İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Zeliha İçyer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/4688)

1. Başvuru, terör olaylarından doğan maddi zararların eksik

Başvuru No2015/4688Tarih12 Eylül 2019Okuma14 dk · 2.763 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Zeliha İçyer Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
12 Eylül 2019
Başvuru Numarası
2015/4688
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.763 kelime·14 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör olaylarından doğan maddi zararların eksik

tazmin edilmesi, manevi zararların ise tazmin edilmemesi nedeniyle mülkiyet

hakkının; buna ilişkin idari ve yargısal sürecin makul sürede

sonuçlandırılmaması nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvurucu Aydın İçyer 14/7/2017

tarihinde vefat etmiştir.

6. Başvurucunun eşi Zeliha İçyer ve

çocukları olan diğer başvurucular 6/10/2017 tarihinde kayda giren dilekçeyle

başvuruya devam etmek istediklerini bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucuların murisi Aydın İçyer,

Tunceli'nin Ovacık ilçesi Eğrikavak köyünde ikamet

etmekte iken 1994 yılında meydana gelen terör olayları neticesinde köyünün

boşaltılmasıyla yerleşim yerinden göç etmek zorunda kaldığını iddia etmiş;

17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında zararlarının karşılanması talebiyle

Tunceli Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonuna

(Komisyon) başvurmuştur. Komisyon 6/10/2009 tarihli kararıyla 14.653,23 TL

ödenmesine karar vermiştir.

9. Söz konusu tutarı yeterli bulmayan Aydın İçyer

dava açmıştır. Dava dilekçesinde, zararın Komisyonca belirlenen tutardan çok

daha yüksek olduğu belirtilerek Komisyonun 6/10/2009 tarihli işleminin iptaline

ve 5233 sayılı Kanun'daki esaslar çerçevesinde 95.000 TL maddi ve 5.000 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.

10. Elazığ 2. İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) 3/10/2012

tarihli kararıyla eksik incelemeye dayalı olduğu gerekçesiyle Komisyon

kararının iptaline, maddi tazminat istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine

yer olmadığına, manevi tazminat isteminin ise 5233 sayılı Kanun'da

düzenlenmediğinden reddine karar vermiştir.

11. Kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesi (Daire), ilk derece mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğunu,

dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek

nitelikte görülmediğini belirterek kararı 12/12/2013 tarihinde onamıştır.

12. Karar düzeltme talebi de Dairenin 11/12/2014 tarihli kararı

ile reddedilmiştir. Bu karar 25/2/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucuların murisi 13/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

14. Bu arada iptal kararı üzerine anılan Komisyon tarafından

yeniden yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu 10/12/2013 tarihli kararla

32.764,33 TL ödenmesine karar verilmiştir.

15. Aydın İçyer, hesaplanan bu tutarı

kabul etmiştir. 5233 sayılı Kanun’un 12. maddesi gereğince davet yazısı ile

birlikte gönderilen ve “Yukarıda ayni/nakdi

olarak belirtilen zararımın/zararlarımın karşılanması sonucunda Komisyonun

tespitine esas olay ile ilgili olarak uğradığım zararımın tamamının karşılanmış

olduğunu kabul ve taahhüt ederim” beyanını içeren sulhname başvurucunun avukatı tarafından imzalanmış ve söz

konusu tutar başvurucunun avukatının hesabına 5/6/2014 tarihinde yatırılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 5233 sayılı Kanun'un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 4. maddeleri (Celal Demir,

B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-21, 23).

17. İlgili diğer ulusal hukuk için bkz. Ali Ekber Çeçi ve diğerleri, B. No:

2015/5463, 23/1/2019, §§ 18-25.

B. Uluslararası Hukuk

18. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), söz konusu başvuruya

benzer şekilde terör olaylarından dolayı köyü terke mecbur kalınması nedeniyle

uğranılan zararın tazminine ilişkin olarak sulhname

imzalanmasının ardından köyü terkten önce var olan hayvanlarına ilişkin zararla

manevi zararının tazmin edilmediği iddialarıyla yapılan şikâyetleri kapsayan

bir grup başvuruyu incelediği Akbayır ve diğerleri/Türkiye (B. No: 30415/08,

28/6/2011) kararında sulhname imzalanmasının

-taleplerden feragat edilmesini gerektirdiği için- yerel boyuttaki bu

uzlaşmanın tartışmasız olarak ihtilaflı tazminat hakkında öne sürülen itiraza

son verdiği gerekçesiyle başvuruları kabul edilemez bulmuştur.

19. AİHM, başvuranlar tarafından imzalanan dostane çözüm

beyanlarında (sulhnamelerde) manevi tazminattan söz

edilmediğini gözlemlediğini belirterek dostane çözüme dair bu beyanların (sulhname) ilgili tarafların prosedürü sona erdirmeye

ilişkin açık iradesinin tezahürü olduğunu ifade etmiştir. AİHM; tüm başvuru

sahiplerinin iç hukukta ve AİHM huzurunda avukatlar tarafından temsil

edildiğini, bu hâlde başvuranların 5233 sayılı Kanun ve kendi beyanlarının

manevi zarara ilişkin hiçbir talep içermediği iddiasını da bu anlaşmaların

sonuçlarından habersiz oldukları iddiasını da ileri süremeyeceklerini

belirtmiştir. AİHM'e göre söz konusu düzenleme,

başvuranların prosedürle ilgili her türlü iddiadan feragat etmelerini

gerektirmektedir. Sonuç olarak uluslararası boyutta bu anlaşmanın söz konusu

ödemeyle ilgili anlaşmazlığı tartışmasız bir şekilde sonlandırması nedeniyle

başvuranların şikâyette bulunamayacaklarına hükmedilmiştir (Akbayır ve diğerleri/Türkiye, § 77).

20. AİHM, sürü hayvanlarının farklı türlerine göre besicilikten

elde edilen gelirlerin tazminatının komisyonlarca yanlış değerlendirilmesine

ilişkin şikâyetle ilgili olarak da dostane çözümün kabul edilmesiyle ilgili

yukarıda belirtilen sonuçların ayrıca bu şikâyete de uygulanabilir olduğu

kanaatinde olup AİHM'e göre sulhnamelerin

imzalandığı ve ödemeler gerçekleştiği andan itibaren Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (Sözleşme) bağlamında başvuranların mağdur sıfatı kalkmaktadır (Akbayır ve diğerleri / Türkiye, § 78).

21. Diğer taraftan AİHM, Ergezen/Türkiye (B. No: 73359/10, 8/4/2014) başvurusunda

başvurucunun başvuruda bulunduktan sonra ölmesi üzerine yakınlarının başvuruya

devam etmeyi istemeleri durumu ile başvurudan önce ölen kişi adına doğrudan

ölenin yakınları tarafından AİHM'e başvuruda bulunma

durumunun ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir (Ergezen/Türkiye, §§ 27, 28; benzer yöndeki karar

için bkz. Valentin Câmpeanu Adına Hukuki Kaynaklar Merkezi/Romanya [BD], B.

No: 47848/08, 17/7/2014, § 97).

22. AİHM ilke olarak asıl başvurucu tarafından ölmeden önce

yapılan bir başvurunun ölenin yakınları tarafından takip edilebilmesi için bu

kişilerin başvurunun devamında yeterli menfaatlerinin olması gerektiğini

belirtmektedir (Hristozov ve diğerleri/Bulgaristan, B. No: 47039/11

ve 358/12, 13/11/2012, § 71; Valentin Câmpeanu Adına Hukuki

Kaynaklar Merkezi/Romanya, § 97). Çünkü bu durumda asıl başvurucu

kişisel tercihini kullanarak Sözleşme'den doğan

haklarının ihlal edildiği yönünde ölmeden önce bizzat başvuruda bulunmuştur (Ergezen/Türkiye, § 29).

23. AİHM'e göre asıl başvurucu

tarafından ölmeden önce yapılan bir başvuruda belirleyici husus başvuruya konu

hakkın mirasçılara devredilip edilemeyeceği değil başvuruya devam etmek isteyen

yakınlarının bu konuda meşru menfaatlerinin bulunup bulunmadığıdır (Ergezen/Türkiye, § 29).

24. Ancak AİHM'e göre başvuru karara

bağlanmadan önce ölen kişinin başvuruya devam etmek isteyen yakınlarının

bulunmaması veya bu türden bir istekte bulunan kişilerin başvurucunun mirasçısı

ya da yeterince yakın akrabası olmaması yahut ölenin yakınlarının başvurunun

devamında meşru menfaatlerinin bulunduğunu ortaya koyamaması hâlinde düşme

kararı verilebilir (benzer yönde bir karar için bkz. Leger/Fransa [BD], B. No: 19324/02, 30/3/2009, § 50). Ancak

Sözleşme'nin uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı

hâllerde incelemeye devam edebilir (benzer yönde bir karar için bkz. Karner/Avusturya, B. No: 40016/98, 24/7/2003 §§

25-28).

25. AİHM Ergezen/Türkiye başvurusunda, başvuruda

bulunduktan sonra vefat eden başvurucunun yakınlarının başvuruya devam etme

isteklerini, ellerindeki belgelere göre yeterli menfaatleri bulunduğu

gerekçesiyle kabul etmiş ve yargılamanın makul süreyi aştığı sonucuna ulaşarak

Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 12/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Ön Sorun

27. Somut olayda Aydın İçyer, başvuruda bulunduktan sonra 14/7/2017

vefat etmiştir. Mirasçıları 6/10/2017 tarihinde verdikleri dilekçeyle başvuruyu

takip etmek istediklerini beyan etmişlerdir.

28. Başvuru genel olarak terörle mücadele kapsamında Aydın İçyer'in köyünü terke zorlanması üzerine 5233 sayılı Kanun kapsamında

yaptığı maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabul edilmesi nedeniyle

mülkiyet hakkının ve buna ilişkin açtığı davada adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

29. Anayasa Mahkemesi, somut olaya kısmen benzer şikâyetin

incelendiği Adile Melekoğlu ve diğerleri

(B. No: 2015/1630, 22/1/2019, §§ 44-49) kararında; başvuruya konu olayda

istenen manevi tazminatın köyden göç edilmesine ilişkin olaylar nedeniyle

mirasçıların değil murisin çektiği ileri sürülen ruhsal elem ve üzüntülerin giderimini amaçladığı, bu yönüyle mirasçıları doğrudan

etkilediğinin ileri sürülemeyeceği, murisin de hayatta iken manevi tazminat

yönünde iradesini ortaya koymadığı görüldüğünden başvurucuların manevi tazminat

istemi yönünden doğrudan veya dolaylı mağdur sıfatını taşımadıkları sonucuna

varmıştır.

30. Somut olayda ise başvurucuların murisi hayatta iken manevi

tazminata ilişkin şikâyetini derece mahkemeleri önünde dile getirdiği gibi bu

şikâyetinin karşılanmadığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine de taşımıştır.

Dolayısıyla somut olayda gerek manevi tazminat istemi yönünden gerekse diğer

şikâyetler yönünden başvuruya devam etmede yeterli menfaatleri bulunduğu

değerlendirilen mirasçılar yönünden başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik

bulunmamaktadır.

31. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi, davayı takip hakkı kendine

geçenlerin başvuruya devam etmek istediklerine ilişkin taleplerini ölüm

tarihinden itibaren dört ay içinde Anayasa Mahkemesine iletmeleri gerektiğini

kabul etmektedir (T.G., B. No:

2017/21163, 9/1/2019, § 20). Mirasçıların başvuruya devam etme talebinin dört aylık süre içinde yapıldığı açıktır.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Maddi Zararların Eksik

Tazmin Edildiğine İlişkin Şikâyet Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu; Komisyon kararında köyü terkten önceki hayvan

varlığının dikkate alınmadığını, mülkünden mahrum kaldığı sürenin yedi yıl

olarak kabul edildiğini, oysa bu sürenin dokuz yıl olduğunu belirterek eksik

tazmin nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

b. Değerlendirme

33. Somut olayda başvurucu, terör ve terörle mücadele kapsamında

yürütülen faaliyetler nedeniyle oluşan zararlarının karşılanması amacıyla 5233

sayılı Kanun kapsamında Komisyona başvurmuş; Komisyon tespit edilen zararları

öngörülen birim fiyatlara tabi tutarak bir tazminat miktarı belirlemiş, ancak

belirlenen tazminatı kabul etmeyen başvurucu konuyu yargıya taşımıştır. Açılan

davalar sonucunda idari yargı yeri maddi tazminat yönünden Komisyon kararını

hukuka aykırı bularak iptal etmiştir. Nihayetinde Komisyon tarafından yeniden

hesaplama yapılmış ve belirlenen tutar başvurucu tarafından kabul edilmiş,

yeniden yargıya taşınmamıştır. Bir başka deyişle başvurucu sulh teklifini kabul

etmiştir (bkz. §§ 8-15).

34. Bireysel başvuruda bir hakkın ihlal edildiğine karar

verilebilmesi için mağdurluk statüsünün ve/veya başvuruya konu olan kamu gücü

kullanımına dayalı temel nedenlerin başvurunun yapıldığı anda mevcut olması ve başvuru

hakkında karar verileceği zamana kadar devam etmesi gerekir. Mağdurluk

statüsünün varlığı konusunda değerlendirme yapılırken başvurucunun şikâyet

ettiği hususların gerçekleşip gerçekleşmediği, hâlâ mevcut olup olmadığı ve

muhtemel hak ihlalinin etkilerinin giderilip giderilmediği incelenmelidir (Zübeyit Kaya, B. No: 2013/7674, 21/5/2015, § 36).

35. Bunun yanında tazminat ya da başvurucunun taleplerinin

anlaşma ile karşılanması da mağdurluk statüsünün belirlenmesine etki eder (Arman Mazman, B.

No: 2013/1752, 26/6/2014, § 43).

36. Başvuruya konu olayda eksik hesaplandığı iddia edilen

zararın miktarı üzerinde başvurucunun idareyle anlaşma sağlamış ve sulhnameyi imzalamış olması sebebiyle maddi mağduriyetinin

açıkça orantısız olmayacak şekilde giderildiği sonucuna varılmıştır.

Başvurucuların murisinin, Komisyonun tespitinde belirlenen ve zararlarının

tamamını karşıladığını beyan ettiği alacağı tümüyle davalı idareden tahsil

etmesi sebebiyle mülkiyet hakkına ilişkin mağduriyet giderilmiş ve bu hak

yönünden mağdurluk statüsü de aynı tarihte sona ermiştir. Başvurucuların

murisinin, Komisyonun sulhname teklifini avukatı

aracılığıyla kabul etmesinden ve sulhnamenin muris

adına avukatı tarafından imzalanmasından dolayı murisin maddi tazminat

iddialarını sona erdiren sulhnamenin bu hukuki

sonucundan habersiz olduğu da düşünülemez. Öte yandan Komisyon tarafından

ödenmesine karar verilen tazminat tutarının ödenmediği ya da eksik ödendiği

yönünde bir iddia da yoktur.

37. Diğer taraftan manevi tazminat 5233 sayılı Kanun'da

öngörülmediğinden sulhname konusu olamayacağı açık

olup bu kısımda varılan sonuç sadece maddi tazminata ilişkindir. Manevi

tazminat yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılacaktır.

38. Açıklanan gerekçelerle eksik maddi tazminattan kaynaklanan

mülkiyet hakkına yönelik şikâyet yönünden başvurucunun mağdurluk statüsünü

kaybettiği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin kişi

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Manevi Zararların

Tazmin Edilmediğine İlişkin Şikâyet Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

39. Başvurucu, manevi zararlarının tazmin edilmemesi nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

40. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, manevi

tazminat taleplerinin reddedilmesine ilişkin iddialar daha önce bireysel

başvuruya konu olmuş ve bu konuda verilen kararlarda başvurucuların terör

eylemi kapsamında gerçekleşen zararlarının manevi tazminat ödenmesi ile

giderilmesine ilişkin olarak 5233 sayılı Kanun’da hüküm bulunmamakla birlikte

idare hukukunun genel hükümleri kapsamında başvurucuların anılan talep hakkına

sahip olduğu belirtilmiştir (Özden Sayar ve

Deren Dilara Sayar, B. No: 2013/4022, 13/4/2016, §§ 51-76).

41. Bir başka deyişle 5233 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi ve

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun verdiği kararlarda da belirtildiği

üzere maddi zararların giderilmesine ilişkin özel bir usul öngörmekle birlikte

manevi zararların genel hükümlere göre karşılanmasına da engel olmayan bir

kanundur. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12.

ve 13. maddelerinde, idarenin işlem veya eylemlerinden dolayı hakları ihlal

edilenlere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır. Bu yol, 5233

sayılı Kanun dışında idari yargıda genel hükümlere başvurularak uğranılan

zararın tazminine imkân sağlamaktadır (Abbas

Emre, B. No: 2014/5005, 6/1/2016, § 81).

42. Anılan içtihatlarda ortaya konulduğu üzere 5233 sayılı Kanun

manevi zararların karşılanmasını öngörmemekle birlikte genel hükümlere göre

açılacak tam yargı davasında manevi tazminat istenmesini de engellememektedir.

Bir başka ifadeyle kişiler manevi tazminat taleplerini 5233 sayılı Kanun

kapsamında değil 5233 sayılı Kanun'dan bağımsız olarak tazminat hukukunun genel

prensiplerine göre açacakları davalarda dile getirebilirler.

43.

Bu durumda başvurucuların idare mahkemelerinde açtıkları davaların niteliği ve

manevi tazminata ilişkin taleplerini dile getiriş biçimleri özel önem taşır.

Bir başka deyişle davanın yukarıda belirtilen içtihada uygun şekilde yani genel

hükümler çerçevesinde 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinde belirtilen

usullere göre mi açıldığının yoksa manevi tazminat talebinin 5233 sayılı

Kanun'a mı dayandırıldığının ortaya konulması gerekir.

44. Aydın İçyer'in İdare Mahkemesine

sunduğu dava dilekçesinin incelenmesinden dilekçenin sonuç ve istem kısmında

5233 sayılı Kanun'daki esaslar çerçevesinde 95.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesini istediği, bir başka deyişle başvurucunun

davasını 5233 sayılı Kanun kapsamında açtığı ve taleplerini anılan Kanun'a

dayandırdığı görülmektedir.

45. Başvurucuların murisinin dava dilekçesindeki talepleri ve

dayanakları bağlamında inceleme yapan İdare Mahkemesi, anılan iddialara yönelik

olarak 5233 sayılı Kanun'un sadece maddi zararların karşılanmasını düzenlediği,

manevi zararların tazminine yönelik herhangi düzenlemeye yer vermediği,

dolayısıyla talep edilen manevi zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında

karşılanmasına imkân bulunmadığı gerekçesiyle manevi tazminat istemini

reddetmiştir. 5233 sayılı Kanun kapsamında talep edilen, 2577 sayılı Kanun'un

genel hükümlerine dayanılmayan manevi tazminat isteminin reddine ilişkin karar

Danıştay tarafından onanarak kesinleşmiştir.

46. Somut olayda Anayasa Mahkemesi ve Danıştay İdari Dava

Daireleri Kurulu içtihatlarında belirtildiği şekilde manevi tazminat istemiyle

genel hükümlere göre tam yargı davası açılmadığından manevi tazminat istemiyle

5233 sayılı Kanun kapsamında açılan davada derece mahkemelerinin söz konusu

istemin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanmasına imkân bulunmadığı

değerlendirmesini yaparak reddetmesinde mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin

olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

48. Başvurucuların murisi; köyü terk etmeden önceki hayvan

varlığına ilişkin iddialarının dikkate alınmaması ve derece mahkemelerinin bu

konuda gerekçelerinin bulunmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının da

ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca 5233 sayılı Kanun kapsamında

başvurulan idari süreç ve yargılama prosedürlerinin makul sürede

sonuçlandırılmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddia edilmiştir.

2. Değerlendirme

49. Somut olayda sulhname imzalanarak

maddi tazminata ilişkin uyuşmazlığın sona erdirildiği konusunda yukarıda yer

verilen mülkiyet hakkıyla ilgili gerekçedeki değerlendirme ve varılan sonuç

gözetildiğinde usul güvencesi olan adil yargılanma hakkı bakımından aynı

şikâyetlerin tekrar incelenmesini gerektiren bir neden bulunmamaktadır. Bu

nedenle bu başlık altındaki mülkiyet hakkı yönünden ileri sürülen benzer

mahiyetteki şikâyetlerin incelenmesine gerek görülmemiştir.

50. Diğer taraftan makul sürede yargılanma hakkına ilişkin

şikâyet sulhname imzalanmasından bağımsız olduğundan

ve başvurucunun temel şikâyetlerinden ayrı olarak ele alınabilecek nitelikte

olduğundan makul sürede yargılanma hakkı yönünden inceleme yapılmıştır.

51. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra yürürlüğe giren 25/7/2018

tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek

Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

52. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı tarafından

incelenmesi öngörülmüştür.

53. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru

imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve

yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden

inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 27-36).

54. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru yolunun

kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36)

55. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduklarına karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Maddi zararların eksik tazmin edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

2. Manevi zararların tazmin edilmediğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

12/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Mehmet Sadık YAMLI Başvurucular : 1. Zeliha İÇYER 2. Önder İÇYER 3. Saadet KAYA 4. Türkan GÜLBEZ 5. Yıldız BIYIK 6. Kader KULU 7. İsmail İÇYER 8. Elif ARTUT 9. İbrahim İÇYER 10. Gülseren BOZOOĞLU Vekilleri : Av. Meral HANBAYAT YEŞİL Av. Mehmet Ali KIRDÖK Av. Ümit SİSLİGÜN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/4688, 12 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Ön Sorun
  11. B. Mülkiyet Hakkının
  12. C. Makul Sürede
  13. Kabul Edilemez Olduğuna
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/4688
Tarih
12 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • Sise Pet. Yaş Sebze Mey. Oto Al. Sat. Teks. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2016/9115)
  • Mecit Şahinkaya ve Tamer Korkmaz Başvurusu (B. No: 2016/463)
  • A.h. Başvurusu (B. No: 2019/7023)
  • Selman Tumur ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/18754)
  • Naif Bal Başvurusu (B. No: 2015/2465)
  • Ali Haydar Akan Başvurusu (B. No: 2016/5633)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.