İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şenal Haylaz Başvurusu (B. No: 2013/3457)

1. Başvurucu, Büyüknacar Belediye Başkanlığı (Belediye) aleyhine açtığı

Başvuru No2013/3457Tarih25 Şubat 2015Okuma22 dk · 4.370 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Şenal Haylaz Başvurusu

Karar tarihi
25 Şubat 2015
Başvuru Numarası
2013/3457
R.G. Tarih-Sayı
27/5/2015-29368
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.370 kelime·22 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, Büyüknacar Belediye Başkanlığı (Belediye) aleyhine açtığı

iş akdinin feshinden kaynaklanan tazminat ve alacak davası sonunda hükmedilen

bedellerin ödenmediğini, Belediye aleyhine yaptığı icra takibinin sonuçsuz

kaldığını belirterek, çalışma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüş, tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 20/5/2013 tarihinde

Adana 1. İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 28/10/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 14/11/2013

tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru

konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 27/12/2013 tarihli görüş yazısı başvurucuya

tebliğ edilmiş, başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını sunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Kahramanmaraş ili Pazarcık ilçesi Büyüknacar Belediye Başkanlığında (Belediye) işçi olarak

çalışmakta iken, Belediye Başkanlığınca 23/6/2009 tarihinde, işyerindeki verimi

düştüğü gerekçesiyle başvurucunun iş akdi feshedilmiştir.

8. Başvurucu, 31/7/2009 tarihinde Belediye aleyhine Pazarcık

Asliye Hukuk Mahkemesinde (İş Mahkemesi sıfatıyla) açtığı davada, iş akdinin

haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem, ihbar, kötüniyet,

iş güvencesi tazminatlarının tahsili ile diğer ücret alacaklarının ödenmesini

talep etmiştir.

9. Mahkemece, 4/5/2010 tarih ve E.2009/551, K.2010/355

sayılı kararla başvurucunun yazı işleri müdürü olarak çalıştığı sırada 29 Mart

yerel seçimlerinden sonra temizlik işine verildiği, akabinde de iş akdinin

haksız olarak feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 20.779,00 TL

kıdem tazminatının 23/6/2009 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi

ile birlikte, 2.480,80 TL ihbar tazminatının 100,00 TL'sinin dava tarihinden,

2.380,80 TL'sinin ıslah tarihi olan 22/3/2010 tarihinden itibaren yasal

faiziyle birlikte, 1.075,00 TL yıllık izin ücretinin 100,00 TL'sinin dava

tarihinden, 975,00 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte,

10.100,00 TL iş güvencesi tazminatının 100,00 TL'sinin dava tarihinden,

10.000,00 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren en yüksek işletme kredi faiziyle

birlikte, 600,00 TL ilave tediye alacağının 100,00 TL'sinin dava tarihinden,

500,00 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren en yüksek işletme kredi faiziyle

birlikte davalıdan tahsili ile başvurucuya verilmesine karar verilmiştir.

10. Başvurucu, 3/8/2010 tarihinde anılan Mahkeme kararına

dayalı olarak Belediye aleyhine Adana 9. İcra Müdürlüğünün E.2010/10062 sayılı

dosyasında, hükmedilen tazminat ve alacaklar ile yargılama gideri, vekalet

ücreti ve işlemiş faiz toplamı olan 47.123,76 TL'nin faiziyle tahsili amacıyla

ilâma dayalı icra takibi başlatmış ve Belediyeye icra emri gönderilmiştir.

11. Takibin kesinleşmesi sonucu başvurucunun talebi üzerine,

Belediyenin Ziraat Bankasında bulunan ve İller Bankasından gelen alacaklarının

bulunduğu hesaplarına haciz konulmuştur.

12. Belediye, başvurucu aleyhine 12/11/2010 tarihinde Adana

2. İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı şikâyet davasında, İller Bankasından gelen

ödemeler üzerine haciz konulamayacağı iddiasıyla haczin kaldırılmasını talep

etmiştir.

13. Mahkemece, 23/11/2010 tarih ve E.2010/1016, K.2010/996

sayılı kararla Belediyeye ait banka hesaplarında bulunan vergi, resim, harç ve

İller Bankasından gelen payların nitelikleri gereğince haczedilemeyecekleri

gerekçesiyle Ziraat Bankası Pazarcık Şubesinde Belediyeye ait hesapta bulunan

37.067,84 TL üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.

14. Temyiz üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 22/2/2012

tarih ve E.2012/20652, K.2012/4701 sayılı ilâmıyla hüküm onanmıştır.

15. Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesince (İş Mahkemesi

sıfatıyla) verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin

25/2/2013 tarih ve E.2010/46966, K.2013/6641 sayılı ilâmıyla hüküm onanmıştır.

16. Karar, başvurucuya 19/4/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu, 20/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

18. Adana 9. İcra Müdürlüğü

15/12/2014 tarihli yazısında, 29/4/2014 tarihi itibarıyla toplam borcun

83.547,75 TL olduğunu, dosya kapsamında hiçbir ödeme yapılmadığını, icra

dosyasının yenilenerek E.2013/7460 sayılı dosyasında takibin devam ettiğini

bildirmiştir.

B. İlgili

Hukuk

19. 10/12/2003 tarih ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve

Kontrol Kanunu’nun “Ödenemeyen giderler ve bütçeleştirilmiş

borçlar” kenar

başlıklı 34.

maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Ödeme

emri belgesine bağlandığı halde ödenemeyen tutarlar, bütçeye gider yazılarak

emanet hesaplarına alınır ve buradan ödenir. Ancak, malın alındığı veya

hizmetin yapıldığı malî yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar talep edilmeyen

emanet hesaplarındaki tutarlar bütçeye gelir kaydedilir. Gelir kaydedilen

tutarlar, mahkeme kararı üzerine ödenir.

Kamu idarelerinin nakit mevcudunun tüm

ödemeleri karşılayamaması halinde giderler, muhasebe kayıtlarına alınma

sırasına göre ödenir. Ancak, sırasıyla kanunları gereğince diğer kamu

idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay ve

benzeri tutarlara, tarifeye bağlı ödemelere, ilama bağlı borçlara, ödenmemesi halinde

gecikme cezası veya faiz gibi ek yük getirecek borçlara ve ödenmesi talep

edilen emanet hesaplarındaki tutarlara öncelik verilir.”

20. 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu’nun 443. maddesi şöyledir:

“Temyiz dava icrayı tehir etmez. Ancak müstedi indettemyiz haksız

çıktığı takdirde mahkümun bihi

eda ve teslim edeceğine dair kefaleti kaviye göstermek veyahut mahkümunbih olan nutuk ve eşyayı bir mevkii resmiye

depozito etmek veya hasmı tarafından emval ve emlakı

haczedilmiş olmak şartiyle Mahkemei

Temyiz talep üzerine müstacelen icranın tehirine karar verebilir.

Müstedi Devlet ise veya müzahareti

adliyeye nail olup da davanın ve hükmün mahiyetine ve ahvali saireye nazaran icranın tehiri icap ediyorsa bila teminat icranın tehirine karar verilebilir.

Nafaka hükümleri müstesnadır.

Gayrimenkule ve buna mütaallik

aynı haklara ve aile ve şahsın hukukuna mütedair hükümler katiyet kesbetmedikçe icra olunamaz.

(Ek:12/6/1979-2248/9 md.) Hükmün kesinleştiği; ilamın altına veya arkasına

yazılıp tarih ve mahkeme mührü konmak ve mahkeme başkanı veya hakimi tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir.”

21. 9/6/1932 tarih ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “İcranın

geri bırakılması için verilecek süre” kenar başlıklı 36. maddesi şöyledir:

“İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna

başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini

ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından

kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât

veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti

gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz

ise icranın geri bırakılması için bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine

uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir.

Borçlu, Devlet veya adlî yardımdan yararlanan

bir kimse ise teminat gösterme zorunluluğu yoktur.

…”

22. 2004 sayılı Kanun’un “Haczi Caiz Olmıyan Mallar ve Haklar” kenar başlıklı 82. maddesinin

1.fıkrası şöyledir:

“Aşağıdaki şeyler haczolunamaz:

1. Devlet malları ile mahsus kanunlarında

haczi caiz olmadığı gösterilen mallar,

…”

23. 3/7/2005 tarih ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” kenar

başlıklı 15. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

“Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla

elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan

malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri

haczedilemez.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

24. Mahkemenin 25/2/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 20/5/2013 tarih ve 2013/3457 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu, Büyüknacar Belediye

Başkanlığınca iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, tazminat ve işçi

alacaklarının tahsili amacıyla açtığı dava sonunda tazminat ve işçi

alacaklarının davalıdan tahsiline karar verildiğini, karar gereği alacağın

tahsili amacıyla Adana 9. İcra Müdürlüğünde yaptığı icra takibine rağmen

tazminat ve alacaklarının ödenmediğini, Belediyenin hesapları üzerine konulan

haczin de kaldırıldığını, Belediyenin kamu mallarının haczedilmezliğine

dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçındığını belirterek, mülkiyet ve

çalışma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

26. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,

Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesinde (İş Mahkemesi sıfatıyla) açtığı dava sonunda

tazminat ve işçi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verildiği hâlde,

Belediye tarafından icra takibine rağmen Mahkemece hükmedilen alacak ve

tazminatlarının ödenmediği belirtilerek, çalışma ve mülkiyet haklarının ihlal

edildiği ileri sürülmüştür. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına

ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. Bu

kapsamda, başvurucunun iddialarının Mahkemece hükmedilen alacak ve

tazminatların ödenmeyerek Mahkeme kararının yerine getirilmemesine yönelik

olduğu anlaşılmış olup ihlal iddiaları mülkiyet ve adil yargılanma haklarının

ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

27. Başvurucunun, Mahkeme kararıyla hükmedilen işçilik

alacakları ve tazminatlarının ödenmemesiyle ilgili şikâyetleri açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyetler için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

28. Başvurucu, Mahkeme kararıyla hükmedilen işçilik

alacakları ve tazminatlarının ödenmediğini belirterek, mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, başvurucunun,

kesinleşmiş ve infaz edilebilir mahkeme kararının infazının sağlanmadığına dair

ihlal iddialarının, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlali iddiaları

kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

30. Adalet Bakanlığının görüşüne karşı başvurucu beyanda

bulunmamıştır.

31. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

32. Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrası şöyledir:

"Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme

kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir

suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."

33. Başvurucunun ihlal iddiaları, iki ayrı başlık altında

değerlendirilmiştir.

a. Adil Yargılanma

Hakkının İhlali İddiası

34. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir."

35. Sözleşme'nin "Adil

yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir."

36. Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa'nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yer alan

ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve

haklara, Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 38).

37. Anayasa'nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama

özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını

ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte

aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde

etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil

yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia

ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi

de kapsayan bir haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, K.T. 14/1/2010).

38. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Anılan maddeyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, kendisi bir temel

hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bağlamda Anayasa'nın, yasama ve yürütme organları ile

idarenin mahkeme kararlarına uyma zorunluluğunu, mahkeme kararlarının

değiştirilemeyeceğini ve uygulanmasının geciktirilemeyeceğini ifade eden 138.

maddesinin de adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi

gerektiği açıktır (B. No: 2013/1752, 26/6/2014, § 57).

39. Yargı kararının geciktirilmeksizin uygulanması,

Anayasa'nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasında mahkemelerin bağımsızlığının

bir parçası olarak görülmekte ve devlete yargı kararlarını değiştirmeden ve

geciktirmeden uygulama yükümlülüğü getirilmektedir.

40. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde açıkça kararların icrasından bahsedilmediği için AİHM, mahkemeye

erişim hakkından yola çıkarak kararların icrası hakkını adil yargılanma

hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmektedir. Mahkemeye erişim hakkı,

bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın

uygulanmasını isteme haklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması,

yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir

unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (bkz. Hornsby/Yunanistan, B.

No: 18357/91, 19/3/1997, § 40).

41. Yargılama sonucunda mahkemenin bir karar vermiş olması

yeterli değildir; ayrıca bu kararın etkili bir şekilde uygulanması da gerekir.

Hukuk sisteminde, nihai mahkeme kararlarını, taraflardan birinin aleyhine sonuç

doğuracak şekilde uygulanamaz hale getiren düzenlemeler bulunması veya mahkeme

kararlarının icrasının herhangi bir şekilde engellenmesi hallerinde, "mahkemeye erişim hakkı" da

anlamını yitirir (B. No: 2012/144, 2/10/2013, § 28).

42. AİHM, kesinleşmiş ve bağlayıcı bir yargı kararının,

lehine karar verilen tarafın zarar görmesine rağmen infaz edilmemesi durumunda,

Sözleşme'nin 6. maddesinin teminat altına aldığı mahkemeye erişim hakkının bir

anlam ifade etmeyeceğini vurgulamaktadır. Hangi yargı makamı verirse versin,

bir yargı kararının veya hükmünün infaz edilmesi, 6. madde anlamında "dava"nın tamamlayıcı unsuru

olarak değerlendirilmelidir (bkz. Burdov/Rusya, B. No:59498/00, 7/5/2002, § 34).

43. Davaya taraf olan kişinin etkin korunması ve hukuka

uygunluğun sağlanması, idarenin kendisi hakkında verilebilecek nihai yargı

kararlarına uymasını gerektirmektedir. Şayet idare, yargı kararını uygulamayı

reddediyor veya ihmal ediyor ya da onu uygulamayı geciktiriyorsa, bu durumda

davada taraf olan kişinin davanın safahatı süresince yararlandığı Sözleşme'nin

6. maddesinde öngörülen teminatlar, her türlü varlık nedenini kaybetmektedir

(bkz. Süzer ve Eksen Holding A.Ş /Türkiye, B.

No:6334/05, 23/10/2012, § 115).

44. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamında bir yargı yerine

ulaşma hakkının, sadece teorik olarak bu hakkın tanınmasını değil, aynı zamanda

o yargı yerinden alınan nihai kararın icrasına yönelik meşru bir beklentiyi de

koruduğunu kabul etmiştir (bkz. Apostol/Gürcistan, B. No:40765/02, 28/2/2007, §

54).

45. Öte yandan Devlet, bir kurumu aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı

mahkeme kararıyla ortaya konulan borcunu ifa etmemek için ekonomik kaynak

yokluğunu mazeret olarak ileri süremez (bkz.

Burdov/Rusya, B. No:59498/00, 7/5/2002, §

35).

46. Devlet aleyhine birey lehine verilmiş olan nihai bir

kararın söz konusu olduğu durumlarda, birey ayrı bir icra takibi yapmaya

zorlanamaz (bkz. Manushaqe

Puto ve Diğerleri/Arnavutluk, B. No:

604/07, 34770/09, 43628/07, 31/7/2012, § 71).

47. Anayasanın 138. maddesi metninde mahkeme kararlarına

uyma, bu kararları değiştirmeksizin yerine getirme hususunda yasama ve yürütme

organları ile idare makamları lehine herhangi bir istisna hükmüne yer

verilmemiştir. Yargı kararlarının ilgili kamu otoritelerince zamanında yerine

getirilmediği bir devlette, bireylerin yargı kararıyla kendilerine sağlanan hak

ve özgürlükleri tam anlamıyla kullanabilmeleri mümkün olmaz. Dolayısıyla

devlet, yargı kararlarının zamanında icra edilmesini sağlayarak bireyler

aleyhine oluşabilecek hak kayıplarını engellemekle ve bu yolla bireylerin kamu

otoritelerine ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını korumakla

yükümlüdür. Bu sebeple hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu bir devlette,

bireylerin kamu otoritesi ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını koruma

adına vazgeçilemez bir görev ifa eden yargı kararlarının zamanında icra

edilmeyerek, sonuçsuz bırakılması kabul edilemez (B. No: 2013/1752, 26/6/2014,

§ 61).

48. Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında düzenlenen

yargı kararlarının geciktirilmeksizin uygulanması yükümlülüğü, hukukun genel

ilkelerinden biri olarak da kabul edilen kesin hükme saygı ilkesinin de bir

gereğidir. Çünkü bir hukuk sisteminde yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin

hüküm, zarar gören taraflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse,

adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin bir anlamı kalmayacaktır (B.

No: 2013/1752, 26/6/2014, § 65).

49. Yargı kararlarının icrasındaki gecikmenin başvurucunun

adil yargılanma hakkına bir müdahale olduğu kabul edilmekle beraber, kararların

icrasında ne kadar süreli bir gecikmenin hak ihlali sayılacağının, davanın

konusu, dava konusu bir alacağın veya tazminatın ödenmesiyse alacak veya

tazminatın mahiyeti, başvurucunun kararın icrasındaki menfaati, yargı kararının

icrasının başvurucu için önemi, ödeme ile sorumlu idarenin bütçe imkânları ve

ödeme konusundaki tutumu, alacak veya tazminatın ödemenin gecikmesi nedeniyle

değer kaybedip kaybetmediği, davanın kararın icra safhasıyla beraber toplam

süresi ile kararın icrasında geçen süre gibi somut davanın koşullarına göre

incelenmesi gerekir (B. No: 2013/1752, 26/6/2014, § 66).

50. Nitekim AİHM, mahkeme tarafından verilen hükmün yerine

getirilmesini, Sözleşme’nin 6. maddesi bakımından yargılamanın bütünleyici bir

parçası olarak görmekte ve yargılamanın uzunluğuyla ilgili davalarda da

incelemektedir (Bkz., Di Pede/İtalya, B.

No: 15797/89, 26/9/1996, §§ 20-24).

51. Başvuru konusu olayda, iş akdinin haksız feshedildiği

iddiasıyla Belediye aleyhine açılan dava sonucunda işçilik alacaklarının ve

tazminatlarının tahsiline karar verilmiş olup, bu sorunun çözümüne yönelik

olarak yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri

konu alan bir yargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

52. Başvurucu, Büyüknacar Belediye

Başkanlığı aleyhine Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesinde (İş Mahkemesi sıfatıyla)

açtığı dava sonunda işçilik alacakları ve tazminatlarının Belediyeden tahsiline

karar verildiğini, Mahkeme kararlarının icrası amacıyla Adana 9. İcra

Müdürlüğünde başlattığı ilama dayalı icra takibine rağmen hükmedilen alacak ve

tazminatların ödenmediğini, Belediyenin kamu mallarının haczedilmezliğine

ilişkin kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçındığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

53. Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesince (İş Mahkemesi

sıfatıyla), başvurucu lehine verilen kararın icra edilebilir olmasına ve

başvurucunun hukuk sisteminde düzenlenen tüm başvuru yollarını kullanmasına

rağmen, Mahkeme kararıyla hükmedilen işçilik alacakları ve tazminatları

herhangi bir sebep gösterilmeden İdare tarafından ödenmemiş ve bu şekilde

Mahkeme kararı başvurucu aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanmamıştır.

54. İş mahkemelerinin görevi 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı

İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiştir.

Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekili arasında iş akdinden veya

İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının

iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altına alınmıştır.

55. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucu

niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerin

dışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konunun

uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde

sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B. No: 2013/4701, 23/1/2013, § 47).

56. İş akdine dayalı olarak açılan alacak ve tazminat

davasında derhal bir yargı kararı verilmesinde ve kararın gecikmeksizin icra

edilmesinde, çalışanın önemli bir kişisel yararı bulunmaktadır. Bu nedenle iş

uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi ve verilen kararların derhal yerine

getirilmesi hususunda yargı organlarının ve aleyhine karar verilen Devlet kurumlarının

özel bir itina göstermesi gerekir.

57. 1086 sayılı mülga Kanun’un 443. maddesi ile 2004 sayılı

Kanun’un 36. maddesine göre parasal bir alacağın tahsiline yönelik kararın

icrası için hükmün kesinleşmesi şartı aranmadığı gibi, başvuru konusu olayda

Belediye tarafından tehiri icra talebinde de bulunulmadığı anlaşılmaktadır.

58. Hukuka aykırı olarak işçinin iş akdine son veren

idarenin, işçilik alacakları veya tazminatlarının tahsiline ilişkin mahkeme

kararını makul sürede uygulamaması ya da icra etmemesi adil yargılanma hakkının

ihlali niteliğindedir. Somut olayda başvurucu lehine verilen Mahkeme kararı,

başvurucunun bu kararın icrası için gerekli tüm girişimlerde bulunmasına rağmen

Belediye tarafından gerekçe gösterilmeksizin 3/8/2010 icra takip tarihinden

itibaren dört yılı aşkın süre boyunca yerine getirilmemiştir. Anılan kararın

niteliği dikkate alındığında bu sürenin makul olmadığı açıktır.

59. Belediyenin, aleyhine verilen, infaz edilebilir yargı

kararının infazını sağlamak için gerekli tedbirleri almamakla başvurucunun

mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği ve dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesini

etkili sonuçları bakımından konusuz bıraktığı anlaşılmış olup, başvurucunun

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

b. Mülkiyet Hakkının

İhlali İddiası

60. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı

olamaz."

61. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar

başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına

uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların

veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları

uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez"

62. Anayasa'nın 35. maddesi ve Ek 1 No.lu Protokol'ün 1.

maddesi paralel düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer vermiştir.

63. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi

üç temel kuraldan oluşmaktadır. Birinci kural, genel olarak mülkiyetten barışçıl

yararlanma veya mülkiyete saygı ilkesidir. Bu husus, birinci fıkranın ilk

cümlesinde düzenlenmiştir. İkinci kural mülkiyetten yoksun bırakmayı düzenler

ve bunu belirli koşullara bağlı kılar. Bu da aynı fıkranın ikinci cümlesinde

düzenlenmiştir. Devletlerin kamu yararına uygun olarak ve bu amacın

gerektirdiği ölçüde yasaların uygulanması yoluyla mülkiyetin kullanımını

kontrol etme yetkisini tanıyan üçüncü kural ise, ikinci fıkrada yer almaktadır

(bkz. Sporrong ve Lönnroth/İsveç, B. No: 7151/75, 7152/75, 23/9/1982,

§ 61).

64. Anayasa'nın 35. maddesi de Sözleşme'ye

Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesindeki düzenlemeye paralel şekilde, birinci

fıkrasında mülkiyet hakkını tanımış, ikinci ve üçüncü fıkralarında ise mülkiyet

hakkının sınırlandırılması ve bu sınırlandırmanın ölçütü belirtilmiştir (B. No:

2013/711, 3/4/2014, § 59).

65. AİHM, yargı kararlarının icrasının gecikmesini, "mülkten barışçıl yararlanma" hakkına

müdahale olarak kabul etmektedir (bkz. Burdov /Rusya, B. No:59498/00, 7/5/2002, § 40).

66. Bu kapsamda öncelikle mülkiyet hakkının kapsamına dâhil

olabilecek malvarlığı değerlerinin belirlenmesi gerekir. Anayasa'nın 35.

maddesi ile 1 No.lu Ek Protokol'ün 1. maddesinin koruma alanı içinde yer alan

menfaatlerin kapsamına, mevcut bir mülk girebileceği gibi kesin bir şekilde

tanımlanmış alacak hakları da girebilir (AYM, E.2000/42, K.2001/361, K.T.

10/12/2001; AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T. 24/9/2008).

67. Bir mahkeme hükmünden doğan alacak, icra edilebilir

olduğunun kanıtlanması durumunda mal ve mülk olarak kabul edilebilir (bkz. Burdov/Rusya, B.

No:59498/00, 7/5/2002, § 40). İş

akdi haksız olarak feshedilen işçi tarafından açılan dava sonunda, işçilik

alacaklarının ve tazminatlarının ödenmesine yönelik mahkeme kararının icra

edilebilir olduğunda şüphe bulunmamaktadır.

68. AİHM, demokratik bir toplumda hukukun üstünlüğü ilkesine

atıfla, alacak hakkı bulunduğunu gösteren yargı kararlarının uygulanmaması

nedeniyle mülkiyet hakkının da ihlal edildiğini kabul etmektedir (bkz. Süzer ve Eksen Holding A.Ş./Türkiye, B.

No:6334/05, 23/10/2012, § 155).

69. Öte yandan, Sözleşme'nin 6. maddesi ile Protokol'ün 1.

maddesi, devlete, yargı kararlarının uygulanması bakımından etkili bir sistem

kurma yükümlülüğü getirmektedir (bkz. Fuklev/Ukrayna, B. No: 71186/01, 30/11/2005, § 84). Bir mahkeme kararını uygulamakla görevli kamu makamları, bu

kararın uygulanmasını engellemekte ya da kararın uygulanması için gerekli özeni

göstermemekteyse bu durum Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerinin ihlali anlamına

gelir (B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 66).

70. Başvuru konusu olayda Mahkemece, iş akdine haksız olarak

son verilen işçinin açtığı dava sonunda işçilik alacakları ve tazminatların

Belediyeden tahsiline karar verilmiş olup, hüküm altına alınan alacak ve tazminatlar,

başvurucunun alacak hakkı olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla mahkeme kararına

dayalı bu alacaklar "mülkiyet"

hakkı kapsamında değerlendirilmelidir.

71. "İyi yönetim" ilkesi, kamu yararı kapsamında bir

konu söz konusu olduğunda, kamu otoritelerinin, uygun zamanda, uygun yöntemle

ve herşeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini

gerektirir (bkz. Krstic/Sırbistan,

B. No: 45394/06, 10/12/2013, § 78).

72. 2004 sayılı Kanun’un 82. maddesinin 1. fıkrasına göre, “Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz

olmadığı gösterilen mallar haczedilemez.” Bu kuralın amacı,

idarelerin yerine getirmekle görevli oldukları kamu hizmetlerinin

yürütülebilmesi için gerekli olan kaynaklarının korunmasıdır. Toplumsal yaşamın

sürekli, düzenli ve sistemli bir şekilde sürdürülebilmesi için zorunlu olan

kamu hizmetlerinin kesintisiz bir biçimde yürütülmesi, idarelerin belli ayni ve

nakdi varlıklara sahip olmalarına bağlıdır. İdarelerin, kamu hizmetlerini

yerine getirmek için ihtiyaç duyduğu malların haczedilmesi halinde bu

hizmetlerin aksayacağı ya da hiç yerine getirilemeyeceği açıktır. İdarelerin

mal, hak ve alacaklarının haczedilememesi nedeniyle bireyler alacak ve

tazminatlarını daha geç tahsil edebileceklerse de bu gecikme için kanuni faiz

ödenmesiyle kamu yararı ile birey hakları arasında makul bir denge kurulmaya

çalışılmıştır. Bu nedenle kamu hizmetlerinin aksatılmadan yerine getirilmesini

güvence altına almak amacıyla birey haklarına getirilen bu sınırlamanın ölçüsüz

olduğu söylenemez (AYM, E.2010/83, K.2012/169, K.T. 1/11/2012).

73. Ancak idarelerin, mal, hak ve alacaklarının

haczedilememesi kuralının arkasına sığınarak mahkeme kararıyla hükmedilen

alacak ve tazminatları ödemekten imtina etmeleri, kamu yararı ile kişi hakları

arasındaki dengeyi kişilerin zararına olacak şekilde bozabilir. Bu durum,

mahkeme kararıyla hükmedilen alacak ve tazminatları ödenmeyen kişi yönünden

mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde kabul edilir.

74. Başvuru konusu olayda, başvurucunun, iş akdinin Belediye

tarafından feshedilmesi üzerine, 31/7/2009 tarihinde Pazarcık Asliye Hukuk

Mahkemesinde açtığı dava sonucunda verilen 4/5/2010 tarihli karar, Yargıtay 9.

Hukuk Dairesince onanarak 25/2/2013 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu anılan

karara dayalı olarak Belediye aleyhine 3/8/2010 tarihinde Adana 9. İcra

Müdürlüğünde icra takibi başlatmıştır.

75. Takibin kesinleşmesi sonucu başvurucunun talebi üzerine

borçlu Belediyenin, Ziraat Bankası Pazarcık Şubesindeki hesaplarına haciz

konulmuştur.

76. Borçlu Belediye, haczin usulsüz olduğu iddiasıyla Adana

2. İcra Hukuk Mahkemesinde haczedilmezlik şikâyeti

davası açmış ve Mahkemece 23/11/2010 tarihinde şikâyetin kabulüne, başvurucunun

talebi üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmiştir. Kararın temyizi

sonucu, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 22/2/2012 tarihli ilâmıyla hüküm

onanmıştır.

77. Başvurucunun, Mahkeme kararına dayalı olarak 3/8/2010

tarihinde borçlu Belediye aleyhine başlattığı ilâma dayalı icra takibinin halen

devam ettiği, borçlu Belediye tarafından hiçbir ödeme yapılmadığı

anlaşılmıştır.

78. Başvurucunun, Mahkeme kararına dayalı ve mülkiyet hakkı

kapsamında kabul edilen alacaklarının tahsili amacıyla İdare aleyhine yaptığı

icra takibinin uzun sürmesi ve alacağa ulaşmada bir belirsizlik bulunması,

Mahkemece verilen kararı, etkili sonuçları bakımından konusuz bırakmıştır.

79. Açıklanan gerekçelerle; Mahkemece hükmedilen işçilik

alacakları ve tazminatların Belediye tarafından ödenmemesi nedeniyle

başvurucunun, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

80. Başvurucu, Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesince verilen

kararda belirtilen tazminat miktarları ile Belediye tarafından yapılan iş

değişikliğinden kaynaklanan 70.000,00 TL maddi tazminatın ödenmesini talep

etmiştir.

81. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucunun tazminat talebi

konusunda değerlendirme yapılmamıştır.

82. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

83. Başvurucunun maruz kaldığı zarar, Derece Mahkemesinin

nihai kararı verdiği tarihte alması gereken alacak ve tazminatların

ödenmemesiyle ilişkilidir. Başvurucunun, Mahkeme kararının icrasına başladığı

3/8/2010 tarihinden itibaren Anayasa Mahkemesince karar verildiği tarihe kadar

4 yıl 4 aydır süren icra safhasının makul olmadığı ve başvurucunun mülkiyet ve

adil yargılanma haklarının ihlal edildiği belirlenmişse de başvurucunun

yalnızca maddi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.

84. Başvuru konusu olayda, Mahkeme kararıyla hükmedilen

alacak ve tazminatların ödenmemesi nedeniyle Anayasa'nın 35. ve 36.

maddelerinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla beraber, başvurucunun maddi

tazminat talebinin, Mahkeme kararıyla hüküm altına alınan işçilik alacakları ve

tazminatlarının ödenmemesi ile Belediye tarafından yapılan iş değişikliğinden

kaynaklandığı, faiz kaybı veya manevi tazminat talebinin olmadığı belirlenmiştir.

85. Başvurucunun talep ettiği maddi tazminatın Pazarcık

Asliye Hukuk Mahkemesince hüküm altına alındığı, dolayısıyla aynı konuda

yeniden maddi tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığı dikkate alınarak, maddi

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

86. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

87. Başvuruya konu yargılama sonunda verilen kararın icra

edilmediği ve bu hususun başvurucunun mülkiyet ve adil yargılanma haklarını

ihlal ettiği gözetilerek, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, Mahkeme kararlarının mümkün olan en

kısa sürede yerine getirilmesini teminen, kararın bir

örneğinin ilgili Belediyeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1. Mahkeme

kararının yerine getirilmemesi sonucu alacak ve tazminatların ödenmemesiyle

ilgili ihlal iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucunun tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin Pazarcık Belediye Başkanlığına (kapatılan

Büyüknacar Belediye Başkanlığı) gönderilmesine, 25/2/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Şenal HAYLAZ Vekili : Av. Yusuf ŞİMŞEK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3457, 25 Şubat 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun
  16. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. E. Kararın bir örneğinin Pazarcık Belediye Başkanlığına (kapatılan
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3457
Tarih
25 Şubat 2015

İlgili Kararlar

  • Alper Kurtuldu Başvurusu (B. No: 2013/8064)
  • Fulpet Akaryakıt Tic. ve San. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/1834)
  • Akel Gıda San. ve Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/28)
  • Sedat Pahsa Başvurusu (B. No: 2014/7202)
  • Ümit Yalçın Başvurusu (B. No: 2014/12984)
  • Murat Boynuz Başvurusu (B. No: 2014/7478)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.