İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şennur Acar Başvurusu (B. No: 2017/9370)

1. Başvuru, tutukluyu ziyarete gelen aile bireyinin ziyaret

Başvuru No2017/9370Tarih27 Şubat 2020Okuma14 dk · 2.871 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Şennur Acar Başvurusu

Karar tarihi
27 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2017/9370
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.871 kelime·14 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluyu ziyarete gelen aile bireyinin ziyaret

düzenini bozduğu gerekçesiyle bir yıl süreyle ziyaretten men edilmesi nedeniyle

aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/2/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1/12/2016 tarihinde Sincan 2 No.lu F Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) tutuklu olarak bulunan eşini ziyarete

gitmiştir.

10. Ceza İnfaz Kurumuna girişi sırasında yapılan arama ve

kontrollerde başvurucunun sol eline birtakım bilgiler yazmış olduğu tespit

edilmiştir. 1/12/2016 tarihli tutanakta başvurucunun elinin fotoğrafının

çekildiği, eli yıkattırıldıktan sonra eşiyle görüştürüldüğü belirtilmiştir.

11. Ceza İnfaz Kurumunun "Bilgi

Notu" başlıklı yazısında başvurucunun eline yazmış olduğu

yazıda "Vahapoğlu bş.yard. Mağdur

Komisyonu MHP başı, M. Erdoğan sormak istediği bir şey var mı? Komutan

dinlenmesi merak ettiğini ifade, yapabileceğimiz hakim ve savcılarla görüşüp

öncelikli yargılama, adil yargılama istiyoruz, hakimlerin kendi iradesi"

ifadelerinin yazılı olduğu bildirilmiştir. Başvurucu da yazıların bulunduğu sol

elinin bir fotoğrafını çektiğini ve bireysel başvuru formu ekine eklediğini

beyan etmiştir. Bireysel başvuru formu ekinde bulunan söz konusu fotoğrafta

aynı yazıların yer aldığı görülmüştür.

12. Ceza İnfaz Kurumunun 1/12/2016 tarihli kararıyla,

başvurucunun ziyaret için beklediği sırada görevli memurlardan kalem alarak

eline birtakım yazılar yazdığı, söz konusu yazıların örgütsel haberleşme notu

olduğu değerlendirilerek Ceza İnfaz Kurumunun güvenliğini tehlikeye düşüren

davranışı nedeniyle on iki ay süreyle başvurucunun ziyaretten men edilmesine

karar verilmiştir.

13. Başvurucu, söz konusu ziyaretten men kararının kaldırılması

için Ankara Batı İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) müracaat etmiştir.

Başvurucu dilekçesinde; eşi ile görüşme yaparken neler söyleyeceğini unutmamak

amacıyla eline notlar aldığını, infaz koruma memurunun durumu fark ederek elini

yıkamasını istediğini, elini yıkamasına rağmen yazıların tam olarak çıkmadığını

belirtmiştir. Başvurucu ayrıca, notların örgütsel haberleşme notu olmadığı için

eşiyle kapalı görüş gerçekleştirmesine izin verildiğini, buna rağmen görüş

sonlandırıldıktan sonra on iki ay süreyle ziyaretten men edilmesi kararı

verildiğini, yasaklama kararının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını beyan

etmiştir.

14. İnfaz Hâkimliğinin 14/12/2016 tarihli kararıyla başvurucunun

talebi reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, başvurucunun güvenlik tedbirlerine

aykırı davranışta bulunduğu anlaşıldığından verilen kararın usul ve yasaya

uygun olduğu belirtilmiştir.

15. Başvurucu bu karara karşı Ankara Batı 2. Ağır Ceza

Mahkemesine itirazda bulunmuştur. Mahkemenin 10/1/2017 tarihli kararıyla

başvurucunun itirazı reddedilmiştir.Nihai karar başvurucuya 2/2/2017 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 24/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un "Ziyaret

ve görüşlerde uyulacak esaslar" kenar başlıklı 86. maddesinin

ilgili kısımları şöyledir:

“(1) Kapalı ve açık ceza infaz kurumlarına

ziyaret veya görüşe gelen resmî heyet ve özel kişiler, kurum güvenliğini

tehlikeye sokacak davranışlarda bulunamaz, kurum güvenliği için alınan ve

uygulanan yasal ve idarî tedbirlerin değiştirilmesini isteyemezler.

...

(8) Ziyaret ve görüşlerde kurallara uymayan

heyet ve kişilerin ziyaret ve görüşmeleri sürdürmelerine derhâl son verilir.

Suç oluşturan davranışlar, ilgili idarî ve adlî makamlara bildirilir. Görüşme

hakkına sahip özel kişilerin kurum güvenliğinin korunması amacıyla alınan

tedbirlere aykırı davranışları ve istekleri nedeniyle görüşme hakları, kurumun

en üst amirince bir aydan bir yıla kadar kısıtlanabilir. Mevzuatın avukatlar

bakımından getirdiği hükümler saklıdır.”

18. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan

Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Tüzük'ün 129. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

“Ziyaret ve görüşlerde kurallara uymayan

heyet ve kişilerin ziyaret ve görüşmeleri sürdürmelerine derhâl son verilir.

Suç oluşturan davranışlar, ilgili idarî ve adlî makamlara bildirilir. Görüşme

hakkına sahip kişilerin kurum güvenliğinin korunması amacıyla alınan tedbirlere

aykırı davranışları ve istekleri nedeniyle görüşme hakları, kurumun en üst

amirince bir aydan bir yıla kadar kısıtlanabilir. Mevzuatın avukatlar

bakımından getirdiği hükümler saklıdır.”

19. 7/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri

Hakkında Yönetmelik'in (Ziyaret Yönetmeliği) 5. maddesinin birinci fıkrasının

(o) bendi şöyledir:

“Ziyaret ve görüşlerde, kurallara uymayan

heyet ve kişilerin ziyaret ve görüşmeleri sürdürmelerine derhal son verilir.

Suç oluşturan davranışlar, kurum idaresince tutanakla tespit edilerek, ilgili

adlî ve idarî makamlara bildirilir. Görüşme hakkına sahip özel kişilerin kurum

güvenliğinin korunması amacıyla alınan tedbirlere aykırı istek ve davranışları

nedeniyle görüşme hakları, ceza infaz kurumunun en üst amirince bir aydan bir

yıla kadar kısıtlanabilir…”

B. Uluslararası Hukuk

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar

başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"(1) Herkes özel ve aile hayatına,

konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu

makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir

toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz

konusu olabilir."

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre özel hayata

saygı hakkı, özel bir sosyal hayat sürdürmeyi yani kişinin sosyal kimliğini

geliştirme hakkı anlamında bir özel hayatı

güvence altına almaktadır. Bu yönü ile birlikte değerlendirildiğinde bahsi

geçen hak, ilişki kurmak ve geliştirmek üzere çevresinde bulunanlarla temas

kurma hakkını da içermektedir (Özpınar/Türkiye,

B. No: 20999/04, 19/10/2010, § 45; Oleksandr

Volkov/Ukrayna, B. No: 21722/11, 9/1/2013, §§ 165-167; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88,

16/12/1992, § 29).

22. AİHM'e göre hükümlü ve tutuklular Sözleşme kapsamında kalan

temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptirler (Hirst/Birleşik Krallık (No.2), B. No:

74025/01, 6/10/2005, § 69; Gülmez/Türkiye,

B. No:16330/02, 20/5/2008, § 46). Aile hayatına saygı hakkının temel

unsurlarından biri ceza infaz kurumu makamları tarafından hükümlü ve

tutukluların yakın ailesiyle iletişimini sürdürmesini sağlayacak tedbirlerin

alınmasıdır (Messina/İtalya (No. 2),

B. No: 25498/94, 28/9/2000, § 61; Kurkowski/Polonya,

B. No: 36228/06, 9/4/2013, § 95).

23. AİHM'e göre suçun mahiyeti haklı gösteriyorsa bir tutuklunun

özel bir hapishane rejimine veya sınırlayıcı ziyaret düzenlemelerine tabi

tutulması onun Sözleşme'nin 8. maddesi kapsamındaki hakkına müdahale teşkil

eder ancak kendiliğinden bu hakkın ihlali anlamına gelmez (Vlasov/Rusya, B. No: 78146/01, 12/6/2008,

§ 123).

24. AİHM, ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu

olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve düzenin

korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceğini kabul etmiştir.

Ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik sınırlamalar

makul ve ölçülü olmalı, Sözleşme'nin 8. maddesinin ikinci fıkrasındaki

koşullara uygun olmalıdır (Aile ziyaretlerinin kısıtlanmasıyla ilgili olarak

bkz. Khoroshenko/Rusya [BD], B.

No: 41418/04, 30/6/2015, § 123; Mozer/Moldova

Cumhuriyeti ve Rusya [BD], B. No: 11138/10, 23/2/2016, § 190; Öcalan/Türkiye (No. 2), B. No:

24069/03..., 18/3/2014, § 164).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 27/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

26. Başvurucu; eline yazdığı notların kesinlikle örgüt

haberleşmesi niteliğinde olmadığını, eşiyle görüşmesinin engellenmesinin kanuni

dayanağının bulunmadığını ve meşru amaç da taşımadığını, Ceza İnfaz Kurumunun

güvenliğini tehlikeye atacak bir davranışta bulunmadığını, bir yıllık görüş

yasağının özel ve aile hayatı bakımından çok ağır ve ölçüsüz olduğunu

belirtmiştir.Başvurucu, Ceza İnfaz Kurumundaki personel tarafından yanlı ve

gerçeğe aykırı olarak tutulan tutanağın esas alınmasıyla kendisine yaptırım

uygulandığını, kamera kayıtlarının incelenmesi ve olay yerinde bulunan

kişilerin tanıklığına başvurulması gerekirken yeterli araştırma yapılmadan

karar verildiğini, derece mahkemeleri kararlarının hiçbir gerekçe içermediğini ifade

etmiştir. Bu nedenlerle başvurucu özel ve aile hayatına saygı hakkının, adil

yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Bakanlık görüşünde; söz konusu ziyaretten men kararının

Kanun ve Tüzük hükümlerine uygun olduğu, Anayasa’da yer alan hak ve

özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı veya adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan

tarzda açık bir keyfîlik içermediği belirtilmiştir.

28. Başvurucu, Bakanlık görüşüne verdiği cevap dilekçesinde

Bakanlık görüşündeki değerlendirmelere katılmadığını beyan etmiş ve önceki

şikâyetlerini tekrar etmiştir.

B. Değerlendirme

29. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ve aile hayatına

saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının

gizliliğine dokunulamaz...."

30. Aile hayatına saygı hakkı Anayasa’nın 20. maddesinin birinci

fıkrasında güvence altına alınmıştır. Söz konusu düzenleme, Sözleşme’nin 8.

maddesi çerçevesinde korunan aile hayatına saygı hakkının Anayasa’daki

karşılığını oluşturmaktadır. Başvurucunun eşiyle görüşmesinin kısıtlanmasından

kaynaklanan tüm şikâyetlerinin ve yargısal sürece ilişkin usule dair

iddialarının ilgili maddi hakkın esasıyla ilgili inceleme kapsamında

değerlendirilmesi gerekmekte olupbaşvuru Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan

aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelenmelidir (İbrahim Aksoy, B. No: 2015/16346,28/6/2018, § 33).

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan aile

hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

32. Başvurucunun tutuklu olan eşiyle bir yıl süreyle

görüşmesinin kısıtlanması aile hayatına saygı hakkına müdahale oluşturmaktadır.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

33. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

34. Yukarıda tespit edilen müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 20. maddesini

ihlal edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir (Bülent

Polat [GK], B. No:

2013/7666, 10/12/2015, § 104; Tevfik Türkmen

[GK], B. No: 2013/9704, 3/3/2016,

§ 68; Bülent Kaya [GK], B. No:

2013/2941, 11/5/2016, § 80).

i. Kanunilik

35. Başvurucu eşiyle görüşmesinin kısıtlanması işlemine dayanak

teşkil eden mevzuat hükümleri (bkz. §§ 17-19) dikkate alındığında müdahalenin

kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun olduğu görülmektedir (İbrahim Aksoy, § 40).

ii. Meşru Amaç

36. Söz konusu müdahalenin kamu düzeni ve suç işlenmesinin

önlenmesi genel amacı çerçevesinde Ceza İnfaz Kurumunda güvenliğin ve

disiplinin sağlanması şeklinde meşru amaç taşıdığı anlaşılmaktadır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

37. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre demokratik toplum

düzeninin gerekleri kavramı, öncelikle ilgili hak yönünden getirilen

sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde olmasını,

başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak kendisini

göstermesini gerektirmektedir. Demokratik

toplum düzeninin gereklerinden olma, bir sınırlamanın demokratik bir

toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik

olmasını ifade etmektedir (AYM,E.2016/179,K.2017/176, 28/12/2017; Haluk Öktem [GK], B. No:2014/13433,

13/10/2016, § 49; Erhun Öksüz [GK],

B. No: 2014/12777, 13/10/2016, § 53; G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §

56; Ata Türkeri, B. No:

2013/6057, 16/12/2015 § 44; Salim Onur Şakar, B. No: 2015/2711,

21/9/2017,§ 35).

38. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplum düzeninin

gerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrı ölçüt olarak düzenlenmiş olmakla

birlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz bir ilişki vardır. Ölçülülük ilkesinin

amacı temel hak ve özgürlüklerin gereğinden fazla sınırlandırılmasının

önlenmesidir. Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca ölçülülük ilkesi, sınırlama

için kullanılan aracın sınırlama amacını gerçekleştirmeye uygun olmasını ifade

eden elverişlilik, sınırlayıcı önlemin sınırlama amacına ulaşmak bakımından

zorunlu olmasına işaret eden zorunluluk ve araçla amacın orantısız bir ölçü

içinde bulunmaması ile sınırlamanın ölçüsüz bir yükümlülük getirmemesi anlamına

gelen orantılılık unsurlarını içermektedir (Bülent

Polat, § 106; Tevfik Türkmen

[GK], § 70; Bülent Kaya [GK], § 82). Bu ilke, şüphesiz

tüm temel hak ve özgürlüklere yapılacak müdahaleler bakımından geçerlidir.

39. Belirtilen ölçütlere riayetle bir sınırlandırma yapılıp

yapılmadığının tespiti için müdahale teşkil eden önlemin temelini oluşturan

meşru amaç karşısında bireye düşen fedakârlığın ağırlığının gözönünde

bulundurulması, kamunun veya kimi zaman başka bir bireyin menfaati ile

müdahalenin süjesi olan bireyin menfaati arasında adil bir dengenin kurulup kurulmadığının

belirlenmesi gerekmektedir (Bülent Kaya

§ 83; Tevfik Türkmen, § 71; Bülent Polat, § 107).

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

40. Anayasa Mahkemesi, bir çok kararında disiplini bozacak

faaliyetleri önlemeye yönelik hukuki düzenlemeler olmadan bir ceza infaz

kurumunda düzen sağlanamayacağına dikkat çekmiş ve söz konusu ceza infaz

kurumunun idaresi ve güvenliği olduğunda müdahale ile hak arasında makul bir

denge kurma konusunda kamu gücünü kullanan makamların geniş bir takdir

yetkisine sahip olduğunu vurgulamıştır. Anayasa Mahkemesinin rolü başvuruya

konu müdahalenin, olguların kabul edilebilir bir değerlendirmesine dayanarak

yapıldığının ve keyfî olmadığının denetlenmesini kapsar (Özkan Kart, B. No: 2013/1821, 5/11/2014 §§

50-51, 53; Hasan Koç, B. No:

2014/6506, 5/4/2017, § 13; Mehmet Koray

Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 51).

41. Ceza infaz kurumlarında suç ve düzensizliğin önlenmesi ve

güvenliğin sağlanması bakımından ziyaretçilerin görüşmeleri sırasında sıkı

kuralların uygulanması demokratik bir toplumda makul karşılanmalıdır. Aynı

şekilde tutuklu veya hükümlünün ailesi kanalıyla suç ve terör örgütleriyle

iletişimini sürdürmesi tehlikesini önleyecek tedbirlerin alınması da ihtiyaç

olarak görülmelidir. Somut olayda başvurucunun tutuklu olan eşini ziyaretten

bir yıl süreyle men edilmesine karar verilmiştir. Ziyaretten men kararında

başvurucunun eline birtakım yazılar yazdığı, söz konusu yazıların örgütsel

haberleşme notu olduğunun değerlendirildiği, başvurucunun bu davranışının Ceza

İnfaz Kurumunun güvenliğini tehlikeye düşüren davranış olarak nitelendirildiği

gerekçesine yer verilmiştir. Bu bakımdan olayda başvurucunun tutuklu eşine

aktarmak üzere eline yazı yazması şeklindeki davranışının ceza infaz kurumuna

giriş ve çıkışta uyulması gereken kurallara aykırı görülerek ziyaretten men

yaptırımı uygulanmasının makul olduğu, yeterli bir temele ve gerekçeye sahip

olduğu anlaşılmaktadır.Bu durumda uygulanan söz konusu kısıtlamanın demokratik

toplum gereklerine uygun olduğu anlaşılmaktadır.

42. Bununla birlikte müdahalenin ölçülü olup olmadığı da ortaya

konulmalıdır.İlgili mevzuatta ziyaret ve görüşlerde kurallara uymayan kişilerin

bir aydan bir yıla kadar ziyaretten men edilmesi konusunda ceza infaz kurumunun

en üst amirine takdir yetkisi tanınmıştır. Başvurucu eline yazı yazdığı

nedeniyle en üst sınır olan bir yıl süreyle eşini ziyaretten yasaklanmıştır.

Ancak olayda başvurucunun elindeki yazılar ziyaret yapmasından önce Ceza İnfaz

Kurumu görevlileri tarafından farkedilmiştir ve elini yıkaması sağlandıktan

sonra eşiyle kapalı görüş yaptırılmıştır. Buna göre Ceza İnfaz Kurumu idaresi

tarafından başvurucunun davranışının yarattığı riskin bir yıl süreyle

ziyaretten yasaklanmasını gerektirecek boyutta görülmemiş olduğu

anlaşılmaktadır. Ziyaretten yasaklama kararında başvurucunun daha önce ziyaret

kurallarına aykırı başka davranışları olduğundan söz edilmediği gibi

yasaklamanın en üst hadden verilmesinin gerekçesi de açıklanmamıştır. Diğer bir

ifade ile tutuklu ve yakınları için büyük önem taşıyan görüşme hakkının üst

sınır olan bir yıl süreyle sınırlandırılmasının niçin gerekli olduğu konusunda

ilgili ve yeterli bir gerekçe ortaya konulmamıştır. Bu durumda başvurucunun söz

konusu eylemine nazaran tutuklu eşiyle bir yıl süreyle görüşmekten yoksun

bırakılmasının manevi sonuçları, eylemin niteliği ve ağırlığı bakımından

orantılı olduğundan söz edilemez. Bunun yanı sıra derece mahkemelerinin

kararlarında da başvurucunun en üst had olan bir yıl süreyle ziyaretten men

edilmesinin orantılılık yönünden değerlendirilmediği görülmektedir.Derece

mahkemelerinin kararlarında sadece başvurucuya yaptırım uygulanmasına neden

olan olaylardan bahsedilmiş, ancak ziyaretten yasaklamanın niçin üst sınır olan

bir yıl süreyle olmasının gerektiği veya bu sürenin orantılı olup olmadığı

hususunda açıklama ve gerekçeye yer verilmediği, bu bakımdan sınırlama ile

ulaşılabilecek kamu yararı ile temel hak ve özgürlüğü sınırlanan başvurucunun

kaybı arasında adil bir denge gözetilmediği anlaşılmıştır.

43. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence

altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

45. Başvurucu ihlalin tespit edilerek yeniden yargılama

yapılmasına ve 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep

etmiştir.

46. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda

genel ilkeler belirlenmiştir.

47. Mehmet Doğan

kararında özetle; uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin

ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet

Doğan, §§ 57-58).

48. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ziyaret hakkının bir yıl

süreyle kısıtlanmasının orantısız olması nedeniyle aile hayatına saygı hakkının

ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Bu durumda ihlal, idari bir işlemden

kaynaklanmaktadır. Ancak işleme karşı açılan davada derece mahkemelerince

ihlalin tespiti ve giderimi sağlanamadığından ihlalin aynı zamanda mahkeme

kararından da kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Anayasa

Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla bir yıllık ziyaret kısıtlamasının

uygulanarak sona ermiş olduğu gözetildiğinde ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı

anlaşılmaktadır. Ancak eski hâle getirme

ilkesi çerçevesinde aile hayatına saygı hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile

hayatına saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.257,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Batı İnfaz

Hâkimliğine (14/12/2016 tarihli ve E.2016/5841, K.2016/5875 sayılı karar)

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

27/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Şermin BİRTANE Başvurucu : Şennur ACAR Vekili : Av. Ayten İZMİRLİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/9370, 27 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 20999/04, 19/10/2010, § 45; Oleksandr
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. A. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  14. B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile
  15. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/9370
Tarih
27 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Melih Dalbudak Başvurusu (B. No: 2016/16050)
  • Dilaver Can Başvurusu (B. No: 2016/9489)
  • Raşit Hünal Başvurusu (B. No: 2017/26943)
  • Hüseyin Yıldırım Başvurusu (B. No: 2017/18386)
  • İrfan Sönmez Başvurusu (B. No: 2016/79570)
  • İbrahim Çay Başvurusu (B. No: 2016/16236)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.