İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sait Ayaz Başvurusu (B. No: 2016/35488)

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

Başvuru No2016/35488Tarih30 Eylül 2020Okuma15 dk · 2.927 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Sait Ayaz Başvurusu

Karar tarihi
30 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2016/35488
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.927 kelime·15 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular 25/11/2016 ve 9/2/2017 tarihlerinde

yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. 2017/7642 numaralı bireysel başvuru dosyasının kişi

yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2016/35488 numaralı bireysel başvuru dosyası

ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

5. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Üçüncü Komisyon

tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası bakımından kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, diğer temel hak ve özgürlüklerin

ihlal edildiğine yönelik iddiaların ise kabul edilemez olduğuna karar

verilmiştir. Komisyon ayrıca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

vermiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl

19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı

organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok

uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör

Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen

bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri

[GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

10. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke

genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle

bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı

sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki

yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından

soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama

tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet

Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

11. Sayıştay Başkanlığında uzman denetçi olarak çalışan

başvurucu 22/7/2016 tarihinde anılan Kurumdaki görevinden -FETÖ/PDY'ye yönelik

yürütülen idari soruşturma kapsamında- uzaklaştırılmıştır. Başvurucu daha sonra

15/8/2016 tarihli ve 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler

Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevinden

çıkarılmıştır.

12. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

FETÖ/PDY'nin Sayıştaydaki yapılanmasıyla bağlantılı olarak başvurucunun da

aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında soruşturma başlatılmıştır.

13. Başvurucu 19/10/2016 tarihinde konutunda yapılan

arama sonrasında gözaltına alınmıştır. Bu arama sırasında başvurucunun cep

telefonu ve diğer dijital materyallerine el konulmuştur. Başvurucu, Ankara İl

Emniyet Müdürlüğüne (Emniyet) getirilerek 27/10/2016 tarihine kadar burada

gözaltında tutulmuştur.

14. Emniyet görevlileri tarafından ifade alma işlemi

sırasında başvurucuya FETÖ/PDY üyesi olma ve 15 Temmuz darbe girişimi ile

ilgili isnatlar yöneltilmiştir. Bu işlem esnasında bir müdafi de hazır

bulundurulmuştur. Başvurucu 25/10/2017 tarihli ifadesinde özetle Sayıştay

Başkanlığınca açılan sınavı 1992 yılında kazandığını, eğitim ve çalışma hayatı

boyunca FETÖ/PDY ile bir irtibatının bulunmadığını, Bank Asyadan kredi çekerek

2004 yılında Asya Termal isimli tatil köyünden devre mülk aldığını ve bu devre

mülkü 2010 yılında sattığını, çocuklarını üniversite hazırlık döneminde Maltepe

Dershanesine gönderdiğini ve onlara deneme sınavı almak için Zaman gazetesine

abone olduğunu, 2014 yılında bu aboneliği sonlandırdığını beyan etmiştir.

15. Başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle 27/10/2016 tarihinde

-başka şüphelilerle birlikte- Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk

edilmiştir.

16. Başvurucunun sorgusu Hâkimlikçe 27/10/2016 tarihinde

yapılmıştır. Sorgu tutanağına göre başvurucuya yüklenen suç anlatılmış,

başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu,

Emniyetteki ifadesine benzer beyanlarda bulunarak suçlamaları kabul etmemiştir.

Başvurucunun müdafii, dosyada atılı suçları işlediğine dair delil bulunmaması

nedeniyle müvekkilinin serbest bırakılmasını talep etmiştir.

17. Başvurucu, Hâkimlik tarafından yapılan sorgusunun

ardından silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 27/10/2016 tarihinde

tutuklanmıştır. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"CMK'nın 100 ve devamı maddeleri

gereğince suçun niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut olguların bulunması, şüphelilerin kaçma şüphesi altında olduğunu

gösteren somut olguların bulunması, delilleri yok etme gizleme değiştirme

ihtimalini gösteren olguların bulunması ve şüphelilere isnat edilen suçun

niteliği, atılı suçun CMK'nın 100/3 maddesinde öngörülen suçlardan oluşu ve

atılı suç ile tutuklama tedbirinin orantılı bir tedbir niteliğini taşıması

dikkate alınarak ... isnat edilen silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ayrı

ayrı tutuklanmasına ... [karar

verildi.]"

18. Başvurucu 4/11/2016 tarihinde tutuklama kararına

itiraz etmiş, Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğince 9/11/2016 tarihinde "...tutuklama

kararı ve bu karara dayanak dosya kapsamının incelenmesinde, Ankara 8. Sulh

Ceza Hakimliğinin 2016/494 Sorgu sayılı kararında herhangi bir isabetsizlik

bulunmadığı..." gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine karar

verilmiştir.

19. Başvurucu, anılan kararı 30/1/2017 tarihinde

öğrendiğini beyan etmiştir.

20. Başvurucu 9/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur (2017/7642 numaralı başvuru, bkz. § 4).

21. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 20/10/2017 tarihinde

soruşturmanın geldiği aşamayı ve mevcut delil durumunu değerlendirerek

başvurucunun tahliyesini talep etmiştir.

22. Başvurucu, Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/10/2017

tarihli kararı ile tahliye edilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

" ...şüphelinin sabit ikametgah

sahibi olduğu, soruşturmanın geldiği aşama ve mevcut delil durumu itibariyle

(toplanan deliller itibariyle şüphelinin BYLOCK kullanıcısı olduğuna dair

tespit bulunmaması ve tutuklu kaldığı süre gözetilerek) tutuklama tedbirinin

devamının artık gereksiz olduğu kanaatine varılmakla, ... tahliye talebinin

kabulüne ... [karar

verildi.]"

23. Anayasa Mahkemesi 24/9/2018 tarihinde, soruşturma

mercilerinden başvurucuya yönelik tutuklamaya ve tutukluluğun devamına esas

teşkil eden delillerin bildirilmesini istemiş olup Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığı 26/9/2018 tarihli cevap yazısıyla başvurucu hakkında verilen

tutuklama ve tutukluluk hâlinin devamına yönelik kararlar ile tutukluluk

hâlinin uzatılmasına dair başvurucunun itiraz dilekçelerini göndermiştir.

24. Başvurucunun konutunda yapılan arama esnasında el

konulan tüm dijital materyallere ilişkin olarak Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığınca yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen 23/3/2018

tarihli bilirkişi inceleme tutanağında; başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı

olunduğunu ortaya koyacak herhangi bir bilgi, belge, kayıt ve şifreli

haberleşme programına rastlanmadığı belirtilmiştir.

25. Başvurucu hakkındaki soruşturma, bireysel başvurunun

incelendiği tarih itibarıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında derdesttir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

26. İlgili hukuk için bkz. Özcan Güney, B. No:

2017/20709, 15/11/2018, §§ 30-38.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

27. Mahkemenin 30/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

28. Başvurucu; somut suç şüphesi ve somut deliller

bulunmadan hukuken geçersiz bir şekilde hakkında tutuklama kararı verildiğini,

delilleri karartma ve kaçma şüphesi olmadığı hâlde koşulları oluşmadan verilen

tutuklama kararı dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

29. Bakanlık görüşünde; başvurucu hakkındaki soruşturmaya

FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu değerlendirilerek ve kamu görevinden ihraç

edilmesi kararına dayanılarak başlandığı, başvurucu hakkında uygulanan

tutuklama tedbirinin hukuki olup olmadığının Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında

incelenmesi ve başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin meşru bir

amacının olup olmadığı değerlendirilirken tutuklama kararının verildiği andaki

genel koşulların göz ardı edilmemesi gerektiği, darbe teşebbüsü sonrasında

teşebbüsle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda

delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik

içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz

kalmasının söz konusu olabileceği, tutuklama kararının gerekçesinden

başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken kuvvetli suç şüphesini gösteren

somut delillere dayanıldığının anlaşıldığı, tutuklamaya dair verilen kararlara

ilişkin gerekçeler kapsamında tutukluluğunun keyfî olduğunun savunulamayacağı

ifade edilmiştir.

30. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında genel

hatlarıyla başvuru formunda belirttiği iddialarını tekrarlamıştır.

B. Değerlendirme

31. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

32. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenliği"

kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci

cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

33. Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğunun hukuki

olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının

Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

34. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

kullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim

veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda

da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin

yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,

vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı

suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile

saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

35. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü

bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya

konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumla

bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca

yapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

36. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve

tutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün

arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır.

Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan

olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No:

2016/49158, 26/7/2017, § 57).

37. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, § 58).

2. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığı

anlaşılan bu bölümdeki iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

39. Genel ilkeler için bkz. Özcan Güney, B. No:

2017/20709, 15/11/2018, §§ 57-62; Zafer Özer, B. No: 2016/65239,

9/1/2020, §§ 38-45.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

40. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının

kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbe

teşebbüsü ve arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin mensubu

olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör örgütüne üye

olma suçlamasıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.

41. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

42. Hâkimliğin tutuklama kararında, başvurucu yönünden

kuvvetli suç şüphesini oluşturan somut olguların bulunduğuna ve tutukluluğun

ölçülü olduğuna genel olarak değinilmiş; herhangi bir ayrıntıya yer

verilmemiştir (bkz. § 17). Tutuklamaya itirazın reddine ilişkin kararda da

genel ifadelerle Hâkimlikçe verilen söz konusu tutuklama kararında usul ve

yasaya aykırılık görülmediği ifade edilmiştir (bkz. § 18).

43. Anayasa Mahkemesi, soruşturma makamlarından

başvurucuya yönelik tutuklamaya ve tutukluluğun devamına esas teşkil eden

delillerin bildirilmesini istemiş; gelen cevap yazısında, başvurucu hakkında

verilen tutuklama ve tutukluluk hâlinin devamına yönelik kararlar ile

tutukluluk hâlinin uzatılmasına dair başvurucunun itiraz dilekçelerinin

gönderildiği görülmüştür (bkz. § 23).

44. Başvurucu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca

yürütülen soruşturmanın bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

derdest olması nedeniyle soruşturma mercilerinin suçlamaya esas aldıkları

olguları gösteren ve bu olgulara yönelik değerlendirmelerini içeren asıl

belgeler olan tutuklama talep yazısı ve tutuklama kararında yer verilen

tespitler temelinde bir inceleme yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.

45. Tutuklama sevk yazısından ve tutuklama kararından

anlaşılamamakla birlikte bireysel başvuru formu içeriği ve Bakanlık görüşü

dikkate alındığında başvurucu hakkındaki soruşturmanın 672 sayılı KHK ile

başvurucunun kamu görevinden çıkarılması sonucunda başladığı görülmektedir.

46. Anayasa Mahkemesi darbe teşebbüsü sonrasında ilan

edilen olağanüstü hâl döneminde alınan kamu görevinden veya meslekten çıkarma

tedbirlerinin özellikleri ve bu tedbirlerin uygulanabilmesi için gerekli

şartların niteliği birlikte dikkate alındığında görevden uzaklaştırma ve/veya

meslekten ihraç tedbirlerinin uygulanmasının -tek başına- suç işlendiğine dair

kuvvetli bir belirti olarak kabulünün mümkün olmadığı sonucuna varmıştır (Mustafa

Baldır, B. No: 2016/29354, 4/4/2018, § 70; Mustafa Açay, B. No:

2016/66638, 3/7/2019, § 54; Ali Aktaş, B. No: 2016/14178, 17/7/2019, §

53; Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, § 104; Zafer

Özer, § 58). Somut başvuruda da anılan kararlarda varılan sonuçlardan

ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

47. Öte yandan başvurucunun Emniyette verdiği ifadede;

çocuklarını FETÖ/PDY ile bağlantılı bir dershaneye gönderdiğini ve

örgütle iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılan Zaman gazetesine abone olduğunu

beyan ettiği görülmektedir (bkz. § 14).

48. Terör suçlarına ilişkin davaların temyiz mercii olan

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin yerleşik kararlarında (E.2018/7220, K.2019/3659;

E.2018/6390, K.2019/2961; E.2018/5527, K.2019/2206) kişilerin çocuklarının

FETÖ/PDY ile bağlantılı okul veya dershanelere göndermesinin örgütsel bir

faaliyet olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

FETÖ/PDY'nin illegal yönünü ve çocuklarının öğrenim gördüğü dershane ile bu

yapılanma arasındaki bağlantıyı bilerek örgüte destek vermek amacıyla

çocuklarını bu dershaneye gönderdiğine dair olgular soruşturma mercilerince

ortaya konulamamıştır. Buna göre başvurucunun örgütsel bir ilişki içinde ya da

örgütün amaçları doğrultusunda hareket ettiğine ilişkin kanaat oluşmasını

sağlayacak nitelikteki olgular ortaya konulmadan sadece çocuklarını FETÖ/PDY

ile bağlantısı olan bir dershaneye göndermesinin suç işlediğine dair kuvvetli

bir belirti olarak kabulü mümkün değildir.

49. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin yerleşik kararlarında

(E.2018/5167, K.2019/3211; E.2017/3174, K.2019/2244; E.2019/6400, K.2020/139)

kişilerin örgütle bağlantılı gazete veya dergilere (bu kapsamda Zaman

gazetesine) abone olmalarının örgütsel bir faaliyet olarak kabul edilemeyeceği

belirtilmiştir. Yukarıda dershane hususuyla ilgili yapılan değerlendirmenin

gazete yönünden de geçerli olduğu söylenebilir. Bu çerçevede kişilerin

başkalarını Zaman gazetesi abonesi yaptırmaya çalışması hâlinde bunun örgütsel

bir yönünün olduğu söylenebilir. Ancak somut olayda bu yönde bir tespit ya da

iddia bulunmamaktadır. Dolayısıyla anılan hususun kuvvetli suç belirtisi olarak

kabulü mümkün görünmemektedir

50. Ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

gönderilen belgelerde de başvurucunun isnat edilen suçu işlediğine dair

kuvvetli belirti niteliğinde herhangi bir bilgi bulunmamaktadır (bkz. § 23).

Öte yandan başvurucudan elde edilen dijital materyaller üzerinde yapılan

bilirkişi incelemesinde başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğunu ortaya

koyacak herhangi bir bilgi, belge, kayıt ve şifreli haberleşme programına da

rastlanmadığı belirtilmiştir (bkz. § 24).

51. Bu itibarla soruşturma belgelerinde yer alan tespit

ve değerlendirmeler kapsamında somut olayda tutuklama için gerekli olan suç

işlendiğine dair kuvvetli belirtinin yeterince ortaya konulamadığı sonucuna

varılmıştır.

52. Varılan bu sonuç karşısında tutuklama nedenlerinin

bulunup bulunmadığına ve tutuklamanın ölçülü olup olmadığına ilişkin ayrıca bir

inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

53. Açıklanan gerekçelerle suç işlediğine dair kuvvetli

belirtiler ortaya konulmadan başvurucu hakkında tutuklama tedbirinin

uygulanmasının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin olarak olağan

dönemde Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelere

aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

54. Bununla birlikte anılan tedbirin Anayasa'nın

olağanüstü dönemlerde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve

sınırlandırılmasını düzenleyen 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığının

incelenmesi gerekir.

4. Anayasa'nın

15. Maddesi Yönünden

55. Anayasa Mahkemesi daha önceki pek çok kararında olağanüstü

hâl döneminde Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin kullanımının

durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen 15. maddesinin suç işlendiğine

dair belirtilerin varlığı ortaya konulmadan gerçekleştirilen tutuklamaları

meşru kılmadığına, suç işlendiğine dair belirti olduğu ortaya konulmadan

tutuklama tedbirinin uygulanmasının durumun gerektirdiği ölçüde bir müdahale

olmadığına karar vermiştir (Şahin Alpay [GK], B. No: 2016/16092,

11/1/2018, §§ 105-110; Mehmet Hasan Altan (2), §§ 152-157; Turhan

Günay [GK], B. No: 2016/50972, 11/1/2018, §§ 83-89; Mustafa Baldır,

§§ 83-88).

56. Somut olayda bu kararlardan ayrılmayı gerektiren bir

yön bulunmamaktadır. Bu nedenle -Anayasa'nın 15. maddesiyle birlikte

değerlendirildiğinde de- Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

57. Açıklanan gerekçelerle -Anayasa'nın 15. maddesiyle

birlikte değerlendirildiğinde de- başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

59. Başvurucu tahliyesine karar verilmesi istemiyle

birlikte 250.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

60. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

61. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

62. Başvurucu hakkındaki tutuklamanın hukuki olmaması

nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar

verilmiştir. Soruşturma sürecinde 20/10/2017 tarihinde başvurucunun tahliyesine

karar verilmiştir ve tutukluluk hâli sona ermiştir.

63. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

C. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

D. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığına (S.2017/171314) GÖNDERİLMESİNE,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 30/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Murat GÜVEN Başvurucu : Sait AYAZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/35488, 30 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. (E.2018/5167, K.2019/3211; E.2017/3174, K.2019/2244; E.2019/6400, K.2020/139)
  16. C. 6216 Sayılı
  17. A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi
  18. C. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  19. D. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Cumhuriyet
  20. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. M. Emin KUZ
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/35488
Tarih
30 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Serkan Başer Başvurusu (B. No: 2017/15410)
  • Samatyada Sulumanastır Surp Kevork Ermeni Kilisesi Sahakyan Nunyan Ermeni Mektebi ve Mezarlığı Vakfı Başvurusu (B. No: 2017/5986)
  • Selman Taşkın Başvurusu (B. No: 2019/1837)
  • Özlem Özdemir Başvurusu (B. No: 2018/12574)
  • Türkiye Genel Hizmetler İşçileri Sendikası Başvurusu (B. No: 2016/14475)
  • Ahmet Erdemir Başvurusu (B. No: 2016/10891)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.