İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Selver Aydemir Başvurusu (B. No: 2015/17836)

1. Başvuru, ihmal sonucu gerçekleştiği ileri sürülen olay

Başvuru No2015/17836Tarih11 Eylül 2019Okuma10 dk · 2.057 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Selver Aydemir Başvurusu

Karar tarihi
11 Eylül 2019
Başvuru Numarası
2015/17836
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.057 kelime·10 dk okuma·8 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ihmal sonucu gerçekleştiği ileri sürülen olay

hakkında etkili soruşturma yürütülmediği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/11/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucunun olayın meydana geldiği 23/6/2014 tarihinde 18

yaşından büyük olan kızı D.A., arkadaşları ile birlikte tatil yapmak için

gittiği Silivri ilçesindeki yazlığın havuzunda boğularak ölmüştür.

7. Cumhuriyet savcısı olayla ilgili olarak delillerin toplanması

ve muhafaza altına alınması, olay yerinin fotoğraflarının çekilmesi, krokilerin

çizilmesi, olay yeri inceleme ekibinin hemen sistematik inceleme yapmaya

başlaması ve bu hususta rapor düzenlemesi, ölenin yakınlarının mağdur-müşteki

olarak ifadesinin alınması, olay mahallinde bulunan diğer kişilerin ise

bilgilerine başvurulması talimatlarını vermiştir. Cumhuriyet savcısı, olay

yerine bizzat gitmiştir.

8. Silivri İlçe Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme Tim

Komutanlığınca olay yeri incelenmiştir. Ayrıca aynı tarihte saat 21.00 ile

23.59 arasında olayın olduğu villa ve eklentilerinde arama yapılmak üzere

-gecikmesinde sakınca bulunan hâl olduğundan bahisle- nöbetçi Cumhuriyet

savcısının yazılı emri doğrultusunda arama kararı icra edilmiş, olay yeri

krokisi çizilmiş, fotoğraf ve video çekimleri yapılmıştır.

9. Gerçekleştirilen klasik otopsi işlemi sonucunda düzenlenen1.

Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda ''olayın

meydana geliş şekli ve otopsi bulguları birlikte değerlendirildiğinde kişinin

ölümünün suda boğulma sonucu meydana geldiği'' ifade edilmiştir.

10. Soruşturmayı Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda

yürüten jandarma görevlileri tarafından ölen D.A.ile

aynı amaçla ve aynı servisle İstanbul'dan gelen D.A.nın

kardeşi Da.A., B.B.H., S.B., J.S., B.S., S.Z.C.,

S.Ç., B.B., M.P., M.Y., A.G., E.A., E.Ö., servis organizasyonu yapan M.D., evin

bakım ve onarım işleri ile uğraşan ve evin anahtarını elinde bulunduran M.D.

isimli kişilerin bilgilerine başvurulmuştur. Tanık beyanlarının birbirine

benzer ve çelişkili olmadığı anlaşılmıştır.

11. Başvurucu, kollukta verdiği ifadesinde ev sahibi ile geziyi

planlayanlardan şikâyetçi olduğunu belirtmiştir.

12. Evin sahibi olan şüpheli S.E. verdiği ifadesinde özetle K.Ö.nün ricası üzerine evini kullanmalarına izin verdiğini,

olay tarihinde başka bir yerde olduğunu, yerinde bulunmadığını, havuzu bu

kişilerin kullanacaklarını bilmediğini, ayrıca havuzda gerekli işaretlerin

bulunduğunu beyan etmiştir. K.Ö. olay tarihinde bilgisine başvurulan, 2/7/2014

tarihinde ise şüpheli sıfatıyla ifade vermiştir. Her iki ifadenin de benzer

olduğu tespit edilmiştir.

13. Başvurucu ayrıca vekilleri aracılığıyla çeşitli taleplerle

farklı tarihlerde Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat etmiştir. Başvurucu

vekili, olayda sorumlu olduğunu düşündükleri kişilerin kusur oranlarını

gösterecek şekilde rapor düzenlenmesini, ölüm olayının gerçekleştiği taşınmaza

tedbir konulmasını, soruşturma dosyası ile fotoğraflar ve kamera görüntülerinin

kendilerine verilmesini talep etmiştir. Başvurucunun daha sonraki vekili de

14/1/2015 tarihli müracaatında dosya içindeki fotoğraflardan kopya istemiş;

şüpheli olarak ifadesine başvurulan K.Ö. ile S.E.nin

ifadelerinin bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından alınmasını, dosyada ismi

sıkça geçtiği ve evin gerçek sahibi olduğu iddia edilen M.Ş.E.nin

de bilgisine başvurulmasını talep etmiştir. Vekiller aracılığı ile yaptığı bu

taleplerden önce de başvurucu bizzat 26/8/2014 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığından

dosyadan bir örnek almıştır.

14. Cumhuriyet Başsavcılığı elde ettiği tüm deliller sonucunda

14/1/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

''...[Ş]üphelilerce reşit durumdaki üniversite öğrencisi kızların tatil

yapmalarına fırsat tanıma maksatlı ikametlerine girilmesine izin verildiğinin

anlaşıldığı, ticari bir müessese olmaması nedeniyle can kurtaran ya da diğer

tedbirlerin alınması gibi bir yükümlülüklerin bulunmadığı, 18 yaşından büyük

her birinin anayasal hakkı olarak serbest dolaşım ve seyahat özgürlüğünün

bulunduğu, günümüzde ticari müessese niteliğindeki otellerde dahi otel

müşterilerine yüzme bilip bilmediklerinin sorulmadığı,

Müşteki tarafından tanık [Da.A.]nın beyanında geçen cemaat tarzı etkinliklerin suça konu

herhangi bir faaliyet gerçekleştirmemeleri halinde soruşturma konusu

yapılamayacağı, tüm dosya kapsamında alınan 13 tanığın müştekinin iddialarında

geçen hususları doğrulamadıkları, ölümlü olay olması sebebiyle en sağlam delil

olan olay yerindeki tanık ve kamera kayıt görüntülerinin tetkikinin olayı

aydınlattığı, şüphelilerden hayatın olağan akışı içerisinde günü birlik tatil

yapılması için imkan sağladıkları reşit üniversite öğrencilerinin havuza girerek

boğulabileceklerini öngörmelerinin beklenemeyeceği, bu durumun kanunen garantör

niteliğinde bulunmayan şüpheliler tarafından yerine getirilmesinin kanuni

yükümlülük olmadığı,

Müteveffanın kendi rızası ile kardeşi ve

herhangi bir husumeti bulunmayan diğer arkadaşları ile birlikte tatil yapmak

maksatlı şüpheliye ait ikamete gelerek kendi rızası ile havuza girdiği,

bilinmeyen bir sebeple kıyafetleri ile ve herhangi bir tedbir almadan (kolluk,

simit, uygun kıyafet bulundurmama) kendi kusuru neticesi yüzemeyerek

boğulduğunun anlaşıldığı,

Olayda şüphelilerce TCK 85. madde kapsamında

ve yine TCK madde 22 kapsamında dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak

gerçekleştirilen bir davranışın bulunmadığı, hareket netice ve bu ikisi

arasında şüphelilerin kusurlarını gerektirecek bir illiyet bağının

kurulamayacağı,

Birden fazla kez gelişen müşteki vekillerince

dosya içerisine yazılı olarak sunulan talep dilekçelerinde olaya ilişkin

bilirkişi raporunun alınması talebinin CMK 66 maddede düzenlenen nitelikte

cevaplandırılması uzmanlığı özel veya teknik bilgiyi gerektiren inceleme konusu

yapılması gereken bir sorunun bulunmaması nedeniyle karşılanmadığı, yine ilgili

villaya ilişkin olay ile fiili ve hukuki bağlantısı bulunmaması nedeniyle

konulması istenilen tedbir talebinin hukuken karşılanması mümkün olmadığından

tedbirin konulmadığı, yine 14/01/2015 havale tarihli dilekçi ile talep edilen

şüphelilerin bizzat Cumhuriyet Başsavcılığımızca ifadelerine başvurulması

talebinin adres bilgileri itibariyle yargı çevremiz dışında ikamet eden

şüphelileri Cumhuriyet Başsavcılığımıza çağırma gibi kanuni müessesenin

bulunmaması nedeniyle karşılanmasının mümkün olmadığı,

Müştekinin olay ile ilgili şüphelilerden maddi

manevi tazminat talep etme hakkının yasal çerçevede her zaman mümkün olduğu... [anlaşılmıştır.]"

15. Anılan karara yapılan itiraz Silivri Sulh Ceza Hâkimliğinin

12/10/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Anılan kararın 14/10/2015

tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmesi üzerine başvurucu 13/11/2015

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. İlgili hukuk için bkz. Serpil Kerimoğlu ve diğerleri (B. No:

2012/752, 17/9/2013); Bilal Turan ve

diğerleri (2) (B. No: 2013/2075, 4/12/2013); Eyüp Güvenç ve diğerleri (B. No:

43036/08, 21/5/2013) kararları.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 11/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun iddiaları

18. Başvurucu; şüpheli K.Ö. ile evin sahibi diğer şüpheli S.E.nin bir cemaat organizasyonu çerçevesinde

düzenledikleri geziye kızının dâhil edildiğini, olaydan sorumlu olduğunu

düşündüğü kişilerin olay anında ve yerinde bulunmadığını, havuzun gittikçe

derinleşen yapısının kullanacak kişilere bildirilmediğini, havuzun etrafında

herhangi bir güvenlik önlemi alınmadığını, Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturmanın uzun sürdüğünü ve soruşturmada eksiklikler bulunduğunu, otopsi

raporunun boğulmaya sebep olan olayları bir bütün olarak açıklamadığını,

havuzun imar durumunun netliğe kavuşturulmadığını, her iki şüphelinin ifadeleri

arasında çelişkiler giderilmeksizin ve ismi geçen M.Ş.E.nin

ifadesine başvurulmaksızın kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini

belirterek Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesi ile 17. ve 36.

maddelerinde güvence altına alınan yaşam ve adil yargılanma haklarının da ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesi, başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirme

ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder(Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucunun iddialarının değerlendirilmesi neticesinde iddiaların

Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrası bağlamında yaşam hakkı kapsamında

incelenmesi gerekir.

20. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinin

birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama

...hakkına sahiptir."

21. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi

açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen

kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 41).

Başvuru konusu olayda başvurucu, ölen kişinin annesidir. Bu nedenle başvuru

ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

22. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 50). Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki

alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son

vermeme, bunun yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında

bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer

bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere

karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).

23. Pozitif yükümlülüklerin korumaya ilişkin maddi yönünün yanı

sıra usule ilişkin bir yönü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük, doğal olmayan her

ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanın

temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve

varsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

24. Ancak ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin

davalar açısından farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekir. Buna göre yaşam

hakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise

etkili yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük her olayda mutlaka

ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari ve hatta

disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir(Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

25. Somut olayın değerlendirilmesi açısından ilk olarak kızı D.A.nın başta kamu görevlileri olmak üzere üçüncü kişi ya

da kişilerce kasıtlı olarak öldürüldüğüne veya devletin koruma yükümlülüğü

bulunduğuna yönelik olarak başvurucunun herhangi bir iddiasının bulunmadığını

belirtmek gerekir. Başvurucu, kızının ölümünün kasten, saldırı veya kötü

muamele sonucunda oluştuğuna dair olayın başından beri bir beyanda

bulunmamıştır.

26. Başvurucunun bu kapsamda bir iddiasının bulunmamasının

yanında -ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere- olayın meydana geldiği

koşullar da gözönünde bulundurularak herhangi bir

şüpheli belge ve bulgu da tespit edilememiştir. Bir diğer ifadeyle olay

hakkında yürütülen ceza soruşturması neticesinde olayın cinayet olduğunu ortaya

koyan bir veri bulunmamaktadır.

27. Tüm bu tespitlerden sonra başvurucunun tüm iddiasının ihmal

seviyesinde kusurları bulunduğunu düşündüğü kişilerin yargılanıp

cezalandırılmasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu manada başvurucunun

ilgili belediyenin vermiş olduğu cevaplar ile olay yerinde inceleme yapılmaması

nedeniyle havuzun teknik şartnameye ve ilgili mevzuata uygun inşa edilip

edilmemesi hususlarını tartışma konusu yaptığı ve böylece ileri sürülen tüm

hususların aslında ihmal kapsamında değerlendirilebilecek kusurun tespitine

yönelik olduğu tespit edilmiştir.

28. Bu değerlendirmelerin yanında başvurucunun katıldığı ceza

soruşturması sürecine bir bütün olarak bakıldığında başvurucunun resmî bir

başvuru yapması beklenmeksizin yetkililerce resen harekete geçilip

soruşturmanın derhâl başlatıldığı, bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından ölü

muayene ile otopsi işlemlerinin yapıldığı, kamera kaydının alınıp fotoğraf

çekimlerinin yapıldığı, sonrasında otopsi raporlarının alındığı, ölüm sebebinin

kesin olarak saptandığı, ilgili belediyeden yüzme havuzunun ruhsatının bulunup

bulunmadığının sorulduğu, olayın tanıklarının dinlendiği, buna göre mevcut

delillerin atılı suçlardan dolayı şüpheliler hakkında kamu davasını açılmasını

gerektirecek nitelikte olup olmadığının -ilgili kararda da çok net olarak

görülebileceği üzere- analiz edildiği ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verildiği, başvurucunun bu karara itiraz edebildiği, öncesinde de taleplerini

içerir dilekçe vererek meşru menfaatlerini koruyabilecek nitelikte soruşturma

sürecine dâhil olabildiği görülmektedir. Anılan süreç dikkate alındığında

yürütülen soruşturmanın derinliği ve ciddiyetine etki edecek nitelikte,

yetersiz olduğunu ortaya koyacak bir eksiklik veya soruşturmayı yürüten

yetkililere yüklenebilecek bir ihmal saptanmamıştır. Ayrıca soruşturmada makul

derecede ivedilik ve özen şartının yerine getirilmediği de söylenemez.

29. Yapılan tüm bu açıklamalar sonrasında Anayasa’nın 17.

maddesi bağlamında devletin sahip olduğu etkili

yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülüğü somut olayda

başvurucuya -Anayasa Mahkemesinin kararlarında da sıklıkla belirttiği üzere-

husumetin yöneltileceği kişiye bağlı olarak 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı

İdari Yargılama Usulü Kanunu ile 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar

Kanunu hükümleri uyarınca kusur sorumluluğuna dayanarak olaydan sorumlu olduğu

düşünülen idareye veya kişilere yönelik olarak idare ve/veya hukuk mahkemeleri

önünde, uğranılan zararları tazmin etme imkânı veren davalar ile yerine

getirdiğinin kabulü gerekir (Bilal Turan ve

diğerleri, B. No: 2013/2075, 4/12/2013, § 65).

30. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de tıbbi ihmal

alanında göstermiş olduğu yaklaşımını (Calvelli ve Ciglio/İtalya [BD], B. No:

32967/96) diğer ihmal davalarına teşmil ederek bir caminin bahçesindeki havuza

düşme sonucunda ölüm (Eyüp Güvenç ve diğerleri/Türkiye,

B. No: 43036/08, 21/5/2013), spor sahasına kötü bir biçimde

yerleştirilen kalenin düşmesi sonucunda meydana gelen ölüm (Molie/Romanya, (k.k.), B. No: 13754/02,

1/9/2009), fırının temizlenmesi sırasında meydana gelen ölüm (Draganschi/Romanya, B. No: 40890/04, 22/10/2004)

olaylarında da sürdürmüştür.

31. Bu açıklamalar neticesinde devletin etkili yargısal sistem

kurmaya ilişkin pozitif yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için ihmal düzeyinde

kişisel sorumlulukları bulunduğu ileri sürülen kişilerin mutlaka

cezalandırılmasını sağlayabilecek nitelikte bir ceza soruşturması yürütme

yükümlülüğünün bulunmadığı, erişilebilir ve etkili olmadığı ileri sürülmeyen

tazminat yolunun yargısal sistem kurma yükümlülüğünü karşılayarak olayı

çevreleyen koşullar ile olaydaki her türlü sorumluluğu belirleme kapasitesini

haiz olduğu değerlendirilmiştir.

32. Somut olayda başvurucu, kızının ölümü ile neticelenen olay

hakkında yürütülen ceza soruşturmasından sonra bireysel başvuruda bulunmuştur.

Başvurucu, Türk hukuk sistemindeki mevcut hukuki yollardan olan ve hem idarenin

mesuliyetini saptayabilecek hem de gerektiği takdirde zararın ödenmesini

sağlayabilecek dava yolunu tükettiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeyi

Anayasa Mahkemesine sunmamıştır. Bu durumda yaşam hakkının korunamadığına

ilişkin şikâyetler yönünden kanunda öngörülen yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olduğundan söz

edilemeyecektir.

33. Sadece başvurucu, Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmaya

şikâyetçi sıfatıyla katılıp bu soruşturma süreci sonucunda verilen karara

itiraz etmiş ancak ölümle sonuçlanan olayda ihmal düzeyinde sorumlulukları

olduğunu düşündüğü kişiler aleyhine hukuksal tazmin yolunu kullanmayı

değerlendirmemiştir.

34. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden ayrıca incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

11/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Selahaddin MENTEŞ Raportör : Hasan SARAÇ Başvurucu : Selver AYDEMİR Vekili : Av. Esin YEŞİLIRMAK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/17836, 11 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun iddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/17836
Tarih
11 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • Metin Karahan Başvurusu (B. No: 2017/16972)
  • İbrahim Çabuk Başvurusu (B. No: 2016/41450)
  • F.a. Başvurusu (B. No: 2017/38209)
  • Akın Kılınç Başvurusu (B. No: 2014/17656)
  • Halil Konuşuk ve Ayşe Eren Başvurusu (B. No: 2016/3353)
  • Behçet Taş Başvurusu (B. No: 2015/9815)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.