İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Halil Konuşuk ve Ayşe Eren Başvurusu (B. No: 2016/3353)

1. Başvuru, yaşlılık aylıklarının artış oranlarının azaltılması

Başvuru No2016/3353Tarih12 Eylül 2019Okuma11 dk · 2.275 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Halil Konuşuk Ve Ayşe Eren Başvurusu

Karar tarihi
12 Eylül 2019
Başvuru Numarası
2016/3353
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.275 kelime·11 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yaşlılık aylıklarının artış oranlarının azaltılması

nedeniyle mülkiyet hakkının; yapılan kanuni düzenleme ile devam eden yargılama

sürecine sonuca etkili olacak biçimde müdahale edilmesi nedeniyle de adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 22/2/2016 ve 11/3/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. 2016/4767 numaralı başvuru dosyasının hukuki bağlantı

nedeniyle 2016/3353 numaralı başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin

2016/3353 başvuru numaralı başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer

dosyanın kapatılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Aynı konuya ilişkin içtihadın mevcut olması nedeniyle

başvuru, Bakanlık cevabı beklenmeksizin kabul edilebilirlik ve esas yönünden

incelenmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Uyuşmazlığın Arka

Planı

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucular; Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığında

(Banka) çalıştıkları süre zarfında 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal

Sigortalar Kanunu’nun geçici 20. maddesi uyarınca kurulmuş bulunan T. Vakıflar

Bankası T.A.O. Memur ve Hizmetlileri Emekli Sağlık Yardım Sandığı Vakfına

(Vakıf) ödedikleri primler karşılığında emekliliğe hak kazanmışlardır.

10. Vakıf, kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumları dışında

kalan ancak onlara denk kabul edilen bir tüzel kişilik olup söz konusu sandık

mensupları bakımından zorunlu sosyal güvenlik kurumu niteliğindedir.

11. Vakfın amacı, Vakıf Senedi’nin 4.

maddesinde şöyle ifade edilmiştir:

“...

a) İş bu vakıf senedi hükümleri dairesinde

üyelerin emeklilik, malullük, ölüm, hastalık, analık, iş kazaları ve meslek

hastalıkları hallerinde ve eş ve çocukları ile üyenin geçindirmekle yükümlü

bulunduğu ana ve babasının hastalıklarında, Sosyal Sigortalar Kanunları ile

temin edilen yardımlardan az olmamak üzere hak sahiplerine yardımda bulunmak;

…”

12. Vakfın gelirleri, sandık üyelerinin aylıklarından yapılan

prim kesintilerinden ve diğer gelirlerden oluşmaktadır. Banka da aynı esaslar

çerçevesinde hesaplanan tutarı işveren hissesi olarak her ay Vakfa

aktarmaktadır. Vakıf, üyelerine yapacağı yardımın miktarını ve dolayısıyla

emekli aylıklarına ilişkin artışları Vakıf Senedi’nde

yazılı hükümler çerçevesinde tek taraflı olarak belirlemekte olup bunun 506

sayılı Kanun'la belirlenmiş alt sınırın altına düşmemesi gerekmektedir.

B. Başvurulara Konu Dava

Süreçleri

13. Sandık üyeleri, yapılan artışların 506 sayılı Kanun’un

geçici 20. maddesine uygun bir şekilde yapılmadığı gerekçesiyle Vakıf aleyhine

iş mahkemelerinde alacak davaları açmışlardır. Bu davalar sonucunda 506 sayılı

Kanun’un geçici 20. maddesinin nasıl anlaşılıp uygulanacağı konusunda bir

yargısal içtihat yerleşmiştir.

14. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bu çerçeveyi çizen 24/3/2010

tarihli ve E.2010/10-155, K.2010/170 sayılı kararına göre, 506 sayılı Kanun'un

geçici 20. maddesinde değinilen alt sınırın belirlenmesinde, davalı Vakfın

bağladığı aylıklara yapılan artış oranlarının Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK, bu

Kuruma devredilen SSK) sigortalılarına bağlanan yaşlılık aylıklarına yapılan

artış oranlarıyla karşılaştırılması usulü dikkate alınmalıdır. Böylece bulunan

artış oranının 506 sayılı Kanun uyarınca yaşlılık aylığı alanlara yapılan artış

oranından daha az olması durumunda da Vakıf Senedi'ndeki

düzenlemelere göre aylıklarında artış olacak kişilerin ayrıca 506 sayılı

Kanun'un aylık artışlarına dair hükümlerinden yararlanmaları gerekmektedir.

15. Söz konusu Vakıf tarafından kendilerine aylık bağlanan

başvurucular, muhtelif tarih aralıklarında emekli aylıklarına artış yapılmaması

nedeniyle Ankara iş mahkemelerinde alacak davaları açmışlardır. Açtıkları

davalarda başvurucular, emekli aylıklarında artış yapılmayan dönemler yönünden farkın

hesaplanarak kendilerine ödenmesini talep etmişlerdir.

16. Bu arada yargılama süreci devam ederken 13/2/2011 tarihli ve

6111 sayılı Kanun’un 53. maddesiyle 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesine

eklenen beşinci fıkra ile aynı maddenin sandık emeklilerine yapılacak

yardımların düzenlendiği birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanmasında;

yardımların sağlanması ve bağlanması yönünden alt sınırın belirlenmesinde

muadil miktar karşılaştırmasının esas alınacağı, bunun mevcut davalara da

uygulanacağı düzenlenmiştir.

17. 6111 sayılı Kanun 25/2/2011 tarihli ve 27857 mükerrer sayılı

Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

18. 6111 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinin ardından davaları

görmekte olan yargılama makamları, açıldığı tarihteki mevzuat hükümlerine göre

kabul ile sonuçlanacak davaların yasal dayanağını oluşturan düzenlemenin

yargılama sürecindeki yasa değişikliğiyle ortadan kalktığı gerekçesiyle ret

kararları vermiştir. Davaların reddine ilişkin kararlar, kanun yolu

denetiminden geçerek kesinleşmiş ve yargılama süreçleri sona ermiştir.

19. Yargılama süreçlerinin sona ermesinin ardından başvurucular,

ayrı ayrı 22/2/2016 ve 11/3/2016 tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuşladır.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. İlgili hukuk için bkz. Zekiye

Şanlı, B. No: 2012/931, 26/6/2014, §§ 20-22; Yasemin Mutlu, B. No: 2013/1426,

25/3/2014, §§ 21-23.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 12/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvuruya Konu Dava

Tarihleri Sonrası Yaşlılık Aylıkları Yönünden Mülkiyet Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

22. Başvurucular, yüksek miktarda prim ödemelerine rağmen daha

düşük miktarda prim ödeyenlerle aynı miktarda yaşlılık aylığı almak zorunda

bırakıldıklarını belirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

23. Başvuru konusuyla ilgili ilkeler, daha önce Anayasa

Mahkemesi tarafından Zekiye Şanlı ile Yasemin Mutlu başvurularına ilişkin

26/6/2014 tarihli kararlarda ortaya konulmuştur. Buna göre başvurucuların

emekli aylıklarına yapılması gerektiğini iddia ettikleri artış oranı yönünden

kanunda öngörülen alt sınırın belirlenmesinde, SGK sigortalılarına bağlanan

yaşlılık aylıklarına yapılan artış oranları ile karşılaştırma ölçütü yerine

muadil miktar karşılaştırması esasının getirildiği yönündeki şikâyet mülkiyet

hakkı bağlamında incelenmiştir. Buna göre 506 sayılı Kanun’un geçici 20.

maddesinde değinilen alt sınırın belirlenmesini muadil miktar

karşılaştırmasının esas alınması şeklinde değiştiren kanuni düzenleme

başvurucuları, emekli aylığından veya aylık miktarının belirli bir asgari

standardın altına düşmemesine ilişkin güvenceden büsbütün mahrum

bırakmamaktadır. Bu çerçevede alt sınırın belirlenmesinde, SGK sigortalılarına

bağlanan yaşlılık aylıklarına yapılan artış oranları ile karşılaştırılma ölçütü

yerine muadil miktar karşılaştırması esasının getirilmekte, bu durum da meşru

beklentisine konu olan eksik ödemelere ilişkin alacağın başvurucuya ödenmemesi

ile sınırlı bir sonuç doğurmaktadır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi; 506 sayılı

Kanun’un geçici 20. maddesindeki düzenlemelere işaret ederek zorlayıcı

nitelikte kamu yararı amacına dayanan söz konusu düzenlemenin başvurucuyu ağır

ve tahammül edilemez bir yük altına sokmadığı, müdahalenin amacı ile

başvurucuya yüklenen külfetin orantılı olduğu ve bu bakımdan mülkiyet hakkının

ihlal edilmediği sonucuna varmıştır (Zekiye

Şanlı, §§ 49-63; Yasemin Mutlu,

§§ 49-62).

24. Somut olayda da bu ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durum

bulunmamaktadır. Buna göre başvuruya konu dava tarihi sonrası yaşlılık

aylıkları yönünden 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesiyle getirilen kanuni

düzenleme çerçevesinde davanın reddine karar verilmesinin mülkiyet hakkının

ihlaline yol açmadığı açıktır.

25. Açıklanan gerekçeyle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik nedenleri incelenmeksizin

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

B. Başvuruya Konu Dava

Tarihleri Öncesi Yaşlılık Aylıkları Yönünden Adil Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

26. Başvurucular, 6111 sayılı Kanun’un 53. maddesi ile 506

sayılı Kanun’un geçici 20. maddesine eklenen fıkranın devam eden davalara da

uygulanmasına ilişkin ibaresiyle, açtıkları alacak davasının dayanağı olan ve

kendilerini haklı kılan Yargıtay içtihatlarının ortadan kaldırıldığını,

dolayısıyla devam eden yargı süreçlerine kanun çıkarılarak müdahale edildiğini

belirtmişler; adil yargılanma, mülkiyet ve sosyal güvenlik haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

27. Başvurucular, her ne kadar aynı şikâyet bağlamında mülkiyet

ve sosyal güvenlik haklarının da ihlal edildiğini ileri sürmüşse de bu

şikâyetin, ilgili olduğu adil yargılanma hakkı kapsamında, silahların eşitliği

ilkesi çerçevesinde incelenmesi uygun görülmüştür (benzer yöndeki kararlar için

bkz. Zekiye Şanlı, § 44; Yasemin Mutlu, § 44).

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

28. Başvurucuların adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun olmayıp başka bir kabul edilmezlik

nedeni de bulunmadığından başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

29. Anayasa Mahkemesi Zekiye

Şanlı ile Yasemin Mutlu başvurularında,

silahların eşitliği ilkesi güvencesini değerlendirirken kanun çıkarılması

suretiyle bu güvenceye yapılan müdahalenin yargılamanın taraflarından birinin

konumunda diğer tarafa nazaran orantısız ve açık bir dengesizlik veya

dezavantaj oluşturup oluşturmadığının tespit edilmesi gerektiğini vurgulamış;

başvuruya konu olay temelinde böyle bir dengesizlik veya dezavantaj oluşup

oluşmadığını irdelemiştir (Zekiye Şanlı,

§§ 64-86; Yasemin Mutlu, §§

63-86).

30. Bu çerçevede yapılan değerlendirme sonucunda başvuruya konu

olaya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun içtihadının varlığı karşısında

(bkz. § 14) -her ne kadar zorlayıcı bir kamu yararına dayansa da- kanun

değişikliğinin dava açılırken kişi lehine sonuçlanacağı anlaşılan durumu

değiştirmeye yönelik olduğu, davanın kişi lehine sonuçlanmasını imkânsız hâle

getirdiği tespit edilmiştir. Bu tespit ışığında silahların eşitliği güvencesine

yönelik müdahalenin öngörülebilir olmaması sebebiyle meşru kabul edilemeyeceği,

dolayısıyla dezavantajlı hâle getirilen başvurucuya katlanılması zor külfetler

yüklendiği belirtilerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine kanaat

getirilmiştir (Zekiye Şanlı,§§ 87, 88; Yasemin Mutlu, §§ 85, 86).

31. Somut başvuruda da Zekiye

Şanlı ile Yasemin Mutlu kararlarında

açıklanan ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durumun bulunmadığı anlaşıldığından

başvurucuların adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekmektedir.

c. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

1. Genel İlkeler

33. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin

ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin

ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep

olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen

diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).

34. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna

göre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama

işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim

yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).

2. İlkelerin Olaya

Uygulanması

35. Anayasa Mahkemesi başvuruya konu dava tarihleri sonrası

yaşlılık aylıklarının artış oranları ile ilgili olarak 506 sayılı Kanun'un

geçici 20. maddesine 6111 sayılı Kanun’un 53. maddesiyle eklenen beşinci fıkra

çerçevesinde alt sınırın belirlenmesinde muadil miktar karşılaştırmasının esas

alınması yönünden yapılan şikâyetleri mülkiyet hakkı bağlamında incelemiş ve

ihlal olmadığının açık olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.

36. Buna göre adil yargılanma hakkı bağlamında yeniden yapılacak

yargılamanın konusunu başvuruya konu dava tarihleri sonrası yaşlılık aylıkları

oluşturmamaktadır. Diğer bir deyişle Anayasa Mahkemesinin ihlal görmediği

başvuruya konu dava tarihleri sonrası yaşlılık aylıkları yönünden derece

mahkemelerince yeniden yargılama yapılmasının mümkün olmadığı ve derece

mahkemelerinin söz konusu davalar açıldıktan sonraki aylıklar yönünden Anayasa

Mahkemesinin ihlal görmemesi nedeniyle bu karara dayalı olarak herhangi bir

değerlendirme yapamayacağı açıktır.

37. Anayasa Mahkemesi yapılan kanuni düzenleme ile devam eden

yargılama sürecine sonuca etkili olacak biçimde müdahale edilmesi nedeniyle

adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine

karar vermiştir. Buna göre başvurucuların adil yargılanma hakkı kapsamında

silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin giderimi yönünden 6111 sayılı Kanun’un 53.

maddesi ile 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesine eklenen fıkranın devam

eden davalara da uygulanmasının ihlal sonucuna yol açtığı dikkate alınmalıdır.

38. Anayasa Mahkemesinin Zekiye

Şanlı ile Yasemin Mutlu kararlarında

belirtilen ilkeler doğrultusunda, devam eden davalara uygulanması sonucuna yol

açan söz konusu kanun hükmünün yürürlüğünden önceki hukuksal duruma göre

uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulması adil yargılanma hakkı kapsamında

silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını

sağlayabilecek uygun bir çözüm yolu olarak görülmüştür (benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Hülya Karacaoğlan

ve diğerleri, B. No: 2015/3068, 21/3/2018, §40).

39. Bu itibarla Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı çerçevesinde

yeniden yapılacak yargılamanın konusunu yalnızca başvuruya konu dava tarihleri

öncesi yaşlılık aylıkları oluşturmaktadır. Dolayısıyla adil yargılanma hakkı

kapsamında silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılabilmesi için ihlal görülen başvuruya konu dava tarihlerinden önce

yaşlılık aylıkları yönünden maddi tazminatın belirlenerek ödenmesine karar

verilmesi gerekmektedir. Bunun için derece mahkemelerince yapılacak iş, her

dava yönünden ayrı ayrı başvurucuların dava tarihlerinden önceki hangi dönemler

yönünden tazminat talebinde bulunduklarının tespit edilerek yapılacak çelişmeli

yargılamayla anılan kanun hükmünün yürürlüğe girmesinden önceki duruma göre

tazminat koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi ve buna göre maddi

tazminata hükmedilmesinden ibarettir.

40. Bu bağlamda her somut olayın, özelliğine göre tazminatı

gerektirip gerektirmediğinin değerlendirilmesi ve miktarının belirlenmesi kural

olarak delillere ilk elden erişme imkânı bulunan derece mahkemelerinin görevine

girmektedir.

41. Bu sebeple yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 4.

İş Mahkemesine ve Ankara 10. İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

42. Silahların eşitliği ilkesinin ihlali nedeniyle yeniden

yargılama yapılmasına hükmedilmesi yeterli bir giderim oluşturduğundan

başvurucuların diğer tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

43. Başvuruculara ayrı ayrı 2.475 TL vekâlet ücretinin

ödenmesine karar verilmesi gerekir. Ayrıca dosyadaki belgelerden tespit edilen

2016 yılında yapılan başvurular için 239,50 TL harç tutarlarından oluşan

yargılama giderlerinin her bir başvurucuya ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Başvuruya konu dava tarihleri sonrası yaşlılık aylıkları

yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Başvuruya konu dava tarihleri öncesi yaşlılık aylıkları

yönünden adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın birer örneğinin Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 4. İş Mahkemesine (E.2011/217,

K.2012/759) ve Ankara 10. İş Mahkemesine (E.2011/20, K.2012/897)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların diğer taleplerinin REDDİNE,

E. Avukat Ebru Tarakçı Çimen tarafından temsil edilen başvurucu

Ayşe Eren'e ve Avukat Mehmet Erol Alsan tarafından temsil edilen başvurucu

Halil Konuşuk'a ayrı ayrı 2.475 TL vekâlet ücretinin

ÖDENMESİNE; dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL tutarındaki harçların

BAŞVURUCULARA AYRI AYRI ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucular

:

1. Halil

KONUŞUK

Vekili

:

Av. Mehmet

Erol ALSAN

2. Ayşe EREN

Vekili

:

Av. Ebru

TARAKÇI ÇİMEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/3353, 12 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Uyuşmazlığın Arka
  7. B. Başvurulara Konu Dava
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvuruya Konu Dava
  11. B. Başvuruya Konu Dava
  12. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. C. Kararın birer örneğinin Anayasa'nın 36. maddesinde güvence
  14. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Kömürcü
  17. M. Emin KUZ
  18. Seferinoğlu
  19. Konuşuk
  20. Tarakçı Çimen
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/3353
Tarih
12 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • Behçet Taş Başvurusu (B. No: 2015/9815)
  • Behcet Cingöz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/15096)
  • Enver Kaya Başvurusu (B. No: 2015/13180)
  • Tayyip Akbudak Başvurusu (B. No: 2018/5558)
  • Yasemin Kaymaklı Başvurusu (B. No: 2016/14898)
  • Mehmet Ergin Başvurusu (B. No: 2016/65787)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.