İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Efendi Peksak Başvurusu (B. No: 2017/37727)

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması,

Başvuru No2017/37727Tarih12 Eylül 2019Okuma18 dk · 3.556 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ali Efendi Peksak Başvurusu (2)

Karar tarihi
12 Eylül 2019
Başvuru Numarası
2017/37727
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.556 kelime·18 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması,

tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme

önüne çıkarılmaksızın yapılması, özel soruşturma usulüne uyulmayarak yetkili

olmayan mahkemelerce tutukluluk incelemesi yapılması ya da itirazın

değerlendirilmesi, tutukluluk incelemelerinin süresinde yapılmaması ve tahliye

taleplerinin değerlendirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının; usule aykırı şekilde sorgu yapılması nedeniyle kötü muamele yasağının;

özensiz olarak yürütülen soruşturma sonunda iddianame düzenlenmesi ve savunma

hakkının kısıtlanması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/11/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

6. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde

olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son

bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu

teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve

son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya

Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz

ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe

girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile

FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok

sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma

başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine

yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla

başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama

tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 51, 350).

8. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkeme

(Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiri

uygulanmış, bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veya

kovuşturma mercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz Yüksek

Mahkeme üyesi hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır.

9. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok kararda

FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabul

etmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde

(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyiz

mercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerinde

verdiği kararlarda (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'nin

silahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmıştır.

10. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerine

ilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olarak

soruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan,

başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzere

maddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitlere önceki kararlarda ayrıntılı

şekilde yer verilmiştir (Selçuk Özdemir,

§ 22).

B. Başvurucuya İlişkin

Süreç

11. Kocaeli Adliyesinde hâkim olarak görev yapan başvurucu

hakkında 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu değerlendirilerek FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla

soruşturma başlatılmıştır.

12. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesi

16/7/2016 tarihinde başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına, 24/8/2016

tarihinde ise meslekten ihraç edilmesine karar vermiştir.

13. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla görevden

uzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısı

üzerine başvurucu, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla 16/7/2016

tarihinde gözaltına alınmıştır.

14. Başvurucu 19/7/2016 tarihinde, anayasal düzeni ortadan

kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından

tutuklanması istemiyle Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.

15. Başvurucunun sorgusu Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğince

20/7/2016 tarihinde yapılmıştır.

16. Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir.

17. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Kocaeli 2. Sulh

Ceza Hâkimliği 25/7/2016 tarihinde benzer gerekçelerle itirazı reddetmiştir.

18. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 20/4/2017 tarihli

iddianameyle başvurucunun anayasal

düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme,Türkiye

Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye

teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini

yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından cezalandırılması istemiyle

hakkında kamu davası açmıştır.

19.İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi 22/5/2017 tarihinde

iddianameyi kabul etmiş ve E.2017/143 sayılı dosya üzerinden yargılama

başlamıştır. Mahkeme aynı tarihte tensiple birlikte başvurucunun tutukluluk

hâlinin devamına, Mahkemenin görevsiz olduğuna ve yargılamanın yapılması için

dosyanın ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 16. Ceza Dairesine

gönderilmesine karar vermiştir.

20. Başvurucunun anılan görevsizlik ve tutukluluk hâlinin devamı

kararına yaptığı itiraz İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından İstanbul

26. Ağır Ceza Mahkemesince ortaya konulan gerekçelere atfen 7/6/2017 tarihinde

kesin olarak reddedilmiştir.

21. Görevsizlik kararı üzerine yargılamaya Yargıtay 16. Ceza

Dairesinin E.2017/10 sayılı dosyası üzerinden devam olunmuştur. Daire 19/6/2017

tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

22. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz Yargıtay 17. Ceza

Dairesi tarafından 14/7/2017 tarihinde reddedilmiştir.

23.Başvurucu 15/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

24. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 18/7/2017 tarihinde Dairenin

görevsizliğine karar vererek görev uyuşmazlığının çözümlenmesi için dosyanın

Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar vermiştir. Daire görevsizlik

kararı ile birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar

vermiştir.

25. Başvurucu 2/8/2017 tarihinde tutukluluk hâlinin devamına

dair karara itiraz etmiş, Yargıtay 16. Ceza Dairesi 7/8/2017 tarihinde

kararında düzeltmeye yer olmadığına karar vererek dosyayı incelenmek üzere

itiraz mercii olan Yargıtay 17. Ceza Dairesine göndermiştir.

26. Yargıtay 17. Ceza Dairesi 14/8/2017 tarihinde itirazın kesin

olarak reddine karar vermiştir.

27. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 10/10/2017 tarihinde İstanbul 26.

Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına ve ilk derece

mahkemesi sıfatıyla yargılamayı yapmak üzere dosyanın İstanbul 26. Ağır Ceza

Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

28. Anılan görevsizlik kararı üzerine yargılamaya İstanbul 26.

Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/216 sayılı dosyası üzerinden devam olunmuş,

Mahkeme 22/11/2017 tarihinde tensiben başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir.

29. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi 13/2/2018 tarihinde yaptığı

ilk duruşmada başvurucunun savunmasını almıştır. Mahkeme anılan duruşma sonunda

başvurucunun tutukluluk halinin devamına da karar vermiştir.

30. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi 17/1/2019 tarihinde yaptığı

duruşmada terör örgütüne üye olma suçundan

başvurucunun 12 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme

anılan duruşma sonunda hükümle birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına da karar vermiştir.

31. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla dava

istinaf mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

32. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§

24-39.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

33. Mahkemenin 12/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gözaltına Almanın

Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

34. Başvurucu, suç işlediğine dair somut deliller ortaya konulmadan

ve hâkimler için kanunlarda öngörülen güvencelere aykırı bir şekilde yakalanıp

gözaltına alındığını ve üç gün boyunca gereksiz yere gözaltında tutulduğunu

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Başvurucu ek beyan

dilekçesiyle anılan şikâyete ilişkin olarak açtığı tazminat davasının

reddedildiğini bildirmiş ve buna ilişkin kararı dosyaya sunmuştur.

2. Değerlendirme

35. Başvuru konusu olayda ileri sürülen gözaltına almanın hukuka aykırı olduğu

iddiasıyla ilgili olarak daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve

başvurucunun anılan şikâyetiyle ilgili olarak 2016/59363 sayılı dosya üzerinden

Birinci Bölüm Birinci Komisyon

tarafından yapılan inceleme sonunda başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilmezlik kararı verildiği

tespit edildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden mükerrer başvuru

niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca

başvurucunun ek beyan dilekçesinde sunduğu belgeler incelendiğinde başvurucunun

haksız gözaltı nedeniyle Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde açtığı davanın

Mahkemece 6/4/2018 tarihli kararla davanın bir yıllık hak düşürücü sürede

açılmadığı gerekçesiyle istinaf kanun yolu açık olmak üzere reddedildiği

görülmüştür. Başvurucunun yine haksız gözaltı nedeniyle Kocaeli 1. Ağır Ceza

Mahkemesinde açtığı bir diğer davayı ise Mahkeme 17/4/2018 tarihli kararıyla

istinaf kanun yolu açık olmak üzere henüz dava açma şartları oluşmadığından

bahisle usulden reddetmiştir.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine

karar verilmesi gerekir.

B. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

37. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller

olmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma

tehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını, adli kontrolün

neden yetersiz kalacağının açıklanmadığını, görevli ve yetkili olmayan

mahkemece görevinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığını

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

2. Değerlendirme

38. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasıyla

ilgili olarak daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan

şikâyetiyle ilgili olarak 2016/59363 sayılı dosya üzerinden Birinci Bölüm Birinci Komisyon tarafından

yapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul

edilmezlik kararı verildiği tespit

edildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine

karar verilmesi gerekir.

C. Sulh Ceza

Hâkimliklerinin Yapısı ve Özel Soruşturma Usulü Uygulanmamasına İlişkin

İddialar

1. Başvurucunun İddiaları

40. Başvurucu, hâkim olması nedeniyle hakkındaki soruşturmanın

Kanun'da öngörülen özel soruşturma usulüne göre yapılması gerekirken buna

uyulmayarak tutukluluk incelemelerinin ve tutukluluk hâlinin devamına dair

kararlara yaptığı itirazlarının yetkisiz olan sulh ceza hâkimliklerince

değerlendirilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca soruşturma usulünün

değiştirilmesine ilişkin kanun hükmünde kararname (KHK) düzenlemesinin de

Anayasa'ya aykırı olduğunu iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

41.Sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkim güvencesini

sağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları ve tutukluluğa

itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksun

bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğine

ilişkin iddialar Anayasa Mahkemesince birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda

sulh ceza hâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu

iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:

2014/14061, 8/4/2015, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231, §§ 64-78, 94-97).

42. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak

anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

43. Öte yandan başvurucu; mesleğinden kaynaklanan usule ilişkin

bazı güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığını, bu bağlamda hakkında

tutuklama tedbirinin uygulanmasına karar veren mercilerin yetkili/görevli

olmadığını ileri sürmüştür. Soruşturma ve/veya kovuşturma dosyasında yer alan

suçun niteliğine ve işleniş şekline ilişkin değerlendirmeler karşısında

başvurucu hakkında tutuklama tedbiri uygulayan mercilerin bu hususta

yetkili/görevli oldukları yönündeki kabullerinin, temel hak ve özgürlüklerin

ihlaline sebebiyet veren bariz takdir hatası ya da açık bir keyfîlik

içerdiği söylenemez (benzer yöndeki kararlar için bkz. Erdal Tercan [GK], B. No: 2016/15637, 12/4/2018, § 140), Mustafa Başer ve Metin Özçelik, B. No:

2015/7908, 20/1/2016, §§ 119-133; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, §§ 183-197).

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

45. Başvurucu; tahliye taleplerinin kabul edilmediğini,

tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçeden yoksun olduğunu, bu

kararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara dayalı olarak açıklanmadığını,

kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadığını ve adli kontrolün yetersiz

kalma nedenlerinin gösterilmediğini, tutukluluğa yönelik itirazlarının da

gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini, dolayısıyla somut hiçbir neden

gösterilmeden matbu gerekçelerle sürdürülen tutukluluğun makul süreyi aştığını

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Başvurucu ek beyan dilekçesinde ise uzun tutukluluk şikâyetiyle

ilgili olarak Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde açtığı tazminat davasının

reddedildiğini bildirmiş ve buna ilişkin kararı dosyaya sunmuştur.

2. Değerlendirme

46. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutukluluk süresinin makul süreyi aştığı iddiasıyla

ilgili olarak daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan

şikâyetiyle ilgili olarak 2017/29428 sayılı dosya üzerinden İkinci Bölüm tarafından yapılan inceleme

sonunda başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilmezlik kararı

verildiği tespit edildiğinden

başvurunun bu şikâyet yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine

karar verilmesi gerekir.

E. Tutukluluk

İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

48. Başvurucu; tutukluluk incelemelerinin, tutukluluk hâlinin devamına

dair kararlara yaptığı itirazlarının ve tahliye taleplerinin duruşmasız olarak

değerlendirildiğini ve uzun süredir hâkim önüne çıkmadığını belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

49. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıyla ilgili olarak daha

önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetiyle ilgili

olarak 2017/29428 sayılı dosya üzerinden

İkinci Bölüm tarafından yapılan inceleme sonunda başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilmezlik kararı

verildiği tespit edildiğinden

başvurunun bu şikâyet yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine

karar verilmesi gerekir.

F. Tutuklamaya Karşı

İtiraz Hakkının Etkin Olarak Kullanılamadığına İlişkin İddia

1. Tutukluluk

İncelemelerinin Süresinde Yapılmadığı İddiası

a. Başvurucunun İddiaları

51. Başvurucu, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin

ve buna bağlı olarak tutukluluk durumunun -4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu'nda belirtilen on beş günlük süreden- on yedi gün sonra

değerlendirildiğini, ayrıca 18/7/2017 tarihinden itibaren -dosyanın Yargıtay

Ceza Genel Kurulunda bulunduğu süre içinde- yaklaşık dört ay tutukluluk

incelemesi yapılmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

52. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca

hürriyeti kısıtlanan bir kimsenin kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini

ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını

sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı bulunmaktadır.

Burada belirtilen bir yargı merciine başvurma hakkı, suç isnadıyla

hürriyetinden yoksun bırakılan kimseler bakımından tahliye talebinin yanı sıra

tutuklama, tutukluluğun devamı ve tahliye talebinin reddi kararlarına karşı

yapılan itirazların incelenmesi sırasında da uygulanması gereken bir güvencedir

(Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).

53. Bununla birlikte 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesine göre

şüpheli veya sanığın istemi olmaksızın tutukluluğun resen incelenmesi

durumunda, hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine başvurma hakkı

kapsamında bir değerlendirme yapılmadığından bu incelemeler Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası kapsamına dâhil değildir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No: 2012/1158, 21/11/2013, § 32; Faik Özgür Erol ve diğerleri, B. No:

2013/6160, 2/12/2015, § 24).

54. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğun gözden geçirilmesi

yönünden resen yapılan bu incelemeler Anayasa'nın 19. maddesinin kapsamına

dâhil olmadığından başvurunun bu kısmının konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Tahliye Taleplerinin

Değerlendirilmediği İddiası

a. Başvurucunun İddiaları

55. Başvurucu, görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Yargıtayda bulunduğu süreçte8/8/2017, 7/9/2017, 5/10/2017

ve 3/11/2017 tarihli dilekçelerle tahliye talebinde bulunduğunu ancak Yargıtay

16. Ceza Dairesinin söz konusu talepleri değerlendirmeden işlemsiz olarak iade

ettiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

56. Anayasa'nın 19. maddesinde her ne sebeple olursa olsun

hürriyeti kısıtlanan kişinin kısa sürede

durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde

hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine

başvurma hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Dolayısıyla tutukluluğa ilişkin

bir karara yönelik itirazın karara bağlanmasının gecikmesi, Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası bağlamındaki güvenceyle ilgilidir (Ç.Ö. [GK], B.

No: 2014/5927, 19/7/2018, § 45).

57. Somut olayda başvurucu, dosyanın Yargıtayda

bulunduğu sırada yaptığı bir kısım tahliye taleplerinin hiç

değerlendirilmediğini ileri sürmüştür.

58. Anayasa Mahkemesi söz konusu şikâyeti incelediğinde

-başvurucunun tutukluluk durumu devam ediyorsa- giderim olarak eğer başvurucunun

itirazı henüz değerlendirilmemiş ise derece mahkemesince itirazın veya tahliye

talebinin değerlendirilmesine ve tazminata hükmedebilecektir. Ancak

başvurucunun şikâyetine konu itiraz ya da tahliye talebi değerlendirilmiş,

başvurucu tahliye edilmiş ya da başvurucu hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş

ise Anayasa Mahkemesi giderim olarak ancak tazminata hükmedebilecektir (benzer

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Salih

Sönmez, B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 164-177).

59. Somut olayda başvurucunun söz konusu tahliye taleplerinin

hiç değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Ancak Mahkeme 17/1/2019 tarihinde

yaptığı duruşmada başvurucunun mahkûmiyetine ve hükmen tutukluluk durumunun

devamına karar vermiştir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi inceleme sonunda ihlal

sonucuna varması hâlinde giderim olarak sadece tazminata hükmedebilecektir.

60. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013,§§ 16, 17).

61. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve tutuklama işlemine

karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları durumunda

maddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine imkân

sağlamaktadır.

62. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir

olması yanında telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiğinde başvurucunun

şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Dolayısıyla

mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada da

etkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının kanıtlanmamış

olması gerekir (Ramazan Aras, B.

No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).

63. Başvurucunun belirli bir hukuk yolunun etkililiği konusunda

sadece bir kuşku duyması, kendisini söz konusu hukuk yolunu tüketme girişiminde

bulunma yükümlülüğünden kurtarmaz. Başvurucudan yorum yetkilerini kullanarak

mevcut hakları geliştirme fırsatı vermek için uygun mahkemelere başvurması

beklenebilir. Ancak yerleşik mahkeme içtihatları ışığında, belirtilen hukuk

yolunun gerçekte olumlu sonuçlanma konusunda makul bir ihtimale sahip olmadığı

durumlarda başvurucunun söz konusu hukuk yolunu kullanmamış olması başvuru

yollarının tüketilmediği sonucunu doğurmaz. Bir hukuk yolunun kesinlikle başarısız

olduğunu ortaya koyacak bir durum söz konusu değilse o hukuk yolunun etkili bir

şekilde işlediğine ilişkin emsal davaların bulunmaması tek başına başvurucuyu

bu hukuk yolunu tüketme yükümlülüğünden kurtarmaz. Zira başvurucunun bu hukuk

yoluna başvurması hâlinde mahkemelerin içtihatlarını başvurucunun lehine olacak

şekilde geliştirmeleri ihtimali her zaman vardır. (Cafer Yıldız, B.

No: 2014/9308, 9/1/2018, § 37).

64. Somut olayda başvurucu, ihlalin tespiti ve tazminat

talebinde bulunmuştur. Bu tespite bağlı olarak başvurucuya davanın esasının

sonuçlanmasından önce tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir başvuru yolunun

mevcut olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.

65. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendine göre, yakalanan veya tutuklanan

kişilerin yakalama ve tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru

imkânlarından yararlandırılmaması durumunda bu kişilerin maddi ve manevi her

türlü zararlarının tazminini isteyebilmesine imkân sağlanmaktadır. Somut olayda

da başvurucu, tutukluluğun devamı kararına yaptığı itirazın geç

değerlendirildiğini ileri sürmüştür.

66. Somut olayda başvurucunun durumuna benzer bir durumda bu

hükmün başarıyla uygulandığını gösteren emsal davalar bulunmamaktadır. Ancak

böyle bir hukuk yolunun kesinlikle başarısız olacağını iddia edebilmeyi ortaya

koyacak bir durum da söz konusu değildir. Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin

6/4/2016 tarihli ve E.2015/9116, K.2016/5826 sayılı kararında, yakalama işlemine

yapılan itirazın sürüncemede bırakılmasıyla ilgili bir davada asıl davanın

sonuçlanması beklenmeden 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi hükümlerine göre

tazminat talep edilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla özel bir

amaçla kabul edilen ve bu türden şikâyetlere çözüm getirmeye elverişli nitelik

taşıyan bir yasal düzenlemeye işlerlik kazandırmak ve yasal düzenlemenin

kapsamını belirlemek amacıyla derece mahkemelerine başvurulmasında yarar

bulunmaktadır. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu tüketilmeden yapılan

bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır (aynı yönde

değerlendirmeler için bkz. Cafer Yıldız, § 39).

67. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

G. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

68. Başvurucu, on dört saat boyunca yeterince beslenemeden ve

uykusuz şekilde sorguya çıkarıldığını ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

69. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Buna göre somut olayda başvurucunun

iddialarının özü kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin olup

başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında

incelenmesi gerekir.

70. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

71. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı ve

Anayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna

ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir soruşturmanın

yapılması gerekmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve

cezalandırılmasını da sağlamaya elverişli olmalıdır (Tahir Canan, § 25).

72. Devletin sahip olduğu etkili soruşturma yükümlülüğü

kapsamında, işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli kesin

belirtiler mevcut olduğunda -kişilere müdahale üçüncü kişilerden gelmiş olsa

dahi- şikâyet ya da ihbarda bulunulmadığında bile resen soruşturma açılmasının

sağlanması gerektiği açıktır (Tahir Canan,

§ 25).

73. Başvuruya konu olayda başvurucu, genel olarak kamu

görevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmektedir.

Başvurucunun anılan iddialarını herhangi bir adli ve/veya idari merciye ilettiğine dair bir bilgi veya belge sunmadığı da

gözetildiğinde hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin bireysel

başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

74. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

H. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği

İddiası

1. Başvurucunun İddiaları

75. Başvurucu, tutuklu iş olmasına rağmen savcılık tarafından

özensiz şekilde yürütülen soruşturma sonunda iddianame düzenlendiğini ve

soruşturma sürecinde -yeni olay ve olguların ortaya çıkması ve farklı

suçlamalar yöneltilmesi nedeniyle- ek ifadesinin alınması gereken durumlarda

savunma hakkı tanınmadığını ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

76. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Buna göre somut olayda başvurucunun iddialarının özü adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin olup başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin

Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında incelenmesi gerekir.

77. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için öngörülen idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, §§ 16, 17).

78. Somut olayda başvurucu hakkındaki yargılamanın

sonuçlanmadığı (bkz. § 31), adil yargılanma hakkı kapsamında ileri sürülen bu

iddiaların yargılama sürecinde ve kanun yolunda incelenmesi imkânının bulunduğu

anlaşılmaktadır.

79. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gözaltına almanın ve tutuklamanın hukuki olmamasına,

tutukluluğun makul süreyi aştığına, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme

önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin şikâyetler yönünden başvurunun mükerrer olması nedeniyle REDDİNE,

2. Resen yapılan tutukluluk incelemelerinin süresinde

yapılmadığına ilişkin iddianın konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tahliye taleplerinin değerlendirilmemesi dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 12/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Fatih

HATİPOĞLU

Başvurucu

:

Ali Efendi

PEKSAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/37727, 12 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Genel Bilgiler
  7. B. Başvurucuya İlişkin
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Gözaltına Almanın
  11. B. Tutuklamanın Hukuki
  12. C. Sulh Ceza
  13. D. Tutukluluğun Makul
  14. E. Tutukluluk
  15. F. Tutuklamaya Karşı
  16. G. Kötü Muamele Yasağının
  17. H. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği
  18. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  19. Kömürcü
  20. M. Emin KUZ
  21. Seferinoğlu
  22. Hatipoğlu
  23. Peksak
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/37727
Tarih
12 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • Mehmet Yayik Başvurusu (B. No: 2015/10136)
  • Hülya Türkan Başvurusu (B. No: 2016/3135)
  • Mustafa Yıldırım Başvurusu (B. No: 2015/53)
  • Paşa Hüroğlu Başvurusu (B. No: 2015/2880)
  • Volkan Doğdu Başvurusu (B. No: 2016/4186)
  • Zeliha İçyer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/4688)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.