İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sefa Başak Başvurusu (B. No: 2014/15431)

1. Başvuru, bazı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılmasının terör

Başvuru No2014/15431Tarih20 Kasım 2019Okuma17 dk · 3.480 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Sefa Başak Başvurusu

Karar tarihi
20 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2014/15431
R.G. Tarih ve Sayı
25/12/2019-30989
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.480 kelime·17 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bazı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılmasının terör

örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünde delil olarak

değerlendirilmesi nedeniyle başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1985 doğumlu olup olayların meydana geldiği tarihte

öğrencidir ve Van'da ikamet etmektedir.

10. PKK terör örgütüne üye olma, terör örgütünün propagandasını

yapma ve kamu malına zarar verme suçlarını

işlediği gerekçesiyle 27/1/2011 tarihinde başvurucu hakkında yakalama emri

çıkarılmıştır. Daha sonra Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. madde

ile görevli) 18/5/2011 tarihli iddianamesiyle terör örgütüne üye olma, mala

zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme ve terör örgütünün propagandasını

yapma suçlarından başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. Kamu davası

açıldıktan sonra yakalanan başvurucu 26/5/2011 tarihinde tutuklanmıştır.

11. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. madde ile görevli)

(Mahkeme) 15/5/2012 tarihinde başvurucunun mala zarar verme ve görevi

yaptırmamak için direnme suçlarını işlediği sabit olmadığından beraatine, terör örgütünün propagandasını yapma suçundan 3

yıl 1 ay 15 gün, terör örgütüne üye olma suçundan ise 10 yıl hapis cezasıyla

mahkûmiyetine hükmetmiştir.

12. Mahkeme gerekçeli kararına iddianameyi özetleyerek başlamış,

daha sonra PKK/KCK terör örgütünün yapısını ve işleyişini kısaca açıklamıştır.

Daha sonra Mahkeme, dosyada yer alan her bir sanık hakkında ayrı başlıklar

hâlinde iddia, savunma ve delilleri belirtmiş; sonrasında bu delillerin

değerlendirmesini yapmıştır.

13. Mahkemenin gerekçeli kararında, başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet hükümleriyle ilgili olarak

yapılan değerlendirmeler özetle şöyledir:

i. 10/8/2010 tarihinde Doğubayazıt ilçe merkezinde düzenlenen ve

terör örgütünün propagandasına dönüştürülen basın açıklamasına katıldığının

görsel kayıtlarla tespit edildiği ve "tam

anlamıyla ispat edilemese de" basın açıklamasının akabinde

meydana gelen ve ilçe merkezinde gerçekleştirilen taşlı ve molotoflu

saldırı eylemlerinde başvurucunun da yer aldığı yönünde ciddi kuşkuların

bulunduğu belirtilmiştir. Bu eylemde başvurucu ile M.B.nin

yapacakları eylemde kamufle olmak düşüncesiyle üzerilerinde

bulunan tişörtleri birbirleriyle değiştirdiklerinin görüntülerde tespit

edildiği ve bu kişilerin olay sırasında ele geçirilen altı molotofkokteylinin

bulunduğu boş alana doğru hareket ettiklerinin görüldüğü tespit edilmiştir.

Mahkemeye göre kesin olarak ispat edilemese dahi bu eylemleri organize eden

sanıklardan birisi de başvurucudur.

ii. 20/8/2010 tarihinde Doğubayazıt ilçesi çevre yolunda

güvenlik güçlerine yönelik taşlı ve sopalı saldırı eylemi gerçekleştirilmiştir.

Kararda yer alan ve E.Y. ile M. isimli şahıslar arasında gerçekleşen bir

telefon görüşmesinde başvurucunun ismi geçmiş ve bu saldırının başvurucunun da

içinde yer aldığı grup tarafından gerçekleştirildiği ancak görsel bir kayıt

bulunmaması nedeni ile bu hususun da kesinliğe kavuşturulamadığı

belirtilmiştir. Yine Mahkemeye göre eylemi gerçekleştiren sanıklardan biri

"kuvvetle muhtemel"

başvurucudur. Başvurucu hakkında telefon kullanmadığı gerekçesiyle iletişimin

dinlenmesi tedbiri uygulanamamıştır.

iii. Mahkemece E.Y.

ve A.A. arasında 21/8/2010 tarihinde gerçekleşen telefon görüşmesinde

molotofkokteyli hazırlamaktan bahsedildiği sonucuna ulaşılmıştır. Gerekçeli

kararda, görsel kayıtlarla tespit edilemese dahi 21/8/2010 tarihinde

gerçekleştirilen taş ve molotoflu saldırıların

organizasyonunda başvurucunun da "muhtemelen

yer aldığı yönünde ciddi kuşkuların bulunduğu" belirtilmiştir.

iv. Terör örgütünün bir üyesinin ölümü üzerine 24/8/2010

tarihinde Doğubayazıt ilçe merkezindeki defin işlemleri sonrası çok sayıda yol

kesme, güvenlik güçlerine ve kamu binalarına taş ve molotoflu

saldırı eylemleri gerçekleştirilmiştir. E.Y. ve A.A. arasında 23/8/2010

tarihinde yapılan bir telefon görüşmesinde A.A.nın

"Sefa... arkadaş orada mı"

dediği, 23/8/2010 tarihli bir başka telefon görüşmesinde ise başvurucunun

isminden bahsedildiği belirtilmiştir. Mahkemece, görüşmeyi yapan şahıslar

arasında geçen "soğuk su"

ifadesi ile molotofkokteyli yapımında kullanılan benzinin kastedildiği sonucuna

ulaşılmıştır. Aynı kişiler arasındaki 27/8/2010 tarihli telefon görüşmesinde

polislerin arama yaptığından bahsedilmesi üzerine E.Y.nin

A.A.ya "Mutfakta

malzeme var, sizin mutfağınızda" dediği ve mutfaktaki

malzemeden kastettiğinin molotofkokteyli olduğu belirtilmiş ve başvurucunun

adının bu telefon görüşmesinde geçtiği ifade edilmiştir.

v. Gösteri kayıtlarının incelenmesi neticesinden düzenlenen 7/3/2011 tarihli bilirkişi raporunda

başvurucunun 10/8/2010 tarihli şiddet içeren eyleme katılarak güvenlik

güçlerini gösterip arkadaşlarını ikaz ettiği, ilerleyen zamanda yapacağı

eylemlerde kendini gizlemek için üzerinde bulunan sarı renkteki tişörtü

çıkararak diğer sanık M.B.ye ait siyah renkli tişörtü giydiği, Ş.Y. isimli

terör örgütü üyesinin ölümü üzerine 24/8/2010 tarihinde yapılan defin işlemleri

sırasında orada bulunduğu, ölen terör örgütü üyesinin fotoğrafını sol göğsüne

astığı, güvenlik güçlerine doğru el kol hareketleri yaptığı belirtilmiştir.

14. Mahkeme, başvurucunun üzerine atılı terör örgütünün

propagandasını yapma ve terör örgütüne üye olma suçları yönünden verdiği mahkûmiyet hükmü gerekçesini şu şekilde

özetlemiştir:

"Dosya kapsamında

bulunan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde sanık Sefa Başak'ın halen

PKK/KCK terör örgütüne yönelik operasyonlarda yakalanarak hakkında mahkumiyet

kararı verilen [G.Ç.] isimli

örgüt mensubundan boşalan görevi doldurmak için terör örgütünce 2010 yılı

Haziran ayı sonlarında Ağrı iline sorumlu sıfatı ile gönderildiği, adres kayıt

sistemine göre Ağrı ili veya Doğubayazıt ilçesi ile irtibatının bulunmamasına

ve gerçek ikametgahının Van ili Muradiye ilçesi olmasına rağmen Doğubayazıt

ilçesinde terör örgütüne müzahir sanıkların veya başka şahısların evlerinde

kaldığı, düzenli bir gelirinin bulunmadığı, herhangi bir işinin de olmadığı,

sanıklardan [A.A.], [E.Y.], [S.T.]

ve [M.B.] ile sürekli irtibat

halinde olduğu, tam anlamıyla ispat edilemese dahi özellikle yukarıda

bahsedilen telefon tapelerinden anlaşılacağı üzere

Doğubayazıt'ta meydana gelen ve şiddet içeren terör eylemlerinin organizasyonu

içerisinde yer aldığı, Doğubayazıt ilçe merkezinde terör örgütünce alınan

kararlar doğrultusunda yapılan ve şiddet içeren basın açıklamalarını ve

sonrasında yaşanan 'Serhildan-Sivil itaatsizlik'

eylemlerini organize ettiği yönünde ciddi kuşkuların olduğu, 2010 yılı Ağustos

ayı içerisinde Doğubayazıt'ta yaşanan ve organizasyonunda yer aldığı düşünülen

terör olaylarından sonra gözaltına alınacağını düşünerek ilçeden ayrıldığı,

10/8/2010 tarihinde yapacağı eylemlerde kendisini gizlemek maksadıyla üzerinde

bulunan sarı renkte tişörtü [M.B.ye]

ait siyah renkte bir tişört ile değiştirerek ve 24/8/2010 tarihinde terör

örgütü mensubunun cenazesine katılarak şiddeti içeren terör eylemlerini

desteklediğini açıkça belirtecek şekilde terör örgütü mensubunun fotoğrafını

göğsüne asarak terör örgütünün propagandasını yaptığı, böylece sanığın tüm

eylemleri ile silahlı terör örgütüne üye olmak ve terör örgütünün zincirleme

propagandasını yapmak suçlarını işlediği sabit olduğundan sanığın bu

eylemlerden cezalandırılmasına karar verilmiş..."

15. Mahkeme, başvurucunun üzerine atılı mala zarar verme ve

görevi yaptırmamak için direnme suçları yönünden verdiği beraat kararı gerekçesini ise şu şekilde

özetlemiştir:

"Her ne kadar

iddianamede sanığın 10/8/2010 tarihinde BİM market ve Halkbank'a yönelik mala

zarar verme, kamu malına zarar verme, görevli memura direnme, 20/8/2010 tarihinde

kamu malına zarar verme ve görevli memura direnme, 21/8/2010 tarihinde FEM

Dershanesine yönelik mala zarar verme, Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okuluna

yönelik kamu malına zarar verme ve görevli memura direnme, yine 24/8/2010

tarihinde ŞOK Market, FEM Dershanesi, Zaman Gazetesi Bürosu ve İran uyruklu Tır

şoförüne yönelik mala zarar verme, kamu malına zarar verme ve görevli memura

direnme suçlarından cezalandırılması talep edilmiş ise de; özellikle telefon tapelerinde geçen konuşmalara göre sanığın bu eylemlerde de

yer aldığı yönünde ciddi kuşkuların bulunduğu ancak telefon tapeleri

dışında özellikle bu eylemlere yönelik görsel kayıtların bulunmaması dikkate

alınarak atılı suçlardan sanığın beraatine karar

verilmiştir."

16. İlk derece mahkemesi kararının başvurucu ve Cumhuriyet

savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 6/6/2014

tarihli kararı ile mala zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme

suçlarından beraate dair hükümler ile silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet hükümleri onanmıştır. Yargıtay,

terör örgütünün propagandasını yapma suçundan verilen hükmün ise sonradan

yapılan kanun değişiklikleri kapsamında kovuşturmanın ertelenmesi şartlarının

değerlendirilmesi amacıyla bozulmasına karar vermiştir.

17. Başvurucu, Yargıtay ilamından 27/8/2014 tarihinde müddetnamenin tebliği ile haberdar olduğunu belirtmiştir.

18. Başvurucu 12/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk normları için bkz. Metin Birdal ([GK] (B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28-39) başvurusu hakkında verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 20/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

21. Başvurucu; toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı

kapsamında kalan bazı eylemler nedeniyle terör örgütüne üye olma suçundan

cezalandırıldığını, mahkûmiyet hükmünde değerlendirilen eylemlerin bir kısmıyla

ise ilgisinin bulunmadığını iddia ederek toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

22. Bakanlık görüşünde, başvurucunun terör örgütüne üye olma

suçu ile cezalandırılmasının sebebinin salt toplantı ve gösteri yürüyüşlerine

katılmak değil terör örgütünün talepleri doğrultusunda şiddet içeren

gösterilerin organizasyonunda yer alma olduğu ifade edilmiştir. Bakanlığa göre

Anayasa’nın 34. maddesi, fikirlerin barışçıl bir şekilde ortaya konulabilmesi

için toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını güvence altına almıştır.

Somut olayda Savcılık ve yerel mahkeme tarafından başvurucunun herhangi bir

bağlantısı olmamasına rağmen Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesine gelmesinin altının

çizildiğine değinmiştir. Bu kapsamda Bakanlık 2010 yılında Doğubayazıt

ilçesinde PKK terör örgütünün düzenlediği mitinglere ve gösterilere

katılanların taşlı ve molotof kokteylli saldırılarda

bulunduğuna, kamera kayıtlarında gösterilerin bir kısmında başvurucunun da

olduğuna vurgu yapmış, başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal

edilmediğini ifade etmiştir.

23. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında o tarihlerde

kayıtlı olduğu adresten başka bir adreste bulunuyor olmasının birçok farklı

nedeni olabileceğini, o tarihlerde Doğubayazıt'a arkadaş ziyareti ve tarihî

yerleri gezmek amacıyla gittiğini ifade etmiştir. Karşı beyanda başvurucu;

kamera kayıtlarında gösterilerin bir kısmında bulunduğunun tespit edildiğini

ancak bu gösterilerde suç oluşturan herhangi bir eylemde bulunmadığını, diğer

kişilerin suç içeren eylemleri nedeniyle kendisinin cezalandırılamayacağını

belirtmiştir. Başvurucu son olarak olasılıklar üzerinden ve somut hiçbir delil

olmadan cezalandırıldığına vurgu yapmıştır.

B. Değerlendirme

24. Anayasa'nın "Toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenar başlıklı 34.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, önceden izin

almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına

sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,

millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve

genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve

kanunla sınırlanabilir."

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu kapsamda başvurucunun şüpheden uzak

hiçbir delil bulunmamasına rağmen mahkûmiyetine hükmedilmesinin suç ve

cezaların kanuniliği ilkesini ihlal ettiği iddiası toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkı bağlamında incelenecektir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

27. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi bir

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir. Bu

doğrultuda bir ceza yargılamasında isnat edilen suçun sübuta erip ermediği veya

toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olup olmadığı meselesi, ilkesel

olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (Yılmaz Çelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45; krş. Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428,

17/7/2018, § 65).

28. Bununla birlikte eldeki başvuruya konu olayda başvurucunun

bazı gösterilere katılmış olması onun örgüt üyeliği suçuna ilişkin

yargılamasında delil olarak kullanılmıştır. Kişilerin anayasal hak ve

özgürlükler kapsamında kalan faaliyetlerinin mahkûmiyet kararlarında delil

olarak kullanılması, bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükler üzerinde

caydırıcı etki yaratabilir ve dolayısıyla bu da Anayasa Mahkemesinin ilgi

alanındadır (Metin Birdal, §§ 47, 48).

29. Bu nedenle somut olayda bazı gösterilere katılmış olmasının

terör örgütü üyeliğinin delili olarak kabul edilmesi ile başvurucunun toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına bir müdahalede bulunulduğu kabul

edilmiştir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

30. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

31. Sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut

başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 34. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama

koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

32. Müdahaleye dayanak olan 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu’nun 220. ve 314. maddelerinin kanunla sınırlama ölçütünü

karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

33. Başvuruya konu müdahalenin Anayasa’nın 34. maddesinin ikinci

fıkrasında yer alan millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması meşru amaçları

kapsamında kaldığı anlaşılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Demokratik

Toplumda Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının Önemi

34. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, demokratik

toplumun en temel değerleri arasında yer almakta olup bireylerin ortak

fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için bir araya gelebilme

imkânını korumayı amaçlamaktadır. Kolektif bir şekilde kullanılan ve

düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan yöntemlerle

düşüncelerini açıklama imkânı veren bu hak, çoğulcu demokrasilerin gelişmesinde

zorunlu olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması ve yayılmasını

güvence altına almaktadır (demokratik toplumda toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkının önemine ilişkin açıklamalar için bkz. Metin Birdal, §§ 54-58; Ferhat Üstündağ,

§ 40; Dilan Ögüz

Canan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017, § 36; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK],

B. No: 2014/920, 25/5/2017, §

79).

(2) Müdahalenin

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

35. Temel hak ve özgürlüklerin koruması altındaki bir eylemin

terör örgütüne üye olma suçunun mahkûmiyetinde delil olarak kullanılması

suretiyle temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşılaması gerekir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan bir müdahalenin

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (zorunlu toplumsal

ihtiyaç testine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir

Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın, B. No: 2013/9343,

4/6/2015, § 68;Ferhat Üstündağ,

§§ 45, 46; Tansel Çölaşan, B. No:

2014/6128, 7/7/2015, § 51).

(3) Terör

Örgütü Üyeliği Suçu Bağlamında Yarışan Değerler Arasında Denge Kurulması

36. Terör örgütüne üye olma suçu, üye ve hatta örgüt henüz bir

suç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran ve

bu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesini

engelleme amacı taşıyan bir suç türüdür (Metin

Birdal, §§ 60, 61).

37. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi bir

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir.

Dolayısıyla başvurucu hakkında isnat edilen terör örgütünün üyesi olma suçunun

sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olup

olmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (Metin Birdal, § 47; ayrıca bkz. Yılmaz

Çelik § 45; krş. Ferhat Üstündağ,

§ 65). Bundan başka bir ceza yargılamasında hangi delillerin hükme esas

alınabileceği meselesi de esas itibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev alanının dışındadır

(Türk ceza muhakemesi hukuku uygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler için

bkz. Metin Birdal, §§ 67-71).

38. Bir kişinin henüz başka bir suç işlemeden yalnızca terör

örgütüne üye olması nedeniyle cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarının

o kişinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyması gerekir. Henüz ceza

kanunlarında tanımlanan bir suçu işlememiş olsa bile bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecek

kuvvette bir bağın varlığının araştırılması bireylerin sahip olduğu fikirlerin,

bağlı oldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin, davranışlarının

anlamlarının ve bunların altında yatan saiklerin de

değerlendirilmesini gerektirebilir. Böyle bir değerlendirmenin örgütlere üye

olma, toplantılara katılma veya düşünce açıklamaları yapma gibi kişilerin

anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan eylemlerini de kapsadığı

durumlarda başta ifade, örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı olmak üzere temel haklar üzerinde ciddi bir

baskı oluşturabilecek potansiyele sahip olduğu açıktır (Metin Birdal, §§ 63, 64).

39. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerinin terör örgütünün üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyet

kararlarının delili olarak kullanılmasının temel haklar üzerinde yaratacağı

caydırıcı etki nedeniyle -devletin toplumu terör örgütlerinin faaliyetlerine

karşı korumak şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak- insanların

terörsüz bir ortamda yaşam hakkı ile bu süreçte bireylerin potansiyel olarak

etkilenebilecek temel hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır (Metin Birdal, § 65).

40. Söz konusu dengenin sağlandığının kabul edilebilmesi için

derece mahkemelerinin kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerini terör örgütünün üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyet

kararlarında delil olarak kullanılmalarının zorunlu bir ihtiyacı karşıladığını

göstermeleri gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaki

denetimi temel haklara bu şekilde yapılan müdahalenin zorunlu bir ihtiyacı

karşıladığının ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterilip gösterilemediği ile

sınırlı olacaktır (Metin Birdal,

§ 72).

41. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruda başvurucunun

toplantı ve ifade özgürlüklerine yapılan müdahalelerin gerçekten toplumsal bir ihtiyaca karşılık verip

vermediği sorusuna cevap bulacaktır.

42. Somut olayda ihbarlar üzerine PKK terör örgütünün talimatı

doğrultusunda yapılan gösterilerde meydana gelen şiddet olaylarını organize ettikleri

gerekçesiyle başvurucu ile diğer bazı kişiler hakkında soruşturma başlatılmış,

ilk derece mahkemesi süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği kabul edilen

eylem ve davranışlarıyla şiddeti ve demokratik olmayan yöntemleri benimseyen

başvurucunun PKK terör örgütünün üyesi olduğu kanaatine ulaşmıştır. Anayasa

Mahkemesi iddianamede ileri sürülen iddiaları ve derece mahkemesince

başvurucunun mahkûm edilmesi için benimsenen gerekçeleri yukarıda yer verilen

ilkeler uyarınca bir bütün olarak ve dikkatle incelemiştir.

43. İlk derece mahkemesi, mahkûmiyet hükmüne esas aldığı

toplantı ve gösteri yürüyüşlerine başvurucunun katıldığı veya bu toplantıları

organize ettiği yönünde ciddi kuşkuları bulunduğunu

ve başvurucu aleyhine görsel kayıt elde edilemediğini vurgulamıştır. Nitekim

ilk derece mahkemesi, bu toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde meydana gelen mala

zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme suçları nedeniyle başvurucu

hakkında açılan kamu davaları yönünden başvurucunun bu eylemlerde yer aldığına

ilişkin herhangi bir görsel kayıt bulunmaması ve bu nedenle de atılı suçları

işlediğinin kesin olarak ispatlanamamış olmasını gerekçe göstererek beraat

kararı vermiştir.

44. İlk derece mahkemesinin hükme esas aldığı delillerden

10/8/2010 tarihli toplantı ve gösteri yürüyüşünde şiddete başvurulduğu ve

yaptırılan bilirkişi incelemesinde başvurucunun söz konusu eyleme katıldığı,

arkadaşlarını ikaz ettiği ve kendini gizlemek için üzerinde bulunan tişörtü

diğer sanıklardan biriyle değiştirdiği tespit edilmiştir. Ancak söz konusu

eyleme ilişkin olarak da başvurucu hakkında mala zarar verme ve görevi

yaptırmamak için direnme suçları nedeniyle açılan kamu davaları yönünden atılı

suçları işlediğinin kesin olarak ispatlanamamış olması gerekçesiyle beraat kararı

verilmiştir.

45. İlk derece mahkemesi, başvurucunun örgüt üyeliğine ilişkin

her biri bir parçayı açıklayan, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren,

delil olarak kabul edilen faaliyetlerini ve davranışlarını birleştirerek olayın

bütününün anlaşılmasını sağlamamış; söz konusu toplantı ve gösterileri organize

etme veya katılma biçimindeki rolünün onun PKK terör örgütünün hiyerarşik

yapılanmasına kendi isteğiyle ve bilerek dâhil olduğuna dair bilgileri doğrular

ve tamamlar nitelikte olduğunu ikna edici biçimde ortaya koyamamıştır. İlk

derece mahkemesi başvurucunun terör örgütünün hiyerarşik yapısına dâhil

olduğunu gösteren delilleri birlikte inceleyerek temel haklar kapsamında kalan

her bir delili terör örgütünün amacı, niteliği, bilinirliği, kullandığı

şiddetin türü ve yoğunluğu ile somut olayın ilgili diğer koşullarını dikkate

alarak değerlendirmemiştir.

46. İlk derece mahkemesi başvurucunun mahkûmiyetinde delil

olarak kullanılan toplantılara katıldığının veya söz konusu toplantılarda

şiddete başvurduğunun şüpheli olduğunu açıkça ifade etmiştir. Mahkeme,

başvurucunun temel hakları kapsamında bulunan faaliyetlerinin terör örgütüyle

olan bağlarını ortaya koyamamış; böylece toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkı üzerinde haksız bir caydırıcı etki oluşturmuştur. Bu bağlamda ilk derece

mahkemesi, başvurucunun şikâyete konu eylemlerinin mahkûmiyet hükmünde delil

olarak kullanılmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve

yeterli bir gerekçe ile gösterememiştir.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 34.

maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine

karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

49. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, Anayasa Mahkemesince bir temel

hakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasıl

ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir

(Mehmet Doğan, §§ 57-60).

50. Başvurucu, ihlal tespiti ile yargılamanın yenilenmesini

talep etmiş; tazminat talebinde bulunmamıştır.

51. Başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetinin

zorunlu toplumsal bir ihtiyaca

karşılık gelmediği, dolayısıyla demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun

olmadığı, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği sonucuna

ulaşılmıştır. Bu nedenle başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlalinin mahkeme

kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.

52. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden

yargılama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan farklı ve bireysel

başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2)

numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce yapılması

gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme kararının ortadan

kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri

gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden

ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç

bedelinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. maddesi ile görevli)

(E.2011/166, K.2012/52 sayılı karar) dosyalarının devredildiği mahkemeye

GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harç bedelinden oluşan yargılama giderinin

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Recep KÖMÜRCÜ Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Raportör : Denizhan HOROZGİL Başvurucu : Sefa BAŞAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/15431, 20 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. No: 2014/920, 25/5/2017, §
  11. A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal
  12. D. 206,10 TL harç bedelinden oluşan yargılama giderinin
  13. Başvurucuya Ödenmesine
  14. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  15. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/15431
Tarih
20 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Ali İhsan Karahasanoğlu Başvurusu (B. No: 2017/21000)
  • Mümin Gider ve Süleyman Sarnav Başvurusu (B. No: 2016/62537)
  • Aysel Gündüz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/1138)
  • Mehmet Salih Baltaci Başvurusu (B. No: 2017/14768)
  • Hayko Bağdat Başvurusu (B. No: 2016/256)
  • Pınar Çankaya Ulaş Başvurusu (B. No: 2018/9270)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.