İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Selim Akel Başvurusu (B. No: 2016/1330)

1. Başvuru, fazladan tahsil edilen verginin iadesi isteğinin

Başvuru No2016/1330Tarih19 Kasım 2019Okuma11 dk · 2.247 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Selim Akel Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/1330
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.247 kelime·11 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, fazladan tahsil edilen verginin iadesi isteğinin

zamanaşımından dolayı reddedilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle

mülkiyet hakkı ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/1/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

A. Başvuru Konusu Olayın

Arka Planı

6. Başvurucu, sahip olduğu hazine bonosundan kaynaklanan faiz

geliri nedeniyle 2004 yılına ilişkin gelir vergisi beyannamesi vermiş ve

tahakkuk ettirilen 96.087,41 TL vergiyi ödemiştir.

7. Başvurucunun murisi B.A. 23/3/2006 tarihinde vefat etmekle

geriye başvurucu ile M.A. ve A.D.A. kalmıştır.

8. Vergi Dairesi tarafından muris hakkında yapılan inceleme

sonucunda 15/3/2006 tarihli vergi inceleme raporu düzenlenmiştir. Söz konusu

inceleme raporundaki tespitler uyarınca mirasçı sıfatıyla başvurucuya miras

hissesi oranında ikmalen vergi tarhiyatı yapılmıştır.

9. Başvurucu mirasçı sıfatıyla sorumlu tutulduğu gelir

vergisinin iptali talebiyle dava açmıştır. İstanbul 5. Vergi Mahkemesi

11/12/2006 tarihli kararla tarhiyatın kaldırılmasına karar vermiştir. Mahkeme

anılan kararda; murise ait hesapta bulunan hazine bonosunun 1/3'er hisse

hâlinde muris, başvurucu ve M.A. adınabaşka bir

hesaba aktarıldığı, murise ilişkin vergi incelemesinde bu paranın tamamının

murise ait olduğu kabul edilerek tarhiyat yapılmışsa dabu

üç kişinin inceleme öncesinde 2004 yılına ait faiz gelirini beyan ederek

tahakkuk ettirilen vergiyi ödemiş oldukları saptamasına yer verilmiştir.

10. Bu karar idare tarafından temyiz edilmiştir. Danıştay 4.

Dairesi 23/10/2008 tarihli kararla ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.

Daire, murise ait banka hesabından çıkan ve başvurucu tarafından çeşitli

yatırım araçlarında değerlendirilen hazine bonoları ve gelirinin murise ait

olduğunun kabulünün gerektiğine işaret etmiş ancak bu paranın kime ait olduğu

hususunda başvurucu ve murisi arasındaki davanın sonucunu bekletici mesele

yaparak hükmü bozmuştur.

11. Başvurucu tarafından murise karşı açılan alacak davası

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/12/2006 tarihli kararı ile

reddedilmiştir. Hüküm Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 18/12/2008 tarihli

kararıyla onanmış ve karar düzeltme isteğinin reddiyle 2/7/2009 tarihinde

kesinleşmiştir.

12. Başvurucu, Danıştay Dördüncü 4. Dairesinin 23/10/2008

tarihli bozma kararından sonra 29/12/2009 tarihinde beyan üzerine ödemiş olduğu

96.087,41 TL nin miras payı

uyarınca kendisine isabet eden 104.889,44 TL gelir vergisinden mahsup edilmesi

isteğiyle Beşiktaş Vergi Dairesine başvurmuştur. İdare yapılan başvuruya karşı

herhangi bir cevap vermemiştir.

13. Başvurucu miras hissesi uyarınca tarh edilen vergi yönünden

13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun

Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun hükümlerinden

yararlanma talebinde bulunmuştur. Başvurucunun yapılandırma talebi 12/4/2011

tarihinde kabul edilmiştir.

14. Başvurucu, yapılandırma talebinin kabulünden sonra verdiği

14/5/2011 tarihli dilekçede; 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılan yapılandırma

üzerine belirlenen 74.427,06 TL vergi borcundan daha önce beyanname üzerine

ödemiş olduğu miktarın mahsup edilerek fazla ödenen 21.660,35 TL'nin iadesini

istemiştir. Başvurucunun bu isteği 27/4/2011 tarihinde reddedilmiştir.

15. Başvurucu düzeltme isteğinin reddi üzerine 17/5/2011

tarihinde Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığına (GİB) müracaat ederek

beyan üzerine ödemiş olduğu 96.087,41 TL'nin mahsup edilmesi yönündeki

talebinin reddini şikâyet konusu yapmıştır. Başvurucunun bu şikâyetine GİB

herhangi bir cevap vermemiştir.

16. Başvurucu, mahsup isteğinin idare tarafından ikinci kez

reddedilmesinden önce Danıştayın 23/10/2008 tarihli

kararına karşı karar düzeltme isteğinde bulunmuştur. Danıştay Dördüncü Dairesi

14/6/2011 tarihinde 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma talebinde

bulunduğundan uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilemeyeceği gerekçesiyle

karar düzeltme isteğini reddetmiştir.

B. Başvuruya Konu

Yargılama Süreci

17. Başvurucu, fazladan yapmış olduğu ödemeye ilişkin

şikâyetinin GİB tarafından zımnen reddinden sonra 5/8/2011 tarihinde işlemin

iptali talebinde bulunmuştur. Başvurucu, dava dilekçesinde; 2004 yılına ilişkin

verdiği beyanname üzerine tahakkuk ettirilen 96.087,41 TL tutarındaki gelir

vergisini ödediği hâlde murisi hakkında yapılan vergi incelemesi sonucunda aynı

gelire ilişkin ikinci bir tarhiyat yapıldığını belirterek işlemin iptaline ve

fazladan yapılan ödemenin iadesine karar verilmesini istemiştir.

18. İstanbul 3. Vergi Mahkemesi 21/2/2012 tarihinde davanın

reddine karar vermiştir. Mahkemeye göre 29/12/2009 tarihli dilekçesiyle miras

payına isabet eden 104.889,44 TL vergiden beyan üzerine ödediği 96.087,41

TL'nin mahsup edilmesini isteyen başvurucunun bu isteği Beşiktaş Vergi Dairesi

tarafından zımnen reddedilmiş ancakbaşvurucu

tarafından bu ret kararına karşı yargı yoluna gidilmemiştir. Hâl böyle iken

başvurucu, 6111 sayılı Kanun'a göre yapılan yapılandırma isteğinin kabulünden

sonra 14/4/2011 tarihinde yeni bir düzeltme isteğinde bulunmuş ve bu talebin

reddi üzerine önce şikâyet ve sonrasında da dava yoluna gitmiştir. Bu

tespitleri yapan Mahkeme, başvurucunun dava konusu ettiği hususun 29/12/2009

tarihli düzeltme başvurusu ile bir ilgisi bulunmadığı sonucuna varmış ve 2004

yılına ilişkin gelir vergisi tarhiyatı yönünden beş yıllık zamanaşımı süresinin

dolduğu 31/12/2009 tarihinden sonra yapılan düzeltme başvurusunun reddine karar

vermiştir.

19. Danıştay Dördüncü Dairesi 30/4/2015 tarihinde temyiz edilen

hükmü onamış ve karar düzeltme isteğini de 27/11/2015 tarihinde reddetmiştir.

20. Nihai karar 21/12/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu

19/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Kanun Hükümleri

21. 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 1.

maddesi şöyledir:

“Gerçek

kişilerin gelirleri gelir vergisine tâbidir. Gelir bir gerçek kişinin bir

takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.”

22. 193 sayılı Kanun’un 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Gelire

giren kazanç ve iratlar şunlardır :

...

6. Menkul sermaye iratları”

23. 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun "Zamanaşımı süreleri" kenar başlıklı

114. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip

eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde tarh ve

mükellefe tebliğ edilmiyen vergiler zamanaşımına

uğrar.''

24. 213 sayılı Kanun’un 116. maddesi şöyledir:

''Vergi hatası, vergiye mütaallik

hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya

eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.''

25. 213 sayılı Kanun’un 122. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''Mükellefler, vergi

muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile

isteyebilirler.''

26. 213 sayılı Kanun’un 126. maddesinin "Düzeltmede

zamanaşımı" kenar başlıklı 126. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

''114 üncü maddede yazılı zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan

vergi hataları düzeltilemez.''

B. Danıştay Kararı

27. Danıştay Yedinci Dairesinin 20/4/2016 tarihli ve

E.2013/3855, K.2016/4159 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

“213 sayılı Vergi Usul Kanununun 'Düzeltmede

zamanaşımı' başlıklı 126'ncı maddesinin 1'inci fıkrasında, 114'üncü maddede

yazılı zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hatalarının

düzeltilemeyeceği öngörülmüş; 114'üncümaddesinin 1'inci fıkrasında ise, vergi

alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl

içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı

hükme bağlanmış olup, bu hükümlere göre, düzeltme-şikâyet yoluna, vergi

alacağının doğduğu takvim yılını takip eden beş yıl içerisinde başvurulması

zorunlu bulunmaktadır.

Olayda ise, 2006 yılına ilişkin banka ve

sigorta muameleleri vergisi için mükellefiyette hata yapıldığı iddiasıyla 2012

yılında düzeltme talebinde bulunulduğunun anlaşılması karşısında, öngörülen beş

yıllık sürenin geçirildiği açık olduğundan, davanın bu gerekçeyle reddedilmesi

gerekirken, istemin özeti bölümünde yazılı olan gerekçeyle verilen mahkeme

kararında isabet görülmemiştir.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 19/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu, 2004 yılına ait faiz geliri nedeniyle beyan

üzerine tahakkuk ettirilen 95.997,41 TL vergiyi ödemiş olmasına rağmen murisi

hakkında yapılan vergi incelemesi sonucunda aynı gelire ilişkin ikinci bir

ödeme yapmak zorunda kaldığından yakınmıştır. Başvurucu, kamu gücü kullanılarak

yapılan bu mükerrer tahsilat nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

30. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir.

31. Bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun bu niteliği gereği Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne

getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere

usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını

zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ile başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

32. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesi

için öncelikle hukuk sisteminde hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişinin

başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olması

gerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlalin sonuçlarını

giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir

nitelikte olması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip

bulunması gerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudan

beklenemeyeceği gibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarını

düzeltici bir vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şeklî

koşulların öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktan

uzaklaşan başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Fatma Yıldırım, B. No: 2014/6577,

16/2/2017, § 39).

33. Başvurucu, bankada adına açılan hesapta bulunan hazine

bonosundan kaynaklanan gelir nedeniyle beyannamede bulunmuş ve bu beyanname

esas alınarak tahakkuk ettirilen 96.087,41 TL vergiyi ödemiştir. Hâl böyle iken

başvurucunun murisi hakkında başlatılan vergi incelemesinde başvurucunun

hesabında bulunan hazine bonusunun gerçek malikinin

muris olduğu yönünden bir tespit yapılarak vergi tarhiyatı yapılmış ancak

murisin ölümü nedeniyle tahakkuk ettirilen vergi borcundan başvurucu miras payı

oranında sorumlu tutulmuştur. Başvurucunun bu işlemin iptali istemiyle açtığı

dava ilk derece mahkemesince kabul edilmiş ancak idarenin temyizi üzerine hüküm

Danıştay tarafından bozulmuştur. Bozma kararı sonrasında başvurucu 29/12/2009

tarihinde 2004 yılında beyan üzerine ödemiş olduğu 96.087,41 TL'nin babadan

intikal eden vergi borcundan mahsup edilmesini istemesine rağmen idare

tarafından bu hususta başvurucuya herhangi bir cevap verilmemiştir.

34. Mahsup isteğine cevap verilmeyen başvurucu, 25/2/2011

tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre miras payı

oranında kendisine isabet eden vergi borcunun yapılandırılmasını talep etmekle

murisinden intikal eden gelirden kaynaklanan 104.889,44 TL vergi borcunu kabul

etmiştir. Anılan borç, yapılandırma sonucunda 74.427,06 TL olarak belirlenmiş

olup başvurucu bu aşamada 2004 yılında beyan üzerine ödemiş olduğu 96.087,41

TL'nin mahsup edilmesini ikinci kez talep etmiştir. İdare bu mahsup talebini de

reddetmiş, başvurucunun bu işlemin iptali isteğiyle açmış olduğu dava

zamanaşımı nedeniyle reddedilmiştir.

35. Vergilendirme ve devamındaki dava süreci incelendiğinde

başvurucunun murisi hakkında yapılan vergi incelemesi sonucunda tahakkuk

ettirilen ve miras payı oranında kendisine intikal eden vergi borcundan 2004

yılında ödemiş olduğu miktarın mahsup edilmesini ilk defa 29/12/2009 tarihinde

talep ettiği, buna karşılık idare tarafından başvurucuya herhangi bir cevap

verilmediği anlaşılmaktadır. Başvurucu bu aşamada mahsup isteğine dayalı

uyuşmazlığı dava konusu yaparak vergi mahkemelerinden uyuşmazlığın esasına

ilişkin bir inceleme yapılmasını isteme imkânına sahip iken bu yolu tercih

etmemiştir. Dolayısıyla 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanma isteğinin

kabulünden sonra 2004 yılında yapıldığını ileri sürdüğü vergi hatasına dayanıp

ilk mahsup isteğinden bağımsız olarak 14/5/2011 tarihinde yapılan ikinci mahsup

isteğinin beş yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan reddedilmesi ilgili Kanun

hükümlerine göre öngörülebilir niteliktedir. Bu sürenin makul olmadığı veya

belirtilen süre içinde bu yola başvurulmasını engelleyen bir durumun varlığı da

başvurucu tarafından ortaya konulamamıştır.

36. Başvurucu 29/12/2009 tarihli şikâyetinden sonra vergi

mevzuatında mevcut ve öngörülebilir bir yol olan GİB'e

şikâyet ve buradan sonuç alamaması hâlinde dava yolunu kullanmadığından

mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında belirttiği şikâyetler yönünden

başvuru yollarını usulünce tüketmemiştir. Etkin ve erişilebilir bir çözüm

imkânı sunan anılan hukuk yoluna başvurmaksızın yapılan başvuruların

incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereği mümkün

değildir.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

38. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

39. Bireysel başvurular sonrasında 25/7/2018 tarihli ve 7145

sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle

Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

40. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre yargılamaların

uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya da icra

edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin yürürlüğe

girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan bireysel

başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

41. Anayasa Mahkemesi, yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen

bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının

getirilmesine ilişkin mevzuata önceki içtihadında yer vermiştir (Ferat Yüksel, B. No: 2014/13828, 12/9/2018, §§

11-14).

42. Ferat Yüksel kararında Anayasa Mahkemesi

yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç

veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018

tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat

Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma,

başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı

yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, § 26).

43. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun

ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

44. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

19/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu

:

Selim AKEL

Vekili

:

Av. Rüstem

GÖKŞEN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/1330, 19 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvuru Konusu Olayın
  7. B. Başvuruya Konu
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Kanun Hükümleri
  10. B. Danıştay Kararı
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Mülkiyet Hakkının
  13. B. Makul Sürede
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Gökcan
  16. Menteş
  17. Gökşen
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/1330
Tarih
19 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Ali Soylu Başvurusu (B. No: 2014/10602)
  • Savaş Kılıç Başvurusu (B. No: 2016/5583)
  • Yılmaz Benzer Başvurusu (B. No: 2017/40336)
  • Muhsin Hükümdar Başvurusu (B. No: 2016/15853)
  • Ali Turan Başvurusu (B. No: 2016/11516)
  • Ali Mükan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/4368)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.