İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Turan Başvurusu (B. No: 2016/11516)

1. Başvuru, yakalama ve gözaltı tedbirlerinin hukuki olmaması ve

Başvuru No2016/11516Tarih28 Kasım 2019Okuma19 dk · 3.705 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ali Turan Başvurusu

Karar tarihi
28 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/11516
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.705 kelime·19 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yakalama ve gözaltı tedbirlerinin hukuki olmaması ve

buna bağlı olarak açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı olarak verilen arama kararı

nedeniyle de özel hayata saygı hakkı ile konut dokunulmazlığı hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/6/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Silahlı terör örgütüne üye olma ve örgüte bilerek yardım etme

suçlarından Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca (Savcılık) yürütülen bir

soruşturmada gecikmesinde sakınca bulunan

hâl kapsamında verilen

yazılı emir uyarınca terör örgütü mensuplarının yakalanabilmesi ve suç

delillerinin ele geçirilmesi amacıyla 21/12/2015 tarihinde başvurucunun evinde

arama yapılmıştır. Savcılık emrinin ilgili kısımları şöyledir:

"Hakkari Emniyet

Müdürlüğünce PKK/KCK terör örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesi ve

engellenmesine yönelik çalışmalarda;

Kongra-Gel(PKK)/KCK'nın

kırsal alan kadrolarına mensup dört kişilik grubun Aralık 2015 ayı ikinci

haftası itibarıyla Hakkari/Merkez/Biçer Mahallesinde mukim [N.T.], Ali Turan ve [Ş.T.nin] evlerinde dönüşümlü olarak kaldıkları,

İlimiz Merkezinde terör örgütü adına kırsal

alanda faaliyet gösteren örgüt mensuplarıyla irtibatlı olarak milislik/kurye işbirlikçi ve kırsal alana eleman aktarımı

faaliyetlerinde bulunan İlimiz Merkezi Bağlar ve Biçer Mahallesi ikamet eden [A.A.], [H.A.],

[M.Y.] ve [E.T.] isimli şahısların terör örgütün kırsal alan

kadrosunda faaliyet gösteren örgüt mensuplarını barındırıyor olabilecekleri, ayrıca

3-4/11/2015 tarihlerinde İlimiz Merkez Bağlar ve Biçer Mahallelerinde terör

örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen eylemlerde örgüt mensuplarına destek

sağladıkları şeklinde teyide muhtaç bilgilerin elde edildiği,

...'Ben bir ihbarda bulunacağım, Bağlar

Mahallesinde [S.Ç.]

isimli bayan evinde örgütçü saklıyor, bizim arkadaşlar eve girerken görmüş,

bana öyle dediler' şeklinde ihbar yapılmış olup,

...

...Belirtilen ikametlerde, bu ikametlere ait

müştemilatlarda, ikametlerde bulunan kişilerin üzerlerinde, varsa şahısların

kullandığı tespit edilen araçlarında suç ve suç unsurlarının elde edilebilmesi

ve ilgi (a-b) sayılı yazılar ile ilgi (c) sayılı ihbar içeriğinde belirtilen

PKK/KCK terör örgütü mensuplarının yakalanabilmesi amacıyla Ceza Muhakemeleri

Kanunu'nun 116-117-118-119 maddeleri gereğince ARAMANIN yapılabilmesi, elde

edilecek suç ve suç unsurlarına ve suç teşkil eden eşyalara el konulabilmesi

amacıyla gecikmesinde sakınca bulunan hal olduğundan 21/12/215 günü

saat:03:30-07:30 arasında bir defaya mahsus arama-yakalama-el koyma kararı

verilmiştir."

10. Başvurucunun evinde gece vakti yapılan aramada, PKK/KCK

terör örgütünü simgeleyen bayrak ile üzerinde ölen bir teröristin fotoğrafının

bulunduğu poster ele geçirilmiş ve başvurucu 21/12/2015 günü saat 03.55'te

hakkında arama, yakalama ve elkoyma tutanağı

düzenlenerek Hakkâri il Emniyet Müdürlüğüne götürülmüştür.

11. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı tarafından "yakalanan tüm şahısların şüpheli olarak

ifadeleri alınarak salıverilmesi" yönünde 21/12/2015 tarihli

yazılı talimat verilmiş olup başvurucu hakkında aynı tarih saat 04.48'de

Hakkâri Devlet Hastanesince adli muayene raporu düzenlenmiş ve saat 05.10'da

düzenlenen Üst Arama Tutanağı'nda başvurucunun

gözetim altına alındığı belirtilmiştir.

12. Aynı gün saat 10.30'da başvurucunun şüpheli sıfatıyla

ifadesi alınmıştır. Başvurucu ifadesinde özetle oğlunun PKK terör örgütü üyesi

olarak DAEŞ ile girdikleri silahlı çatışmada ölmesi üzerine söz konusu bayrağı

ve oğlunun fotoğrafının bulunduğu posteri kendisine teslim ettiklerini beyan

ederek suçlamaları kabul etmemiştir.

13. Başvurucu, Hakkâri Devlet Hastanesince adli muayene raporu

tanziminin ardından Salıverme Tutanağı düzenlenerek saat 11.22'de serbest

bırakılmıştır.

14. Savcılıkça yürütülen soruşturma sonucu 23/12/2015 tarihinde

başvurucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.

15. Başvurucu, haksız yakalama ve gözaltı sebebiyle 29/1/2016

tarihinde Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesine dayanarak tazminat davası

açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde özetle hakkında silahlı terör örgütüne

üye olma suçundan yürütülen soruşturmada haksız olarak yakalanıp gözaltına

alınması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, soruşturma sonucunda

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, 500 TL maddi ve

900 TL manevi olmak üzere toplam 1.400 TL tazminata yakalanma tarihinden

itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karar verilmesini istemiştir.

16. Devam eden yargılamada Savcılık tarafından Mahkemeye yazılan

13/4/2016 tarihli yazı cevabına göre takipsizlik kararının tebligat aşamasında

olması nedeniyle başvurucu yönünden henüz kesinleşmediği belirtilmiştir.

17. Mahkeme 31/5/2016 tarihli kararıyla şartları oluşmayan maddi ve manevi tazminat davasının

reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

" ...

Şüpheli Ali Turan'ın 21/12/2015 tarihinde

hakkında yapılan bir ihbar üzerine Cumhuriyet Savcısının usulüne uygun bir

şekilde vermiş olduğu arama kararı üzerine ikametinde bulunduğu ve hakkında

yapılan ihbar doğrultusunda ifadesinin alınması amacıyla Hakkari İl Emniyet

Müdürlüğüne götürüldüğü, daha sonra ifadesinin alınmasına müteakip emniyet

müdürlüğünden salıverildiği, davacı hakkında herhangi bir gözaltı kararı

verilmediği ve aynı gün salıverildiği, yapılan soruşturma neticesinde 23/12/2015

tarihve 2015/1552 karar sayılı kararı ile

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği, davacının dava dosyasında

gözaltına alınmadan sadece beyanı alınmak üzere emniyet müdürlüğüne götürüldüğü

ve savunması alındıktan sonra serbest bırakıldığı, dosya kapsamında davacının

gözaltı talimat kararının da olmadığı ve nezarete de alınmadığı, bu nedenle de

korunma tedbiri nedeniyle tazminat davası açılmasının koşullarının oluşmadığı,

Ayrıca şüpheli yönünden Hakkari

Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen takipsizlik kararının kesinleşmediği,

korunma tedbiri nedeniyle tazminat davası açılmasının ön koşulunun kararın veya

hükmün kesinleşmesi olduğu, eş söyleyişle kararın veya hükmün kesinleşmesinden

önce tazminat davası açılmasına yasal olanak bulunmadığı anlaşılmakla açılan

davanın reddine... [karar verildi.]"

18. Bu karar 31/5/2016 tarihinde başvurucu vekiline tefhim

edilmiştir.

19. Başvurucu 9/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 28/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu; haksız olarak yakalanıp gözaltına alındığını,

yaklaşık on saat sonra serbest bırakıldığını ve bu soruşturma sonucunda

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini belirterek

uygulanan yakalama ve gözaltı tedbirleri nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca yakalama ve gözaltı

tedbiri sonrasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi uyarınca tazminat ödenmesinin koşulları

oluştuğu hâlde bu amaçla açtığı tazminat davasının kendisinin tutulmasının

gözaltı mahiyetinde olmadığı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle tazminat

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

22. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

23. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci,

ikinci, üçüncü, dördüncü ve dokuzuncu fıkraları şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının

veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması

veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne

çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike

teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri

veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı

için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine

getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da

hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin

yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun

bırakılamaz.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini

önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda

gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan

yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde

yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.

Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama

veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bunun

hemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hâkim

huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.

...

Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan

kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre,

Devletçe ödenir."

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü uygulanan

yakalama tedbirine yönelik olması nedeniyle şikâyet Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü ve dokuzuncu fıkraları kapsamında incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

26. Genel ilkeler için bkz. Hasan

Akboğa ([GK], B. No: 2016/10380,

27/3/2019, §§ 43-56) başvurusu hakkında verilen karar.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

(1) Anayasa'nın

19. Maddesinin Üçüncü Fıkrası Yönünden

27. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca 21/12/2015 tarihinde

başvurucu hakkında arama ve yakalama kararı verilmiş, yapılan arama sonrasında

başvurucu yakalanarak polis karakoluna götürülmüştür.

28.Somut olayda öncelikle başvurucunun yakalanmasının kanuni

dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, PKK ile

bağlantılı suçlar nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör

örgütü üyeliği ve bu örgüte isteyerek yardım etme suçlamalarıyla 5271 sayılı

Kanun'un 90. maddesindeki hükümler çerçevesinde yakalanmıştır (bkz. § 9).

Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan yakalama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

29. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan yakalama tedbirinin ön

koşulu olan başvurucunun suç işlediğine dair somut belirtilerin bulunup

bulunmadığının irdelenmesi gerekir. Başvurucu hakkında verilen yakalama amaçlı

arama kararında suç şüphesinin varlığına ilişkin olarak bir kısım şüphelinin

PKK'nın kırsal kadrolarına mensup dört kişilik grubu evlerinde barındırdığı,

eleman aktarımı faaliyetlerinde bulunduğu ve daha önce gerçekleştirilen

eylemlerde örgüt mensuplarına destek sağladığı yönünde istihbarat bilgileri

olduğu belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun evinde terör örgütü mensubu

barındırdığına dair bir ihbarın bulunduğu ifade edilmiştir (bkz. § 9). Bu

itibarla başvurucu yönünden yakalama için gerekli olan suç şüphesini doğrulayan

olguların bulunduğu görülmektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §

59).

30. Öte yandan başvurucunun hâkim kararı olmadan yakalandığı

gözetildiğinde somut olayda suçüstü hâlinin veya gecikmesinde sakınca bulunan

hâlin bulunup bulunmadığına da bakılmalıdır. Soruşturma makamları başvurucunun

durumunu gecikmesinde sakınca bulunan hâl

kapsamında değerlendirmiştir.

31. Başvurucunun yakalanmasına karar verilen silahlı terör

örgütüne üye olma ve bilerek örgüte yardım etme suçları Türk hukuk sistemi

içinde ağır cezai yaptırımlar öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen

suça ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret

eden durumlardan biridir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,

§ 61; Devran Duran [GK], B. No:

2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca terör suçlarının soruşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bıraktığından kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek biçimde yorumlanmamalıdır (Devran Duran, § 64). Dolayısıyla

soruşturma konusu PKK silahlı terör örgütünün özellikleri dikkate alındığında

bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık

olduğu da ortadadır.

32. Soruşturma makamları gecikmesinde sakınca bulunan bir hâlin

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi konusunda Anayasa Mahkemesine göre

daha iyi bir konumdadır. Hiç kuşkusuz soruşturma makamlarının bu değerlendirmeleri

Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Somut olayda soruşturma makamlarının

gecikmesinde sakınca bulunduğu yönünde ulaştığı kanaate müdahale edilmesini

gerektirecek bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrasının son cümlesinde yer alan güvencenin sağlandığı sonucuna

ulaşılmaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §

62).

33. Ayrıca suç işlediği yönünde somut belirtinin bulunduğu

tespit edilen başvurucunun yakalanmasının amacının bu suç şüphesine ilişkin

soruşturma işlemlerinin yürütülmesini ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını

temin etmek olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır (benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Hülya Kar [GK],

B. No: 2015/20360, 27/2/2019, § 20). Dolayısıyla başvurucunun yakalanmasının

anayasal açıdan meşru bir amaca dayanmadığı söylenemez.

34. Son olarak başvurucu hakkındaki yakalama tedbirinin ölçülü

olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Yakalama ve gözaltının ölçülü olup

olmadığının değerlendirilmesinde; yakalama tedbirine başvurulmasının gerekçesi,

kamu makamlarının ve başvurucunun tutumu ile gözaltı süresi gözönünde

bulundurulur (Hasan Akboğa,

§ 64).

35. Somut olayda terör örgütüne yardım etmekle suçlanan

başvurucu 21/12/2015 günü evinde yapılan arama sırasında saat 03.55'te

yakalanmış ve kolluk birimine götürülmüştür. Kolluk görevlilerince

bilgilendirilen Cumhuriyet savcısı, başvurucunun ifadesinin alınarak serbest

bırakılması talimatını vermiştir. Bunun üzerine aynı gün saat 10.30'da şüpheli

sıfatıyla ifadesi alınan başvurucu, işlemlerinin tamamlanmasından sonra saat

11.22'de serbest bırakılmıştır. Dolayısıyla evinden alınarak serbest

bırakıldığı ana kadar başvurucunun özgürlüğünden yoksun bırakıldığı sürenin

toplam 7 saat 27 dakika olduğu anlaşılmaktadır. Soruşturma kapsamında on bir

kişi hakkında soruşturma yürütülerek bu kişilerin ifadelerinin alındığı

gözetildiğinde başvurucunun toplam 7 saat 27 dakika özgürlüğünden mahrum kalmış

olmasının makul olmadığı söylenemez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §

65).

36. Açıklanan gerekçelerle yakalama yoluyla başvurucunun kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrasını ihlal etmediğine karar verilmesi gerekir.

(2) Anayasa'nın

19. Maddesinin Dokuzuncu Fıkrası Yönünden

37. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(e) bendinde, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra

haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine

karar verilen kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten

isteyebilecekleri düzenlenmiştir.

38. Kanun koyucu Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasındaki güvencenin ötesine geçerek maddenin ilk sekiz fıkrasındaki

güvencelere aykırı olmayan müdahalelerde bile kişinin beraat etmesi veya kişi

hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi durumunda tazminat

ödenmesini güvenceye bağlamıştır. 5271 sayılı Kanun'da yer verilen söz konusu

tazminat hükmünün Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında koruma altına alınan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik olarak getirilmiş bir güvence olduğu

hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu nedenle Anayasa'nın 19. maddesinde

düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde yer verilen tazminat davalarında uygulanabilir olduğu açıktır (Hasan Akboğa, §

68).

39. Bu itibarla başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi

uyarınca açtığı tazminat davasının gözaltına alma durumunun gerçekleşmediği

gerekçesiyle reddedilmesinin kanuni tazminat hakkını ihlal ettiğine yönelik

şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasında güvence altına

alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

sonucuna ulaşılmıştır (Hasan Akboğa, § 69).

40. Olayda başvurucu, gece vakti evinde yapılan arama sonrasında

21/12/2015 günü saat 03.55'te hakkında Yakalama Tutanağı düzenlenmek suretiyle

yakalanmış ve Hakkâri Emniyet Müdürlüğüne götürülmüştür. Soruşturmayı yürüten

Savcılığın "yakalanan tüm şahısların

şüpheli olarak ifadeleri alınarak salıverilmesi" yönündeki

21/12/2015 tarihli yazılı talimatı üzerine aynı gün saat 10.30'da şüpheli

sıfatıyla ifadesi alınan başvurucu saat 11.22'de serbest bırakılmıştır. Öte

yandan Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca 23/12/2015 tarihinde başvurucu

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik) verilmiştir.

41. Başvurucunun takipsizlik kararından sonra 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesine dayanarak açtığı tazminat davası başvurucunun gözaltına

alınmadığı, dolayısıyla 5271 sayılı Kanun uyarınca tazminat ödenmesinin

koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle derece mahkemesince reddedilmiştir. Derece

mahkemesi; başvurucunun gözaltına alınması yönünde Savcılığın bir talimatının

bulunmadığını, başvurucunun fiilen nezarete alınmadığını ve ifadesi alındıktan

sonra serbest bırakıldığını belirterek bu sonuca ulaşmıştır.

42. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(e) bendinde, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra

haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine

karar verilen kişilerin maddi ve manevi zararlarını devletten isteyebilecekleri

hükme bağlanmıştır. 5271 sayılı Kanun'da suç isnadına bağlı tutulmanın

tutuklama safhasından önceki kısmı yakalama ve gözaltı şeklinde ikiye ayrılmış

ise de tazminat ödenmesini düzenleyen söz konusu bentte herhangi bir ayrım

yapılmaksızın yakalandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar

verilen kişilerin maddi ve manevi zararlarının devlet tarafından karşılanması

öngörülmektedir. Kanun'un anılan hükmü yoruma ihtiyaç duymayacak açıklıkta

düzenlenmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin yerleşik içtihadına göre de 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca

devletin tazminat ödeme yükümlülüğünün doğabilmesi için kişinin bir suç isnadı

kapsamında yakalanmış olması yeterli olup anılan Kanun'un 91. ve devamı

maddeleri uyarınca gözaltına alınmış olması zorunluluğu da bulunmamaktadır.

Nitekim yukarıda yer verilen Yargıtay kararlarında, kolluk görevlileri

tarafından yakalanarak ifadesi alındıktan sonra gözaltına alınmaksızın serbest

bırakılan kişilere 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(e) bendi kapsamında tazminat ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir (bkz. § 19).

Kaldı ki somut olayda başvurucu, yakalandıktan sonra serbest bırakılmamış;

soruşturma işlemlerinin tamamlanması amacıyla karakola götürülmüş ve işlemleri

tamamlanıncaya kadar fiilen özgürlüğünden yoksun bırakılmıştır. Dolayısıyla

5271 sayılı Kanun'un 91. maddesinin (1) numaralı fıkrası gözetildiğinde,

yakalama anından serbest bırakılma anına kadar geçen sürenin gözaltı

niteliğinde olmadığı da söylenemez ((benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §

72).

43. Bu itibarla yoruma imkân vermeyecek ölçüde açık olan kanun

hükmünün yerleşik Yargıtay içtihadına aykırı olarak ve öngörülemez biçimde

yorumlanmak suretiyle başvurucuya tazminat verilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiği değerlendirilmiştir (benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, § 73).

44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Özel Hayata Saygı

Hakkı ile Konut Dokunulmazlığı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

45. Başvurucu, makul şüphe şartı gerçekleşmeden ve hiçbir delil

araştırması yapılmadan sadece bir ihbar üzerine Savcılık kararıyla konutunda

arama yapıldığını belirterek konut dokunulmazlığı hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı

haklarının ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki

iddialarının bu kapsamında incelenmesi gerekir.

47. Anayasa Mahkemesi Hülya

Kar kararında, koruma tedbirlerinin maddi hakları ihlal ettiği

iddiaları yönünden bireysel başvuruda yapılması gereken denetimin sınırlarını

çizmiştir. Koruma tedbirine karar veren makamların tedbir uygulanmasının

gerekliliğine dair daha iyi değerlendirme yapabilecek konumda olmaları

nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip oldukları kabul edilmiştir. Bu

doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılan zararın kaçınılmaz olandan

ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfî uygulandığının ilk bakışta anlaşılacak

kadar açık olduğu hâllerde makamların esas yönünden daha ileri bir

değerlendirme yapması gerektiği kabul edilmiştir (ilkeler için bkz. Hülya Kar, §§ 21-46).

48. Somut olayda başvurucu hakkında başlatılan bir soruşturma

kapsamında başvurucunun evinde arama yapıldığı görülmektedir (bkz. § 9).

Başvurucu, bu tedbir nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının

ihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin bir soruşturma

kapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla

gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.

49. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesi

kararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu koruma

tedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesi

bulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir, kesin bir

hukuki düzenlemeye dayanmaktadır ve başvurucuya itirazlarını sorumlu makamlar

önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan başka

tedbir, süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır.

50. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanma

tarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğinde

başvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya koruma

tedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuru

formunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.

51. Özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarına yönelik

bir ihlalin bulunmadığının açık olması nedeniyle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

53. Başvurucu 50.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur. Ayrıca ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını

istemiştir.

54. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında

ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da

işaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri, B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

55. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

56. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin 1 numaralı

fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye

gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki

kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama

sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu

öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı

olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın

yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama

sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 57-59, 66-67).

57. Somut olayda derece mahkemesinin yoruma açık olmayan 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi hükmünü

yerleşik Yargıtay içtihadına aykırı olarak ve öngörülemez bir biçimde

yorumlamak suretiyle başvurucuyu tazminat hakkından mahrum bırakması sebebiyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

58. Bu durumda ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama

ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken

iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna

ulaştıran nedenleri gideren ve ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni

bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden

yargılama yapılmak üzere Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi

gerekmektedir.

59. Öte yandan başvuran tazminat talep etmiş ise de ihlalin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasıın

yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından maddi ve manevi tazminat

taleplerinin reddine karar verilmelidir.

60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 2.475 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Özel hayata saygı hakkı ile konut dokunulmazlığı hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının İHLAL

EDİLMEDİĞİNE,

2. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2016/73, K.2016/237)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

28/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Abdullah

UÇAR

Başvurucu : Ali TURAN Vekili : Av. Gülabi SEVEN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/11516, 28 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Kişi Hürriyeti ve
  8. B. Özel Hayata Saygı
  9. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  10. B. 1. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının İHLAL
  11. C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu
  12. E. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  13. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Gökcan
  16. Hakyemez
  17. Menteş
  18. Uçar
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/11516
Tarih
28 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Ali Mükan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/4368)
  • Ziya Özden Başvurusu (B. No: 2016/67737)
  • Serhat Ölğen Başvurusu (B. No: 2016/3389)
  • Sefa Başak Başvurusu (B. No: 2014/15431)
  • Ali İhsan Karahasanoğlu Başvurusu (B. No: 2017/21000)
  • Mümin Gider ve Süleyman Sarnav Başvurusu (B. No: 2016/62537)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.