İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ruhşen Mahmutoğlu Başvurusu (B. No: 2015/22)

1. Başvuru, ceza davasında usule ilişkin imkânlar bakımından

Başvuru No2015/22Tarih15 Ocak 2020Okuma30 dk · 6.039 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ruhşen Mahmutoğlu Başvurusu

Karar tarihi
15 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2015/22
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.039 kelime·30 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza davasında usule ilişkin imkânlar bakımından

zayıf duruma düşürülme nedeniyle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği

ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 31/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan başvurucu, olayların

geçtiği tarihte İstanbul'da ikamet etmektedir.

9. Başvurucu, avukatlık mesleğinin yanı sıra siyasi bir partide üyelik ve yöneticilik düzeyinde görev alarak aktif

siyasette yer aldığını beyan etmiştir. Bu beyana göre başvurucu,

üyesi bulunduğu partinin Kuzey Irak'ın Erbil kentinde siyasi temsilcilik açma

projesinde görevlendirilmiş ve bu görevi nedeniyle uzun süre Erbil'de

bulunmuştur.

10. 14/3/2011 tarihinde müşteki İ.T.nin içinde bulunduğu bir

araca bazı şahıslar tarafından otomatik silahla ateş edilerek İ.T.ye yönelik

suikast girişiminde bulunulmuştur. Olayda İ.T. ağır yaralanmış ve özel bir

hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi altına alınmıştır.

11. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK mülga 250. maddesi ile

görevli) (Başsavcılık) 14/3/2011 tarihinde meydana gelen suikast girişimi

hakkında soruşturma başlatmıştır.

12. Soruşturma kapsamında silahlı saldırıyı gerçekleştirdiği

şüphesiyle gözaltına alınan A.U. isimli şüphelinin ikametgâhında yapılan

aramada küçük bir kâğıt parçası (ilaç

küpürü) üzerine yazılı bazı telefon numaraları ve bir elektronik

posta adresi ele geçirilmiştir. Bu telefon numaralarının ve elektronik posta

adresinin başvurucuya ait olduğu iddia edilmiştir.

13. Öte yandan Suriye'de bulunan PKK/KONGRA-GEL terör örgütü

mensuplarının Türkiye'de sansasyonel hedeflere yönelik eylem hazırlığı içinde

olduklarına dair istihbarata dayalı bilgiler elde edilmiştir. Bu faaliyetlerin

ortaya çıkarılması amacıyla kolluk kuvvetlerince yapılan çalışmalarda Irak'ın

kuzeyinde bulunan kamplardaki silahlı örgüt üyelerinin Türkiye'de ikamet

etmekte olan bazı şüphelilerle şifreli telefon görüşmeleri ve elektronik posta

yazışmaları aracılığıyla irtibata geçtikleri tespit edilmiş ve bunun üzerine

Başsavcılık tarafından ayrı bir soruşturma daha başlatılmıştır.

14. Soruşturma kapsamında başvurucu ve N.Ş. terör örgütü ile

bağlantılı oldukları şüphesiyle 18/3/2011 tarihinde yakalanarak gözaltına

alınmışlar, 21/3/2011 tarihinde ise tutuklanmışlardır.

15. Başvurucu 21/3/2011 tarihli Savcılık sorgusunda

PKK/KONGRA-GEL terör örgütü ile herhangi bir ilgisinin ve irtibatının

bulunmadığını, siyasi bir partide meclis üyesi ve bu partinin Erbil'de açmayı

düşündüğü büronun sorumlusu olarak çalıştığını ifade etmiştir.

16. Başvurucu ile aynı soruşturma kapsamında tutuklanan N.Ş.

21/3/2011 tarihli Savcılık sorgusunda PKK/KONGRA-GEL terör örgütü ile geçmişe

dayalı irtibatı olduğunu kabul etmiş ancak suikast girişimiyle herhangi bir

bağlantısının bulunmadığını ileri sürmüştür. N.Ş. etkin pişmanlık hükümlerinden

faydalanmak amacıyla örgüt hakkında bazı bilgiler vermiştir. N.Ş.nin

beyanlarının ilgili kısımları şöyledir:

"2010 senesinin Mart ayında Erbil'de

çalışırken Hoca ve Şeyhmuz kod isimli

2 tane örgüt üyesiyle tanıştım. Bu şahısların açık kimliklerini ve adreslerini

bilmiyorum. (..)Hoca kod isimli şahıs bana '[EPOSTA]' mail adresini

verdi, bende kendilerine '[EPOSTA] ve [EPOSTA]' mail

adreslerini verdim. bu şahıslar bunun haricinde bana mail adresleri üzerinde

yapacağımız görüşmeye ilişkin şifreli görüşmeyi anlattılar ve bu maksatla

Türkçe-İngilizce sözlük verdiler. Aramızdaki şifreli görüşmenin ne şekilde

olacağı konusunda emniyetteki savunmamda ayrıntılı bilgi verdim.

(...)

Ruşen MAHMUTOĞLU isimli şahsı tanımam.

Herhangi bir iletişimimiz yoktur, internet ortamında da görüşmeyiz.

Bu iddiaları kabul etmiyorum, komplodur, ben

12 Mart'ın gecesinde Irak'tan İstanbul'a geldim, o dönemde fiziki takipteydim,

mail adresimde belirtilen telefon numaralarından bana ulaşmalarına imkan

yoktur, bir şekilde [İ.T.ye]

yapılan saldırıyla ilişkilendirilmek isteniyorum. Herhangi bir ilgim yoktur,

daha sonrada evimde yapılan aramada hafıza kartı içerisinde

[İ.T.nin] tedavi gördüğü hastanenin

krokileri ve bazı bilgiler çıkmış, bunlarda kesinlikle bana ait değildir. Eğer

böyle birşey olsaydı bana şifreli mail gönderebilirlerdi."

17. Soruşturma kapsamında başvurucunun konutunda yapılan

aramada; örgütsel nitelikli olduğu değerlendirilen dokümanlar, hafıza kartları,

telefon kartları (SIM kart), elektronik posta adresleri ve bunların

parolalarının yazılı bulunduğu bazı notlar ele geçirilmiştir.

18. Başsavcılık 18/4/2011 tarihinde, aralarında fiilî ve hukuki

irtibat bulunan soruşturma dosyalarının birleştirilmesine karar vermiştir.

19. Birleştirme kararında; müşteki İ.T.yi öldürmeye teşebbüs

olayının şüphelisi A.U.nun yakalandığı tarih olan 16/3/2011 tarihinde, A.U.nun

yakalandığı adrese yakın bir yerde bulunan ankesörlü telefondan başvurucunun

kullanmakta olduğu cep telefonunun arandığı ve aynı tarihte Kuzey Irak’tan

çıkış yaptığı tespit edilen bir elektronik posta adresinden başvurucunun

adresine elektronik posta gönderildiği belirtilerek silahlı terör örgütü üyesi

oldukları iddia edilen şüphelilerin suikast girişimi olayının şüphelileri ile

irtibatlı oldukları değerlendirmesinde bulunulmuştur.

20. Soruşturma kapsamında N.Ş. isimli şüphelinin evinde arama

yapılmıştır. Aramada ele geçirilen bir hafıza kartının (flash bellek) incelenmesi sonucunda kartın

içeriğinde müşteki İ.T.nin tedavi gördüğü özel hastanenin yoğun bakım

servisinin krokisinin bulunduğu iddia edilmiştir.

21. Soruşturma sonucunda Başsavcılığın 2/11/2011 tarihli

iddianamesi ile başvurucu ve bazı şüpheliler hakkında devletin birliğini ve

ülke bütünlüğünü bozma, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, nitelik

bakımından vahim olan silah veya mermiler ile bıçak taşıma ve bulundurma,

azmettirmek suretiyle kasten nitelikli adam öldürmeye teşebbüs etme, varsayılan

suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanarak silahlı tehdit suçlarından kamu

davası açılmıştır.

22. İddianamede; PKK terör örgütünün İ.T.ye suikast düzenlenmeyi

planladığı, bu plan kapsamında örgütün A.U. ve N.Ş. isimli şüphelilerle

başvurucu aracılığı ile irtibat kurduğu iddiasına yer verilmiştir. İddianamenin

başvurucunun eylemleri ile ilgili kısımları şöyledir:

"[A.U.] tarafından

kurulan suç örgütü ile PKK/KONGRA-GEL Terör Örgütü Arasındaki Bağlantı

16/03/2011 tarihinde şüpheli [A.U.nun] ikametinde yapılan arama sırasında elde edilen

belgeler içerisinde ceketinin cebinden çıkan ilaç küpürü üzerine yazılmış

vaziyette, '[EPOSTA]' mail adresini ve 0530 ...4 ile 0532 ...1

numaralarının bulunduğu ilaç küpürüne yazılı bulunan mail adresi ve telefon

numaralarının Av. Ruhşen MAHMUTOĞLU'na ait olduğu belirlenmiştir.

16/03/2011 günü saat:15:19 da gönderilen ve

15:42:56'da Ruhşen MAHMUTOĞLU tarafından okunan ve ilaç küpüründe yazılı

bulunan [EPOSTA] adlı e-mail adresine, [çok sıkıştık üzerimizdeler,

çıkmamız lazım, bitiremeyeceğiz, arkadaşa ulaştır] şeklinde mail atıldığı,

[İ.T.ye] yapılan suikast eyleminden sonra

kolluk kuvvetlerinin yapmış olduğu operasyonlar sonucu köşeye sıkıştıklarını,

yakalanma korkusundan dolayı da “çıkmamız lazım” şeklinde kaçmak için yardım

istediklerinin anlaşıldığı, yarım kalan işi bitiremeyeceğini belirttiği

görülmüştür. [İ.T.nin] yattığı

hastanede yarım kalan işitamamlamak içinde talimat aldığı anlaşılmıştır.

16/03/2011 günü [A.U.nun] İstanbul Pendik İlçesi Kurtköy Yenişehir Mahallesi

.... K:5 D:2.. deki oturduğu adrese yakın ankesörlü telefondan Ruhşen

MAHMUTOĞLU'na ait (ilaç küpüründe de telefon numaraları bulunan) 0530 ... 4

numaralı telefonu saat:15:26:04- 15:27:04 sıralarında iki kez arandığı,

telefonda karşılıklı konuşma yapılmadığı, Şüpheli Ruhşen MAHMUTOĞLU'nun

telefonunda arayan telefon numarası çıkmasına rağmen bu numarayı aramayıp,

başka numaraları aradığı, yapılan telefon aramasının [A.U.ya] yönelikçemberin daralması sonucu sıkışması nedeniyle

daha önceden planlandığı anlaşılan haberleşme şekli olduğu, bu şekilde aramakla birbirlerine [sana

mail gönderdim, e-mailini kontrol et] demek

istediği, Ruhşen MAHMUTOĞLU'da telefon haberleşmesinin hemen akabinde

saat:15:42 de e-mail'i B(...) il binasına ait adresten okunduğu tespit

edilmiştir.

Elektronik posta yoluyla yapılan haberleşme

sonucuPKK/KONGRA-GEL terör örgütü [A.U.nun] işi tamamlayamayacağını anlayınca vakit geçirmeden, 16/03/2011 günü

saat:17:06’da Kuzey Irak'tan çıkış yapan [EPOSTA]" adresinden

[EPOSTA] isimli e-mail adresine gönderilen [Acil!!” konulu

e-mail içeriğinde, "Silivri partide[N.]ark. yarım kalan işi halletsin,

hocanın selamı ile git,96...4 numaradan ulaş konuşmasın, AKP'ye yaklaşması,

partiyi sıkıntıya soktu, AKP iş birlikçilerini cesaretlendirdi. Bu halkımıza

ihanettir. Kolay gelsin] dendiği, Ruhşen

MAHMUTOĞLU, [A.U.nun] gönderdiği

e-mailiörgüte bildirdiği, örgütün de Ruhşen MAHMUTOĞLU'nun

kullandığırusen[EPOSTA] adlı e-mail adresi aracılığıyla [yarım

kalan işi] [N.Ş.ye] havale ettiği müşahade

edilmiştir.

E-mailde geçen [yarım kalan işi] şeklinde talimattan [İ.T.nin] yaralı olarak kurtulması anlaşıldığı, 'Silivri

partiden [N.] ark' olarak

bahsedilen şahsın [N.Ş.] isimli

şahıs olduğu,e-mailin gönderildiği [EPOSTA] isimli e-mail adresini

kullanan şahsın aynı soruşturma kapsamında [N.Ş.] ile birlikte 18/03/2011 tarihinde yakalanan Ruhşen

MAHMUTOĞLU olduğu, e-mailde '96..4' şeklinde verilen telefon numarasının [N.Ş.nin] kullandığı, 'hocanın selamıyla gidecek ve konuşmamasını'

isteyecek şahsın Avukat Ruhşen MAHMUTOĞLU, 'hocanın selamıyla gidilecek ve

konuşmaması' istenilecek şahsın [N.Ş.] olduğu, 'AKP'ye yaklaşması partiyi sıkıntıya soktu' şeklinde bahsedilen

şahsın son günlerde AKP'den Şanlıurfa Milletvekili aday adayı olması gündemde

olan ve 14.03.2011 günü kendisine silahlı saldırı yapılan sanatçı

[İ.T.] olduğu, 'Yarım kalan işi halletsin'

şeklinde verilen talimatta geçen konunun silahlı saldırı sonucu yaralanan

[İ.T.nin] öldürülmesine yönelik ek talimat

olduğu, AKP'ye yakınlaşmasının 'AKP işbirlikçilerini cesaretlendirdi, bu

halkımıza ihanettir' şeklindeki beyanların, bahse konu silahlı saldırı

eyleminin, PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün aynı tavır içinde olacak olan Kürt

kökenli vatandaşları korkutmak ve gözdağı vermek amacıyla gerçekleştirilen bir

eylem olduğu tespit edilmiştir.

(...)

8) Şüpheli Ruhşen MAHMUTOĞLU

Her ne kadar mesleği avukatlık olmasına

rağmen, Kuzey Irak'ta bulunan PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün kırsal

yapılanmasında verilen talimatları örgüt mensuplarına ilettiği ve [İ.T.ye] yapılan suikast eylemi talimatını verdiği tespit

edilince yakalanarak gözaltına alınmıştır.

(...)

B) Delillerin Değerlendirilmesi

Şüpheli Ruhşen MAHMUTOĞLU'nun yukarıda izah

edildiği gibi PKK/KONGRA-GEL terör örgütü içerisinde aktif görevinin olduğu,

örgütün kırsal alanında bulunan örgüt ile irtibatlı olduğu, oradan gelen

talimatları Türkiye'de bulunan örgüt mensuplarına ulaştırdığı,Ruhşen

MAHMUTOĞLU’nun B(...) parti meclis üyesi olmamasına rağmen B(...)İl Başkanını

belirleyecek derecede örgütsel bir konumda olduğu [İ.T.] ve [B.Ç.nin] yaralandığı olayın talimatı terör örgütü adına Ruhşen MAHMUTOĞLU

tarafından verildiği, [İ.T.nin]

yoğun bakımda bulunduğu (...) Hastanesinde 'yarım kalan işin' tamamlanması için

şüpheli [N.Ş.ye] e-mail

aracılığıyla örgütün talimatını ilettiği, bu nedenle şüpheli Ruhşen

MAHMUTOĞLU'nun PKK/KONGRA-GEL terör örgütü üyesi olarak [A.U.ya] adam öldürme talimatını vermesi nedeniyle terör

örgütü PKK/KONGRA-GEL'in hedeflerinden olan devletin birliğini ve ülke

bütünlüğünü bozmak, azmettirmek suretiyle[İ.T.yi] olası kast saikiyle [B.Ç.] ve [H.Ç.yi] öldürmeye teşebbüs etmek suçlarını işlediği kanatine varılmıştır. "

23. (Kapatılan) İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinde (CMK. mülga

250. maddesi ile görevli) (Mahkeme) görülen yargılamanın 25/1/2012 tarihli

celsesinde N.Ş. isimli sanık savunma yapmıştır.

24. N.Ş. savunmasında özetle ikametgâhında arama yapılırken

kendisinin kolluk görevlilerince dışarıya çıkarıldığını, bu arama sırasında ele

geçirildiği ve içeriğinde İ.T.nin tedavi gördüğü hastanenin krokisinin

bulunduğu iddia edilen hafıza kartının (flash

bellek) kendisine ait olmadığını ileri sürmüştür.

25. Savunmasının devamında N.Ş.; maviderya isimli elektronik posta adresinden kendisine

belirli dönemlerde posta gönderildiğini, bu elektronik posta adresinin Kuzey

Irak'ta bulunan Hoca kod isimli

şahıs tarafından kullanılmakta olduğunu bildiğini ve bu posta adresinin

kendisine haberleşme amacıyla verildiğini ifade etmiştir. N.Ş. Savcılık

sorgusunda verdiği ifadeyi tekrar ederek başvurucuyu tanımadığını, ilk kez

gözaltındayken gördüğünü, anılan elektronik posta adresi aracılığı ile istediği

zaman Hoca kod isimli şahısla

şifreli bir şekilde görüşme yapma olanağının bulunduğunu, dolayısıyla başvurucu

veya başka bir şahsın aracılığı ile irtibat kurmasına gerek bulunmadığını, bu

yöndeki iddianın temelsiz bir iddia olduğunu belirtmiştir.

26. Yargılamanın 25/1/2012 tarihli celsesinde başvurucu, parti

üyesi olduğuna ve parti tarafından görevlendirildiğine dair yazıları Mahkemeye

sunmuştur.

27. Başvurucu aynı tarihli celsede Kuzey Irak'a siyasi parti

görevi nedeniyle gittiğini, iddianamede örgütsel nitelikli olduğu iddia edilen

telefon görüşmelerinin siyasi parti üyesi arkadaşlarıyla yaptıkları ve parti

ile ilgili meseleleri konuştukları kayıtlara ilişkin olduğunu ileri sürmüştür.

28. Başvurucu; yargılamanın 26/1/2012 tarihli celsesinde, parti

meclisi üyesi olması nedeniyle partide görevli diğer arkadaşlarıyla telefon

görüşmesi yapmasının normal bir durum olduğunu, bu kişilerle örgütsel içerikli

bir görüşmesinin mevcut olmadığını belirterek görüşmelerin örgütsel içerikli

olduğuna dair iddiaya itiraz etmiştir. Mahkeme, başvurucunun bu itirazı

hakkında herhangi bir değerlendirmede bulunmamıştır.

29. Başvurucu; yargılama sırasında sunduğu savunma

dilekçelerinde özetle İ.T.ye suikast düzenlediği iddia edilen sanık A.U.yu

tanımadığını, daha önceden A.U. ile görüşerek aralarında şifreli bir haberleşme

yöntemi oluşturmalarının mümkün olmadığını, aralarında şifreli haberleşme

yöntemi belirledikleri yönündeki iddianın somut bir delile değil varsayıma

dayalı olduğunu, nitekim teknik ve fiziki takipte olmalarına rağmen herhangi

bir iletişimlerinin tespit edilemediğini, ayrıca A.U.nun evinde ele geçirildiği

iddia edilen kâğıt parçasının üzerinde kendisine ait telefon numaralarının ve

elektronik posta adresinin yazılı olmasının bu bilgilerin kendisi tarafından

A.U.ya verildiğini kanıtlamaya yeterli olmadığını, nitekim avukat olması

nedeniyle iletişim bilgilerinin internet sitelerinde açık bir şekilde

bulunduğunu, bu bilgilere üçüncü kişilerce kolaylıkla erişilebileceğini

belirtmiştir.

30. Başvurucu, delillerin yeniden irdelenmesini talep ederek

delillere ilişkin itirazlarını da Mahkemeye sunmuştur. Başvurucu, delillere ilişkin

olarak Mahkemeye sunduğu itirazında özetle şu hususları vurgulamıştır:

i.İ.T.ye suikast girişiminde bulunan A.U.nun olaydan sonra

kendisini ankesörlü bir telefondan aradığı iddia edilmekte ise de bu aramanın

A.U. tarafından yapıldığına dair dosyada somut bir delil bulunmadığını,

ii. A.U. tarafından kendisine bir internet kafeden elektronik

posta gönderildiği, bu postada A.U.nun İ.T.yi öldürme girişiminin sonuçsuz

kaldığını ve eylemi tamamlayamayacağını bildirildiği iddia edilmekte ise de söz

konusu kafeye giriş ve çıkışları gösteren kamera görüntülerinin postanın gönderildiği gün kameranın bozuk olması nedeniyle

çekim yapılmadığı gerekçesiyle dosyaya sunulamadığını, tüm ay boyunca çekim

yaptığı anlaşılan kameranın sadece tek bir gün bozulmasının şüpheli olduğunu,

kaldı ki A.U.nun savunmasında bilgisayar kullanmayı dahi bilmediğini ifade

ettiğini, bu iddianın araştırılması gerektiğini,

iii. A.U.nun

İ.T.yi öldürme girişiminin başarısız olması üzerine durumu terör örgütüne

ilettiği ve bunun üzerine Kuzey Irak çıkışlı

maviderya isimli elektronik posta adresinden kendisine gönderilen

postadaİ.T.nin tedavi gördüğü hastanede N.Ş. tarafından öldürülmesi yönünde

terör örgütünden gelen talimatı N.Ş.ye ilettiği kabulünün herhangi bir somut

delile dayanmadığını zira maviderya

isimli adresten kendisine gönderildiği iddia edilen bu postayı okumadığını, bu

posta içeriğindeki talimata uygun herhangi bir eyleminin de bulunmadığını, kaldı ki N.Ş.nin sorgusunda terör örgütü ile

arasındaki şahsi ilişkiyi anlattığını, N.Ş. tarafından bahse konu elektronik

posta adresinin kendisine örgüt tarafından verildiği ve bu adres üzerinden

şifreli olarak aracısız bir şekilde görüşebildikleri ifade edilerek

eylemlerinin suikast olayı ile ilgisi olmaması nedeniyle dosyasının ayrılmasının

talep edildiğini, dolayısıyla N.Ş.nin bu iddialarının da araştırılması

gerektiğini ileri sürmüştür.

31. Yargılamanın 26/1/2012 tarihli celsesinde savunması alınan

A.U. başvurucuyu tanımadığını, ikametgâhında yapılan aramada ele geçirildiği

iddia edilen kâğıt parçasından soruşturma aşamasında haberdar olduğunu ileri

sürmüştür. A.U.nun beyanlarının ilgili kısmı şöyledir:

"soruşturma aşamasında

ilaç küpürünü bana polisler söyledi, bana bilgisayar numarası söylediler, iki

de telefon numarasından bahsettiler ben bu kağıdın ve üzerindeki yazıların bana

ait olmadığını söyledim ama sonradan gazetelerden bu ilaç küpürü aracılığı ile

PKK ile ilişkilendirildiğimi öğrendim, bilgisayar kullanmasını bilmiyorum, bu

ilaç küpürü cebime nasıl girdi anlamıyorum, bu küpür kesinlikle bana ait

değilidir. [K]im tarafından ne

amaçla konulmuş bilmiyorum. [B]irilerinin

evime girerek cebime koyduklarını anlıyorum,"

32. Savcılık makamı 14/12/2012 tarihinde esas hakkındaki

mütalaasını dosyaya sunmuştur. Mütalaada başvurucunun PKK terör örgütü adına

İ.T.ye suikast düzenlenmesi konusunda A.U.

ile bizzat görüşme ve para pazarlığı yaptığına veya bu konuda para transferi

gerçekleştirdiğine ilişkin somut delil bulunmadığı belirtilmiştir.

Bu nedenle başvurucunun azmettirmek suretiyle adam öldürmeye teşebbüs etme

suçundan beraatine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

33. Mütalaanın devamında başvurucunun elektronik posta adresinin

ve telefon numaralarının suikast olayı sonrası ağır yaralanan İ.T.nin tedavi

gördüğü hastanede öldürülmesi yönünde

PKK terör örgütünden gelen talimatın N.Ş.ye iletilmesinde kullanıldığının sabit

olduğu belirtilmiştir. Başvurucunun mesleğinin avantajlarını kullanarak kırsal

alanda bulunan örgüt üyelerinden aldığı talimatları Türkiye'de bulunan örgüt mensuplarına

ilettiği gerekçesiyle silahlı terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılması

yönünde görüş bildirilmiştir.

34. 18/12/2012 tarihli celsede mütalaa sanıklara ve müdafilerine

verilmiştir. Mahkemece başvurucuya esas hakkındaki mütalaaya karşı diyecekleri

ve son savunması sorulmuştur. Başvurucu esas hakkındaki savunmasını daha sonra

yapacağını, İ.T.nin yaralanması olayı ile bağlantısının bulunmadığı yönündeki

tespitin doğru bir tespit olduğunu ve mütalaadaki diğer suçlamalar yönünden

süre verilmesini talep etmiştir.

35. Başvurucu 26/2/2013 tarihli celsede esas hakkındaki

mütalaaya karşı savunmasının müdafileri tarafından dosyaya sunulacağını

belirterek daha önce yaptığı ayrıntılı savunmayı tekrar ettiğini belirtmiştir.

Başvurucunun müdafii ise süre talebinde bulunmuş ve Mahkemece bu talep kabul

edilmiştir.

36. 29/3/2013 tarihli celsede başvurucu on bir sayfadan oluşan

esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını yazılı olarak sunmuştur. Başvurucu

savunmasında örgüt üyeliği suçundan da beraat ettirilmesi gerektiğini ileri

sürmüştür.

37. Mahkeme 29/3/2013 tarihli kararı ile başvurucunun

azmettirmek suretiyle öldürmeye teşebbüs suçundan beraat etmesine, silahlı

terör örgütü üyeliği suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına

karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısımları şöyledir:

"(...)

cezaevinden çıkan [A.U.nun] silah ve para ihtiyacını gidermek için arayışlara

girdiği,[A.U.nun] suça

azmettirdiği [E.] ve[Y.ye] para vaadinde bulunduğu, cezaevinden çıktıktan sonra

parası olmadığı halde maddi ve teknik destek almadan bu eylemi

gerçekleştiremeyeceğinden cezaevine girmeden önceki imajını kullanarak

reklamını yaptığı,[İ.T.nin] Beyaz

TV'de [İ.] Show“ programına

başlamasıyla birlikte Ak Parti'den milletvekili adayı olacağının basında konuşulduğu,

saldırı sonrası da aynı partiden milletvekili adaylığının tekrar güncelliğini

koruduğu, dijital veriler, mail ve diğer deliller ile [İ.T.nin] Ak Parti ile yakınlaşması nedeniyle Beyaz TV'deki

programından çıkışında ona yönelik saldırı düzenlendiğinin anlaşıldığı,

ancak örgüt üyesi olan Ruhşen Mahmutoğlu'nun

PKK/KONGRA-GEL terör örgütü adına [İ.T.nin] öldürülmesi talimatını [A.U.ya] bizzat verdiğine, para pazarlığı ve transferi yaptığına ilişkin somut

deliller olmadığı, ancak [A.U.ya] [İ.T.yi] öldürme talimatını PKK yöneticileri oldukları

belirtilen [H] lakaplı kişi ile

aracılık yapan bir kişinin verdiğinin anlaşıldığı, bu kişilerin kimliklerinin

tespit edilerek yakalanamadıkları haklarındaki soruşturmanın sürdüğü,

e-maille [A.U.nun] 'sıkıştıklarından [İ.T.nin] öldürülme işini bitiremeyeceklerini, bu durumu

arkadaş'ailetmesini'Ruhşen Mahmutoğlu'ndan istediği, [A.U.da] da Ruhşen'in e-mail ve telefonun ilaç kupürüne

yazılı şekilde bulunduğu, kupürdeki

el yazısının Ruhşen'e ait olmadığının anlaşıldığı, böylece Ruhşen'in görevinin[A.U.] ile gelişen duruma göre kontak kurmak ve gelişmeleri

dağ kadrosuna iletmek olduğunun belirlendiği, aynı gün örgüt talimatlarının

ulaştırıldığı e-mail adresi olan mavi...@ hotmail.com.tr internet adresinden

Ruhşen Mahmutoğlu'na şifreli şekilde 'yarım kalan işi, Silivri partiden

[N.Ş.nin] tamamlaması için ulaşılması ve [H] kod adlı kişinin selamıyla gidilmesi' talimatının

verildiği, Ruhşen'e talimat veren kişinin [N.le de] irtibat kurulması talimatı verdiği, [N.nin]

[H] kod adlı kişiyi tanıdığı,

[N.Ş.de ] de acı...doc şeklinde

[İ.T.nin] bulunduğu hastane krokisi ve ek

talimatıda içerir hafıza kartıyla yakalandığı, Ruhşen Mahmutoğlu'nun dağ

kadrosuyla ([EPOSTA] e-mail adresinden) iletişimi sağlaması,

talimatlarda aracı olması karşısında, [A.U.ile] de kurduğu irtibatta gözetilerek, silahlı terör

örgütüne üye olmadan, örgüt için bu kadar önemli ve etkili böyle bir

operasyonda aktif görev almasının mümkün olmadığı, terör örgütlerinin bu tür işlerde azami gizliliğe riayet

ettiğinden örgütle bağı olmayan kişileri bu işlerde görevlendirmedikleri,

Ruhşen'in de örgüt üyesi olduğundan bu işte görevlendirildiği, bu amaçla

yakınlarına ait sim kartları ve Irak'ta kullanılan 2 adet korek ibareli sim

kartları kullandığının, örgütten gönderilen mailleri parti binasında açtığının

değerlendirildiği, el konulan eşyalarla birlikte görüşmelerin örgütsel eylem ve

ilişkileri gösterdiğinin anlaşıldığı,sanığın Kuzey Irak'a yasal yollardanda sık

sık çıkmasına rağmen yasa dışı yollardan çıkmasının da örgütsel konumuna ve

faaliyetlerine işaret ettiği,

(...)

sanığın telefonunda kayıtlı kişiler arasında

örgütle bağlantılı kişilerin de bulunduğu, telefonla yaptığı görüşme

içeriklerinin terör örgütüne yönelik operasyonlar nedeniyle yapılacak

faaliyetler, tutuklananların listelerinin iletilmesi, ölen örgüt mensupları

için düzenlenecek taziye törenine ilişkin olduğu,

sanığın telefon görüşmelerinin üstü kapalı,

şifreli haberleşmeler, konuşmalar ve mesajlaşmalar içerdiği, [İ.T.ye] yönelik ilk saldırı konusunun (yarım kalan işin), [A.U.

ile] aracılık kurulma şeklinin tümüyle

aydınlanamadığı, sanık Ruhşen'in silahlı terör örgütü talimatıyla [İ.T.nin]

öldürülememesi üzerine devreye giren kişi

olduğu kanaatine varıldığı, bu

sonuç gözetilerek böyle önemli bir işin sorumluluğunun bu kişiye verilirken

örgüt yönetiminin ve bu işi yapacak kişilere ulaşılma şeklini ortaya çıkaracak

aleyhte olabildiğince delil bırakmamışsa da,bu gizliliğe rağmen bağlantıları

gösteren deliller elde edildiği,

yapılan işin niteliği itibariyle Ruhşen Mahmutoğlu'nun silahlı terör örgütü

üyesi olduğu, sanığın avukatlık mesleğinin ve siyasi görevlerinin

avantajlarıyla hareket ettiğinin anlaşıldığı, ancak bizzat [A.U. ya] öldürme talimatını veren kişi olduğunun ve bu işin

planlama, keşif ve icra aşamalarında iştiraki bulunduğunun saptanamadığı, bu

operasyonun başarısızlığı üzerine devreye girdiği, bu nedenle Ruhşen'in

devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçunu işlediğinin kabul

edilemeyeceği, zaten bu suça feri iştirakin mümkün olmadığı;ayrıca [A.U.

nun] bu suçu kim için yaptığını bildiğine

ilişkin somut bir delil elde edilemediği gibi, [A.U.nun] aracılarla görüştüğünün, zor durumdayken haber

vermesi gereken kişinin bir avukat olan Ruhşen Mahmutoğlu olmasından anlaşıldığı,

dağ kadrosundaki yöneticilerle haberleşmesinin tespit edilmediği, sanık [A.U.] ve örgütündeki sanıkların devletin birliğini ve ülke

bütünlüğünü bozmak suçundan cezalandırılamayacağı sonuç ve kanaatine varılarak

bu kapsamdaki suçlardan beraatleri yönünde karar vermek gerekmiştir."

[Gerekçeli karar s.138-141]

38. Başvurucu, hükme esas alınan delillerin doğruluğuna ilişkin

olarak kovuşturma aşamasında ileri sürdüğü itirazlarının karşılanmadığını,

tevsi-i tahkikat taleplerinin gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini,

varsayımlara dayalı bir kurgu üzerinden yargılama yürütüldüğünü, silahların

eşitliği ilkesinin gözetilmediğini, silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu

işlediğine dair hukuken geçerli herhangi bir delil bulunmadığını, şüphenin

giderilmediğini belirterek hükmü temyiz etmiştir.

39. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 24/10/2014 tarihli kararı ile

hüküm onanmıştır.

40. Başvurucu 31/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

41. Başvurucu; bireysel başvuru sonrasında 13/4/2016 tarihli ek

beyan dilekçesi ile delillerin hukuka aykırı yöntemle elde edildiğini,

iddianamede belirtilen suç vasfının değişmesi karşısında tarafına ek savunma

hakkı tanınması gerekirken bu hakkın tanınmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu,

bu dilekçesinin ekinde hukuki değerlendirme içeren bir rapor da sunmuştur.

42. Başvurucu 24/1/2017 tarihli ek beyan dilekçesi ile başvuru

konusu yargılamada yer alan hâkim ve savcıların Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)

kapsamında mesleklerinden çıkarılmış olduklarını belirterek bağımsız ve tarafsız

bir mahkemede yargılanmadığının ortaya çıktığını ileri sürmüştür.

43. Başvurucu 12/5/2017 tarihli ek beyan dilekçesi ile siyasi

faaliyetleri nedeniyle FETÖ kumpasına maruz kalma ihtimalinin kuvvetli olduğu

yönündeki iddiasını tekrarlamıştır. 13/10/2017 tarihli ek beyan dilekçesinin

ekinde bazı yargı kararlarına yer vererek başvuru konusu yargılamada hükme esas

alınan delillerin hukuka aykırı yöntemlerle elde edildikleri iddiasını

yinelemiştir.

44. Başvurucu 28/3/2018 ve 30/3/2018 tarihli ek beyan dilekçeleri

ile başvuru formunda ileri sürdüğü iddiaları özetlemiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

45. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314.

maddesi şöyledir:

"(1)Bu kısmın

dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı

örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye

olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna

ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. "

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

46. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı

6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes davasının, … cezai alanda kendisine

yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş,

bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil, … görülmesini isteme hakkına

sahiptir.”

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

47. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında, hakkaniyete uygun yargılanmanın

temel unsurlarından birinin de yargılamanın çelişmeli

olmasına (Rowe ve Davis/Birleşik

Krallık [BD], B. No: 28901/95, 16/2/2000, § 60) dikkat çektikten

sonra Sözleşme'deki hakların etkili bir biçimde korunması için davaya bakan

mahkemelerin tarafların dayanaklarını,

iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi

olduğunu belirtmektedir (Dulaurans/Fransa,

B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33).

48. AİHM'e göre silahların eşitliği ilkesi ise taraflara, talep

ve açıklamalarını diğer tarafa nazaran dezavantajlı olmayacak şekilde ileri

sürebilmeleri için fırsat verilmesini gerektirdiğini ifade etmektedir (Kress/Fransa, B. No: 39594/98, 7/6/2001, §

72).

49. Sözleşme'nin 6. maddesinin hakkaniyete uygun yargılanma

hakkını garanti altına aldığını hatırlatan AİHM; kendisinin görevinin

-delillerin elde edilme ve tartışılma yöntemi dâhil olmak üzere- yargılamanın

bir bütün olarak adil olup olmadığını, bu bağlamda başvurucunun delilin

özgünlüğü ile çelişme ve onun kullanımına karşı itirazlarını sunma imkânına

kavuşup kavuşmadığını, çelişmeli yargı ve iddia makamı ile savunma arasında

silahların eşitliği ilkelerine saygı gösterilip gösterilmediğini değerlendirmek

olduğunu ifade etmektedir. AİHM'e göre yargılamanın hakkaniyete uygun yürütülüp

yürütülmediği değerlendirilirken delilin kalitesinin dikkate alınması gerekir.

Elde edildiği koşulların delilin doğruluğu ve güvenilirliği üzerinde şüphe

oluşturup oluşturmadığı hususu da buna dâhildir. Bir delilin başka delillerle

desteklenmemesi tek başına yargılamanın hakkaniyetini zedelemese de delilin

güçlü olması ve güvenilirliği konusunda riskin bulunmamasıyla orantılı olarak

destekleyici delil ihtiyacı da zayıflar (Bykov/Rusya

[BD], B. No: 4378/02, 10/3/2009, § 90; Kobiashvili/Gürcistan, B. No: 36416/0614/3/2019, § 56).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

50. Mahkemenin 15/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Çelişmeli Yargılama ve

Silahların Eşitliği İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

51. Başvurucu genel olarak yargılamanın hakkaniyete uygun

yürütülmediğini, mahkûmiyet hükmüne esas alınan delillerin doğruluğuna

(gerçekliğine) yönelik itirazlarının mahkûmiyet kararında tartışılmadığını,

önemli bazı iddialarına yanıt verilmediğini ve telefon görüşmelerinin

içeriğinin araştırılmadığını belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

52. Anayasa’nın 36. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

53. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma

hakkının görünümlerinden olan çelişmeli

yargılama ve silahların eşitliği

ilkeleri kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

54. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşe katılmamıştır.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

55. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir.

Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve

savunma hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve

savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını

da içermektedir (Mehmet Fidan, B.

No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37).

56. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "ile adil yargılanma" ibaresinin

eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, AİHM içtihadıyla adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen

çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerine

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılan

ilkelerin adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu

ortaya çıkmaktadır. Anılan ilkelere uygun yürütülmeyen bir yargılamanın

hakkaniyete uygun olması olanaklı değildir.

57. Ceza davasında ulaşılması hedeflenen temel amaç, maddi

gerçeğin adil yargılanma hakkına uygun olarak ortaya çıkarılmasıdır. Çelişmeli

yargılama ilkesi, bu amacın gerçekleştirilmesinin en önemli unsurlarındandır.

Anılan ilke taraflara dava dosyası hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma

hakkının tanınmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla ceza davalarında mahkemenin

kararını etkilemek amacıyla dosyaya sunulan görüş ve delillerden sanığın

haberdar olmasına, bunlara karşı etkili bir şekilde karşı çıkmasına fırsat

verilmesi gerekir (Tahir Gökatalay,

B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 25; Cezair

Akgül, B. No: 26/10/2016, 26/10/2016, §§ 27-31).

58. Çelişmeli yargılamanın bir amacı da dosyaya bir

görüşün/talebin girmesini sağlamakla sınırlı olmayıp onun mahkemece dikkate

alınarak bir sonuca ulaşmasını sağlamaktır. Çelişmeli yargılama ilkesi, sanığın

aleyhindeki delillerin çelişmeli bir usul ile mahkemeye sunulmasını ve sadece

tanık beyanlarının değil diğer delillerin de tartışılmasını gerektirir.

Böylelikle sanıklar delilin davayla ilgisini ve ağırlığını değerlendirerek

güvenirliği hususundaki iddia ve itirazlarını dile getirebilecektir (Cezair Akgül, B. No: 2014/10634,

26/10/2016, § 28).

59. Taraflar arasında hakkaniyete uygun bir dengenin

sağlanmasını amaçlayan silahların eşitliği ilkesi ise davanın taraflarının

usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan

birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve

savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip

olması anlamına gelir (Yaşasın Aslan,

B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi uyuşmazlığın her iki

tarafına da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını

(Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116,

23/1/2014, § 18), iddia makamı tarafından gösterilen ve edinilen maddi

bilgilerin açıklanmasını, ceza yargılamasında sanığın aleyhine bir hukuki

durumun yaratılmamasını da kapsamaktadır (Yankı

Bağcıoğlu ve diğerleri [GK], B. No: 2014/253, 9/1/2015, §§ 63, 64).

60. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi kural

olarak yargılamayı yürüten mahkemeye aittir. Bu konuda değerlendirme yapmak

Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bununla birlikte yargılamada adil

yargılama hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkelerine gerektiği ölçüde riayet edilip edilmediği Anayasa Mahkemesinin

denetim yetkisi kapsamındadır. Anılan ilkeler kapsamında yapılacak incelemede,

delillere ilişkin olarak iddia ve savunma makamı arasında oluşturulan

dengesizlik iddialarının da yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi

gerekir. Özellikle sanığın kendisinin elde etme olanağı bulunmayan deliller

bakımından yargı makamlarınca savunmaya bunların aksini ortaya koyma hususunda

makul imkânların sunulması gerekir.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

61. Somut olayda başvurucu PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün Kuzey

Irak'taki mensuplarının Türkiye'de düzenledikleri eylemlerle ilgili olarak

Türkiye'deki örgüt üyeleri ile kurdukları irtibata aracılık ettiği iddiasıyla

yargılanmıştır. Bu kapsamda başvurucunun terör örgütünün talimatı doğrultusunda

14/3/2011 tarihinde gerçekleştirilen İ.T.ye suikast eyleminin başarısız

olmasından sonra olayın sanıklarından A.U. ile iletişim kurduğu, A.U.nun görevi

tamamlayamayacağını bildirmesi üzerine diğer sanık N.Ş. ile iletişime geçerek

İ.T.nin tedavi gördüğü hastanede öldürülmesi yönündeki örgüt talimatını N.Ş.ye

ilettiği iddia edilmiştir.

62. Olayda başvurucu ile A.U. arasındaki iletişimin şifreli

telefon görüşmeleri aracılığı ile sağlandığı iddiasına yer verilmiştir. Bu

iddiaya delil olarak A.U.nun ikametgâhında yapılan aramada ele geçirilen ve

üzerinde başvurucunun telefon numarası ile elektronik posta adresinin yazılı

olduğu ilaç küpürü ve A.U.nun

ikametgâhına yakın bir yerde bulunduğu anlaşılan ankesörlü bir telefondan başvurucunun

iki kez aranması üzerine elektronik postalarını kontrol etmesi gösterilmiştir.

A.U.nun başvurucuya bir internet kafede bulunan bilgisayardan elektronik posta

göndererek görevi tamamlayamayacağını bildirdiği, başvurucunun telefonunu iki

kez arayarak ve konuşmayarak başvurucunun postalarını kontrol etmesini

sağladığı kabul edilmiştir. Kabule göre başvurucu ile A.U. arasındaki bu

iletişim daha önceden planlanan şifreli haberleşme yöntemine uygun olarak

gerçekleştirilmiştir.

63. Başvurucunun N.Ş. ile bağlantılı olduğu iddiasına delil

olarak ise Kuzey Irak'tan çıkış yaptığı anlaşılan maviderya isimli bir elektronik posta adresinden

başvurucunun adresine gönderilen elektronik postada İ.T.nin tedavi gördüğü hastanede öldürülmesi eyleminin N.Ş. tarafından

gerçekleştirilmesi yönündeki örgüt talimatının yer alması ve N.Ş.nin

ikametgâhında yapılan aramada içeriğinde İ.T.nin tedavi gördüğü hastanenin

krokisinin bulunduğu hafıza kartının ele geçirilmesi gösterilmiştir.

64. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından başvurucu hakkında

açılan kamu davası neticesinde başvurucunun silahlı terör örgütü talimatıyla

İ.T.nin öldürülememesi üzerine devreye giren kişi olduğu, silahlı terör

örgütüne üye olmadan örgüt için bu kadar önemli ve etkili bir operasyonda aktif

görev almasının mümkün olmadığı gerekçesiyle silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan mahkûm edilmesine karar verilmiştir.

65. Başvurucu; A.U.nun ikametgâhında bulunan küçük kâğıt

parçasının (ilaç küpürü) içeriğinde yer alan bilgilerin herkes tarafından

kolaylıkla ulaşılabilecek bilgiler olduğunu, bu bilgilerin kendisi tarafından

A.U.ya verildiğine dair herhangi bir bilgi veya belgenin mevcut olmadığını,

ikametgâhının yakınlarındaki bir ankesörlü telefondan yapılan sessiz telefon

aramalarının ve aramayı müteakip elektronik postalarını kontrol etmesinin A.U.

ile aralarında daha önceden belirledikleri şifreli bir haberleşme yöntemi

olduğu ve A.U.nun kendisine elektronik posta gönderdiği kabul edilirken bu

kabulün somut delillerle temellendirilemediğini, kaldı ki A.U.nun bilgisayar

kullanmayı bilmediğini savunmasında ileri sürdüğünü belirtmiş ve bu hususların

araştırılmasını talep etmiştir. Başvurucu ayrıca, N.Ş. ile irtibat kurduğuna

dairherhangi bir bilgi veya belge sunulamadığını kovuşturma aşamalarında

ısrarla dile getirmiştir. Başvurucunun bu iddia ve talepleri hakkında Mahkemece

herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığı görülmektedir. Anılan iddia ve

talepler Yargıtay tarafından da dikkate alınmamıştır.

66. Başvurucunun suikast

girişimi gibi örgüt için önemli bir eylemde yer aldığını gösteren

A.U. ile iletişimine ilişkin delillerin Mahkemece belirleyici ölçüde hükme esas

alındığı anlaşılmaktadır. Mahkeme eylemin N.Ş. tarafından gerçekleştirilmesi

için başvurucu tarafından aracılık edildiğinin tümüyle aydınlanamadığını da

kabul etmiştir. Başvurucu, örgütsel içerikli olduğu kabul edilen telefon

görüşmelerinin siyasi parti meclisi üyesi arkadaşlarıyla yaptıkları siyasi

içerikli görüşmeler olduğunu, bu kişilerin tanık olarak dinlenmeleri hâlinde bu

hususun açıklığa kavuşabileceğini belirterek söz konusu delillere itiraz etmiş;

Mahkemece bu itiraza ve talebe ilişkin olarak herhangi bir değerlendirmede

bulunulmamıştır. Öte yandan başvurucu, suikast eyleminin planlama, keşif ve

icra aşamasında iştirakinin bulunduğunun saptanamadığı gerekçesiyle suikast

girişimini azmettirmek suretiyle İ.T. ye yönelik kasten öldürmeye teşebbüs

suçundan beraat etmesine karar verilirken, anılan delillere dayanarak bu defa

terör örgütü adına A.U. ile iletişim kurmak suretiyle eylemin icrasında yer

aldığının kabul edilmesinin (bkz. § 37) çelişkili olduğunu, varsayıma dayalı

bir kurgu üzerinden mahkûm edildiğini ve hükmün tutarlı bir gerekçe

içermediğini temyiz aşamasında dile getirmiştir. Başvurucunun bu itirazına

yönelik olarak da temyiz mahkemesince herhangi bir değerlendirmede

bulunulmadığı anlaşılmaktadır.

67. Sonuç olarak derece mahkemesi, başvurucunun mahkûmiyet

kararının dayanağı olan A.U. ile şifreli bir şekilde haberleştiği ve silahlı

terör örgütü talimatıyla İ.T.nin öldürülememesi üzerine devreye giren kişi

olduğu iddialarına esas alınan delillerin doğruluğu ve uygunluğu yönünden ileri

sürülen itirazları gerekçeli kararında tartışmamış; bu iddialar yönünden

soruşturmanın genişletilmesi talebi hakkında herhangi bir değerlendirmede bulunmamıştır.

Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve gösterilen delilin

davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi kural olarak yargılamayı

yürüten mahkemeye aittir. Ayrıca yine hem bu aşamada ve hem de bu bağlamda suçlu-suçsuz kararı vermek ya da daha hafif veya ağır ceza belirlemek de

Anayasa Mahkemesinin görevinde bulunmadığı gibi Anayasa Mahkemesince burada

varılacak olan sonuç başvurucunun mutlaka beraat ettirilmesi veya mahkûm

edilmesi gerektiği anlamına da gelmemektedir. Burada belirtilen eksikliklerin

derece mahkemesince giderilmesi suretiyle yapılacak inceleme ve değerlendirme

sonucuna göre bir karar verileceği tabiidir. Bununla birlikte somut olayda,

derece mahkemesinin mahkûmiyete gerekçe gösterdiği olguların varlığı yönünden

sadece iddia makamının gösterdiği delilleri dikkate alması, başvurucunun aynı

olguların aksini ispat için gösterdiği delillerle ilgili gerekli ve yeterli bir

inceleme/değerlendirme yapmamasıbaşvurucuyu iddia makamı karşısında usule

ilişkin imkânlardan yararlanma noktasında önemli ölçüde dezavantajlı konuma

düşürmüştür. Başvurucunun iddialarını kendi imkânlarıyla ispat etmesi olanaklı

değildir. Bu koşullarda Mahkemece izlenen yöntemin çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerinin gereklerine uygun olmadığı ve başvurucunun

menfaatlerini koruyan güvenceler içermediği açıktır. Bu durum, yargılamanın bir

bütün hâlinde adil olmaktan çıkmasına neden olmuştur.

68. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşe katılmamıştır.

B. Diğer İhlal İddiaları

69. Başvurudaçelişmeli yargılama ve silahların eşitliği

ilkesinin ihlal edildiğine karar verildiğinden adil yargılanma hakkı

kapsamındaki bağımsız ve tarafsız bir mahkemece yargılama yapılmadığına,

kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki iddia ve itirazların gerekçeli

kararda karşılanmadığına, mevcut deliller arasındaki çelişkiler giderilmeden ve

hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillere dayalı olarak mahkûmiyet kararı

verildiğine ilişkin diğer şikâyetler hakkında kabul edilebilirlik ve esas

yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

70. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

71. Başvurucu; ihlalin tespiti, yargılamanın yenilenmesi ve

tazminat taleplerinde bulunmuştur.

72. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler

belirlenmiştir. Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

73. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

74. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal

düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali

ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel

başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa

Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı

verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı

olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda

herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar

kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek

devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine

getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58,

59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),

§§ 57-59, 66, 67).

75. İncelenen olayda Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki çelişmeli yargılama ve silahların

eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda çelişmeli

yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216

sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken

iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna

ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir

karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden

yargılama yapılmak üzere (kapatılan) İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi

(E.2011/46 K.2013/11) yerine bakan Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

76. Çelişmeli

yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

sonucuna varılmasının mağduriyetin giderilmesi yönünden yeterli olduğu

kanaatine varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

77. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.206,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA Serdar ÖZGÜLDÜR'ün karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği

ilkelerinin İHLAL EDİLDİĞİNE Serdar ÖZGÜLDÜR'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği

ilkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere (kapatılan) İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi (E.2011/46,

K.2013/11) yerine bakan Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.206,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Tazminata ilişkin talebin REDDİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

15/1/2020 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Başvurucu hakkında silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan

tayin edilen ve kesinleşen mahkûmiyet kararına ilişkin derece mahkemeleri

kararlarının gerekçelerinin incelenmesinde; suçun sübutuna ilişkin yeterli

delil ve hukuki değerlendirmenin bulunduğu, çelişmeli yargılama ve silahların

eşitliği ilkelerinin ihlâlini gerektiren bir durumun sözkonusu olmadığı, aksi

yöndeki iddiaların kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlar mahiyetini

taşıdığı ve Anayasa’nın 148/4. maddesi uyarınca bireysel başvuru kapsamı

dışında tutulması gerektiği, dolayısıyla anılan kararlarda bariz takdir

hatasının da mevcut olmayışı karşısında Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkının ihlâl edilmediği kanaatine vardığımdan,

çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılamadım. Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportörler : Akif YILDIRIM Zehra GAYRETLİ Başvurucu : Ruhşen MAHMUTOĞLU Vekilleri : Av. Hasari YENİCE Av. Şule RECEPOĞLU Üye Serdar ÖZGÜLDÜR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/22, 15 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Çelişmeli Yargılama ve
  11. B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 25; Cezair
  12. B. Diğer İhlal İddiaları
  13. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  14. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki çelişmeli yargılama ve
  15. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  16. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  17. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Karşıoy Gerekçesi
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/22
Tarih
15 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Ali Taştan Başvurusu (B. No: 2017/5809)
  • İbrahim Kaya Başvurusu (B. No: 2017/29474)
  • İbrahim Çeliktaş Başvurusu (B. No: 2016/63862)
  • Asım Uzun ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/26593)
  • Ramazan Çaylı Başvurusu (B. No: 2017/1436)
  • A.e.s. Başvurusu (B. No: 2017/13568)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.