İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şehap Korkmaz Başvurusu (B. No: 2013/8975)

1. Başvurucu, oğlunun yaşamını yitirmesiyle

Başvuru No2013/8975Tarih23 Temmuz 2014Okuma11 dk · 2.189 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Şehap Korkmaz Başvurusu

Karar tarihi
23 Temmuz 2014
Başvuru Numarası
2013/8975
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.189 kelime·11 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, oğlunun yaşamını yitirmesiyle

ilgili ceza davasının olayın meydana geldiği yerden başka bir yere nakli ile

ilgili hukuki düzenlemelerin ve bu kapsamdaki yargısal sürecin adil yargılama

ve etkili başvuru haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 12/12/2013 tarihinde Eskişehir 2. İdare Mahkemesi

aracılığıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Başvuru konusu olay ve olgular 16/5/2014 tarihinde Adalet

Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünü 26/6/2014 tarihinde

Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

5. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

başvurucuya 7/7/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

karşı beyanlarını 16/7/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucunun oğlu Ali İsmail Korkmaz Eskişehir’de Anadolu

Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği 1. sınıf öğrencisi olup,

2/6/2013 tarihinde Eskişehir’de kamuoyunda “Gezi

Parkı eylemleri” olarak bilinen eylemlere katılmıştır.

8. Ali İsmail Korkmaz anılan tarihte aralarında kolluk

görevlilerinin de olduğu iddia edilen bir grup tarafından darp edildikten 37

gün sonra 10/7/2013 tarihinde bulunduğu hastanenin yoğun bakım ünitesinde

yaşamını yitirmiştir.

9. Bu olayla ilgili Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturma sonunda 9/9/2013 tarihli iddianameyle dördü polis memuru olmak üzere

sekiz sanık hakkında kamu davası açılmıştır.

10. Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/340 Esas sayılı

dosyasında yürütülen davada Mahkeme 29/9/2013 tarihinde “Kamu oyunda "Gezi Parkı Olayları" olarak

bilinen olaylar süresince ilimizde yoğun olayların meydana gelmesi, dava konusu

olayın bu eylemler sırasında olmuş olması, davanın soruşturma aşamasında geçen

süreçte eylemlerin adliye çevresinde ve Eskişehir ilinde de devam etmiş ve

devam ediyor olması nazara alındığında, yargılama ve duruşmalar sürecinde

olayların yaşanma ihtimali, bu olaylar sırasında kamu güvenliğinin

sağlanmasında zorluklar yaşanabileceği dikkate alınarak, a) Eskişehir

Valiliği'ne müzekkere yazılarak davanın yargılama sırasında kamu güvenliğinin

sağlanmasında sıkıntı yaşanıp yaşanmayacağı hususunda görüş sorulmasına, b)

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığına da aynı mahiyette müzekkere yazılarak kamu

güvenliğinin sağlanmasında sıkıntı yaşanıp yaşanmayacağı ve davanın başka yere

naklinin gerekip gerekmediği konusunda görüşlerinin sorulmasına” tensiben karar vermiştir.

11. Kamu davasının nakline karar verilmesi amacıyla dosya Adalet

Bakanlığına gönderilmiş ve Adalet Bakanlığı davanın nakline karar verilmesini

Yargıtay’dan talep etmiştir.

12. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 7/11/2013 tarih ve E.2013/15890,

K.2013/10549 sayılı kararıyla, davanın başka bir yere naklinin uygun olacağı

yönündeki görüş ve Adalet Bakanlığının bu husustaki istemini dikkate alarak

kamu güvenliği gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’un 19. maddesinin ikinci fıkrası

gereğince Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/340 Esasında kayıtlı kamu

davasının Kayseri Ağır Ceza Mahkemesine nakline karar vermiştir.

13. Bu karar üzerine Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi 13/11/2013

tarih ve E.2013/340, K.2013/393 sayılı kararıyla dosyayı Kayseri Nöbetçi Ağır

Ceza Mahkemesine göndermiştir.

14. Başvurucunun, davanın nakli kararına yönelik itirazlarının

karara bağlanması için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi

amacıyla yaptığı başvuru, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 29/11/2013 tarihli

kararıyla kamu davasının nakli kararına itirazın mümkün olmadığı belirtilerek

incelenmeksizin reddedilmiştir.

15. Kamu davası Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/212 Esas

sayılı dosyasında derdesttir.

16. Başvurucu 12/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

17. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 19.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(2)

Kovuşturmanın görevli ve yetkili olan mahkemenin bulunduğu yerde yapılması kamu

güvenliği için tehlikeli olursa, davanın naklini Adalet Bakanı Yargıtaydan ister.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 23/7/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 12/12/2013 tarihli ve 2013/8975 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu oğlunun ölümüyle ilgili kamu

davasının Eskişehir ilinden Kayseri iline nakli nedeniyle yargılamanın adil ve

etkili biçimde yürütülemeyeceğini, kamu görevlileriyle ilgili bir davanın

nakline ilişkin kararın Adalet Bakanlığının başvurusu üzerine verilmesinin

yargılama makamının tarafsızlığına ve bağımsızlığına gölge düşürdüğünü, davanın

nakli kararına yapılan itirazın incelenmeksizin reddedildiğini belirterek adil

yargılama ile etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin giderilmesi amacıyla yeniden karar

verilmek üzere dosyanın Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

20. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurunun yaşam hakkı çerçevesinde

incelenmesi gerektiğini, aynı olaya ilişkin başvurucu tarafından AİHM’e yapılan başvurunun, iç hukuk yollarının

tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna karar verildiğini

belirtmektedir (Şehap Korkmaz ve diğerleri / Türkiye (K.K),

64200/13, 25/3/2014).

21. Bakanlık ayrıca Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun ikincil

nitelikte bir kanun yolu olduğunu, ihlal iddialarının öncelikle genel yargı

mercilerinde olağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulması gerektiğini ifade

etmektedir.

22. Başvurucu Adalet Bakanlığı görüşüne karşı, yapılan başvurunun

kamu davasının nakline ilişkin olduğunu, bu konunun AİHM önünde

tartışılmadığını, başvurunun adil yargılama hakkı kapsamında incelenmesi

gerektiğini ve karara dayanak olan kamu güvenliği kavramının açık olmadığını

belirterek önceki beyanlarını tekrarlamıştır.

23. Başvuru kapsamında yaşam hakkının korunmasıyla ilgili bir

şikâyet ileri sürülmemiş ise de, Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Doğal olmayan bir ölüm

olayının sorumlularının belirlenmesi amacına yönelik bir yargılama nedeniyle

yapılan başvurunun yaşam hakkı çerçevesinde incelenmesi gerekir (B. No: 2012/695, 12/2/2013, § 15).

24. Nakline karar verilen kamu davasının başvurucunun oğlunun yaşamını

yitirmesine neden olan fiillerle ilgili olduğu ve bu nedenle başvurucunun

şikâyetçi/katılan sıfatıyla davada yer aldığı dikkate alındığında, başvurunun

adil yargılama hakkı kapsamında incelenmesi uygun değildir.

25. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına sahiptir.”

26. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma hakkı,

birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez ve vazgeçilmez haklardan olup

devletin bu konuda pozitif ve negatif yükümlülükleri bulunmaktadır. Devletin, yetki

alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son

vermeme, bunun yanı sıra bireylerin yaşam hakkını, kamusal makamların, diğer

bireylerin ve kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı

koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50-51)

27. Anayasa’nın 17. maddesi, Devletin sorumluluğunu gerektirebilecek

şartlar altında can kaybının gerçekleştiği durumlarda Devlete, öncelikle

elindeki tüm imkânları kullanarak, yaşam hakkını koruma esas yükümlülüğünü

vermektedir (B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 52, 53).

28. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerin ayrıca

usuli yönü bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü

çerçevesinde devlet, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının

belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmalarını sağlayacak etkili bir

soruşturma yürütmek durumundadır. Bu kapsamada yapılan soruşturmanın temel

amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye

almak ve sorumluların, yaşam hakkının ihlali nedeniyle hesap vermelerini

sağlamaktır (B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 54).

29. Aralarında kolluk görevlilerinin de olduğu iddia edilen bir grup

tarafından başvurucunun oğlunun darp edilmesinden sonra hayatını kaybetmesi

üzerine, Devletin sorumluların belirlenmesi ve cezalandırılmalarını

sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütme sorumluluğunun doğduğu açıktır.

30. Başvurucu, davanın kamu güvenliği gerekçesiyle yetkili

mahkemenin bulunduğu yerden başka bir yere nakline karar verilmesi nedeniyle, yargılamanın adil ve etkili biçimde

yürütülemeyeceğini, kamu görevlileriyle ilgili bir davanın nakline ilişkin

kararın Adalet Bakanlığının başvurusu üzerine verilmesinin yargılama makamının

tarafsızlığına ve bağımsızlığına gölge düşürdüğünü belirtmektedir.

31. Bu kapsamda yargılamanın adil

ve etkili bir biçimde yürütülemeyeceği, yargılama makamının tarafsızlığının ve

bağımsızlığının zedelendiği yönündeki iddiaların adil ve etkili bir yargılama

yapılamayacağına ilişkin endişeleri yansıttığı görülmektedir. Devletin

yaşam hakkı kapsamındaki yükümlülüğünün usuli yönüne

ilişkin davada, yargılamanın adil, etkili ve tarafların katılımına açık bir

biçimde yürütülüp yürütülmediğinin değerlendirilebilmesi için öncelikle ve

kural olarak yargılama sürecinin sonuçlanması gerekir.

32. Başvuru konusu olayla ilgili AİHM kararında, AİHS’de yer alan

temel hak ve hürriyetlere saygının ve korumanın taraf devletlere ait olduğu,

temel hak ve hürriyetlerle ilgili ulusal hukuk sisteminin koruma

mekanizmalarının öncelikle işletilmesi gerektiği belirtilerek, olayla ilgili

yürütülen soruşturmanın ulusal makamlarca durdurulmadığı, geçen süre ve yargılamanın

seyrinin, soruşturmanın etkisiz kabul edilmesine neden olacak belirtiler

göstermediği ifade edilmektedir (Şehap Korkmaz ve

diğerleri/Türkiye, § 25-27) AİHM’nin anılan kararından itibaren

yaklaşık dört aylık bir sürenin geçtiği görülmektedir. Bu süre zarfında dava

şartlarında AİHM kararında ulaşılan sonuçtan farklı bir sonuca ulaşılmasını

gerektirecek bir değişiklik olmamıştır.

33. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

hukuk yoludur. Bu nedenle, ihlal iddialarına ilişkin olarak öncelikle olağan

kanun yollarının tüketilmesi gerekmekte olup, ancak somut koşullar itibarıyla

başvuru yollarının tüketilmesinin yarar sağlamayacağı veya etkili olmadığının

anlaşılması halinde başvuru incelenebilir.

34. Başvurucunun oğlunun 10/7/2013 tarihinde yaşamını yitirmesi

sonrasında yürütülen soruşturma sonunda 9/9/2013tarihli iddianameyle sanıklar

hakkında kamu davasının açıldığı, kamu güvenliği gerekçesiyle davanın nakline

karar verilmesi üzerine 13/11/2013 tarihinde dosyanın Kayseri Ağır Ceza

Mahkemesine gönderildiği, bazı sanıkların tutuklu olduğu davanın ilk derece

mahkemesinde derdest olduğu anlaşılmaktadır.

35. Bu aşamaya kadar geçen süre ve bu sürede soruşturma ve yargılama

makamlarınca yapılan işlemler dikkate alındığında, kamu davasının nakline

ilişkin süreç de dahil olmak üzere yaşam hakkını koruyan hukukun etkisiz

olduğunu ve olağan başvuru yollarının tüketilmesinin yarar sağlamayacağını

kabul etmek mümkün değildir.

36. Açıklanan nedenlerle, “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle başvurunun kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir. Üye Osman Alifeyyaz

PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına OY BİRLİĞİYLE,

23/7/2014

tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1.

Başvurucu, oğlunun bir kısım polisler ve sivil şahıslar tarafından dövülerek

öldürülmesi üzerine açılan ceza davasının olayın meydana geldiği yerden başka

bir yere nakli ile ilgili hukuki düzenlemelerin ve yargısal kararın adil

yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

2.

Davaların yasa ile belirlenmiş olan mahkemesi dışında başka bir mahkemede

görülmesi, ceza yargılamasının temel kurumları arasında yer alan, “tabii hakim”

ilkesinin zorunlu nedenlere dayanan bir istisnasıdır. Anayasa Mahkemesinin 24

Şubat 1978 günlü ve 16210 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Esas:

1977/36, Karar: 1977/130 sayılı Kararında, bir mahkemece yapılan

itiraz başvurusu üzerine, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 14.

maddesinin son fıkrasındaki “Amme emniyeti

bakımından davanın naklini istemek Adliye Vekiline aittir” kuralının

Anayasaya uygunluğu incelenmiştir. Anayasa mahkemesince “Davaya, suçun işlendiği yerdeki görevli mahkemede

bakılması bir yasa kuralı ise de, davaya suçun işlendiği yerdeki görevli

mahkemede bakılması kamu güvenliği bakımından tehlikeli görüldüğünde yüksek

görevli mahkemece başka yerdeki görevli bir mahkemeye nakledilmesi yöntemi de

yine önceden yasa ile öngörülmüş bir kuraldır” tespitine yer

verildikten sonra, konu, itiraz konusu kuralın Adalet Bakanınca mahkemelere,

yargı yetkisinin kullanılmasında emir ve talimat verme veya tavsiye ve telkinde

bulunma niteliğini taşıyıp taşımadığı yönünden değerlendirilmiştir. Anayasa

Mahkemesi, sonuç olarak, itiraz konusu kuralın Adalet Bakanına yargı yetkisinin

kullanılması ile ilgili bir hak tanımadığına, olayda Adalet Bakanının isteği

üzerine karar vermek yetkisinin Yargıtay’a ait olduğuna işaret etmiş ve şu

yönde bir “yorumlu ret” hükmü kurmuştur:

“Bu yüksek mahkeme

(Yargıtay) gerektiğinde araştırma yaparak,

davanın nakli için yasal bir neden bulunup bulunmadığını, varsa nereye

nakledilmesinin uygun olacağını serbestçe takdir edecektir. Yüksek Mahkeme Adalet bakanlığınca gösterilen

nedenlerle bağlı değildir”.

3.

Anayasanın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında “Bütün

mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır”

denilmiştir. Davanın nakline ilişkin kararların da bu anayasal kuralın

istisnasını oluşturmayacağı ve gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin,

gerek Anayasa Mahkemesinin içtihatlarında standardı konulan “ilgili ve yeterli gerekçe” içermesinin zorunlu olduğu hususunda

tereddüt bulunmamaktadır.

4.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 19. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, “Kovuşturmanın görevli ve yetkili olan mahkemenin

bulunduğu yerde yapılması kamu güvenliği için tehlikeli olursa, davanın naklini

Adalet Bakanı Yargıtaydan ister” hükmü yer

almaktadır. 1412 sayılı CMUK’nundakine benzer bir

düzenleme olan bu kural yönünden de, yukarıda

belirtilen Anayasa Mahkemesi kararının aynen geçerli olduğu açıktır.

5.

Başvurucu, adil yargılanma hakkı kapsamında şikayette

bulunmuş ise de bir insan öldürme olayının sorumlularının bulunarak

cezalandırılması amacına yönelik bir yargılama nedeniyle yapıldığından,

başvurunun yaşam hakkı çerçevesinde incelenmesi gerekir. Bu nedenle olayda,

yaşam hakkının usuli boyutunun ihlal edilip

edilmediği incelenmeli ve yaşam hakkının korunması bağlamında davanın naklinin

yeterli güvenceler taşıyıp taşımadığı değerlendirilmelidir. Bu bağlamda davanın

naklinin ilgili ve yeterli gerekçeye dayanıp dayanmadığı hususu önem

taşımaktadır.

6. Olayda

kamu görevlilerinin de sanık olması dolayısıyla davanın naklinin, yaşam

hakkının usuli boyutu üzerinde olumsuz bir etki

yaratıp yaratmayacağı hususunda bir değerlendirme yapmak için bu aşamada

yeterli somut veri bulunmamaktadır. Ancak, başvurucunun iddiası bu etkinin

olumsuz olacağı yönündedir. Bu kaygı ve kuşkunun, davanın naklini zorunlu kılan

nedenlerin ve yeni yargılanma yerinin nasıl belirlendiğinin gerekçeleriyle

birlikte açıklanması suretiyle giderilmesi gerekir.

7.

Yargıtay’ın, davanın nakli istemi üzerine vereceği karar, Anayasa Mahkemesinin

yukarıda belirtilen kararında da ifade edildiği üzere, idari bir makam olan

Adalet bakanlığının istemini otomatik olarak sonuca bağlamaktan ibaret

değildir. Nakil konusundaki kararın da diğer yargı kararları gibi gerekçeli

olması gerekir. Ancak başvuru konusu olayda Yargıtay kararında davanın neden

dolayı Eskişehir’de görülemeyeceği konusunda bir değerlendirmeye yer

verilmediği gibi niçin Kayseri’ye nakledildiği konusunda da bir gerekçe

belirtilmemiştir. Bu durumda katılan tarafın gerekçeli karar hakkının

gözetilmediği açıktır. Kaldı ki karar verilmeden önce Yargıtay Başsavcılığının

da görüşü alınmamıştır.

8.

Olayda, Adalet Bakanlığının başvurusu üzerine Yargıtay, davanın Eskişehir’den

Kayseri’ye nakline karar vermiştir. Karar sürecinde davaya bakacak Mahkemenin

istemi üzerine Eskişehir Valiliğinin, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının ve

Adalet Bakanlığının görüşleri alınmış ise de katılan tarafın (başvurucunun) görüşü

alınmamış, bu konudaki görüşlerini, itirazlarını ve varsa delillerini ortaya

koyma fırsatı verilmemiştir. Yaşam hakkının usuli

güvenceleri, bu noktada silahların eşitliği ilkesinin

gözetilmesini gerektirir. Mağdur tarafın görüş ve itirazlarının dinlenmemesi,

silahların eşitliği ilkesine aykırıdır. Devletin yaşam hakkının usuli boyutunda gözetmesi gereken silahların eşitliği

ilkesini göz ardı ederek soruşturma ve kovuşturma yürütmesi, hak ihlaline yol

açar.

9. Yargıtay’ın

kararına karşı itiraz edecek başka bir merci bulunmaktadır. Davanın nakli

konusu nihai hükümle birlikte de temyiz incelemesine tabi tutulamayacaktır.

Öldürme olayına ilişkin dava nihai kararla sonuçlandığında yaşam hakkının

yeterince gözetilip gözetilmediği konusunda yapılabilecek sonraki bir

değerlendirme, bu safhada meydana gelen ihlali ortadan kaldırmayacaktır. Bu

nedenle Yargıtay’ın davanın nakline ilişkin kararına karşı başvuru yollarının

tüketilmediğinden söz edilemez.

Açıklanan

nedenlerle başvurunun KABUL EDİLEBİLİR olduğuna ve Anayasa’nın 17. maddesindeki

yaşam hakkının usuli boyutunun İHLAL edildiğine karar

verilmesi gerekir.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

Raportör

:

Muharrem İlhan KOÇ

Başvurucu

:

Şehap

KORKMAZ

Vekili : Av. Heval YILDIZ KARASU Üye Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/8975, 23 Temmuz 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve Olgular
  7. A. Olaylar
  8. B. İlgili
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurunun “başvuru
  13. Karşıoy Gerekçesi
  14. Korkmaz
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/8975
Tarih
23 Temmuz 2014

İlgili Kararlar

  • Hasan Coşkunkan Başvurusu (B. No: 2013/9789)
  • Özlem Türkeş Başvurusu (B. No: 2014/505)
  • Hüseyin Gönel Başvurusu (B. No: 2013/2491)
  • Bilal Karhan Başvurusu (B. No: 2014/3895)
  • Mansur Yavaş ve Cumhuriyet Halk Partisi Başvurusu (B. No: 2014/5425)
  • Nejdet Atalay Başvurusu (B. No: 2014/184)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.