İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm
İkinci BölümBaşvuru No: 2017/17516Tarih: 15 Eylül 2020

S.ç. Başvurusu (B. No: 2017/17516)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

S.Ç. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/17516)

Karar Tarihi: 15/9/2020

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, zor kullanılarak gözaltına alınma sırasında

yaralanma nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 27/1/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. 17/8/2014 tarihinde İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde

bulunan Galatasaray Lisesi önünde Soma'da yaşanan maden kazasını protesto etmek

amacıyla toplanan ve tramvay yolunu kapatarak oturma eylemi yapan 150-160

kişilik gruba dağılmaları yönünde uyarılar yapılmasına rağmen grubun dağılmaması

ve kolluk güçlerine taş, soda şişesi vb. maddeler atması nedeniyle müdahale

edilmiş olduğu kolluk tarafından tutulan tutanaktan anlaşılmaktadır. Gruba

müdahale edilmesi sırasında başvurucu, bulunduğu kiliseden zor kullanmak

suretiyle çıkarılarak gözaltına alınmıştır.

10. Başvurucunun adli muayene raporunda, boynunda 10x10

cm alanda kızarıklık ile sol koltuk altı bölgesinde 5x10 cm alanda kızarıklık

tespit edilmiştir.

11. Başvurucunun şikâyeti üzerine başlatılan soruşturmada

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun dosyaya sunduğu kamera

kayıtlarının çözümlemesi yaptırılmış ve adli muayene raporu

değerlendirilmiştir.

12. Olaya ilişkin kamera kaydı görüntülerinde,

başvurucunun kilise kapısından sürüklenerek çıkarıldığı, bu sırada kendisine "Kalk,

ayağa kalk." diye bağırıldığı, boğazından tutularak ayağa kaldırılmaya

çalışıldığı, başvurucunun ayağa kalkmaması üzerine "Ayaklarından tutun."

şeklinde konuşulduğu, başvurucunun ters kelepçeli iken kolları ve ayaklarından

tutulmak suretiyle taşındığı, daha sonra ayaklarından tutan polislerin

başvurucuyu bıraktıkları, başvurucunun "Kolum!" şeklinde

bağırarak ayağa kalktığı, böylelikle caddede ilerlemeye devam ettikleri tespit

edilmiştir.

13. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı olaya ilişkin olarak

15/12/2016 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Karar

gerekçesinde, başvurucu hakkında 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve

Gösteri Yürüyüşleri Hakkında Kanun'a muhalefet suçundan işlem yapıldığı,

hakkında yakalama işlemi yapılmak istendiğinde başvurucunun kolluk

görevlilerine direndiği, olay tarihinde yakalanan şüpheli sayısı, tespit edilen

yaralanmanın niteliği ve derecesi dikkate alındığında kolluk görevlilerinin zor

kullanırken orantılı davranmadığına, zor kullanma yetkisinde sınırı aşarak

sahip oldukları nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle müştekiyi kasten

yaraladıklarına ilişkin delil bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı belirtilmiştir.

14. Başvurucunun kovuşturmaya yer olmadığına dair karara

yaptığı itiraz, İstanbul 13. Sulh Ceza Hâkimliğince 2/1/2017 tarihinde

reddedilmiştir. Başvurucu 27/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

15. Başvurucu hakkında görevi yaptırmamak için direnme,

kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen

kendiliğinden dağılmama suçlarından açılan kamu davasında 15/10/2018 tarihinde,

başvurucunun alınan tüm savunmalarında suçlamaları kabul etmediği, olay

tarihinde toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmadığını iddia ettiği,

başvurucunun polisler tarafından yakalandığı yer, olay günü toplantı ve gösteri

yürüyüşünün yapıldığı belirtilen alandaki kalabalık içinde olayla bağlantısı

bulunmayan kişilerin de yer alma ihtimalinin bulunması dikkate alındığında

başvurucunun olayla bağlantısı olduğuna dair her türlü şüpheden uzak kesin ve

inandırıcı deliller elde edilemediğinden üzerine atılı suçlar sabit olmadığı

gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir. Anılan karar istinaf edilmeden

kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

16. 2911 sayılı Kanun’un 24. maddesinin birinci ve ikinci

fıkraları şöyledir:

"Kanuna uygun olarak başlayan

bir toplantı veya gösteri yürüyüşü, daha sonra 23 üncü maddede belirtilen

kanuna aykırı durumlardan bir veya birkaçının vuku bulması sebebiyle, Kanuna

aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşü hâline dönüşürse:

...

Bu amir, topluluğa Kanuna uyularak

dağılmalarını, dağılmazlarsa zor kullanılacağını ihtar eder. Topluluk

dağılmazsa zor kullanılarak dağıtılır."

17. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve

Salȃhiyet Kanunu’nun 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Polis,

A) Suçüstü hâlinde veya gecikmesinde

sakınca bulunan diğer hâllerde suç işlendiğine veya suça teşebbüs edildiğine

dair haklarında kuvvetli iz, eser, emare veya delil bulunan şüphelileri,

B) Haklarında yetkili mercilerce verilen

yakalama veya tutuklama kararı bulunanları,

C) Halkın rahatını bozacak veya rezalet

çıkaracak derecede sarhoş olanları veya sarhoşluk hâlinde başkalarına

saldıranları, yapılan uyarılara rağmen bu hareketlerine devam edenler ile

başkalarına saldırmaya yeltenenleri ve kavga edenleri,

D) Usulüne aykırı şekilde ülkeye giren

ya da haklarında sınır dışı etme veya geri verme kararı alınanları,

E) Polisin kanunlara uygun olarak aldığı

tedbirlere karşı gelenleri, direnenleri ve görev yapmasını engelleyenleri,

F) Bir kurumda tedavi, eğitim ve ıslahı

için kanunlarla ve bu Kanunun uygulanmasını gösteren Cumhurbaşkanınca çıkarılan

yönetmelikte belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirlerin yerine

getirilmesi amacıyla, toplum için tehlike teşkil eden akıl hastası, uyuşturucu

madde veya alkol bağımlısı serseri veya hastalık bulaştırabilecek kişileri,

G) Haklarında gözetim altında ıslahına

veya yetkili merci önüne çıkarılmasına karar verilen küçükleri,

H) Başkalarının can güvenliğini

tehlikeye düşürenleri, eylemin veya durumun niteliğine göre; koruma altına

alır, uzaklaştırır ya da yakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar. Yakalanması

belirli bir usule bağlanmış kişilerle ilgili kanun hükümleri saklıdır."

..."

18. 2559 sayılı Kanun'un 16. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Polis, görevini yaparken direnişle

karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor

kullanmaya yetkilidir.

Zor kullanma yetkisi kapsamında,

direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek

şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî

şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.

İkinci fıkrada yer alan;

a) Bedenî kuvvet; polisin direnen

kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya

kullandığı bedenî gücü,

b) Maddî güç; polisin direnen kişilere

karşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop,

basınçlı ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller,

polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını ifade eder.

Zor kullanmadan önce, ilgililere

direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı

yapılır. Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak,

ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir.

Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında direnmeyi

etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı zorun

derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak müdahale

edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve gereçler

müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.

Polis, kendisine veya başkasına yönelik

bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın,

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde

savunmada bulunur.

..."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 15/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu 17/5/2014 tarihinde Beyoğlu semtindeki

kilisede bulunduğu sırada sivil giyimli ve silahlı polis memurları tarafından

darbedildiğini, darbedilmenin etkisi ile bayıldığını, baygın hâldeyken elleri

arkadan kelepçeli şekilde gözaltına alındığını, gözaltındayken şiddete maruz

kaldığını, konuya ilişkin yürütülen soruşturmada eksik inceleme yapıldığını

belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

21. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;

kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.”

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

23. Anayasa’nın 17. maddesinde, herkesin maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anılan maddenin

birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmış; üçüncü fıkrasında da

kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan

haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı

hüküm altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,

17/7/2014, § 80; Özge Özgürengin, § 46; Ali Ulvi Altunelli, §

53).

24. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 81; Özge Özgürengin, § 47; Ali Ulvi Altunelli, § 54 ).

25. Bununla birlikte her kötü muamele iddiasının

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği korumadan ve Anayasa'nın

5. maddesiyle birlikte devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerden yararlanması

beklenemez. Bu bağlamda kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle

desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için soyut

iddiaya dayanan şüphe ötesinde makul kanıtların varlığı gerekir. Bu kapsamdaki

bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat

edilmemiş birtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar

değerlendirilirken ilgililerin süreçteki tutumları da dikkate alınmalıdır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 95; Özge Özgürengin, § 48; Ali Ulvi

Altunelli, § 55).

26. Aynı şekilde bir muamelenin Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık

derecesine ulaşmış olması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın

somut koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin

süresi, bedensel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık

durumu gibi faktörler önem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç

dikkate alınmalıdır. Muamelenin heyecanın yükseldiği ve duygu yoğunluğunun

olduğu bir anda meydana gelip gelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 83; Özge Özgürengin, § 49; Ali Ulvi

Altunelli, § 56).

27. Belirtilmelidir ki Anayasa'nın 17. maddesi bir

yakalamayı gerçekleştirmek için güç kullanımını yasaklamamaktadır. Ancak bu tür

bir güç, sadece kaçınılmaz ve asla aşırı olmamak kaydıyla kullanılabilmektedir.

Ayrıca kişinin kendi davranışından veya tutumundan dolayı fiziksel güce

başvurmak kesinlikle zorunlu hâle gelmedikçe bu nevi fiiller, prensip olarak

Anayasa'nın 17. maddesinde belirtilen yasağı ihlal edecektir (Gülşah Öztürk

ve diğerleri, B. No: 2013/3936, 17/2/2016, § 52; Özge Özgürengin, §

53).

28. Sadece sınırları belli bazı durumlarda güvenlik

güçleri tarafından fiziksel güce başvurulmasının kötü muamele olmadığı kabul

edilebilmektedir. Bu kapsamda toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde yakalamayı

gerektiren durumlarda ve gösteriye katılanların kendi tutumundan dolayı

fiziksel güce başvurmak mümkündür. Ancak bu durumda dahi bu tür bir güce sadece

kaçınılmaz hâllerde ve orantılı olmak koşuluyla başvurulabilir (Ali Rıza

Özer ve diğerleri, § 82; Özge Özgürengin, § 54; Ali Ulvi

Altunelli, § 57).

29. Kötü muamele iddialarıyla ilgili olarak Anayasa

Mahkemesinin yetkisi, Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye'nin taraf olduğu buna

ek protokoller kapsamında bulunanlarla sınırlıdır. Dolayısıyla Anayasa

Mahkemesinin cezai sorumluluk bağlamında suça ya da masumiyete ilişkin bir

bulguya ulaşma görevi bulunmamaktadır. Diğer taraftan yargı mercilerinin

bulguları Anayasa Mahkemesini bağlamamasına rağmen normal şartlar altında bu

mercilerin maddi olaylara ilişkin yaptığı tespitlerden ayrılmak için de

kuvvetli nedenlerin bulunması gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 96). Öte

yandan Anayasa Mahkemesinin başvuru konusu olayın gelişim şeklini anlayabilmek

ve tüm yönleriyle aydınlatılması noktasında soruşturma makamları ve derece

mahkemeleri tarafından atılması gereken adımları nesnel bir şekilde

değerlendirmek için olayın oluşum şeklini incelemesi gerekmektedir (Rıfat

Bakır ve diğerleri, B. No: 2013/2782, 11/3/2015, § 68).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

30. Somut olayda başvurucunun toplantı ve gösteri

yürüyüşünün dağıtılması sırasında kuvvet kullanılarak gözaltına alındığı gerek

kamera kaydı görüntüleri gerek Yakalama ve Gözaltına Alma Tutanağı'yla sabit

olup soruşturma aşamasındaki kabul de bu doğrultudadır. Dolayısıyla

başvurucunun polis memurları tarafından zor kullanılarak gözaltına alındığına

dair bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

31. Soruşturma evrakının incelenmesinden, Soma ilçesinde

meydana gelen maden kazası ile ilgili protesto eylemleri sırasında tramvay

yolunu kapatarak oturma eylemi yapan 150-160 kişilik gruba dağılmaları yönünde

uyarılar yapılmasına rağmen grubun dağılmaması ve kolluk güçlerine taş, soda

şişesi vb. maddeler atması nedeniyle müdahale edilmiş olduğunun kolluk

tarafından tutanağa geçirildiği anlaşılmaktadır. Bu yönde bir şikâyet bulunmayan

dosya kapsamında kolluk görevlilerinin eyleme müdahalelerinin gerekli ve

orantılı olup olmadığı hususu değerlendirilmeyecektir. Başvurucunun anılan

gösteriye katılıp katılmadığı hususu da belirli değildir.

32. Başvurucu anılan gösteriye katılmadığını ve eylem

sırasında kilisede bulunduğunu beyan etmektedir. Gösteriye katılan ve dağıtılan

bir grubun kilise içine kaçtığı düşüncesiyle polis memurlarının kilisede göz

altı işlemi yaptıkları anlaşılmaktadır.

33. Başvurucu, gösteri yürüyüşünün yapıldığı bölgeye

yakın bir kilisenin içindeyken dağıtılmak istenen gösteriye katıldığı

düşünülerek gözaltına alınmıştır. Başvurucu gözaltına alınması sırasında boyun

ve koltuk altı bölgelerinde kızarıklık meydana gelecek şekilde yaralanmıştır.

34. Başvurucunun dağıtılmak istenen gösteriye katılıp

katılmadığı ile şiddet içeren herhangi bir eylemde bulunup bulunmadığı

hususları belirli olmamakla birlikte polis memurlarının gerçekleştirmek

istedikleri gözaltı işleminin açıkça keyfî olmadığı anlaşılmaktadır. Kamu gücü

kullanan kolluk personelinin açıkça keyfî davranması hâlinde keyfî davranışa

maruz kalan kişilerden mutlaka kolluk personelinin istediği şekilde

davranmaları beklenemeyecektir. Bununla birlikte açıkça keyfîlik bulunmayan

hâllerde -yapılan işlemin haksız olduğu düşünülse dahi- kolluk personelinin

yetkileri kapsamında talep ettikleri hususların yerine getirilmesi bir

zorunluluk olup aksi durumda zor kullanma yetkisinin doğacağı kabul

edilmelidir.

35. Başvurucunun kendisini gözaltına almak isteyen kolluk

görevlilerine karşı ayağa kalkmayarak ve yürümeyerek pasif şekilde direndiği

kamera kaydı görüntülerinden anlaşılmaktadır. Başvurucu gözaltına alınabilmesi

amacıyla polis memurları tarafından ayağa kaldırılmak istenmiş, ayağa

kalkamaması üzerine ise ayaklarından ve kollarından tutularak bir süre

taşınmıştır. Başvurucunun gösteriye katılan kişiler arasında olduğu düşünülerek

hakkında gözaltı işlemi yapıldığı, bunun göstergesi olarak başvurucu hakkında

2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan soruşturma başlatılmış olduğu,

dolayısıyla başvurucunun gözaltına alınmak istenmesinin açıkça keyfî olmadığı

hususları birlikte değerlendirildiğinde olay anında müdahaleyi gerçekleştiren

kamu görevlileri açısından zor kullanma koşullarının oluştuğunun kabulü

gerekir.

36. Kullanılan kuvvetin zor kullanma amacıyla orantılı

olup olmadığı da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Başvurucunun vücudundaki

yaralanmaların kamera görüntülerinden tespit edilen, başvurucunun ayağa

kaldırılmaya çalışılması ve ayağa kalkmaması üzerine taşınması eylemleriyle

uyumlu olduğu görülmektedir. Başvurucuya gözaltına alma amacı dışında yapılan

bir şiddet eylemi tespit edilmemiştir. Başvurucunun da yaralanmalarının raporda

tespit edilenlerle sınırlı olmadığına ilişkin bir iddiası bulunmamaktadır.

Başvurucuya karşı gerçekleştirilen eylemin niteliği ile başvurucunun

yaralanmalarının niteliği ve derecesi birlikte değerlendirildiğinde kullanılan

gücün orantısız olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

37. Başvurucu her ne kadar gözaltına alınması sırasında

darbedilerek bayılmasına sebebiyet verildiği ve gözaltına alındıktan sonra

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünde bulunduğu sırada şiddete maruz kaldığını ileri

sürmekte ise de sağlık raporuyla tespit edilen yaralanmaların bu iddiaları

karşılamadığı, başvurucunun bu sağlık raporuna ilişkin bir itirazı bulunmadığı,

başvurucunun anılan iddialarını destekleyen herhangi bir veriyi soruşturma

mercilerine iletmeyip bireysel başvuru dosyasına da sunmadığı anlaşılmaktadır.

Başvurucunun bu şikâyetleri ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesince inceleme

yapmayı gerektiren savunulabilir bir iddiayı ortaya koyamadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurucuya yapılan

müdahaleyle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan

kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

39. Devletin negatif yükümlülüğü bakımından kötü muamele

yasağının maddi boyutunun ihlal edilmediği sonucuna varıldığından usul

yükümlülüğü açısından ayrıca inceleme yapılmasına gerek duyulmamıştır.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 15/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Basri BAĞCI

Raportör

:

Gizem Ceren DEMİR KOŞAR

Başvurucu

:

S.Ç.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/17516, 15 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

  • Mercii: Anayasa Mahkemesi
  • Bölüm: İkinci Bölüm
  • Başvuru No: 2017/17516
  • Tarih: 15 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Musa Yılmaz Başvurusu (B. No: 2019/17368)
  • Erol Çiçek Başvurusu (B. No: 2017/22570)
  • Hasan Kızılırmak Başvurusu (B. No: 2017/5056)
  • A.a.y. Başvurusu (B. No: 2016/13011)
  • Burgmann Packings Endüstriyel Sızdırmazlık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/23989)
  • Remziye Arslan Ulaş Başvurusu (B. No: 2018/36507)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.