İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Behcet Cingöz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/15096)

1. Başvuru, 1994 yılında meydana gelen ölüm olayı hakkında etkin

Başvuru No2015/15096Tarih11 Eylül 2019Okuma15 dk · 3.081 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Behcet Cingöz Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
11 Eylül 2019
Başvuru Numarası
2015/15096
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.081 kelime·15 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, 1994 yılında meydana gelen ölüm olayı hakkında etkin

soruşturma yürütülmediği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvuruculardan Remziye Cingöz ve Behcet

Cingöz 1994 yılında öldürülen F.C.nin annesi ve

babası, diğer başvurucu Hanife Tanriverdi ise aynı

olayda öldürülen E.T.nin annesidir.

8. Başvurucuların beyan ve iddialarına göre 21/3/1994 yılında

Diyarbakır'ın Lice ilçesi Zengi köyüne gelen çok sayıda

asker tarafından başvurucuların oğulları gözaltına alınmıştır.

9. Askerler tarafından gözaltına alınan kişilerin cesetleri Yolçatı köyüne bağlı Hanyat

mezrasında köylüler tarafından bulunmuştur. Ölenler, kolluk birimlerine

bildirilmeksizin köylüler tarafından aynı tarihte defnedilmiştir.

10. Bu olayla ilgili başvuruculardan Behcet

Cingöz 4/9/2001 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile Lice

Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık)şikâyette bulunmuştur. Başvurucu aynı

zamanda 30/11/2001 tarihinde Başsavcılıkta ifade vermiştir. Başvurucu

ifadesinde; olay tarihinde operasyon yürüten askerlerle geçici köy

korucularının köylerine geldiğini, oğluna geçici köy korucularından R.B.nin tokat attığını, ardından olay tarihinde 17-18

yaşlarında olan oğlunun rütbeli askerlerin beyanına göre serbest bırakılmak

üzere götürüldüğünü, daha sonra oğlunu aramaya çıktığını fakat bulamadığını,

iki gün sonra oğlunun diğer köylüler tarafından ölü olarak bulunduğunu, cesette

üç kurşun izi olduğunu, öleni köye defnettiklerini, korkularından dolayı hiçbir

yere şikâyette bulunamadıklarını beyan etmiştir.

11. Başvurucu Hanife Tanriverdi

verdiği ifadesinde köylerine gelen askerlerin evlerine baskın yaptığını,

evlerinde yaptıkları aramanın ardından askerden yeni dönen oğlu F.T. ile köy

sakinlerinden 5-6 kişiyi götürdüklerini, diğerlerinin serbest bırakılmasına

rağmen oğlunun serbest bırakılmadığını, birkaç gün sonra oğlunun cesedinin

diğer başvurucuların oğlu ile birlikte başka bir mezrada bulunduğunu, otopsi

yapılmaksızın cenazeleri defnettiklerini, olayla ilgili olarak herhangi bir

yere müracaat etmediklerini ifade etmiştir.

12. Başsavcılık yapılan müracaat üzerine 28/5/2002 tarihinde,

ölen F.C.nin mezarında fethikabir

(mezar açma) işlemi gerçekleştirerek bulunan kemik parçalarını Adli Tıp Kurumu

Başkanlığına göndermiştir.

13. Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu Başkanlığının raporuna

göre F.C.nin ölümünün '' ..6.

boyun omurunda orpus sağ alt kısmında defekt olduğu, processus spinosusun kırılarak ikiye yarılmış olduğu, sağ arkus vertebraliste kırık olduğu,

7. boyun omuruna ait kırık 3 adet parça bulunduğu, korpus

sağ kısmında defekt olduğu, 1. sırt omurunun sağ preocessus spinosunda ve sağ arkus vertabliste kırık olduğu,

...kişinin [bu bulgular karşısında] ölümünün mandibula

kırığı ve servikal 6-7. (boyun omurları) ve torakal bir (göğüs omuru) vertabra

kırıklarına neden olan ateşli silah yaralanması sonucu meydana geldiği'' anlaşılmıştır.

14. Başsavcılık olayla ilgili olarak başta başvurucunun

ifadesinde geçen ve oğluna tokat attığı iddia edilen R.B. olmak üzere çok

sayıda kişinin tanık sıfatıyla ifadesine başvurmuştur. Genel olarak bu kişiler,

başvurucuların yakınlarının askerler tarafından götürüldüğü yolunda beyanlarda

bulunmuşlardır.

15. Başsavcılık 5/1/2004 tarihinde olayın faillerinin asker

olması nedeniyle görevsizlik kararı vererek dosyayı 7. Kolordu Komutanlığı

Askerî Savcılığına (Askerî Savcılık) göndermiştir. Görevsizlik kararında suç,

adam öldürmek olarak nitelendirilmiştir.

16. Askerî Savcılık dosyasına fiziksel olarak ulaşılamamakla

birlikte Başsavcılık dosyasının içindeki belgelerden Askerî Savcılığın Jandarma

Bölge Komutanlığı ile çok sayıda yazışmanın yaptığı anlaşılmıştır. Bu belgelere

göre ''güvenlik kuvvetlerince Lice ilçesinde

1993 yılı Haziran ayında Güldiken Köyünde, 31 Mayıs

1993 tarihinde Çeper köyünde, 1993 yılı Mart ayında ve sonbahar aylarında

Dolunay, Yalaza, Kabakaya ve Yolaçtı

köylerinde operasyon icra edilip edilmediği, operasyonicra

edilmişse tarihler ile katılan birliklerin belirtilmesi, F.C. isimli şahsın

gözaltına alınıp alınmadığı'' sorulmuştur.

17. Komutanlık tarafından düzenlenen 29/4/2004 tarihli yazıdan

anılan tarihlerde planlı bir faaliyetin olmadığı, F.C. isimli şahsın gözaltına

alınmadığı, F.Ö.nün ölümü ile ilgili olarak herhangi

bir belgenin olmadığı, 1993 yılında terör faaliyetlerinin yoğun olması

nedeniyle Lice ilçesi haricinde bulunan birliklerden de görevlendirme yapıldığı

ancak hangi birliklerin söz konusu köylere gittiğinin resmî olarak tespit

edilemeyeceği anlaşılmıştır.

18. Askerî Savcılık ayrıca çok sayıda kişinin ifadesine

başvurulmak üzere ilgili Cumhuriyet savcılıkları ve askerî savcılıklarla

yazışmalar yapmıştır. Bu kapsamda olay tarihinde muhtarlık görevini ifa eden

İ.Ç. 27/7/2004 tarihinde, aynı köyde bulunan Ş.P. 9/2/2005, korucu olarak görev

yapan A.B. 8/3/2005 tarihinde ifade vermiştir. Askerî Savcılık 1993 yılında

görev yapan tüm personel ile ilgili birlik ve komutanlıkların yetkililerinin

tespit edilmesini de istemiştir.

19. Askerî Savcılığın 1993 yılında görev yapan bazı askerî

personelin ifadesine başvurduğu ve bu kapsamda 4/7/2005 ila 12/11/2008

tarihlerinde bu kişilerin ifadelerini aldığı anlaşılmıştır. İfadelerinde bu

kişiler, olaya ilişkin bilgilerinin olmadığını ve ölenleri tanımadıklarını

söylemişlerdir.

20. Askerî Savcılık 30/30/2009 tarihinde kovuşturmaya yer

olmadığına dair karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

''...[Ş]ikayetçinin 1998 yılında Nüfus Müdürlüğüne başvurarak oğlunun

21/3/1994 tarihinde öldüğüne dair tescil yaptırdığı anlaşılmıştır.

Yasanın amir hükmü gereğince fail lehine olan

dava zamanaşımı süresi gözönünde bulundurulmalı ve

olay(suç) tarihinden itibaren dava zamanaşımının kesintiye uğramasını veya durmasını

gerektiren herhangi bir işlem yapılmadığı takdirde bu sürenin bitiminde

soruşturmaya son verilmelidir. Bu itibarla her ne kadar olayın 1993 yılında

gerçekleştiğine dair anlatımlar mevcut ise de resmi belge niteliğindeki ''nüfus

kaydı'' esas alınıp, olayın (suçun) 21/3/1994 günü gerçekleştiğinin kabulüyle

hesap yapılaral onbeş

yıllık dava zamanaşımı süresinin kesintiye uğramasını veya durmasını gerektiren

herhangi bir işlem icra edilmediği dikkate alınıp 21/3/2009 tarihinde dava

zamanaşımı süresinin dolduğu kanısına varılmıştır. ''

21. Askerî Savcılığın son kararı ile dosya içinde yer alan

belgelerde soruşturmanın sadece F.C. isimli kişinin ölümüne hasredildiği

görülmüş, diğer başvurucunun oğlu olan E.T.nin

ölümüne ilişkin olarak herhangi bir araştırma yürütüldüğüne dair bir belgeye

rastlanmamıştır.

22. Askerî Savcılığın anılan kararına yapılan itiraz 2'nci Hava

Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Mahkemesinin kararı ile reddedilmiştir.

23. Başvurucular, vekilleri aracılığı ile 20/6/2013 tarihinde

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (TMK 10. madde ile görevli) (özel yetkili

Başsavcılık) şikâyet dilekçesi vermişlerdir. Başvurucular verdikleri

dilekçelerinde F.Ö. ve E.T.nin 1994 yılında askerler

tarafından yakalandıktan iki gün sonra ölü olarak bulunduğunu, ayrıca olay

tarihinde er olarak görev yapan bir tanıklarının da bulunduğunu ifade

etmişlerdir.

24. Özel yetkili Başsavcılık başvuruculardan Hanife Tanriverdi'nin ifadesine başvurmuştur. Başvurucu ifadesinde

köylerine gelen askerlerin evlerinin yakınlarında yangın çıkardığını, evlerinde

arama yaptıklarını, oğlu ile birlikte 5-6 köylünün askerler tarafından

tutulduğunu, altı kişinin bırakılmasına rağmen iki yıllık evli ve 6 aylık kızı

olan oğlunun serbest bırakılmadığını, askerler gittikten sonra oğlunu aramaya

başladıklarını, iki gencin öldürüldüğü bilgisi kendilerine ulaştıktan sonra Henyat köyü yakınlarında önce F.C.nin,

ardından oğlunun cenazelerine ulaştıklarını, her ikisinin de otopsileri

yapılmaksızın köy mezarlıklarına defnedildiğini beyan etmiştir.

25. Gizli tanık, özel yetkili Başsavcılıkta 11/3/2013 günü ifade

vermiştir. Gizli tanık ifadelerinde özetle Hazro ilçesinde bulundukları sırada

Lice ilçesine sık sık gittiklerini, olay tarihinde operasyon için gittikleri

köyden iki gencin önce dövüldüğünü, ardından köyden bu gençleri alarak

ayrıldıklarını, Tabur Komutanı İ.E. ile Binbaşı A.nın

telsizle görüştüğünü, Binbaşı'nın Tabur Komutanı'na

''Bu çocukları ne yapacağız?''

diye sorduğunu, Tabur Komutanı İ.E.nin ise ''Gereğini yapın.'' dediğini, akşama yakın

bir saatte Binbaşı A.nın gençlerden birinin başına

silah doğrultarak ona arkadaşlarının nerede olduğunu sorduğunu, gencin cevap

vermemesi üzerine çocuğu başından vurarak öldürdüğünü, silah sesleri üzerine

Üsteğmen E.nin koşarak geldiğini, Binbaşı ile

tartışmaya başladığını hatta Üsteğmen E.nin askerlere

''Çocuklar beni koruyun.'' diye

çağrıda bulunduğunu, Binbaşı'nın Tabur Komutanı ile

askerlerin isyan ettiğine dair bir konuşma yaptığını, ardından Binbaşı A.nın diğer genci de ölen gencin yanına yolladığını, PKK'lı

arkadaşlarının nerede olduğu sorusu üzerine bilmediğini beyan eden ve gözleri

kapatılan gencin de göğüs bölgesinden Binbaşı A. tarafından vurulduğunu, Tim

Komutanı Teğmen T.nin de "Çorbada bizim

de bulunsun." diyerek kafasına ateş ettiğini, bu olaylar

nedeniyle bazı tutanakların düzenlenmesinde de sorunlar çıktığını, Üsteğmen'in

imza atmadığını öğrendiğini beyan etmiştir.

26. Ayrıca bir gazetede çıkan haberde yer alan fotoğrafların

kendisine gösterilmesi üzerine gizli tanık, başvuruculardan Hanife Tanriverdi'nin oğlu olan E.T.nin

öldürülen ilk kişi olduğunu beyan etmiştir.

27. Başvurucu Hanife Tanriverdi'nin

ifadesi üzerine gizli tanığın ifadesine yeniden başvurulmuştur. Bu ifadesinde

gizli tanık, başvurucunun ifadesinde geçen ve çelişkili gibi görünen bazı

hususlara dair beyanlarda bulunmuştur. Gizli tanık, başvurucunun torunlarının

asker ve polis olduğu, bu kişilerin zarar görmemesi için doğruyu söylemediğini

iddia etmiştir. Gizli tanığın ifadesi sırasında olay tarihinde kendisi gibi

asker olan iki kişiyi aradığı ve bu kişilerin de hoparlör vasıtası ile

telefonda benzer şekilde beyanlarda bulunduğu ifade tutanağına yansıtılmıştır.

Gizli tanık ayrıca kendisine gösterilen bazı fotoğraflardan Binbaşı ile bazı

kişileri teşhis ederek ad ve soyadlarını da vermiştir.

28. Özel yetkili Başsavcılık, ifadelerde isimleri geçen

kişilerden İ.E., Teğmen T. ve Binbaşı A.nın açık

kimlikleri ile hizmet bilgilerinin tespiti için 15/7/2013 tarihinde Kara

Kuvvetleri Komutanlığına (Komutanlık) yazı yazmış; Komutanlık 6/8/2013

tarihinde İ.E.nin 30/8/2008 tarihinde tuğgeneral

olarak emekli olduğunu, Teğmen T.nin T.G. olabileceğini ve hâlen görev

yaptığını, Binbaşı A. hakkında ise bir bilgi ve belge bulunmadığını

bildirmiştir.

29. Özel yetkili Başsavcılık ayrıca 16/9/2013 tarihli yazısı ile

Komutanlığa 1994 yılında İstanbul 66. Zırhlı Tugay Komutanlığında görev yapan

ve aynı yıl mart ayında geçici görevle Diyarbakır'ın ilçelerine gönderilen

yüzbaşı ve üzeri rütbeye sahip personelin kimlik bilgilerini sormuştur.

Başsavcılık bunun yanında 1994 yılı Şubat-Mart aylarında geçici görevle

Diyarbakır'ın ilçelerine gönderilen er ve erbaşların açık kimlik bilgilerinin

gönderilmesini de 21/1/2014 tarihinde talep etmiştir. Komutanlık son yazıya

12/2/2014 tarihinde, herhangi bir bilgiye veya belgenin bulunmadığı şeklinde

cevap vermiştir.

30. Özel yetkili Başsavcılık, başvuruculardan Behçet Cingöz'ün

dilekçesi üzerine 2001 yılında Başsavcılık tarafından başlatılan fakat

görevsizlik kararı ile Askerî Savcılığa gönderilen dosyayı incelemek için

Başsavcılıktan 15/7/2013 ve 16/9/2013 tarihinde olmak üzere iki kez talep

etmiştir. Bunun yanında Başsavcılık 17/9/2013 tarihinde başvuruculardan Hanife Tanriverdi'nin oğlunun ölümü ile ilgili soruşturma bulunup

bulunmadığını sormuştur.

31. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ortamında yapılan

incelemelerden ve Başsavcılık tarafından gönderilen dosyadan özel yetkili

Başsavcılık tarafından en son 21/1/2014 tarihinde er ve erbaşların

kimliklerinin tespit edilmesine yönelik yazılar yazıldığı anlaşılmıştır.

32. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'la özel yetkili

mahkemeler ile başsavcılıkların kaldırılması üzerine özel yetkili Başsavcılık

dosyayı Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (Terör Suçları Soruşturma Bürosu)

20/3/2014 tarihli görevsizlik kararı ile göndermiştir.

33. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 11/4/2014 tarihinde

Askerî Savcılıktan dosyayı talep etmiştir. Bu tarihten sonra olayla ilgili

olarak herhangi bir işlem yapılmadığı, sadece iç yazışmaların yapıldığı

anlaşılmıştır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 9/3/2015 tarihli yetkisizlik

kararı ile suçun işlendiği yerin Lice ilçesi sınırlarında olduğu gerekçesiyle

dosyayı Lice Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

34. Lice Cumhuriyet Başsavcılığı 20/3/2015 tarihinde zamanaşımı

süresinin dolduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

vermiştir.

35. Cumhuriyet Başsavcılığının söz konusu kararının ilgili

bölümünde, T.G. ve İ.E. isimli kişilerin yanında rütbesinin binbaşı olduğu

belirtilen A.nın ismi de şüpheli olarak yer almıştır.

Bu karara yapılan itiraz Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28/5/2015 tarihli

kararı ile reddedilmiştir. Nihai karar, başvurucular vekiline 30/7/2015

tarihinde tebliğ edilmiş; başvurucular 28/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

36. Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası hukuk Anayasa

Mahkemesinin Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu

(B. No: 2014/15732, 24/1/2018, §§ 32-69) başvurusu hakkında verdiği kararda yer

almaktadır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

37. Mahkemenin 11/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

38. Başvurucular yakınlarının askerler tarafından işkenceye

maruz bırakıldıktan sonra öldürüldüğünü, bu olaylarla ilgili olarak etkin bir

soruşturma yürütülmediğini, zamanaşımı nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına

dair karar verilmesi nedeniyle eylemlerin cezasız bırakıldığını belirterek

Anayasa'nın 17. maddesinde teminat altına alınan yaşam hakkı ve işkence ve kötü

muamele yasağının ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 13. ve 14.

maddelerinde teminat altına alınan etkili başvuru hakkı ile ayrımcılık yasağının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

39. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

40. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri,

…Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

41. Yaşam hakkı ile ilgili bir soruşturmanın etkili olup

olmadığı yönünden inceleme yapılabilmesi için -mutlak surette gerekli olmasa

da- yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması şartıyla ilgili kamu

makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi, bireysel başvuru ile

getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,

17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,

B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).

42. Bununla birlikte başvurucuların yetkili makamlara müracaat

etmelerine rağmen doğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa

başlatılan soruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl

almışsa başvuruculardan soruşturmanın sonucunu beklemelerini istemek makul

olmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucular, gerekli özeni göstermeli ve

şikâyetlerini çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidirler (Rahil Dink ve diğerleri, § 77)

43. Böyle bir durumda başvurucular, etkili bir soruşturma

yürütülmediğinin farkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren

otuz gün içinde bireysel başvuruda bulunmalıdırlar. Doğal olarak başvurucuların

etkili bir soruşturma yürütülmediğinin ne zaman farkına varmaları gerektiği her

davanın şartlarına bağlı olarak değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, §

87).

44. Öte yandan soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut

verici gelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu, soruşturmanın ilerlemesini

sağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuru yollarını tüketmeden bireysel

başvuruda bulunmaları da başvuruculardan beklenmemelidir. Ancak bu hâlde dahi

soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular, durumun farkına

vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel

başvuruda bulunmalıdırlar (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

§ 88).

45. Somut olayda yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere

başvurucuların yakınlarının ölümü nedeniyle derhâl bir soruşturma

yapılmadığının ilk aşamada belirtilmesi gerekmektedir. Başvuruculardan Behcet Cingöz'ün 4/9/2001 tarihinde İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığı aracılığı ile Lice Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık)

şikâyette bulunması üzerine olaylara dair ilk soruşturma başlatılmıştır. Behcet Cingöz'ün ifadesine de ancak 30/11/2001 tarihinde

başvurulabilmiştir. Bunun yanında diğer başvurucu Hanife Tanriverdi'nin

ifadesi ise ilk kez 25/9/2013 tarihinde özel yetkili Başsavcılık tarafından

alınmıştır.

46. Bu hususla birlikte başvurucular Remziye ve Behcet Cingöz'ün oğlu olan F.C.nin

Dolunay köyünde bulunan mezarında başvurucular beyanına göre 1993 yılındaki

defninden dokuz yıl sonra mezar açma ve ölü adli muayenesi işlemlerinin

yapıldığının da belirtilmesi gerekmektedir. Bireysel başvuru dosyası, UYAP

ortamında ilişkilendirilen dosya ve ilgili başsavcılıklar tarafından gönderilen

tüm belgelere göre olayda öldüğü iddia edilen F.T.nin

mezarının annesi olan başvurucunun ifadesine göre Ortaç köyünde olduğunun

bilinmesine rağmen mezarının açılmadığı ve otopsi işleminin yapılmadığı

anlaşılmaktadır. Bir soruşturmada en önemli maddi delilin elde edilebilmesi

imkânı varken bu hususta herhangi bir girişimde bulunulmamasının soruşturmada

çok büyük bir eksiklik olduğu değerlendirilmiştir.

47. Bununla birlikte olaylarla ilgili olarak 2001 yılında

Başsavcılık tarafından yürütülen ve daha sonra Askerî Savcılığa gönderilen

dosyada 2009 yılında zamanaşımı nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair

karar verildiği, başvurucuların bu karara itiraz ettiği ve itirazlarının

reddedildiği hususu da nettir. Başvurucular bu karardan dört yıl sonra bu kez

özel yetkili Başsavcılığa dilekçe vererek yeniden soruşturma açılması talebinde

bulunarak şikâyetçi olmuşlardır.

48. Askerî Savcılık tarafından yapılan soruşturma sırasında olay

tarihinde sorumlu olabileceği değerlendirilen yetkililerin tespit edilmeye

çalışıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre Jandarma Bölge Komutanlığı, Lice ve

Hazro ilçe Jandarma Komutanlıkları ile yazışmalar yapılarak söz konusu

tarihlerde operasyon yürütülüp yürütülmediği, ölen kişilerin gözaltına alınıp

alınmadığı hususlarının araştırıldığı tespit edilmiştir. Bunun yanında Askerî

Savcılık, tespit edilebilen yetkili kişilerin ifadelerinin alınmasına yönelik

olarak diğer askerî savcılıklar ve Cumhuriyet savcılıklarıyla yazışmalar

yapmış; ilgililerin tanık olarak ifadelerine başvurulmasını talep etmiştir. Bu

aşamada ise bu işlemlerin yeterliliği ve etkinliğinin zaman bakımından yetki

ilkelerini aşacak şekilde değerlendirilmesi mümkün görünmemektedir. Bununla

birlikte Askerî Savcılığın yaptığı tüm işlemlerin daha sonra başvuruya konu

Başsavcılık dosyasında görülebildiği, Başsavcılık tarafından dosyadan suret

alındığı anlaşılmıştır.

49. Bu açıklamalardan sonra Başsavcılıkça yapılan soruşturmanın

etkililiğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu soruşturmanın özel yetkili

Başsavcılığa 2013 yılında başvurucular tarafından yapılan şikâyetle

başladığında şüphe yoktur. Özel yetkili Başsavcılık bu kapsamda başvuruculardan

Hanife Tanriverdi'nin ifadesine 25/9/2013 tarihinde

başvurmuştur. Başvurucu burada verdiği ifadesinde olay tarihinde köylerine

gelen koruculardan sadece H.H.yi tanıdığını söylemiş,

eski korucu olması nedeniyle ifade veremeyeceğini değerlendirdiğini

belirtmiştir.

50. Özel yetkili Başsavcılık ayrıca başvurucu Hanife Tanriverdi'nin ifadesinde geçen ve bir gazeteye

açıklamalarda bulunan Ş.P.nin ifadesine 15/11/2013

tarihinde başvurmuştur. Bu kişinin hem 2005 ve 2013 yıllarında verdiği ifadeler

arasında hem de başvurucu Hanife Tanriverdi'nin

anlatımlarındaki olayların oluş biçiminde farklılıklar bulunduğu anlaşılmıştır.

Bununla birlikte her iki kişi de olayın faillerinin belirlenebilmesine olanak

verecek şekilde somut kişi veya kişilerden bahsedememiş, bir teşhiste de

bulunamamıştır.

51. Özel yetkili Başsavcılık, olay tarihinde er olarak görev

yaptığını beyan eden bir kişinin ifadesine iki kez gizli tanık sıfatıyla

başvurmuştur. Gizli tanık ikinci ifadesinde olayı gerçekleştirdiği iddia edilen

Binbaşı A.nın kendisine gösterilen kimlik kartlarına

göre A.A. adlı kişi olduğunu ilk kez beyan etmiştir. Bunun yanında gizli tanık

ayrıca T.D., G.Ö. ve B.Ö. isimli kişilerden de bahsetmiştir. Gizli tanığın iki

kez verdiği ifadesinin olaya ilişkin en somut bilgileri içerdiği

değerlendirilmiş olmakla birlikte söz konusu ifadelerin içeriklerinin doğruluğu

ve teyit edilmesi görevinin Anayasa Mahkemesine ait olmaması nedeniyle bu

konuda herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.

52. Bunların yanında başvurucuların 2013 yılında şikâyet

dilekçesi vermelerinin dışında soruşturmaya aktif olarak katıldıklarına, yeni

delil ileri sürdüklerine, dosyadan fotokopi alma gibi somut talepleri içeren

dilekçeler verdiklerine veya başka bir şekilde dosyalarını takip ettiklerine

dair belgelere de rastlanmamıştır. Bu anlamda başvurucuların şikâyet dilekçesi

verdikten sonra soruşturmanın etkisiz olduğuna dair talep ve iddialarını ileri

sürmeden sadece kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verilmesini bekledikleri

ve bu karara itiraz ettikleri anlaşılmaktadır.

53. Özel yetkili Başsavcılığın bu ifadelerde ismi geçenlere

yönelik olarak ilgili Askerî Komutanlıkla yapılan yazışmalar neticesinde kimlik

bilgileri tespit edilebilen askerî personel ile başvurucuların suç duyurusunda

şüpheli olarak isimleri yazan diğer kişilerin ifadelerinin alınabilmesi için

yazışma yapıldığına dair bir belgeye ise rastlanmamıştır. Başsavcılığın

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında da görülebileceği üzere iki askerî

yetkilinin net olarak bilinmesinin yanında gizli tanığın ikinci ifadesinde

yaptırılan teşhis üzerine olayların birinci faili olarak değerlendirilebilecek

askerî personel A.A.nın bilgilerine ulaşılabilmiştir.

54. Özel yetkili Başsavcılığın soruşturma hakkında 6526 sayılı

Kanun gereğince 2013/1829 sayılı dosya üzerinden görevsizlik kararı vermesinin

ardından yine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Bürosu

tarafından 2014/8850 sayılı dosya ile soruşturmaya devam edilmiştir. Bu

Başsavcılık, gizli tanık ifadelerinde ve diğer belgelerde belirtilen kişilerin

tespit edilebilmesi için Komutanlığa 15/7/2013 tarihinde yazı göndermiştir.

55. Komutanlık 6/8/2013 tarihinde verdiği cevapta İ.E.nin emekli olduğunu, T.G.nin

görev yaptığını, binbaşı olduğu belirtilen A. hakkında ise bir belgeye

rastlanmadığını bildirmiştir. Bu yazı haricinde özel yetkili Başsavcılık

tarafından herhangi bir somut, soruşturmada ilerleme sağlayıcı işlem

(şüphelilerin ifadesinin alınması için talimat yazılması gibi) yapıldığına dair

bir bilgi ve belgeye ulaşılamamıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları

Bürosu ise 9/3/2015 tarihinde yetkisizlik kararı vererek dosyayı Başsavcılığa

göndermiştir. Başsavcılığın yetkisizlik kararı üzerine kendisine gelen dosyada

ise 20/3/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermesi dışında

yapılan bir işlem bulunduğuna dair bir belgeye rastlanmamıştır.

56. Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Bürosunun 15/7/2013

tarihinde Komutanlığa yazmış olduğu yazı ve başvurucu Hanife Tanrıverdi'nin

25/9/2013 tarihinde ifadesinin alınmasından sonra soruşturmanın etkililiğini

sağlayabilecek nitelikte bir soruşturma işlemi yapmadığı ve bu nedenle

başvurucuların bireysel başvuruda bulunmak için soruşturmanın sonuçlanmasını

beklemelerinin gerekmediği dikkate alındığında başvurucuların kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararın kendilerine tebliğ edildiği tarihten uzun zaman önce

soruşturmanın etkisizliğini fark etmeleri gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu

nedenle 28/8/2015 tarihinde yapılan başvurunun süresi içinde yapılmış bir

başvuru olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin süre

aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

11/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Hasan SARAÇ

Başvurucular

:

1. Behcet

CİNGÖZ

2. Hanife TANRİVERDİ

3. Remziye CİNGÖZ

Vekilleri

:

Av. Rehşan

BATARAY SAMAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/15096, 11 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Cingöz
  12. Bataray Saman
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/15096
Tarih
11 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • Enver Kaya Başvurusu (B. No: 2015/13180)
  • Tayyip Akbudak Başvurusu (B. No: 2018/5558)
  • Yasemin Kaymaklı Başvurusu (B. No: 2016/14898)
  • Mehmet Ergin Başvurusu (B. No: 2016/65787)
  • Fatma Feyha Karslı Başvurusu (B. No: 2015/14976)
  • Ali Efendi Peksak Başvurusu (B. No: 2017/37727)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.