İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muhsin Hükümdar Başvurusu (B. No: 2016/15853)

1. Başvuru, gece vakti alkollü içki satışı yapıldığı gerekçesine

Başvuru No2016/15853Tarih7 Kasım 2019Okuma15 dk · 2.979 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Muhsin Hükümdar Başvurusu

Karar tarihi
7 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/15853
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.979 kelime·15 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gece vakti alkollü içki satışı yapıldığı gerekçesine

dayalı olarak idari para cezası verilmesi üzerine yapılan itirazın reddi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/9/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, İstanbul'un Avcılar ilçesine bağlı

Mustafakemalpaşa Mahallesi İstiklal Caddesi üzerinde, alkollü içecek satışı da

yapan bir kuruyemiş dükkânı işletmektedir.

9. Kolluk görevlileri devriye sırasında 7/2/2016 günü saat 00.30

civarında başvurucunun işlettiği dükkândan çıkan K.K.yı durdurmuş ve K.K.nın

elindeki poşette iki kutu bira olduğunu tespit ederek hakkında tutanak

düzenlemişlerdir. Tutanak, K.K. ile dükkânda bulunan görevli M.B. tarafından da

imzalanmıştır. Müşteri K.K. daha sonra kolluk görevlilerine verdiği ifadesinde;

olay günü saat 20.00 civarı söz konusu işyerinden iki bira, kuruyemiş ve

bisküvi satın aldığını ancak satın aldığı bu ürünleri bir akrabasının

rahatsızlandığı haberini aldıktan sonra dükkânda bırakarak hastaneye gittiğini

beyan etmiştir. Ayrıca hastaneden döndükten sonra bu ürünleri dükkândan alarak

evine doğru yola koyulduğunu belirten K.K., evinin önünde polis memurlarının

kendisini durdurduğunu ve poşeti kontrol ettiklerini ifade etmiştir.

10. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, düzenlenen söz konusu

tutanağı 8/3/2016 tarihli yazı ile Tütün ve Alkol Piyasasını Düzenleme Kurumuna

(TAPDK) göndermiştir. Kurul 4/6/2016 tarihinde, başvurucuya ikinci defa gece

vakti alkollü içecek satışı yaptığı gerekçesiyle 40.000 TL idari para cezası

verilmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; kolluk görevlilerince

düzenlenen tutanak esas alınarak 8/6/1942 tarihli ve 4250 sayılı İspirto ve

İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu'nun 6. maddesinin beşinci fıkrası, 7.

maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve üçüncü fıkrası ile 3/1/2002 tarihli

ve 4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri

Hakkında Kanun'un 8. maddesinin beşinci fıkrasının (k) bendi dayanak olarak

gösterilmiştir.

11. Başvurucu bu karara karşı 29/6/2016 tarihinde Küçükçekmece

2. Sulh Ceza Hâkimliği nezdinde itirazda bulunmuştur. İtiraz dilekçesinde,

kolluk görevlilerince yapılan aramanın kanuna aykırı olduğu belirtilmiştir.

Başvurucu, müşteri K.K. ile dükkânda görevli olan M.B.nin

tanık olarak dinlenilmesini talep etmiştir. Başvurucu; müşterinin beyanlarının

-ısrarlara rağmen- tutanağa geçirilmediğini,yasağın

başladığı saat 22.00'den sonra bu içkileri müşterinin satın aldığının tespit

edilmiş olmadığını belirtmiştir.

12. Hâkimlik 1/8/2016 tarihinde itirazın reddine karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde, idari yaptırım kararına dayanak tutanağa göre

muterizin alkol satışının yasak olduğu saat 00.30 civarı alkollü içecek satışı

yaptığının tespit edildiğini belirtilerek idari yaptırım kararında usulsüzlük

olmadığı sonucuna varılmıştır.

13. Başvurucu bu karara karşı da itirazda bulunmuştur. İtiraz

dilekçesinde, polisin zorla arama yaptığını ve kanun dışı arama sonucu üçüncü

şahsın elindeki biraların başvurucunun işyerinden satın alındığı varsayımına

dayalı olarak idari para cezasının uygulandığını vurgulamıştır. Küçükçekmece 1.

Sulh Ceza Hâkimliğince itiraza konu kararda usule ve kanuna aykırılık

bulunmadığı gerekçesiyle 11/8/2016 tarihinde başvurucunun itirazı

reddedilmiştir.

14. Nihai karar, başvurucu vekiline 22/8/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 6/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 4250 sayılı Kanun’un 24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı

Kanun'un 2. maddesi ile yeniden düzenlenen 6. maddesinin beşinci fıkrasının

üçüncü cümlesi şöyledir:

“Alkollü içkiler, 22:00 ila 06:00 saatleri arasında perakende olarak

satılamaz.”

17. 4250 sayılı Kanun’un 6487 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile

yeniden düzenlenen 7. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi şöyledir:

“Bu

Kanunun 6 ncı maddesinin;

...

e) Beşinci fıkrasındaki yasaklara aykırı

hareket edenlere, 3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası

Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin

beşinci fıkrasının (k) bendinde öngörülen,

idari para cezası verilir.”

18. 4733 sayılı Kanun’un 8. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

“...

Tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler piyasasında Gıda, Tarım ve

Hayvancılık Bakanlığından gerekli izinleri alarak veya almadan mal veya hizmet

üreten, işleyen, ihraç veya ithal eden, pazarlayan, alan veya satan gerçek ve

tüzel kişilere aşağıda yazılı idarî yaptırımlar uygulanır:

...

k) Tütün mamulleri veya alkollü içkilerin

tüketicilere satışını; internet, televizyon, faks ve telefon gibi elektronik

ticaret araçları ya da posta ile sipariş yöntemi kullanarak yapmak üzere satış

sistemi kuran veya faaliyette bulunanlara yirmibin

Yeni Türk Lirasından yüzbin Yeni Türk Lirasına kadar

idarî para cezası verilir. (Ek ikinci cümle: 13/2/2011-6111/175 md.) Satışın internet ortamında yapılması halinde, 4/5/2007

tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu

Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda öngörülen

usullere göre erişimin engellenmesine karar verilir ve bu karar hakkında da

anılan Kanun hükümleri uygulanır. "

19. 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 15.

maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Aynı kabahatin birden fazla işlenmesi

halinde her bir kabahatle ilgili olarak ayrı ayrı idarî para cezası

verilir."

20. 5326 sayılı Kanun'un 17. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"(1) İdarî para cezası, maktu veya nispi

olabilir.

(2)

İdarî para cezası, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de

belirlenebilir. Bu durumda, idarî para cezasının miktarı belirlenirken işlenen

kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz

önünde bulundurulur.

...

(7)

İdarî para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için

4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi

hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak

uygulanır. Bu suretle idarî para cezasının hesabında bir Türk Lirasının küsuru

dikkate alınmaz. Bu fıkra hükmü, nispi nitelikteki idarî para cezaları

açısından uygulanmaz."

B. Uluslararası Hukuk

21. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(3) numaralı fıkrasının (d) bendi şöyledir:

“(3)

Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

…

d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya

çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında

davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;”

22. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türk hukukunda

kabahatlere ilişkin sulh ceza hâkimliklerinde görülen itiraz süreçleri yönünden

adil yargılanma hakkının gerekliliklerinin incelendiği Özmurat İnşaat Elektrik Nakliyat Temizlik San. ve Tic. Ltd. Şti. (B.

No: 48657/06, 28/11/2017) kararında ihlal sonucuna ulaşmıştır. Karara konu

olayda başvurucu inşaat şirketine, maden işletmek için izin verilen alanın

dışında kum taşındığı gerekçesiyle idari para cezası verilmiştir. Başvurucu,

idari para cezasına karşı Tarsus Sulh Ceza Mahkemesinde itirazda bulunmuş ve

mahallinde keşif yapılarak tanıklarının dinlenilmesini talep etmiştir. Ancak

Mahkeme bu talepleri bir gerekçe göstermeden reddetmiştir. Mahkeme itirazı

reddederken denetim raporunu esas almıştır. Bu karara karşı yapılan itirazı

Ağır Ceza Mahkemesi yine duruşma yapmaksızın reddetmiştir (Özmurat İnşaat Elektrik Nakliyat Temizlik San. ve Tic. Ltd. Şti.,

§§ 5-17).

23. AİHM öncelikle Sözleşme'nin 6. maddesinin uygulanabilir olup

olmadığını tartışmıştır. Engel

ölçütleri olarak bilinen (bu ölçütler için bkz. Engel ve diğerleri/Hollanda, 8/6/1976, § 82) üç ölçütü

uygulayan AİHM, verilen para cezası idari nitelikli olduğundan ilk ölçütün

uygulanamayacağını belirtmiş ancak ikinci ölçüte göre bu para cezasının belirli

bir durum için genel bir yükümlülük olarak uygulandığını, ayrıca üçüncü ölçüt

yönünden de 131.200 TL tutarındaki para cezasının önemli bir miktar olup söz

konusu cezanın hem caydırıcı hem de cezalandırıcı nitelikte olduğunu

vurgulamıştır. AİHM bu sebeple Sözleşme’nin 6. maddesinin suç isnadı yönüyle

uygulanabilir olduğunu kabul etmiştir (Özmurat İnşaat Elektrik Nakliyat Temizlik San. ve Tic. Ltd. Şti.,

§§ 24, 25).

24. AİHM esas yönünden yaptığı değerlendirmede ise duruşma

yapılması zorunluluğunun mutlak olmadığını, suç isnadı kavramının ceza

hukukunun geleneksel kategorilerine ait olmayan davalara (idari cezalar, gümrük

kanunları veya vergi cezaları gibi) da genişletildiği gözetildiğinide

açık bir şekilde farklı ağırlıkta suç isnatlarının mevcut olduğunu

belirlemiştir. Buna göre adil yargılanma hakkının gereklilikleri doğrudan ceza

hukuku ile ilgili davalarda en katı şekilde uygulanmakta iken Sözleşme’nin ceza

hukukuna uygulanan 6. maddesi kapsamındaki güvencelerin bu başlık altında

değerlendirilen ancak önemli bir ağırlık derecesi teşkil etmeyen diğer dava

kategorileri yönünden uygulanmasının zorunlu olmadığı kabul edilmiştir. AİHM bu

sebeple duruşma yapmanın suç isnadı kapsamındaki bütün davalarda uygulanmasının

gerekmediğini kabul etmiştir (Özmurat İnşaat

Elektrik Nakliyat Temizlik San. ve Tic. Ltd. Şti., § 28).

25. AİHM somut davanın koşullarında duruşma yapılmamasının haklı

olup olmadığı ve hakkaniyete ilişkin gereklilikler ile uyumlu olup olmadığını

değerlendirirken özellikle yerel mahkeme tarafından kararlaştırılacak konuların

doğası ışığında başvurucunun menfaatlerinin yargılama sürecinde gerçekten

temsil edilip edilmediğini ve korunup korunmadığını dikkate alacağını

açıklamıştır (Özmurat İnşaat Elektrik Nakliyat Temizlik San. ve Tic. Ltd.

Şti., § 33). AİHM sonuç olarak ise sulh ceza mahkemesinin

başvurucunun duruşma yapılması isteğini herhangi bir gerekçe göstermeden

reddettiğine ve güvenilirliği şüpheli olan bir raporun esas alınarak itirazın

reddedildiğine vurgu yaparak somut olayın koşulları altında uyuşmazlığın adil

yargılanma bağlamında başvurucu ve tanıklarının şahsen verecekleri delillerin

doğrudan incelemeye tabi tutulmaksızın doğru bir şekilde değerlendirilemeyeceği

gerekçesiyle ihlal sonucuna ulaşmıştır (Özmurat İnşaat Elektrik Nakliyat Temizlik San. ve Tic. Ltd. Şti.,

§§ 35-37).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 7/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucu; tanık dinletme, ticari defter ve kayıtları

üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gibi taleplerinin

değerlendirilmediğini, sadece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ve

polis tutanağı temel alınarak hüküm verildiğini belirtmiştir. Başvurucu ayrıca

söz konusu polis tutanağının delil niteliğini haiz olmadığını, nitekim ceza

işlemi uygulayan polisin sicil numarasının tutanakta yer alması gerektiği hâlde

bu bilgiye tutanakta yer verilmediği gibi ifadesi tutanağa bağlanan ve alkol

satın aldığını beyan eden şahsın ifadesinin mahkeme marifetiyle alınmadığını

ifade etmiştir. Üstelik polislerin herhangi bir arama kararı olmaksızın zorla

arama yaptığı, bu şekilde yasak yöntemlerle elde edilen delillere dayalı olarak

ceza işlemi uygulamalarının mevzuata ve yerleşik yargı içtihadına aykırı

olduğunu vurgulamıştır. Başvurucu bu gerekçelerle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Başvurucu öte yandan idari para cezasına konu meblağın

caydırıcılıktan ziyade ticari faaliyeti tamamen sonlandıracak derecede yüksek

olduğundan yakınmıştır. Son olarak alkol servisi bulunan herhangi bir restorana

gecenin ilerleyen saatlerine kadar alkol satışı izni verilirken alkolü kapalı

ve perakende olarak satan esnafın yüksek oranlarla cezalandırılmasına sebep

olan mevzuatın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

29. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

30. Anayasa’nın "Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması" kenar başlıklı 141.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır.

Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkın

veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir.”

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine

ilişkin iddiayı Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında bulunan bir temel

hak ve hürriyet ile bağlantılı olarak ileri sürmemiştir. Diğer taraftan

başvurucunun cezanın orantılı olmadığı yönündeki şikâyetini de bir temel hak ve

hürriyetle ilişkilendirerek öne sürmediği görülmektedir. Bu durumda

başvurucunun yalnızca adil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamındaki

şikâyetlerinin incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

32. Öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının suç isnadı boyutuyla somut olayda uygulanabilir olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

33. Bir yaptırımın veya hukuki bir tasarrufun/işlemin hangi

koşullarla suç isnadı niteliğinde sayılıp suç ve cezalara ilişkin güvenceler

kapsamında değerlendirilebileceği daha önce Anayasa Mahkemesi kararlarında

açıkça ifade edilmiştir (D.M.Ç,

B. No: 2014/16941, 24/1/2018; B.Y.Ç.,

B. No: 2013/4554, 15/12/2015; Selçuk Özbölük, B. No: 2015/7206, 14/11/2018). Somut

olayda gece vakti alkollü içecek satışı kabahat olarak düzenlenmiş olup

başvurucuya 40.000 TL idari para cezası verilmiştir. Anılan kararlarda yer

verilen ilkeler bağlamında başvuruya konu cezai sürecin herkes için

bağlayıcılığı olan genel bir etki yarattığı, kamu gücünü kullanan bir kamu

otoritesi tarafından yürütüldüğü, bu sürecin cezalandırıcı ve caydırıcı bir

amacının bulunduğu, ayrıca cezanın miktarı dikkate alındığında somut olaydaki

yaptırımın adil yargılanma hakkı bağlamında suç isnadı niteliğinde sayılması gerektiği

kuşkusuzdur.

34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

35. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir.

36. Anayasa'nın 36. maddesine "...ile adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin

gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence

altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında kapsamında

adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olarak aleni yargılanma hakkı da

düzenlenmiştir. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının aleni yargılanma hakkını da kapsadığının kabul edilmesi

gerekir.

37. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının temel unsurlarından biri de yargılamanın kamuya açık olarak

duruşmalı yapılması ilkesidir. Bunun yanında Anayasa’nın 141. maddesinde de

yargılamanın kamuya açık olarak duruşmalı yapılması ilkesi açık olarak

belirtilmiştir. Buna göre başvurucu; yargı mercileri önünde davanın dinlenmesi hakkına, bu bağlamda diğer

hususların yanı sıra savunma yapma, aleyhindeki ifadeleri dinleme, tanıkları

sorgulama veya sorgulatma imkânlarına sahip olmalıdır.

38. Bununla birlikte duruşma yapma yükümlülüğü, mutlak bir

yükümlülük değildir. Anayasa'nın 36. maddesinin suç isnadına ilişkin uyuşmazlıklara dair boyutu geleneksel

ceza hukuku kategorilerine dâhil olmayan idari yaptırıma veya vergi cezalarına

ilişkin davaları da kapsayacak şekilde otonom bir biçimde yorumlanmaktadır. Bu

sebeple ağırlıkları bakımından farklı nitelikte olan suç isnadına ilişkin uyuşmazlık kategorileri mevcuttur. Adil

yargılanma hakkının güvenceleri, ceza hukukunun çekirdeğini oluşturan konularda

daha katı bir biçimde uygulanması gerekmekte iken bu kategoriye girmeyen ve

gerek koruduğu hukuki menfaat gerekse de öngördüğü yaptırım itibarıyla daha

hafif nitelikteki dava kategorilerine mutlak surette en katı hâliyle

uygulanmaz. Bu sebeple ceza alanındaki her davada duruşma yapılmasının gerekli

olmayabileceği kabul edilmelidir.

39. Gerek hukuk gerekse ceza yargılamalarında duruşma

yapılmamasını haklı kılabilecek koşullar ilgili uyuşmazlığın niteliği ve esas

itibarıyla derece mahkemelerince karara bağlanacak meselenin mahiyetine

bağlıdır. Bu kapsamda yapılan incelemelerde -duruşma yapılması usul kurallarına

göre zorunlu olsun ya da olmasın- davanın açıklığa kavuşturulmasında dosya

kapsamındaki bilgi ve belgelerin yeterli olup olmadığı önem taşımaktadır. Bunun

yanında davada başvurucunun kişisel özellikleri, davranışları gibi sözlü

yargılamayı zorunlu kılan olguların bulunup bulunmadığı veya şekli, sınırlı ve

teknik nitelikte bir incelemenin çözüm için yeterli olup olmadığı hususları da

değerlendirilmelidir. Bu çerçevede delil ve ifadelerin sözlü olarak sunulmasını

veya tanıkları sorgulamayı veya sorgulatmayı gerektirecek inandırıcılıkla

ilgili sorunların ya da ihtilaflı olayların var olmadığı ve suç isnadında

bulunulan kişiye savunmasını yazılı olarak sunma ve aleyhindeki delillere

itiraz etme imkânının tanındığı hâllerde duruşma yapılması gerekli

görülmeyebilir.

40. Adil yargılama hakkının diğer güvencelerine uyulmak kaydıyla

usul ekonomisi ve iş yükünün azaltılması gibi amaçlarla bazı yargılamaların

duruşmadan istisna tutulması ve duruşma yapılmaksızın karara bağlanması tek

başına ihlale yol açmaz. Anayasa Mahkemesi nihai olarak duruşma yapılmamasının

bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedeleyip zedelemediğini gözönünde bulundurur (benzer yöndeki kararlar için bkz. Adnan Altın, B. No: 2013/9748, 7/1/2016; Mustafa Doğan, B. No: 2014/1836,

28/9/2016; Peyote

Müzik Film Org. Tur. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2013/9345,

7/7/2015; Fatih Birol ve Remziye Birol,

B. No: 2013/19, 7/3/2014).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

41. Başvurucu, alkollü içecek satışı yapılan bir işyeri

işletmekte olup kamu makamları başvurucunun gece vakti alkollü içecek satışı

yapma kabahatini işlediğini öne sürmektedir. Başvuruya konu idari para

cezasının dayanağı olan 4250 sayılı Kanun'un 6. maddesinin beşinci fıkrasının

üçüncü cümlesine göre alkollü içeceklerin 22.00 ile 06.00 saatleri arasında

perakende olarak satılması yasaklanmış olup kamu makamları bu eylemin

yaptırımının aynı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve atıfta

bulunduğu 4733 sayılı Kanun'un 8. maddesinin beşinci fıkrasının (k) bendinde

öngörülen idari para cezası olarak düzenlendiğini açıklamışlardır.

42. Öncelikle başvurucunun düzenlenen tutanakta polis

memurlarının sicil numaralarının yazılmadığı yönündeki itirazları sonuca etkili

görülmemiş olup usulsüz arama yapıldığı iddiası ise -kendisinin işyerinde bir

arama yapılmadığı dikkate alındığında- yerinde görülmemiştir.

43. Somut olayda kolluk görevlilerinin düzenlediği tutanağa göre

7/2/2016 günü saat 00.30 civarı başvurucunun işlettiği işyerinden çıkan K.K.nın elindeki poşette iki kutu

bira olduğu tespit edilmiştir. Başvurucu, idari yaptırım kararına itiraz

dilekçesinde müşteri K.K. ile olay saatinde dükkânda çalıştığını belirttiği M.B.nin tanık olarak dinlenilmesini talep etmiştir.

44. Bu bağlamda yargılamaya konu başvurucunun itirazının ceza

hukukunun geleneksel kategorilerinden birine ait olmayan bir idari para

cezasına yönelik olduğuna dikkat çekilmelidir. Ayrıca sulh ceza mahkemelerinin

bu tür para cezalarına karşı itirazları 5326 sayılı Kanun uyarınca

değerlendirdiği vurgulanmalıdır. Anılan Kanun’un 28. maddesinin (4) numaralı

fıkrası ise duruşma yapılması yönündeki takdir yetkisini derece mahkemelerine

vermekte olup bu düzenlemenin tek başına Anayasa'nın 36. maddesindeki

güvencelere aykırı olduğu söylenemez. Bu tür davalarda öngörülen duruşma

sınırlamalarının hafif kabul edilebilecek kabahat olarak nitelendirilen

eylemlere ilişkin yargılama süreçlerini hızlandırmayı ve yargının iş yükünü

azaltmayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu düzenlemenin meşru bir

amaç taşıdığı ve makul sürede yargılanma hakkının sağlanması bakımından

mahkemelerin iş yüküyle baş edebilmeleri için gerekli olduğu da kabul

edilmelidir.

45. Ancak ilgili davanın koşullarında duruşma yapılmamasının

haklı olup olmadığı ve hakkaniyete ilişkin gereklilikler ile uyumlu olup

olmadığı değerlendirilirken özellikle derece mahkemeleri tarafından

kararlaştırılacak konuların niteliği ışığında başvurucunun menfaatlerinin

yargılama sürecinde gerçekten gözönüne alınıp

alınmadığı ve korunup korunmadığı dikkate alınmalıdır.

46. Somut olayda kolluk görevlilerinin düzenlediği tutanağı

imzalayan müşteri K.K. kolluk görevlilerine verdiği ifadesinde alkollü

içecekleri bu işyerinden olay günü saat 20.00 civarında satın aldığını ancak

bir akrabasının rahatsızlandığı haberini aldıktan sonra hastaneye gittiğini,

dönüşte dükkânda bıraktığı içecekleri alarak dükkândan ayrıldığını

bildirmiştir. Başvurucu ise esas itibarıyla müşteri K.K.nın söz konusu alkollü içecekleri dükkânından satın

almadığını, polis takip ederken elinde alkollü içeceklerle dükkâna girip

sonrasında ayrıldığını beyan etmiştir. Hâlbuki tanık olarak dinlenilmesi talep

edilen M.B. ve K.K. imzalarının bulunduğu tutanakla müşteri K.K.nın dükkâna eli boş girerek alkollü içeceklerin

olduğu poşetle dükkândan ayrıldığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla söz konusu

tutanak içeriği ile K.K.nın

kolluk görevlilerine verdiği ifade ve başvurucunun beyanları arasında çelişki

olduğu açık olup bu çelişkileri gözeterek resmî tutanağı esas alan derece

mahkemelerinin tanık dinlemek için duruşma açmaması keyfî bir nitelik

taşımamaktadır.

47. Sonuç olarak olayda başvurucuya itiraz ve delillerini

sunabilme imkânı tanınmış olup başvurucunun dinletilmesini istediği tanıkların

ileri sürdüğü olguların varlığını kanıtlamaya elverişli olmadığı bizzat kendi

beyanları ile tanıkların önceki ifadeleri ve imzaladıkları tutanak içeriğinden

açıkça anlaşıldığına göre duruşma açılarak tanık dinletilmesi yönündeki

talebinin karşılanmamasının -somut olayın koşulları altında- yargılamayı

bütünüyle adil olmaktan çıkarmadığı kanaatine varılmıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

7/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

Muhsin

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜMDAR

Vekili

:

Av. Şenol

OPUZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/15853, 7 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. VI. Hüküm
  13. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  14. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  15. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Gökcan
  17. Hakyemez
  18. Menteş
  19. Opuz
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/15853
Tarih
7 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Ali Turan Başvurusu (B. No: 2016/11516)
  • Ali Mükan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/4368)
  • Ziya Özden Başvurusu (B. No: 2016/67737)
  • Serhat Ölğen Başvurusu (B. No: 2016/3389)
  • Sefa Başak Başvurusu (B. No: 2014/15431)
  • Ali İhsan Karahasanoğlu Başvurusu (B. No: 2017/21000)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.