nedeniyle yoksulluğa düşeceğinin anlaşıldığı

belirtilerek D.E lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiği ifade

edilmiştir. Öte yandan çocuğun 8/8/2012 tarihinden itibaren babasının yanında

kaldığı gözetilerek bu tarih itibarıyla çocuk lehine tensip kararıyla verilen

tedbir nafakasının kaldırılması gerektiği değerlendirilmesine yer verilmiştir.

10. Başvurucunun temyiz başvurusu Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin

11/6/2015 tarihli kararıyla kısmen kabul edilmiştir. Kararın gerekçesinde;

D.E.nin çalıştığı ve asgari yaşam giderlerini karşılamaya yeterli gelirinin

olduğu gözetildiğinde yoksulluk nafakasının yasal koşullarının oluşmadığı,

ayrıca müşterek çocuğun 8/8/2011 tarihinden itibaren babasıyla yaşamaya

başladığından çocuk lehine verilen tedbir nafakasının anılan tarihten itibaren

kaldırılması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca çocuk ile anne arasında çocuğun

öğrenim durumu da gözetilerek kişisel ilişkinin belirlenmesi gerektiği ifade

edildikten sonra başvurucunun diğer temyiz itirazlarının yersiz olduğu

değerlendirmesine yer verilmiştir.

11. Mahkeme bozma kararı sonrası yaptığı yargılamada 28/1/2016

tarihinde çocuk ve annenin görüş günleri ile tedbir nafakasının başlangıç

tarihine ilişkin bölümler dışında önceki karardaki diğer hususların onanıp

kesinleştiğini belirterek kesinleşen konular yönünden karar verilmesine yer

olmadığına hükmetmiştir. Ayrıca yukarıda belirtilen bozma kararındaki

gerekçelerle yoksulluk nafakasının reddine, çocuk lehine takdir edilen tedbir

nafakasının 8/8/2011 tarihi itibarıyla kaldırılmasına karar vermiştir. Bununla

birlikte bozma kararında belirtildiği şekilde anne ile çocuk arasındaki görüşme

günleri yeniden düzenlenmiştir.

12. Başvurucu anılan karara karşı çocukla kişisel ilişki

tarihleri belirlenirken bir araştırma yapılmadığı, ayrıca D.E.nin Fransa'da

yaşaması nedeniyle kişisel ilişki hususunun konusuz kaldığı ve çocuğun yanında

kalması nedeniyle de tedbir nafakasına hükmedilemeyeceğini ileri sürerek temyiz

başvurusu yapmıştır. Yargıtay 2.Hukuk Dairesi 11/1/2017 tarihinde anılan kararının

onanmasına hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde; derece mahkemesinin bozma kararı

gereğince hüküm verdiği ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan

yönlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin mümkün olmadığı vurgulanmak

suretiyle temyiz itirazlarının yersiz olduğu değerlendirilmesine yer

verilmiştir.

13. Başvurucunun karar düzeltme talebi anılan Dairenin

18/10/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

14. Söz konusu karar başvurucuya 17/11/2017 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 12/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. Öte yandan başvurucu, müşterek çocuğun rızası hilafına

Türkiye'de alıkonulduğunu iddia ederek Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına

başvurmuştur. Başsavcılık 28/6/2011 tarihli davaname ile 15/2/2000 tarihli

Resmî Gazete'de yayımlanarak 1/8/2000 tarihinde yürürlüğe giren 25/11/1980

tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme (Lahey

Sözleşmesi) uyarınca çocuğun iadesine ilişkin karar verilmesi talebiyle Antalya

3. Aile Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme 23/2/2012 tarihinde, dava devam

ederken çocuğun Fransa'ya babasının yanına dönmesi nedeniyle davanın konusuz

kaldığını belirterek karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Anılan

karar, temyiz edilmediğinden 23/2/2012 tarihinde kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 22/11/2007 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun "Hâkimin takdir yetkisi" kenar

başlıklı 182. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

"Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar

verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında

ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın

haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.

Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen

eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık,

eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve

eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır."

18. 4721 sayılı Kanun’un "Durumun

değişmesi" kenar başlıklı 183. maddesi şöyledir:

"Ana veya babanın

başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların

zorunlu kılması hâlinde hâkim, re'sen veya ana ve babadan birinin istemi

üzerine gerekli önlemleri alır."

19. 4721 sayılı Kanun’un

"Kural" kenar başlıklı 323. maddesi şöyledir:

"Ana

ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan

çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 21/7/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Velayetin Tedbiren

Anneye Verilmesi Nedeniyle Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu; çocuğunun iradesi hilafına Türkiye'de

alıkonulması nedeniyle iade davası açtığını, bu arada eski eşinin açtığı

boşanma davasında müşterek çocuğun velayetinin tedbiren anneye bırakılmasına

karar verildiğini, hiçbir araştırma yapılmadan tensiple birlikte verilen

kararın hukuka aykırı olduğunu ifade etmiştir. Lahey Sözleşmesi'ne göre boşanma

davasında iade davasının bekletici mesele yapılması ve velayetle ilgili bir

karar verilmemesi gerektiğini, velayet hakkına ilişkin düzenleme yapma

yetkisinin çocuğun mutat meskeninin bulunduğu devlet makamlarına ait olduğunu

belirten başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Ayrıca dilekçelerinde Alevi olduğunu belirtmesinden Mahkemenin etkilenerek

çocuğun velayetini anneye vermiş olabileceğini, velayetin anneye sırf kadın

olduğu için verildiğini belirterek eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

2. Değerlendirme

22. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine

dokunulamaz.”

23. Anayasa’nın "Ailenin

korunması ve çocuk hakları" kenar başlıklı 41. maddesi

şöyledir:

“Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler

arasında eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle

ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını

sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma,

yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan

ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.

Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı

çocukları koruyucu tedbirleri alır.”

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

25. Velayet hakkına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin

uyuşmazlıklar, adil yargılanma hakkının ihlali iddialarına sıklıkla konu

olmakla birlikte sürecin ivedi olarak yürütülmesi de dâhil olmak üzere ilgili

prosedürlere ilişkin işlem ve eylemlerin aile hayatına saygı hakkı bağlamında

meydana getirdiği sonuçlar dikkate alındığında söz konusu iddiaların aile

hayatına saygı hakkı bağlamında ele alınması uygun görülmektedir (Marcus Frank Cerny [GK], B. No: 2013/5126,

2/7/2015, § 82; M.M.E. ve T.E., B.

No: 2013/2910, 5/11/2015, § 137).

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası

gereği bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu

öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

yapılması gerekir.

27. Somut olayda Mahkeme tensip ile velayetin tedbiren anneye

verilmesine karar vermiş ise de 7/6/2011 tarihli nihai kararıyla velayetin

başvurucuya bırakılmasına hükmetmiştir. Anılan kararın velayete ilişkin

kısmının Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11/6/2015 tarihli kararıyla onanarak

kesinleştiği, nihai kararın başvurucu vekiline 10/8/2015 tarihinde tebliğ

edilmesine rağmen başvurucunun otuz günlük başvuru süresi geçtikten sonra

12/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmı hakkında diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kişisel İlişki Kurulmasına ve Tedbir

Nafakasına Karar Verilmesi Nedenleriyle Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu; eski eşinin 3/3/2015 tarihinden itibaren

Fransa'da yaşamaya başladığı, kişisel ilişki hususunun konusuz kalması

nedeniyle reddedilmesi gerekirken Mahkemenin bu durumu dikkate almadığını

belirtmiştir. Ayrıca müşterek çocuğun baştan itibaren kendisinin yanında

kaldığını, bu nedenle 8/8/2011 tarihine kadar tedbir nafakasına hükmedilmesinin

de hatalı olduğunu belirten başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

30. Aile hayatına saygı hakkı kapsamında devlet için söz konusu

olan yükümlülük, sadece belirtilen hakka keyfî surette müdahaleden kaçınmakla

sınırlı olmayıp öncelikli olan bu negatif yükümlülüğe ek olarak aile hayatına

etkili bir biçimde saygının sağlanması bağlamında pozitif yükümlülükleri de

içermektedir. Söz konusu pozitif yükümlülükler, bireyler arası ilişkiler

alanında olsa da aile yaşamına saygıyı sağlamaya yönelik tedbirlerin alınmasını

zorunlu kılar (Murat Atılgan, B.

No: 2013/9047, 7/5/2015, § 26).

31. Devletin pozitif tedbirler alma yükümlülüğü konusunda

Anayasa’nın 20. ve 41. maddeleri, ebeveynin çocuğuyla bütünleşmesinin

sağlanması amacıyla tedbirler alınmasını isteme hakkını ve kamusal makamların

bu tür tedbirleri alma yükümlülüğünü içermektedir. 41. maddede her çocuğun

yüksek yararına aykırı olmadıkça anne ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki

kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğu açıkça belirtilmektedir. (Serpil Toros,

B. No: 2013/6382,9/3/2016, §69).

32. Öte yandan mevzuatın yorumlanmasıyla ilgili sorunları çözmek

öncelikle derece mahkemelerinin yetkisi ve sorumluluk alanındadır. Çocuğun

üstün yararı başvuru konusu dava açısından en önemli unsur olup olayın tüm

tarafları ile doğrudan temas hâlinde bulunan derece mahkemelerinin olayın koşullarını

değerlendirmek açısından daha avantajlı konumda bulunduğu da tartışmasızdır.

Anayasa Mahkemesinin rolü ise bu kuralların yorumunun Anayasa’ya uygun olup

olmadığını belirlemekle sınırlıdır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, derece

mahkemeleri tarafından izlenen usulü denetlemekte ve özellikle mahkemelerin

kişisel ilişki kurulmasına ve velayete ilişkin mevzuat hükümlerini yorumlayıp

uygularken Anayasa’nın 20. ve 41. maddelerindeki güvenceleri gözetip

gözetmediğini incelemektedir (M.M.E. ve

T.E., § 135).

33. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334,

17/9/2013, § 24).

34. Somut olayda Mahkemenin müşterek çocuk ile anne arasında

çocuğun eğitim durumu ve başka bir ülkede yaşaması gibi hususları da gözeterek

kişisel ilişki tesis ettiği, ayrıca annenin yanında kaldığı dönemle ilgili

çocuk lehine tedbiren nafakaya hükmettiği görülmüştür. Ayrıca annenin çocuğun

yaşadığı ülkede yaşamaya başlamasının anne ile çocuk arasında kişisel ilişkinin

devam ettirilmesini engelleyen bir durum olmadığı gibi kişisel ilişkinin devam

ettirilmesinin çocuğun yararına olmadığına ilişkin bir iddianın da mevcut

olmadığı hususları dikkate alındığında ilgili kararlarda çocuğun üstün

yararının gözetildiği söylenebilir. Bu durumla birlikte başvurucunun yargılama

sürecine katılımı ve savunması ile delillerini sunması sağlanmak suretiyle aile

hayatına saygı hakkının gerektirdiği usule ilişkin güvencelerden

yararlandırıldığı hususu gözetildiğinde aile hayatına saygı hakkına yönelik bir

ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

36. Başvurucu 6/6/2011 tarihinde açtığı davanın 17/11/2017

tarihinde sonuçlandığını belirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

37. 1/7/2018 tarihli ve 30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan

25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve

6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların

Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

38. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

39. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında

Anayasa Mahkemesi, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı

kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da icra edilmediği iddiasıyla

31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak

Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir

olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup

bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır (Ferat

Yüksel, § 26).

40. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru yolunun

kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel,

§§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta

ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

41. Mevcut başvuruda da söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduklarına karar verilmesi gerekir.

D. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucunun İddiaları

43. Başvurucu; dilekçelerinde Alevi olduğunu belirtmesinden ve

annenin sırf kadın olmasından etkilenilme olasılığının olduğunu, bu etkilenme

nedeniyle çocuk lehine nafakaya hükmedildiğini düşündüğünü belirterek eşitlik

ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

44. Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 14. maddesinde düzenlenen

ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine yönelik iddiaların soyut olarak

değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer

alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 33).

45. Ayrımcılık iddiasının incelenebilmesi için başvurucunun

kendisiyle benzer durumdaki kişilere yönelik farklı uygulamaların meşru bir

temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedene

dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir (Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 50).

46. Somut olayda başvurucu, kendisiyle aynı durumda olanlardan

farklı bir uygulamaya maruz kaldığına ilişkin bir açıklama yapmadığı gibi

iddialarını olasılıklara dayandırarak hangi nedenle ayrımcılık yapıldığına

ilişkin somut bir bilgi sunmamıştır. Dolayısıyla başvurucu tarafından ileri

sürülen iddiaların temellendirilemediği sonucuna ulaşılmıştır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Velayetin tedbiren anneye verilmesi dolayısıyla aile

hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Kişisel ilişki kurulmasına ve tedbir nafakasına karar

verilmesi dolayısıyla aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

C. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 21/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Ali KOZAN Başvurucu : Rifat ERDALI Vekili : Av. Şakir AKÇA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/39019, 21 Temmuz 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Velayetin Tedbiren
  9. B. Kişisel İlişki Kurulmasına ve Tedbir
  10. C. Makul Sürede
  11. D. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin
  12. A. 1. Velayetin tedbiren anneye verilmesi dolayısıyla aile
  13. C. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığına
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/39019
Tarih
21 Temmuz 2020

İlgili Kararlar

  • Reşit Ölçer Başvurusu (B. No: 2016/11371)
  • Sherapat Yagmyrova Başvurusu (B. No: 2017/11905)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Karar Agit Sev ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/42367)
  • Devrim Zengin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/26413)
  • Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Karar H.k. Başvurusu (B. No: 2018/4321)
  • Selahattin Gülhan Başvurusu (B. No: 2017/35369)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.