İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Selahattin Demirtaş Başvurusu (B. No: 2016/2216)

1. Başvuru, sosyal medyada yer alan bir paylaşımın ölümle tehdit

Başvuru No2016/2216Tarih11 Aralık 2019Okuma17 dk · 3.457 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Selahattin Demirtaş Başvurusu (2)

Karar tarihi
11 Aralık 2019
Başvuru Numarası
2016/2216
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.457 kelime·17 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sosyal medyada yer alan bir paylaşımın ölümle tehdit

içerdiği iddiasıyla yapılan suç duyurusu üzerine kovuşturmaya yer olmadığına

karar verilmesi nedeniyle yaşam hakkının; kararın suç duyurusunda bulunan

kişinin siyasi aidiyeti yüzünden verilmesi nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/2/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. İstanbul'da bulunan bir vakıf üniversitesinde öğretim üyesi

olarak görev yapanProf. Dr. A.A.Ş. 10/8/2015

tarihinde bir sosyal paylaşım sitesinde "Bu

iş böyle olmaz. Her şehidimize karşılık bir HDP milletvekili indirilmeli."

şeklinde bir paylaşımda bulunmuştur. Bu paylaşım üzerine üniversite

yönetimince hakkında soruşturma açılan Prof. Dr. A.A.Ş. soruşturma

sonuçlanıncaya kadar görevden uzaklaştırılmıştır.

10. Bir başka üniversitede görev yapan Yrd. Doç. Dr. F.Ö. ise

kendisine ait sosyal medya hesabından "... Üniversitesinin pkk aşkı. Sonuna [kadar] destekliyorum hocamızı. Her şehit için bir HDP

milletvekili indireceksin bak kalıyor mu terör." şeklinde

paylaşımda bulunmuştur.

11. F.Ö. bir süre sonra söz konusu sosyal medya hesabını

kapatmıştır.

12. Yaptığı paylaşım nedeniyle fakülte dekanlığı tarafından

hakkında inceleme başlatılan F.Ö. indirme

sözcüğü ile milletvekilliğini düşürme

hususunu kastettiğinisavunmuştur. Yapılan inceleme

neticesinde F.Ö., sosyal medya paylaşımlarında daha dikkatli olması konusunda

uyarılmıştır.

13. Başvurucu 14/9/2015 tarihinde vekili aracılığıyla Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu dilekçesinde öz itibarıyla F.Ö.nün paylaşımındaki "indirmek" kelimesini

öldürmek anlamında kullandığını,

anılan paylaşımın açık bir cinayet ve katliam çağrısı olduğu gibi şiddete, kin

ve düşmanlığa tahrik niteliğinde de olduğunu ve kendisi ile diğer

milletvekillerini hedef gösterdiğini iddia ederek F.Ö.nün

suç işlemeye tahrik, halkı kin ve düşmanlığa tahrik, halk arasında korku ve

panik yaratmak amacıyla tehdit ve siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçlarından cezalandırılmasını

istemiştir. Ayrıca başvurucu anılan dilekçesinde, bir öğretim üyesi olmasının F.Ö.nün paylaşımının etkisini

artırdığını, paylaşımın şiddet ve saldırı için uygun bir ortamda yapıldığını

öne sürmüştür.

14. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı paylaşımın Çanakkale'de

yapıldığı gerekçesiyle yetkisizlik kararı verip soruşturma evrakını Çanakkale

Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık) göndermiştir.

15. Savcılık 27/10/2015 tarihinde F.Ö.nün şüpheli sıfatıyla ifadesini almıştır. F.Ö.

ifadesinde, asıl paylaşımı yapan A.A.Ş.nin "indirmek" sözcüğünü görevden men

etme, görevden alma anlamında kullandığını açıkladığını, kendisinin

de "indirmek"

kelimesini aynı anlamda kullandığını beyan etmiştir.

16. Yürüttüğü soruşturma sonunda şüpheliye isnat edilen suçların

maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, kamu davası açılması için yeterli

şüphe oluşturacak delil bulunmadığı kanaatine varan Savcılık 24/11/2015

tarihinde şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"...

...[Şüpheli] yazılı savunmasında da sosyal medyada yaptığı bu

yorumun kastını aşan bir şekilde haberleştirilmesinden son derece üzüntü

duyduğunu ve yanlış anlamalara sebep olmamak adına yorumunu kaldırdığını ve

sosyal medya hesabını da kapattığını söyleyerek suçlamaları reddetmiş, Prof.Dr.[A.A.Ş.]

hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararın haberleştirilmiş internet çıktısını da delil olarak

sunmuştur.

Aslında anlamı 'aşağı getirmek, görevden

almak,' olan indirmek kelimesinin toplumun bir kesimi tarafından 'öldürmek'

şeklinde algılanması mümkün ise de öğretim görevlisi olan şüphelinin kendi f...

hesabından yaptığı paylaşımın ulaştığı kişi sayısının bu yazıyı okuyan internet

kullanıcıları ile sınırlı oluşu itibariyle toplumun büyük bir kesimini etkileme

imkanı bulunmadığından ulusal güvenlik ve kamu düzeni bakımından açık ve yakın

tehlike oluşturacak boyuta ulaşmadığı, başkasının yazmış olduğu sözlerin

desteklendiği bir paylaşım olduğu ve herhangi bir kişi ya da topluluğu harekete

geçirerek, etki altına almayı hedefleyen tarzda (öldürün, vurun gibi) bulunmadığı,konumu itibariyle halk üzerinde böyle bir

etkisinin de olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde TCK.nun 114.maddesindeki siyasi hakların kullanılmasının

engellenmesi, TCK.nun 213.maddesindeki halk arasında

korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit, TCK.nun

214.maddesindeki suç işlemeye alenen tahrik ve TCK.nun

216.maddesindeki halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçlarının maddi

ve manevi unsurlarının oluşmadığı, bu tespitler haricinde yüklenen suçları

işlediğine dair kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığıanlaşıldığından,

Şüpheli hakkında...

...KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA,

...[K]arar verildi."

17. Başvurucu, açık şiddet mesajının görmezden gelindiğini iddia

ederek söz konusu karara itiraz etmiştir.

18. Çanakkale Sulh Ceza Hâkimliği 23/12/2015 tarihinde kararın

usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurucunun itirazını reddetmiştir.

19. Anılan karar 5/1/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve 4/2/2016

tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit"

kenar başlıklı 213. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Halk arasında endişe,

korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık

ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla

kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

21. 5237 sayılı Kanun'un "Suç

işlemeye tahrik" kenar başlıklı 214. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Suç işlemek için

alenen tahrikte bulunan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır."

22. 5237 sayılı Kanun'un "Halkı

kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" kenar başlıklı 216.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Halkın sosyal sınıf,

ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini,

diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu

nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması

halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

B. Uluslararası Hukuk

23. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Baskın Oran, B. No: 2014/4645, 18/4/2018,

§§ 37, 39-43.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 11/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

25. Başvurucu, yaşam hakkı ile etkili başvuru hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

26. Argoda indirmek kelimesinin

öldürmek anlamına geldiğini ve

şüphelinin paylaşımının açık bir cinayet ve katliam çağrısı olup ifade

özgürlüğüyle ilişkilendirilmesinin olanaksız olduğunu iddia eden başvurucu;

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yazılı hususların peşin bir yargı ile

varılan karara gerekçe uydurmaktan öte bir anlam taşımadığını, yerel ve ulusal

gazetelerde de yayımlanması nedeniyle şüphelinin paylaşımının geniş bir okuyucu

kitlesine ulaştığını ve şüphelinin öğretim üyesi olmasının paylaşım ile verilen

mesajın etki derecesini artırdığını ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca, anılan

kararın yaşam hakkına yönelik saldırılara, tehlike ve risklere karşı bireyi

koruma, etkili ve caydırıcı önlemler alma ve bu bağlamda devletin sorumluları

etkili bir biçimde kovuşturma ve cezalandırmaya ilişkin pozitif yükümlülüğü ile

bağdaşmadığını, sulh ceza hâkimliklerinin tarafsız ve bağımsız olmadıklarını

iddia etmiştir.

27. Başvurucu anılan iddiaları bağlamında; milletvekillerini

ölümle tehdit eden şüpheliyi cezalandırma imkânının kalmadığını belirterek

kendisinin ve aynı siyasi partiye mensup diğer kişilerin ölüm ve katliamla

sonuçlanan ağır saldırılarda hedef hâline geldiğini, F.Ö.nün

paylaşımı öncesi ve sonrasında mensubu olduğu siyasi partinin üyelerine ve

binalarına yapılan saldırılarda nitelik ve nicelik olarak artış olduğunu, genel

başkanı dâhil olmak üzere parti yöneticilerine yönelik olarak suikast planları yapılıp

başarısız suikast girişimlerinde bulunulduğunu ve bütün bu hususların devlet

yetkilileri ile kamuoyunun bilgisi dâhilinde olduğunu belirtmiştir.

28. İddialarını desteklemek için F.Ö.nün paylaşım tarihinden önceki bazı bombalı

saldırılardan söz eden başvurucu, başvuruya konu edilen paylaşımla 20/7/2015

tarihinde Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde birçok kişinin ölümü ve yaralanmasıyla

neticelenen olay ve 10/10/2015 tarihinde Ankara'da meydana gelen olay arasında

bağ kurmuştur.

29. Bakanlık görüşünde; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM)

Selahattin Demirtaş (B. No:

15028/09, 26/6/2015) kararındaki tespitlere değinilerek yaşam hakkının pozitif

yükümlülüğünün ihlal edilmediği, özü dikkate alınarak etkili başvuru hakkının

ihlal edildiği iddiasının yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğü

kapsamında incelenmesi gerektiği, Anayasa Mahkemesinin daha önce sulh ceza

hâkimliklerinin tarafsız ve bağımsız olmadığına yönelik şikâyetleri reddettiği,

başvurucunun iddialarıyla ilgili olarak herhangi bir açıklama ve gerekçe ortaya

koymadığı, başvurucunun iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olduğu

belirtilmiştir.

30. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

formunda dile getirdiği hususlardan farklı olarak Bakanlık görüşünde belirtilen

AİHM kararının gerekçesinin değil karardaki muhalefet şerhinin isabetli

olduğunu, ayrıca AİHM kararına konu paylaşımın yapıldığı koşullarla başvuruya

konu haberin yapıldığı ülke koşullarının aynı olmadığını, arabasının

kurşunlandığını, evine güvenlik güçlerince baskın yapıldığını, 15/12/2016

tarihinde HDP Genel Merkezine tüfekle saldırı gerçekleştirildiğini, DEAŞ

tarafından kendisine suikast düzenleyeceğine dair iddiaların ilgili makamlara

iletildiğini, şikâyet dilekçesinde ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karara

yaptığı itirazda belirttiği hususların açık ve yakın tehlike altında

bulunduğunun göstergesi olduğunu, cezasızlık politikası güdüldüğünü, sulh ceza

hâkimliklerinin bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla ilgili görüşlerin inandırıcı

olmadığını öne sürüp internette yayımlanmış bazı haberleri dilekçesine

eklemiştir. Bahsi geçen haberlere göre;

- 9/5/2015 tarihinde bir akaryakıt kaçakçılığı yapıldığı

ihbarını alan güvenlik güçleri, adresi yanlış anlayıp başvurucunun yaşadığı

dairenin kapısını çalmış; başvurucu ve ihbarcı ile görüştükten sonra

hatalarının farkına varmışlardır.

- HDP Grup Başkan Vekili İ.B. 5/8/2015 tarihinde, 2015 yılı Ağustos ayında DEAŞ'a mensup bir

saldırı timinin başvurucuya suikast yapmak amacıyla Suriye'den Türkiye'ye giriş

yaptığı iddiasıyla İçişleri Bakanlığına bir dilekçe vermiştir.

- 22/11/2015 tarihinde başvurucunun makam aracına silahlı

saldırı yapıldığına yönelik iddialar bulunmasına karşın Diyarbakır Valiliği

araçta meydana gelen hasarla ilgili yapılan incelemede herhangi bir ateşli

silah artığına rastlanmadığını açıklamıştır.

- 4/11/2015 tarihinde HDP Ankara İl Başkanlığına giden bir kişi

HDP üyesi bir kişiyi bıçaklamıştır. Saldırgan güvenlik güçlerince kısa sürede

yakalanmıştır.

- Bir kişi HDP Genel Merkezine silahlı saldırı düzenlemiş,

saldırıda ölen ya da yaralanan olmamıştır.

2. Değerlendirme

a. Uygulanabilirlik

Yönünden

31. Anayasa Mahkemesi, başvurucuya karşı gerçekleştirilen eylemin

niteliği ve failin amacı gibi somut olayın koşullarını dikkate alarak herhangi

bir ölümün gerçekleşmediği birçok olayı yaşam hakkı kapsamında incelemiştir

(örnek olarak bkz. Mehmet Özcan,

B. No: 2015/3752, 28/11/2018, § 118). Somut olayda başvurucunun, başvuruya konu

edilen paylaşım nedeniyle yaşamına yönelmesi muhtemel saldırıların hedefi

haline getirildiğine ilişkin şikâyeti dikkate alındığında, somut başvurunun da

yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

32. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak

"Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

" Herkes,

yaşama... hakkına sahiptir."

33. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

b. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

34. Anayasa Mahkemesine göre yaşam hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddia açıkça dayanaktan yoksun değildir. Başvuruda, kabul edilemezlik

kararı verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmamaktadır. Bu hâlde

yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

c. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

35. Yaşam hakkını güvence altına alan Anayasa'nın 17. maddesi, Anayasa'nın

5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete birtakım negatif ve pozitif

yükümlülükler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50).

36. Pozitif yükümlülükler kapsamında devletin yetki alanında

bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını kamu görevlilerinin, diğer bireylerin ve

hatta kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi

vardır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§

51). Bu ödev kapsamında devlet, yaşam hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı

caydırıcı ve koruyucu yasal düzenlemeler yapmalı; gerekli idari tedbirleri

almalıdır (İpek Deniz ve diğerleri,

B. No: 2013/1595, 21/4/2016, § 149).

37. Ayrıca anılan pozitif yükümlülük uyarınca kamu makamlarının

bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin bulunduğunu

bildikleri veya bilmeleri gereken durumlarda makul ölçüler çerçevesinde ve bu

tehlikenin gerçekleşmesini önleyebilecek şekilde önlem almaları gerekir. Ancak özellikle

insan davranışlarının öngörülemezliği, öncelikler ve

kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlem veya yürütülecek faaliyet tercihi

dikkate alındığında pozitif yükümlülük kamu makamları üzerinde aşırı yük

oluşturacak şekilde yorumlanamaz (Serpil Kerimoğlu

ve diğerleri,§

53).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

38. Yaptığı suç duyurusunda başvurucu, F.Ö.nün

paylaşımının açık bir cinayet ve katliam çağrısı olduğunu ileri sürse de gerek

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikâyet dilekçesinde gerekse

kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yaptığı itirazda yaşamına yönelik

gerçek bir tehdit aldığını, kendisine fiziki şiddet uygulandığını veya en

azından buna teşebbüs edildiğini, paylaşımdan sonra hakkında bir şiddet

kampanyası yürütülmesine ve bundan kamu makamlarının haberdar olmalarına rağmen

yaşamının korunması için gerekli tedbirlerin alınmadığını iddia etmemiştir.

39. Bireysel başvuru formunda ve Bakanlık görüşüne karşı verilen

dilekçede birtakım saldırılardan söz edilmiş ise de anılan saldırılar başvurucu

tarafından soruşturma makamlarının dikkatine sunulmamıştır. Ayrıca başvuruya

konu paylaşımdan sonra meydana gelen saldırı olaylarının hemen hiçbiri

başvurucunun şahsıyla ilgili değildir. Başvurucu makam aracına 22/11/2015

tarihinde saldırı düzenlendiğine dair bir gazete haberini Bakanlık görüşüne

karşı verdiği beyan dilekçesine eklemiştir. Diyarbakır Valiliğinin, kamuya açık

kaynaklarda da yer alan konuyla ilgili basın açıklaması ise şöyledir:

"22.11.2015 günü akşam saatlerinde Halkların

Demokratik Partisi Eşbaşkanı Sayın Selahattin

Demirtaş'ın ilimizde bulunduğu süre içerisinde kullanımına tahsis edilen,

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'ne ait zırhlı araç park halinde ve içerisinde

kimse yok iken koruma görevlileri tarafından aracın arka camı sağ tarafında bir

hasar olduğu tespit edilmiştir. Konuyla ilgili Sayın Selahattin Demirtaş'ın

talebi üzerine bahse konu araç Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü hizmet binasında

gerekli kriminal incelemelere tabi tutulmuş, yapılan

incelemelerde ilk belirlemelere göre aracın arka camı sağ tarafında 3x3 cm

büyüklüğünde bir hasar olduğu gözlemlenmiştir. Yapılan kriminal

inceleme sonucunda herhangi bir ateşli silah atış artığına rastlanılmamıştır.

Hasarın sert bir cisim çarpmasından dolayı meydana geldiği

değerlendirilmektedir. Sayın Selahattin Demirtaş'ın ilimizde bulunduğu süre

içerisindeki programı Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü tarafından tahsis edilen

koruma görevlilerince takip edilmiş olup, kendisine veya aracına yönelik

herhangi bir saldırı olayı gerçekleşmemiştir. Kamuoyuna saygıyla

duyurulur."

40. Öte yandan somut başvurunun konusunu oluşturan iddia,

paylaşım sonrasında başvurucunun kamu makamlarınca korunup korunmadığı veya ne

ölçüde korunduğu değildir.

41. Başvurucunun şikâyetinin F.Ö. hakkında verilen kovuşturmaya

yer olmadığına dair kararla sınırlı olduğu ve kamu makamlarının başvurucunun

yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin önlenmesi için ilave bir tedbir

alınmamasına ilişkin olmadığı dikkate alındığında, somut başvurudaki hiçbir

unsur başvurucunun hayatına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin varlığına ve

kamu makamlarının anılan tehlikenin farkında olmalarına rağmen tehlikeyi

önlemek için gerekli tedbirleri almadıklarına işaret etmemektedir. Bununla

birlikte varılan bu sonuç, başvuruya konu edilen yargısal süreçteki

değerlendirmelerin aynen paylaştığı şeklinde anlaşılmamalıdır.

42. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.

B. Yaşam Hakkıyla

Bağlantılı Olarak Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

43. Başvurucu, verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın,

üyesi olduğu siyasi partiye yönelik saldırılara uygulanan cezasızlık

politikasının yeni bir örneği olduğunu ve bağlı olduğu siyasi partiyle ve Kürt

sorunuyla ilgili konularda basmakalıp bir uygulama bulunduğunu belirterek

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini öne sürmüştür.

44. Bakanlık görüşünde, başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlal

edildiği iddiasına ilişkin makul ve somut delil ortaya koyamadığı

belirtilmiştir.

45. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında, paylaşımdan sorumlu

kişilerin cezalandırılmamalarının hiçbir nesnel ve makul gerekçesinin

bulunmadığını iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

46. Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 14. maddesinde düzenlenen

ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine yönelik iddiaların soyut olarak

değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer

alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

33).

47. Ayrımcılık iddiasının incelenebilmesi için başvurucunun,

kendisiyle benzer durumdaki kişilere yönelik farklı uygulamaların meşru bir

temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedene

dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir (Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 50).

48. Somut olayda başvurucunun siyasi aidiyeti ve etnik kökeni nedeniyleuğradığını iddia ettiği ayrımcılığa ilişkin

delilleri ortaya koyamadığı, dolayısıyla ileri sürülen iddiaların

temellendirilemediği sonucuna ulaşılmıştır.

49. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkıyla bağlantılı olarak

eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. Yaşam hakkıyla bağlantılı olarak eşitlik ilkesinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE Engin YILDIRIM'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

11/12/2019 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Olay tarihinde milletvekili olan Başvurucu, bir üniversite

öğretim üyesinin kişisel bir sosyal paylaşım sitesi hesabından “…Her şehit için bir HDP milletvekili indireceksin bak

kalıyor mu terör” içerikli paylaşımda bulunması üzerine bu kişi

hakkında yaptığı suç duyurusu hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı

kararının yaşam hakkını ihlal ettiğini iddia etmektedir. Başvurucu kendisi ve

diğer milletvekillerinin açık olarak hedef gösterildiğini, paylaşımın bir

cinayet çağrısı olduğundan şikâyet etmektedir.

2. Şüpheliye isnat edilen suçların maddi ve manevi unsurlarının

oluşmadığı, kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil

bulunmadığı kanaatiyle ilgili savcılık şüpheli hakkında kovuşturmasızlık

kararı vermiştir. Bu kararda, şüphelinin paylaşımının internet ortamında yazıyı

okuyanlarla sınırlı kaldığı için toplumun büyük bir kesimini etkileme

olanağının olmadığı ve “herhangi bir kişi ya

da topluluğu harekete geçirerek, etki altına almayı hedefleyen tarzda(öldürün, vurun gibi) bulunmadığı” gibi

hususlara dikkat çekilmiştir. Savcılık kararının mantığıyla hareket edecek

olursak açıkça “öldürün, vurun gibi” ibareler kullanılmadıkça isnat edilen

suçlarla ilgili hiç bir şekilde dava açılmaması

gerekir.

3. Bilindiği üzere Türkçede kullanılan bazı kelimeler,

kullanıldıkları bağlamda öldürmek, katletmek anlamı da içerir. Nitekim ilgili

Savcılık da “indirmek” kelimesinin “toplumun bir kesimi tarafından ‘öldürmek’

şeklinde algılanması‘nın’

mümkün olduğunu” kabul etmektedir. Gündelik kullanımda, özellikle de argoda

“indirmek” birisini vurmak veya öldürmek anlamında kullanılmaktadır ve bu

hususta bir şüphe bulunmamaktadır. “İndirmek” kelimesinin söz konusu sosyal

medya paylaşımında kullanıldığı bağlamı ve biçimi dikkate aldığımızda her

şehide karşı bir HDP milletvekilinin misilleme yapılarak öldürülmesi

gerektiğini ve ancak bu yolla terörle etkin mücadele edileceğini ima ettiği

açıktır.

4. Her ne kadar başvurucunun paylaşımının internet ortamında onu

okuyanlarla sınırlı kaldığı belirtilse de, söz konusu

paylaşım çeşitli basın ve yayın organlarında da yer almıştır. Bu paylaşımı

yapan kişinin doktor ünvanlı bir öğretim üyesi olmasının paylaşımın üçüncü

kişiler üzerindeki etkisini arttırabileceğini söyleyebiliriz. Paylaşımın,

güvenlik kuvvetleriyle terör örgütü mensupları arasında çatışmaların yoğun

olduğu, şehit cenazelerinin geldiği ve teröristlerin eylemlerinin toplumda

infial yarattığı bir zaman diliminde yapıldığını da göz ardı etmemek

gerekmektedir. Bu dönemde başvurucunun milletvekili olarak bağlı olduğu ve eş

başkanlığını yaptığı siyasi partinin üyelerine ve binalarına yönelik çeşitli

saldırılarda bulunulduğu da akılda tutulmalıdır.

5. Devletin, yaşam hakkına yönelik her türlü saldırıya, tehlike

ve riske karşı kişiyi koruma, etkili ve caydırıcı önlemler alma ve bu bağlamda

sorumluları etkili bir biçimde kovuşturma ve cezalandırmaya ilişkin pozitif

yükümlülükleri vardır. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

kısmında “Herkes, yaşama... hakkına sahiptir.” düzenlemesi yer alırken, 5.

maddesinde devletin temel amaç ve görevleri arasında “…kişilerin ve toplumun

refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,

sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan

siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî

varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak” sayılmıştır.

Yaşam hakkını güvence altına alan Anayasa'nın 17. maddesinin, Anayasa'nın 5.

maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete çeşitli negatif ve pozitif

yükümlülükler getirdiği Mahkememizin yerleşmiş bir içtihadıdır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50).

6. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin 2.

maddesi, açık bir şekilde tanımlanmış belli şartlar altında taraf devletlere,

yaşam hakkına yönelik olarak üçüncü kişilerin suç oluşturan davranışlarından ve

eylemlerinden kaynaklanan risklerin önlenmesine dönük gerekli tedbirleri alma

yükümlülüğü getirmektedir (R.R. ve diğerleri Macaristan, B. No: 19400/11,

4/12/2012, § 28). AİHM, bireyler arasındaki ilişkilerde ifade özgürlüğü

yönünden devletin bireyleri özel kişilerden kaynaklanan müdahalelere karşı

koruma yönünde gerekli tedbirleri alma yükümlülüğünün olduğuna kararlarında yer

vermektedir (Fuentes Bobo/İspanya,

B. No: 39293/98, 29/2/2000, § 38; Özgür Gündem/Türkiye, B. No: 23144/93,

16/3/2000, §§ 42-46).

7. Mahkememiz çoğunluğu, “somut

başvurudaki hiçbir unsurun başvurucunun hayatına yönelik gerçek ve yakın bir

tehlikenin varlığına ve kamu makamlarının anılan tehlikenin farkında olmalarına

rağmen tehlikeyi önlemek için gerekli tedbirleri almadıklarına işaret etmediği”

düşüncesiyle başvurucunun yaşam hakkının ihlal edilmediği sonucuna ulaşmıştır

(§§ 41-42).

8. Önümüzdeki olayda temel sorun yaşam hakkına yönelik şiddet

çağrısı içeren bir internet paylaşımının ilgili Savcılık tarafından

kovuşturulmaya değer bulunmamasıdır. Başvurucuyu (ve diğer HDP

milletvekillerini) “indirmenin” terörle mücadelede etkili olacağını savunan söz

konusu paylaşımın başvurucunun hayatına dönük gerçek ve yakın bir tehlikeye

neden olmadığı söylenemez. Bu mesajla, mesaj sahibi okuyucu kitlesine başvurucu

ve diğer milletvekillerini hedef göstermekte ve onların yaşam haklarına karşı

şiddet çağrısında bulunmaktadır. Paylaşımdaki “indirmek” kavramının

kullanıldığı bağlam itibarıyla başka bir anlamı ima ettiğini ileri sürmek

hayatın olağan akışı içerisinde ortalama insan zekâsının adı geçen ibarenin ne

anlama geldiğini ve ne gibi çağrışımlarda bulunduğunu anlamaktan yoksun

olduğunu söylemekle eşdeğerdir. Paylaşılan mesajdaki “indirmek” kelimesinin net

ve açık anlamı “vurun, öldürün” demektir. Bu şiddet çağrısı ve öldürme tehdidi

içeren paylaşım, yapıldığı zaman ve hedef gösterdiği kişiler de dikkate

alındığında başvurucu ve diğer kişilerin yaşam haklarına yönelik gerçek ve

yakın bir tehlikeye işaret etmektedir. Başvurucunun konumu da düşünüldüğünde

yaşamına dönük bir şiddet eylemine hedef olma endişesi taşıması yersiz ve

temelsiz değildir. Yaşamına açık bir dille yöneltilmiş bu şiddet çağrısı

karşısında başvurucunun yaşamı ile ilgili olarak haklı bir endişe içinde olduğu

görülmektedir.

9. Olayın faili olarak tespit edilen kişiyle ilgili kovuşturma

açılması, somut olay ve benzeri eylemleri gerçekleştirenler ve gerçekleştirmeyi

düşünenler üzerinde caydırıcı bir etki yaratarak yaşam hakkının etkin bir

şekilde korunmasına katkı sağlayabilirdi. Bunun tam tersine, somut olayda

kovuşturma açılmaması kişilerin yaşam haklarına yönelik benzer fiilleri

işleyenler ve işlemeyi düşünenler için adeta teşvik edici bir sonuç

doğurmaktadır. Benzer bir başvuruda Mahkememiz tehditlerin faili olarak tespit

edilen kişi hakkında yürütülen ceza yargılaması sürecinin etkin olmadığından hareketle

Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasının usul yönünden ihlal edildiğine

karar vermişti (Baskın Oran B. No: 2014/4645,18/4/2018, §§ 72-73).

10. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun, Anayasa'nın 17.

maddesinin birinci fıkrasının güvence altına aldığı yaşam hakkının, söz konusu

maddenin devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerin usul boyutu yönüyle ihlal

edildiği kanaatiyle çoğunluk kararına katılmadım.

Üye

Engin YILDIRIM

Başkan

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M.Emin KUZ

Raportör

:

Murat İlter

DEVECİ

Başvurucu

:

Selahattin

DEMİRTAŞ

Vekili : Av. Mehmet Selahattin ESMER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/2216, 11 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Yaşam Hakkının İhlal
  11. B. Yaşam Hakkıyla
  12. B. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  13. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Karşıoy Gerekçesi
  15. Kömürcü
  16. Yıldırım
  17. Akıncı
  18. Topal
  19. Deveci
  20. Demirtaş
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/2216
Tarih
11 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • Erol Aksoy Başvurusu (B. No: 2016/11026)
  • Ahmet Kortak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/14603)
  • Emine Göksel Başvurusu (B. No: 2016/10454)
  • Emin Ölçer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/6814)
  • Murat Yasan Başvurusu (B. No: 2015/6802)
  • Mehmet Apaydın Başvurusu (B. No: 2015/13099)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.